HALK TV Programımız : 31 Temmuz 2021

Dostlar,

31 Temmuz 2021 Cumartesi günü akşam saat 20:00’de HALK TV’de olacağız.. / OLDUK.. 

Bizim konuştuğumuz ilk 35 dakikada rating rekoru bir ke daha kırıldı..

Youtube erişkesi (linki) aşağıda.. Önce yangın hakkında bir Mülkiyeli olarak değerlendirme :

Yangın hakkındaki değerlendirmemiz sonrası aşağıda, izlemek için tıklayın (15-16 dk.)

Türkiye Nereye?” başlıklı  programın çok başarılı yürütücüsü Sn.  Fatih Ertürk‘ün konuğu olacağız haftalardır sürdürdüğümüz gibi. İlk 30 dakikada biz Kovit-19 Salgınının güncel durumunu irdeleyeceğiz.

31 Temmuz 2021 akşamı Sağlık Bakanlığınca açıklanan “resmi” tablo aşağıda..
Havuzdaki aktif hasta sayısı 221.353’e tırmandı. Bu rakam son sınırsız açılım – saçılımın başlatıldığı 1 Temmuz 2021 günü 80.662 idi, yaklaşık olarak 3’e katlandı salt 1 ayda! 5.430.940 olan toplam olgu sayısı 5.727.045’e yükseldi 296.105 artış ile.

Soralım iktidara : Her gün “aşı olun + tedbirli olun” diyerek 4. dalganın tırmanışını salt seyir mi edeceksiniz??

3. dalgadan çıktığımızı varsayarak tam gevşemeye geçtiğimiz 1 Temmuz 2021 günü turkuvaz tablo “resmen” aşağıdaki gibiydi :


Paylaşılan veriler değiştirilip sınırlandırıldığı için bire bir karşılaştırma olanağı yok. Ancak 5288 olan günlük yeni olgu – vaka sayısının 22.332’ye, nerdeyse 4 katına, 42 olan günlük ölüm sayısının ise 79’a tırmanarak 2 katına eriştiğini hemen görebiliyoruz, hem de hafta sonunda!

4 hafta içinde son derece hızlı bir tırmanma. Üstelik Kurban Bayramı sonu işe dönüş günü olan 26 Temmuz 2021 sonrasının yansımasını görmek için henüz erken.

Gerçekte 1 Temmuz 2021 verileriyle de tüm kısıtları kaldırarak tam gevşemeye geçmeye Epidemiyolojik olarak olanak yok-tu. Ancak AKP = RTE iktidarı bu bilimsel gerçekliği göz ardı ederek bir kez daha “bilerek risk aldı” ve turizm gelirleri, artan toplumsal basınç ve sınırlı sosyal devlet ödemelerini durdurmak için gerekçe yaptı.

Hızlandırılacak aşı kampanyasına bel bağladı diyelim AKP = RTE iktidarı.

Ancak plan gerçekte delik deşikti :
– Tam esnemeye hazır değildi günlük olgu ve ölüm sayıları vd.
– Aşılama ile hızla yeter toplumsal bağışıklık sağlama bir varsayım idi, olmadı.
– Sınır kapılarında çok gevşek tutulan önlemler pahalıya patladı.
– Delta varyantı, milyonlarca turist yollayan başta Rusya olmak üzere hızla yayılarak beklentileri alt üst etti..

Bunlar öngörülebilir miydi, EVET!
Öngörül(e)medi ya da risk mi alındı, EVET!
1 aydır dünya ortalamasının çok üstünde 10 kat hızla yükselen salgını iktidar seyir mi ediyor; ona da ne yazık ki  EVET!

Bu 1 ay boyunca fazladan, salgın alaturka – bilim dışı – ticari/ekonomik beklentiler ve “Allah kerim” ilkelliği yerine Epidemiyolojik ilkelere bağlı – bilimsel yönetilse idi fazladan kaç masum insanın hastalanması önlenebilir ya da ölümü engellenebilirdi? Veri tabanı elimizde olsa hesaplayabilirdik ancak yasak!

  • Geçtiğimiz hafta Dünya genelinde Kovit-19 olgu sayısı önceki haftaya göre %11 arttı, Türkiye’de ise %114!
  • Geçtiğimiz hafta Dünya genelinde Kovit-19 ölüm sayısı önceki haftaya göre %12 arttı, Türkiye’de ise %16!

Bu 2 çarpıcı veri, ülkemizde işlerin iyice sarpa sardığının kanıtı. “Ne yapalım, dünyada da salgın var..” savunmasını çürüten bir tablo. Evet, Dünyada da salgın var ama Türkiye’de salgının beteri yaşanıyor!

5,7 milyonu aşan toplam olgu – vaka sayısı ile Dünyada 7. sıradayız, oysa nüfus bakımından 17. sıradayız.

Dün dünyada toplam 643,191 yeni tanı kondu, Türkiye’de 22,332. Dünya nüfusunun kabaca %1,1’ine sahibiz ama günlük olgu -vaka sayısının %3,5’i bizde.

Aşılama da umulduğu gibi gitmiyor ve gerekli yüksek düzeyli (%80+) toplumsal bağışıklığa erişilemiyor. Uzayan – sarkan – yavaşlayan – aşı çekincesi ve reddi duvarına toslayan kampanya, salgını frenlemeye elvermiyor.

Bir yandan aşılama, bir yandan havuzdan doğal ya da yapay bağışıklığı zamanla sönümlenen / zayıflayanların hızla ayrılması, gerçek immünolojik toplumsal bağışıklık düzeyini yakalamayı seraplaştırıyor. Başkaca etmenlerin de payı ile denebilir ki;

  • Türkiye’de gerçek biyolojik bağışıklık (kağıt üstündeki aşılama oranı değil!), tüm çabalara karşın 1/3’ün üstünde değil. Ya da toplumun 2/3’ü hala Kovit-19’a karşı savunmasız!Bu gerçeklik akıldan çıkarılmamalı ve bir yandan aşılama oranı büyürken bir yandan salgının tırmanmasını açıklayacak başlıca risk.. Türkiye aşılamada ilk 10’da değil!Başta Avrupa, AB ve Avrupa ülkeleri, Avustralya, Japonya, S. Arabistan… yeni ve ek kısıtlara başvuruyor olabildiğince aşılamaya karşın..

Ne diyecek bu başarısız ve acı tabloya AKP = RTE!?

Öte yandan 7.88 milyar dünya nüfusunun %28,2’si en az 1 doz aşı aldı. Tam aşılılar %14,5. Toplam 4,1 milyar doz aşı yapıldı ve her gün 37,6 milyon insan aşılanıyor. Ne var ki, düşük gelirli – yoksul dünyada hiç yoktan tek doz Kovit-19 aşısı olabilenler hala %1,1!

Dolayısıyla bu aşıya erişim adaletsizliği hızla giderilmedikçe salgın uzayacak, yeni ve daha “hünerli” (!), gerçekte aşıya dirençli – daha kolay bulaşan – daha ağır hasta eden – daha çok öldüren varyantlar oluşacak. Son günlerin yeni belası bu kez Kolombiya Varyantı!

4. dalga tırmanmakta!

Veriler 2. dalganın ortalarındaki düzeyde..

Pek çok ülke değişik kısıtlara başvurmakta. Bloomberg’te kapsamlı bir derleme yayınlandı, bakılmasında çok yarar var.. (https://www.bloomberg.com/news/articles/2021-07-26/passports-for-pubs-mandatory-shots-europe-ramps-up-covid-fight?cmpid=socialflow-twitter-usiness&utm_medium=social&utm_content=business&utm_campaign=socialflow-organic&utm_source=twitter, 31.7.21)

Türkiye hiçbir şey yapmadan salgını seyredebilir mi??

Bir yandan “olağandışı” orman yangınları, bir yandan denetim altına alınamayan salgın…

Türkiye çok ağır, artık sürdürülemeyecek olan çok yönlü YÖNETİM BUNALIMI yaşıyor. Temel neden, dünyada örneği olmayan ucube “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” ya da açıkçası post-modern sultanlık! Atatürk Türkiye’si için onur kırıcı, çoook utandırıcı.

AKP = RTE iktidarı, doğrudan doğruya pek çok sorunun birincil kaynağı.

Bir an önce, bu iktidarın erken seçimle değiştirilmesi gerekiyor.

Türkiye için birincil öncelik budur.

Bilgi ve ilginize derin kaygı ve acı sunarız.

Sevgi ve saygı ile. 31 Temmuz 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net          profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

 

TELE1 Programımız – 4 Temmuz 2021

Dostlar,

4 Temmuz 2021 Pazar, sabah 11:00’de TELE1’de Sayın Namık Koçak’ın konuğu olacağız.. / OLDUK..

Konumuz aşağıdaki gibi :
İzlemek için tıklayınız: https://youtu.be/DHqGsUBRdis

3. aşı ALATURKALIĞI ve salgının eriştiği güncel durumu, VARYANTLAR..

3 Temmuz 2021 günü akşam HALK TV’de de benzer konuyu kapsamlı değerlendirdik Sn. Fatih Ertürk ile.. (36 dk.) O programında izlenmesini, web sitemizdeki dosyanın okunmasını dileriz :

HALK TV Programımız – 3 Temmuz 2021 – Prof. Dr. Ahmet SALTIK

Ulusumuzdan gelen çok sayıda soruyu yanıta kavuşturacağız..

https://ourworldindata.org/coronavirus/country/turkey, 03.07.2021

Aşağıdaki çizime göre Türkiye’nin, milyon nüfus başına doğrulanmış birikimli (yığışımlı, kümülatif) olgu-vaka-hasta sayısı bakımından Dünya 3. sü olduğunu dikkate sunuyoruz.

https://ourworldindata.org/coronavirus#coronavirus-country-profiles, 04.07.2021

TÜRKİYE AŞI TABLOSU,
04 Temmuz 2021, Pazar 00:03 (T.C. Sağlık Bakanlığı (saglik.gov.tr)
Yapılan toplam aşı sayısı 52.353.282
1. doz uygulanan kişi sayısı 35.789.528
2. doz uygulanan kişi sayısı 15.583.999 / 90 milyon; %17,3!

Dünyada 8. sıradayız.. (https://ourworldindata.org/covid-vaccinations, 04.07.2021)

2. doz aşılananların tümü Kovit-19’a karşı bağışıklandı “VAR SAYILIR İSE” bu oran görüldüğü gibi %17.3 olup, kabaca her 6 kişiden 1’idir. Ki bu varsayım gerçekçi değildir, çünkü doğrudan

  • Sağlık Bakanlığı 3. doz aşıya ısrarla çağrı yaparak, apaçık biçimde 2 doz CoronaVac’ın yeter bağışıklık sağla(ya)madığını kabul ve itiraf etmektedir.
  • Hastalığı geçirerek erişilen doğal bağışıklık oranı bilinmemektedir.
  • Varyantlar tüm dünyada kol gezmektedir, ülkemizdeki durum belirsizdir /karanlıktır).
  • Türkiye ve dünya salgını henüz yenebilmiş değildir.
  • Günlük Turkuvaz tablo verileri güvenilir / gerçekçi değildir
  • 4. dalga riski vardır ve sonbahardan da önce yaşanabilir.
  • Korunma önlemleri kapsamlı olarak özenle sürdürülmelidir.

Ayrıca halen dünyanın hiçbir ülkesinde Kovit-19 aşıları ücretli yapılmamaktadır.
AKP’li CB Erdoğan‘ın aksi yönde ülke örneği ve fiyat vererek 2 kez yaptığı açıklama doğru değildir. Tümü ile popülisttir ve halk aldatılmıştır. Açık özür ve açıklama borcu oluşmuştur.

Halkı paralı aşıya hazırlama amaçlı ise, der – hal gündemden atılmalıdır.
Salgında paralı aşılama akıl, bilim, etik hukuk….. insanlık dışıdır, asla kabul edilemez!

Bilgi ve ilginize sunarız.
Youtube erişkesi (linki) : https://youtu.be/DHqGsUBRdis

Sevgi ve saygı ile. 04 Temmuz 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik

 

Hollanda’lı gazeteci Toon Beemsterboer ile telefonla yaptığımız görüşme

Dostlar,

Hollanda’lı gazeteci Toon Beemsterboer ile telefonla yaptığımız görüşmenin (17.05.2021) ses kaydını paylaşmak istiyoruz. Söyleşi yaklaşık yarım saat ve İngilizce. Gazetecinin salgın ve Türkiye bağlamında sorularını yanıtlamaya çalıştık.

Sayın Beemsterboer’un dileğini bize ileten The National muhabiri Sn. Murat Yıldız’a teşekkür ederiz. Sn. Yıldız ile de geçtiğimiz günlerde çalıştığı The National adına bir söyleşi yapmış ve sitemizde yayınlamıştık (Experts say lack of testing masks number of Covid-19 cases in Turkey – Prof. Dr. Ahmet SALTIK)

Sayın Beemsterboer görüşmemizi çalıştığı gazetede (Dutch newspaper NRC Handelsblad) haberleştirdiğinde bize ulaşacak word ve pdf dosyalarını da buraya ekleyeceğiz..
***

Turkish waiter vaccinated sooner than teacher

By our correspondent Toon Beemsterboer / Istanbul

A promotional video with which the Turkish government wants to attract foreign tourists, has led to angry reactions among the public last week. In the video, Turkey is portrayed as a safe destination for a carefree holiday. We see unmasked tourists and Turkish waiters and hotel clerks wearing yellow masks with the slogan ‘Enjoy, I’m vaccinated’.

Many Turks were offended. Some compared the masks with ear tags for vaccinated dogs and thought the video suggested that Turks are inferior to foreigners. Radio host Zeki Kayahan Coşkun responded with a sarcastic tweet: ,,Dear tourists, I have been vaccinated against internal and external parasites. You can adopt me. I don’t bite.”

The video from the Ministry of Culture and Tourism, which is part of the Safe Tourism Türkiye initiative, speaks of ,,disinfected resorts and vaccinated personnel”. The ministry promises that the millions of workers in the tourism sector will be prioritized in the corona vaccination campaign.

This approach has met with fierce criticism in Turkey, where only 13 percent of the population has received two doses of the vaccine. The vaccination campaign started expeditiously, but was delayed. According to the Minister of Health, because the second batch of the Chinese Sinovac vaccine was not delivered on time. In addition to Sinovac, Turkey alone has purchased a few million Pfizer vaccines.

Because of the lack of vaccines Turkey is facing some ethical dilemmas, says Ahmet Saltik, a professor of public health at Ankara University (AS: emeritus). ,,Because how important are tourism workers compared to teachers, for example? A lot of people are very angry about what they see as the ruling party’s unfair vaccination policy.”

Saltik also wonders whether Turkey has enough vaccines for the four million people who work in the tourism industry. ,,We don’t have the required eight million doses at the moment. The health minister said Turkey will be short of vaccines for several months (AS: two months). But President Erdogan denies this reality.”

The promotion of tourism is part of the governments efforts to kick start economic recovery. Tourism makes up 12 percent of Turkey’s economy and is a major source of foreign revenue, which the government badly needs given the structural current account deficit, which now stands at 37 billion dollars.

The government is in a hurry, because the economy is already in crisis and the resorts and hotels on the Aegean and Mediterranean coast cannot afford another disaster year. In 2020, the number of tourists decreased by 15.9 million, and the tourism sector suffered a loss of 8.3 billion euros. Total sales fell by 65 percent and 320,000 people lost their jobs.

But according to Saltik, Turkey is ,,extremely late” with preparations for the tourism season this year. ,,Greece, Spain, Italy have surpassed us and offered very low prices. The Turkish government has also failed to get the epidemic under control, like Italy, Spain and Greece.”

To save the tourism season, the government imposed a partial lockdown on April 29, which lasted until the end of Ramadan. Before the lockdown, Turkey had one of the largest outbreaks in the world. Since the country was partially shut, this has dropped rapidly, to about ten thousand new infections per day.

But experts question the official figures. ,,Since the start of the pandemic, we do not trust the government’s figures”,  said Ali Ihsan Ökten, vice president of the Turkish Medische (AS: Medical) Association (TTB). ,,Because they don’t match the data we get from the field.” This Wednesday, the TTB is publishing a report stating that the actual death toll is not 44,000 but 120,000.

,,If we compare the daily numbers of deaths and infections today with those of seventeen days ago, it looks like the lockdown has had a tremendous effect”, says Saltik. ,,I mean that ironically. Because the sharp decline cannot possibly be the result of the epidemiological measures of the ruling party.”

According to Saltik and Ökten, the lockdown only applied for roughly half of the population. The government had excluded many sectors in order to keep production, logistics, construction and tourism going. That is why the lockdown had only limited effect. The declining figures are partly due to the fact that the number of corona tests has been drastically reduced.

Ökten thinks the lockdown actually contributed to the spread of the virus from the city to the countryside. ,,Before the measures came into effect, many seasonal workers went back to family. And city dwellers moved to their summer homes on the coast. They took the corona virus with them, including the new variants, and returned after the lockdown.”

The fact that tourists were excluded from the measures caused a lot of bad blood. Foreigners strolled through the deserted streets of Istanbul, lay on empty beaches on the Turkish Riviera, and could enjoy cheap cocktails in the hotels in resorts (the lira is low), while many Turks were obliged to sit inside during Eid al-Fitr (AS: Raaman Bayramı) and risked getting a to be fined if they went swimming in the sea.

As of May 15, travelers from more than ten countries no longer need a negative PCR-test to enter Turkey. Ökten finds this irresponsible. When asked what he would recommend to Dutch people who are considering going on holiday to Turkey, he says: ,,I’m not going to tell anyone not to come here. People are intelligent enough to understand the situation.” 

Correspondent Turkey/Greece/Middle East

NRC Handelsblad is a leading quality newspaper in the Netherlands. It has a daily circulation of approximately 300.000 copies and is widely read among policy makers, business people and intellectuals. (19th may, 2021)
****
Haberi pdf olarak görüntülemek için lütfen tıklayınız : Hollanda gazetesine demeç 17.5.21

Sevgi ve saygı ile. 19 Mayıs 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik

===================================
Dear Mr. Saltik,

I am Toon Beemsterboer, the Turkey correspondent of the Dutch newspaper NRC Handelsblad. I am working on a story about the recent lockdown, it’s impact on the course of the epidemic in Turkey, the gradual opening up of the country, and the importance of tourism in this context. The recent decline in the number of corona infections is questioned by some, and I would like to get your views on this issue, since you are an expert on public health. Would you have time today, or in the coming days, to answer some questions by phone?

With kind regards,
Toon Beemsterboer

Correspondent Turkey/Greece/Middle East
TR: +90 ……………..                       NL: +316 …………….

Ankara Tabip Odası’ndan Filyasyon Uygulamaları Üzerine Açıklama

Ankara Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği’ne bağlı 65 Tabip Odası’ndan en çok üyeye sahip olan 2. büyük odadır.. Üye sayısı 15 bini aşkındır..

Türkiye’de filyasyon çalışmaları TTB’nin ısrarlı uyarılarından sonra resmî ilk vakanın ilan edildiği günden yaklaşık iki ay sonra başlatıldı. Maalesef pandemi süreci salgının başından beri bilimsel bilgiden ve akıldan uzak şekilde yönetilmektedir. Salgın değil, algıların- rakamların yönetilmeye çalışıldığını biliyoruz ve görüyoruz. Bir yıldan uzun süredir devam eden filyasyon çalışmaları da salgın yönetimindeki anlayıştan farklılık göstermiyor. Filyasyon çalışmaları Epidemiyoloji bilimine uygun yürütülmemektedir:

– Salgının başlangıcından bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen filyasyon ekiplerine herhangi bir eğitim verilmemektedir.

– Doğru ve etkili bir filyasyon için; filyasyon ekiplerinin her vakadan detaylı öykü almaları, kaynak vaka ve temaslıları saptaması gerekmektedir. Ancak filyasyon çalışmaları artan vaka sayıları nedeniyle hastalara yeterli zaman ayrılamaması ve yeterli eğitim verilmemesi nedeniyle ilaç bırakma uygulamasına dönüşmüştür.

– Diğer taraftan geçimini günübirlik çalışma ile sağlayan, maddi olarak hiçbir şekilde desteklenmeyen insanların temaslı olarak eklenmesi ve evde karantinada kalmaları istenmektedir. Geçimlerini günlük çalışma ile sağlayan insanlara herhangi bir sosyal ve ekonomik destek verilmeden nasıl 10 gün evde kapalı kalması istenebilir?

– Artan vaka sayıları ile filyasyon ekibi başına düşen hasta-temaslı sayılarının çok fazla olması , yetersiz filyasyon eğitimi gibi sebeplerle temaslılar ve kaynak vaka tespit edilememekte, edilenler ise ev içinde veya dışında karantina koşullarına uymamaktadır.

– Kapalı ortamda kalabalık şekilde çalışmak – yaşamak zorunda olan kişilere rutin olarak PCR taraması yaparak salgını denetim altına almak bir yana dursun; şikayetleri olan kişilere bile test imkanı sunulmamaktadır.

Salgının başından beri filyasyon uygulamaları dahilinde evlere hidroksiklorokin ve favipiravir ilaçları bırakılmaktadır.

  • Hidroksiklorokin ilacının hiçbir bilimsel çalışmada COVID-19 hastaları için yararı gösterilmemiştir.

KLİMİK derneği                       :

  • ‘Ayaktan veya yatan, hafif/orta/ağır seyirli COVID-19 olgularının tedavisinde hidroksiklorokin etkili olmadığını göstermiştir. Hidroksiklorokin aksini bildiren yeni randomize kontrollü çalışma sonuçları olmadıkça COVID-19’un asemptomatik, hafif, orta, ağır formlarının tedavisinde veya profilaksisinde kullanılmamalıdır.’ şeklinde görüş bildirmiştir. Uzmanlık derneklerinin görüşü ve tüm bilimsel kanıtlar aksini göstermesine karşın tıbbın en temel ilkesi olan ‘Önce zarar verme (primum non nocere)’ ilkesi çiğnenmektedir (1). Ciddi yan etkileri bildirilen bu ilaç halen filyasyon ekiplerince hastalara dağıtılmaktadır.

Salgının başından beri yine filyasyon uygulamaları dahilinde dağıtılan favipiravir ilacı da ülkemiz dışında hiçbir ülkede ayakta hasta tedavisinde kullanılmamaktadır. Yapılmakta olan ancak henüz yayınlanmamış bilimsel çalışmaların kaydedildiği ‘International Clinical Trials Registry Platform (ICTRP)’ üzerinde ve hiçbir bilimsel yayın veritabanında favipiravir ilacının ayakta hastalarda kullanımının ağır hastalığa gidişi önlediğini gösteren bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Sınırlı hasta gruplarında sınırlı yararı gösterilmiş bir ilaç nasıl hane hane dağıtılabilir? Favipiravir için ciddi yan etki bildirilmemesine rağmen her ilaç farklı bir endikasyon için, farklı bir dozda kullanılmadan önce faz -3 ilaç çalışması ile ruhsatlandırılmalıdır. Favipiravir hangi bilimsel çalışma ile ruhsatlandırılarak yaygın kullanıma sunulmuştur? Dünyada benzer bir uygulama görülmemesine karşın hangi bilimsel verilere göre hareket edilmektedir?

Tüm dünyada sağlık ve sosyal politikalarda görülen ihmal zinciri; hidroksiklorokinin yaygın kullanımı ile The British Medical Journal editörü Kamran Abbasi’nin işaret ettiği gibi ülkemizde kitlesel malpraktis uygulamalarını katlanarak arttırmaktadır (2). Favipiravir için ülkemizdeki ilaç firmalarının biyoeşdeğerlik çalışmaları ile kullanıma sunduğu muadil (AS: denk) ilaçların kullanıldığını biliyoruz. Şimdi mevcut veriler dahilinde sormak istiyoruz? :

    • Favipiravir ilacı, ayakta hastalarda yararına dair yeterli bilimsel kanıt elde edilmemişken neden ayakta hastalara rutin olarak dağıtılmaktadır?
    • Bundan kimler rant elde etmektedir?
    • Yararına ilişkin bir bilimsel çalışma var ise sonuçları neden yayınlanmamaktadır?

Bilimsel aklın egemen olduğu ve tıbbi etiğin gözetildiği
bir salgın yönetimine ve sosyal politikalara gereksinim var.

(1)https://www.klimik.org.tr/koronavirus/covid-19-tedavisinde-kullanilmakta-olan-antiviral-ilaclar/
(2)Abbasi K. Covid-19: Social murder, they wrote—elected, unaccountable, and unrepentant BMJ 2021: 372: n314 doi: 10.1136/bmj.n314

Ankara Tabip Odası

Covid-19: Bilgi, korunma ve pandemi mücadelesi


Prof. Dr. Recep Bingöl

Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı
Em. Öğretim Üyesi

 

Giriş                      :

Bilgi olmadan hiçbir sorun çözülemez. Başka bir deyimle yanlışı yanlışla asla çözemezsiniz.
Ayrıca bir konuda yeterli bilginiz varsa o konuyu yorumlayabilirsiniz ve başkalarına da anlayabileceği biçimde aktarabilirsiniz.

Covid-19 Nedir                  ?

RNA içeren kılıflı bir virüstür. Kısaca anlatırsak yapısında içte tek sıralı bir RNA molekülü, bunu çevreleyen dışta çift katkı fosfo-lipid yapısında bir kılıf (zarf) ve kılıf üzerinde yerleşmiş
viral RNA tarafından kodlanan çok sayıda protein çıkıntıları bulunmaktadır. Elektron mikroskop
görünümü taç (Corona: taç) biçimindedir. Büyüklüğü 70-90 nm (nanometre) kadardır. Nanometre, milimetrenin milyonda biri kadar bir büyüklüktür. Bu asla unutulmamalıdır.

Bulaşma  : Covid-19 solunum yoluyla doğrudan veya havada, özellikle kapalı mekanlarda bulunan damlacık partiküllerinin (AS: parçacıklarının) solunmasıyla dolaylı bulaşır. Kaynak, hastalık belirtisi gösteren (semptomatik) veya göstermeyen (asemptomatik) insandır. Damlacık parçacıkları kaynak organizmadan solunumla çıkan ve akciğerlerin salgısı ile kaplanmış, içlerinde bir veya birkaç virüs parçacığı içeren baloncuklardır. Bu baloncukların boyutlarının da nanometre, olasılıkla 100 – 120 nm düzeyinde oldukları unutulmamalı.

Korunma     : Etkinlikleri farklı da olsa birbirini tamamlayan korunma önlemlerini birkaç başlıkta tanımlamak olanaklıdır.

a) Genel ilkeler : Günümüzde Covid-19 için kaynak, virüsü taşıyan insan organizmasıdır.
Bulaşma da en etkin yol solunumdur, yani hava ile bulaşır. Virüs solunumla alınınca doğrudan kanı temizlemekle görevli oksijen / karbon dioksit (O2/C2O) değişimi yapan, akciğerlerin “alveol” denen bölge hücrelerine dek gider ve yüzeylerindeki özgün algaçlara (reseptör) bağlanır. Hücre içine, taşıdıkları proteinler aracılığı ile veya hücreyle aktif işbirliği ile girerek ( reseptöre bağlı endositoz) çoğalırlar.

b) Pandemi: Salgın yapan bir hastalık etmeninin (protozoa, mantar, bakteri veya virüs gibi)
uluslararası veya kıtalar arası yayılmasıdır. Bilindiği üzere Covid-19 ülkemizde yaklaşık bir yıl önce (AS: 11 Mart 2020, ilk olgunun resmi bildirimi) birkaç vaka olarak belirlenmiş, kısa sürede yayılarak günümüzde günde 4.7 milyondan çok test sonucu pozitif “resmi” vaka sayısına ulaşmıştır.

Soru  : Neden bu virüs yüksek oranda kişiden kişiye bulamaktadır?

Yanıt  : Çünkü virüsün yüzeyinde bulunan proteinleri, şu an için hiçbir kişinin “bağışıklık sistemi” daha önce karşılaşmadıkları için yabancı olarak tanımamaktadır. Enfeksiyon geçirenler veya aşılanan kişilerde durum farklıdır.

c) Kişisel korunma   : Maske, Mesafe, Hijyen salgınlara karşı korunmada genel kurallardır. Bunlara bilgi de eklenmelidir:

Maske her koşulda korumaz ancak virüsü taşıyan kişiden, virüsün ortama yayılmasını
büyük oranda önler.
Mesafe ayarlaması, kapalı ortamlarda damlacıklarla bulaşmayı engellemez. Kapalı
ortamlarda maske takılması ve dikkat edilmesi önemlidir!
Hijyen denince de temizlik, sık sık el yıkama ve özellikle kapalı ortamlardaki havanın sık
sık dezenfekte edilmesi, (AS: etkili havalandırma) anlaşılmalıdır.

Öneri   : Denetiminiz altında bulunmayan kişiler, yakınınız bile olsa olası Covid-19 taşıyabileceği düşünülüp araya mesafe (AS: korunma uzaklığı) konmalı, kapalı alanlardan olanak olduğunca uzak durulmalı; zorunlu durumlarda örneğin marketlere girişte, maske takıp sakince, tercihen burun yoluyla nefes alarak hızlıca işinizi bitirip çıkmalısınız.

d) Toplumsal korunma               :
Covid 19 Pandemisi şu an ülkemizin en önemli sağlık sorunudur. Pandemilerle savaşım Halk Sağlığı Uzmanları ve Epidemiyologların bilgi alanına girer. Emekli bir Tıbbi Mikrobiyolog olarak konu ile ilgili doğruları ve yapılan yanlışları maddeler şeklinde özetle aşağıda belirtmek istiyorum.

Bilimsel kurullar: Öncelikle her ilde Halk Sağlığı, Enfeksiyon Hastalıkları, Tıbbi İstatistik
uzmanları, Epidemiyolog ve Tıbbi Mikrobiyologlardan oluşan bilimsel bir kurul oluşturulmalıdır. Bu kurullar bulundukları illerde Sağlık Müdürlükleri ile eşgüdümlü çalışmalı, salgının özelliğine göre bilimsel verileri tartışıp gerekli kararları almalıdır.

Üst Bilimsel Kurul : Vakaların yoğun olduğu İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kayseri, Adana vb. illerin tıp fakültelerinin salgınla ilgili yukarda belirtilen Anabilim Dallarının yetkili kurullarınca belirlenen akademisyenlerden oluşan bir üst kurul oluşturulmalı. Üst kurul, Sağlık Bakanlığı ve İl Bilimsel Kurulları ile eşgüdümlü çalışmalıdır. Kişileri veya toplumu ilgilendiren bilgi ve kuralların öğrenilmesi bu kurulca değişik araçlarla (medya, bilbordlar vb.) paylaşılmalıdır. Böylece hem bilgi kirliliği ile halkın kafa karışıklığı önlenir hem de bireylerin kendilerini denetlemeleri sağlanabilir.

Sahra hastaneleri ve karantina merkezleri: Kanımca her il, ilçe ve vaka sayısı yüksek mahallelerde birbirini tamamlayan bölümler şeklinde kurulmalıdır. Bu uygulama ile hem hasta yükü zaten yüksek ve farklı birçok önemli sağlık sorunları olan hastalara hizmet veren  hastaneler ve özellikle sağlık çalışanları salgına karşı korunur hem de test sonuçları pozitif çıkan, belirti (semptom) gösteren kişilerin sağaltımı (tedavisi) hastanede yapılır. Belirti göstermeyenleri ise karantina yerlerinde denetim altına alarak salgınını etkin biçimde denetlemek olanaklı olabilir. Bu birimlerin gerekli araç-gereçle donatımı ve buralarda deneyimli sağlık emekçilerinin görevlendirilmesi, salgının gidişine göre artırılır veya azaltılabilir.

Testlerin uygulanması : Yeni vakaların, virüsü alan veya bulaştıran kişilerin belirlenmesi için (filyasyon) bilim kurullarının uyguladığı yöntemler, grafikler ve istatistiksel veriler doğrultusunda yapılır. Aynı biçimde, karantina merkezine alınan kişilerde negatifliği belirlemek için de kullanılır.

Çevresel Düzenlemeler : Covid-19 pandemisinin tam denetimi ülkemiz için zaman alacağından, bu konuda alınacak önlemleri 3 alt başlıkta toplamak olanaklı :

1) Köylerin giriş çıkışını denetim altına alabilecek düzenlemelerin yapılması.
2) İl ve ilçelerde, mahalleler arasında yeşil kuşakların oluşturulması ve buralarda değişik cinste (kedi, köpek, tavşan, sincap vb.) evcil hayvan popülasyonunun artırılması. Amaç, pandemi yapan virüse, insan hücrelerine seçenek canlı hücre popülasyonları sunmaktır.
3) Nüfus yoğunluğu yüksek illerde (Ankara, İstanbul, İzmir vb.) insanlar, nüfusun seyreltilmesi amacıyla altyapısı hazırlanarak –pandemi denetim altına alınana dek– nüfus yoğunluğu olmayan sakin, doğa koşulları çekici yerleşim yerlerine gitmeleri özendirilmeli veya teşvik edilmelidir.

Örnek: En az vaka sayısı şu an için Şırnak ilimizdir. Bunun nedeni nüfus yoğunluğu düşüklüğü, sahra hastanesi ve karantina merkezlerinin oluşturulması ve uygulanan test sayısının artırılmasıdır.

e) Aşılama  : Salgınların önlenmesinde toplumu oluşturan bireylerin etkin bir aşı ile
bağışıklanmaları en önemli denetim yöntemlerden biridir. Çiçek hastalığı, etkin canlı aşı uygulanarak tümüyle önlenmiştir. Kızamık, kabakulak, çocuk felci, su çiçeği ve hepatit vakalarında da aynı biçimde etkin aşı uygulaması ile birçok toplumda hastalıklar denetim altına alınabilmiştir.
Covid-19 ve öbür viral salgınlar arasında bilinmesi gereken önemli farklar vardır:

* Birincisi yukarda belirtilen salgınların etkenleri tek tip virüslerdir ve ikinci bir serotipleri yoktur. Örneğin kızamık veya kabakulak virüsü. Oysa koronaviruslar çok tiplidir. Bu nedenle, Covid-19’da sürekli mutant virüsle karşılaşılmaktadır.

İkincisi; yine yukarda belirtilen viral etkenler solunumla insan organizmasına alınmalarını izleyerek boğazda, bronşlarda veya akciğerlerin herhangi bir bölgesindeki hücrelerde ilk çoğalmalarını yapıp dolaşıma geçerler. Ateş yükselmesi ile kendini gösteren bu aşama 1. viremi olarak tanımlanır. Virüs daha sonra dolaşımla hedef organ hücrelerine yerleşir. Örneğin kızamıkta damar iç duvarı (endotel) hücreleri, kabakulakta parotis bezi hücreleri gibi. Virüsün hedef organ hücrelerinde yoğun çoğalması ve yeniden dolaşıma geçip tüm bedene yayılması daha yüksek bir “ateş”le belirgindir. Bu aşama da 2. viremi olarak tanımlanır.

* Üçüncü önemli fark; Covid-19 virüsü solunumla alınınca doğrudan akciğerlerin yaşamsal bölgesi alveol hücrelerine yerleşmektedir. Ateş yükselmesi ile kendini gösteren viremi aşamaları bildiğim ölçüde bulunmamaktadır. Böylece bedenin savunma düzeneklerinden
(mekanizmalarından) kaçmaktadır.

* Dördüncü önemli fark; Covid-19 dışındaki viral hastalıklarda etken olan virüsün tek tip olmaları, viremi aşamalarının bulunması ve virüsün dolaşımla tüm organizmaya yayılmaları kalıcı bağışıklık oluşturmaktadır. Covid-19, belirtildiği gibi farklıdır, dolayısıyla enfeksiyon sonrası maalesef kalıcı bağışıklık olmamaktadır.

f) Öğrencilere Öneriler     :
Pandemi ile mücadelede (AS: savaşımda) toplumu oluşturan bireylerin bilgilendirilmesi çok önemlidir. Ancak belirli yaş üzeri kişiler konunun ciddiyetini çoğu kez anlamıyorlar veya anlamak istemiyorlar. Bu nedenle, 12 – 18 yaş dilimi gençler bilgilendirilip salgını önlemede etkin olarak kullanmalı. İki nedenle:

Birincisi gençler verilen bilgiyi daha kolay anlarlar, hızlı yorumlayıp gerekeni doğru yaparlar. Ayrıca kendi aralarında hızlı haberleşerek daha akılcı çözüm yöntemlerinin oluşmasına katkı sağlayabilirler.
İkincisi vücut dirençleri yüksek olduğundan çoğu, hastalığı belirtisiz (asemptomatik) geçirir, dolayısıyla virüsün yayılmasında önemli rol oynarlar.

Unutulmamalı ki; pandemi sırasında bir kişi en az 10-15 kişiye, bunların her biri de aynı sayıda kişiye virüsü bulaştırıyor ve böylece salgın hızla yayılıyor. Mücadelede bunun tersi yapılmalı. 10-15 kişi kendini korursa her biri de aynı sayıda kişiyi korumuş olur. Keza ailelerini koruyup bilinçlendirirlerse salgının önlenmesine büyük katkı sağlarlar.

g) Okullarda korunma : Pandemide koşulları uygun duruma getirip eğitim öğretimin sürmesinin sağlanması önemli. Bu konuda alınacak önlemleri özet olarak iki başlıkta toplamak olanaklıdır:
* Birincisi öğretmenlerin ve okul çalışanlarının aşılanmaları,
* İkincisi okul içinde derslik, yemekhane, kantin ve koridorlar gibi kapalı yerlerin belirli aralıklarla sürekli dezenfekte edilmesi.

Öneri : Öğrenciler gelmeden, yani dersler başlamadan önce belirtilen kapalı mekânlara sprey
dezenfektan uygulanmalıdır. Dersler başladıktan sonra öğrenciler araya çıkmadan 5-10 dakika önce bir görevli dersliklerin açıldığı koridorlara ve merdiven boşluklarına baş hizasında olacak biçimde dezenfektan sprey uygulamalı. Öğrencilerin derslikleri terk etmelerini izleyerek, aynı işlem dersliklerde de yapılmalı. Araya (teneffüse) çıkılırken koridor ve merdiven boşluklarında birikim olmayacak biçimde  sınıfların aşamalı boşaltılması sağlanabilir ve öğrencilere, açık alana çıkana dek yüksek sesle konuşmamaları uyarısı ile olası damlacık birikiminin en az düzeye ineceği belirtilebilir.