AÜTF Dönem 3 Dersi : Alan (Saha) Araştırmaları (Field Surveys)


Sevgili AÜTF Dönem 3 Öğrencilerimiz.
.

 

SAHA  – ALAN ARAŞTIRMALARI konulu dersimizin yansıları pdf olarak aşağıdadır.

Güncellenmiştir..

Ders, COVID-19 salgını nedeniyle sanal ortamda, Ankara Üniversitesi ANKÜZEM
web ortamında işlenmektedir.

Yansıları okumak, dosyayı indirmek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

Saha_Arastirmalari_Dr.Ahmet_SALTIK

Sevgi ve saygı ile. 25.09.2020

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Sağlık Hukuku Uzman,
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

Putin duyurdu: Koronavirüse karşı geliştirilen ilk aşı tescil edildi

Rusya Devlet Başkanı Putin; Rusya Sağlık Bakanlığı, Gamaley Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen koronavirüs aşının tescil edildiğini açıkladı. Putin, “Kızlarımdan biri aşıyı yaptırdı” dedi.

https://www.birgun.net/haber/putin-duyurdu-koronaviruse-karsi-gelistirilen-ilk-asi-tescil-edildi-311533 11.08.2020

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, koronavirüse karşı geliştirilen ilk aşının tescil edildiğini açıkladı. Putin’in açıklamasına göre, Rusya Sağlık Bakanlığı, Gamaley Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen koronavirüs aşısını tescil etti. Rusya böylece koronavirüs aşısını tescil eden ilk ülke oldu.

Sputnik Türkiye‘nin aktardığı habere göre, hükümet yetkilileriyle bir toplantıda Putin, “Bildiğim kadarıyla, bu sabah dünyada bir ilk olarak yeni tip koronavirüse karşı geliştirilen aşı tescillendi” dedi.

“AŞI GEREKLİ TÜM DENEMELERDEN GEÇTİ”

Rusya Sağlık Bakanı Mihail Muraşko’dan kendisini aşı ile ilgili bilgilendirmesini isteyen Putin, “Yine de aşının oldukça etkili olduğunu, kararlı bir bağışıklık oluşturduğunu biliyorum. Tekrarlıyorum: Aşı gerekli tüm denemelerden geçti” dedi.

Koronavirüse karşı geliştirilen ilk aşı üzerinde çalışanlara teşekkür eden Putin, bunun dünya için çok önemli bir adım olduğunu vurguladı.

“KIZIM AŞIYI YAPTIRDI”

Aşının kalıcı antikor ve hücresel bağışıklık oluşturduğunu belirten Putin, “Bunu çok iyi biliyorum, zira kızlarımdan biri aşıyı yaptırdı. Kendisinin bu bağlamda deneyde yer aldığını düşünüyorum.” diye konuştu.
==============================

Dostlar,

Sevindirici bir gelişmedir kuşkusuz.
Rusya’nın bu aşıyı geliştirip üretebilmesi için gerekli sağlık insangücüne ve teknik donanıma sahip olduğunu biliyoruz.. Başta BSL4 düzeyinde viroloji AR-GE laboratuvarı ve yetkin Virolog – Epidemiyolog – Halk Sağlığı uzmanı sağlık takımı (ekibi).

Ancak ülkenin Sağlık Bakanlığınca aşının onanıp ruhsatlandırılması yetmez.
Mutlaka, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ya da yetkilendirdiği (akredite ettiği) uluslararası kaynak (referans) laboratuvarlarca da sonuçların test edilip onanması gerekir.

3 temel adım bu süreçte irdelenecektir :

GLP (Good Laboratory Practice) : İyi Laboratuvar Uygulamaları
GMP (Good Manufacturing Practice) : İyi Üretim Uygulamaları)
GCP (Good Clinical Practice) : İyi Klinik Uygulamalar..

Bu ana koşulların / standartların alt adımları da var elbette. Ruhsat almadan önce 3. aşamaya (faza) gelinmiş olması, yani birkaç on bin gönüllü insan üzerinde aşının denenmiş olması gerek. Ek olarak 2 büyük sınav söz konusu :

1. Etkinlik : Yeterince koruyucu olacak; süre ve koruma düzeyi bakımından
2. Güvenilirlik : İstenmeyen / yan etki ve komplikasyonlar son derece sınırlı olacak maliyet / yarar irdelemelerinde (analizlerinde).

Söz konusu aşının 2’li bir bağışık yanıt oluşturduğunu anlıyoruz :

a. Hücresel bağışıklık ki görece daha uzun süre kalıcıdır (T hücreleri)
b. Hümoral bağışıklık; antikor üretimi.. (IgG ve IgM)

Aşının bu yeteneklerini yayınlanacak bilimsel makalelerde göreceğiz dileriz. Öte yandan, “kalıcı” bağışıklık sağlandığını söylemek şu aşamada çok zor hatta olanaksız çünkü salgın daha 7-8 aylık “bebek” yaşında.  Bu sonuca varabilmek için zaman çok kısa. Ancak bağışık yanıtın olsa olsa birkaç hafta, dahası 1-2 ay koruyucu düzeyde sürdüğünü söyleyebilirsiniz, hepsi o denli!
****
Aşı örnekleri uluslararası yetkili kaynak (referans) laboratuvarlarda DSÖ gözetiminde test edilip onaylanmadan ölçüsüz bir iyimserlik yanlıştır. Doğru olan ise bilimsel özenliliktir (ihtiyatlılık; scientific precautionary principle).

Rusya’yı, başlangıç da olsa bu doğrulanması gereken, doğrulanmasını dilediğimiz başarılarından dolayı bilim emekçilerini ve onları destekleyen Rus devletini kutluyoruz..

İnsanlığın pek çok açıdan böylesine başarı öyküsü ve gerçekleşen büyük adımlara öyle çok gereksinimi var ki..
***
Öte yandan R.T. Erdoğan‘ın, DSÖ verileriyle aşı geliştirme yolunda dünyada 3. ülkeyiz bağlamında sözleri çok acı vericidir. Bu içerik gerçek dışıdır, gerçekleşmesi olanağı da yoktur yukarıda belirtilen nedenlerle. Ancak neden R.T. Erdoğan böylesine pervasızca yanıltılmaktadır çevresince?? Narsistik kişilik danışmanlara yeter etik gerekçe, hukuksal güvence, meşru kalkan olabilir mi??
Bu uğurda bir ülke, bir halk feda edilebilir mi?? Nereye dek?!!

Kaldı ki Erdoğan’ın böylesi bir kısır döngüyü algılayıp (?), dikkate alıp doğrudan bilgi edinme kaynaklarını açık tutma yükümü yok mudur? Bu olgu ürküntü vericidir ülkemizin bekası bakımından.

DSÖ kaynaklarında, bu sitede yayınladığımız, TV konuşmalarımızda son haftada dile getirdiğimiz üzere, 165 noktada aşı geliştirme çabası sürdüğü, 5 ülkede 3. aşamaya (faza) gelindiği geçen hafta açıklanmıştı. DSÖ kaynaklarında, 165 noktada aşı geliştirme çabası sürdüğü, 5 ülkede 3. aşamaya (faza) gelindiği geçen hafta açıklanmıştı.

İngiltere, Astra-Zeneca ile yürütülen aşı çalışmasıyla ilgili 20 Temmuz’da yayınlanan makalede 2. faz sonuçlarının umut verici olduğu ve istenen bağışıklığı sağladığı duyuruldu.

CanSino: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Cansino da viral vektör türünde aşı geliştiriyor. Çin ordusunda 3. Faz denemelerine başlanan aşının da daha önceki fazlardaki etkisi The Lancet dergisinde incelenmişti.

Sinovac: Eski bir yöntem olan ‘inaktif virüs’ tekniğine göre hazırlanan bu aşıda, enfekte etme özelliğini yitirmiş olan virüs insana verilerek, vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor. Haziran’da 1. ve 2. fazda kritik bir yan etki gözlemlenmediğini açıklayan şirket, 3. faz çalışmasını Brezilya’da sürdüreceğini duyurdu. Bu yöntemin dezavantajı, üretiminin uzun ve maliyetli olması. Zayıflatılmış ya da öldürülmüş virüs ile üretilen aşılarda bu virüslerin çoğaltılması için milyarlarca yumurta gerekli.

Sinopharm: Çin merkezli bir başka aşı çalışmasında da ‘inaktif virüs’ yöntemi kullanıyor. Şirket 3. faz çalışmalarını Abu Dabi’de yürütüyor.

Moderna: ABD’de geliştirilen bu aşı, daha önceki aşılardan farklı olarak virüsün kendisinin değil, genetik materyalinin (RNA) vücuda şırınga edilerek bağışıklık oluşturmayı amaçlıyor. Üretimde büyük avantajlar sağlayacak bu yöntemin başarılı olursa, aşı teknolojisinde çığır açabileceği öngörülüyor. Moderna da 3. faz çalışmalarına geçtiğini duyurdu.

Görüldüğü gibi Türkiye ilk 3’te yok!

BSL4 düzeyinde Viroloji laboratuvarı yok! Refik Saydam Ulusal Referans Laboratuvarındaki BSL3 donanımlı.
****
Türkiye’nin mazlum – alınteri ulusal kaynakları 18 yıl boyunca talan edilmeyip, net 2 Tr$ servet yurtdışına aktarılmayıp, 0,5 Tr$ salt betona gömülmese idi; AKP iktidarı ve Türkiye bugün tıkanmazdı.. Geçelim BSL4 düzeyinde viroloji AR-GE laboratuvarı için yaklaşık 1+ milyar $ yatırım yapmayı; korona salgınını bastırarak sönümlendirmek için köktenci önlem olan 14 gün tam kapatmayı (lockdown) bile finanse edecek yaklaşık 50 milyar $ kaynağı Tek Adam iktidarı, ne acıdır ki bulamamaktadır!..

Salgın, yine ekonomik kulvardaki isyan ettiren çaresizliklerin ürünü popülist seçimlerle, irrasyonel açılım – saçılımlarla sürmekte ve kahrolası bedel; masum binlerce insanımızın önelenebilecek iken ÖNLENEMEYEN biçimde kurban edilmesiyle ödenmekte!

Sevgi, saygı,kaygı ve UMUT ile. 11 Ağustos 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

MEDYASCOPE Programımız – 06.08.2020

Dostlar,

Bu gün, 6 Ağustos 2020 Perşembe günü
saat 20:00’de MEDYASCOPE’tayız

Yükselen salgını, türev sonuçlarını…
Okulların açılıp / açılmaması sorunsalını..
Epidemiyoloji bilimi ışığında neler yapılabileceğini
nelerin yapılıp / nelerin yapılmaması gerektiğini…
…… konuşuyoruz..

https://youtu.be/N489K674Uro
https://twitter.com/Medyascopetv/status/1291418802916270080?s=09

Bilgi ve ilginize sunarız..

Sevgi ve saygı ile. 06 Ağustos 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Artı TV Programımız – 04.08.2020

Dostlar,

Artı TV‘den Sayın Nazım ALPMAN’ın konuğu olduk önceki gün; 05 Ağustos 2020 günü.. Yaklaşık 45 dk. kapsamlı bir irdeleme yaptık..
Kurban Bayramı sonrası COVID-19 olgu sayıları  PATLADI!..

Türkiye’nin bu ciddi sorunu mutlaka akla ve bilime dayalı olarak çözmesi gerek..
Hem de olanaklı en büyük hızla..
Epidemiyoloji bilim dalının ilkeleri, kuralları temel rota.
Bu yoldan asla sapılmamalı..

İzlenmesi, paylaşılması ve gereğinin yapılması dileğiyle ilgi ve bilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile. 06 Ağustos 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamalarının aksine salgınla mücadelede geç kalındığını söylüyor

TTB: Bakanlık salgınla mücadelede geç kaldı, filyasyon ekipleri şubatta kurulmalıydı

Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamalarının aksine salgınla mücadelede geç kalındığını söylüyor.

* “Filyasyon ekipleri şubatta kurulmalıydı

Prof. Dr. Sinan Adıyaman | Fotoğraf: TTB
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığının, salgınla mücadelenin Epidemiyolojik (salgın bilimi) yöntemlerle yapılacağını altıncı haftada söylemesini eleştirerek “Geç kaldınız” dedi.
Adıyaman, 5 haftadır “karantina – izolasyon – ayrı tutma” ve “filyasyon-sürveyans” yöntemleri uygulanmadan salgın durdurulamaz dediklerini hatırlatarak “Filyasyon ekipleri şubatta kurulmalıydı” değerlendirmesini yaptı.

“SAĞLIKTA GÖRSELLİK VE SİYASİ GEREKSİNİMLER ÖN PLANA ÇIKARILDI”

Adıyaman, açıklamasına salgında yaşamını yitiren sağlık çalışanları ve hekimleri anıp, iyileşmeyi bekleyen hasta ve çalışanlara da sağlık dileyerek başladı.

Sağlık politikalarında yapılan değişikliklerle kişiye ve çevreye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin bir kenara itildiğini belirten Adıyaman, sistemin tedavi edici hizmetler ve hastanecilik üzerine kurulduğunu ve toplumun gereksinimlerinin hesaplanmadığını söyledi.

Adıyaman, “Görsellik, sağlık alanındaki büyük şirketlerin kazançları, siyasal gereksinimler, popülizm aklın ve bilimsel bilginin önüne geçti. Büyük başarılarla tarihe geçmiş olan sağlık ocakları önce bilinçli biçimde çökertildi ve apar topar kapatıldı” dedi.

  • Salgını karşılayabilmek için bölge ve nüfusa dayalı Birinci Basamak örgütlenmesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Bu eksiklikleri doldurmak için, Birinci Basamakta hiçbir deneyimi olmayan hekim ve sağlık çalışanlarının filyasyon uygulaması için görevlendirildiğini belirten Adıyaman, “Oysa salgına hazırlıklıyız diyebilmeniz için bu alanda çalışma geleneğinin kazanılmış olması gerekirdi. Ancak böyle kurulmuş sistemlerde salgınla mücadele yurttaşların yaşam ve çalışma alanlarında, alev bacayı sarmadan yürütülebilir.” dedi.

 

“HÂLÂ ÇOK SAYIDA EKİPMAN EKSİĞİ VAR”
Tüm dünyada ve Türkiye’de yaşanan başarısızlığının temel nedeninin salgın yönetimine uyulmamak olduğunu söyleyen Adıyaman,
  • “Siyasal irade, bu gerçekliği görmezden gelmiş ve salgın yönetiminin gereklerine uymamıştır. Test gerekliliklerini ve tıp fakültelerinin de pandemi sürecine dahil edilmesi uyarılarımızı geç başlatmıştır” dedi.
Kişisel koruyucu malzemelerde hâlâ çok sayıda eksiklik olduğunu ifade eden Adıyaman, “Sağlık Bakanlığı, kamu sağlık kurumları dışında, özel sağlık kurumlarında, fabrikalarda, OSGB’lerde çalışan hekim ve sağlık çalışanlarının koruyucu ekipman (AS: donanım) eksikliği de salgının başlangıcından bu yana giderilememiştir.” diye belirtti.
Salgının yükünün hekimler arasında eşit dağıtılması ve özlük haklarının korunması gerektiğini vurgulayan Adıayaman, “Kimi Bakanlık ve üniversite hastanelerinde asistan hekimlerin çok ağır şartlar altında çalıştırıldığı görülmekte ve konuyla ilgili olarak örgütümüze çok sayıda başvuru yapılmaktadır.” dedi.
Güvenlik soruşturması nedeniyle atama bekleyen yüzlerce genç hekim ve sağlık çalışanının da bir an önce atamalarının yapılması istemini dile getiren Adıyaman, ihraç edilenlerin işe iade edilmesini istedi.

“İŞÇİLER BİR AN ÖNCE ÜCRETLİ İZNE AYRILMALI”

Zorunlu olmayan üretimin sürmesinin salgının genişlemesine ve can kayıplarının artmasına nrden olduğunu vurgulayan Adıyaman,

“Fabrikalarda, atölyelerde çalışan milyonlarca işçi, hem risk altında hem de hastalığın yayılmasında önemli kaynak niteliğindedir. Salgının yayılımının durdurulması için işçiler bir an önce ücretli izne ayrılmalı ve sağlık kurumları tarafından aileleri ve temas ettikleriyle birlikte düzenli kontrolleri yapılmalıdır.” uyarısını yineledi.

“ŞEFFAF OLMAZSANIZ 10 NİSAN GECESİNDEKİ GİBİ PANİK VE KORKU OLUŞUR”

Sağlık Bakanlığının ayrıntılı test sonuçlarını açıklamadığının, vaka ve ölüm olgularının Dünya Sağlık Örgütü ICD kodlamalarına uygun yapılmadığının ve sağlık çalışanlarının durumunun paylaşılmadığının altını çizen Adıyaman,

“Salgının yönetiminde şeffaflık vazgeçilmezdir. Aksi uygulamaların 10 Nisan gecesinde olduğu gibi korku ve panik ortamına yol açtığı unutulmamalıdır.” dedi.

“BAKANLIK SORULARIMIZA YANIT VERMİYOR”

Pandemi kurullarında da demokratik bir süreç işlenmediğine değinen Adıyaman, “Sağlık Bakanlığını Türk Tabipleri Birliğinin sorularına yanıt vermeye çağırıyoruz. Bakanlığa sorduğumuz sorulara yanıt alamıyoruz ancak alacağımız yanıtlar ve geliştireceğimiz öneriler halk sağlığı için önemlidir.” diyerek şu soruları yöneltti:

  • Tanısı doğrulanmış olguların ikamet ettikleri il ve ilçelere göre, yaş ve cinsiyete göre dağılımları nasıldır? Yurt dışı temas öyküsü olanların ülkelere göre dağılımı nedir?
  • Türkiye’de kaç ilde ve kaç merkezde test yapılmaktadır? Her bir tanı/tarama testinden toplam kaç adet yapılmıştır? İlk testi negatif olup ikinci kez test yapılanlarda pozitiflik oranı nedir? Kaç tip testi kullanılmaktadır özellikleri nelerdir?
  • Tanısı doğrulanmış olgulardaki bulguların (ateş, öksürük, nefes darlığı, ishal, vb.) dağılımı nasıldır? Ne kadarına akciğer grafisi ve/veya bilgisayarlı tomografi yapılmıştır?
  • Bugün itibarıyla illere göre tanısı doğrulanmış ya da olası/kuşkulu COVID-19 hasta yatırılan hastane sayısı kaçtır? Tanısı doğrulanmış olgularda bugüne kadar hangi ilaçlar kullanılmıştır? Bu ilaçlarla tedaviye yanıt oranı nedir? Yan etki ve komplikasyonlar ile bunların sıklığı nedir? Bu ilaçların mevcut stokları yeterli midir?
  • Yurt çapında illere göre yoğun bakım birimlerindeki yatak ve ventilatör sayısı nedir? Kişisel koruyucu malzeme stoğumuz ve üretim kapasitemiz öngördüğünüz ihtiyacı karşılayabilecek düzeyde midir? Bu malzemelerin hastanelere dağıtılmasında yeterli organizasyon sağlanabilmekte midir?
  • Sağlık Bakanlığı neden Dünya Sağlık Örgütü tarafından COVID-19 hastalığı için önerilen uluslararası tanı kodlarını kullanmamaktadır?

“BİZE GELEN VAKA VE ÖLÜM ORANLARI DAHA YÜKSEK”

Adıyaman, gazetecilerin sorularına da yanıt verdi.

Bir soru üzerine “Filyasyon uygulamaları için Bakanlığın yazısı mart ayı sonunda yazılmış görünüyor. Oysa sağlık sistemimizde şubat ayının başında bu ekipler kurulmalıydı.” dedi.

Adıyaman ayrıca klinik ve radyoloji bulguları olduğu halde PCR testleri pozitif olmadığı için hastaların ölümünün normal gösterildiğini de belirtti.

 

Bakanlığın açıklamalarına karşın salgının denetim altına alınması için erken olduğunu söyleyen Adıayaman, “Duyarlılığın en iyi ihtimalle %55-60 oranında olduğunu biliyoruz. Bakan’ın açıkladığı vaka ve ölüm verilerine oranla bize gelen gelen oranlar daha yüksek.” dedi.
https://www.evrensel.net/haber/402284/ttb-bakanlik-salginla-mucadelede-gec-kaldi-filyasyon-ekipleri-subatta-kurulmaliydi