TELE1 TV PROGRAMIMIZ – 13 Ağustos 2020

Dostlar,

Bu gün,

13 Ağustos 2020 Perşembe günü saat 15:00’te TELE1′
de

olacağız. AŞI odaklı olmak üzere küresel salgını (Pandemiyi) konuşacağız /

  • konuştuk..  youtube erişkesi (linki) aşağıda (33 dakika) : 

    Koronavirüs bulaşına (enfeksiyonuna), öbür adıyla COVID-19‘a karşı;

– etkili ve güvenli bir aşı geliştirilebildi mi,
– ne zaman geliştirilebilir,
– fiyatı ne olur,
– aşı nedenli süre korur,
– yinelemek gerekir mi,
– hangi sıklıkla yaptırmak gerekir,
– koruyuculuk düzeyi ne orandadır,
– yan ve istenmeyen etkileri, komplikasyonları olabilir mi,
– Aşı geliştirme ve üretmenin uluslararası kuralları / standartları var mı
– Türkiye bu aşı geliştirme yarışının neresinde???

Report: Israel could end up with coronavirus vaccine -- but not ...

sorularına yanıt arayacağız.. / YANIT VERDİK..

Bilgi ve ilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile.
13 Ağustos 2020

 

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Putin duyurdu: Koronavirüse karşı geliştirilen ilk aşı tescil edildi

Rusya Devlet Başkanı Putin; Rusya Sağlık Bakanlığı, Gamaley Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen koronavirüs aşının tescil edildiğini açıkladı. Putin, “Kızlarımdan biri aşıyı yaptırdı” dedi.

https://www.birgun.net/haber/putin-duyurdu-koronaviruse-karsi-gelistirilen-ilk-asi-tescil-edildi-311533 11.08.2020

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, koronavirüse karşı geliştirilen ilk aşının tescil edildiğini açıkladı. Putin’in açıklamasına göre, Rusya Sağlık Bakanlığı, Gamaley Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen koronavirüs aşısını tescil etti. Rusya böylece koronavirüs aşısını tescil eden ilk ülke oldu.

Sputnik Türkiye‘nin aktardığı habere göre, hükümet yetkilileriyle bir toplantıda Putin, “Bildiğim kadarıyla, bu sabah dünyada bir ilk olarak yeni tip koronavirüse karşı geliştirilen aşı tescillendi” dedi.

“AŞI GEREKLİ TÜM DENEMELERDEN GEÇTİ”

Rusya Sağlık Bakanı Mihail Muraşko’dan kendisini aşı ile ilgili bilgilendirmesini isteyen Putin, “Yine de aşının oldukça etkili olduğunu, kararlı bir bağışıklık oluşturduğunu biliyorum. Tekrarlıyorum: Aşı gerekli tüm denemelerden geçti” dedi.

Koronavirüse karşı geliştirilen ilk aşı üzerinde çalışanlara teşekkür eden Putin, bunun dünya için çok önemli bir adım olduğunu vurguladı.

“KIZIM AŞIYI YAPTIRDI”

Aşının kalıcı antikor ve hücresel bağışıklık oluşturduğunu belirten Putin, “Bunu çok iyi biliyorum, zira kızlarımdan biri aşıyı yaptırdı. Kendisinin bu bağlamda deneyde yer aldığını düşünüyorum.” diye konuştu.
==============================

Dostlar,

Sevindirici bir gelişmedir kuşkusuz.
Rusya’nın bu aşıyı geliştirip üretebilmesi için gerekli sağlık insangücüne ve teknik donanıma sahip olduğunu biliyoruz.. Başta BSL4 düzeyinde viroloji AR-GE laboratuvarı ve yetkin Virolog – Epidemiyolog – Halk Sağlığı uzmanı sağlık takımı (ekibi).

Ancak ülkenin Sağlık Bakanlığınca aşının onanıp ruhsatlandırılması yetmez.
Mutlaka, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ya da yetkilendirdiği (akredite ettiği) uluslararası kaynak (referans) laboratuvarlarca da sonuçların test edilip onanması gerekir.

3 temel adım bu süreçte irdelenecektir :

GLP (Good Laboratory Practice) : İyi Laboratuvar Uygulamaları
GMP (Good Manufacturing Practice) : İyi Üretim Uygulamaları)
GCP (Good Clinical Practice) : İyi Klinik Uygulamalar..

Bu ana koşulların / standartların alt adımları da var elbette. Ruhsat almadan önce 3. aşamaya (faza) gelinmiş olması, yani birkaç on bin gönüllü insan üzerinde aşının denenmiş olması gerek. Ek olarak 2 büyük sınav söz konusu :

1. Etkinlik : Yeterince koruyucu olacak; süre ve koruma düzeyi bakımından
2. Güvenilirlik : İstenmeyen / yan etki ve komplikasyonlar son derece sınırlı olacak maliyet / yarar irdelemelerinde (analizlerinde).

Söz konusu aşının 2’li bir bağışık yanıt oluşturduğunu anlıyoruz :

a. Hücresel bağışıklık ki görece daha uzun süre kalıcıdır (T hücreleri)
b. Hümoral bağışıklık; antikor üretimi.. (IgG ve IgM)

Aşının bu yeteneklerini yayınlanacak bilimsel makalelerde göreceğiz dileriz. Öte yandan, “kalıcı” bağışıklık sağlandığını söylemek şu aşamada çok zor hatta olanaksız çünkü salgın daha 7-8 aylık “bebek” yaşında.  Bu sonuca varabilmek için zaman çok kısa. Ancak bağışık yanıtın olsa olsa birkaç hafta, dahası 1-2 ay koruyucu düzeyde sürdüğünü söyleyebilirsiniz, hepsi o denli!
****
Aşı örnekleri uluslararası yetkili kaynak (referans) laboratuvarlarda DSÖ gözetiminde test edilip onaylanmadan ölçüsüz bir iyimserlik yanlıştır. Doğru olan ise bilimsel özenliliktir (ihtiyatlılık; scientific precautionary principle).

Rusya’yı, başlangıç da olsa bu doğrulanması gereken, doğrulanmasını dilediğimiz başarılarından dolayı bilim emekçilerini ve onları destekleyen Rus devletini kutluyoruz..

İnsanlığın pek çok açıdan böylesine başarı öyküsü ve gerçekleşen büyük adımlara öyle çok gereksinimi var ki..
***
Öte yandan R.T. Erdoğan‘ın, DSÖ verileriyle aşı geliştirme yolunda dünyada 3. ülkeyiz bağlamında sözleri çok acı vericidir. Bu içerik gerçek dışıdır, gerçekleşmesi olanağı da yoktur yukarıda belirtilen nedenlerle. Ancak neden R.T. Erdoğan böylesine pervasızca yanıltılmaktadır çevresince?? Narsistik kişilik danışmanlara yeter etik gerekçe, hukuksal güvence, meşru kalkan olabilir mi??
Bu uğurda bir ülke, bir halk feda edilebilir mi?? Nereye dek?!!

Kaldı ki Erdoğan’ın böylesi bir kısır döngüyü algılayıp (?), dikkate alıp doğrudan bilgi edinme kaynaklarını açık tutma yükümü yok mudur? Bu olgu ürküntü vericidir ülkemizin bekası bakımından.

DSÖ kaynaklarında, bu sitede yayınladığımız, TV konuşmalarımızda son haftada dile getirdiğimiz üzere, 165 noktada aşı geliştirme çabası sürdüğü, 5 ülkede 3. aşamaya (faza) gelindiği geçen hafta açıklanmıştı. DSÖ kaynaklarında, 165 noktada aşı geliştirme çabası sürdüğü, 5 ülkede 3. aşamaya (faza) gelindiği geçen hafta açıklanmıştı.

İngiltere, Astra-Zeneca ile yürütülen aşı çalışmasıyla ilgili 20 Temmuz’da yayınlanan makalede 2. faz sonuçlarının umut verici olduğu ve istenen bağışıklığı sağladığı duyuruldu.

CanSino: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Cansino da viral vektör türünde aşı geliştiriyor. Çin ordusunda 3. Faz denemelerine başlanan aşının da daha önceki fazlardaki etkisi The Lancet dergisinde incelenmişti.

Sinovac: Eski bir yöntem olan ‘inaktif virüs’ tekniğine göre hazırlanan bu aşıda, enfekte etme özelliğini yitirmiş olan virüs insana verilerek, vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor. Haziran’da 1. ve 2. fazda kritik bir yan etki gözlemlenmediğini açıklayan şirket, 3. faz çalışmasını Brezilya’da sürdüreceğini duyurdu. Bu yöntemin dezavantajı, üretiminin uzun ve maliyetli olması. Zayıflatılmış ya da öldürülmüş virüs ile üretilen aşılarda bu virüslerin çoğaltılması için milyarlarca yumurta gerekli.

Sinopharm: Çin merkezli bir başka aşı çalışmasında da ‘inaktif virüs’ yöntemi kullanıyor. Şirket 3. faz çalışmalarını Abu Dabi’de yürütüyor.

Moderna: ABD’de geliştirilen bu aşı, daha önceki aşılardan farklı olarak virüsün kendisinin değil, genetik materyalinin (RNA) vücuda şırınga edilerek bağışıklık oluşturmayı amaçlıyor. Üretimde büyük avantajlar sağlayacak bu yöntemin başarılı olursa, aşı teknolojisinde çığır açabileceği öngörülüyor. Moderna da 3. faz çalışmalarına geçtiğini duyurdu.

Görüldüğü gibi Türkiye ilk 3’te yok!

BSL4 düzeyinde Viroloji laboratuvarı yok! Refik Saydam Ulusal Referans Laboratuvarındaki BSL3 donanımlı.
****
Türkiye’nin mazlum – alınteri ulusal kaynakları 18 yıl boyunca talan edilmeyip, net 2 Tr$ servet yurtdışına aktarılmayıp, 0,5 Tr$ salt betona gömülmese idi; AKP iktidarı ve Türkiye bugün tıkanmazdı.. Geçelim BSL4 düzeyinde viroloji AR-GE laboratuvarı için yaklaşık 1+ milyar $ yatırım yapmayı; korona salgınını bastırarak sönümlendirmek için köktenci önlem olan 14 gün tam kapatmayı (lockdown) bile finanse edecek yaklaşık 50 milyar $ kaynağı Tek Adam iktidarı, ne acıdır ki bulamamaktadır!..

Salgın, yine ekonomik kulvardaki isyan ettiren çaresizliklerin ürünü popülist seçimlerle, irrasyonel açılım – saçılımlarla sürmekte ve kahrolası bedel; masum binlerce insanımızın önelenebilecek iken ÖNLENEMEYEN biçimde kurban edilmesiyle ödenmekte!

Sevgi, saygı,kaygı ve UMUT ile. 11 Ağustos 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Dünya Sağlık Örgütü’ndan koronavirüs aşısı açıklaması

Dünya Sağlık Örgütü’ndan koronavirüs aşısı açıklaması

Dünya Sağlık Örgütü – DSÖ’den koronavirüs salgınında umut ışığı olan aşı çalışmaları ile ilgili flaş bir açıklama geldi. Peki dünya aşıyı bulmaya ne kadar yakın.

DSÖ, Covid-19 aşısı için umut olduğunu söyledi. Kurumun başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, basın toplantısında konuyla ilgili “sorunu çözecek sihirli anahtar henüz yok belki de hiçbir zaman olmayacak” ifadelerini kullandı.

Dr. Tedros, tüm dünyadaki insanların sosyal mesafe başta olmak üzere önlemlere uymasını, elleri yıkayarak, maske takmaya devam etmesini istedi. Küresel çapta Covid 19 tanısı konanların sayısı 18 milyona çıktı. Can kaybı sayısı ise 700 bine yaklaşmış durumda.

Kurumun Cenevre’deki merkezinde konuşan Ghebreyesus, bağışıklık sistemi üzerindeki çalışmalara ilişkin şunları söyledi:”Birden fazla aşı çalışması şu anda klinik testlerdeki üçüncü aşamaya geçmiş durumda. Hepimiz, enfeksiyonları önleyecek birden fazla aşıya sahip olmayı umuyoruz. Ancak sihirli bir anahtar henüz bulunmuş değil, belki de hiçbir zaman bulunmayacak.”

Dr. Tedros, koronavirüs tanısı konan annelerin de çocuklarını emzirmeye devam etmeye cesaretlendirilmeleri gerektiğini de savundu.

Toplam 165 aşı çalışması devam ediyor

Dünyada şu anda temel olarak iki farklı aşı çalışması yürütülüyor. Birinci kategoride, virüsün genetik kodu üzerinden aşı üretilmesi amaçlanıyor. Diğerinde ise Uzmanlar farklı aşı çalışmalarının başarılı olmasının da önemini vurguluyor. Olası aşıların, farklı insan grupları üzerinde enfeksiyon oluşumunu önleme görevi görebileceği değerlendiriliyor. DSÖ verilerine göre Covid-19 için 24 Temmuz 2020’de aralarında Türkiye’nin de olduğu 10’dan çok ülkede toplam 165 aşı çalışması sürüyor. Türkiye’den Boğaziçi, Ege, Ankara, Ortadoğu Teknik, 9 Eylül, Selçuk, Acıbadem, Erciyes ve Bezmialem Vakıf üniversiteleri de aşı geliştirme yarışına dahil.

Dünyada 3. faza geçen salt 5 aşı adayı var 

Henüz klinik araştırma aşamasında olan bu aşıların bir kısmı DNA bazlı, bir kısmı da öldürülmüş ya da zayıflatılmış virüs kullanıyor. Çalışmalarda sağlıklı gönüllülere ilk fazda onlarca, 2 fazda yüzlerce, 3. fazda ise binlerce kişi üzerinde testler yapılıyor. Özellikle üçüncü faz, nüfustaki çeşitliliği temsil edebilmesi için çeşitli yaş gruplarını, sağlık sorunu olan insanları, hamileleri ve bebekleri de kapsıyor. Aşının muhtemel etkilerinin gözlemlendiği bu fazlar aşı çalışmalarında en kritik bölüm. Tümüyle sağlıklı kişilerin bu test süreci boyunca enfekte olması beklendiği için bu fazlar uzun sürüyor. Etik nedenlerle bu insanlara kasıtlı olarak hastalık bulaştırılmıyor. Dünyadaki aşı çalışmaları arasında, binlerce gönüllü ile gerçekleştirilen 3. faza geçen yalnızca 5 aşı adayı var:

Oxford/Astrazeneca: Viral vektör türünde geliştirilen bu aşı virüsteki ‘Spike Protein’ diye adlandırılan bölgeyi hedef alarak virüsün hücreye tutunma ve kendini çoğaltma yetisini kırma.

Daha önceki SARS ve MERS salgınlarında öğrenilen ve bir yere kadar geliştirilen bu teknik, Covid-19 aşı çalışmalarına başlandığında epeyce vakit kazandırdı ve daha şimdiden yüzlerce milyon doz sipariş aldı.

Astra-Zeneca ile ortak yürütülen aşı çalışmasıyla ilgili 20 Temmuz’da yayınlanan makalede 2. faz sonuçlarının umut verici olduğu ve istenen bağışıklığı sağladığı duyuruldu.

CanSino: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Cansino da viral vektör türünde aşı geliştiriyor. Çin ordusunda 3. Faz denemelerine başlanan aşının da daha önceki fazlardaki etkisi The Lancet dergisinde incelenmişti.

Sinovac: Eski bir yöntem olan ‘inaktif virüs’ tekniğine göre hazırlanan bu aşıda, enfekte etme özelliğini yitirmiş olan virüs vücuda verilerek, vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor. Haziran ayında 1. ve 2. fazda kritik bir yan etki gözlemlenmediğini açıklayan şirket, 3. faz çalışmalarına Brezilya’da süreceğini duyurdu. Bu yöntemin dezavantajı, üretiminin uzun ve maliyetli olması. Zayıflatılmış ya da öldürülmüş virüs ile üretilen aşılarda bu virüslerin çoğaltılması için milyarlarca tavuk yumurtası gerekli.

Sinopharm: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Sinopharm da ‘inaktif virüs’ yöntemini kullanıyor. Şirket 3. faz çalışmalarını Abu Dabi’de yürütüyor.

Moderna: ABD’de geliştirilen bu aşı, daha önceki aşılardan farklı olarak virüsün kendisinin değil, genetik materyalinin (RNA) vücuda enjekte edilerek bağışıklık oluşturmayı amaçlayan bir yöntemi kullanıyor. Üretimde büyük avantajlar sağlayacak bu yöntemin başarılı olması halinde aşı teknolojisinde çığır açabileceği bilim çevrelerince öngörülüyor. Moderna şirketi de 3.faz çalışmalarına geçtiğini duyurdu.

Covid-19 aşısında nasıl zaman kazanıldı? 

Dünyada Covid-19 salgınını daha hızlı sürede kontrol altına almak için bazı aşamalar eş zamanlı yürütülüyor. Bazı şirketler ise henüz klinik araştırma sürecinin başındayken bile üretim ve lojistik için ön çalışmalara başlamış durumda.

Covid-19 aşısı çalışmaları başladığında bazı kurumlar daha önceki çalışmalarını (SARS, MERS) bu yeni tipteki Koronavirüs (SARS-CoV-2) için uyarlayabildi ve araştırma aşamalarını rekor sürede geçebildi. Çünkü COVID-19 , daha önce aşı çalışmaları başlayan diğer koronavirüslerle aynı aileden.

Kazanılan zamana karşın aşının tüm dünyaya ulaşabilmesi için biraz daha beklemek gerekecek. Bu aşı adayları insanlar üzerindeki deneyleri başarıyla tamamlasalar bile onay ve üretim sürecinin de belli bir süre alabileceği düşünülüyor.

Bunun yanında, salgın tüm dünyaya yayıldığı için tarihte ilk kez bu ölçekte bir lojistiğe ihtiyaç duyulacağı için, aşı için gerekli hammadde temini ve aşının dünyaya dağıtımı da şimdilik soru işaretleri ile dolu.

Aşılar nasıl üretiliyor? 

Günümüzde modern aşıların geliştirilmesi için iki temel kriter var; güvenlik ve etkinlik. Bir aşının tehlikeli bir yan etkisinin olmadığını ve hedeflenen hastalığa karşı bağışıklık sağladığını gösteren bu iki kriterin sağlanabilmesi için çok titiz ve uzun bir çalışma süreci gerekiyor.

Akademik araştırma ile başlayan bu süreç, laboratuvar ortamında yapılan araştırma ve deneylerle devam ediyor. Klinik deneyler ve ardından onay ve üretim aşamaları, en nihayetinde dağıtım ve aşılama aşamaları ile son buluyor. Uzun ve zahmetli olan bu süreç ortalama 10-15 yıl olarak kabul ediliyor.

Tarihte daha önce geliştirilen aşılara bakıldığında en hızlı üretilen aşının 4 yılda geliştirilen kabakulak aşısı olduğunu görüyoruz. Bazı aşıların geliştirilme süreci devam ediyor. Örneğin HIV’e karşı 40 yılı aşkın süredir etkili bir aşı henüz bulunamadı.

Salgın gibi olağanüstü durumlarda aşı üretim sürecinin kısaltılması için çok ciddi maddi kaynağa ve araştırmacıya ihtiyaç duyuluyor. Maddi yetersizlik ya da salgının yavaşlaması süreyi uzatıyor.

Covid-19 salgınının, kullanılan yeni tekniklerle, tarihte daha önce görülmemiş bir araştırma ve üretim sürecinin yaşanmasına neden olduğu ve aşı üretiminde yeni bir çığır açacağı bilim çevrelerince öngörülüyor. (https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/koronavirus, 4.8.20)

KORONAVİRÜS

KORONAVİRÜS

Suay Karaman

Koronavirüs Hastalığı (COrona VIrus Disease-COVID), 2019 Aralık ayında ilk önce Çin’de görülmüştür ve hızla bütün dünyaya yayılmaktadır. Şu an Avrupa, hastalığın merkezi konumuna gelmiştir. Hastalığa yakalananların büyük boyutlara ulaşması ve ölümlerin arttığı da düşünülünce, dünya üzerine büyük bir korku çökmüştür.

2020 yılının başından beri hızla yayılan Koronavirüs salgını, 11 Mart 2020 günü ülkemizde de görülmüş ve şimdilik resmi verilere göre 10 olgu (AS: 19 Mart 2020 akşamı; 359 olgu ve 4 ölüm!)  bulunmaktadır. Ama toplumdaki genel düşünce, bu rakamların gerçekliğine kuşkuyla bakmak yönündedir. Çünkü insanların bu hükümete güvenleri kalmamıştır. İlk olgu görülünce hükümet gerekli önlemleri almıştır. Bu önlemlerin kimilerinin ilk olgu görülmeden önce alınması gerekirdi. Süreç çok iyi yönetilememekle birlikte, şimdilik ölen olmaması sevindiricidir. (AS: 20 Mart 2020, ilk saatler, 4 ölüm..)

Ancak yakın çevremizdeki komşu ülkelerde hastalığa yakalanan sayısının çok fazla ve ölümlerin de azımsanamayacak boyutta olmasının, ülkemiz için sevindirici mi, yoksa telaşlandırıcı mı olduğunu gelecek günler gösterecektir. Bir görüşe göre ülkemizde koronavirüs testinin az kişiye uygulanması nedeniyle hasta oranının düşük kaldığı bildirilmektedir. Bu durumda hiç vakit yitirmeden tanı merkezi ve laboratuvar sayısının artırılması gerekir. Ayrıca tedavide kullanılacak ilaçların ve tıbbi malzemelerin yeterli düzeyde bulundurulması da sağlanmalıdır.

  • 26 Ağustos 2011’de yerli aşılarımızı üreten Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü kapatılarak, ithal aşı dönemi başlatılmıştı.

Eğer Hıfzıssıhha Enstitüsü kapatılmasaydı, Tifüs aşısı gibi koronavirüs aşısı da üretilebilirdi. Hasta sayısının artması durumunda yapılması gerekenlerin şimdiden planlanması zorunludur.

Bunların dışında toplu taşıma araçları ile şehirlerarası ulaşım araçlarının temizliğinin sık sık denetlenmesinde yarar vardır.

Önemli bir konu ise 14 gün süreyle evde karantinaya alınanların denetimi nasıl yapılacaktır?

Hac/Umre ziyaretinden dönen yaklaşık 21 bin kişi, ‘14 gün boyunca evden çıkmamaları ve ziyaretçi kabul etmemeleri konusunda bilgilendirilmiştir’, ama bu durum nasıl denetlenecektir? Üstelik bu gelenler içinde şimdilik bir kişinin koronavirüs hastalığına yakalandığı açıklanmıştır. Bu, ileride büyük tehlikelere yol açabilecektir. “Evden çıkmayın” demenin yaptırımı yoktur; Devlet tavsiye etmez, kuralı koyar ve uygular.

Devlet, “karantina var” demeli ve tartışmayı sonlandırmalıdır. Bu konuda gelen tepkiler sonucunda Hac / Umre ziyaretinden dönenlerden 10.330 kişinin boşaltılan öğrenci yurtlarına yerleştirildiği bildirilmiştir.

  • Sabaha karşı saat üçte öğrencileri yurtlardan apar topar gönderip, ne zaman ve nasıl dezenfekte edildiği belli olmayan yurtlara bu gelenlerin yerleştirilmesi de gizemini korumaktadır.
  • Devlet, gereken önlemleri planlı olarak ve ciddiyetle yapmak zorundadır.

Tüm kültürel ve sanatsal etkinliklerin ertelenmesi ile okulların geçici olarak kapatılması doğrudur ama camileri ve özellikle Cuma namazlarını serbest bırakmak yanlıştır. Spor karşılaşmalarını seyircisiz oynatarak, insanların sağlıksız kapalı salonlarda şifreli TV kanalında karşılaşmaları izlemesi de yanlıştır.

  • Tüm spor karşılaşmalarını ertelemek ve camileri de geçici süreyle ibadete kapatmak gerekir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler kapsamında, toplu ibadetleri geçici olarak yasaklamıştır.

Çelişkili açıklamalarla ve gerçek olmayan uygulamalarla bu krizi yönetmek olanaksızdır. Hükümetin bu konularda gizemli açıklamalar yerine daha sağlıklı ve yaptırım gücü yüksek kararlar alması beklenmektedir.

Bu koronavirüs salgını, ülkemizde el yıkama alışkanlığının ve temizlik bilincinin yeniden kazanılmasını sağlamıştır; sağlıklı olmanın önemini anımsatmıştır. Ülkemizin içinden geçtiği ekonomik sorunları, siyasal açmazları, terör olaylarını, yabancı topraklardaki şehitlerimizi kısaca gerçek dertlerimizi az da olsa unutturmuştur. Bunun yanında, kimi insanların ne denli yağmacı ve fırsatçı olduğunu da bir kez daha, üzülerek görmüş olduk.

  • Koronavirüs çok abartılmamalı ve gereksiz panik yapılmamalıdır.

Unutmayalım ki, ülkemizde her gün yaklaşık 400 insanımız lösemi ve kanser nedeniyle yaşamını yitirmektedr. Toplumun devlete, devletin de topluma güvendiği bir ortamda, el ele vererek, akıl ve bilim öncülüğünde gerekli önlemleri alarak, koronavirüs hastalığının zararlarını en aza indirebileceğimiz unutulmamalıdır.