Prof. Dr. Ahmet Saltık: Nisan ayından daha büyük rakamlarla karşı karşıyayız

Prof. Dr. Ahmet Saltık:
Nisan ayından daha büyük rakamlarla karşı karşıyayız

Begümhan Aydoğan’ın sunduğu Haber 15’in bu günkü konuğu; Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık oldu.

Saltık, Türkiye’de koronavirüsün güncel durumu, okulların açılmalı, Rusya’nın geliştirdiği aşı ve dünyadaki aşı ve tedavideki gelişmeleri yorumladı.

“Almanya Sağlık Bakanlığı’nın yeni bir açıklaması oldu. DW Türkçe’ye henüz düşmedi. Almanya Sağlık Bakanı gelecek aylar için ‘iyimser’ olduğunu belirtti. Aşı için gelecek yıl kesin dedi. Almanya aşı üretiminde dünyada ilk 3-4’de” ifadelerini kullanan Saltık, “Bakan, konuşmasında gençler arasında KOVID-19’un hızla arttığını belirtti. Ortalama yaş Almanya’da Nisan ayında 52 iken Ağustos ayında 36’ya indi dedi. Bu korkunç bir şey. Şu cümleyi kullandı; “Kuşkusuz endişe verici bir durum” dedi. İnsanların topluca bir araya gelmesi gereken tüm etkinliklerin yasaklanmasını, futbol gibi binlerce insanın bir araya gelmesinin dehşet verici olduğunu söyledi. Türkiye’de bugünlerde halı sahaların açıldığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Saltık’ın açıklamalarından satır başları şöyle :

*”Son rakamları siz de biliyorsunuz. Almanya Sağlık Bakanının açıkladığı verilere göre 1226 olgu, Türkiye’deki son rakam 1212. Almanya’da toplam 219,519 toplam vaka dün açıklanan verilere göre, Türkiye’deki rakam 244,392. Dolayısıyla bizim rakamlarımız Almanya’nın biraz üstünde. Almanya Sağlık Bakanı “Kuşkusuz endişe verici” tümcesini kullanırken, bizim Sağlık Bakanımızın kullandığı tümceleri görüyoruz. Daima o klasik lafları ediyor.. tedbir, salgına karşı kaç kişiyiz”??!!

*”AB ülkeleri itirafta bulundu. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya açık açık itirafta bulundular, ‘salgını iyi yönetemedik’ diye. Herhalde Türkiye harikalar yaratıyor. Gelsinler Türkiye’den salgın yönetimi nasıl yapılır, verilerle nasıl oynanır (manüple edilir) öğrensinler”

*”Hastalar çok ağırlaşmadıkça evde tutulup hastaneye yatırılmadığı için bunlar kayıtlara da girmiyor. Rakamlar o yüzden 1212 dolaylarında. Gerçekte belki de bunun 10 katı dolaylarında. Nisan ayı ortalarındaki rakamlardan daha büyük dalgayla karşı karşıyayız”

TELE1 TV PROGRAMIMIZ – 13 Ağustos 2020

Dostlar,

Bu gün,

13 Ağustos 2020 Perşembe günü saat 15:00’te TELE1′
de

olacağız. AŞI odaklı olmak üzere küresel salgını (Pandemiyi) konuşacağız /

  • konuştuk..  youtube erişkesi (linki) aşağıda (33 dakika) : 

    Koronavirüs bulaşına (enfeksiyonuna), öbür adıyla COVID-19‘a karşı;

– etkili ve güvenli bir aşı geliştirilebildi mi,
– ne zaman geliştirilebilir,
– fiyatı ne olur,
– aşı nedenli süre korur,
– yinelemek gerekir mi,
– hangi sıklıkla yaptırmak gerekir,
– koruyuculuk düzeyi ne orandadır,
– yan ve istenmeyen etkileri, komplikasyonları olabilir mi,
– Aşı geliştirme ve üretmenin uluslararası kuralları / standartları var mı
– Türkiye bu aşı geliştirme yarışının neresinde???

Report: Israel could end up with coronavirus vaccine -- but not ...

sorularına yanıt arayacağız.. / YANIT VERDİK..

Bilgi ve ilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile.
13 Ağustos 2020

 

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

TELE1 TV 10 Mayıs 2020 programımız..

10 Mayıs Pazar,

Saat 22:00’de… TELE1’de

Korona salgınını konuşmak üzere

Sn. Tuluhan Tekelioğlu’nun konuğu olacağım..

Bilgi ve ilginize sunarım.. Saygı ile.

Dr. Ahmet SALTIK
****
Program erişkesi (linki) aşağıda..

Tele1 ekranlarından yayınlanan ve Tuluhan Tekelioğlu’nun sunduğu ‘Hayatın Rengi’ programına katılan Prof. Dr. Ahmet Saltık, normalleşme kararlarını ve Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı verileri değerlendirdi.

HAYATIN RENGİ

Prof. Dr. Ahmet Saltık: “Sağlık Bakanlığı bir veri tekeli kurmuş durumda!”

TELE1 TV: Hakkımızda

Tele1

TELE1 TV: Hakkımızda

Türkiye’de yaygın izleyiciye ulaşan toplumcu, laik, cumhuriyetçi, aydınlanmacı, demokratik, bağımsız ve bu çerçevede nitelikli ve muhalif bir televizyon kanalı uzun süredir yok. Bu alanda büyük bir boşluk var.

Bir dönemin bazı muhalif kanallarının -yayınları bir dizi eksiklik ve sorun içerse de- bıraktığı büyük boşluk olduğu gibi duruyor. Çünkü cumhuriyetçi ve toplumcu bir anlayışla muhalif çizgi izleyen kimi televizyon kanalları ya kapatıldı ya da mali ambargolar (fiili reklam ambargosu) altında yayınını sürdüremez duruma düşerek alanı terk etti. Bazıları ise, muhalif ya da solcu olmayı yayıncılık yapmak için yeterli görüp, gazeteciliğin ve televizyon yayıncılığının profesyonel bir iş olduğunu atladıkları gibi, etik değerler ve ilkelere de özen göstermedikleri için başarısızlığa uğradı.

Bugün halen yayınını sürdüren kimi kanallar ise ne yazık ki ihtiyacı karşılamaktan uzaktır.

Özetle, Türkiye’de bugün gerçek gazetecilik ve objektif habercilik alanı, biraz indirgeyerek ifade edersek ülkenin temelini oluşturan cumhuriyetçilik, kamuculuk ve laiklik ilkelerine bağlı profesyonel yayıncılık sahası neredeyse boş durumdadır. Büyük bir izleyici kitlesi kendi televizyonunu beklemektedir.

Okuma alışkanlığının (okuma-yazma bilmemek değil, okuma alışkanlığı/sürekliliği) yüksek olmadığı, sözlü kültürün halen etkin ve yaygın olduğu, dolayısıyla insanların gündelik yaşamlarının önemli bir bölümünü televizyon karşısında geçirdiği ülkemizde –ki Türkiye, kişi başına günde 5 saat televizyon izleme oranıyla dünyada birincidir- gerçeğe ve bilgiye bağlı bir televizyon yayıncılığına olan yaşamsal ihtiyaç ortadadır.

* * *

Ülkenin ve halkın geleceği için, bu yüz kızartıcı medya ortamında bir özgürlük ve onur penceresi açmak gazetecilik mesleğinin namus borcudur.

İşte TELE 1 kanalı, ülkemizin, toplumumuzun, insanlığın bu yaşamsal ihtiyacına yanıt vermek iddiasıyla yayın hayatına başlıyor. Gerçeğin karartıldığı, doğrunun eğilip büküldüğü, halkın haber alma ve gerçeği öğrenme özgürlüğünün yok edildiği bir medya ortamında, TELE 1, bütün ülkenin sesi ve vicdanı olmaya adaydır.

Elbette biz bu kalpsiz dünyada bütün acıları dindirebileceğimiz iddiasında değiliz. Ancak, toplumun sorunlarına sahip çıkarak, gerçeğin peşinden koşarak, halk adına kamusal denetim görevimizi yerine getirerek sevinçlerimizi çoğaltacak bir rol oynayabiliriz.

Bu perspektifle, bir haber ve kültür kanalı olarak konumlanan TELE 1, sadece iç ve dış siyasal olaylar ve gelişmelerle ilgilenen, salt tartışma ve haber programları yapan bir kanal olmayacak. Eğlenceli olmayı da yayın çizgisinin tamamlayıcısı olarak gören, kültür ve sanata yer veren, yaşamın bütün renklerini ekranlarına taşıyan bir anlayışı benimseyecektir. Örneğin magazin, spor, sağlık, sinema, belgesel ve vasatı aşan eğlence programları da yapacağız.

Cumhuriyetin başlangıç ilkelerine bağlı, halkçı ve başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan bir yayıncılık çizgisi izleyeceğiz. Türkiye’de 21. Yüzyılın televizyonunu yaratacağız.

TELE 1 yayınları, tamamen profesyonel ve deneyimli bir kadro tarafından, ve fakat amatör bir ruh ve özveriyle gerçekleştirilecektir.

* * *

Çığırtkan, ucuz, kaba ve itici bir muhalefet tarzı ve yayın üslubundan kaçınacağız. Eleştiri ve hakaret arasındaki farka özen gösterecek, aradaki çizgiyi net şekilde çekeceğiz. Bu anlamda hiçbir felsefi tercihi, dini inancı, siyasal tavrı aşağılamayacak ve hakaret edilmesine izin vermeyeceğiz. Saygı sınırlarını, eleştirdiğimiz kesimler ve karşıtlarımız söz konusu olsa bile aşmayacak, aşılmasını da kabul etmeyeceğiz.

Gerçeğe, habere ve bilgiye dayalı profesyonel yayıncılığı esas alan bir çizgi izleyeceğiz. Bilimin yol göstericiliğini esas alacağız. Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, demokrasiyi, özgürlük ve eşitlik ilkesini, bağımsızlığı ve kamuculuğu savunacağız. Terörün ve darbelerin karşısında olacağız.

* * *

Programlarımız geniş bir izleyici yelpazesini kucaklayacak şekilde oluşturacağız. Türkiye’nin, merkezi dahil çok büyük bölümüne seslenecek ve her kesimle iletişim kuracağız. Kucaklayıcı ve hoşgörülü olacağız.

TELE 1, Türkiye’nin televizyonu olacak. Unutulan, ihanete uğrayan, düşen gazeteciliği ve televizyon yayıncılığını yeniden ayağa kaldıracağız. Başka bir dünyanın ve haberciliğin mümkün olduğunu dosta düşmana göstereceğiz. Yandaş ve kendisine “merkez medya” adını takan “yanaşma” medyanın egemenliğine son vereceğiz.

Bu yolculukta ihtiyacımız olan tek şey izleyicilerimizin ve halkın desteğidir. Bu desteği esirgemeyeceklerini umuyoruz.

Türkiye’nin yolunu aydınlatacağız!

Tele1 televizyonuna RTÜK cezasını kınıyoruz..

Tele1 televizyonunda yayınlanan “18 Dakika” programında Kaşıkçı cinayetine ilişkin yapılan eleştirilere ise RTÜK tarafından idari para cezası verildi

Washington Post yazarı, Suudi Arabistan vatandaşı gazeteci Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim’de, girdiği Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamamış dünya gündemine oturan Kaşıkçı cinayeti Suudi Arabistan tarafından itiraf edilmişti. Muhalefet de “3. dünya ülkelerinin Türkiye’de infaz yapabildiğini” söyleyerek iktidarı eleştirmişti.

Kitap seti sipariş et Tele 1’e destek ol

İzleyici sponsoru ol destek ver

ABC gazetesi ve TELE1 televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ile Prof. Dr. Emre Kongar’ın yorumladığı “18 Dakika” programında Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin yapılan eleştiriler “suç” sayıldı ve Tele1 televizyonuna 6112 sayılı “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki Kanun’un 8. maddesinde yer alan “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” hükmünün ihlali sebebiyle idari para cezası verildi.

Merdan Yanardağ’dan tepki:

‘AKP’NİN DIŞ POLİTİKASINA AYKIRI YAYINLAR YAPTIK, YAPAĞACAĞIZ’

“RTÜK, Tele 1’e “C. Kaşıkçı cinayetine ilişkin, Türkiye’nin milli politikalarına aykırı, eleştiri sınırlarını aşan yorumları” nedeniyle para cezası vermiş. Biz Türkiye’nin değil, AKP iktidarının dış politikasına aykırı yayınlar yaptık, yapmayı da sürdüreceğiz.AKP, Türkiye değildir.

Cezalarla Tele 1’i susturamayacaksınız!
Bir destek de sen ver…

=================================================
Dostlar,

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için

“İspat etmezse şerefsizdir ve alçaktır
FETÖ’cülerle beraber işbirliğinin bedelini ödeyecektir…
Bir çirkefle karşı karşıyayız…
Cumhurbaşkanının veya yakınlarının paralarının olduğunu ispat etmezse, biz onun boğazına ne takacağız o görecek, hangi çıngırakları takacağız
Bir düzenbaz söz konusudur…
Bu adam edepsiz siyaset yapıyor…
Türkiye böyle bir sahtekâr görmemiştir…”

diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

AİHM KARARINA ATIF

Hürriyet Gazetesi’nden Mesut Hasan Benli’nin haberine göreSavcılığın kararında, AİHM içtihatlarına atıf yapılarak Soylu’nun sözlerinin, ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı kapsamında olduğu savunuldu. Kararda özetle şöyle denildi:

  • “Fikirlerin serbestçe dile getirilmediği toplumlarda kamusal sorunlar hakkında sağlıklı bilgi edinmek ve çözüme ulaşmak mümkün değildir. Bireylerin bakış açılarına hoşgörülü yaklaşmak, demokratik siyasi sistemin önemli bir bileşenidir. AİHM, ifade özgürlüğünün herkes için değerli olmakla birlikte siyasi partiler ve faal üyeleri için özel bir önem taşıdığını belirtmiştir.
  • Politik tartışmalar esnasında politikacılara yöneltilmiş eleştiriler söz konusu olduğunda, saldırgan sözcükler kullanılması, sert eleştiriler yapılması ve kaba cümleler kurulması beklenebilir bir şeydir ve AİHM daha fazla hoşgörü gösterir. AİHM daha ileri bir kabul ile bilgi ve kanaatleri açıklama özgürlüğünün bir ölçüde abartmayı hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini savunmuştur.”

Bakan Soylu’nun 11 Aralık 2017’de katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği sözlerin ardından Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.
****
AKP iktidarı 31 Mart 2019 yerel seçimleri yaklaşırken panik içinde. Eridiğini görüyor..
Bir yandan kendi yarattığı yapısal ağır ekonomik bunalımı ile boğuşuyor, bir yandan da korku – baskı – yıldırma ile karşıtı toplum kesimlerini sindirmek istiyor.

Bu yol çıkmaz sokaktır. İnat ve ısrar edilirse açık faşizme sürüklenir ülke ve

  • AKP = Erdoğan’ın sonu da tarihteki tüm faşist rejimler gibi olur.. er ya da geç..

RTÜK, toplumu daha da gerecek bu adaletsiz kararını geri almalı ve cezayı kaldırmalıdır. TELE1’in bu cezayı haketmediği, RTÜK’ün hangi dürtülerle (saiklerle) davrandığı kamuoyunca iyi bilinmektedir..

TELE1’i tümüyle hukuk içinde buluyor ve desteklemeyi sürdürüyoruz.

RTÜK üyeleri hakkında görevlerini kötüye kullanmaktan kamu davası açılmalıdır.

  • Biz cezayı onaylayan RTÜK üyeleri hakkında buradam SUÇ DUYURUSU YAPIYORUZ.

Başta Erdoğan, tüm AKP’li ve AKP’cileri, ülkemizin selameti adına sağduyuya çağırıyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 07 Aralık 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com