KORONA VİRÜS SALGINI İLE NASIL BAŞETMELİ??

Değerli site okurlarımız,

KORONA VİRÜS SALGINI İLE
NASIL BAŞETMELİ??

Bu gün, 23 Mart 2020 Pazartesi günü, akşam saat 21:00 – 23:00 arası Halk TV‘nin konuğu olacağız.. Duyuru posteri aşağıda..

Eski Ekonomi Bakan Sn. Ufuk Söylemez yönetiminde 2 hekim ve 1 ekonomist, ülkemizin ve dünyanın ciddi sorunu KORONAVİRÜS SALGINI ile nasıl başedebileceğimizi konuşacağız..

Prof. Dr. Alpay AZAP, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden çalışma arkadaşımız.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolji uzmanı.
Ayrıca KLİMİK Uzmanlık Derneği Başkanı ve Sağlık Bakanlığı’nının Korona Bilim Kurulunda Tıp Fakültemizin 2 temsilcisinden biri.

Bizi bu siteden… tanıyorsunuz. HALK SAĞLIĞI TIP UZMANLIK ALANI, salgınlarla savaşımda orkestranın başı.. Epidemiyoloji yandal uzmanlığı varsa daha da doyurucu.
Tıbbi orkestranın vazgeçilmez 2. elemanı Enfeksiyon Hastalığı uzmanları..
(Epidemiyoloji yan dal uzmanlığı yalnızca bu 2 ana tıp dalı için olanaklı ve eğitimini
Halk Sağlığı Anabilim Dalı veriyor) )

Salgının nedenine, etkenine, klinik tablosuna göre öbür tıp dalları da vazgeçilmez bu takım çalışmasında.

HALK TV’ye teşekkür ederiz bu fırsat için. Kendilerinin hazırladığı kısa tanıtım videosunun erişkesi (linki) aşağıda.. Tıklanmasını dileriz..

Halk_TV_program_tanitimi_23.3.2020

Korona salgınında göğüs hastalıkları, yoğun bakım, anestezi ve reanimasyon, iç hastalıkları ön saflarda sorumluluk üstlenmiş durumdalar.
Temel Tıp Bilimleri alanlarındaki görünmez kahraman meslektaşlarımızı da unutmayalım :
Özellikle Temel Mikrobiyoloji – Viroloji ve vazgeçilmez Laboratuvar desteği..
Tıbbi Genetikçi, Farmakolog arkadaşlarımız ve 1. Basamağın omurgası Aile Hekimlerimiz, Psikyatristlerimiz..

Ayrıca hemşirlerimiz, cankurtaran çalışanlarımız, sağlık teknisyenlerimiz..
Acil servislerde hasta gören her daldan meslektaşlarımız..

Türkiye’mizin 1 milyona yakın sağlık çalışanı var.
Kabaca her 80 kişiden 1’i sağlık çalışanı. Gelişmiş ülke standartlarının epey gerisindeyiz ama gelişmemiş bir ülke de değiliz.

160 bin hekim, 160 bin hemşiremiz var. 30 bini aşkın diş hekimi ve yine 30+ bin eczacımız var.
240 bini aşkın hasta yatağımız, on bin nüfusa 28 yatak düzeyinde.

  • Gerekirse İngiltere gibi biz de 65+ yaş hekim ve öbür sağlık çalışanlarımızı seferberlik bilinci ile göreve çağırırız.Sayısı 1530’u geçen hastanemiz ve toplam yatak sayısının 1/10’u düzeyinde yoğun bakım yataklarımız var. (650 hastane özel sektörün).
  • Salgını iyi yöneterek zamana yayabilirsek, bu eldeki kapasite ile başedebiliriz.
  • Dikkatli olmaz ve patlayıcı bir epidemi (salgın) yaşarsak sağlık altyapımız yetersiz kalabilir.

Bu potansiyeli en optimal düzeyde yönetmek de siyaset kurumunu işi.
Bu çok büyük, ağır ve tarihsel bir sorumluluk. Temel koşulları bellli :

1. Zerrece tartışmasız ve ödünsüz biçimde BİLİMSEl AKILCILIK!

2. Demokratik, katılımcı, saydam, halktan bilgi saklamayan politikalar.

3. Kesinlike liyakata dayalı istihdam ve kamucu sağlık hizmetleri.

4. Uluslararası işbirliğine açık, dayanışmacı salgın yönetimi

5. Salgın nedeniyle zedelenebilir toplum kesimlerine; yoksullara, işsizlere, yaşlılara, engellilere, ülkemizdeki sığınmacılara, küçük esnafa – işletmelere… çok yönlü destek politikaları;
SOSYAL DEVLET!

6. Kısa – orta – uzun erimde tartışılmaz öncelikle HALK SAĞLIĞINI KORUMAK, ardından ülkemizin çok yönlü çıkarlarını korumak, potansiyel sorunlarla başetmek siyasal iktidarın işi;
ulusumuzun Meclisi TBMM ile.. Bu amaçla bir ULUSAL KORONA KRİZ YÖNETİM MERKEZİ kurulmalı, toplumun katılımını da mutlaka sağlayarak Ulusu BÜTÜNLEŞTİRİCİ yaklaşımlarla kriz yönetimi aşamasına geçilmelidir.

OHAL yönetimine asla gerek yoktur. Yürürlükteki mevzuat, yönetime yeterli yetkileri fazlasıyla vermektedir. (Hekim, Kamu Yöneticisi ve Sağlık Hukuku uzmanı olarak bu net bilgiye sahibiz..)

Bunları da Mülkiye’li şapkamızla söylemiş olalım..

Orkestra tüm Türkiye‘dir ve yaşamda tek yol gösterici olan AKIL VE BİLİM YOLUNDAN AYRILMAZSAK, biraz sabırla bu ulusal sorunun da üstesinden geleceğiz.

Panik ve karamsarlık doğru değildir..

  • Salgın ile savaşım (mücadele) asla günlük siyasete alet edilmemeli; kesinkes bir ulusal dava olarak sonuna dek siyaset üstü tutulmalıdır.

Haydi Türkiye, hepimize kolay gelsin!

Sevgi, saygı ve UMUT ile. 23 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Türker Ertürk : Ulusal Kanal Programı (Erişkesi) Linki – 27 Kasım 2013

Dostlar,

Dün, 27.11.13 akşamı, E. Tuğa. Türker Ertürk paşa,
Nurzen Amuran‘ın Ulusal Kanal‘da program konuğu idi..

portresi_gulumseyen

Son derece önemli açıklamalar yaptı büyük bir yüreklilikle..

Bu program aşağıdaki erişkeden (link) izlenebilir..

http://tvarsivi.com/player.php?y=25&z=2013-11-27+21%3A29%3A00

 

Türker Paşa, bu sabah, 28.11.13 sabahı saat 09:00 sonrasında ise
Halk TV‘nin konuğu idi gene yüreklice çok önemli açıklamalarda bulundu..

http://www.youtube.com/watch?v=F5hCWQYAbv4&feature=youtu.be&desktop_uri=%2Fwatch%3Fv%3DF5hCWQYAbv4%26feature%3Dyoutu.be&app=desktop

Sevgi ve saygı ile.
28.11.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Erdoğan sultan ben valisi miyim?

Dostlar,

YURT Gazetesi ve HALK TeVe‘nin Şam’da
Suriye’nin seçilmiş Devlet Başkanı Sayın Beşar Esat ile kapsamlı bir söyleşi yapmasını bir sorumlu gazetecilik başarısı olarak görmek gerekir. Bu kurumları ve görevlilerini kutluyoruz. Sayın Esat ile söyleşi çok kapsamlı, doyurucu ve öğretici..

Sevgi ve saygı ile.
04.10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

Erdoğan sultan ben valisi miyim?

YURT Gazetesi,04 Ekim 2013

Başbakan Erdoğan’ın bir dönem ‘Kardeşim, dostum’ diye hitap ettiği
Beşar Esad, YURT Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Erdoğan sultan ben valisi miyim?

Ömer Ödemiş – Suriye de yaşanan çatışmaların bir boyutu da medya üzerinden yürütülüyor. Egemen güçlerin denetimindeki medya, Suriye’ye ilişkin pek çok yalanı dünya kamuoyuna sunarak, halkın bakışını kendi yalanları doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyor. Son kimyasal saldırı yalanı da büyük bir kampanyayla sunuldu.
Yan yana dizilmiş ölü çocuk bedenlerinin vahşet görüntüsü Suriye devletinin katliamı olarak, savaş çığlıkları eşliğinde yayınlandı. Suriye’de çatışmaların başladığı günden bu yana benzer pek çok yalanın ortaya çıkması ve yaşanılan gerçeklerin
kamuoyu tarafından bilinmesi için her türlü çabayı gösterdik. Onlarca haber yaparak Suriye gerçekliğinin olanca çıplaklığıyla bilinmesi için özen gösterdik.

Suriye Devlet Başkanı Esad ile röportaja, Suriye’de yaşananların gerçek yüzünü
ilk ağızdan, sorunun asli muhatabından öğrenmek için gittik. Kafamızdaki tüm soruları saygı çerçevesinde sorduk. Beşar Esad tüm sorularımıza zaman sınırlaması getirmeden içtenlikle yanıt verdi. Kamuoyunun merak ettiğini düşündüğümüz
tüm konularda sorularımızı Beşar Esad’a yönelttik. Türkiye hükümetine ve Başbakan Tayyip Erdoğan‘a bakışını, yaşadıkları süreci ve Türkiye hükümetinin Suriye politikası üzerine düşündüklerini, kimyasal silah kullanıp kullanmadıklarını, Kürtlerin durumunu, kardeşi Mahir Esad’ın öldürüldüğü söylentilerini açıkça sorduk. El Kaide gibi radikal İslamcı terör gruplarını nasıl temizlemeyi düşündüğünü, gelecekte nasıl bir Suriye göreceğimizi, geçmişten ders çıkarıp çıkarmadığını, BAAS partisinin süreçte hatasının olup olmadığını, hatta diktatör olup olmadığını sorduk.

Suriye’de cezaevinde gazeteci, akademisyen, siyasetçi olmadığını, hiçbir idam cezasını onaylamadığını, Müslüman Kardeşler‘e bile idam cezası uygulamadıklarını ayrıntılı anlattı. Benim önemsediğim bir soru ise, Devlet Başkanı Beşar Esad kimliğinden sıyrılarak kendisini tanımlamasını istediğim soru oldu. Net yanıt almak istediğim bu soruya beklediğim netlikte olmasa da, genel çerçevede beklediğim bir yanıt geldi. Röportaj öncesi çay sohbetinde Türkiye’deki son durumları ve Türkiye halkının Suriye konusundaki duyarlığı üzerine konuştuk. Özellikle güneyde yaşayan halkın Suriye’nin sorunlarından çok fazla etkilendiğini, kaygılandığını ifade ettik.

Türkiye halkı ile Türkiye hükümetini her fırsatta özenle ayrı tuttuğunu ifade etti.
AKP hükümetinin yaptıklarından Türk halkını sorumlu tutmuyordu. Tam tersine
Türkiye halkının Suriye de savaşa karşı çıktığını bildiği çok açıkça kezlerce belirtti.

Başkanlık Sarayının stüdyo olarak hazırlanmış bir bölümünde gerçekleştirdiğimiz röportaja çok kalabalık gelmediğini gözlemledim. Birkaç kişi vardı yalnızca yanında
ve dev bir koruma ordusu görmedim.

Hakkında her gün vurulduğu iddiaları yayılan Esad’ın Şam’da bu kadar rahat olması, gerçekte yaşananların abartıldığı boyutta olmadığını gösteriyordu. Sakin olduğu gözlenen sarayın girişinde de, tanklar, zırhlı araçlar hiç abartılı güvenlik önlemine rastlamadım. Herkesin kullandığı bir ana caddenin hemen yanından giriş yaptığımız sarayın içinde de çok az sayıda güvenlik görevlisi dikkatimi çekti.  Halk TV ile birlikte gerçekleştirdiğimiz ve bir saat 20 dakika kadar süren görüşmemizin “Suriye’de
neler oluyor?” sorusuna  yanıt oluşturacağını düşünüyorum.

Soru : Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin tutumunu nasıl değerlendirebiliriz?
Suriye’ye ilişkin duruşları, davranışları ve politikalarını
nasıl değerlendirebilirsiniz?

Beşar Esad            :

Bu süreç içinde iki Türkiye’den söz edebiliriz. İlki ve daha önemli olanı, Türk halkıdır. Öyle ki bu halk; Erdoğan ve hükümetinin tüm yalanlarının üstesinden gelerek, Suriye’de olup biten gerçekliği anlamayı başardı. Batılı ve Türk medyasının Erdoğan’ın yalanlarını pazarlama ve yutturma çabalarına karşın gerçekleri öğrenmeyi başaran Türk halkının tutum ve davranışı tümüyle açıktır. Bu halkın; Suriye’ye yönelik savaşa ve Erdoğan hükümetinin Suriyelilerin kanına bulaşmasına karşı tutumu da hep onurlu olmuştur. Türkiye’nin bir yanı budur. İkinci ve daha az önem taşıyan yanı ise;

  • Erdoğan ve Suriyelilerin kanlarına gırtlaklarına kadar bulaşan hükümet üyelerinden ibarettir.
  • Erdoğan’ın temsil ettiği bu hükümet;
    on binlerce Suriyelinin kanından sorumludur.
  • Suriye’de altyapının yıkılmasından sorumludur.
  • Yalnızca Suriye’de değil, tüm bölgede istikrarın baltalanmasından sorumludur.
  • Erdoğan ve arkadaşları Mısır, Libya, Tunus ve bölgenin birçok ülkesine müdahale ettiler. Aynı zamanda devlet ve halk olarak Türkiye’yi halkın çıkarlarına karşı bir çok başlıkta politikalara ve savaşlara bulaştırdılar. Dolayısıyla bizler günümüzde Türkiye’yi tamamen birbirleriyle çelişen iki şekilde görmekteyiz.
  • Halk bir yönde, Erdoğan ve hükümeti de başka bir yöndedir.
    Bunun bir başka kanıtı ise Erdoğan’ın Suriye’deki teröristlere destek vermesi değil ayni zamanda
    Mısır ve öncesinde Irak’ın iç işlerine çok tehlikeli bir şekilde müdahale etmesidir.

Soru    : Sayın Cumhurbaşkanı; El Kaide ve Nusra Cephesi gibi terör grupları Türkiye sınırına yayıldı. Sayıları binleri bulan çok sayıdaki çeteler önümüzdeki süreç içinde Suriye’ye olduğu kadar Türkiye sınırlarına da bir tehlike oluşturacak mıdır sizce?

Beşar Esad      :
Bu radikal ideolojiler temelde ülkeleri ya da sınırları tanımazlar. Halkları da kabullenmezler. Yalnızca bu ideolojiye sahip olanları kabul ederler. Eğer bu ideolojiye sahip olan Asya’nın en doğusunda olsa bile onlara göre ‘kardeş’ sayılır. Ama bu bölgede bu ideolojiye sahip olmayan herhangi biri onlara göre öldürülmelidir.
Onlar açısından Suriye ile Türkiye arasında fark yoktur. Bu ideolojiye sahip olanlara göre onlar bu bölgede yayılmalı ve radikal İslami devletlerini kurmak için bulundukları bölgeyi genişletmelidirler. Onlar ancak bu biçimde Allah’ın rızasını alacaklarını düşünürler. Ancak bir rastlantı olarak iki gün önce uluslararası medya ; Suriye’nin kuzeyinde bulunan kimi radikal terör gruplarının, kendi deyimleriyle
Türkiye’yi ‘kafirlerden’ kurtarmak için cihat başlattıklarına ilişkin haberler çıkmaya başladı. Dolayısıyla bu ideolojiye toplumu yakan bir alev olarak bakarsak
bu alevin genişleyerek ateşe dönüşeceği kesindir.

Yani Suriye’nin alevler içinde olduğu bir zamanda Türkiye’nin esenlik içinde ve rahat olarak kalması mümkün değildir. Bu imkansızdır. Nitekim sizler de Suriye’deki krizin yansımalarını hissetmeye başladınız. Benzer şey Irak, Lübnan, Ürdün ve tüm komşular için geçerlidir. Bu konuyu çok düşünmeye gerek yoktur.

Gerçek şu ki; bu teröristlerin bir bölümü Suriye toprakları, bir bölümü de Türkiye sınırlarında vardır. Suriye’nin kuzeyindeki çatışmalarında da onlara ateş desteği sağlanmaktadır. Türkiye sınırlarının farklı bölgelerinden girmek için manevralarda bulunup gerek ordu gerekse halka saldırıyorlar.

  • Yakın gelecekte bu teröristlerin Türkiye’ye etkileri olacak ve
    Türkiye bunun bedelini ağır ödeyecektir.
  • Terörü bir kart gibi cebinize koymanız mümkün değildir.
    Çünkü terör akrep gibidir, cebinize koyduğunda ilk fırsatta sizi ısıracaktır.

Soru     :
Bir zamanlar AKP ve çevresiyle oldukça iyi ilişkileriniz vardı. Hatta Erdoğan, size ‘kardeşim Esad’ olarak hitap ediyordu. Şu an ise gerek Erdoğan
gerek Davutoğlu sürekli olarak: ‘Her görüşmede ve her fırsatta Esad ile temaslarımızda; demokratik reformlar yapması gerektiğinden söz ediyorduk. Bir çok kez ona söyledik ama o yapmadı.’ diyorlar. Tam olarak sizden
neler istediler? Buluşmalarınızda neler oluyordu?

Beşar Esad          :

Krizden önce Erdoğan hiçbir zaman reform ya da demokrasi konularından söz etmedi. Hiçbir zaman da bu konularla ilgilenmedi. O’nun tek bir hedefi vardı. Bu hedef de O’na göre Suriye ve Türkiye halkları arasındaki ilişkilerden çok daha önemliydi.

  • Erdoğan’ın tek amacı Müslüman Kardeşler’in Suriye’ye dönmelerini sağlamak idi.

Erdoğan’ın Suriye ile ilişkilerinde temel ve ana amacı tam olarak buydu, yani Suriye ile Müslüman Kardeşler’i barıştırmak, bazen de Müslüman Kardeşler’in bir bölümünü Suriye’ye geri getirmek. Bunun dışında hiçbir şeyi gözü görmüyordu. Olaylar başladığında ise aynı konuyu kullanmaya çalıştı. Fakat bu kez gerekçe reformlar idi. Örnek olarak krizin başında cezaevlerinden serbest bırakılanlardan söz ettiğinde;
O’nun asıl ilgilendiği Müslüman Kardeşler‘den kaç kişinin serbest bırakıldığıydı. Öbürlerinin ise onun için hiçbir önem ve değeri yoktu.

  • Erdoğan’ın aklı budur işte. Kapalı, dar, bağnaz ve dürüstlüğü tanımayan bir mantık. Dolayısıyla kendisi ve Davutoğlu’nun tüm söyledikleri tümüyle yalandır.

Bu birincisi.

İkincisi ise; hep, Suriye’ye geldiklerini ve bizlerin reformlar konusunda kendilerine vaatlerde bulunduğumuzu söyleyip durdular. Hangi sıfatla bunlar yapıldı. Sanki Erdoğan sultan, ben de O’nun valisi miyim? Türkiye bağımsız bir devlettir, biz de bağımsız bir devletiz. Erdoğan, kriz başında bizlerin ne yapabileceğimizi sordu. Biz de vizyonumuzu ve geleceğe yönelik siyasal planlarımızı anlattık. Fakat hiçbir zaman demokrasiden
söz etmedi ve bizler de hiçbir vaatte bulunmadık.

  • Suriye’de yaşananlarla ilgili söyledikleri her şey yalan. 

Gerçeği budur işte. Aramızda olup biten her şey bundan ibaret.

**************

ÖMER ÖDEMİŞ’İN SURİYE İZLENİMLERİ

Savaşla Barışan Halk

Suriye Devlet Başkanı Esad ile söyleşi (röportaj) için yola çıktığımda,
Şam’ı son görüşümden bu yana nelerin değiştiğini merak etmeye başlamıştım.
Hiç susmayan silah sesleri, patlamalar ve top atışları kalmıştı belleğimde…

Gece başlayan ve sabahın ilk ışıklarına dek süren top ve bomba seslerinin tedirginliği ile uyanmıştım hep. Şam’a genel bir saldırı başlatan radikal İslamcı gruplar,
şehir merkezine sızmak için sıkı yüklenmişlerdi. Ancak kent merkezine
birkaç intihar saldırısı dışında sızamamışlardı.

Şam’a ilk indiğim gün hemen hiç patlama ve silah sesi duymadım. Şaşırdım.
Hemen her yandasıkı askeri denetimler olduğunu ve askerlerin işlerini gerçek anlamda ciddiye aldıklarına tanık olduk. Daha önceki kayıtsız tutumlarından iz yoktu.
Yaşananlar herkesi eğitmiş gibiydi. Bize ayrılan devlet araçları bile arama noktalarında durdurulup ayrıntılı aranıyordu.

Savaş kanıksanmıştı sanki, sokaklarda insanlar günlük yaşamlarını olanca doğallığıyla sürdürüyorlar. Alış veriş yapıp otellerin yüzme havuzlarına giriyorlar. Okullar açılmış öğrenciler nereden geleceği belli olmayan bombalı saldırı olasılığına aldırış etmeden okullarına gidip geliyorlar. Bir ara yaşanan benzin sıkıntısı da tümüyle çözülmüş gibi. Suriye halkı savaş ortamında bir yaşam biçimi geliştirmiş gibi görünüyor.

Emevi camisini, Hamidiye çarşısını ve Merci meydanı gibi önemli merkezleri dolaştım. Hamidiye çarşısı on binlerce insanın insanın omuz omuza zor adım atabildiği bir yerdi. Artık kalabalık değil. Ancak yine de Şam’ın en hareketli ve en yoğun bölgelerinden biri olmayı sürdürüyor. İpek yolunun son durağındaki en eski tarihsel çarşının geçmiş günlerini özlemle aradığını hissediyor insan. Bir kırılık var gibi, bir gönül koyma…
Ya da belirsizlik, kaygı. Konuştuğum birkaç esnaf ticaretin bittiğini söylüyor.
Eski işlerinin binde birini bile yapamadıklarını, çarşıya gelenlerinde ciddi şeyler almadan yalnızca dolaştıklarını söylüyorlar. Tarihi dondurmacı dışında hemen
her dükkan boş gibiydi.

Yaşam ciddi oranda pahalanmış Şam’da. Temel ihtiyaç maddeleri dışında her şeyin fiyatı % 400-500 artmış görünüyor. Ekmek, şeker, un, benzin gibi devletin denetim altında tuttuğu temel gıdaların fiyatlarında ise hiçbir artış yok ve bol miktarda bulunuyor. Suriye ciddi bir kıtlık yaşamıyor gibi.

İlk gün saraya gidip, basın bürosu ile görüştük. Beşar Esad ile yapacağımız söyleşide istediğimiz her soruyu rahatlıkla sorabileceğimiz birkaç kez belirtildi. Biz Türkiye halkının merak ettiği pek çok konuda soracağımız sorular olduğunu ve bu konuda kendimizi sınırlandırmayacağımızı belirttik. Sevindiler. Saygı çerçevesinde, sorduğumuz
her sorunun yanıtlanacak olması da bizi sevindirdi.

1. GAZDANADAM FESTİVALİNDEN KARELER


Dostlar,

07 Temmuz 2013 günü İstanbul Kadıköy’de yapılan “1. GAZDANADAM FESTİVALİ” son derece ilginç görüntüler sergiledi. Dünya tarihine geçeceğinden kuşku yok.

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın kamerasından görüntülendi
ve notlarla bir zaman akışı içinde ölümsüz bir gazetecilik belgesi oldu.

Kendisini kutlayarak ve teşekkür ederek sizlerle paylaşmak istiyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
9.7.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=======================================

Gazdanadam’ın Yolu 5 Ağustos’ta Silivri

Odatv, soL Gazetesi, Ulusal Kanal, Cem TV, Halk TV, Cem Radyo, Yön Radyo, Yurt Gazetesi, Aydınlık Gazetesi, BirGün ve Cumhuriyet
öncülüğünde düzenlenen festival Kadıköy’de. (07 Temmuz 2013)

İşte o festivalden dakika dakika gelişmeler

Güncelleme 00.37

Kadıköy Rıhtım’da Gazdanadam Festivali‘ne katılanlar dağılmaya başladı.

Güncelleme 00.35

Birinci Gazdanadam Festivali son buldu.
“Bu daha başlangınç mücadeleye devam!” sloganları atılıyor.

Güncelleme 00.31

Barış Terkoğlu: Artık ne yaparsanız halk sizin yanınızda oluyor hep bir ağızdan
hangi sloganı atacağını biliyor.

Bugün sokağa çıkan halk sokakta çok şey öğrendi.

Güncelleme 00.30

Eflatun: Bu gecenin son şarkısını söylemek bana nasip oldu ama bu şarkı bitmez.

Güncelleme 00.27

Eflatun sahnede

Güncelleme 00.26

Barış Terkoğlu: Türkiye’de artık çıt dediğiniz anda yüzbinlerce insan sokağa çıkıyor. Artık herkes ne istediğini rahatça söyleyebiliyor.

Güncelleme 00.25

Yaşar Kurt: Faşizme karşı omuz omuza

Güncelleme 00.17

  • Yaklaşık 1 milyon kişi Kadıköy’de Gezi Parkı direnişini kutlamaya devam ediyor.

Güncelleme 00.15

Rock müzik sanatçısı Yaşar Kurt sahnede

Güncelleme 00.13

Barış Pehlivan:Haklıysanız ve haklılğınıza iannıyorsanız kazanmayacağınız ve gerçekleştiremeyeceğiniz bir şey yoktur.

Güncelleme 00.10

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan:
Bu gece aslında bugün Türkiye tarihi ve gazetecilik tarihi açısındna bir milat.

Güncelleme 00.05

Çapulcu yoklaması yapılıyor.

Güncelleme 00.03

Mizah sanatçısı Mert Ali Başaran sahnede alıyor.

Güncelleme 23.57

Ulvi Arı, Pandomim sanatçısı sahnede

Güncelleme 23.53

Renan Bilek: Ben bir ceviz ağacıyım Taksim Gezi Pakı’nda

Güncelleme 23.46

Renan Bilek, ayağa kalkan Türkiye için sahnede

Güncelleme 23.45

Bu daha başlangıç mücadeleye devam sloganları atlıyor.

Güncelleme 23.42

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın kamerasından:

Kırkıncı gününe giren halk hareketi

Güncellleme 23.39

Cem Adrian, birazdan sahne alarak günü noktalayacak.

Güncelleme 23.35

Kadıköy şenliğe dönüştü. Yüzbinler özgürlük ve bağımsızlık sloganı attı.

Güncelleme 23.34

Vapurlarda “her yer Taksim her yer direniş” sloganları atılıyor.

Güncelleme 23.31

Kadıköy’de yüzbinler tam 6,5 saattir eğlenerek direniyor!
Gazdanadam Festivali’ne katılanlar, dönüş vapurlarına binmeye başladılar.

Güncelleme 23.25

Gazdanadam Festivali’nden günün fotoğrafı:

Güncelleme 23.23

Kadıköy’de dönüş vapurları dolmaya başladı.
“Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atılıyor.

Güncelleme 23.20

Kadıköy’de yüzbinler, Bulutsuzluk Özlemi ile coşuyor.

Güncelleme 23.17

Gazdanadam Festivali’nde objektiflere yansıyan bir kare

Güncelleme 23.16

Bulutsuzluk Özlemi sahne almaya hazırlanıyor.

Güncelleme Güncelleme 23.13

Orhan Aydın:

  • Biz bu cografyada korkuyu ve yalanı birlikte yendik.
    Şimdi sıra padişah bozuntusunu alaşağı etme zamanıdır.

Güncelleme 23.10

Nazım Hikmet’ten şiirler okunuyor.

Güncelleme 23.05

Kadıköy’de gerçekleşen Gazdanadam Festivali tüm coşkusuyla devam ediyor.

Güncelleme 23.04

Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, Nazım Himet’ten Güneşi İçenlerin Türküsünü okuyor.

Güncelleme 22.58

Nazım Hikmet’ten şiirler okunuyor.

Güncelleme 22.53

Tiyatro Sanatçısı Gülsen Tuncer sahnede

Güncelleme 22.49

  • Kadıköy’de yaklaşık 1 milyon kişi 6 saattir direnişe devam ediyor.

Güncelleme 22.48

Kurtalan Express: Özgürlük ve bağımsızlık için hayatını kaybetmiş dostlarımız için “Gülpembe” yi söyleyelim.

Güncelleme 22.44

Kurtalan Express Beşiktaş formasıyla sahnede

Güncelleme 22.40

Kuratalan Ekspress’ten Ahmet Güvenç: Cem Karaca’dan ıslak ıslak,
Kırmızılı Kadın’a hitaben.

Güncelleme 22.39

Kuratalan Ekspress’ten Ahmet Güvenç: Ben 60 yaşındayım.
Kendimi müzisyen zannediyordum ama ben çapulcuyum arkadaşlar.

Güncelleme 22.38

Gazdanadam Festivali ve çöpleri toplayan gönüllüler!

Güncelleme 22.34

Kadıköy Gazdanadam festivali’nde Kurtalan Ekspresle ile coşuyor.

Güncelleme 22.30

Kurtalan Ekspres ve Serdar Öztop sahnede

Güncelleme 22.28

Kurtalan Express sahnede

Güncelleme 22.25

Gazeteciler direnişi selamlıyor!

Güncelleme 22.23

Barış Terkoğlu: Sizin mücadeleniz sayesinde biz kazandık. Halkın medyası kazandı. Gazdan adamlar, gazdan kadınlar, gazdan gazeteciler kazandı. Bütün dünya sizin
onurlu direnişini duydu.

Güncelleme 22.22

Barış Terkoğlu: Bugün burada onlarca tutuklu gazeteci arkadaşımızın ruhu var.

Güncelleme 22.22

Barış Terkoğlu:

  • Bugün burada işsizliğe, hapisliğe, ölüme rağmen direnen gazeteciler var.

Güncelleme 22.21

Barış Terkoğlu: Kürsülerden gazetecileri, sanatçıları, aydınları tehdit ettiler.

Güncelleme 22.20

Barış Terkoğlu: Polislerini, savcılarını, hakimlerini harekete geçirdiler.
Bütün muhalefete yaptıkları gibi cezaevine attılar. Halen 61 gazeteci arkadaşımız hapiste.

Güncelleme 22.19

Barış Terkoğlu: Televizyonlara, gazetelere operasyonlar yaptılar, yazı işlerini
devlet dairesine çevirdiler. Ele geçirdiklerinin başına memurlarını, yandaşlarını atadılar. Gazetecileri sansürlediler.

Güncelleme 22.18

Barış Terkoğlu: 93 yıl önce Kurtuluş Savaşı’nı halka duyurmak için kurulan
Anadolu Ajansı AKP’nin propaganda merkezi olmadı mı?

Güncelle 22.17

Barış Terkoğlu: Faşist Hitler; “Basın rejime hizmet ettiği sürece özgürdür.” diyordu. Bugünse AKP’ye hizmet ettiği sürece özgür.

Güncelleme 22.15

Barış Terkoğlu: Biz, bu ülkenin gerçeklerden beslenen medyası olarak
sadece size yetişmeye çalıştık.

Güncelleme 22.13

Barış Terkoğlu:  Bu direnişin sahibi sizsiniz. Kazananı da sizsiniz. Baskıya, zorbalığa, korkuya dayanan bir rejimi yendiniz. Tek adam olma özlemiyle yanıp tutuşan bir diktatörü “hükümet istifa” sesleriyle gökyüzünden yerlere indirdiniz. Özgürlüğe, eşitliğe, kardeşliğe, aydınlanmaya, laikliğe, bağımsızlığa, barışa, insan aklına ve onuruna, haklarınıza, adalete, gerçek demokrasiye sahip çıktınız.

Güncelleme 22.10

Barış Terkoğlu: Bu kürsünün üzerinde bugün direnişinizin sesi olan

Cem TV,
Ulusal Kanal,
Halk TV var.

Bu kürsünün üzerinde bugün mücadelenizin gözü olan

Cumhuriyet,
Sol,
Aydınlık,
Yurt gazeteleri var.

Bu kürsünün üzerinde bugün davanızın dili olan

Yön Radyo,
Odatv var.

Ancak emin olun bugün bu kürsünün üzerinde siz varsınız.

Güncelleme 22.09

Odatv haber Müdürü Barış Terkoğlu:

Dostlar, kardeşler, bu ülkenin sokaklarını günlerdir hürriyet bahçesine çevirenler hoş geldiniz.

Güncelleme 22.07

Dr. Mustafa Altıoklar: “Gezi Parkı bütün dünyaya ders verdi”

Güncelleme 22.04

Soner Yalçın Gazdanadam Festivali’nde

Güncelleme 22.03

Boğaziçi Caz Korosu: “Bu dayanışma hiç bitmesin”

Güncelleme 22.01

Gazdanadam Festivali’nde Boğaziçi Caz Korosu orantısız sanat ve zeka kullanıyor…

Güncelleme 21.57

Boğaziçi Caz Korosu muhteşem performansıyla devam ediyor…

Güncelleme 21.52

Habertürk, Mısır’dan iki ayrı şehirden canlı yayın yapıyor,
burnunun dibindeki Kadıköy’u görmüyor.

Güncelleme 21.54

Boğaziçi Caz Korosu “Çapulcular oldu mu meydanlara doldu mu”

Güncelleme 21.51

Boğaziçi Caz Korosu halk türkülerini seslendiriyor.

Güncelleme 21.48

Nejat Yavaşoğulları ‎Gazdanadam Festivali’nde…”Demokrasi gökten zembille inmedi. Toplum demokrasi talep ediyor. ”

Güncelleme 21.46

Kadıköy Gazdanadam Festivali devam ediyor. “Üçüncü köprüyü istemiyoruz” sloganları atılıyor.

Güncelleme 21.43

Boğaziçi’nin ‘çapulcu’ cazcıları sahnede

Güncelleme 21.39

Kadıköy Rıhtım’a giden tüm cadde ve Altıyol halk tarafından trafige kapandı.

Güncelleme 21.35

Bedri Baykam Gazdanadam Festivali nde!

Güncelleme 21.32

Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar: “Ergenekon davasında büyük bir hukuksuzluk yaşanıyor.
5 Ağustos’ta tüm yurtseverleri Silivri’ye davet ediyorum”

Güncelleme 21.31

Güncelleme 21.28

Bu daha bir başlangıç, mücadeleye devam!

Güncelleme 21.24

  • Brezilya’dan destek olamak için gelenler var.

Güncelleme 21.23

18 Haziran’da tutuklanan direnişçilerin ailelerinden gelen mesaj okundu:
“Onların anne babası olmaktan gurur duyuyoruz.”

Güncelleme 21.22

Türkiye’nin her yöresini temsil eden dansçılar sahnede.

Güncelleme 21.19

Mir Sanat Topluluğu sahnede

Güncelleme 21.15

Kadıköy’da adım atacak yer kalmadı.

Güncelleme 21.13

Kadıköy’de halk dansları ile coşku daha da arttı.

Güncelleme 21.11

Gazdanadam aynı sahnede blues, türkü, koro, halk oyunları.

Güncelleme 21.08

Eylemler coşku ve beraberlikle kutlanıyor.

Güncelleme 21.07

Kadıköy Rıhtım’da 1 Milyona yakın kişi direnişe devam ediyor.

Güncelleme 21.05

Sahnede halk oyunları gösterisi başladı.

Güncelleme 21.03

Güncelleme 21.01

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın kamerasından:

Güncelleme 20.58

Meydan’da halk Gündoğdu Marşı söylüyor

Güncelleme 20.56

Direnişteki THY’ları çalışanları sahnede

Güncelleme 20.54

“Bu daha bir başlangıç, mücadeleye devam!” sloganları atılıyor.

Güncelleme 20.50

Barbaros Şansal’ın hazırlandığı Çapulclar defilesi sahnede

Güncelleme 20.49

“Türkiye faşizme mezar olacak!” sloganı atılıyor.

Güncelleme 20.48

Ataol Behramoğlu: “AKM değil AKP yıkılacak”

Güncelleme 20.47

Ataol Behramoğlu: İşte şurada Haydarpaşa duruyor.
Yıkılmasına engel olacağız. Yağmalamaya izin vermeyeceğiz.

Güncelleme 20.45

Yüzbinler bu daha başlangıç mücadeleye devam sloganı atıyor.
Sanatçılar da sahneden bu slogana katılıyor.

Güncelleme 20.43

Tutsaklığa son, Silivriye özgürlük!

Güncelleme 20.40

Ataol Behramoğlu sahnede

Günceleme 20.37

Gazdanadam Festivali’nde Erdoğan’ın hedef gösterdiği Mehmet Ali Alabora’ya
destek mesajı gönderiliyor.

Güncelleme 20.34

Yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuluyor.

Güncelleme 20.32

Diktatör istemiyoruz!

Güncelleme 20.30

Oyuncular sahnede

Güncelleme 20.25

Tuncay Özkan Kadıköy’de! Tuncay Özkan’a özgürlük ve dayanışma grubu
Gazdanadam festivalinde soruyor:
“Tayyip baksana kaç kişiyiz saysana”

Güncelleme 20.11

Kadıköy’de kalabalık gittikçe artıyor.



Güncelleme 20:08

Meydandan ilginç kareler.

Güncelleme 20.07

Kadıköy’deki, Gazdanadam festivaline yaklaşık 1 milyon kişi katılıyor

Güncelleme 20.03

Sanatçı Orhan Aydın: Özügür ülkenin özgür insanları ne kadar güzelsiniz.

Güncelleme 20.02

Direnişe ses veren medya Gazdanadam festivalinde birleşti.

Güncelleme 20.00

Meydan’da “hükümet istifa” sloganları atılıyor.

Güncelleme 19.59

Kaz ova işçileri meydanda.

Güncelleme 19.56

Çapulcu Defilesi öncesi son hazırlıklar

Güncelleme 19.54

Yüzbinlerce insan Kadıköy Rıhtım’da Gazdanadam Festivali’nde direniyor.

Güncelleme 19.50

Gazdanadam Festivali’nde Hey Jude söyleniyor.

Güncelleme 19.49

Direnişçiler kendilerini kovalarken üstgeçitten düşüp yaşamını yitiren
Komiser Mustafa Sarı‘yı da andı.

Güncelleme 19.48

Kadıköy Rıhtımında müthiş bir coşku var. Kardeşlik şarkıları söyleniyor.

Güncelleme 19.41

Çapulcular Korosu direnişte yaşamını yitiren vatandaşlarımızı anıyor.

Güncelleme 19.38

SoL Major sahnedeydi

Güncelleme 19.37

Çarşı TOMA’yı yine elegeçirdi.

Güncelleme 19.36

Güncelleme 19.34

Onbinler “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” sloganı atıyor.

Güncelleme 19.33

Gazdanadam Festivali’nde Sivas katliamında yitirdiğimiz aydınlar anılıyor.
Güncelleme 19:32
Medya böyle protesto edildi.

Güncelleme 19.31

Gazdan adam olur sizden adam olmaz:

Güncelleme 19.30

Sembolik gaz kapsülü

Günceleme 19.28

At sırtından attı, haydi Türkiye şimdi sıra bizde! ” yazılı döviz:

Güncelleme 19.26

Birazdan Barbaros Şansal’ın Çapulcu Defilesi olacak. Mankenler hazırlandı.

Güncelleme 19.23

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları atılıyor.

Güncelleme 19:22

Gazdan adam festivalinden objektiflere yansıyanlar:

Etraftaki çatılarda yüzlerce kişi toplanmış durumda.

Güncelleme 19.18

Sloganlarla beraber halkın coşkusu her geçen dakika artıyor.

Güncelleme 19.11

Kadıköy’e giden bütün yollar tıklım tıklım.

Güncelleme 19.08

Gazdanadam konseri başladı.

Güncelleme 19.04

Yüzbinler Kadıköy’de alanda büyük bir coşku var.

Güncelleme 19.02

Mustafa Mutlu: Bugün Türkiye üç beş ağaçtan ormanları savunma kavgası veriyor. Ve bu kavga kesinlikle Türkiye’yi daha demokratik daha çağdaş bir yola doğru götürüyor.

Güncelleme 19.01

Mustafa Mutlu: Eski salı pazarına kadar inen bir kalabalık var. Yüzbinlerce isnna buraya örgütlü olarak gelmedi. Kimse bunların cepleirne para koymadı. İnsanların gözleirne bakarsanız bu mücadeleden dönüş olmayacağını görürsünüz.

Güncelleme 18.59

Mustafa Mutlu: 12 Eylül döneminde de gazeteclik yaptım. Ama böylesine gazetecliklere yönelik baskılar, tazminat davaları, hapse atılanlar görmedim.

Güncelleme 18.56

Yüzbinler Kadıköy^de hükümet istifa sloganları atıyor.

Güncelleme 18.55

Kadıköy Rıhtım Her yer Taksim her yer direniş diye yankılanıyor.

Güncelleme 18.54

Bu daha başlangıç mücaleye devam sloganları atılıyor.

Güncelleme 18.52

Meydan’da her yer Taksim her yer direniş sloganları atılıyor.

Güncelleme 18.50

Gazdanadam’da Pavane çalıyorlar.

Güncelleme 18.50

Levent Kırca: Gezi Parkı Türkiye Cumuriyeti vatandaşlarınındır.

Güncelleme 18.49

Levent Kırca: Polisi taraf yaparsanız polis kafasına kurşun sıkar.

Güncelleme 18.48

Levent Kırca: Hükümet düşmüştür. Onlarda kendi çapında direniyorlar.

Güncelleme 18.45

Çapulcular Korosu sahne aldı.

Güncelleme 18.41

Soner Yalçın: “İçerdekiler esir değildir. Ben içerde esir değildim. Dışarıya çıkınca birçok esir gördüm”

Güncelleme 18.40

Kadıköy’de Hükümet istifa sloganları atılıyor.Güncelleme 18:38
Soner Yalçın, Barbaros Şansal ve Mustafa Mutlu bir arada.

Güncelleme 18.36

Soner Yalçın: Korkuyu yendik, zafer kazandık. Buradan meslektaşlarıma sesleniyorum: Korkmayın, cezaevine atılsanız da bunun sonu yok”

Güncelleme 18.35

Çapulcular defilesi sahne aldı.

Güncelleme 18.35

Soner Yalçın: “Bu mücadelenin yaşı yok. Hepimiz genciz. Hepimiz bir çatı altında birleşeceğiz. Benim yaşımı 17”

Güncelleme 18.34

Soner Yalçın: “Taksim direnişi bir patlamadır. Tek isteğimiz var, aydınlık bir Türkiye”Güncelleme 18.32Halk TV muhabirinin kolundaki polis şiddeti izleri.

Güncelleme 18:32

Soner Yalçın: “Sanıyorlardı ki korkuturuz, sindiririz bir daha yazamazlar ama biz yazmaya devam edeceğiz”

Güncelleme 18.31

Soner Yalçın: “Burada Mustafa Balbay’ı, Tuncay Özkan’ı, Mehmet Haberal’ı, Fatih Hilmioğlu’nu, Yalçın Küçük’ü gördüm”

Güncelleme 18.30

Soner Yalçın: Bu mücadele gerçekler mücadelesidir bu gerçekleri her ya da geç ortaya çıkaracağız, bunu yazmaya devam edeceğiz.

Güncelleme 18.29

Genç yaşlı çocuk milyonlar Kadıköy meydanında

Güncelleme 18.22

Yüzbinler Kadıköy’de Gazdanadam Festivalinde buluştu.

 

Güncelleme 18.17

Çarşı Gazdanadam Festivali’nde.

Güncelleme 18.16

Barış Pehlivan: “Bu festival yüreğimizdeki cevahirin kararmadığını göstermiştir.

Güncelleme 18.13

Kadıköy Meydanı doldu taştı

Güncelleme 18.11

Kadıköy Meydanı ve alana çıkan yollar hınca hınç dolu.

Güncelleme 18.09

Forumlar Gazdanadam Festivali’nde buluşuyor.

Güncelleme 18.07

Gazdanadam festival alanı tıklm tıklım doldu.

Güncelleme 18.05

Meydan’da Tayyip baksana kaç kişiyiz saysana sloganları atılıyor.

Güncelleme 18.02

Biraz önce FKF Hürriyet Bandosu sahne aldı.

Güncelleme 18.00

Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Atilla Özsever Gazdanadam Festivali’nde

Güncelleme 17.58

THY direnişçileri alanda

Güncelleme 17.50

Nautilius tarafından gelen direnişçiler.

Güncelleme 17.48

Hıdır Hokka ve CHP Milletvekili Ali Özgündüz alanda.


Güncelleme 17.46
Halk akın akın meydana geliyor. Ama meydan dolu.
Güncelleme 17.45

Sanatçılardan ciddi bir katılım var

Güncelleme 17.40

Kadıköy Rıhtım’da festivale katılanlar hep birlikte Gündoğdu Marşı söylüyor.

Güncelleme 17.37

Bu daha bir başlangıç mücadeleye devam sloganları atılıyor.

Güncelleme 17.11

Semiha Yankı: Gezi Parkı direnişi baskıya başkaldırış, padişah sultası ile yönetilmeye karşı bir duruştur.Ben de sonuna kadar destekliyorum.

Güncelleme 17. 05
Melek Baykal: Sanatın, halkın, gençliğin birlik çağrısı duyulsun, barışçıl sesi hiç kesilmesin ve gür çıksın. Sizinleyim.

 Güncelleme 17.03

Festival için hazırlanan maket TOMA

Güncelleme 17.01

Semiha Yankı: Gezi Parkı direnişi baskıya başkaldırış, padişah sultası ile yönetilmeye karşı bir duruştur.Ben de sonuna kadar destekliyorum.

Güncelleme 18.20

Uğur Mumcu Park Forumu şuan itibariyle alana giriş yapıyor

Odatv.com

Zulmünüz Yetsin Artık!

Dostlar,

Paris’te geçtiğimiz günlerde (12.1.13) öldürülen 3 PKK’lı kadın (PKK kurucuları Sakine Cansız, Leyla Söylemez ve Fidan Doğan) olayı böylesine ustalıkla mı değerlendirilir??

Değerli öğretmenimiz sayın Mahiye Morgül‘ün yazısını okumalısınız.

Emperyalizm ne denli mide bulandırıcı ve bizim gibi mazlum uluslara
ne büyük acılar çektirmekte..

PKK’lılara hep sorageldiğimiz 2 kritik soruyu bir kez daha yöneltelim :

1. Emperyalizmin, yeryüzünde özgürlüğüne kavuşturduğu halk / ulus var mıdır?

2. Emperyalizmle işbirliği yapılarak özgürlük savaşımı verilebilir mi?

İşte “soru”nun gücü..

  • Biz hiç kimse ölsün istemiyoruz..

Bunun da altını özellikle çizmek isteriz..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 16.1.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

================================

Mahiye MORGÜL

Mahiye_ Morgul_portresi

Zulmünüz Yetsin Artık!

Bize bunu da göstereceklerini hiç tahmin etmezdim.

Yarın 3 cenazenin resmi-geçitlerinde PKK bayraklı örtülere canlı yayında tanık edileceğiz… Gözümüze kadar sokacaklar, yarı resmi oldu bile…

Küresel mafya bunları öldürüp ölüsünden yağ çıkartıyor…
Yine kazanan Yüksekova uyuşturucu çetesi olacak.

Eyvah… eyvah… eyvah… ey….. türküsü dilimde…

Bunu yazarken Halk TV ekranında önüme Necati Doğru’nun bugünkü yazısı geldi.

Sevgili Necati Doğru, doğru saptadı… Erdoğan, Gülen, Öcalan. Cenazede
saf tutmalılar, diyor. Birlikte PKK bayraklı tabutun önünde görüntü vermeliler.

Bu üç isim, 2012 yılına girerken, M. A. Birant’ın programında  “Önümüzdeki yılın
en çok konuşulan ismi kim olur?” anketinde en çok oy alanlar diye gösterilmişti. Nasıl öngörü ama… Ha, cevap şıkları içinde adları en parlak yazılanlar bunlardı,
işin sırrı orda.

Adıyaman’dan yerel gazetede bir köşe yazarı, “Kızıl Elma bitti, yerine Yeşil Elma projesi geldi, Erdoğan dünya İslam birliğini kuracak inşallah” diyor.

Yeşil elma mı, yeşil dolar mı, karıştırmış belli. Ancak, Adıyaman’da 10’dan çok tarikat şeyhi var, anlaşılan Erdoğan’ın Kürdistan projesini bu havuçla destekliyorlar. Yılın adamını bunların cevapladığı anketten alsınlar, yeter…

Rize’den komşumun  2. kaptanlık yapan yeni mezun genç oğlu, İspanya limanında adı pek bilinen Baybaşin çetesinin tuzağına düşmüş, 1. kaptanın eline verdiği çantayı limanda bekleyen bir taksiye iletmiş ve yıllarca İspanya’da hapis yatmıştı.  Çıkıp geldiğinde normal yaşama uyum sağlamasını beklerken İstanbul yolunda direksiyon başında yaptığı kazada can verdi. Cenazesi Portakallık Mahallesinin
cami bahçesine, PKK tarafından şehit edilmiş diğer bir komşu oğlumuzun yanına defnedildi. Bence ikisi de PKK şehididir.

İnternete “Baybaşin çetesi PKK” yazarak girin, bakın karşınıza ne haberler gelecek. PKK’yı besleyen uyuşturucu çetesinin Avrupa kollarını okuyacaksınız.
Paris kolunda PKK’nın adamı yok muydu, kasası bile Sakine idi. PKK’nın Sakine’si Fransız başbakanıyla silah takasından başka ne muhabbet edecekti ki??

Şimdi desem ki, mahallemin iki delikanlısını da PKK öldürdü,
katili Sakine’dir desem yanlış mı olur?

  • Uyuşturucu kaçakçısı üç kadın mafya usulü öldürüldü.

Çanak çömlek patladı… Ölüsünden yağ çıkartmaya sıra geldi. Öldürdükleri rakiplerinin cenaze töreninde en önde dururmuş mafya şefleri, bakalım, göreceğiz.

Katillere kahraman töreni…
Kürdistan’ın kurucu kahramanları diye mezarları abideye çevrilir artık.
Tabutları sardıkları bayrağı da başlarına dikerler…
Öcalan’a verdiği hizmetlerin karşılığı olur.
Öcalan da bu cenaze törenini televizyondan izlesin de, “Ben neymişim yahu!” desin diye Arınç ağbisi O’na ekran armağanı göndersin…

Bugüne kadar o sattıkları uyuşturucuyla ölenler bir kalem, kaçakçı tuzaklarında işinden olan, hayatları kararan gençlerimiz ikinci kalem, üçüncü kalemde uyuşturucuyla takas ettikleri silahlarla ölen 12 bin asker oğlumuz

Allah’tan korkun!

Zulmünüz yetsin artık…

Bu aziz milleti kahrından öldürecek misiniz be…

Mahiye Morgül
15.1.2013