SALGININ RESMEN 50. GÜNÜNDE NE SÖYLEMEK İSTİYORUZ?

SALGININ RESMEN 50. GÜNÜNDE
NE SÖYLEMEK İSTİYORUZ?


Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

KRT TV HABER SUNUCUSU SAYIN ZAFER ARAPKİRLİ’den İLETİ

ile başlayalım… Prof. Dr. AHMET SALTIK, Corona ile mücadelede yapılanları, yapılmayanları, tehlikeleri ve Sağlık Bakanı’nın açıklamalarını @krtkulturtv Akşam Haberleri‘nde (29.4.2020) değerlendirdi.

21 dakika dünkü katılımımız.. Bir haber programı içinde uzunca bir süre.. Sn. Arapkirli’ye ve KRT TV’ye, COCID-19 salgını boyunca bizi kezlerce programlarına konuk alarak mütevazi birikimlerimizi paylaşmamıza olanak verdikleri için teşekkür ediyoruz.

Bu programda özellikle test sayılarına değindik.. S. Bakanlığı neden “çok kıskanç” test yapmada?? Bir gün 40 bin, ertesi gün 30 bin, izleyen gün 20 bin, sonra gene 30+ bin test?? Oysa günlük kapasitenin 50 bin olduğunu Sn. Bakan açıklamıştı daha önce. Nedir bu dalgalanmanın kuralı / kuralsızlığı?? Kimler ve hangi ölçütlerle karar verirler bu test sayılarına? Nihayet dün S. Bakanı Koca‘nın ağzından öğrendik ki, verilen sayı “test yapılan kişi” sayısı imiş.. Acaba neden günümüze dek bu konu netleşmedi? Tabii yine testin aynı kişide yinelenmesi (aynı kişide mükerrer test) sayılarını bilmiyoruz.

DSÖ geçtiğimiz günlerde Dünyanın bir an önce platoyu görmek istiyorsa günlük 40 milyon test yapması gerektiğini açıkladı. Türkiye, 88 m / 7,8 Bn dünya nüfusu içinde %1,1 pay sahibi (toprakları ise 0,8 / 144 m km2= % 0.55!) ve 40 m X .011 = 440 bin test yapması gerek ülkemizin her gün! Oysa en çok 40 bin test/gün yaptık şimdiye dek.. Gerekenin 11’de 1’i!

Az test, yeteneği sınırlandırılmış test ve az olgu (hasta) kaydı! Şeytan üçgeni tam da burası.

  • Bastırılmış rakamlarla algı yönetimi ve kamuoyunu,
  • FACİAYA karşın BAŞARI MASALINA KOŞULLAMA!

ABD’de ise ekonomiyi yeniden açmada en etkili anahtarın HERKESE TEST YAPMAK olduğu tartışılmakta yaygın olarak.. Buyurun 2 önemli makale :

Dikkate sunalım, “Ubiquitous Testing” herkese test anlamında.

Bu arada PCR testinin duyarlığı (sensitivity), COVID-19 olgularını yakalama yeteneği %60-70’i geçmiyor. S. Bakanlığı tüm laboratuvarlara PCR testinin “primerini” / gerekli çözeltiyi kendisi yolluyor ısrarla! Dolayısıyla testin duyarlığı %60-70’i geçemiyor bir türlü!? Burası olgu sayısını sınırlamada kritik bir nokta!?

S. Bakanlığı sağaltımda (tedavide) “çığır açtıklarından” (!) dem vurmakta?? Anlayamıyoruz, Dünyada kullanılan ilaçlar ne ise bizde de o.. Hepsi birkaç kalem. Endikasyon Dışı İlaç Kullanma Kılavuzu bağlamında, daha önce başka endikasyonlar için ruhsat verilmiş ilaçlar, bu salgında “acaba iyi gelir mi?” sorusuna yanıt olarak deneme – yanılma süreçleri içinde ampirik olarak uygulanmakta..

Dikkat çekelim; bu birkaç ilacı öylesine sınırsız deneyerek insanları deneme tahtasına dönüştürme olanağı da yok! Helsinki Bildirgesi temel kuralları koymakta.. “İLAÇ VE BİYOLOJİK ÜRÜNLERİN KLİNİK ARAŞTIRMALARI HAKKINDA YÖNETMELİK” de.. İknicisi ilkini temel almakta.

Sınırlar belli. Haydi çokkkkk başarılı olduk bir biçimde; bu verilerin uluslararası yazında (literatürde) yayınlanması gerek, bilim dünyasının irdelemesine açılması gerek. Bunları da bekliyoruz, herkes yararlansın ve Türkiye’den öğrensin çığır açan başarılarımızı, ödül alalım.

Sn. Bakan ölüm sayılarını saklamadıklarını belirtti.. Karmaşık ve anlaşılmaz tümcelerle savunma yaptı, kendisi de süreci anlamış değil anlaşılan ya da bilinçli karmaşa sürdürülüyor.. Ama mızrak çuvala sığmıyor… Açıkça kanıtlandı ki;

  • Çok net olan o ki, hasta sayısı da ölüm sayıları da şöyle ya da böyle GERÇEK DEĞİL!

Lütfen tıklayın : Turk_Toraks_Dernegi_COVID19’a_bagli_olumlerin_yuksekliginden_endise_duyuyır

Salgın iyi yönetil(e)miyor; AKP bu sürece de siyaset bulaştırdı ve başarı öyküsü yaratma peşinde halka masallar anlatılması sürdürülüyor! Şehir efsaneleri bile kurgulanıyor.. Bir gün dünyanın bir köşesinden, öbür bir başka ülkeden ambulans uçaklarla hastalar getirip, yüksek teknolojimizle tedaviye alıp 1-2 gün içinde toparlıyoruz..

Ancak kritik olan bir başka konu şu       :

  • Bilim Kurulu‘nun önüne de halka açıklanan bu veriler geliyorsa, son derece eksik – yanlış – çarpık bu verilerle SALGIN YÖNETİLEMEZ! İlk koşul uluslararası bilimsel kurallara uygun SÜRVEYANS.. (veri toplama diyelim kısaca..)

Ek olarak, halka başka, Bilim Kurulu masasına başka veriler konuyorsa, bunu etik – moral – hukuksal – politik – bilimsel …  olarak Bilim Kurulu üyeleri içlerine sindirebiliyorlar mı??

Ülkemiz bilimsel olarak ÖZGÜR, yönetsel (idari) ve akçalı (mali) olarak ÖZERK KURUMLARA sahip olmadığından (Almanya’da R. Koch, Fransa’da L. Pasteur Enstitüsü gibi), AKP bunları -TBMM dahil- birer birer çökertip – işlevsizleştirip – göstermelikleştirip TEK ADAM REJİMİ kurduğundan, yangın çıkınca iş KURULLARA düşüyor..

  • KURUM yerine KURUL…

Kaçınılmaz olarak bu Kurullar ne bilimsel olarak ÖZGÜR, ne akçalı – yönetsel açıdan özerk! Tersine siyaset güdümlü.. Bu kaçınılmaz, daha oluşturulurken siyasetin mutlak belirleyiciliği ile malul! Ve alaturka ve dramatik hatta yer yer traji – komik..

Üstelik içselleştirilen bir “usluluk” da gündemde.. Sn. üyeler koro halinde bir armoni ile kendilerinin “bir danışma kurulu” olduklarını derinden ve taaa en başından uysalca benimsemişler.. Ya da varsa karşı oy yazıları, bilmiyoruz. Kurulun çalışma ve karar alma yönergesini de..

Çare; her akşam Bilim Kurulu sözcüsünün alınan kararları açıklamasıdır. Siyaset kurumu da gereğini yapmalıdır, yap(a)madıklarının gerekçelerini kamuoyuna açıklayarak..

Buradan bir siyasal başarı öyküsü çıkarılamaz; yazıktır, günahtır bu ülkeye ve insanımıza.

Yitirilen canlarımızdır, insanlarımızdır, çöken ülke ekonomisidir ve karartılan da geleceğimiz..

Biricik yol BİLİMSEL AKILCILIKTIR.. asla ve hiçbir koşulda bu yoldan en küçük sapma göstermeyelim.. Yukarıda erişkesi verilen 21 dakikalık değerlendirmemizi dikkate alın..

Sevgi ve saygı ile. 30 Nisan 2020, Ankara

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“SALGININ RESMEN 50. GÜNÜNDE NE SÖYLEMEK İSTİYORUZ?” üzerine 3 yorum

  1. Saltık, ne yapacağız bu ‘innumerates’ bataklığında?
    nefesin, başarıların daim olsun, dilerim, çağrılarını çağrılarını yel alıp götürmesin… kolay değil, ters yöndeki rüzgârda işitilmek; ama çok geç de olsa, bir yerlerde yankı lanacağından eminim. mücadeleye devam! æ

  2. Saygıdeğer Hocam Dünyada tüm Ülkelerin Yoğun Bakım Aşamasında kullandığı ilaçları bizim ilk tanı döneminde uygulayarak başarılı olduğumuzu iddia ediyor Sağlık Bakanı ancak bu ilaçları bulanlar yada Dünya mı akıllı ? Biz mi Akıllıyız? diye sormadan geçmiyor insan.
    Tıp alanında elbette uzmanlar konuşmalı ama iki farklı yerde Covid 19 tanısında bu ilaçların erken kullanılması sonucu bir hasta kalpten vefat ettiği diğerinde ise böbrek yetmezliği ve Diyaliz aşamasına geldiğini öğrenmiş bulunmuyorum.
    Bu verilerle düşününce söz konusu ilaçların yan etkileri olabileceği ve en son çare olarak Dünyada kullanıldığı gibi en son aşamada en son çare olarak kullanıldığını kıt yada çok yetersiz Tıp bilgimle düşünmekteyim.

    yazınızda yer alan aşağıdaki bilimsel saptamalarınız şöyle diyor :

    “S. Bakanlığı sağaltımda (tedavide) “çığır açtıklarından” (!) dem vurmakta?? Anlayamıyoruz, Dünyada kullanılan ilaçlar ne ise bizde de o.. Hepsi birkaç kalem. Endikasyon Dışı İlaç Kullanma Kılavuzu bağlamında, daha önce başka endikasyonlar için ruhsat verilmiş ilaçlar, bu salgında “acaba iyi gelir mi?” sorusuna yanıt olarak deneme – yanılma süreçleri içinde ampirik olarak uygulanmakta..

    Dikkat çekelim; bu birkaç ilacı öylesine sınırsız deneyerek insanları deneme tahtasına dönüştürme olanağı da yok! Helsinki Bildirgesi temel kuralları koymakta.. “İLAÇ VE BİYOLOJİK ÜRÜNLERİN KLİNİK ARAŞTIRMALARI HAKKINDA YÖNETMELİK” de.. İknicisi ilkini temel almakta.

    Sınırlar belli. Haydi çokkkkk başarılı olduk bir biçimde; bu verilerin uluslararası yazında (literatürde) yayınlanması gerek, bilim dünyasının irdelemesine açılması gerek. Bunları da bekliyoruz, herkes yararlansın ve Türkiye’den öğrensin çığır açan başarılarımızı, ödül alalım.”

    yazdıklarınızı düşününce kuşkularım daha da arttı.
    Ne denli haklı kuşkular doğruluğu konusunda size başvurma gereği duydum .
    Saygılarımla

  3. Son derece başarılı bir yönetime sahibiz. Her olumsuzlugu, algı operasyonları, yalan dolan, palavra, çeşitli sehpalarla başarı gibi gösterme becerisi yüksek. Yemeyelim, ne olur yemeyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir