Katsayı bilmecesi

Katsayı bilmecesi

Sağlık Bakanı’na göre ülkedeki bulaştırıcılık katsayısı 1,56. Ancak ülkedeki vaka sayısı ile virüsün yayılma hızı değeri birbirine uymuyor. Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kara, ülkede R0 değerinin 1’in altında olduğunu söyledi. Prof. Dr. Saltık ise şeffaf yürütülmeyen süreç nedeniyle çelişkili verilerin ortada dolaştığına dikkat çekti

UĞUR ŞAHİN / BİRGÜN
https://www.birgun.net/haber/katsayi-bilmecesi-301290, 18 Mayıs 202018 Mayıs 2020

Sağlık Bakanlığı’nca açıklanan koronavirüsün yayılma hızı verileri ile günlük hasta sayısına dair veriler birbirini tutmaması endişe yaratıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamaya göre ülkedeki R0 değeri (bulaştırma katsayısı) 1,56. Uzmanlara göre en basit haliyle bir kişinin virüsü bulaştıracağı kişi sayısını gösteren R0 değerinin 1’in üzerinde olması tehlikelinin sürdüğünün işareti.

Peki, Türkiye’nin gerçekte R0 değeri kaç? Bu soruya yanıt aramak için Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Saltık ile görüştük. Prof. Dr. Kara’ya göre güncel R0 değeri 0,8 dolaylarında. Prof. Dr. Saltık ise R0 değerinin 0,8 olarak Türkiye’ye genellenemeyeceği görüşünde.

DIŞARI ÇIKILDIĞINDA VERİLER DEĞİŞİYOR

Prof. Dr. Kara’ya göre ülke virüsün denetiminde ‘başarılı’ bir noktada. Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Kara, şöyle dedi: “Yeni tanı konulan vaka sayısında azalma var. Bu azalmada ara ara küçük oynamalar oluyor mu? Oluyor. Hafta sonunun getirdiği sıkılıkla dışarıya çıkıldığında küçük bir oynamaya neden oluyor. Şuna uyulması gerek: Kalabalık bir ortama giriyorsanız maske takılması gerek. Olmazsa olmazımız da mesafe…”

‘GÜNCEL R0 0,8 DOLAYINDA’

Prof. Dr. Kara, ülkedeki R0 değerinin 1’in altında olduğu görüşünde. Prof. Dr. Kara, bunu şöyle açıkladı: “R0’ı hesaplamak için birkaç tane paradigma var. Gerçek R0’ı hesaplamak istiyorsak; yeni bir virüs olması gerek, bunun toplum içinde bilinmiyor olması gerekiyor ve kimseye karşı da önlem alınmaması lazım. O zaman tam R0 sıfır değeri hesaplanabilir. Bizim hesapladığımız R0 değeri o anda virüsün kaç kişiye bulaştığını gösteren, bir miktar da hata payı olan değer… Çünkü biz ‘1 metre kuralı ve maske kuralı’ diyoruz. O nedenle bizim hesapladığımız değerler müdahaleli değerler… R0 değeri vaka sayısı azalmaya başladıysa şu anlama geliyor: Virüs 1 kişiden, 1’den daha az kişiye buluşuyor ki; vaka sayısı azalıyor demektedir. Eğer 1’den daha çok kişiye bulaşsaydı, vaka sayısının hâlâ artıyor olması gerekirdi. Türkiye’de genel olarak bakarsak, R0 hesaplarken 7 ile 10 gün bakmak gerek. 14 günlük dönem içinde bakarsak, Türkiye’nin ortalama R0’ı, 1’in altında. Biz 10 günden fazla süredir vaka sayımızı azaltıyoruz. Bir ara vaka sayısında bin 100’e inmiştik, sonra bin 800 oldu. İşte o 2-3 güne bakarsan da değer 1,56… Aslında değerlerde hata yok ancak baktığın döneme göre değişiyor. Bugün için R0 kaç diye sorarsan, 1’in altında olduğunu söyleyebiliriz. Herhalde 0,8’ler dolayındadır. Ancak vakanın bin 800 olduğu döneme bakarsan da 1,56 gibi orana ulaşırsın.”

BİLGİLENDİRME OLMAYINCA ÇELİŞKİLİ VERİLER AÇIĞA ÇIKTI

Prof. Dr. Ahmet Saltık ise sürecin hâlâ saydam yönetilmediğine dikkat çekti. Prof. Saltık, “Baştan beri saydam bir yönetim sağlanmadı; bir güven bunalımı doğdu” dedi ve ekledi: “Bilim Kurulu’nun kararları kamuoyuna açıklanmadı, ciddi soru işaretleri oluştu. Halka doğru bilgilendirme sağlanmayınca çelişkili veriler ortada dolaşmaya başladı. Bu tablo bizi bu sıkıntıya sürükledi.”

‘NORMALLEŞME’ ADIMLARI İLE VERİLER UYUMLU DEĞİL

Prof. Saltık, ‘normalleşme’ adımlarının Bakan Koca’nın açıkladığı R0 değeriyle uyumsuz olarak atıldığının altını çizdi. Prof. Saltık, şunları dile getirdi:

“Bakan, 1,56 olarak açıkladı ama öte yandan 1,56 R0 değeriyle yani bulaştırıcılık katsayısı ile uyumlu olmayan biçimde de ‘normale dönüş’ ya da gevşeme girişimleri başlatıldı. Gevşeme girişimlerinin ölçüsü R0 1,56 dikkate alındığında, gerçekten aşırıydı. Somut örnek vermek gerekirse Almanya biz 1,56 açıkladıktan birkaç gün önce, R0’ı 0,5’lere dek indirmişti. Birazcık gevşediler, R0 0,9’lara koşuyor, derhal önlemleri artırdılar. Biz 1,56’dayken bunu yaptık, bunun bedeli tabii ki çok ağır oluyor.

  • Daha çok hastalık ve daha çok ölüm oluyor.

‘Ekonomiyi kurtaralım’ derken ödediğimiz bedel çok daha büyük. Bu denli anormal gevşemeseydik salgın eğrisini daha hızlı ve kısa sürede kapatma şansımız olabilirdi,
bu şansı yitirdik. 2’nci dalga için ciddi endişemiz var; yaz geldi, halk, ‘salgını hallettik’ psikolojisine sokuldu. Bunlar maalesef 2’nci dalgayı uyarabilecek risk etmenleri taşıyor.

  • Salgın, epidemiyolojik, bilimsel ilkelere dayalı değil, anonim şirket mantığıyla yönetilmeye çalışılıyor, Bilim Kurulu anlamsızlaşıyor.

Temel sorun demokrasimizin felç, hatta yok edilmiş olmasında ve bunun bedeli de sermayenin çıkarlarına halkın yaşam hakkını gözünü kırpmadan feda etmek oluyor. Türkiye’nin trajedisi budur ve bu tablo anlaşılmadan çözüm de yoktur.”

SAYININ TÜRKİYE’YE GENELLENEBİLECEĞİNİ SANMIYORUM 

Prof. Dr. Ahmet Saltık, ülkenin R0 değeri için şunları kaydetti:

“Türkiye için İstanbul çok özel oldu, Wuhan benzetmesi yapıldı, doğrudur. Wuhan’ın nüfusu 11 milyon, İstanbul’un 16 milyon… Bir bilim kurulu üyesi arkadaşımız, ‘İstanbul’da bağışıklık oranı % 40’lara ulaştı’ dedi. Bu, 16 milyonun 6,4 milyonuna koronavirüsün bulaştığı anlamına gelir. Üstelik bu bir hafta kadar önceydi, yani kabaca % 50’sine vardı dersek, İstanbul’da 7-8 milyona yakın bir insanda toplum bağışıklığı oluştu. Bu bir bakıma sevindirici, olanaklı olan en az hastalık ve ölümle toplum bağışıklığı artabiliyorsa ne ala. Ancak yanılgı şurada: İstanbul’daki değeler, oradaki yangının çok hızlı seyretmesi nedeniyle kısa sürede yükseldi. Bunu Türkiye’ye genelleme şansımız yok. Ülkenin R0’ını hesaplarken, İstanbul’un ciddi ağırlığı var ama İstanbul’da salgın büyük ölçüde yaşandı, bitmeye yakın diyelim.. Fakat ülkenin geneli için bu geçerli değil. O bakımdan 0,8 R0 belki İstanbul’un ciddi ağırlığıyla yakalanmış olması beklenen bir sayı olabilir ama Türkiye’ye genellenebileceğini sanmıyorum.”

AVM’LERE GİDİLMEMELİ

“Önümüzdeki günlerde sağlık turizminin, genel turizmin açılması planlanıyor, ciddi endişelerimiz var” diyen Prof. Saltık, sözlerini yurttaşlara uyarılarda bulunarak sonlandırdı:

“Halkı karamsarlığa itmek istemeyiz ama yersiz cesarete de kapılmasınlar. Siyasal iktidar bu salgını iyi yönetemiyor;

  • Yaptıkları ve söyledikleri arasında ciddi çelişkiler var.
  • Ölüm rakamları konusunda bile halka yeterince dürüst ve saydam davranmadılar.
  • Yurttaşlar kendi kişisel önlemlerini sürdürmeli, hele hele bayramda ziyaret yapılmasın. Yaşlılarımızın hastalanıp ölmesi riski çok ciddidir, onları seviyorsak,
    bu bayram uzaktan kucaklayacağız.
  • AVM ziyaretleri de lütfen yapılmasın, kalabalık yerlere girmekten 1 ay daha kaçınalım.”

Not                : 18 Mayıs 2020 günü BİRGÜN’de yer alan bu demecimizi, web sitemizdeki teknik sorunlar nedeniyle gecikerek paylaşıyoruz hoşgörü dileyerek… Dr. A. Saltık

 

İstanbul’da iki ayda 3 bin 600 fazla ölüm var!

Mezarlıklar Müdürlüğü mart-nisan rakamlarını açıkladı:

  • İstanbul’da iki ayda 3 bin 600 fazla ölüm var!

Corona salgını ile birlikte özellikle vakaların % 60’ının görüldüğü İstanbul’daki ölüm oranları tartışma konusu oldu.

SÖZCÜ, İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı’nın tuttuğu merak edilen ölüm kayıtlarına ulaştı.

Özlem GÜVEMLİ
02 Mayıs 2020 sozcu.com.tr/2020/gundem/mezarliklar-mudurlugu-mart-nisan-rakamlarini-acikladi-istanbulda-iki-ayda-3600-fazla-olum-var-5787806/

Kayıtlarda, 2019 ve 2020 yılının mart-nisan aylarındaki ölüm rakamları karşılaştırıldığında son iki ayda bir önceki yıla göre ölüm oranlarında yükselme göze çarpıyor.

Ancak kayıtlar, İstanbul’da gerçekleşen tüm ölümleri kapsıyor. Corona virüsüne (Covid 19) bağlı olarak yaşamını yitirenlere ilişkin ayrı bir veri bulunmuyor. Çünkü hastanelerden gelen ölüm raporlarında “Covid-19” bilgisi yer almıyor.

Başkanlığın verilerine göre; geçtiğimiz yıl mart ve nisan ayında İstanbul’da toplam 12,745 kişi, 2020’nin mart ve nisan ayında ise toplam 16,345 kişi öldü. Yani bu yıl aynı dönemde 3,600 daha fazla ölüm gerçekleşti.

KARA GÜN 20 NİSAN

2019 mart ayında İstanbul’da 6,630 kişi yaşamını yitirdi. 2020 yılının mart ayına gelindiğinde bu rakam 7,281 oldu. Aradaki fark 651 olarak kayıtlara geçti.

2019 nisan ayında 6,115 kişi yaşamını yitirirken bu yıl kişi sayısı 9,064’e çıktı. Yani 2020’de yaşamını yitirenlerin sayısında 2,949 kişi arttı.

Günlük ölüm sayılarına bakıldığında nisan ayında en çok ölümün gerçekleştiği 20 Nisan günü 399 kişi yaşamını yitirdi. Bir önceki yıl aynı gün yaşamını yitiren kişi sayısı 203 olarak gerçekleşmişti.

OLGULARIN % 60’I İSTANBUL’DA

29 Nisan’da toplanan Bilim Kurulu sonrası açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Covid-19 vaka oranının %60’ının İstanbul’da olduğunu dile getirmiş, “İstanbul’la ilgili şu an özel tedbirimiz yok uygulanan tedbir dışında” ifadelerini kullanmıştı.

YILMAZ ÖZDİL KÖŞESİNDE GÜN GÜN ÖLÜM SAYILARINI YAZDI

Türkiye’nin en çok okunan yazarı Yılmaz Özdil, SÖZCÜ’deki köşesinde yıllara göre İstanbul’daki ölüm oranlarını yazmış konuya dikkat çekmişti.

Yoksa siz hekimlerimize güvenmiyor musunuz?

=============================================

Sayın Yılmaz Özdil‘in söz konusu yazısını biz de web sitemizde yayınladık..

http://ahmetsaltik.net/2020/05/01/yoksa-siz-hekimlerimize-guvenmiyor-musunuz/

Dr. Ahmet SALTIK

Türkiye’nin ‘koronavirüs’ istatistiği

Türkiye’nin ‘koronavirüs’ istatistiği


(AS: Bizim katkılarmız yazının altındadır..)

Türkiye’de olgu sayısına göre ölüm oranı %2’ler düzeyinde seyrediyor.

Bu süreçte, 725 kişi yaşamını yitirirken 1582 kişi de koronavirüsü yenerek yaşama tutundu.

Kovid-19 kaynaklı ilk ölümün yaşandığı 17 Mart’tan 7 Nisan’a kadar toplam olgu sayısına göre ölüm oranı %2,12 olarak kayıtlara geçti.

Vaka sayısının 311 olduğu 20 Mart’ta 5 ölüm kayıtlara geçerken, ölümlerin vakalara oranı %1,6 oldu. Bununla birlikte 2,704 vakanın tespit edildiği ve 46 can kaybının gerçekleştiği mart ayının son gününde ise ölüm oranı %1,7’ye çıktı.

En çok vaka sayısının belirlendiği dün, bu oran %1,95 olarak kayıtlara düştü.

 Gün  Test Sayıları  Vaka Sayıları  Oran (Yüzde)
 19 Mart  1981  168  8,4
 20 Mart  3656  311  8,5
 21 Mart  2970  277  9,3
 22 Mart  1738  289 16,6
 23 Mart  3672  293 7,9
 24 Mart  3952  343 8,6
 25 Mart  5035  561 16,4
 26 Mart  7286  1196 16,4
 27 Mart  7533  2069  27,4
 28 Mart  7641  1704 22,3
 29 Mart  9982  1815 18,2
 30 Mart  11535  1610 13,9
 31 Mart  15422  2704  17,5
 1 Nisan  14396  2148 14,9
 2 Nisan  18757  2456 13,09
 3 Nisan  16160  2786 17,2
 4 Nisan  19664 3013 15,3
 5 Nisan  20065 3135 15,6
6 Nisan  21400 3148  14,7
7 Nisan 20023 3892 19,4
Toplam 222.868 34109 15,3

TEST SAYISI ARTIYOR

Türkiye’de test sayıları her geçen gün artarak devam ediyor. Test bilgileri ilk kez 19 Mart’ta açıklandı ve 1981 kişiye bu işlemin yapıldığı duyuruldu.

Bir sonraki gün 3,656’ya çıkan bu rakam, 10 gün sonra 7,641, mart sonunda ise 15,422’yi buldu.

Tarihler 6 Nisan’ı gösterdiğinde test sayısı 21,400 olarak açıklandı. Bu rakam, bir günde yapılan en çok test sayısı olarak kayıtlarda yer aldı.

Bu şekilde nisanın ilk haftasında hızla artan test sayıları, dün toplam olatrak 222,868’e çıktı.

Pozitif vakalarının tespit edilip toplumdan izole edilebilmesi için her geçen gün test sayısı artırılıyor.

Önceleri yurtdışı bağlantısı olan kişiler test edilirken ilerleyen süreçte Bilim Kurulunun kararıyla bir semptom gösterenler de bu işleme tabi tutuldu.

Gün  Taburcu Sayısı  Toplam Taburcu Sayısı
 27 Mart 42 42
 28 Mart 28 70
29 Mart 35 105
30 Mart 57 162
31 Mart 81 243
1 Nisan 90 333
2 Nisan 82 415
3 Nisan 69 484
4 Nisan 302 786
5 Nisan 256 1042
6 Nisan 284 1326
7 Nisan 256 1582

Test sonucu pozitif çıkan kişinin temas kurduğu ve bağlantılı olduğu herkese koronavirüs testi yapıldı.

Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerinin yanı sıra Bakanlığın yetkilendirdiği üniversite ve özel hastaneler ile laboratuvarlarda test işlemleri ücretsiz olarak yapılıyor.

Son bir haftada test sayıları artmasına karşın vaka sayıları günlük ölçekte 3 bin dolayında seyrediyor. Bu sonuç, virüsün kontrolden çıkmadığı ve vatandaşların alınan önlemlere uyduğunun göstergesi olarak yorumlanıyor.

Bugüne kadar yapılan test sayısı dikkate alındığında bu işleme tabi tutulan kişilerin %15,3’ünde Kovid-19 tespit edildi.

Dün yapılan 20,023 testte, pozitif çıkanların oranı %19,4 iken, test sayısının 21,400 ile en yüksek olduğu 6 Nisan’da ise pozitif vaka oranı %14,7 oldu.

İYİLEŞENLERİN SAYISI

Kovid-19 tanısıyla hastanelerde tedavi gördükten sonra taburcu edilenlerin sayısı da her geçen gün artıyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 25 Mart’ta 60 ve 65 yaşlarında iki kişinin de aralarında bulunduğu 26 vatandaşın iyileşerek taburcu edildiğini açıkladı.

Kovid-19 testi pozitif çıkıp tedaviye alınan hastalardan 1474’ü yoğun bakımda, 987’si de solunum cihazına bağlı tedavi görüyor.

Bununla birlikte toplam vaka sayı içinde taburcu edilenlerin oranı %4,6 olurken, solunum cihazına bağlı hastaların oranı ise %2,9’da kaldı.

Yoğun bakımdaki vaka oranı %4,3 olarak kayıtlara geçerken hastaların %92,8’inin ise serviste veya evinde tedavisine devam ediliyor.
=============================================
Dostlar,

Yukarıdaki veriler iyi toparlanmış. Paylaşmak istedim. Bizim servi ettiğimiz değerlendirmeler de oluyor birçok yere ve web sitemizden (www.ahmetsaltik.net) alıntılar.. Son günlerde web sitemiz izlenme / ziyaret rekorları kırıyor.. Salgın denetiminin de rengi değişmeye başladı. 7 Halk Sağlığı Uzmanı Tıp Profesörünün Bilim Kuruluna alınması çok yerinde oldu. Başından beri önerdiklerimizden 4’ü uygulamaya kondu :

1. Sahra hastaneleri yapılması
2. Test sayılarının günlük 50-100 binlerden aşağı inmemesi
3. Test yapılması için konan 3 koşulun kaldırılması.. Ateş + Öksürük + Nefes darlığı olanlara yapılıyordu başvuranlardan; şimdi salt öksürük yakınması yeterli sayılmaya başlandı ama temaslıların da kapsanması gerek..
4. Bilim Kurulunda 1 tek Hlk Sağlığı Uzmanı’nın bulunması kabul edilemez; salgın yönetimi – denetimi işi bilimsel olarak Halk Sağlığı Uzmanlarının işidir çünkü eğitimini almaktadırlar..

Öteki önerilerimize de sıra gelir umarız..

UNUTMAYALIM; TEK YOL BİLİMSEL AKILCILIK!

Bilimsel Kurul kararlarını seçilecek Kurul üyesi açıklamalı, soruları yanıtlamalı her akşam

veee;

  • AKP iktidarı = Erdoğan, Bilim kurulu kararlarını harfiyen uygulamalı..

Sevgi ve saygı ile. 08 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

SAĞLIK BAKANI SAYIN FAHRETTİN KOCA’YA AÇIK MEKTUP

Değerli Meslektaşımız,

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi kamu-özel bütün sağlık kurumlarındaki sağlık çalışanlarının COVID-19 salgınından korunması için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan acil talepte bulundu.

TTB Merkez Konseyi’nden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya iletilen açık mektupta şöyle denildi:

  • Açık ve şeffaf olunsun
  • Hekimler hastalarının test sonuçları hakkında aynı gün mutlaka bilgilendirilsin
  • Koruyucu ekipman ve çalışma düzeninde hiçbir eksiklik ve aksaklık yaratılmasın
  • COVID-19 hasta temas ya da şüphesi olanlardan başlanarak bütün hekim ve sağlık çalışanları testen geçirilsin.

Mektubun tamamı şöyle:

SAĞLIK BAKANI SAYIN FAHRETTİN KOCAYA
AÇIK MEKTUP

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Olarak, Kamu-Özel Bütün Sağlık Kurumlarındaki Sağlık Çalışanlarının Salgından Korunması Adına Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’dan Acil Talebimizdir!

Açık ve şeffaf olunsun; Hekimler hastalarının test sonuçları hakkında aynı gün mutlaka bilgilendirilsin; Koruyucu donanım ve çalışma düzeninde hiçbir eksiklik aksaklık yaratılmasın; COVID-19 hasta temas / kuşkusu olanlardan başlanarak bütün hekim ve sağlık çalışanları testten geçirilsin!

COVID-19 salgınını kontrol altına alabilmek ve toplumumuzun en az zararla bu süreci atlatabilmesi için, hekimler ve tüm sağlık çalışanları büyük mücadele sergilemektedir.

  • Sağlık çalışanları bu mücadeleyi kendi sağlıklarının ve yaşamlarının da büyük tehlike altında olduğunu bilerek gerçekleştirmektedirler.

Salgının başından bu yana sürecin başarıyla yürütülebilmesi için hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının kişisel koruyucu donanımlarının karşılanmasını, çalışma koşulları ve sürelerinin iyileştirilerek düzenlenmesini talep ediyor olmamıza rağmen, halen yeterli koordinasyon sağlanamamıştır. Bazı iyileştirmeler sağlanmakla beraber, yaşamsal aksaklıklar devam etmektedir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak, salgınla mücadelenin başarıyla yürütülebilmesi için şeffaflık ve açıklık politikasına ihtiyaç duyulduğunu bir defa daha hatırlatmak istiyoruz. Büyük bir özveriyle, salgınla mücadelenin en ön sıralarında görev yapmakta olan hekimler ve sağlık çalışanları, kendilerini ve diğer hastalarını COVID-19’dan koruyabilmeleri için şeffaflığa en çok gereksinim duyan kesimi oluşturmaktadır.

Alandan edindiğimiz bilgilere göre,

  • hekimlere ve sağlık çalışanlarına muayene ve takip ettikleri hastalar hakkında bilgi ya hiç verilmemekte ya da çok geç verilmektedir.

Bu hastaların test sonuçlarını öğrenmek hekimler için ek ve stresli mücadeleye dönüşmüş durumdadır. Oysa, bu bilgilendirme sadece ilgili hekim veya sağlık çalışanı için değil, beraber çalıştığı diğer sağlık çalışanları ile tedavi ettiği hastaların sağlığının korunması açısından da yaşamsal derecede önemlidir. Bu bilgilerin saklanması ya da geciktirilmesi hem kaygıyı artırarak görev yapma motivasyonunu düşürmekte, hem de sağlık çalışanlarının COVID-19’dan korunmak üzere alacakları tedbirleri geciktirmekte ve aksatmaktadır.

Bu durum önlenmediği takdirde, yaşanmakta olan sorunlar kısa bir süre sonra sağlık hizmeti sunumunu aksatan bir boyut kazanacaktır.

Sağlık Bakanlığı’ndan hastaların test sonuçları çıkar çıkmaz hekimleriyle paylaşılmasını, test istem ve sonuçlarının Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri’nde görülebilmesinin sağlanmasını bir kez daha talep ediyoruz.

Taleplerimizden biri olan test sayısının son günlerde artmakta olması sevindiricidir. Bilindiği üzere, salgında hastalanma ve yaşamlarını yitirme riski en yüksek olan kesimlerin başında hekimler ve öbür sağlık çalışanları gelmektedir. Bu nedenle başka ülkelerde de COVID-19 testinin öncelikle bu kesimlere yapılması üzerinde durulmaktadır. Ülkemizde de salgına karşı en ön cephede kamu-özel bütün sağlık kurumlarında COVID-19 hasta temas ya da temas kuşkusu olan hekim ve sağlık çalışanlarından başlanarak bütün sağlık çalışanlarının testlerinin hızla tamamlanmasını önemli ve gerekli buluyoruz.

SARS-CoV-2 virüs yükünün (kişinin aldığı virüs miktarının) hastalık seyri üzerinde etkili olduğunu, virüse fazla temas edenlerin hastalığı daha ağır geçirdiğini ortaya koyan bilimsel yayınlar vardır. Ön cephede bulunan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma süreleri bu bilimsel gerekçelerle düzenlenmeli ve

  • çok uzun süreler boyunca yoğun hasta temasının önüne geçilmelidir.

    Ayrıca, sağlık çalışanlarının sosyal çevrelerine hastalığı bulaştırmalarını önlemek adına, mesai sonrası kalacakları mekânlar bir an önce organize edilmelidir. 28.03.2020

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırı bu kez Hükümet’ten geldi!

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırı
bu kez Hükümet’ten geldi!

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerince 30 Ekim 2018 günü TBMM’ye sunulan ve hekimlerin istemlerinin karşılanması bir yana; yakıcı mağduriyetler yaratan, sağlıkta şiddet konusunda işe yarar somut hiçbir adım atmayan, “KHK ve Güvenlik Soruşturması” gerekçesiyle binlerce hekimi işsizliğe mahkûm edecek olan, haktan, hukuktan, en temel vatandaşlık haklarından uzak, bütünüyle kötü niyetli bir yasa önersisi ile karşı karşıya kalmış durumdayız.

Türk Tabipleri Birliği olarak; buradan açıklıkla ifade etmek istiyoruz ki;

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın meslektaşımız Dr. Fikret Hacıosman’ın İstanbul’da öldürülmesi sonrasında sarf ettiği; “Sağlıkta şiddeti caydıracak ve suçluların en ağır cezaya çarptırılmalarını temin edecek düzenleme” sözleri ile Meclise sunulan taslak arasında en ufak bir bağlantı söz konusu değildir. Sağlık ortamındaki şiddet nedeniyle saldırıya uğrayacak her hekimin, her sağlık çalışanının sorumlusu içi boş bir taslakla “şiddet yasası çıkarıyoruz” yaygarası yapan ve sağlıkta şiddet karşısında ciddi hiçbir adım atmayan iktidar hükümeti olacaktır.

Binbir emekle kazanılmış hekimliğin, ihtisasın, üst ihtisasın, hiçbir hukuksal sürece bağlı kılınmadan, kimlerin hangi ölçütlerle karar verdiği anlaşılmayan “KHK ve Güvenlik Soruşturmaları” ile hekimlerin elinden alınmasının yasal kılıfı olan bu yasa maddesini TBMM’ye getiren AKP hükümeti, Anayasa’da tanımlanmış en temel haklara, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, hepsinden önemlisi bir arada yaşama ilkelerine aykırı, binlerce hekimin işsizliğinin ve açlığa mahkûm edilmesinin, hastaların bu hekimlerden yoksun kalmasının sorumlusu olacaktır.

Bu maddelerin yanı sıra aile hekimliğinde hak yitiklerine yol açan; hastanelerin “Sağlık Bakanlığına” bağlı döner sermayelerinin “Maliye Bakanlığının” inisiyatifine bırakılmasını amaçlayan; Tabip Odalarının hekimliğin uygulanmasındaki etkisini sınırlamaya çabalayan bu “Yasa Önerisine” karşı tüm hekimler, sağlık çalışanları ile birlikte karşı duracak ve tepkilerini gösterecektir.

  • Kötülüğünüzü,
  • hekimleri işsizlik, yoksulluk ve açlıkla tehdit etmenizi,
  • hekimlerin ölümlerini sıradanlaştırmanızı,
  • her fırsatta sermaye ve yandaşlara rant aktarmanızı,
  • meslek örgütümüzü yok sayan antidemokratik, dinlemeyen tavrınızı kabul etmiyoruz.

Bu nedenle, sağlıkta şiddete karşı, “şiddeti önleme yasa tasarısı” istemli “nöbet eylemlerini”
bu yasa önerisinin tüm maddelerine karşı

HEKİMLER KANDIRMACA DEĞİL, HAKLARINI İSTİYOR NÖBETLERİ”ne çeviriyor,

bütün gücümüzle, tüm sağlık kurumları ve kent meydanlarında sesimizi duyuracağımızı, TBMM’de bu yanlış ve hekim karşıtı yasa önerisini durdurup, sorunlarımızın çözümüne ilişkin maddeler içeren bir yasa önerisisine dönüşmesi için mücadelemizi sürdüreceğimizi
ilan ediyoruz.

(http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=859d52be-dccd-11e8-b0cd-0573319e83b8, 31.10.2018)

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

“Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” için tıklayınız. 

=======================================

Yazıklar olsun AKP’nin bu berbat “yönetimi” ne (!)

“Erdoğan gene kandırılıyor mu??” masallarına kanacak halimiz de yok artık..

Direneceğiz ve kazanacağız..
Çünkü istemlerimiz haklı ve meşru!

Sevgi ve saygı ile. 05 Kasım  2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com