Etiket arşivi: BioNTech

Masum insanların katili olmayın

Prof. Dr. Ahmet Saltık’tan Erdoğan ve Koca’ya ‘Turkovac’ çağrısı: ‘Masum insanların katili olmayın

Yerli aşı Turkovac, 81 ilde uygulanmaya başladı. Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık,

Politik kaygılarla ve algı yönetmek için yapılan bir girişim. Eldeki ürün biyolojik sıvıdan ibarettir” dedi.

Erdoğan ve Bakan Koca’ya çağrıda bulunan Saltık,

Bu insanlığa karşı suçtur. Er ya da geç hesabı sorulur. Masum insanların katili olmayın” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Ahmet Saltık'tan Erdoğan ve Koca'ya 'Turkovac' çağrısı: 'Masum insanların katili olmayın'Yerli Covid-19 aşısı Turkovac’ın iki doz BioNTech aşısının ardından hatırlatma dozu olarak uygulanacağı çalışmanın başladığı bildirilmişti. 

AB ve ABD olmak üzere dünyanın büyük kısmında kullanılan 5 aşıya onay veren Avrupa İlaç Ajansı, “Bize Turkovac’la ilgili hiçbir şey gelmedi” açıklamasını yapmıştı. EMA’dan onaylanmayan Turkovac, dünyanın birçok ülkesinde geçersiz.

TEPKİLERE NEDEN OLDU

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Turkovac’ın gitmediği il kalmadı. Aşı olmayan kalmasın! Şehir Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri başta olmak üzere 81 ilimizdeyiz” paylaşımı tepkilere neden olmuştu.

“Bir hekim olarak utanç duyuyorum. Sağlık Bakanlığı ve iktidar apaçık suç işliyor” sözleriyle Bakan Koca’ya tepki gösteren Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuştu.

“AŞI NİTELİĞİ KAZANMADI”

Prof. Dr. Ahmet Saltık, “Turkovac adı verilen aşı adayı uluslararası bilimsel standartlara göre asla aşı niteliği kazanmadı. Turkovac henüz bir aşı değil. Türk Tabipleri Birliği (TTB), bunun biyolojik bir sıvı olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

BAKANLIK UYGULAMAYA SOKTU; AŞIYI GELİŞTİRENLER YALANLADI

Öte yandan Bakan Koca’nın “Sayın Cumhurbaşkanım, işaret ettiğiniz üzere yıl bitmeden Turkovac’ın acil kullanım onayı ve üretimi başlamış oldu” sözlerine ilişkin Prof. Dr. Saltık şöyle konuştu:

  • “Talimat üzerine aşı hazırlandığını Bakan ağzından kaçırdı. Bu video, Saray’dan bu kısım çıkartılacak yayınlandı. Bu açıklamadan 4-5 gün sonra Dr. Serhat Ünal ile Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver ise güvenlik, etkililik ve immünojenisite çalışmalarının hala tamamlanmadığını ve sürdüğünü ifade ettiler. Bakanlık aşıyı uygulamaya sokarken aşı merkezindeki arkadaşlar ulusal çalışmalarının sürdüğünü belirttiler” 

“ACİL KULLANIM ONAYI DA BAĞIMSIZ BİR KURUMDAN ALINMAYIP…”

Turkovac’ın 41 bin kişide yapılacağı söylenirken 1182 kişide denendiğini belirten Prof. Dr. Saltık, dünyada acil kullanım onayı alan hiçbir aşıda bu denli az sayıda gönüllüde çalışma söz konusu olmadığını dile getirdi.

Saltık, şöyle devam etti:

  • “Yeterli denekte çalışılmayan, dolambaçlı ve acil kullanım onayı da bağımsız bir kurumdan alınmayıp Türkiye Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu adı verilen Sağlık Bakanlığı’nın idari vesayeti altında bir kurumdan alınan uluslararası standartlarda tanınmayan bir tabloyla karşı karşıyayız”

“POLİTİK KAYGILARLA YAPILAN BİR GİRİŞİM”

Eldeki ürünün biyolojik bir sıvı olduğunu ifade eden Saltık, 

  • “Tümüyle politik kaygılarla, algı yönetmek için yapılan bir girişim. Asla uluslararası standartlara göre aşı niteliği kazanmamıştır. Koruma son derece düşüktür” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’A SESLENDİ

Saltık;

  • “Sağlık Bakanlığı, TTB sorularına ve Meclis’teki soru önergelerine yanıt vermemektedir. Yapılan bilime, hukuka ve uluslararası standartlara uygunsa neden bunlara yanıt verilmemektedir?” diye sordu.

Saltık şöyle devam etti:

  • “Türk halkının sağlığıyla kumar oynanıyor. Aşı olmayan bir ürün uygulanıyor.
  • ‘Omicron dalgasıyla birlikte salgın sönümlenmeye gidecek. Biz de bunu Turkovac ile sönümlendirdik’ diyecekler. Politik algı yönetimidir.
  • Uygulamadan kaldırılması ve acil kullanım onayı alana kadar durdurulması çağrısını yapıyorum.
  • DSÖ, BM, Türkiye Cumhuriyet savcılarını, muhalefeti göreve çağırıyorum ve Erdoğan’a sesleniyorum;
  • Bu cinayete alet olmayın halkın sağlığıyla kumar oynamayın.
  • Politik başarı uğruna salgının ortasında aşı olmayan bir biyolojik sıvıyla ‘hastalık mücadelesi yapıyoruz’ görüntüsü kimseye bir şey kazandırmaz.
  • Bu insanlığa karşı suçtur. Er ya da geç hesabı sorulur. Masum insanların katili olmayın.”
*****
Deniz Ogan   
@denizogan

Dünyanın bir çok ülkesinde geçersiz olan Turkovac’a ilişkin Prof. Dr. Ahmet Saltık

@profsaltik, Erdoğan ve Bakan Koca’ya çağrıda bulundu: “Politik kaygılarla ve algı yönetmek için yapılan bir girişim. Eldeki ürün biyolojik sıvıdan ibarettir. Masum insanların katili olmayın”
****
Prof. Dr. AHMET SALTIK MD, MSc, BSc  @profsaltik
Bir hekim olarak utanç duyuyorum. Sağlık Bakanlığı-İktidar apaçık suç işliyor. Aşı olmayan bir biyolojik ürünü halka dayatmak insanlık suçu. Er geç hesabı sorulur. C. Savcıları ve muhalefet, DSÖ, BM.. göreve! Çığlığımızı duyun, TURKOVAC’ı derhal geri çekin! Prof. Dr. Ahmet SALTIK

Bu tweet iletimiz, aşağıda da görüldüğü üzere 2 gün içinde 361 bini aşkın kişi tarafından okundu..


Cumhuriyet, 12.2.22, syf.6
(Güncelleme, 12.2.22, 17:58)

KOVİT-19 SALGINI AZGINLAŞARAK SÜRÜYOR, BAKAN KOCA UYUYOR..

Dostlar,

28 ocak 2022 Cuma günü 2 TV konuşmamız oldu…

İlki ARTI TV’de, saat 13:00’te idi.. Yaklaşık 1 saat önce Almanya / Köln’den arandık ve hemen aşağıdaki duyuruyu paylaştık.


Sayın Fuat Ateş’in sorularını yanıtladık. Özellikle Omicron’un yeni alt-varyantı BA.2 hakkında konuşuldu. İzlemek için aşağıdaki görselin üzerindeki ok işaretini tıklayınız.. (24 dk.)

Akşam 21:00’de ise, önceden tasarlanmış bir oturum vardı. Gazeteci – yazar Sn. Nihan Ertem’in konuğu olarak Medya – Siyaset TV’de salgını değerlendirdik..

Bu irdeleme çok kapsamlı oldu (76 dk.).İzleyicilerden gelen sorulara da yanıt verdik. İzlemek için aşağıdaki görselin üstündeki ok işaretini tıklayınız lütfen..

2 konuşma birbirini bütünledi kanımızca. Tablonun bunca ürkünç (vahim) olabileceğini 7 Aralık 2021 günü BirGün Gazetesinde tam arka sayfa olarak yazmıştık :

  • OMICRON’LA BAŞA DÖNEBİLİRİZ

(KOVİT-19 SALGININDA “YENİ ve EŞİ GÖRÜLMEMİŞ VARYANT” OMICRON | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc)

Akşam saatlerinde 28 Ocak 2022 günü korona verileri Sağlık Bakanı Dr. Koca tarafından, hep olduğu üzere bir “tweet” iletisi ile paylaşıldı :

Dr. Fahrettin Koca @drfahrettinkoca

  • Virüs eski gücünde değil. Artan sayılar sebebiyle endişelenmeye mahal yok. Büyüklerimizi ve kronik hastalıkları olanları koruyup, kişisel tedbirlere uyarak normal hayatımıza devam edeceğiz. Aşılarımızı ihmal etmeyelim. Kendi gücümüz Turkovac var.
    ***
    Veriler aşağıdaki gibi: 93,586 olgu ve 210 ölüm!


Meslektaşımız, Bursa Uludağ Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala ise şu tweet ile tepki verdi, pek haklı olarak :

“ENDİŞELENMEMEK ELDE DEĞİL”

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, vaka sayının rekor seviyeye ulaşmasına karşın Bakan Koca’nın “Artan sayılar sebebiyle endişelenmeye mahal yok” ifadesini kullanmasına çok sert tepki gösterdi. Pala, “Ölüm sayıları artarken endişelenmemek elde değil, hele Epidemiyoloji bilenler için… Bir Sağlık Bakanı için tarihe geçecek bir açıklama maalesef” diyerek tepkisini dile getirdi.
***
Bakan Koca’nın pervasız kayıtsızlığı acı vericidir. Dr. Koca, “Kendi gücümüz Turkovac var” diyebilmekte her nasılsa!?

Aralık 2021’in son günlerinde bu “aşı adayı” (henüz kesinlikle aşı değil! Bkz.  “TURKOVAC” Aşı Adayının Bilimsel Verileri / Makalesi Nerede?? | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc) uygulanmaya başladı. 1 ayı aşkın zamandır kullanımda.. Bu “aşı adayı“nı geliştiren Prof. A.  Özdarendeli, geçtiğimiz ay, TTD webinarında, bir soru üzerine “Omicron’a karşı etkinliğinin sınanmadığını” söylemişti. Salgın ortasında bir inaktif “aşı adayı” (TTB’ye göre “bir sıvı”!) bu koşullarda nasıl uygulanır?

Bakan Koca, 1 ayı aşkın zamandır kaç kişiye / kaç doz “Turkovac” (aşısı diyemiyoruz!) uygulandığını ve korunma oranını açıklayabilir mi? BioNTech ile karşılaştırabilir mi?

S o r u y o r u z                                                   :
İnsanların yaşam hakkı ile böylesine sorumsuzca kumar oynanabilir mi ??!!

Ağır sorunlar, iktidarın akıl almaz / bağışlanmaz ve / sürdürülemez hataları ve çözüm önerileri yukarıdaki 2 konuşmamızda ve metinde erişkelerini (linklerini) verdiğimiz web sitemizde yayınladığımız yazılarımızda..

  • Kovit-19 Bilim Kurulu (!) istifa etmelidir, vitrine dönüştürülmüştür!
  • Dr. Koca, daha çok uzatmadan istifa etmelidir, bir hekime asla yakışmıyor yapıp ettikleri..
  • R.T. Erdoğanacımasız salgın” ile artık ilgilenmeli ve tam yetkili – yetkin bir yeni Sağlık bakanı atamalıdır. İktidar sorumluluğu çok ağır olmalıdır..
  • Bu vahşet böyle sürdürülemez / sürdürülmemelidir.
  • Devletin 1 numaralı görevi yurttaşlarının can güvenliğini sağlamak, sağlıklı yaşam haklarını korumaktır.
  • Bu adımları derhal atmayacak olan AKP, daha da hızla tükenecektir..

Sevgi, saygı, ACI ve umut ile. 29 Ocak 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

 

 

 

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan TURKOVAC konusunda sert eleştiriler: Ciddiye almıyorum

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan TURKOVAC konusunda sert eleştiriler:Ciddiye almıyorum

BİRGÜN, 04 Ocak 2022

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, yerli aşı TURKOVAC’ın üretim sürecine ilişkin oldukça sert açıklamalar yaptı.

  • “Ben önümde veri olmadan, ‘Bunu kullanın, bunun yerine şunu yapın’ diyemem” ifadelerini kullanan Ceyhan, Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Ateş Kara’yla ilgili de “Ateş Bey benim yanımda çalışan bir öğretim üyesi… Hayatında aşıyla ilgili bir faaliyeti olmadı. Açıklamalarını ciddiye almıyorum.” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan TURKOVAC konusunda sert eleştiriler: Ciddiye almıyorum‘Yerli ve milli aşı’ olarak sunulan TURKOVAC’la ilgili tartışmalar devam ederken, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, konu özelinde oldukça sert eleştiriler yöneltti.

Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara’nın açıklamalarını ‘ciddiye almadığını’ belirten Prof. Dr. Ceyhan, TURKOVAC’a dair elde bilgi olmadığını söyledi.

Sözcü’den Yusuf Demir’e konuşan Ceyhan, “TURKOVAC’ın hatırlatma dozu olarak uygulandığı çalışmalarda antikor seviyesinde hızlı bir zıplama olduğunu görüyoruz” diyen Ateş Kara’nın sözlerinin nasıl anlaşılması gerektiği yönündeki soruya şu yanıtı verdi:

  • “Anlamak için kafanızı çok yormayın. Bunu söyleyen arkadaşın ne salgınla ne aşıyla ilgili deneyimleri var. Tamamen işte böyle yanlış tahminlerde bulunarak, yanlış öngörülerde bulunarak, salgını bu hale getirdiler zaten.”

Prof. Dr. Ceyhan, TURKOVAC ve Ateş Kara ile ilgili eleştirini şöyle sürdürdü:

“BİLİMSEL YAKLAŞIM DEĞİL”

  • “Ateş Bey benim yanımda çalışan bir öğretim üyesi…
  • Hayatında aşıyla ilgili bir faaliyeti olmadı. O başka konularla ilgiliydi.
  • Salgınla ilgili bir deneyimi olmadı ama bakanlıkla ilişkiler falan farklı yürüdü herhalde ki öyle bir pozisyona getirildi.
  • Yoksa aşıda biraz deneyimi olan bir insan, “antikorları hoplatıyor, zıplatıyor” gibi, son derece gayri bilimsel ifadeler zaten kullanmaz. Onun için ben o söylenenleri ciddiye bile almıyorum.
  • Turkovac, açıkçası elimizde bir verisi olmayan ama yalnızca bildiğimiz Sinovac‘la tümüyle aynı yapıda olan bir aşı… Yani içindeki katkı maddeleri ve miktarları bile Sinovac’la tümden aynı…
  • Şimdi birisi “Bizim aşımız Sinovac’tan daha iyi” diyorsa buna bir açıklama getirmek zorunda. Yani tümüyle aynı yapıda bir aşı neden daha iyi olsun?
  • Hiç böyle bir neden belirtmeden, hiçbir veri sunmadan, yani Faz-3 çalışmasına kaç hasta alındı, kaç hastanın sonuçları var ellerinde… Bunlar belli olmadan, bu açıklamalar bilimsel bir yaklaşım olmaz.
  • Ama bunlar belli maksatlarla söyleniyorsa ben bilemem tabii…”

“BUNU KULLANIN DİYEMEM”

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, ”Sonuçta bu yerli bir aşı… Sinovac’la eşdeğer bile olsa, “Kullanılmalı” diyebilir miyiz? Vatandaşa tavsiyeniz nedir?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

  • “Burada söz konusu olan insan sağlığı… Ben önümde veri olmadan, “Bunu kullanın, bunun yerine şunu yapın” diyemem.
  • Onun için bu Faz-3 çalışmasında neler bulundu, “Hopluyor, zıplıyor” dedikleri antikor düzeyleri nedir, bunları bilmem lazım ki yorum yapayım.
  • Bu sadece antikor seviyesiyle de ilgili değil. Bu koruyuculuk ne kadar sürüyor bilmiyoruz.

Bakın aynı insanlar maalesef tümüyle gayrı bilimsel bir yaklaşımla “Efendim inaktif aşı daha bilinen bir yöntemle yapılıyor, BioNTech‘in bilinmiyor” gerekçesiyle Sinovac aldırdılar.

Ben de dahil özellikle risk grubunda olan herkese Sinovac aşısı yaptırdılar. Ama şimdi dünyada örneği olmayan 5’inci doz kararı alıyor aynı grup…

Yani şunu demek istiyorlar: “Bu Sinovac’ların size hiçbir etkisi olmadı. 3 doz BioNTech yaptırın.”

Hiçbir yaptıklarının tutar tarafı ya da açıklanabilecek tarafı yok ki…”
=================================================

Dostlar,

Çok değerli meslektaşımız Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ile hemen hemen tümüyle örtüşmekteyiz. Kendisine, bu açıklamaları ile bize güç kattığı için çok teşekkür ederiz. 1979-80 ders yılında, Biz Hacettepe Tıp’ta Halk Sağlığı uzmanlık eğitimi alan asistan hekim iken, kendisi Halk Sağlığı Sağlık Ocağı stajını Yapracık’ta bizimle yapmıştı. Daha o zaman son derece parlaktı ve bir yıldız olacağını kestirmiştik.. Üstelik yurtsever çizgisiyle..
***
Bilindiği gibi AKP iktidarı işine gelmeyen konuları duymazdan gelmekte, yanıtlamamakta.
Kendisine karşıt görüşleri olan uzmanları, kurumları, bilim insanlarını ise istendik (kasıtlı) bir politika ile görmezden gelmekte / yok saymaktadır. Aklı sıra, “yok saymanın / insan yerine koymamanın” karşıtlarına en etkili yaptırım olacağını, onları caydıracağını sanıyor!

Bu tipik devekuşu davranışıdır, hiçbir işe yaramaz…

Biz 23 Aralık 2021 günü, yani 13 gün önce çıplak, yalın, çarpıcı gerçekleri web sitemizde yazdık..

“TURKOVAC” Aşı Adayının Bilimsel Verileri / Makalesi Nerede??

  • “KRAL ÇIPLAK, TURCOVAC bir aşı değil, henüz aşı adayı!
  • Hiçbir bilimsel verisi, yayını ortada yok.. dedik.
  • AKP’nin hem yapay / uydurma başarı öyküsüne gereksinimi var hem de gündem oyunlarına… dedik.
  • Sağlık Bakanı Urfa’dan RTE’ye kameralar önünde “muştu” verirken (!!) ağzından kaçırdı : “İşaret ettiğiniz üzere 2021 bitmeden TURKOVAC aşısını…. tamamladık…” dedi.. 13 dakikalık bu video kaydının o itirafları içeren başlangıç birkaç dakikalık bölümü kesilerek TEK ADAM’ın Sarayından servis edildi.. Ekleyelim buraya kesilen o videoyu :

http://ahmetsaltik.net/arsiv/2022/01/TURCOVAC-isareti-RTEden-22.12.21.mp4?_=1

Bir başka değerli meslektaşımız CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin, 03 Ocak 2022 günü TBMM’de düzenlediği kapsamlı basın açılamasında, bizi tümü ile doğrulayıp – destekleyen kapsamlı ve kanıta dayalı açıklamalar yaptı :

CHP’li Vekil Dr. Fikret Şahin’in TURKOVAC Hakkında Basın Toplantısı | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Lütfen tıklayınız, bizim açıklamalarımızla birlikte, yanıtsız bırakılan sorularımızla çıplak gerçeği görünüz…

TURKOVAC Skandalını çırılçıplak görünüz..

30 Aralık 2021 gecesi Karantina TV’de de açık açık söyledik :

02 Ocak 2022 günü TELE1’de yaptığımız 2 konuşmada da çığlıklarımızı yineledik :

TELE1 TV’de 2 Konuşmamız : 02 Ocak 2022 | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

***
2021’in 13 Ocak günü Türkiye’de de Kovit-19 aşılamasına başlanmadan önce (SINOVAC ile) “UZAT KOLUNU TÜRKİYE” diye tüm ulusumuzu ısrarla aşıya çağırdık..

Cumhuriyet‘te de yazdık.. 15 Ağustos 2020’de Cumhuriyet Gazetesi 2. sayfasında yer alan makalemize bakılması.. “Rusya’da Koronavirüs Aşısının ‘Onaylanması’  Üzerine”

Muhalefet partilerine, Türk Tabipleri Birliğine, Tıpta Uzmanlık Derneklerine, Tıp Fakültelerine, Hukuk Fakültelerine, Türkiye Barolar Birliğine, Dernek ve Vakıflara, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarına, sendikalara, Türk halkına… bir kez daha, tarihe not düşerek duyuruyor ve çağrı yapıyoruz..

İktidarın namuslu – vicdanlı bürokratlarına, yandaş olan / olmayan basına, AKP’ye gözü kapalı oy veren kardeşlerimizedir bu çağrı aynı zamanda….

Ve de son olarak çağrımız, uyarımız Sağlık Bakanı ve AKP’li Cumhurbaşkanı R.T. ERDOĞAN‘adır!

Bu politika sürdürülemezdir ve insanlığa karşı suçtur; durun hemen!

Ve bu uyarılar, 70 yaşına dayanmış 50+ yıllık bir tıbbiyeliden size ve tüm ilgilileredir; tarihin tanıklığıyla.. Yarın geç olmadan, lüt – fen!


Sevgi, saygı ve DERİN KAYGI ile. 04 Ocak 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Uzmanı,
Siyaset Bilimci (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik       twitter : @profsaltik

Not : Bu yazımıza ADD web sitesinde de yer verildi;
BİLİM KURULU İKİNCİ BAŞKANIMIZ PROF. DR. AHMET SALTIK’TAN TURKOVAC AÇIKLAMASI – ADD

 

 

 

 

 

Delta Varyantı Bize Ne Anlatıyor?

Prof.Dr. Bekir Sami KOCAZEYBEK | AVESİSProf. Dr. Bekir S. KOCAZEYBEK
İÜC CTF TIBBİ MİKROBİYOLOJİ ANA BİLİM DALI
İBB BİLİMSEL DANIŞMA KURULU ÜYESİ

10 Temmuz 2021, Cumhuriyet

Aralık 2019’dan Temmuz 2021’e kadar milyonlarca insanı enfekte eden ve ölümlere neden olan COVID-19 etkeni SARS-CoV-2 kendini sönümlemeye götürecek mutasyonlar yerine yapısını değiştirerek etkinliğini daha farklı varyantlarla hız kesmeden sürdürmektedir. Aralık 2019’daki ilk Çin/Wuhan tipi varyantla başlayan pandemide (birinci pik) (AS: tepe) yeni bir varyant Güney İngiltere’de ortaya çıktı ve Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada Nisan-Eylül 2020 tarihlerinde etkili oldu (ikinci pik). (AS: tepe)

2020 yılının şubat ayında yine İngiltere’de tanımlanan ve bildirilen Alfa varyantı (V1=B107= İngiltere varyantı) üçüncü pikini (AS: tepesini) halen devam ettirmektedir. Aynı şekilde Beta (V2=B1.351= Güney Afrika) ve Gama (V3=P1= Brezilya) varyantları da tüm ülkeleri ciddi olarak etkilemektedir.

En çok aşılanan ülkelere ek olarak Rusya ve İsrail’de de son iki ay öncesine kadar düşüş gösteren vaka ve ölüm sayılarında son iki ay içinde belirgin bir artış dikkati çekmeye başlamıştır. Bunun en büyük nedeni bu ülkelerden bildirilen Delta varyantıdır.

WHO Avrupa Direktörü Hans Cluge ve Avrupa E-CDC Direktörü Dr. Andrea Anmon, önümüzdeki süreçte ağustosun sonuna kadar, dolaşımda olan varyant SARS-CoV-2 virüslerinin %90’ının Delta varyantı olacağını bildirmiştir. Önümüzdeki süreçte de dördüncü pikin (AS: tepenin) nedeni olarak etkinliğini göstereceğini ifade etmiştir. Bu ifadelere, 16 aydan beri COVID-19 pandemisini dikkatle takip eden bir klinik mikrobiyolog olarak, bilimsel veriler ışığında aynen katılıyorum.

DELTA VARYANTININ OLASI ETKİLERİ

Delta varyantı ilk kez 2020’de Hindistan’da bildirilmişti. 4 Nisan 2021’de WHO tarafından VOI (variants of interest: izlenmesi gereken varyantlar) olarak tanımlanan virüs, 11 Mayıs 2021’de VOC (variant of concern: endişe verici varyant) olarak tanımlandı.

Delta varyantı çift mutasyon özelliğine sahip (E 484Q, L452R mutasyonları) süper bulaştırıcı özelliğiyle (Örneğin R0=4 yani bir kişinin 4 kişiye bulaştırması ve kapalı alanlarda ise 3-4 dakikada bulaştırıcılığı söz konusuyken, bu bulaştırıcılık Alfa varyantında 10-12 dakikadır. Ayrıca Alfa varyantına göre bulaştırıcılığı %60 fazladır, diğer hiçbir varyantta olmayan özelliklere sahiptir.

Diğer varyantlarda görülen klinik belirtilerden (ateş, halsizlik, koku ve tat kaybı) farklı olarak belirgin boğaz ağrısı, burun akıntısı ve ciddi baş ağrısı söz konusudur.

Şu andaki üçüncü pikin (AS: tepenin) etkeni olan Alfa varyantına göre 4.9 kat ölüm riski gösterirken pnömoni (zatürree) riski ise VOC olmayan varyantlara göre yaklaşık iki kat fazladır.

CT (Cycle Treshold: Enfekte virüsün vücuttaki miktarını indirekt gösteren değer) düzeyi düşük değerde (düşük düzey virüsün vücuttaki fazlalığı gösterir) çok yüksek olarak insan vücudunda 18 gün aynı düzeyde kalırken, diğer VOC olmayan varyantlar ise 13 gün kalabilmektir.

Delta varyantıyla ilgili yalnızca BioNTech ve AstraZeneca aşılarının etkinlik çalışmaları literatürde vardır. Buna göre BioNTech aşısında etkinlik %91.3’ten %88’e ve AstraZeneca’da % 76’dan %67’ye inmiştir.

Kısıtlı sayıdaki Delta varyantıyla ilgili BioNTech ve AstraZeneca aşı çalışmalarında Delta varyantına karşı bu iki aşıda ciddi olarak orta düzeyde semptomatik hastalık ve enfeksiyonu önlemede azalma görüyoruz. BioNTech aşısıyla başarılı bir aşılama süreci geçiren ve COVID-19 vaka sayılarını oldukça düşüren İsrail’de bile, BioNTech aşısının COVID-19 hastalığına etkinliğinin %60-70’ler civarında (AS: dolayında) olması, yeni COVID-19 vakalarının % 51′ inin aşılı olması ve bunların da %90’ının Delta varyantlı olması pandeminin bugünkü boyutu bakımından çok endişe vericidir.

Bununla birlikte özellikle Sinovac aşısının ilk sırada rutin olarak uygulandığı Endonezya (Son bildirilen 26 sağlık personeli ölümünde 10’unun Sinovac aşılı olması düşündürücüdür) ve Brezilya’da Delta varyantının artışını daha belirgin olarak görebiliyoruz. Peki Sinovac aşısının % 18 civarında en yaygın kullanıldığı Türkiye’de Delta varyantı sıklığı ve aşı etkinlik durumu nedir?

TÜRKİYE’DE KONUYA İLİŞKİN BİR ÇALIŞMA YOK

Çalışmalar tatmin edici boyutta değildir. Şöyle ki; Sağlık Bakanı en son 26 ilde 224 vaka olarak bildirdi. Tabii ki ülkemizde en yaygın varyant olan Alfa (İngiltere) varyantına karşı en çok kullanılan Sinovac aşısının etkinlik çalışması olmadığı gibi, Delta varyantıyla ilgili de bir çalışma yoktur. Bu sorun salt ülkemizin değil. Uluslararası literatürde de VOC adıyla bilinen endişe veren varyantlarda Alfa, Beta ve Gama’ya karşı Sinovac aşı etkinlik verisi olmadığı gibi; son günlerin en ciddi potansiyel varyantı Delta’ya karşı da etkinlik çalışması henüz yoktur.

Dünyada 3. tepeyi yaşadığımız bu süreçte Hindistan kaynaklı Delta varyantının yüksek bulaştırıcılık oranı ciddi bir klinik hastalık aktivasyonu (ölüm, yoğun bakım birimi ve pnömoni riskleri) ve eldeki mRNA temelli aşılara ve konvalesan (AS: nekahet) serumlara (immün plazmalara) karşı gösterdiği orta düzey direnç ve küresel düzeyde insanlığın %70’lerden uzak toplum bağışıklığı karşısında

  • 4. pikin (AS: tepenin) gelişmesi yüksek olasılıktır!

Bu gelişmeyi artıran bir başka önemli faktör (AS: etmen) ise ülkemizde 1 Temmuz’da yürürlüğe konan kademeli (bana göre hiç de öyle değil) normalleşme kararlarıdır.

ÖNLEM ALINMAZSA TEHLİKE KAPIDA

16 aylık, tahammül (AS: dayanç) sınırlarını zorlayan, kısıtlamalara meydan okuyan tavırların Delta varyantının olağanüstü bulaştırıcılığı ile birleşmesi önümüzdeki sürecin nasıl olabileceğini şimdiden bize göstermektedir.

Bunlara ek olarak;
– Delta varyantının çok yaygın olduğu ülkelerden (Rusya, İngiltere ve son günlerde İsrail gibi) gelecek turistlerin ciddi olarak izlenememesi halinde ve
– yaz aylarının kendine özgü insan davranışlarının engellenememesi ve
– izin, tatil gibi etkinliklerle insan davranışlarının gelişigüzelliği ve
– ciddi boyutlu bölgesel insan taşınmaları ile

  • gelişebilecek bu 4. dalgada Delta varyantının ülkemiz insanlarına ciddi yaşam kayıpları verdirebileceği ve sosyal, ekonomik, kültürel ve eğitim öğretim yaşamına daha da darbe vurabileceği akıldan hiç çıkarılmamalıdır.

Eğer bu varyant virüsün yayılımının önlenmesini başaramazsak, bugün için Delta önümüzdeki günler için Delta-plus ve Lambda (Peru ve Güney Amerika kaynaklı) varyantlarının kapımızda olduğunun bilinmesinde yarar vardır.

‘Salgının sonu’nun düşündürdükleri

authorÇAĞHAN KIZIL

BİRGÜN, 2021.05.23

Türkiye geçen hafta içinde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı bir basın açıklamasında 120 milyon doz mRNA aşısı alacağını açıkladı. Basın açıklamasında yapılan anlaşmayı, Bakan kendi inandırıcılığı yüksek olmayacağını düşündüğü için olsa gerek, BioNTech şirketinin kurucularından Uğur Şahin’i canlı yayına bağlayarak duyurdu.

Pandemiyi bir seneyi aşkın süredir vaka artışları, aşılama, toplumsal mesafe, kapanma gibi kavramlarla tüm dünya olarak iç içe yaşadık. Aralık ayından itibaren aşılamanın başlaması ile bazı coğrafyalarda aşılama hızına bağlı olarak vaka sayılarında ve pandeminin gidişatında iyileşmeler gözlüyoruz. Son birkaç haftadır dünyada vaka ve ölüm sayılarında düşüş devam ediyor. 170 milyona yaklaşan resmi vaka sayısı ve 3,5 milyona yakın Covid’e bağlı ölüm sayısı sadece tespit edebildiklerimiz. Dünya Sağlık Örgütü hafta içinde yaptığı bir açıklamada ölümlerin gerçek sayısının normalin 2-3 katı olabileceğini yani 6-8 milyona yakın kişinin yaşamını bu hastalık nedeniyle kaybetmiş olabileceğini belirtti. Pandeminin başından beri, bu hastalığı reddeden, ciddiyetsizleştiren, bilimsel çalışmaları karalayan, maske karşıtlığını dillendiren geniş bir kitlenin var olduğunu biliyoruz.

Pandemi süresince yaşanan bilimsel gelişmeler, bu kayda değer olmayan fikirleri bastırmış durumda. Dünya, akıl, bilim ve vicdanla imtihanında yol almaya devam ediyor. Yaşadığımız dünyada etkisi gösterilmiş birçok aşımız var ve bu teknolojiler hastalıkla mücadelede insanlığın yardımına koşmuş durumda. Elbette dünya üzerindeki eşitsizliğin ve sınıfsal yapının bir yansıması olan pandemi sürecinde olduğu gibi, aşılama sürecinde de eşitsizlik gözle görülür durumda. Buna rağmen, aşılanan toplumlar ve kişilerde hastalığın azalmasının sağlandığı da bir gerçek. Aşıya ilk ulaşabilen ülkeler yurttaşlarını yüksek düzeyde aşıladı örneğin Amerika Birleşik Devletleri % 49, Avrupa Birliği %34, Birleşik Krallık %56 oranında nüfusa aşı yapmış durumda. Aşı teknolojilerinin ortaya çıkmaya başladığı bu sene başında birçok aşının etkinliği ve uzun vadeli koruyuculu tartışıldı, klinik çalışmalarla etkililik gösterildi, yeni varyant virüslerde etkinlik çalışmaları gerçekleştirildi. Pandemi, bilime ve insanlığa mRNA aşılarının etkin ve güvenli bir metot olduğu bilgisini sağladı. Halen bu teknolojiye karşı çekinceler olmasına rağmen, dünya üzerinde yüz milyonlarca kişiye bu aşı uygulandı ve etkili olduğu gösterilmiş durumda. Türkiye geçen hafta içinde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı bir basın açıklamasında 120 milyon doz mRNA aşısı alacağını açıkladı. Basın açıklamasında yapılan anlaşmayı duyuran Bakan kendi inandırıcılığı yüksek olmayacağını düşündüğü için olsa gerek bir BioNTech şirketinin kurucularından Uğur Şahin’i canlı yayına bağlayarak bu bilgiyi ona teyit ettirdi.

Aşı stratejisi ve tedarik sorunları

Öncelikle şunu net olarak söylememiz gerekiyor ki bu, Türkiye için pandemiyi kontrol altına alma ve insanları koruma açısından çok güzel bir gelişme. Çok geç kalan, aşı bulunamadığı ve yapılamadığı için yaşamını kaybeden birçok insanın varlığını düşündüğümüzde önlenebilir ölümleri önleyemeyen pandemi yönetimi, bu aşılamayı doğru strateji ile yaparsa yakın gelecekte toplum bağışıklığına ulaşma şansına sahip olan bir Türkiye ile karşılaşacağız. Türk Tabipleri Birliği’nin açıklamasına göre geçen sene Türkiye’de önceki yılların ölüm ortalamalarının yaklaşık 100.000 üzerinde ölüm gerçekleşmiş durumda. Bu ölümlerin hepsi Covid’e bağlı olmasa bile pandemi, insanların yaşamını kaybetmesine neden oldu ve resmi sayıların çok daha üzerinde bir can kaybıyla Türkiye’yi baş başa bırakmış durumda. Aşılama, çok daha önceden etkili bir şekilde gerçekleştirebilirdi. Yapılan ilk anlaşmaların bilimsellikten uzak bir mecrada gerçekleşmesini düşündüğümüzde aşı stratejisi ve tedarikte yaşanan sorunlar Türkiye’ye çok zaman kaybettirdi. Haziran ayı sonuna kadar gelmiş olacak olan 120 milyon doz belli bir aşılama planı dahilinde birkaç ay içinde topluma uygulanabilir. Sağlık Bakanı hafta içinde “salgının sonu görünüyor” derken, bir bakıma haklı ancak aklımızdan çıkarmamamız gereken bir nokta şu ki;

  • salgın kendi başına ve sadece aşılamayla ortadan kalkabilecek bir süreç değil.
    Eğitimde eşitsizlik katmerlendi

    Türkiye’ye gelecek etkili aşıların düşündürdüğü iki ana alan var. Birincisi bilimsel noktalar. Sağlık Bakanı, geçen sene içinde yaptığı açıklamalarda inaktif aşılar dışındaki aşıların güvensiz olduğunu, şu anda Türkiye gelecek 120 milyon aşının teknolojisi olan mRNA aşılarının henüz yeni olduğunu ve uzun vadeli güvenliğinin kanıtlanmadığını söylemişti.

  • Türkiye pandemi yönetiminin ana karakteri, alınan kararların bilime dayanması değil politikaların bilimsel bir kılıfa sokulmaya çalışılarak devam edilmesiydi. Aşı konusundaki bu açıklamalar ve bu bilimsizlik de ülkeyi yaşadığımız duruma getiren sebeplerden bir tanesi. Önlenebilir ölümlerin, aşı olmadığı durumlarda toplumsal yayılım dinamiklerini azaltmaya yönelik tedbirlerle ortadan kaldırılması süreci Türkiye’de neredeyse hiç işletilmedi. Salgının yüksek devam ettiği zamanlarda kongreler, toplantılar, çifte standartlı buluşmalar organize eden resmi makamlar, genetik dizin analizini yapılmadığı için Türkiye’de dolaşımda olan virüs biçimlerinin etkinliğini bilemediğimiz ve yaygın yapılmayan testler nedeniyle gerçek vaka sayılarını ortaya çıkartamadığımız bir sürecin mimari oldular.

    Gelecek olan aşılarla aşılamanın planlı bir şekilde yürütülmesinin yanında yayılım dinamiklerini azaltacak toplumsal tedbirlerine de pandemiden kurtulana kadar devam etmek zorundayız. Tam kapanma sürecinde bile aslında tam kapanamayan Türkiye’de, aşılama planlamasında da nasıl bir yol izleyeceği dikkatle oluşturulmalı. Örneğin, tüm dünyada eğitimin devam etmesi ve okulların açık kalması üzerine bir öncelik stratejisi var. Bazı dönemlerde salgının çok yüksek seyrettiği zamanlarda okullar da kapanmak zorunda kaldı ancak ilk önce okulların açılması en son okulların kapanması stratejisi önemliydi.

    Türkiye’de ise ilk önce okullar kapandı, AVM’ler açıldı, hâlâ okullar kapalı.

    Eğitimde zaten fırsat eşitsizliği ön planda iken pandeminin getirdiği bir eşitsizlik de bu süreci katmerlemiş oldu. Bu nedenle, aşılamada ilk önce öğretmenlerin, aşıya ulaşamayan risk gruplarının, kamu hizmetinde olan ancak aşılanmamış kişilerin aşılanması gerekmekte. Bu şekilde, sosyal yaşamda çok fazla insanla temas eden kişilerin ve eğitimde yer alanların yayılımı izlemekle toplum içinden çıkartılması mümkün olabilir. Eğitime başlamak ana hedef olmalı.

    Bilimsizlik bu noktaya getirdi

    Türkiye’ye gelecek aşıların bize düşündürdüklerin içinde bir de toplumsal yön var. Türkiye’de sokağa çıkma yasağı olarak tanımlanan süreç otoriter bir durumu pekiştirmiş görünüyor. Türkiye’de, yayılımın azalması için kontrollü kısıtlamalar ve kolektif korunma olarak tanımlanması gereken süreç, üretimin devam etmesi ve bu koşulların sağlamlaştırılması için bir araç olarak kullanıldı ve ne tam kapanma sürecinde ne de daha önceki kısıtlamalar sürecinde çok etkili bir azalışa yol açtı. Bunun yanında,

saklanan vaka sayıları, saklanan ölümler, yanlış verilen veriler, yapılmayan testler bize şu anda pozitif bir tablo gösterse de Türkiye’de salgın devam ediyor

ve önümüzdeki dönemde aşılama etkili şekilde yapılana kadar devam edeceğini gösteriyor.

Yaşadığımız bunca ölüm, önlenebilir ölüm olarak tanımlanabilir.

– Türkiye’de, dünyada etkisizliği gösterilmiş ilaçların tedavide kullanılması,
– aşılamanın etkili şekilde gerçekleştirilememesi,
– elimizde aşı olmadığı dönemlerde yayılımın azaltılması için gerekli tedbirlerin alınamaması,
– sağlık personelinin korunamaması,
– insanlara kapanma süreçlerinde ekonomik yardım yapılamaması

gibi birçok süreç pandeminin etkisini artırdı. Bu yaşananlar, elbette yönetimin başarısız uygulamalarının sonucudur. Pandeminin devam etmesini, yaşadığımız bir sürecin yıkıcı etkilerinin artmasını istemiyoruz. En başından itibaren bilim insanlarının söyledikleri yapılsaydı bu noktaya gelmeyecektik. Pembe tablo çizmek elbette umut verici bir yöntem olarak düşünülebilir ancak aslında gerçeğin üzerini örtmesi nedeniyle faturayı daha da ağırlaştıran bir süreç. Geçen hafta içinde İstanbul’da yapılan resmi bir açıklamayla nisan ayından itibaren vaka sayılarında %600 azalış olduğu söylendi. İşte Türkiye’yi yaşadığımız noktaya getirenler bu bilimsizlik, ben yaptım oldu tavrı, yapılamayanların ve eksikliklerin üzerini örtmek, alınan politik ve kişisel kararların bilimsel kılıfa sokulmaya çalışılması oldu.

Sağlık Bakanı’nın “salgının sonu görünüyor” açıklaması, maalesef kendilerinin başardığı değil bilimsel çalışmaların ve etkili aşıların doğru uygulandığında gerçekleşebilecek bir süreç.

Umuyoruz ki, salgında gerçekten son düzlüğe giren bir Türkiye vardır. Etkili aşılama toplumsal tedbirler ile birleştiğinde vaka sayılarını bilgisayar başında değil toplumun içinde fiilen düşüren bir süreci hep beraber yaşamak umuduyla.

Aklımızda elbette sorular var :

– Yeni sağlık sorunlarına hazırlıklı olacak mıyız?
Bilimi önceleyen bir yönetimi yaratabilecek miyiz?
– Yaşamı, eşitlikçi ve insanı ön plana koyan bir sisteme değiştirebilecek miyiz?
– Tüm suçlulardan hesap sorabilecek miyiz?