2015 İşçi sağlığı karnesi: 1730 işçi yaşamını yitirdi

ATO_logosu

2015 İşçi sağlığı karnesi: 1730 işçi yaşamını yitirdi

http://www.hekimpostasi.org.tr/2016/02/22/2015-isci-sagligi-karnesi-1730-isci-yasamini-yitirdi/, 22 Şubat 2016

547dd645b7b07d0a3d3b94a5

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 2015 yılının iş cinayetleri raporunu yayınladı.
Rapora göre 2015 yılında 1730 işçi yaşamını yitirdi

Meclisin her ay düzenli olarak yayınladığı raporlar 2015 yılında Türkiye’nin iş cinayetleri karnesini gözler önüne serdi. Rapora göre 2015 yılında 1486’sı işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 244’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan olmak üzere 1730 kişi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2015 yılı içinde iş cinayetlerinin;

128’i Ocak ayında,
85’i Şubat ayında,
140’ı Mart ayında,
135’i Nisan ayında,
167’si Mayıs ayında,
155’i Haziran ayında,
172’si Temmuz ayında,
160’ı Ağustos ayında,
177’si Eylül ayında,
144’ü Ekim ayında,
130’u Kasım ayında,
137’si Aralık ayında yaşandı.

Yüksek ölümlerin yaşandığı işkollarında acil önlem alınmalı
İş cinayetleri sendikasız, örgütsüz ve güvencesiz çalışma koşullarının egemen olduğu işkollarında yoğunlaştı. İnşaat, tarım ve taşımacılık en çok ölümün yaşandığı sektörler oldu. Meclis, tarım-orman, taşımacılık ve gıda-şeker işkollarında iş cinayetlerinin geçen yıla göre sıçramalı artış gösterdiğini belirtirken bu işkolları ve yüksek ölümlerin yaşandığı inşaat-yol, ticaret-büro, belediye, madencilik, metal ve enerji sektörlerinde acil önlem alınması konusunda yetkilileri uyardı. 2015 yılı içinde;

– inşaat-yol işkolunda 426,
– tarım-orman işkolunda 405,
– taşımacılık işkolunda 236,
– ticaret-büro-eğitim, sinema işkolunda 101,
– belediye-genel işler işkolunda 93,
– madencilik işkolunda 67,
– metal işkolunda 61,
– enerji işkolunda 47,
– gıda-şeker işkolunda 41,
– savunma-güvenlik işkolunda 36,
– konaklama-eğlence işkolunda 33,
– sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 30,
– petro-kimya, lastik işkolunda 26,
– gemi-tersane-deniz, liman işkolunda 25,
– çimento-toprak, cam işkolunda 22,
– ağaç-kağıt işkolunda 17,
– tekstil, deri işkolunda 12,
– iletişim işkolunda 9,
– basın-gazetecilik işkolunda 6,
– banka, finans, sigorta işkolunda 3 işçi yaşamını yitirdi,
– 34 işçinin ise çalıştığı iş kolu belirlenemedi.

İşçiler en çok trafik kazaları, ezilme-göçük ve düşme nedeniyle yaşamını yitirdi
İş cinayetlerinin nedenlerinde ilk sırada trafik-servis kazaları geldi. 2015 yılı içinde

– 506 işçi trafik-servis kazası,
– 357 işçi öbür nedenlerle,
– 315 işçi ezilme-göçük nedeniyle,
– 277 işçi düşme nedeniyle,
– 100 işçi elektrik çarpması nedeniyle,
– 82 işçi zehirlenme-boğulma nedeniyle,
– 51 işçi patlama-yanma nedeniyle,
– 22 işçi kesilme-kopma nedeniyle,
– 20 işçi de nesne düşmesi-çarpması nedeniyle yaşamını yitirdi.

2015 yılında kalp krizi ve intihar nedenli iş cinayetleri sayısında geçen yıllara göre bir artış yaşandığı gözlemlenirken bu durum çalışma koşullarının ağırlaşması ve
işçilerin ekonomik durumunun kötüleşmesinin göstergesi olarak rapora girdi.

80 şehirde iş cinayeti yaşandı
2015 yılında iş cinayetleri Bayburt dışında 80 şehirde ve yurtdışında gerçekleşti. 142 ölümle
en çok iş cinayeti, sanayinin merkezi olan İstanbul’da ve hemen her sektörde yaşandı. İstanbul’un ardından en çok ölüm yaşanan iller arasında İzmir, Bursa, Antalya ve Adana yer aldı. Zonguldak, Karaman, Isparta, Elazığ, Manisa ve Şırnak’ta maden; Antalya’da konaklama ve organize sanayi; Adana, Düzce, Isparta, Muğla, Aydın, Şanlıurfa ve Mersin’de tarım; Ankara, Gaziantep, Tekirdağ, Samsun, Malatya, Kayseri, Malatya’da organize sanayi; Bursa ve Mersin’de metal; Kocaeli’nde kimya; Konya’da gıda ve İzmir’de tersane kazaları öne çıktı. Tarım, inşaat, enerji, taşımacılık, belediye, ticaret ve eğitim işkollarındaki cinayetler ise
her şehirde yaşandı. İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin 1610’unu erkek, 120’sini
kadın işçiler oluşturuyor.

* 2013 yılında 59, 2014 yılında 54 olan iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk işçi sayısı
2015 yılında 63’e yükseldi. Son üç yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 176 çocuk işçinin 92’si tarım, 20’si inşaat, 14’ü ticaret-eğitim, 11’i metal, 6’sı gıda, 6’sı tekstil, 5’i konaklama-eğlence, 5’i taşımacılık, 5’i genel işler, 3’ü kimya, 2’si çimento, 1’i maden, 1’i iletişim,
1’i metal ve 1’i sağlık işkolunda çalışıyordu, 3 çocuğun ise çalıştığı işkolu belirlenemedi.

* 2015 yılında 51 yaş ve üstünde 444 işçi can verdi. Son üç yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 964 emekli-yaşlı işçinin 343’ü tarım, 204’ü inşaat, 130’u taşımacılık, 75’i ticaret-büro-eğitim, 40’ı belediye-genel işler, 33’ü maden, 20’si metal, 17’si tersane-liman, 15’i konaklama, 14’ü enerji, 13’ü ağaç, 11’i savunma-güvenlik, 10’u gıda, 8’i sağlık, 7’si tekstil, 5’i kimya, 2’si iletişim, 2’si basın ve 2’si çimento işkolunda çalışıyordu. Emekli-yaşlı işçi ölümlerinin
genel işçi ölümlerine oranı 2013’te 15,3 iken 2014 yılında %17,6’ya ve 2015 yılında
%25,7’ye yükseldi.

* 2013’te yılında 103, 2014 yılında 131, 2015 yılında ise 120 kadın işçi yaşamını yitirdi.
Son üç yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 354 kadın işçinin 199’u tarım, 33’ü eğitim-ticaret-büro, 27’si sağlık, 20’si belediye-genel işler, 19’u tekstil, 9’u konaklama-eğlence,
9’u gıda, 5’i taşımacılık, 4’ü basın-gazetecilik, 4’ü metal, 3’ü kimya, 3’ü bankacılık,
3’ü savunma-güvenlik, 2’si çimento, 2’si inşaat, 1’i kimya, 1’i ağaç, 1’i basın, 1’i iletişim ve
1’i enerji işkolunda çalışıyordu. 7 kadın işçinin ise çalıştığı işkolu yeterli bilgi olmadığı için belirlenemedi.

==================================

Dostlar,

Türkiye bir emekçi cinayetleri ülkesi olmayı sürdürüyor..
Gönüllü bir kuruluş olan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi,
son birkaç yıldır İŞ CİNAYETLERİ ALMANAĞI yayımlıyor!

Dünyada başka hangi ülkede böylesine dramatik – trajedik bir kitap basılıyor, bilmiyoruz.

 

Türkiye’de hiçbir siyasal iktidar dönemi bu denli kanlı olmadı..
3 Kasım 2002 seçimlerini % 34 oyla kazanarak TBMM’de bu oranın 2 katına yakın üye kazanan AKP iktidarı, kesintisiz 14. yılınde tek başına iktidarını sürdürüyor..

İş cinayetlerinden faili meçhullere, duble kanyolları (karayoları!) kurbanlarından demiryolu facialarına (Pamukova hızlı tren cinayeti!), bölücü PKK teröründen polis şiddetine, göz göre göre 301 emekçinin kurban verildiği Soma toplu işçi cinayetine dek, kadın cinayetlerinden intiharlara, Suruç – Reyhanlı – Gezi – 2 kez Ankara katliamlarına dek…

Tam bir karabasan (kâbus) dönemidir..

Türkiye’nin temel ve ivedi sorunu AKP iktidarı ve RTE’den kurtulmaktır.
Bunun da evrensel reçetesi, AKP – RTE karşıtı tüm kesimlerin iş ve güç birliğidir.

AKP – RTE’nin “ileri demokrasisi” olmalı tüm bunlar..
Türkiye, İngiltere’nin 1679 tarihli Habeas Copus Act güvencesinden bile geride!..
O metinde;

  • “Korkma, Kralın adamları seni haksız tutarsa, bağımsız yargıçlar hemen salacaktır. “ deniyordu.AKP – RTE Türkiye’sinde 23 Şubat 2016’da ise;

    “Kork, hatta titre; Tayyip’in adamları seni tutarsa kimi yargıçlar hemen seni hapse tıkacaktır..” biçiminde..

    Daha beteri ise 2023 İslami -Faşist AKP – RTE diktatörlüğüne saklanıyor olmalı??

    Sevgi ve saygı ile.
    23 Şubat 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

ATO Konferansı : “Sağlıkta Muhafazakârlaşma”

Adalet ve Demokrasi Haftası’nda ATO’dan konferans : 

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) tarafından düzenlenen

23. Adalet  ve Demokrasi Haftası

etkinlikleri kapsamında, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mine Önal‘ın konuşmacı olduğu “Sağlıkta Muhafazakarlaşma” konulu konferans gerçekleştirildi.
Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 26 Ocak Salı günü gerçekleştirilen konferansın
açış konuşmasını TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan yaptı.

Ankara Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği, NÜSED ve Tüketici Hakları Derneği’nin düzenleyicisi olduğu etkinliğe çok sayıda Ankaralı katıldı.

Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde
Göğüs Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Dr. Mine Önal
“Sağlıkta Muhafazakarlaşma”yı son yıllarda uygulanan sağlık ve sosyal politikaların yarattığı değişimin ışığında değerlendirdi.

“Yapılan düzenlemelerle kadının kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkı engelleniyor”

Türkiye’de varolan yasal çerçeve içinde, 10 haftalığa dek gebeliklerin sonlandırılabildiğini
(AS: 2827 sayılı ve 1983 tarihli Nüfus Planlaması Yasası md. 5 ve 6) belirten Dr. Mine Önal;

– muayenehanelere kürtaj yasağı,
– anneye düşünme süresi verilmesi,
– bebeğin kalp atışlarının dinletilmesi ve
– kürtaja karşı olan hekimin ‘ret’ hakkına sahip olması
….
gibi yapılan yeni düzenlemelerle kadının kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkının engellenmeye çalışıldığının altını çizdi.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Mine Önal’ın “Sağlıkta Muhafazakarlaşma” başlıklı sunumundan satırbaşları şöyle:

“Anne Sütü Bankası çalışmaları sona erdi”

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu 2013 yılında ‘anne sütü bankası’ ile ilgili çalışmalarını Medeniyet Projesi olarak tanımlamışken, dünyada süregelen bilimsel tartışmaların aksine,
dinen caiz olmayabileceği görüşleri nedeniyle çok yararlı olabilecek bu girişim
başlamadan sona erdi.”

“Hastalara din psikoloğu”

“Hastalara ruhsal destek ve danışmanlığın modern tıbbi uygulamalar yerine din psikoloğu
veya manevi destek uzmanı gibi tanımlamalar altında dinsel telkin verilmesi bilimsellikten uzak ve geriye dönük bir projedir. Psikoloji bir bilim dalı ve lisans eğitimi olmayan kişilere
din psikoloğu adı altında benzer bir unvan verilmesi yanlış bir uygulamadır.”
(AS : Yasal olarak da suçtur!)

“Anayasa Mahkemesinin Aşı Kararı”

“Anayasa Mahkemesi Kasım 2015’te bebeklik / çocukluk dönemi aşılarını yaptırmak istemeyen ebeveynlerin (AS: anababanın) bireysel başvurusu hakkında; Anababa rızası olmadan çocuğa zorunlu aşı yaptırılmasının Anayasa’nın ‘kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı’nı düzenleyen ‘temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine’ ilişkin maddesine
(AS: m. 13) aykırı bularak “hak ihlali” kararı verdi. Böylelikle, çocukların sağlığı değil anababanın ‘rıza’ olarak adlandırılan davranış biçimleri Yüksek Mahkeme tarafından kutsanmış oldu. Çocuklarını aşılatmayan anababalar yalnızca kendi çocuklarını değil,
bütün çocukların sağlığını tehlikeye atıyor.”

“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliği yayımlandı”

“Yönetmelikte geçen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarının hekimler, diş hekimleri ve sağlık personeli tarafından kullanılması düzenlenmiş ve çok geniş endikasyon listesi belirlenmiştir. Kapsamında

– kupa uygulaması (hacamat),
– akupunktur,
– apiterapi,
– fitoterapi,
– hipnoz,
sülük tedavisi ve

bunun gibi birçok yöntemin yer aldığı geleneksel ve tamamlayıcı tıbba ilişkin bilimsel bilgi büyük oranda eksik ve bu yöntemlerin etkisiz olduğuna ilişkin birçok Tıp Uzmanlık Derneğinin açıklamaları var. Ayrıca kimi yöntemler riskli ve göze alınamayacak yan etkilere sahip. Hekimlerce yapılacak olması da onlara bilimsellik kazandırmaz. Ayrıca Yönetmelikle bu alanda bir pazar (AS: piyasa) oluşturulmakta ve pazara çeki düzen verilmekte. Türk Tabipleri Birliği tarafından da tıp ve tıpta uzmanlık eğitiminin gereklerine, bu alandaki kamu yararına aykırılığı nedeniyle ‘Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliği’ nin ekleriyle birlikte tümünün iptali
ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan dava Danıştay Onbeşinci Dairesi’nde
devam etmektedir.”

============================================

Dostlar,

Önemli bir toplantıdır… yurtsever Atatürkçü aydınımız Uğur Mumcu‘yu anmaya adanan..
Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası’nın 23. Adalet ve Demokrasi Haftası imecesine değerli bir katkısıdır. Meslektaşımız Dr. Mine Önal altı çizilecek saptamalarda bulunmuş ve uyarılar yapmıştır..

Sağlık Bakanlığı’nın neye hizmet ettiğini anlamak çok güçtür.. Aslında tam da tersine “kolay” dır. Sözümona SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM masallarıyla sağlık hizmetlerine erişim kolaylaşmıştır! Kamu sağlık sektöründe kurulu kapasite sağlık hizmeti gereksinimini karşılayamamaktadır. Özellikle radyolojik görüntüleme incelemeleri için aylar sonrasına randevu verilebilmektedir. Hastane yatakları dolu olup, hastalar bekleme listesine alınmaktadır.

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM denen kökü dışarıda özelleştirme – piyasalaştırma dayatmasının cilaları epeydir dökülmeye başlamıştır. Bu durumda, milyonlarca yoksul insana çağcıl (modern)
tıbbi hizmet verilemeyeceği için, hacamat gibi, sülük gibi ilkel ve tıbben zararlı yöntemlere yönlendirilerek “oyalanmaları” Sağlık Bakanlığı’nın yüksek takdirlerine terk edilmiştir.

Adına da zihinsel sözel tuzakla (Retorik tuzak) “Tamamlayıcı Tıp….” denen söz konusu
bu Yönetmelik düzenlemesinin Danıştay’da dava edilmiş olması sevindirici ve düşündürücüdür.
Dileriz halkın – kamuoyunun sağlığı sağlık tacirlerinin önünde tutulur ve halkın kobay edlmesi
ve sağlık hizmetlerinin geçelim “muhafazakarlaştırılmasını” ilkelleşmesi Danıştay’ın bu Yönetmeliği iptaliyle sağlanır..

Anayasa Mahkemesi‘nin aşı uygulamasında temel insan haklarının “ancak yasa ile” sınırlanabileceğine ilişkin Anayasal gerekçe ile (md. 13) anababa kararını (bireysel hak)
halk sağlığına (üstün kamu yararına) önceleyerek zorunlu aşı uygulamasını sınırlaması talihsizliktir. Gerçekte Umumi Hıfzıssıhha Yasası‘nda aşı uygulamasının zorunlu tutulduğuna ilişkin çok sayıda madde bu Yasanın ruhu ve amacı gereği yasada içselleştirilmiştir.
Biçimsel bir zorlama ile ille de bir yasa maddesinin açık açık bu zorunluluğu sözel – maddi olarak ifade etmesini aramak, kamu sağlığı yönünden sakıncalı olmuştur. Sağlık Bakanlığı’nın ise anılan yasada derhal kısa bir yasa maddesi eklenmesi ya da değişikliği ile sorunu çözebilecek iken, bildiğimiz ölçüde günümüze dek bu yönde bir adım atmamış olması düşündürücüdür.
Biz konuyu sitemizde önceki aylarda kapsamlı işlemiştik.. (HASUDER’den :
Anayasa Mahkemesi’nin Aşılama Kararı Hakkında Basın Açıklaması, 14 Kasım 2015,
http://ahmetsaltik.net/2015/11/23/hasuderden-anayasa-mahkemesinin-asilama-karari-hakkinda-basin-aciklamasi/)

Oysa “Yüce Meclis”, dünyada örneği olmayan adına “Torba yasa” denilen “Türk tipi yasalaştırma” sürecini sürdürmektedir. Son olarak doğurganlığı teşvik etmek üzere kadın çalışanlara izin ekleri ve kolaylıkları getirilmiştir.

Sağlık Bakanlığı, sağlığa zararlı olmayı sürdürmektedir..
Bu çok hazin bir olageliştir (tecellidir) ve karamizah kuyusudur..
Ancak yalın akıl, bu akıl ve bilim dışı gidişin hızla durdurulması gerektiğini buyurmaktadır.
İmmanuel Kant‘ın 1784’lerde yazdığı ünlü makalesindeki uyarıları yankılanıyor kulaklarımızda:

SAPERE AUDE… SAPERE AUDE..(Aklını kullan… aklını kullan…)

Sevgi ve saygı ile.
29 Ocak 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net 
profsaltik@gmail.com

‘Ankara katliamında 106 kişi öldü’ İşte adları…

 

DHA, 14 Ekim 2015,

'Ankara'da 106 kişi öldü' İşte isimleri
Ankara Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada Ankara’da yaşanan saldırının (10 Ekim 2015) ardından hastanelere getirilen ve kayıt altına alınan yaralıların ve olay yerinde yaşamını yitiren yurttaşların adlarının dikkatle izlendiği vurgulanarak, şöyle denildi:
– “Bugün güncellemiş olduğumuz kesinleşmiş yitiklerimizin ad listesi aşağıda
yer almaktadır. Ayrıca, hastanelere getirilen ve kayıt altına alınan yaralıların da
sağlık durumlarını dikkatle izlemekteyiz. Bugün
(14.10.2015) güncellemiş olduğumuz yitiklerimiz 106 kişi, yaralılarımız 89 kişidir. Yaralılarımızın 20’si yoğun bakımlarda,
69’u kliniklerde tedavi altındadır.”
Yaşamını yitirenlerin adları şöyle                ; 

divider_cizgi

1. ABDÜLKADİR UYAN
2. ABDULBARİ ŞENCİ
3. ABDULLAH EROL
4. ADİL GÜR
5. AHMAD ALKHALDI
6. AHMET KATURLU
7. AHMET KOTOLON
8. ALİ DENİZ UZATMAZ
9. ALİ KİTAPÇI
10. AYCAN KAYA
11. AYŞE DENİZ
12. AZİZE ONAT
13. BAŞAK SİDAR ÇEVİK
14. BEDRİYE BATUR
15. BERNA KOÇ
16. BİLGEN PARLAK
17. BİNALİ KORKMAZ
18. CANBERK BAKIŞ
19. CEMAL AVŞAR
20. ÇETİN KÜRKLÜ
21. DİCLE DELİ
22. DİLAN SARIKAYA
23. DİLAVER KAHARMAN
24. EBRU MAVİ
25. ELİF KANLIOĞLU
26. EMİN AYDEMİR
27. EMİNE ERCAN
28. EMRULLAH ERDOĞAN
29. EREN AKIN
30. ERHAN AVCI
31. EROL EKİCİ
32. ERSİN ADSIZ
33. FATMA BATUR
34. FATMA ESEN
35. FATMA KARAKURT
36. FEVZİ SERT
37. FEYYAT DENİZ
38. GAZİ GÜRAY
39. GÖKHAN AKMAN
40. GÖKHAN GÖKBÖNÜ
41. GÖKMEN DALMAÇ
42. GÖZDE ASLAN
43. GÜLBAHAR AYDENİZ
44. GÜLHAN ELMASCAN
45. GÜNAY DOĞAN
46. HACI KIVRAK
47. HAKAN DURSUN AKALIN
48. HASAN BAYKARA
49. HASAN SANCALI
50. İBRAHİM ATILGAN
51. İDİL GÜNEY
52. İSMAİL KIZILÇAY
53. KASIM OTUR
54. KEMAL TAYFUN BENOL
55. KORKMAZ TEDİK
56. KÜBRA MELTEM MOLLAOĞLU
57. LEYLA ÇİÇEK
58. MEHMET ALİ KILIÇ
59. MEHMET HAYTA
60. MEHMET ŞAH ESİN
61. MEHMET TEVFİK DALGIÇ
62. MERYEM BULUT
63. MESUT MAK
64. METİN KÜRKLÜ
65. METİN PEŞMEN
66. METİN TESMEN
67. MUHAMMET DEMİR
68. MUHAMMET VEYSEL ATILGAN
69. MUHAMMET ZAKİR KARABULUT
70. NECLA DURAN
71. NEVZAT ÖZBİLGİ
72. NEVZAT SAYAN
73. NİLGÜN ÇEVİK
74. NİYAZİ BÜYÜKSÜTÇÜ
75. NİZAMETTİN BAĞCI
76. NURULLAH ERDOĞAN
77. ONUR TAN
78. ORHAN IŞIKTAŞ
79. OSMAN ERVASA
80. OSMAN TURAN BOZACI
81. ÖZVER GÖKHAN ARPAÇAY
82. RAMAZAN ÇALIŞKAN
83. RAMAZAN TUNÇ
84. RESUL YANAR
85. RIDVAN AKGÜL
86. SABRİ ALMAZ
87. SARIGÜL TÜYLÜ
88. SELİM ÖRS
89. SERDAR BEN
90. SEVGİ ÖZTEKİN
91. SEVİM ŞİNİK
92. SEYHAN YAYLAGÜL
93. SEZEN VURMAZ
94. ŞEBNEM YURTMAN
95. ŞİRİN KILIÇALP
96. TEKİN ARSLAN
97. UMUT TAN
98. UYGAR COŞKUN
99. ÜMİT SEYLAN
100. VADDETTİN KÜMEK
101. VAHDETTİN ÖZGAN
102. VEDAT ERKAN
103. YILMAZ ELMASCAN
104. YUNUS DELİCE
105. YUSUF AKDAĞ
106. ZİYA SAYGIN

divider_cizgi

YARALANAN YURTTAŞLARIMIZIN GÜNCEL SAĞLIK DURUMU BİLGİSİ

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
22 yaralının 5’i yoğun bakım servislerinde, 17’si kliniklerde tedavi altındadır.

Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi
11 yaralının 3’ü yoğun bakım servislerinde, 8’i kliniklerde tedavi altındadır

Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Bilkent)
4 yaralının 1’i yoğun bakım servisinde, 3’ü kliniklerde tedavi altındadır.

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
10 yaralının 2’si yoğun bakım servisinde, 8’i kliniklerde tedavi altındadır.

G.Ü.T.F. Hastanesi (Gazi Hastanesi)
4 yaralının 1’i yoğun bakım servisinde, 3’ü kliniklerde tedavi altındadır.

H.Ü.T.F. (Hacettepe Hastanesi)
8 yaralının 3’ü yoğun bakım servislerinde, 5’i kliniklerde tedavi altındadır.

A.Ü.T.F. İbni Sina Hastanesi
16 yaralının 2’si yoğun bakım servislerinde, 14’ü kliniklerde tedavi altındadır.

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
2 yaralının 1’i yoğun bakım servisinde, 1’i klinikte tedavi altındadır

Turgut Özal Üniversitesi Hastanesi
2 yaralı yoğun bakım servisinde tedavi altındadır.

G.A.T.A.
1 yaralı klinikte tedavi altındadır.

“Özel hastanelerde 9 yaralı kliniklerde tedavi altındadır.
Toplamda 89 yaralının 20’si yoğun bakımda, 69’u kliniklerde tedavi altında”

============================================

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası, web sitesinde şu nota yer veriyor :
(http://ato.org.tr/#/duyurular/detay/413/, 15.10.2015)

“​Odamız, 10 Ekim 2015 tarihinde, saat 10:04’de yaşanan katliamın ardından, hastanelere getirilen ve kayıt altına alınan yaralıların ve olay yerinde kaybettiğimiz yurttaşlarımızın isimlerini dikkatle takip etmiştir. Bugün güncellemiş olduğumuz kesinleşmiş kayıplarımızın isim listesi aşağıda yer almaktadır. Bu liste, T.C. Başbakanlık Basın Merkezi’nin web sayfasında yayınlanan isimler ve Adli Tıp Kurumu’ndan alınan isimlerin karşılaştırılması sonucunda elde edilmiştir.”

Ardından da 106 “sivil şehit” tek tek adlarıyla sayılıyor.. (Yukarıda listeyi verdik).

Sözün bittiği yerdir..

AKP iktidarı tartışmasız siyasal sorumludur..

Katliamın tüm sorumlularının hızla açığa çıkarılmasını istiyoruz..

Sözün bittiği yerdir..

Sevgi ve saygı ile.
15 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Ulusal Kongresi – 2015

ATO_logosu

 

 

Değerli Üyemiz; 

Ülkemizde ne yazık ki; sağlık çalışanları ağır çalışma koşullarının yanı sıra şiddet başta olmak üzere daha fazla iş kazası ve meslek hastalığı ile de karşı karşıya kalmaktadır.

Sağlık çalışanları olarak sorunlarımızı birlikte tartışmak, yaşadığımız olumsuzlukları
ortaya koymak, çözüm üretmek ve haklarımıza sahip çıkmak öncelikli hale gelmiştir.

24 – 25 Ekim 2015 tarihlerinde, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası’nda gerçekleştirilecek olan,

“Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Ulusal Kongresi”

ne katılarak katkı sunmanız önem taşımaktadır.

Kongrenin programına

http://www.saglikcalisanisagliği.org http://www.scs-ulusal-kongresi.org

adreslerinden ulaşabileceğinizi bildirir, Kongreye katılacağınıza olan inancımızla çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla.
02 Ekim 2015

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

NOT: Kongreye katılım ücretsizdir.
==============================

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz yasal meslek Odamız Ankara Tabip Odası‘ndan ulaşan
önemli bir duyuru ve çağrıyı paylaşmak istiyoruz..

Bu kongrenin desteklenmesinde büyük yarar vardır; çünkü AKP’nin 13 yıldur dayattığı 
kökü dışarıda SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM projesinin duvara dayandığının dolaysız göstergelerinden biridir sağlık çalışanlarına yönelik şiddet..

Denklem yalındır :

AKP’nin özelleştirmeci sağlık politikaları tıkanmıştır ve halkımız bu tıkanıklıktan
sağlık çalışanlarını sorumlu görmektedir.

İğrenç politikacı da arkaya saklanarak bu hazin sahneyi utanmadan izlemektedir..

Nereye dek??
Nereye dek ey AKP nereye dek??

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Ankara Tabip Odası’ndan AĞRI VALİSİ MUSA IŞIN’a ÇAĞRI..

Ankara Tabip Odası’ndan
AĞRI VALİSİ MUSA IŞIN’a ÇAĞRI..

ATO_logosu


 

 

Değerli Meslektaşımız;

Suruç katliamını protesto için 21.07.2015 tarihinde katıldıkları basın açıklaması sırasında
yasa dışı sloganlar atıldığı gerekçe gösterilerek haklarında disiplin soruşturması açılan
13 kamu emekçisi, Ağrı Valisi Musa Işın tarafından görevlerinden uzaklaştırılmıştır.
Görevden uzaklaştırılan emekçilerin arasında sendika yöneticileriyle birlikte
Ağrı Tabip Odası Başkanı Dr. Ulaş Yılmaz da bulunmaktadır.

Trajik olan Suruç katliamının aydınlatılmasında bir arpa boyu ilerleyemeyenlerin yönlerini, katliamı protesto eden, tepki gösterenlere çevirmiş olmalarıdır.

Bugün Ağrı’da, en temel haklardan biri olan ve anayasayla ve yasalarca güvence altına alınmış bulunan demokratik eylem hakkını kullanan kamu görevlileri için alınan bu karar siyasidir. İktidar bütün muhalif kesimlere karşı yıldırma politikası uygulamakta,
hukuksuz biçimde saldırmakta, ahlaki ve vicdani değerleri de hiçe saymaktadır.

Ağrı Valiliği bugün idari bir tedbiri ceza olarak kullanmakta;
açıkça görevi kötüye kullanma suçu işlemektedir.

Daha soruşturma başlatılırken hukuk çiğnenmiş, soruşturmanın doğruluğuna, dürüstlüğüne, nesnelliğine, yansızlığına güven sarsılmıştır.

657 sayılı yasanın 137. maddesine göre görevden uzaklaştırma, devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Ağrı’da katıldıkları bir miting nedeniyle haklarında soruşturma açılan kamu görevlilerinin hastalarına hizmet vermelerinin, devlet hastanesinde psikiyatri uzmanı olarak görev yapan Dr. Ulaş Yılmaz’ın soruşturma sürerken bir yandan hastalarına bakmasının bir sakıncası olmasa gerektir.

Yürütülmekte olan kampanyanın bir parçası olmak üzere; Ankara Tabip Odası olarak Meslektaşımız, Ağrı Tabip Odası Başkanı Dr. Ulaş Yılmaz’ın mağduriyetinin giderilmesi için gerekli girişimlerde bulunmuş ve Ağrı Valisi Sayın Musa Işın’dan bu hukuksuz uygulamaya
son verilmesi ve mağdur edilmiş kamu çalışanlarının görevlerine derhal iade edilmesi
talep edilmiştir. Sayın Vali iktidarın baskılarına boyun eğmemeye, devletin valisi olarak
hukuk içinde davranmaya davet edilmiştir.

Aşağıda bulunan; Ağrı Tabip Odası Başkanı Dr. Ulaş Yılmaz’a destek için oluşturulan yazıyla; Ağrı Valiliğine bu hukuksuzluğa karşı, Dr. Ulaş Yılmaz’ın ve sağlık emekçilerimizin yanında olacağınızı belirteceğinize olan inancımızla konuyu bilgilerinize sunar, destekleriniz için şimdiden teşekkür ederiz.

Saygılarımızla. 05.09.2015

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

Ağrı Valiliği Faks: 0472-215-13-93

***** 

Sayın Vali,

Suruç katliamını protesto için 21.07.2015 tarihinde katıldıkları basın açıklaması sırasında
yasa dışı sloganlar atıldığı gerekçe gösterilerek haklarında disiplin soruşturması açılan
13 kamu emekçisi tarafınızca görevden uzaklaştırılmıştır.

657 sayılı yasanın 137. maddesine göre; görevden uzaklaştırma, kamu hizmetlerinin gerektirdiği durularda,  görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Ağrı’da katıldıkları bir miting nedeniyle haklarında soruşturma açılan kamu görevlilerinin hastalarına hizmet vermelerinin, devlet hastanesinde psikiyatri uzmanı olarak görev yapan Dr. Ulaş Yılmaz’ın soruşturma sürerken bir yandan hastalarına bakmasının kimin için ne gibi bir sakıncası olabilir?

Valiliğiniz bugün idari bir tedbiri ceza olarak kullanmakta;
açıkça görevi kötüye kullanma suçu işlemektedir.

Sizden acil istemim, bu hukuksuz uygulamaya son verilmesi ve mağdur edilmiş
kamu çalışanlarının görevlerine derhal iade edilmesidir. Sizi, iktidarın baskılarına
boyun eğmemeye, devletin valisi olarak hukuk içinde davranmaya davet ediyorum.

Daha soruşturmaya başlarken hukuk çiğnendiğinde kamuoyunun bu soruşturmanın doğruluğuna, dürüstlüğüne, nesnelliğine, yansızlığına güvenebilmesi mümkün değildir.
Soruşturmada her aşamada saydamlık istiyorum.

Bu hukuksuzluğa karşı yasal zemin de dahil olmak üzere her türlü mücadelede
Dr. Ulaş Yılmaz’ın ve sağlık emekçilerimizin yanında ve omuz omuza olacağımı bildiririm.

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

==========================

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası‘nın yukarıya aktardığımız çağrısı yerindedir.
Aynen katılıyoruz.
Valiliğe yazılan dilekçenin altında boş bırakılan “Dr. ……” bölümüne kimliğimizi yazdık.

Bu siteden açık açık hukuka uyma çağrısını yineliyoruz.

Bulunduğumuz yerde faks olanağımız yok.. Valilik web sitesinde (http://www.agri.gov.tr/)
ne yazık ki tek 1 3-ileti adresine rastlayamadık! Hep telefon ve faks numaraları var..
Site bilgileri de güncel değil.. Örn. Sağlık Ocakları… hepsi de Aile Sağlığı Merkezi olalı
yıllar geçti..
Ağrı valisi öncelikle kentte e-iletişimi sağlasın böylesine acul hukuk dışı işler yapacağına..

iletisim@agri.gov.tr” adresinin “şablon” olarak geçerli olabileceğini düşündük ve
bu adrese yukarıdaki metni word dosyası olarak ekleyerek yolladık.. Gitmiş görünüyor..
ATO’ya da bu iletiyi yönlendirdik..
Hepimize kolay gelsin.. Geçtiğimiz yıl da Edirne Valisi sudan bir gerekçeyle ve tümüyle hukuk dışı olarak bir kadın meslektaşımızı görevden almıştı. Bereket Bakanlık Müfettişleri hızla göreve iade ettiler..

Hukuk bir gün herkese gerek olur.. Kulaklara küpe olsun..

Ağrı Valisi Musa bey, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) mezunu. Mülkiyeliler Birliği‘ni de göreve çağırıyoruz..

Bu AKP iktidarı 13 yıldır illallah ettirdi.. Ya sabır..

Sevgi ve saygı ile.
05.09.2015, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

*****

18 Eylül 2015 günü eki      :

Tabip Odası Başkanı’nın memuriyet görevinden uzaklaştırılması yargıya taşındı

Ağrı Tabip Odası Başkanı Dr. Ulaş Yılmaz’ın, Suruç katliamını protesto amacıyla 21 Temmuz 2015’te düzenlenen basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle Ağrı Valiliği tarafından görevden uzaklaştırılmasının hukuksal bir zemini olmadığı belirtilerek, işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açıldı.

Dava dilekçesinde, Yılmaz’ın Tabip Odası Başkanı olarak katıldığı basın açıklaması sebebiyle memuriyet görevinde disiplin soruşturmasına tâbi tutulamayacağı, basın açıklamasına katılmanın suç oluşturmadığı ve görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanması için gerekli yasal nedenlerin de ortada olmadığı vurgulandı.

Dilekçede, Tabip Odası Başkanı olan bir kişinin aynı zamanda Devlet memuru olmasının, Oda Başkanlığı görevinde de devlet memurluğunun kural ve kısıtlamalarına uyma yükümlülüğüne sahip olacağı şeklinde yorumlanamayacağı belirtildi. Aksi halde, meslek kuruluşlarının özerk niteliklerinin ortadan kalkacağına ve bu kuruluşların idareye bağlı bir müdürlük durumuna geleceğine dikkat çekilen dilekçede, “Oysa, Anayasa’nın 135. maddesinde güvenceye kavuşturulan ve 6023 sayılı Yasa ile düzenlenen Tabip Odası mevzuatına göre Odalar bütünüyle özerk yapılar olarak oluşturulmuştur.” denildi.

Davada ayrıca, Ağrı’daki hekim açığına dikkat çekildi ve bir psikiyatri uzmanı olan Dr. Yılmaz’ın görevden alınmasının, kamu hizmeti olan sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde aksamaya yol açtığı belirtildi. Sağlık Bakanlığı’nın 2015 yılı Temmuz ayında açıklanan, uzmanlık alanlarına duyulan gereksinim sıralamasına göre Ağrı’nın psikiyatri uzmanına önemli ölçüde gerek duyulan iller arasında olduğu; ayrıca 3 Eylül 2015’te tüm hastanelere gönderilen yazıda Ağrı ilinde gönüllü olarak görevlendirilmek üzere bütün dallarda hekime gereksinme duyulduğu, dilekçeye ek olarak kaydedildi.

İfade özgürlüğü bağlamında ilgili AİHM kararlarına da atıfta (AS: göndermede) bulunulan dilekçede, davacının bir basın açıklamasına katıldığı için disiplin soruşturmasına maruz bırakılıp görevden uzaklaştırılmasının hiçbir haklı yanı olmadığı vurgulandı.

Erzurum İdare Mahkemesinde görülecek olan davada öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesiyle işlemin iptali talep edildi. Mahkemenin önümüzdeki günlerde davaya ilişkin bir karar vermesi bekleniyor.

======================================

Dostlar,

“Bağımsız yargı” nın gereğini hızla yapmasını bekliyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
18 Eylül 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com