LATİN AMERİKA’DA SAĞLIK SİSTEMLERİ : EVRENSEL SAĞLIK GÜVENCESİ İÇİN BİR ARAŞTIRMA

LATİN AMERİKA’DA SAĞLIK SİSTEMLERİ :
EVRENSEL SAĞLIK GÜVENCESİ İÇİN BİR ARAŞTIRMA

Health Systems in Latin AmericaThe Search for Universal Health Coverage
Julio Frenk and Octavio G´omez-Dant´es 

Arş. Gör. Dr. Kübra Yıldırım Karalar
Danışman: Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı / 29 Kasım 2018 – AnkaraDostlar,

Yukarıdaki makaleyi Anabilim Dalımızda asistan eğitimi makale sunumu kapsamında çeviri çalışması olarak yürüttük. Genç meslektaşımız Dr. Kübra Yıldırım Karalar, danışmanlığımız ile çeviriyi yaptı ve power point yansılarıyla sundu.

Önemli bir makale bu.. Yüzlerce milyon nüfusu ile Latin Amerika halkları ciddi bir aranış içindeler insan onuruna yaraşır sağlık hizmetlerine erişim için. Ne var ki, adına Küreselleşme denilen KüreselleşTİRme = Yeni Emperyalizm özellikle son 40 yıldır insanlığa, deyim yerinde ise “kan kusturmakta“!. “Sağlıkta dönüşüm” (Health Transformation) adeta bir “illüzyon” aracı gibi kullanılarak ulusal sağlık sistemleri önce “özerkleştirildi”, sonra “özelleştirildi” ve sermayenin vahşi pençelerine terk edildi.. Özellikle SSCB’nin parçalanmasının ardından son 30 yılda yabanıl kapitalizm gemi iyice azıya aldı ve “tek kutuplu” mutlak sermaye egemenliğini yaşamın her alanında dayattı, yaşama geçirdi.

Türkiye’de büyük oyundan payına düşeni ödedi, ödemekte. Görevdeki iktidar, tam bir sadakatle gereğini yaptı, “yerli ve milliyiz” kalkanı ardına saklanarak tümüyle kökü dışarıda “health transformation” – “sağlıkta dönüşüm” canavarını ülkemize saldı. Sağlık giderlerimiz ulusal gelirin büyüme hızının çoook üstünde, katlanarak büyüdü, Devlet sağlık hizmetlerinden giderek çekildi, GSS (Genel Sağlık Sigortası) zorunlu kılınarak insanlardan sağlık hizmeti için bir de “prim” tuzağı ile “ek vergi” alınmaya başlandı. SGK, giderek sağlık güvencesini azalttı. Geriödeme bedellerini yüksek enflasyona karşın yıllardır sabit tutmakta, bunlara karşın devasa açıklar (bu yıl ilk 10 ayda 30 milyar TL!) vermekte.; finansal yoğun bakımda! Onlarca milyar Dolar Ulusal servet, iktidara yakın yerli – yabancı sermaye ortaklıklarının kasalarına aktarılmakta.

Ne var ki “sistem” (!?) gerçekte “sistemsizlik” sürdürülemez aşamaya gelip dayandı. İnsanlar, küresel toplum bir “çıkış” aramakta. Dünya Sağlık Örgütü, tüm kuşatılmışlığına karşın yakıcı sorunu gündemde tutmakta ve çözümler önermekte, “sağlığı bir temel insanlık hakkı” olarak vurgulamakta. Latin Amerika halkları da sağlık sistemlerinde yaşadıkları acılar üzerinden adeta eğitildiler ve “monetarizm = paraya tapma” sefilliğinden “geriye  – eskiye”, “insancıl ve sosyal” olana doğru adımlar atmaya başladılar.

Power point yansılarını dikkatle izleyiniz, biz de Türkiye’de yapabiliriz.
Türkiye 1961’de, zamanın Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. H. Nusret Fişek öncülüğünde 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi yasasını 1961’de çıkararak öncü olmuştu! 1978’de Dünya Sağlık örgütü’nün Kazakistan / Alma-Ata’da topladığı Temel Sağlık Hizmetleri Konferansında benimsenen ilkelerin önemli bir bölümünü Türkiye 17 yıl önce yasalaştırmış ve uygulamaya geçmişti!

Ne acı ki, araya giren “KüreselleşTİRme = Yeni Emperyalizm” kamayı soktu ve tersine rüzgarlar 40 yıldır egemen oldu. Dünya Sağlık Örgütü, 40 yıl sonra gene Kazakistan’da, gene Temel Sağlık Hizmetleri temalı uluslararası konferans düzenledi 1 ay önce.. Dünya nüfusunun yarısı “hala” temel sağlık hizmetlerine erişemiyor! Durum ivedi ve çareler öneriliyor..

Yansıları izlemek için lütfen tıklar mısınız??

Latin_Amerika’da_Saglik_Sisteminde_Halktan_Yana_Donusum

Türkiye, sağlık sektöründe, kökü dışarıda – ABD/IMF/Dünya Bankası dayatması yıkıcı özelleştirmeyi hızla terk etmeli ve kamusal – eşitlikçi – koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen ulusal sağlık planlarına dönmeli.. Er ya da geç böyle olacak; hastalıklı sistem sürdürülesi değil!

Hele “şehir hastaneleri“! Sağlık sektöründe küresel sömürünün “talan” boyutuna erişimidir!

“Birileri”, gene, “hülyam” diye savunacak ölçüde deriiinden derine “kandırılmakta” (!?)..

Sevgi ve saygı ile. 30 Kasım 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU-SGK ve SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ-SUT

 

Değerli site okurlarımız,
Sevgili öğrencilerimiz, asistanlarımız..

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU-SGK ve
SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ-SUT

konulu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 6 öğrencilerimize sunduğumuz güncellenmiş ders yansılarını paylaşmak istiyoruz.. 85 yansı, pdf biçiminde .. (4,5 MB).

Sosyal Güvenlik Sistemi – SGK ve sağlık hizmetlerinin finansmanı ülkemizin en yakıcı sorunlarının başında geliyor. SGK 2018 bütçesi 312 milyar TL ve merkezi yönetim bütçesinin yarısına yakın. Her yıl, kabul edilmesi çok güç – olağan dışı sınırlamalara karşın birkaç on milyar TL açık veriyor.. Primsiz ödemeler kapsamında genel bütçeden aktarımlara (transfere) ek olarak bütçe açığı doğuracak düzeyde ek aktarım politik ve aktüaryal (akçal denge) olarak zorunlu görülüyor.. 2017 sonu açığı 24 milyar TL ve 2018’de 30 miyar TL’yi aşması bekleniyor.

Sistem mali açıdan sürdürülebilirlik sınırlarını çok zorlamakta.. Dış borcu ve cari açığı büyütmekte sağlık giderleri üzerinden. Zorunlu genel sağlık sigortası Batı dayatması. IMF, DB, DTÖ, AB ve ABD “sağlıkta dönüşüm” (Health Transformation) adı altında sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasını, devletin kenara çekilerek yerli – yabancı şirketler eliyle özelleştirilmesini dayatıyor. GSS çok pahalı bir sistem, ekonomik gücümüz buna elvermiyor. Ayrıca piyasacı sistem tedavi edici hizmet ağırlıklı, koruyucu sağlık hizmetleri ihmal ediliyor, sağlık giderleri çok artıyor.. Dar kaynaklarımız verimsiz kullanılıyor; yerli – yabancı şirketlerin kasasına devlet eliyle aktarılıyor..

Üstelik prim = ek vergi ödemek zorunlu!
Yetmiyor, 12-14 kalem katkı payı isteniyor..
Yetmiyor, “tamamlayıcı sigorta” yaptırmamız isteniyor.
Olağanüstü adaletsiz ve etik dışı!

Sorun stratejik boyutlara erişti.. Finansal sürdürülebilirliği olağanüstü güç..
Üstelik 10 Ağustos 2018’de başlayan / başlatılan “ağır ekonomik bunalım” içindeyiz ve 2019’da SGK giderlerinden 10-11 milyar TL kısıntı öngörülüyor.. Sağlık hizmetlerine erişim iyice pahalanacak, nitelik ve kapsamı daraltılacak, üretilen sağlık hizmeti miktar olarak da azalacak demektir bu tablo..

  • GSS finansal yoğun bakımda!

Sorunun tüm ağırlığına karşın, Kurumun kuruluş yasası (RG20.05.2006 – 26173, yasa No. 5502) 1. maddede (3. fıkra) “Kurum, Sayıştay’ın denetimine tâbidir.” denilmekte iken;

  • Sayıştay raporunda “… Kurumun, döner sermaye işletmelerine ilişkin işlemlerinin de hemen her alanında yanlışlık, mevzuata aykırılık ve belirsizlikler saptandı!? denmekte iken…
    (http://www.hekimpostasi.org.tr/2014/11/12/turkiye-kamu-hastaneleri-kurumunun-islemleri-hatali/ 10.7.17)

SGK, 4 sayılı CBK (Cumurbaşkanlığı Kararnamesi) ile
Sayıştay denetimi dışına alındı!

Bu yaklaşım, hiçbir kamu yönetimi ilkesiyle bağdaşmaz.
Tersine SAYDAMLIK / HESAP VERİLEBİLİRLİK / DENETİM / KAMUOYUNUN BİLGİ EDİNME HAKKI gözetilmekle sorun çözülebilir.

SGK İÇİN NE YAPMALI, NE YAPMAMALI?

başlıklı yazımıza da bakılmasını dileriz..  (tıklayınız)

Köktenci çözüm ise ulusal sağlık politikalarına dönmekte..
kamusal kaynaklardan, adil – etkin vergi rejimi ile sağlığa kaynak ayırmakta..
Ve de bu çok değerli ulusal kaynakları kamu sorumluluk ve öncülüğünde özellikle koruyucu sağlık hizmetleri ağırlıklı olarak en yüksek verimlilikle kullanmakta..

Sağlık sektöründe de Batı emperyalizminin uydusu – sömürgesi olmaktan çıkmak zorundayız!

  • Böylesi insan haklarına aykırı, sömürgen bir sağlık sistemini (!) reddetme hakkımız var.

Ayrıntıları 85 yansıda bulabilirsiniz.. Okunması, paylaşılması dileğiyle..

Lütfen tıklar mısınız ?? SGK_SUT_AUTF_D6_Dersi

Sevgi ve saygı ile. 08 Ekim 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
Sağlık Hukuku Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

Sağlıkta Dönüşüm Kaç Hekimin Daha Canını Yakacak?

Yeter Artık!  Sağlıkta Dönüşüm Kaç Hekimin Daha Canını YakacakYeter Artık! Sağlıkta Dönüşüm Kaç Hekimin Daha Canını Yakacak?

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır.)

Dün Iğdır Devlet Hastanesi’nde Üroloji uzmanı Dr. Serkan Yarımoğlu poliklinik hizmeti verdiği sırada hastası tarafından bıçaklı saldırıya uğramıştır. Olayın ardından ağır yaralanan meslektaşımız ameliyata alınmıştır. Sağlık durumu ile ilgili sevindirici haberlerin gelmesi olayın vahameti ile düştüğümüz dehşeti bir parça azaltmıştır. Meslektaşımız Dr. Serkan Yarımoğlu’na öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, böyle bir saldırının bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.

Sağlık alanında yaşadığımız ve Sağlıkta Dönüşüm Programı ile tanıştığımız şiddet ne yazık ki hız kesmeden devam ediyor. Her gün neredeyse her saat bir sağlık çalışanı sözlü ya da fiziksel şiddete uğruyor.

  • Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık alanı piyasa koşullarına teslim edilmiş,
  • Hastaneler birer ticarethaneye dönüşmüştür.
  • Sağlıkta dönüşüm hekimler için ağır iş yükü, değersizleştirilme, performansa dayalı ücretlendirme, iş barışının bozulması ve şiddet anlamına gelmektedir.
  • Hastalar için ise kışkırtılmış sağlık tüketimi, doktor doktor gezme, beş dakikada muayene, sonu gelmeyen katkı – katılım payları söz konusudur.

Sonuçta Sağlıkta Dönüşüm Programı ile inşa edilen sağlıksız sistemin olumsuz tüm sonuçları sağlık çalışanlarının en çok da hekimlerin omuzlarına yüklenmektedir.

Sorumlulara sesleniyoruz; Yeter artık!

Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddeti önlemek için gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını talep ediyoruz.

Hastalarımıza iyi gelmeyen, hekimlerin canını yakan politikalarınızdan bir an önce vazgeçin.
(http://www.ato.org.tr/news/show/250, 29.09.2017)

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

===================================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası’nın yukarıdaki basın açıklamasını ve çağrısını, feryadını biz de acı ve kaygı içinde aynen paylaşıyoruz..

Sağlıkta dönüşüm = Health transformation Batı kaynaklıdır, dış güdümlüdür.
Örneğin Suriye – Irak politikasında AKP nasıl batağa saplandıysa, Sağlıkta da bu dış dayatmalı politika ile aynı yere varacaktır, hatta varmıştır! İnatla görmezden gelinmektedir çıkmaz sokak.

  • Şehir hastaneleri talanı kör kör sürdürülmektedir rant transferi misyonu gereği!

Yeni Sağlık Bakanı örgütlenmede minik geri dönüş adımları atar gibidir ürkek ürkek..

Bu çok yanlış ve Batı çıkarlarına hizmet eden sağlık politikası insan haklarına aykırıdır. Ülkemizin ve insanımızın doğasına da uymamaktadır ancak ağır aksaklıklardan, sağlıktaki soygundan sorumlu olan hekimler değildir. Halkın bu acı gerçeği artık görmesi gerek. Kendisini böylesine perişan ederek on milyarlarca dolar servetimizi de yerli – yabancı sermayeye aktaran AKP politikasıdır. Necipler necibi milletimizin – ümmetimizin itirazını, öfkesini milyonlarca oy boca ettiği iktidara yansıtmalıdır; başka kurtuluşu yoktur. Hekimler bu süreçte halkın düşmanı değil müttefikidir!

Sevgi ve saygı ile. 03 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Ankara Tabip Odası Üyesi
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Doktoru tehdit eden hasta yakınına ibretlik ceza

Doktoru tehdit eden hasta yakınına ibretlik ceza

İZMİR’de merdivenlerden düşen eşini getirdiği Göğüs Hastanesi Acil Servisi’nde çalışan Uzm. Dr. Mehmet Ünal’ı tehdit ederek sözel şiddette bulunan hasta yakını Necmi Karaağaç‘a ibretlik bir ceza verildi. Karaağaç, ‘Sağlık Çalışanlarına Şiddete Hayır’ pankartıyla hastaneye gelerek
Dr. Ünal’dan özür diledi. (DHA 24 Ağustos 2017)

[Haber görseli]

Olay, 13 Ocak 2016’da 00.30 dolayında gerçekleşti. Eşini ambulansla Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne getiren oto tamircisi 43 yaşındaki Necmi Karaağaç ile yaşadığı tartışmanın detaylarını anlatan Uzm. Dr. Mehmet Ünal,

  • “O gece hasta bize geldiğinde hemen müdahale etmeye başladık ancak hastaya ait kimlik yoktu. Ben de yakını olan Necmi Bey’e mutlaka kimlik olması gerektiğini belirterek, kimliğin bize verilmesini söyledim. Bunun üzerine tartışma yaşandı ve ben de kendi güvenliğimizi sağlamak için durumu hastanenin ‘beyaz kod’ birimine bildirdim. Daha sonra süreç kamu davasına dönüştü ve arabulucu devreye girdi. Ben de ceza olarak
  • Necmi Bey’in sağlık çalışanlarına yönelik şiddete dikkat çekecek ve buna karşı olduğunu gösterecek bir pankart hazırlayıp hastanemize asmasını istedim.
  • Bu gün de pankartıyla geldi, konuştuk ve aramızda bir sıkıntı kalmadı. Hazırlanan pankart aracılığıyla topluma anlamlı ve farkındalık yaratacak bir mesaj verdiğimizi düşünüyorum” dedi.

“ŞİDDETE BEN DE KARŞIYIM, PİŞMANIM”

Yaşanan tartışmadan dolayı pişmanlık duyduğunu ve sağlık çalışanlarına yapılan şiddetin karşısında olduğunu ifade eden Necmi Karaağaç, olaydan 8 ay sonra elinde pankartıyla hastaneye geldi. Karaağaç,

  • Sağlık çalışanlarına şiddeti elbette doğru bulmuyorum.
    Benim de kötü bir niyetim yoktu. Aramızda sözlü bir münakaşa olmuştu. Doktor Bey’le görüştük, hakkımızı helal ettik. O gece yaşanılanlardan dolayı doktor beye pişman olduğumu söyledim. O da sağ olsun beni dinledi ve el sıkışarak anlaştık. Olayın mahkemeye gitmeden bu şekilde tatlıya bağlanması beni çok sevindirdi. Pankart hazırlamamı istemişti. Ben de
  • ‘Sağlık Çalışanlarına Şiddete Hayır’ yazılı pankartı yaptırdım ve özür diledim” dedi.

======================================
Dostlar,

SAĞLIKTA ŞİDDETİN ve CİNAYETLERİN GERÇEK SORUMLUSU
KENDİSİNİ KÜRESEL SERMAYEYE ADAYAN AKP İKTİDARIDIR!

Önce meslektaşımız Uz. Dr. Mehmet Ünal’ı yaratıcı ve uzlaşmacı davranışı nedeniyle kutlamak isteriz. Ardından, 8 ay sonra da olsa, ”Uzlaşma Kurumu” sayesinde olgun tutum sergileyen Necmi Karaağaç adlı yurttaşımızı. ”Uzlaşma” kurumu, 5271 sayılı yeni (2004 tarihli) Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde tanımlanmış ve belli koşullarda, dava süreci öncesinde taraflara uzlaşma olanağı sağlanmıştır. Adil uygulanması, yargı önünde hak arama hak ve özgürlüğünü zedelememesi (Anayasa md. 36) durumunda, mahkemelerin yükünü azaltabilecek yerinde bir kurumdur.

Başta hekime olmak üzere sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, AKP iktidarının Haziran 2003’te başlattığı IMF / DB (arkasında DTÖ, ABD-AB, OECD) kökü dışarıda SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) uygulaması ile adeta roketlenmiş ya da başlamıştır.. Araştırılsa belki de 2 olgu (değişken) arasında doğrusal (lineer) bir matematiksel bağıntı bile kanıtlanabilir!

Sağlıkta piyasalaşma Devleti geri çekip HALKIN SIRTINDA SOPALI tahsildar – tüccar yaparken; sağlık hizmetlerinin doğuştan hak sahibi öznesi insanımızı müşterileştiren, ACIMASIZCA SÖMÜREN ama halka da yanıltıcı propaganda yapan iktidar, halkı sağlık çalışanları ile neredeyse bilerek karşı karşıya getirmiştir. Hizmetlerde, başta cepten ödemeler olmak üzere giderek artan sorunlarla bunalan yurttaş, –belki de haklı!??– öfkesini karşısındaki sağlık emekçilerine yöneltmektedir. Böylelikle halka saygısız, içtenliksiz, gerçekte yerel – küresel sermaye yanlısı ikiyüzlü sağlık politikalarının içyüzü halktan saklanmaya çalışılmıştır.

Maskeli balo günümüzde, ŞEHİR HASTANELERİ kumpası ile sürdürülmek istenmektedir.

Sitemizde Sağlıkta Dönüşüm, Şehir Hastaneleri, Sağlıkta Şiddet hakkında onlarca yazıya erişmek olanaklıdır.. Örneğin sitemizde arama kutucuğuna ‘‘alçakça bir talan’‘ yazın ve taratın bakalım, hangi belgeler ekranınıza gelecek!

Belki de ve başlıca bu yüzden olsa gerek, AKP iktidarları SAĞLIKTA TIRMANAN ŞİDDET sarmalına, meslek örgütümüz TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) kökten – kalıcı çözüm önerilerine bir türlü yanaşmamış, uzlaşmamıştır. Sağlıkta Dönüşüm tuzağının uygulanması ile zaman içinde kıskaç (SAĞLIK HAKLARIMIZ!) giderek daraltıldıkça, bunaltısı büyüyen alt – orta katman yurttaşın, karşısında bulduğu gerçekte kendisi kadar çaresiz sağlık emekçilerine öfke patlamaları, vahşi cinayetler düzeyine tırmanmıştır.

  • Sorunun ana sorumlusu AKP iktidarıdır! Bu iktidarın halktan yana değil, küresel sermayeden yana halk düşmanı sağlık politikalarıdır. Bu vahşi politikalardan, SAĞLIĞI TEMEL İNSAN HAKKI, DEVLETE DE TEMEL ÖDEV SAYAN uygar anlayışa dönmedikçe etkili çözüm yoktur, ancak göstermelik önlemler söz konusu olabilir. İktidarın utanmazlıkla yapageldiği tam da budur.

TTB’nin hazırladığı kapsamlı ŞİDDET Raporları, yetkililerle kezlerce yapılan yüzyüze görüşmeler, yazışmalar, basın açıklamaları, sokak eylemleri.. TTB arşivlerinde, sanal ortamdadır. Örneğin ”ŞİDDETLE BAŞA ÇIKMAK- TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ, OCAK 2013” raporu (Saglikta_Siddetle_Basa_Cikmak_TTB_2013)..
Bu süreçte, ne yazık ve ne acıdır ki, siyasal iktidarın (AKP’nin) dönüşümsüz biçimde kendisini küresel güçlere bağladığı/adadığı net olarak görülmüştür.

Halkın, yaşadıkları üzerinden hızla ve etkili biçimde aydınlatılarak örgütlenmesi ve gerçekleri görerek EVRENSEL SAĞLIK HAKKI için iktidarlara politik baskı amaçlı siyasal mücadeleye bilinç ve kararlılıkla katılması çözümü üretebilecektir.

Somut olayda meslektaşımızın yaratıcı davranışı ve eylemci yurttaşın -biraz da çaresizlikten 8 ay sonra uzlaşması- önemli ve anlamlı bir katkı olsun dileriz..

Sevgi ve saygı ile. 24 Ağustos 2017, Tekirdağ

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

 

Sağlıkta Şiddet Can Almaya Devam Ediyor!

Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen,
bu gün görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Medikal firma temsilcisi olduğu iddia edilen bir kişi, tartıştığı Berilgen’i silahla vurarak ağır yaraladı. Ancak meslektaşımız tüm çabalara karşın kurtarılamadı.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak saldırıyı kınıyor, Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen’in ailesine ve tüm hekim camiasına başsağlığı diliyoruz.

Bir kez daha Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ve ölümlere alışmayacağız” derken, olayla ilgili tüm gelişmelerin takipçisi (AS: izlemcisi) olacağımızı kamuoyuna duyururuz. (http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/siddet-6707.html, 25.05.2017)

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi
============================
Dostlar,

Biz de büyük acı duyarak, üyesi olduğumuz TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) basın açıklamasını paylaşıyoruz.

Sağlı Bakanlığını ve AKP iktidarını, meslek örgütümüz TTB’nin sorunun çözümüne ilişkin önerilerini, “dediğim dedik ilkelliği” ni bırakarak, AR – TIK dikkate almasını istiyoruz. Hazırlanmış ve Sağlık Bakanlığı’na sunulmuş kapsamlı raporlarımız var :

HEKİME YÖNELİK ŞİDDET ÇALIŞTAYI 
(http://www.ttb.org.tr/siddet/images/file/itocalistay.pdf, 76 sayfa, pdf, 2009)

Bu sağlıkçı cinayetlerinin gerçek sorumlusu – azmettiricisi; SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) adı altında Haziran 2013’ten bu yana 14 yıldır akıl dışı dayatmayla sürdürülen piyasacı, en çok (maksimum) kâr odaklı, IMF – DB güdümlü kökü dışarıda uydu vahşi politikalar ve uygulayıcılarıdır.

Onları tarih ve kamuoyu önünde teşhir ediyoruz.. Yazıklar ve utançlar olsun!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Türk Tabipleri Birliği Üyesi, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com