Sağlıkta Dönüşüm Kaç Hekimin Daha Canını Yakacak?

Yeter Artık!  Sağlıkta Dönüşüm Kaç Hekimin Daha Canını YakacakYeter Artık! Sağlıkta Dönüşüm Kaç Hekimin Daha Canını Yakacak?

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır.)

Dün Iğdır Devlet Hastanesi’nde Üroloji uzmanı Dr. Serkan Yarımoğlu poliklinik hizmeti verdiği sırada hastası tarafından bıçaklı saldırıya uğramıştır. Olayın ardından ağır yaralanan meslektaşımız ameliyata alınmıştır. Sağlık durumu ile ilgili sevindirici haberlerin gelmesi olayın vahameti ile düştüğümüz dehşeti bir parça azaltmıştır. Meslektaşımız Dr. Serkan Yarımoğlu’na öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, böyle bir saldırının bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.

Sağlık alanında yaşadığımız ve Sağlıkta Dönüşüm Programı ile tanıştığımız şiddet ne yazık ki hız kesmeden devam ediyor. Her gün neredeyse her saat bir sağlık çalışanı sözlü ya da fiziksel şiddete uğruyor.

  • Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık alanı piyasa koşullarına teslim edilmiş,
  • Hastaneler birer ticarethaneye dönüşmüştür.
  • Sağlıkta dönüşüm hekimler için ağır iş yükü, değersizleştirilme, performansa dayalı ücretlendirme, iş barışının bozulması ve şiddet anlamına gelmektedir.
  • Hastalar için ise kışkırtılmış sağlık tüketimi, doktor doktor gezme, beş dakikada muayene, sonu gelmeyen katkı – katılım payları söz konusudur.

Sonuçta Sağlıkta Dönüşüm Programı ile inşa edilen sağlıksız sistemin olumsuz tüm sonuçları sağlık çalışanlarının en çok da hekimlerin omuzlarına yüklenmektedir.

Sorumlulara sesleniyoruz; Yeter artık!

Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddeti önlemek için gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını talep ediyoruz.

Hastalarımıza iyi gelmeyen, hekimlerin canını yakan politikalarınızdan bir an önce vazgeçin.
(http://www.ato.org.tr/news/show/250, 29.09.2017)

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

===================================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası’nın yukarıdaki basın açıklamasını ve çağrısını, feryadını biz de acı ve kaygı içinde aynen paylaşıyoruz..

Sağlıkta dönüşüm = Health transformation Batı kaynaklıdır, dış güdümlüdür.
Örneğin Suriye – Irak politikasında AKP nasıl batağa saplandıysa, Sağlıkta da bu dış dayatmalı politika ile aynı yere varacaktır, hatta varmıştır! İnatla görmezden gelinmektedir çıkmaz sokak.

  • Şehir hastaneleri talanı kör kör sürdürülmektedir rant transferi misyonu gereği!

Yeni Sağlık Bakanı örgütlenmede minik geri dönüş adımları atar gibidir ürkek ürkek..

Bu çok yanlış ve Batı çıkarlarına hizmet eden sağlık politikası insan haklarına aykırıdır. Ülkemizin ve insanımızın doğasına da uymamaktadır ancak ağır aksaklıklardan, sağlıktaki soygundan sorumlu olan hekimler değildir. Halkın bu acı gerçeği artık görmesi gerek. Kendisini böylesine perişan ederek on milyarlarca dolar servetimizi de yerli – yabancı sermayeye aktaran AKP politikasıdır. Necipler necibi milletimizin – ümmetimizin itirazını, öfkesini milyonlarca oy boca ettiği iktidara yansıtmalıdır; başka kurtuluşu yoktur. Hekimler bu süreçte halkın düşmanı değil müttefikidir!

Sevgi ve saygı ile. 03 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Ankara Tabip Odası Üyesi
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU-SGK ve SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ-SUT

 

Değerli site okurlarımız,
Sevgili öğrencilerimiz, asistanlarımız..

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU-SGK ve
SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ-SUT

konulu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 6 öğrencilerimize sunduğumuz seminer yansılarını paylaşmak istiyoruz.. 75 yansı, pdf biçiminde .. (2,8 MB).

Sosyal Güvenlik Sistemi – SGK ve sağlık hizmetlerinin finansmanı ülkemizin en yakıcı sorunlarının başında geliyor. SGK bütçesi 200 milyar TL’nin üstünde ve merkezi yönetim bütçesinin 1/3’ünü aşıyor. Her yıl, kabul edilmesi çok güç – olağan dışı sınırlamalara karşın birkaç on milyar TL açık veriyor.. Primsiz ödemeler kapsamında genel bütçeden aktarımlara (transfere) ek olarak bütçe açığı doğuracak düzeyde ek aktarım politik ve aktüaryal (akçal denge) olarak zorunlu görülüyor..

Sistem mali açıdan sürdürülebilirlik sınırlarını çok zorlamakta.. Dış borcu ve cari açığı büyütmekte sağlık giderleri üzerinden. Zorunlu genel sağlık sigortası Batı dayatması. IMF, DB, DTÖ, AB ve ABD “sağlıkta dönüşüm” (Health Transformation) adı altında sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasını, devletin kenara çekilerek yerli – yabancı şirketler eliyle özelleştirilmesini dayatıyor. GSS çok pahalı bir sistem, ekonomik gücümüz buna elvermiyor. Ayrıca piyasacı sistem tedavi edici hizmet ağırlıklı, koruyucu sağlık hizmetleri ihmal ediliyor, sağlık giderleri çok artıyor.. Dar kaynaklarımız verimsiz kullanılıyor; yerli – yabancı şirketlerin kasasına devlet eliyle aktarılıyor.. Üstelik prim = ek vergi ödemek zorunlu!

Sorun stratejik boyutlara erişti.. Sürdürülebilirliği olağanüstü güç..
GSS finansal yoğun bakımda!

Çözüm ise ulusal sağlık politikalarına dönmekte..
kamusal kaynaklardan, adil – etkin vergi rejimi ile sağlığa kaynak ayırmakta..
Ve de bu çok değerli ulusal kaynakları kamu sorumluluk ve öncülüğünde özellikle koruyucu sağlık hizmetleri ağırlıklı olarak en yüksek verimlilikle kullanmakta..

Sağlık sektöründe de Batı emperyalizminin uydusu – sömürgesi olmaktan çıkmak zorundayız!

  • Böylesi insan haklarına aykırı, sömürgen bir sağlık sistemini (!) reddetme hakkımız var.

Ayrıntıları 75 yansıda bulabilirsiniz.. Okunması, paylaşılması dileğiyle..

Lütfen tıklar mısınız ?? SGK_SUT_AUTF_D6_Dersi

Sevgi ve saygı ile. 22 Eylül 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

Doktoru tehdit eden hasta yakınına ibretlik ceza

Doktoru tehdit eden hasta yakınına ibretlik ceza

İZMİR’de merdivenlerden düşen eşini getirdiği Göğüs Hastanesi Acil Servisi’nde çalışan Uzm. Dr. Mehmet Ünal’ı tehdit ederek sözel şiddette bulunan hasta yakını Necmi Karaağaç‘a ibretlik bir ceza verildi. Karaağaç, ‘Sağlık Çalışanlarına Şiddete Hayır’ pankartıyla hastaneye gelerek
Dr. Ünal’dan özür diledi. (DHA 24 Ağustos 2017)

[Haber görseli]

Olay, 13 Ocak 2016’da 00.30 dolayında gerçekleşti. Eşini ambulansla Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne getiren oto tamircisi 43 yaşındaki Necmi Karaağaç ile yaşadığı tartışmanın detaylarını anlatan Uzm. Dr. Mehmet Ünal,

  • “O gece hasta bize geldiğinde hemen müdahale etmeye başladık ancak hastaya ait kimlik yoktu. Ben de yakını olan Necmi Bey’e mutlaka kimlik olması gerektiğini belirterek, kimliğin bize verilmesini söyledim. Bunun üzerine tartışma yaşandı ve ben de kendi güvenliğimizi sağlamak için durumu hastanenin ‘beyaz kod’ birimine bildirdim. Daha sonra süreç kamu davasına dönüştü ve arabulucu devreye girdi. Ben de ceza olarak
  • Necmi Bey’in sağlık çalışanlarına yönelik şiddete dikkat çekecek ve buna karşı olduğunu gösterecek bir pankart hazırlayıp hastanemize asmasını istedim.
  • Bu gün de pankartıyla geldi, konuştuk ve aramızda bir sıkıntı kalmadı. Hazırlanan pankart aracılığıyla topluma anlamlı ve farkındalık yaratacak bir mesaj verdiğimizi düşünüyorum” dedi.

“ŞİDDETE BEN DE KARŞIYIM, PİŞMANIM”

Yaşanan tartışmadan dolayı pişmanlık duyduğunu ve sağlık çalışanlarına yapılan şiddetin karşısında olduğunu ifade eden Necmi Karaağaç, olaydan 8 ay sonra elinde pankartıyla hastaneye geldi. Karaağaç,

  • Sağlık çalışanlarına şiddeti elbette doğru bulmuyorum.
    Benim de kötü bir niyetim yoktu. Aramızda sözlü bir münakaşa olmuştu. Doktor Bey’le görüştük, hakkımızı helal ettik. O gece yaşanılanlardan dolayı doktor beye pişman olduğumu söyledim. O da sağ olsun beni dinledi ve el sıkışarak anlaştık. Olayın mahkemeye gitmeden bu şekilde tatlıya bağlanması beni çok sevindirdi. Pankart hazırlamamı istemişti. Ben de
  • ‘Sağlık Çalışanlarına Şiddete Hayır’ yazılı pankartı yaptırdım ve özür diledim” dedi.

======================================
Dostlar,

SAĞLIKTA ŞİDDETİN ve CİNAYETLERİN GERÇEK SORUMLUSU
KENDİSİNİ KÜRESEL SERMAYEYE ADAYAN AKP İKTİDARIDIR!

Önce meslektaşımız Uz. Dr. Mehmet Ünal’ı yaratıcı ve uzlaşmacı davranışı nedeniyle kutlamak isteriz. Ardından, 8 ay sonra da olsa, ”Uzlaşma Kurumu” sayesinde olgun tutum sergileyen Necmi Karaağaç adlı yurttaşımızı. ”Uzlaşma” kurumu, 5271 sayılı yeni (2004 tarihli) Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde tanımlanmış ve belli koşullarda, dava süreci öncesinde taraflara uzlaşma olanağı sağlanmıştır. Adil uygulanması, yargı önünde hak arama hak ve özgürlüğünü zedelememesi (Anayasa md. 36) durumunda, mahkemelerin yükünü azaltabilecek yerinde bir kurumdur.

Başta hekime olmak üzere sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, AKP iktidarının Haziran 2003’te başlattığı IMF / DB (arkasında DTÖ, ABD-AB, OECD) kökü dışarıda SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) uygulaması ile adeta roketlenmiş ya da başlamıştır.. Araştırılsa belki de 2 olgu (değişken) arasında doğrusal (lineer) bir matematiksel bağıntı bile kanıtlanabilir!

Sağlıkta piyasalaşma Devleti geri çekip HALKIN SIRTINDA SOPALI tahsildar – tüccar yaparken; sağlık hizmetlerinin doğuştan hak sahibi öznesi insanımızı müşterileştiren, ACIMASIZCA SÖMÜREN ama halka da yanıltıcı propaganda yapan iktidar, halkı sağlık çalışanları ile neredeyse bilerek karşı karşıya getirmiştir. Hizmetlerde, başta cepten ödemeler olmak üzere giderek artan sorunlarla bunalan yurttaş, –belki de haklı!??– öfkesini karşısındaki sağlık emekçilerine yöneltmektedir. Böylelikle halka saygısız, içtenliksiz, gerçekte yerel – küresel sermaye yanlısı ikiyüzlü sağlık politikalarının içyüzü halktan saklanmaya çalışılmıştır.

Maskeli balo günümüzde, ŞEHİR HASTANELERİ kumpası ile sürdürülmek istenmektedir.

Sitemizde Sağlıkta Dönüşüm, Şehir Hastaneleri, Sağlıkta Şiddet hakkında onlarca yazıya erişmek olanaklıdır.. Örneğin sitemizde arama kutucuğuna ‘‘alçakça bir talan’‘ yazın ve taratın bakalım, hangi belgeler ekranınıza gelecek!

Belki de ve başlıca bu yüzden olsa gerek, AKP iktidarları SAĞLIKTA TIRMANAN ŞİDDET sarmalına, meslek örgütümüz TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) kökten – kalıcı çözüm önerilerine bir türlü yanaşmamış, uzlaşmamıştır. Sağlıkta Dönüşüm tuzağının uygulanması ile zaman içinde kıskaç (SAĞLIK HAKLARIMIZ!) giderek daraltıldıkça, bunaltısı büyüyen alt – orta katman yurttaşın, karşısında bulduğu gerçekte kendisi kadar çaresiz sağlık emekçilerine öfke patlamaları, vahşi cinayetler düzeyine tırmanmıştır.

  • Sorunun ana sorumlusu AKP iktidarıdır! Bu iktidarın halktan yana değil, küresel sermayeden yana halk düşmanı sağlık politikalarıdır. Bu vahşi politikalardan, SAĞLIĞI TEMEL İNSAN HAKKI, DEVLETE DE TEMEL ÖDEV SAYAN uygar anlayışa dönmedikçe etkili çözüm yoktur, ancak göstermelik önlemler söz konusu olabilir. İktidarın utanmazlıkla yapageldiği tam da budur.

TTB’nin hazırladığı kapsamlı ŞİDDET Raporları, yetkililerle kezlerce yapılan yüzyüze görüşmeler, yazışmalar, basın açıklamaları, sokak eylemleri.. TTB arşivlerinde, sanal ortamdadır. Örneğin ”ŞİDDETLE BAŞA ÇIKMAK- TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ, OCAK 2013” raporu (Saglikta_Siddetle_Basa_Cikmak_TTB_2013)..
Bu süreçte, ne yazık ve ne acıdır ki, siyasal iktidarın (AKP’nin) dönüşümsüz biçimde kendisini küresel güçlere bağladığı/adadığı net olarak görülmüştür.

Halkın, yaşadıkları üzerinden hızla ve etkili biçimde aydınlatılarak örgütlenmesi ve gerçekleri görerek EVRENSEL SAĞLIK HAKKI için iktidarlara politik baskı amaçlı siyasal mücadeleye bilinç ve kararlılıkla katılması çözümü üretebilecektir.

Somut olayda meslektaşımızın yaratıcı davranışı ve eylemci yurttaşın -biraz da çaresizlikten 8 ay sonra uzlaşması- önemli ve anlamlı bir katkı olsun dileriz..

Sevgi ve saygı ile. 24 Ağustos 2017, Tekirdağ

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

 

Sağlıkta Şiddet Can Almaya Devam Ediyor!

Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen,
bu gün görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Medikal firma temsilcisi olduğu iddia edilen bir kişi, tartıştığı Berilgen’i silahla vurarak ağır yaraladı. Ancak meslektaşımız tüm çabalara karşın kurtarılamadı.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak saldırıyı kınıyor, Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen’in ailesine ve tüm hekim camiasına başsağlığı diliyoruz.

Bir kez daha Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ve ölümlere alışmayacağız” derken, olayla ilgili tüm gelişmelerin takipçisi (AS: izlemcisi) olacağımızı kamuoyuna duyururuz. (http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/siddet-6707.html, 25.05.2017)

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi
============================
Dostlar,

Biz de büyük acı duyarak, üyesi olduğumuz TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) basın açıklamasını paylaşıyoruz.

Sağlı Bakanlığını ve AKP iktidarını, meslek örgütümüz TTB’nin sorunun çözümüne ilişkin önerilerini, “dediğim dedik ilkelliği” ni bırakarak, AR – TIK dikkate almasını istiyoruz. Hazırlanmış ve Sağlık Bakanlığı’na sunulmuş kapsamlı raporlarımız var :

HEKİME YÖNELİK ŞİDDET ÇALIŞTAYI 
(http://www.ttb.org.tr/siddet/images/file/itocalistay.pdf, 76 sayfa, pdf, 2009)

Bu sağlıkçı cinayetlerinin gerçek sorumlusu – azmettiricisi; SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) adı altında Haziran 2013’ten bu yana 14 yıldır akıl dışı dayatmayla sürdürülen piyasacı, en çok (maksimum) kâr odaklı, IMF – DB güdümlü kökü dışarıda uydu vahşi politikalar ve uygulayıcılarıdır.

Onları tarih ve kamuoyu önünde teşhir ediyoruz.. Yazıklar ve utançlar olsun!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Türk Tabipleri Birliği Üyesi, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

2017 Yılı 7 Nisan Dünya Sağlık Günü Teması : Haydi Depresyonu Konuşalım!

2017 Yılı 7 Nisan Dünya Sağlık Günü Teması : Haydi Depresyonu Konuşalım!


7 Nisan
Dünya Sağlık Günü

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Anayasası 7 Nisan 1948’de yürürlüğe girmiştir.
Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) sağlıkla ilgili teknik uzmanlık kurumu olan DSÖ’ne üye olmak için, DSÖ’nün kuruluş sözleşmesini (Anayasasını) TBMM’de 1947’de 5062 sayılı yasa olarak kabul etmiştir. Bu yöntem, ülkemiz BM’nin kurucu üyelerinden olurken de uluslararası hukuk kuralları gereği BM Ana Sözleşmesini TBMM’de yasa olarak onamıştır.

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

Bu nedenle her yıl 7 Nisan Dünya Sağlık Günü olarak, 7-13 Nisan tarihleri arası da Sağlık Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu tarihlerde Halk Sağlığı ile ilgili bir konu seçilerek, bu konu bağlamında tüm dünyada çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Önceki yılın teması Diyabet idi ve seçilen savsöz (slogan) “HAYDİ DİYABETİ YENELİM” idi..

Sağlıklı yaşam, her insanın doğumuyla birlikte elde ettiği ve insan olmaktan dolayı kazandığı temel insan hakkıdır. Bu hak, 10 Aralık 1948’de BM Genel Kurulunda benimsenen İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ‘nin 25. maddesinde de açıkça vurgulanmıştır.

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

Sağlık hakkı yaşamda başka hiçbir hakka tercih edilemez, değiştirilemez, ertelenemez
ve parasal karşılığı ölçülemez. Sağlıklı toplumlar için öncelikle toplumun temeli olan kişilerin sağlıklı olması gerekir. Kişiler sağlıklı olduğunda toplumlar da sağlıklı olur denir ama tek tek kişilere verilen sağlık hizmetinin basit aritmetik toplamı sağlıklı topluma denk değildir. Bu nedenle, özellikle risk altındaki toplumsal kümelere gereksindikleri koruyucu sağlık hizmetlerinin bütüncül (wholistic, integre) olarak etkin, yaygın, nitelikli ve sürekli olarak
kamu eliyle verilmesi zorunludur.

Bu hizmetler insanların yaşadıkları yerlere en yakın, hizmet gereğinde ayağa götürülerek, Basamaklı olarak verilmelidir… Birinci, İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık hizmeleri..

İnsan sağlığını büyük ölçüde etkileyen çevresel etmenlerin düzenlenmesi, sağlıklı yaşam hakkının korunması, insan sağlığının önemi konusunda toplumsal duyarlığın ve bilincin artırılması amacıyla her yıl 7 Nisan Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır.
DSÖ bu yılın temasını ‘Depresyon’ olarak seçerek konuyla ilgili küresel bir ayrımında oluş (farkındalık) oluşturmayı amaçlamıştır. DSÖ 1996’dan bu yana her yıl böylesi bir temayı
öne çıkararak teknik bir yıllık rapora (World Health Report) bağlamaktadır.

  • Depresyon bir insanlık hakkıdır!

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm süreçleri ile 1980’lerden başlayarak dünyaya dayatılan ekonomo-politik düzen küresel toplumda başta gelir dağılımı olmak üzere eşitsizlikleri ciddi biçimde büyütmüş, derinleştirmiştir. Bu bağlamda DSÖ, 2001 yılında “Dünya Ruh Sağlığı” (World Mental Health) temasını seçmiş ve raporunu yayımlamıştı. O raporda bir İNTİHAR SALGINI (Suicide epidemics) temasına odaklanılmış; insanların baskı altında, istismar edildikleri, güvensiz – sağlıksız ortamlarda yaşadıkları… ve GELECEK UMUTLARINI YİTİRDİKLERİ vurgulanmaktaydı.

Son verilerle unipolar major depresyon, DALY yükü (pratik olarak hastalık yükü diyelim..) olarak 2. sıraya yükselmiş gözükmektedir. Üstelik 15-44 üretken yaş diliminde.. Nöropsikiyatrik bozuklukların küresel DALY yükü içinde payı son 20 yılda %9’lardan %14’e tırmanacak gözükmektedir.

Depresyon çok görülen, çok öldüren ve çok engelli bırakan / yeti yitimine neden olan önemli bir Halk Sağlığı sorunudur. KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm süreci ile birlikte koşut artış içindedir. Anti-depressan ilaç kullanımı çok önemli boyutlara ulaşmıştır. Öyle ki, ABD’de “Prozac dependent society” kavramı öne çıkmıştır : Prozac bağımlısı toplum… Giderek ünlenen ve kullanımı çok yaygınlaşan anti-deprssan ilaç Prozac, neredeyse her 2 ABD’liden 1’inin cebindedir!

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

Oysa Devletin temel kamu görevlerini gereği gibi üstlenerek İNSAN HAKLARINA DAYALI – demokratik – laik – sosyal bir hukuk devleti olmasına ikincil politikalar ve toplumsal yaşam düzeni; gerçekte kişisel, giderek toplumsal depresyon sıklığını düşürecek, mutlu – sağlıklı – gönençli -esenlikli toplumlar yaratacak temel anahtardır. Ülkemizin halen yürürlükte olan 1982 Anayasasının 2. maddesinde Devletin bu temel nitelikleri sayılmıştır. Üstelik “toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde” olmak üzere 3 temel koşula dayalı olarak.. Ne var ki bu hedef ve ülküler önemli ölçüde kağıt üstünde kalmaktadır.

DSÖ, son onyıllarda sağlık giderlerinin rakamsal (nominal) ve oransal olarak (ulusal gelirdeki payı) önemli ölçüde arttığını ama küresel sağlık sorunlarının krizler yaratacak düzeyde patlamalar gösterdiğine özellikle dikkat çekmektedir. Kaynaklar verimsiz kullanılmakta;
– ilaç tekelleri,
– tıbbi teknoloji tekelleri,  
– hastane zincirleri, 
– sağlık sigortacılığı 
sektörleri her yıl 8 trilyon Doları aşan (toplam küresel gelirin yaklaşık %10’u) küresel sağlık harcaması pastasına el koymaktadır! Bu harcamaların sürekli tırmanmasını da “ustalıkla” başarmaktadırlar. Ancak küresel toplumun sağlık düzeyi göstergeleri, sağlık sektöründe harcanan kaynaklarla uyumlu değildir.. Kaynaklar verimsiz kullanılmaktadır ve sağlıkta özelleştirme bu olguda temel belirleyicidir.

Hükümetler, küresel sermaye tarafından rahatlıkla yönlendirilebilmektedir bu insanlık dışı tabloda! SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation), 1992’den bu yana DB – IMF tarafından dayatılmaktadır. Ne yazık ki Türkiye de Haziran 2003’ten bu yana, AKP iktidarıyla kesintisiz ve büyük hızla bu dış güdümlü vahşetin içine sürüklenmiştir.

Son birkaç yıldır iyice Türkiye gündemine sokulan ŞEHİR HASTANELERİ, ne yazık ki soygun – talan düzenini ağırlaştırarak sürdürecek “görkemli” (!) araçlar olarak toplumsal bilinci kuşatıp teslim almada sahneye sürülen çoook pahalı araçlardır.
*****
DSÖ’nün uluslararası web sitesinde (www.who.int) epey bilgi – belge var..

Depression: let’s talk

7 April 2017 – WHO is leading a global campaign on depression for World Health Day 2017, celebrated today. Its goal is to enable more people with mental disorders to live healthy, productive lives. Depression is the leading cause of ill health and disability worldwide. More than 300 million people are now living with depression, an increase of more than 18% between 2005 and 2015.

Depression: let’s talk

7 April 2017 – WHO is leading a one-year global campaign on depression. The highlight is World Health Day 2017, celebrated today. The goal of the campaign is that more people with depression, everywhere in the world, both seek and get help. Depression is the leading cause of ill health and disability worldwide. More than 300 million people are now living with depression, an increase of more than 18% between 2005 and 2015.

Depression among older people is common. Yet is it often overlooked. Loneliness and loss of independence are among the causes. Depression can impact on people’s ability to carry out even the simplest everyday tasks, with sometimes devastating consequences for relationships with family and friends. At worst, depression can lead to suicide. Yet depression can be prevented and treated. A better understanding of depression will help reduce the stigma associated with the condition, and lead to more people seeking help.

This short video, focusing on depression among older people, highlights some of the causes of depression in this age group and the importance of talking as the first step towards getting help.

This video has been produced as part of the World Health Organization’s “Depression: let’s talk” campaign, which began on 10 October 2016 and runs for one year.

Find more information on the campaign website
http://www.who.int/depression/en and
online app:
http://apps.who.int/depression-campai… #LetsTalk

*********
İlginç biçimde ILO (Uluslararası çalışma Örgütü) 28 Nisan 2016 “World Safe Day” bağlamında yılın İş Sağlığı ve Güvenliği teması“Worksite Stress” (İşerinde Stres) olarak belirlemişti.

Temel çözüm paylaşımcı / dayanışmacı bir toplumsal düzen kurmaktan geçiyor..
Yabanıl emperyal kapitalizmin günümüzde geldiği utanılası kumarhane kapitalizmi evresi
hızla aşılmak durumundadır. DSÖ’nün hatırına, gelecek 7 Nisan’a dek 1 yıl boyunca

  • Haydi depresyonu konuşalım..

Sevgi ve saygı ile. 7 Nisan 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Not : Önceki yıllarda web sitemizde yer verdiğimiz Dünya Sağlık Günü yazılarımıza da bakılmasını dileriz…

  • http://ahmetsaltik.net/2015/04/07/7-nisan-2015-dunya-saglik-gunu/
  • http://ahmetsaltik.net/2014/04/07/dunya-saglik-gunu-ve-cagristirdiklari/