SOSYAL GÜVENLİK KURUMU-SGK ve SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ-SUT

 

Değerli site okurlarımız,
Sevgili öğrencilerimiz, asistanlarımız..

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU-SGK ve
SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ-SUT

konulu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 6 öğrencilerimize sunduğumuz seminer yansılarını paylaşmak istiyoruz.. 75 yansı, pdf biçiminde .. (2,8 MB).

Sosyal Güvenlik Sistemi – SGK ve sağlık hizmetlerinin finansmanı ülkemizin en yakıcı sorunlarının başında geliyor. SGK bütçesi 200 milyar TL’nin üstünde ve merkezi yönetim bütçesinin 1/3’ünü aşıyor. Her yıl, kabul edilmesi çok güç – olağan dışı sınırlamalara karşın birkaç on milyar TL açık veriyor.. Primsiz ödemeler kapsamında genel bütçeden aktarımlara (transfere) ek olarak bütçe açığı doğuracak düzeyde ek aktarım politik ve aktüaryal olarak zorunlu görülüyor..

Sistem mali açıdan sürdürülebilirlik sınırlarını çok zorlamakta.. Dış borcu ve cari açığı büyütmekte sağlık giderleri üzerinden. Zorunlu genel sağlık sigortası Batı dayatması. IMF, DB, DTÖ, AB ve ABD “sağlıkta dönüşüm” (Health Transformation) adı altında sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasını, devletin kenara çekilerek yerli – yabancı şirketler eliyle özelleştirilmesini dayatıyor. GSS çok pahalı bir sistem, ekonomik gücümüz buna elvermiyor. Ayrıca piyasacı sistem tedavi edici hizmet ağırlıklı, koruyucu sağlık hizmetleri ihmal ediliyor, sağlık giderleri çok artıyor.. Dar kaynaklarımız verimsiz kullanılıyor; yerli – yabancı şirketlerin kasasına devlet eliyle aktarılıyor.. Üstelik prim = ek vergi ödemek zorunlu!

Sorun stratejik boyutlara erişti.. Sürdürülebilirliği olağanüstü güç..
GSS finansal yoğun bakımda!

Çözüm ise ulusal sağlık politikalarına dönmekte..
kamusal kaynaklardan, adil – etkin vergi rejimi ile sağlığa kaynak ayırmakta..
Ve de bu çok değerli ulusal kaynakları kamu sorumluluk ve öncülüğünde özellikle koruyucu sağlık hizmetleri ağırlıklı olarak en yüksek verimlilikle kullanmakta..

Sağlık sektöründe de Batı emperyalizminin uydusu – sömürgesi olmaktan çıkmak zorundayız!

  • Böylesi insan haklarına aykırı, sömürgen bir sağlık sistemini (!) reddetme hakkımız var.

Ayrıntıları 75 yansıda bulabilirsiniz.. Okunması, paylaşılması dileğiyle..

Lütfen tıklar mısınız ?? Sosyal_Guvenlik_Kurumu_ve_Saglik_Uygulama_Tebligi

Sevgi ve saygı ile. 10 Ağustos 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

Sağlıkta Şiddet Can Almaya Devam Ediyor!

Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen,
bu gün görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Medikal firma temsilcisi olduğu iddia edilen bir kişi, tartıştığı Berilgen’i silahla vurarak ağır yaraladı. Ancak meslektaşımız tüm çabalara karşın kurtarılamadı.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak saldırıyı kınıyor, Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen’in ailesine ve tüm hekim camiasına başsağlığı diliyoruz.

Bir kez daha Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete ve ölümlere alışmayacağız” derken, olayla ilgili tüm gelişmelerin takipçisi (AS: izlemcisi) olacağımızı kamuoyuna duyururuz. (http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/siddet-6707.html, 25.05.2017)

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi
============================
Dostlar,

Biz de büyük acı duyarak, üyesi olduğumuz TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) basın açıklamasını paylaşıyoruz.

Sağlı Bakanlığını ve AKP iktidarını, meslek örgütümüz TTB’nin sorunun çözümüne ilişkin önerilerini, “dediğim dedik ilkelliği” ni bırakarak, AR – TIK dikkate almasını istiyoruz. Hazırlanmış ve Sağlık Bakanlığı’na sunulmuş kapsamlı raporlarımız var :

HEKİME YÖNELİK ŞİDDET ÇALIŞTAYI 
(http://www.ttb.org.tr/siddet/images/file/itocalistay.pdf, 76 sayfa, pdf, 2009)

Bu sağlıkçı cinayetlerinin gerçek sorumlusu – azmettiricisi; SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) adı altında Haziran 2013’ten bu yana 14 yıldır akıl dışı dayatmayla sürdürülen piyasacı, en çok (maksimum) kâr odaklı, IMF – DB güdümlü kökü dışarıda uydu vahşi politikalar ve uygulayıcılarıdır.

Onları tarih ve kamuoyu önünde teşhir ediyoruz.. Yazıklar ve utançlar olsun!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
Türk Tabipleri Birliği Üyesi, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

2017 Yılı 7 Nisan Dünya Sağlık Günü Teması : Haydi Depresyonu Konuşalım!

2017 Yılı 7 Nisan Dünya Sağlık Günü Teması : Haydi Depresyonu Konuşalım!


7 Nisan
Dünya Sağlık Günü

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Anayasası 7 Nisan 1948’de yürürlüğe girmiştir.
Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) sağlıkla ilgili teknik uzmanlık kurumu olan DSÖ’ne üye olmak için, DSÖ’nün kuruluş sözleşmesini (Anayasasını) TBMM’de 1947’de 5062 sayılı yasa olarak kabul etmiştir. Bu yöntem, ülkemiz BM’nin kurucu üyelerinden olurken de uluslararası hukuk kuralları gereği BM Ana Sözleşmesini TBMM’de yasa olarak onamıştır.

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

Bu nedenle her yıl 7 Nisan Dünya Sağlık Günü olarak, 7-13 Nisan tarihleri arası da Sağlık Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu tarihlerde Halk Sağlığı ile ilgili bir konu seçilerek, bu konu bağlamında tüm dünyada çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Önceki yılın teması Diyabet idi ve seçilen savsöz (slogan) “HAYDİ DİYABETİ YENELİM” idi..

Sağlıklı yaşam, her insanın doğumuyla birlikte elde ettiği ve insan olmaktan dolayı kazandığı temel insan hakkıdır. Bu hak, 10 Aralık 1948’de BM Genel Kurulunda benimsenen İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ‘nin 25. maddesinde de açıkça vurgulanmıştır.

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

Sağlık hakkı yaşamda başka hiçbir hakka tercih edilemez, değiştirilemez, ertelenemez
ve parasal karşılığı ölçülemez. Sağlıklı toplumlar için öncelikle toplumun temeli olan kişilerin sağlıklı olması gerekir. Kişiler sağlıklı olduğunda toplumlar da sağlıklı olur denir ama tek tek kişilere verilen sağlık hizmetinin basit aritmetik toplamı sağlıklı topluma denk değildir. Bu nedenle, özellikle risk altındaki toplumsal kümelere gereksindikleri koruyucu sağlık hizmetlerinin bütüncül (wholistic, integre) olarak etkin, yaygın, nitelikli ve sürekli olarak
kamu eliyle verilmesi zorunludur.

Bu hizmetler insanların yaşadıkları yerlere en yakın, hizmet gereğinde ayağa götürülerek, Basamaklı olarak verilmelidir… Birinci, İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık hizmeleri..

İnsan sağlığını büyük ölçüde etkileyen çevresel etmenlerin düzenlenmesi, sağlıklı yaşam hakkının korunması, insan sağlığının önemi konusunda toplumsal duyarlığın ve bilincin artırılması amacıyla her yıl 7 Nisan Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır.
DSÖ bu yılın temasını ‘Depresyon’ olarak seçerek konuyla ilgili küresel bir ayrımında oluş (farkındalık) oluşturmayı amaçlamıştır. DSÖ 1996’dan bu yana her yıl böylesi bir temayı
öne çıkararak teknik bir yıllık rapora (World Health Report) bağlamaktadır.

  • Depresyon bir insanlık hakkıdır!

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm süreçleri ile 1980’lerden başlayarak dünyaya dayatılan ekonomo-politik düzen küresel toplumda başta gelir dağılımı olmak üzere eşitsizlikleri ciddi biçimde büyütmüş, derinleştirmiştir. Bu bağlamda DSÖ, 2001 yılında “Dünya Ruh Sağlığı” (World Mental Health) temasını seçmiş ve raporunu yayımlamıştı. O raporda bir İNTİHAR SALGINI (Suicide epidemics) temasına odaklanılmış; insanların baskı altında, istismar edildikleri, güvensiz – sağlıksız ortamlarda yaşadıkları… ve GELECEK UMUTLARINI YİTİRDİKLERİ vurgulanmaktaydı.

Son verilerle unipolar major depresyon, DALY yükü (pratik olarak hastalık yükü diyelim..) olarak 2. sıraya yükselmiş gözükmektedir. Üstelik 15-44 üretken yaş diliminde.. Nöropsikiyatrik bozuklukların küresel DALY yükü içinde payı son 20 yılda %9’lardan %14’e tırmanacak gözükmektedir.

Depresyon çok görülen, çok öldüren ve çok engelli bırakan / yeti yitimine neden olan önemli bir Halk Sağlığı sorunudur. KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm süreci ile birlikte koşut artış içindedir. Anti-depressan ilaç kullanımı çok önemli boyutlara ulaşmıştır. Öyle ki, ABD’de “Prozac dependent society” kavramı öne çıkmıştır : Prozac bağımlısı toplum… Giderek ünlenen ve kullanımı çok yaygınlaşan anti-deprssan ilaç Prozac, neredeyse her 2 ABD’liden 1’inin cebindedir!

dünya sağlık günü ile ilgili görsel sonucu

Oysa Devletin temel kamu görevlerini gereği gibi üstlenerek İNSAN HAKLARINA DAYALI – demokratik – laik – sosyal bir hukuk devleti olmasına ikincil politikalar ve toplumsal yaşam düzeni; gerçekte kişisel, giderek toplumsal depresyon sıklığını düşürecek, mutlu – sağlıklı – gönençli -esenlikli toplumlar yaratacak temel anahtardır. Ülkemizin halen yürürlükte olan 1982 Anayasasının 2. maddesinde Devletin bu temel nitelikleri sayılmıştır. Üstelik “toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde” olmak üzere 3 temel koşula dayalı olarak.. Ne var ki bu hedef ve ülküler önemli ölçüde kağıt üstünde kalmaktadır.

DSÖ, son onyıllarda sağlık giderlerinin rakamsal (nominal) ve oransal olarak (ulusal gelirdeki payı) önemli ölçüde arttığını ama küresel sağlık sorunlarının krizler yaratacak düzeyde patlamalar gösterdiğine özellikle dikkat çekmektedir. Kaynaklar verimsiz kullanılmakta;
– ilaç tekelleri,
– tıbbi teknoloji tekelleri,  
– hastane zincirleri, 
– sağlık sigortacılığı 
sektörleri her yıl 8 trilyon Doları aşan (toplam küresel gelirin yaklaşık %10’u) küresel sağlık harcaması pastasına el koymaktadır! Bu harcamaların sürekli tırmanmasını da “ustalıkla” başarmaktadırlar. Ancak küresel toplumun sağlık düzeyi göstergeleri, sağlık sektöründe harcanan kaynaklarla uyumlu değildir.. Kaynaklar verimsiz kullanılmaktadır ve sağlıkta özelleştirme bu olguda temel belirleyicidir.

Hükümetler, küresel sermaye tarafından rahatlıkla yönlendirilebilmektedir bu insanlık dışı tabloda! SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation), 1992’den bu yana DB – IMF tarafından dayatılmaktadır. Ne yazık ki Türkiye de Haziran 2003’ten bu yana, AKP iktidarıyla kesintisiz ve büyük hızla bu dış güdümlü vahşetin içine sürüklenmiştir.

Son birkaç yıldır iyice Türkiye gündemine sokulan ŞEHİR HASTANELERİ, ne yazık ki soygun – talan düzenini ağırlaştırarak sürdürecek “görkemli” (!) araçlar olarak toplumsal bilinci kuşatıp teslim almada sahneye sürülen çoook pahalı araçlardır.
*****
DSÖ’nün uluslararası web sitesinde (www.who.int) epey bilgi – belge var..

Depression: let’s talk

7 April 2017 – WHO is leading a global campaign on depression for World Health Day 2017, celebrated today. Its goal is to enable more people with mental disorders to live healthy, productive lives. Depression is the leading cause of ill health and disability worldwide. More than 300 million people are now living with depression, an increase of more than 18% between 2005 and 2015.

Depression: let’s talk

7 April 2017 – WHO is leading a one-year global campaign on depression. The highlight is World Health Day 2017, celebrated today. The goal of the campaign is that more people with depression, everywhere in the world, both seek and get help. Depression is the leading cause of ill health and disability worldwide. More than 300 million people are now living with depression, an increase of more than 18% between 2005 and 2015.

Depression among older people is common. Yet is it often overlooked. Loneliness and loss of independence are among the causes. Depression can impact on people’s ability to carry out even the simplest everyday tasks, with sometimes devastating consequences for relationships with family and friends. At worst, depression can lead to suicide. Yet depression can be prevented and treated. A better understanding of depression will help reduce the stigma associated with the condition, and lead to more people seeking help.

This short video, focusing on depression among older people, highlights some of the causes of depression in this age group and the importance of talking as the first step towards getting help.

This video has been produced as part of the World Health Organization’s “Depression: let’s talk” campaign, which began on 10 October 2016 and runs for one year.

Find more information on the campaign website
http://www.who.int/depression/en and
online app:
http://apps.who.int/depression-campai… #LetsTalk

*********
İlginç biçimde ILO (Uluslararası çalışma Örgütü) 28 Nisan 2016 “World Safe Day” bağlamında yılın İş Sağlığı ve Güvenliği teması“Worksite Stress” (İşerinde Stres) olarak belirlemişti.

Temel çözüm paylaşımcı / dayanışmacı bir toplumsal düzen kurmaktan geçiyor..
Yabanıl emperyal kapitalizmin günümüzde geldiği utanılası kumarhane kapitalizmi evresi
hızla aşılmak durumundadır. DSÖ’nün hatırına, gelecek 7 Nisan’a dek 1 yıl boyunca

  • Haydi depresyonu konuşalım..

Sevgi ve saygı ile. 7 Nisan 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Not : Önceki yıllarda web sitemizde yer verdiğimiz Dünya Sağlık Günü yazılarımıza da bakılmasını dileriz…

  • http://ahmetsaltik.net/2015/04/07/7-nisan-2015-dunya-saglik-gunu/
  • http://ahmetsaltik.net/2014/04/07/dunya-saglik-gunu-ve-cagristirdiklari/

Danıştay Halk Sağlığı Merkezleri’nin kurulmasını öngören genelgenin yürütmesini durdurdu

Danıştay Halk Sağlığı Merkezleri’nin kurulmasını öngören genelgenin yürütmesini durdurdu

 (AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Danıştay, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) açtığı davada Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) tarafından 23.03.2016 tarihinde yayımlanan “Halk Sağlığı Merkezleri” konulu genelgenin yürütmesini durdurdu.

Genelge, THSK tarafından uygun görülecek yerlerde, Birinci Basamak sağlık hizmeti sunmak üzere Toplum Sağlığı Merkezi ek birimi olarak Halk Sağlığı Merkezleri (HSM) kurulmasını öngörüyordu.

TTB,  23.05.2016 tarihinde açtığı davada, yasal dayanağı olmayan genelgenin hukuka aykırı olduğunu, sağlık hizmetini olduğundan daha da parçalı hale getiren düzenlemelerin uygulanmasıyla hekimlerin özlük hakkı kaybına uğrayacakları gibi üç parçaya ayrılmış
Birinci Basamak sağlık hizmetinin sunumunda önemli aksaklıklar yaşanacağını belirterek genelgenin yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini istemişti.

Danıştay 15. Dairesi; genelgede yer alan HSM organizasyonu, bünyesinde aile hekimliği biriminin kurulması, aile hekimliği personeline mesai dışı görev verilmesi gibi hususlardan
bu merkezlerin Birinci Basamak sağlık hizmeti sunmak üzere kurulan yeni bir yapılanma olduğunun anlaşıldığı, fonksiyonlarına (AS: işlevlerine) bakıldığında ek birim olarak nitelenemeyeceği, yeni bir sağlık hizmeti sunumunda bulunan, yasada ve yönetmelikte öngörülmeyen, tanımlanmayan bir kurumun kuruluşunun ve işleyişinin genelge ile düzenlenmesinin hukuken mümkün olmayıp, normlar hiyerarşisine de aykırılık teşkil ettiği
(AS: oluşturduğu) gerekçesiyle genelgenin yürütmesini durdurdu.

Bilgi notu için tıklayınız.
Danıştay kararı için tıklayınız.
http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/hsm-6519.html?utm_source=dlvr.it&utm_medium=facebook, 10 OCAK 2017
========================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz TTB’ye (Türk Tabipleri Birliği) bu yerinde girişimi ve başarısı için teşekkür ediyoruz. AKP’nin ehil (liyakatli) olmayan çakma kadroları ülkemiz kamu yönetimini tarumar etti. Yitirilen kamusal kaynakların, sermeyeye kaynak (rant) aktarımının sınırı yok!

Uzatmalı Sağlık Bakanı Recep Akdağ pek çok “örnek”, “kendine özgü” (sui generis) uygulaması ile dillerde ve tarihe bile geçti! Örn. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) adlı IMF – DB (Dünya Bankası) dayatması kökü dışarıda sağlıkta piyasalaşmayı ülkemizde gözü kara (agressif) biçimde ve hızla uyguladığı için bu çevrelerce çok sevildiğini, hürmet gördüğünü söylüyor. Dahası, kendisinin Türkiye’de yaptıklarının
dünya aleme örnek gösterildiğini de ekliyor!

Demek ki küresel sermayenin beğendiği işler yapıyor Bakan Akdağ.. Ne mutlu O’na!
Kendi insanının değil, Dünya Bankası, IMF’nin “aferin”i O’nu daha mutlu kılıyor??

Yetmedi, Harvard dahil, bu “muazzam başarıyı” (!?) nasıl sağladığın anlatmak üzere konferanslara çağrılıyormuş.. Başı göğe erer dileriz bu gidişle Bakan Akdağ’ın..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki gün de TBMM’de Anayasa değişikliğine, Anayasayı açıkça çiğneyerek (md. 175)
gizli oy yerine açık oy kullandığında bunu belgeleyen CHP’li vekile

  • “Sana ne lan?!”

diyerek bir kez daha adını tarihe platin harflerle kazımış oldu.

Ama, Akdağ’ın Sağlık Bakanlığı döneminde tüm kadrolaşmalara, mevzuat baskıları ile
yasa (2577 sayılı İYUK md. 27) – Anayasa (md. 125; 12.10.2010 halkoylaması) değişikliği kısıtlamalarına karşın Danıştay’dan dönen idari işlem ve eylemlerinin sayısı kaçtır?
Bunların bir dökümünü verebilir mi Bakan Akdağ?

Van’lı Muharrem bebek hiç rüyasına giriyor mu Çocuk hekimi Bakan Dr. Akdağ’ın??

Çok merak ediyoruz : Acaba hiç ders almazlar mı??! (Örn. Kuran; Casiye Suresi 23)

Sevgi ve saygı ile.
12 Ocak 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

AİLE HEKİMLİĞİ SİL BAŞTAN: 1. BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ DENEME TAHTASINA DÖNDÜ!

TTB_logosu

Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu, Sağlık Bakanlığı’nca
23 Mart 2016’da yayımlanan bir genelge ile kuruluşu duyurulan
Halk Sağlığı Merkezleri ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

AİLE HEKİMLİĞİ SİL BAŞTAN:

BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ DENEME TAHTASINA DÖNDÜ!

Sağlık Bakanlığı, 23.03.2016 tarihinde yayınladığı 2016/5 sayılı genelge ile Halk Sağlığı Merkezleri’nin (HSM) kuruluşunu ilan etmiş bulunmaktadır. Bu Genelgede Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) yönetmeliğinin 5. maddesine dayanılarak; HSM’lerin, TSM’lerin ek birimi olarak kurulacağı belirtilmiştir. Fakat adı geçen Yönetmelikte “ek birim” tanımlaması yer almadığı gibi bağlı birimler arasında HSM de yoktur.

Toplum Sağlığı Merkezleri, 5258 sayılı Yasa’ya göre (AS: Aile Hekimliği Yasası) aile hekimliği hizmetlerinin dışında kalan Birinci Basamak sağlık hizmetlerini sunmak üzere kurulmuştur.” denilmesine karşın, yeni genelgede, TSM’lerde 5 adet yeni Aile Hekimliği Birimi kurulacağı yer almaktadır.  Oysa HSM’ler TSM’lerin bağlı birimi olamayacağı gibi TSM’nin tanımı belli olmayan ek birimi de olamaz. HSM kuruluşu için yayınlanan genelgenin, yasal bir dayanağı bulunmadığı, bu birimlerde görevlendirilecek personelin görev, yetki, hak ve yükümlülüklerinin yasa ile belirlenmesinin esas olduğu gerekçeleriyle, iptali için yargıya (AS: Danıştay’a) başvuracağımızı ilan ediyoruz.

Birinci Basamak sağlık hizmetlerinde yapılmak istenen ve oldukça önemli olan bu değişikliğin, bu hizmeti veren sağlık çalışanları ve onların bağlı bulunduğu örgütlerle tartışılmadan uygulanmaya konması kabul edilemez. İstanbul, Tuzla’da apar topar yaşama geçirilmeye çalışılan, amaç ve hedefleri iyi belirlenmemiş, yasal dayanaktan yoksun,  altyapı hazırlığı ve pilot çalışması bulunmayan bu uygulamayı izah etmek olanaklı değildir.

HSM Genelgesinde yer alan maddelerin ne anlama geldiği, genelgede belirtilen hizmetlerin nasıl yaşama geçirileceği, varolan sistemle çelişkilerinin nasıl giderileceği, yaşanacak olası sorunların nasıl çözüleceği.. gibi birçok sorunun yanıtı bir bilmece olarak önümüzde durmaktadır.

HSM Genelgesinde yer alan ve sonrasında Sağlık Bakanı’nın yaptığı açıklamalarda belirtildiği gibi,  ASM ve TSM çalışanlarına HSM’lerde Cumartesi ve mesai günlerinde 17-21 saatleri arasında nöbet tutturulması dayatmalarının, tıpkı Hastane acil nöbetleri ve ASM nöbetlerinde olduğu gibi kabul görmeyeceğini belirtmek istiyoruz.

1. Basamak sağlık hizmeti sunumunu paramparça eden, hekimleri ve sağlık çalışanlarını ağır yükler altında ezen, niteliksiz bir sağlık hizmeti sunum programına dönüşen bu sağlık sistemi artık yamalı bohçaya dönmüştür. Büyük ışıklı tabelalarla halkın gözünü boyamaya çalışan Bakanlık,  en temel etmen olan insanı görmezden gelmekte,  kocaman binalara hapsedilen köleler yaratıp yalnızca gösteriş peşinde koşarken, içtenlikli vatandaşımızı  nitelikli sağlık hizmeti aldığına inandırmaya çalışmaktadır.

  • Birinci Basamak sağlık hizmetlerinin, kamu eliyle, toplumun gereksinimlerine uygun olarak yürütüldüğü, koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği, toplumun her kesimine eşit, ulaşılabilir, tümüyle ücretsiz bir sağlık ortamı olanaklıdır.

Sağlık çalışanlarının, güvenceli iş, güvenli iş ortamı, çalışma haklarının kısıtlanmadığı, baskı ve angaryaların olmadığı, emekliliğine de yansıyan insani bir ücret karşılığında, iyi hekimliğin yapılabileceği 1. Basamak sağlık politikalarının izlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Sağlık Bakanlığı’nı;
Hem toplumun sağlık hakkı, hem sağlık çalışanlarının haklarını gözeten bir Birinci Basamak için sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz.

TTB AİLE HEKİMLİĞİ KOLU
04 Nisan 2016

=============================================================

Dostlar,

TTB (Türk Tabipleri Birliği) Aile Hekimliği Kolu üyesi – yöneticisi meslektaşlarımızın yukarıda aktardığımız açıklamasına ve itirazına katılmamak olanaksız..

AKP, Haziran 2003’te başlayarak sağlık hizmetlerini çok büyük ölçüde piyasalaştırdı. Batı emperyalizminin finans – kapitalizminin maşası Dünya Bankası ve IMF güdümünde yürütülen kökü dışarıda SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) dayatması ile sistem DNA’sına dek değiştirildi..

Görülüyor ki 1. Basamak Sağlık hizmetleri (yatak olmayan tüm sağlık hizmetleri) ciddi biçimde aksamaktadır. Aile Hekimliği sistemi ile salt kişilere dönük koruyucu sağlık hizmeti verilmeye çalışılmaktadır. Aile hekimleri salt 1 Aile sağlığı elemanı ile çalışmaktadırlar. Çevreye dönük koruyucu sağlık hizmetleri ayrılmış ve Toplum Sağlığı Merkezlerine bırakılmıştır.. 2 Birim arasında yeter eşgüdüm sağlanamadığı gibi, TSM’ler gereken teknik ve personel altyapısına kavuşturulamamıştır. Ayrıca gıda hijyeni Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bırakılmıştır. Pek çok çevre sağlığı sorunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sorumluluk alanındadır. Sularla ilgili olarak Orman ve Suişleri Bakanlığı devrededir. Okul kantinlerinde hangi yiyeceklerin satılacağına Milli Eğitim Bakanlığı karar vermektedir… Sistem çok başlı, eşgüdümsüz, hatta paramparçadır.. Yıllardır bu sorunları yazıyor ve anlatıyoruz.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde son sınıf öğrencilerimizi (İntörn Dr.) Aile Sağlığı hekimlerinin ofislerinde, Toplum Sağlığı Merkezlerinde ve öbür 1. Basamak Sağlık hizmeti birimlerinde (Verem Savaş Dispanseri, Ana-Çocuk Sağlığı Disp. gibi) uygulamalı çalışmalara (staja) gönderiyor ve izliyoruz.. Sistemi yakından gözlüyor ve sorunları içinden biliyoruz. Kökü dışarıda ve Türkiye’nin bünyesine uymayan bu zorlama model yürümemektedir. Sağlık Bakanlığı’nın geç de olsa sorunu ayrımsaması (fark etmesi) buruk bir sevinç veriyor. Ancak onarım, yeni sorunlara yol açmamalıdır. Türkiye’nin sağlık sektöründe yeni hatalara dayancı (tahammülü) kalmamıştır. Sağlık Bakanlığı’nın, yabancıların dayatması ve güdümüyle çalışmak yerine, Türk hekimlerine, onların örgütlerine, sağlık çalışanlarına danışarak sermayeden yana değil, ulusal ve halktan – insandan yana bir sağlık sistemi oluşturmasını istemek hakkımızıdır.

Sevgi ve saygı ile.
05 Nisan 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com