CHP’li Koç’tan Demirtaş’a Eleştiri: Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP’li Koç’tan Demirtaş’a Eleştiri:
Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP'li Koç'tan Demirtaş'a Eleştiri: Irk Temelli Politika Yapıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, “Bugün HDP‘nin ‘geniş kitlelere konuşuyorum ben’ sözünün altında maalesef ırk temelli politikalar vardır. Onun için 1 Kasım’da oy kullanacak, şu geçecek barajı bu geçecek, onlar zaten geçiyor. CHP’nin artık hiç kimseye ‘şu olsun, bu olsun’ diye verecek bir tane oyu yoktur.” dedi.

Koç, partisinin Kalecik olağan ilçe kongresine katıldı.

“3 AY TÜRKİYE‘Yİ GERDİ OYALADI”

Türkiye‘nin 7 Haziran’da bir seçimden çıktığını ve milletin, “ben bunu istiyorum” dediğini aktaran Koç, “Ama birileri ‘yok yok sen bir daha düşün iyi karar vermemişsin’ diye yaklaşık 3 ay Türkiye‘yi gerdi oyaladı ve sonuçta ‘1 Kasım’da bir daha sandığa git!’ dedi.” ifadesini kullandı.

Koç, seçimler sonucu bir koalisyon gereğinin ortaya çıktığını anımsatarak, koalisyon görüşmelerinde “muhalefet her şeye ‘hayır’ dedi.” eleştirileri yapıldığını söyledi.

“ONLARIN AMACI CHP’Yİ MASADAN KAÇIRTMAKTI”

CHP olarak ülkenin gittiği noktayı iyi gördüklerini ve “önce Türkiye dediklerini belirten Koç, “Onların amacı CHP’yi masadan kaçırtmaktı. Ondan sonra da dönüp millete ‘bak gördünüz mü en zor günde CHP sorumluluk almaktan kaçıyor.’ diyeceklerdi. Onlara bu fırsatı vermedik, oturduk, çalıştık. Türkiye‘nin ihtiyaçlarını ortaya koyduk.” diye konuştu.

Terör olaylarına da değinen Haluk Koç, PKK‘nın eli kanlı bir terör örgütü olduğunu dile getirdi.

PKK, SARAY SENARYOSU İŞLİYOR ŞU AN TÜRKİYE‘DE”

Koç, “Binlerce yurttaşımızı katletmiştir, bunda hiç şüphe yok. Ama yaşananlar, ‘seçim sonrasında bir koalisyon olmasın.’ Bir koalisyon olup da CHP’ye 9-10 bakanlık verilip, benim daha önce yaptıklarım kurcalanmasın, işin ucu bana, benim oğluma dokunmasın‘ korkusuyla bu son dönemde artan olaylarda hiç şüpheniz olmasın başka birilerinin de rolü var. Yani ortak bir senaryo var. PKK, saray senaryosu işliyor şu an Türkiye‘de, acı olan budur.” ifadesini kullandı.

“O MASA NİYE KURULDU, NİYE DEVRİLDİ BUNLARI SORMAYACAK MIYIZ?”

Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Siz değil miydiniz, ‘ya bu Apo çok iyi adam Türkiye‘nin önünü açıyor’ diyen. Bunu söyleyenler senin başbakan yardımcıların değil miydi? Bir masa kurmuşlardı, o masada ne pazarlığı yaptınız siz, ne aldınız ne verdiniz. Bu milletin bu konularda bir bilgisi var mı? O masa niye kuruldu, niye devrildi, bunları sormayacak mıyız? Her gün asfaltın altında bir ton, iki ton bomba döşenirken siz ne yapıyordunuz, şarkılı türkülü miting yapıp güya terörü lanetleyenler, siz ne yapıyordunuz? Sormayacak mıyız? Adamlar yol kesip vergi toplarken, kendi mahkemelerini kurarken, cephane yığarken siz ne yapıyordunuz? ‘Bugün akan kanda, yaşanan acılarda sizlerin sorumluluğunuz var.’ derken niye kızıyorsunuz, yok mu? Kaç operasyon yetkisi istemiş asker ama yetki onda değil. Vali verecek. ‘Sizin istediğiniz emniyet müdürlerini, valileri atayacağız.’ Şimdi akan kan için hayıflanıyor, neredeydi aklın? Pazarlıkta şu vardı, ‘Kürt kardeşlerimiz sana başkan olmak için oy versinler, sen de PKK‘nın yollarını aç, öyle mi? Savunma, ‘çok saftık.’ Şimdi ‘istikrar lazım bize oy verin.’ Bunların yüzü aynı kasap süngeriyle silinmiş gibi. İstikrarsızlığın baş sorumlusu bu kadrolardır.”

“BUNLAR ZOR DURUMA DÜŞÜNCE BUNLARA SİMİT ATIYORSUNUZ”

“Terörü bitirmek istiyordunuz, niye CHP’nin önergesine destek vermediniz?” diyen Haluk Koç, MHP‘yi, AK Parti‘yi düştüğü zor durumlardan kurtarmakla suçladı.

Koç, “Bazen MHP‘yi de anlamakta zorluk çekiyorum. Siz niye ikide bir kuyruğa takılıyorsunuz, bunlar zor duruma düşünce bunlara simit atıyorsunuz. Bu kadrolar artık Türkiye‘yi yönetme gücünü yitirmiştir.” ifadesini kullandı.

“SAYIN DEMİRTAŞ SEN DEĞİL MİYDİN…”

“Bir çift sözünün de HDP‘ye olduğunu” belirten Koç, HDP‘nin 6 milyon oy alarak 80  milletvekili çıkardığını hatırlattı.

Haluk Koç, şöyle devam etti:

“Sayın Demirtaş şimdi konuşuyorsun, sen değil miydin, Gezi olaylarında ‘bu bir darbe girişimidir.‘ diyen. Meclis’te eğitim sistemi iyice çağdaşlıktan uzaklaştırılırken, AKP‘ye her türlü desteği veren sen değil miydin? Yolsuzlukları araştırma komisyonu kurulduğunda HDP‘li üyeyi çeken sen değil miydin?

Sana ne diye oy verildi? ‘Terörle aranı aç, meşru siyasi temsilci ol’ diye verildi. ‘Önce insan’ diyoruz, ırk temelinde yapılan siyasetler toplumu ayrıştırır, çürütür. Bugün HDP‘nin ‘geniş kitlelere konuşuyorum ben’ sözünün altında maalesef ırk temelli politikalar vardır. Onun için 1 Kasım’da oy kullanacak, şu geçecek barajı bu geçecek, onlar zaten geçiyor. CHP’nin artık hiç kimseye ‘şu olsun bu olsun’ diye verecek bir tane oyu yoktur. Biz namusumuzla mücadele ediyoruz, biz ‘önce millet’ dedik, ama onlar ‘önce Saray‘ dedi. 1 Kasım’da hepimize bir görev düşüyor, bu görevimizi yerine getirmek zorundayız, Türkiye‘de yaşayan her yurttaşımızı birinci sınıf yurttaş yapmak zorundayız.”

“DAVUTOĞLU’NUN ÜÇ ÇAĞRISINA KATILIYORUZ”

Başbakan Ahmet Davutoğlu‘nun dün siyasi partilere 4 konuda çağrı yaptığına işaret eden Koç, bunlardan üçüne CHP olarak katıldıklarını bildirdi.

Koç, şunları kaydetti:

“Çağrısının bir tanesi dışında, üçüne katılıyoruz. Önce katıldığımızı söyleyeyim. Görüntü kirliliği ve ses kirliliği. Evet burada anlaşalım, hem milli ekonomiyi koruyalım, bayrak, ses, gürültü… Bir tek seçim merkezlerinin önünde ve ilçe merkezlerinin önünde bayrak asılsın. Dağa, taşa, mezarlığa bile bayrak asılıyordu geçen seçimlerde. Bunu bir centilmenlik anlaşmasıyla halledelim, buna varız. Siyasette bazen hakarete varabilecek eleştiriler yapılıyor. Kimseye hakaret etmeyelim. Hiç kimsenin özelini karıştırmayalım. Eyvallah, o bizim düsturumuz zaten. Ama bunları söyleyen Sayın Başbakanın, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ailesiyle ilgili havuz medyasında saçma sapan iftiralar sergilendiğinde de sesini çıkarması gerekiyor. Katılmadığımız bir yön var, ‘Sayın Cumhurbaşkanını bu işlerin dışında tutalım.’ Eyvallah. Sayın Cumhurbaşkanı seçilmiştir, meşrudur, çalışma koşullarını bağlayan anayasal maddeler var. Sayın Cumhurbaşkanı anayasal sınırları içinde kaldığı sürece eyvallah. Ama sen o yetkileri aşıp bir gün başbakan, bir gün AKP genel başkanı gibi meydanlara çıkıp, ağzına geleni söyler, önüne geleni yıkıp devirirsen, o zaman kusura bakma seni muhatap almasak da hakettiği cevabı, hakettiği zaman alnının ortasına yapıştırırız.”

Haluk Koç, Kurban Bayramı‘nı da kutlayarak, Türk milletinin yaşadığı acıların sona ermesi dileğinde bulundu.
(22.9.2015, http://www.haberler.com/chp-li-koc-tan-demirtas-a-elestiri-irk-7714148-haberi/)

===========================

Dostlar,

Eğriye eğri, doğruya doğru..
Meslektaşımız ve sevgili dostumuz – kardeşimiz Haluk Koç’un bu demecinde söyledikleri baştan sona doğru değil mi?

– HDP eşbaşkanı Demirtaş’a :
Irk temelinde yapılan siyasetler toplumu ayrıştırır,”
“Irk Temelli Politika Yapıyor”

  • PKK‘nın eli kanlı bir terör örgütü olduğunu..
  • Türkiye‘de yaşayan her yurttaşımızı birinci sınıf yurttaş yapmak zorundayız

Nasıl ki HDP’den terörle arasına net sınırlar koyması isteniyorsa CHP’den de gerçek Ulusalcı – Kemalist olmayanları Partide baştacı etmemesi.. bekleniyor..

Kemalist  – Ulusalcı tabana yönelmesi ve onunla bütünleşmesi bekleniyor..

Süheyl Batum, İsa Gök, Emine Ülker Tarhan, Türker Ertürk, Birgül Ayman Güler, Dilek Akagün Yılmaz…. gibi gerçek ulusalcı Kemalist değerleri neden dışlayıp – harcadığını anlayamıyor ve içimize sindiremiyoruz. Bu insanlara çağrı yapılmalı ve

  • “Biz hata ettik, daha sonra telefi edebiliriz, sizi CHP saflarında savaşıma (mücadeleye) açağırıyoruz..”  denmelidir.

Başta Vatan Partisi olmak üzere yurtsever – demokrat partiler ve kişilerle neden seçim işbirliği yapmadığını anlayamıyoruz. AKP ile koalisyon görüşmelerine hazırlanılıyor, gidiliyor da örn. DSP ile, Yurt Partisi ile, Vatan Partisi ile neden seçim işbirliği olmuyor?? Hoş AKP de CHP’yi koalisyon görüntüsüyle oyalayıp sonunda azınlık hükümeti için destek istemedi mi??

1 Kasım 2015 seçimleri kritiktir. AKP 7 Haziran da az buz değil, 9 puan oy yitirerek iktidardan bu halk tarafından meşru biçimde düşürülmüştür. 1 Kasım’da halktan 2. ve daha ağır bir tokat yemesi için koşullar elverişlidir.

CHP, bu mazlum halkın tüm kuşatılmışlığına ve baskılara karşın yarattığı bu “olumlu” koşulları çok ama çok iyi değerlendirerek Ülkemizi bu bataklıktan çıkarmak içi elinden geleni yapmalıdır. 1 numaralı stratejik öncelik budur. Büyün yığınak bu hedefe dönük yapılmalıdır.

Sevgi ve saygı ile.
22 Eylül 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Terminal Safhasına Gelindi

Terminal Safhasına Gelindi

portresi_adiyla

 

 

 

Emperyalizmin seçimler öncesi planı Tayyip Erdoğan’ın gücünü azaltmak, onun için başkanlık sisteminin önünü kesmek, seçimler sonrası Türkiye için koalisyonlar dönemini açmaktı. Buna üç nedenle ihtiyaç duyuluyordu; 

1.Türkiye için emperyal planların realizasyonu terminal safhasına gelmişti. Türkiye Cumhuriyeti’ne nihai darbe vurulacaktı. GüçlüErdoğan’la ve güçlü AKP iktidarı ile bugüne kadar verdikleri tavizlere rağmen son vuruş gerçekleştirilemezdi. Koalisyonlar ve istikrarsızlık dönemi gerekliydi.
2. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisinin yok edileceği bu safhada bu ideolojinin mümessili olan CHP’nin suça ortak edilmesine ihtiyaç vardı.
3.Önemli müttefik olan ve Erdoğan’ın ipini çekmek için kullandıklarıCemaat’e yönelik tasfiye operasyonunun durdurulması gerekliydi.

 

CEMAATİN MESAJ TİPLERİ


CEMAATİN MESAJ TİPLERİ

portresi_sade

 

Türker Ertürk
AYDINLIK, 14 Mart 2015

 

Geçen çarşamba “Hepinizin Kapısına Dayanacaklar” başlıklı yazımda (AS : sitemizde yayımladık, erişim için: http://ahmetsaltik.net/2015/03/13/e-amiral-turker-erturk-hedef-sizsiniz/)
Tekirdağ’da “Sessiz Çığlık” eyleminde yaptığım konuşma nedeniyle yargılandığımı anlatmıştım. Bize karşı yapılan suçlamanın hiçbir hukuksal dayanağı yok. Gerek
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gerekse Yargıtay ve mahkeme kararları çok net.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın demokrasi ile işi olmadığı, otoriter yönetim arzusunda olduğu, hukuku kendisine ayak bağı olarak gördüğü, istikrarlı bir biçimde anayasa ve yasa ihlalleri yaptığı ve siyasi hoşgörüden nasibini alamadığı doğru. Ama bize hakaretten dava açan O değil.

Taksim Gezi olaylarının 1. yıldönümünde Tekirdağ’da yaptığımız konuşmayı
Tekirdağ polisimiz kayda almış, deşifre ederek kâğıda dökmüş ve konuşmamızın
kimi bölümlerini boyayarak ve işaretleyerek iddianame hazırlaması için savcının önüne koymuş. Yani bize karşı açılan dava bu şekilde tetiklenmiş.

SUÇ DUYURUSU

Günahlarını almayayım ama bu Cemaatin yöntemine benziyor.
Ergenekon ve Balyoz gibi gayri hukuki davalar da bu şekilde polis zoruyla yönlendirilerek başlatılmış, “uygun savcı ve hakimlerle” geliştirilmişti. Geçen hafta çıktığımız
Anadolu Adliyesi 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde konuşma tapelerini savcıyı yönlendirmek maksadıyla işaretleyen polisler hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Evet, Cemaatin bizle sorunu var. Çünkü görevdeyken bulunduğumuz her yerde
F tipi örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmasını engellemeye çalıştık ve hoşgörü göstermedik. İstifa edip ayrıldıktan sonra da mücadeleye devam ettik. Hatta herkesin Pensilvanya’ya gidip el ayak öptüğü ve şefaat dilediği bir ortamda biz de gittik ama
yalvarıp yakarmaya değil, hesap sormaya ve eylem koymaya.
Bu yüzden F tipi örgütün artan oranda hedefi olduk.

Bu suç örgütü bizi yok edebilmek ve savcılara hedef gösterebilmek için Reyhanlı saldırısının planlayıcısı olduğunu iddia ettiği kişi ile bizim aramızda ilgi kuran yalan ve iftirasını önce www.gasteci.tv internet sitesinde ortaya attı. Cemaatin operasyonel yalanlarını önce bu tip sitelerde ortaya atıp daha sonra gazetelerine ve televizyonlarına alması standart bir yöntemdir. Amaç büyük gazetelerini ve televizyonlarını hukusal sorumluluktan kurtarmak,
operasyonların ve talimatların kaynağını gizlemek ve husumetleri Tayyip Erdoğan’ın
üzerine yöneltmek
tir. Sorarlarsa “Biz de bu haberi o siteden aldık..” diyecekler.

TERS MANYEL

F tipi örgüt talimatlarını, fetvalarını ve operasyon emirlerini iki türlü vermektedir.
Birincisi şifreli olup ters manyel yöntemi’dir. Bu mesaj tipinde devletin içinde yuvalanan örgüt elemanlarından talimatın tam tersini yapması istenir. Bu tür talimatlar biraz fetva şeklinde ve
din motiflidir. Mesela Taksim Gezi olaylarında polise şiddet uygulaması için talimat
“kitlelere şefkat uygulayın” şekilde verilmiştir.

İkinci tip açık mesaj yöntemidir. Talimatlar, kişisel ve örgütsel operasyonlar için işaretler
açık olarak verilir. Bu mesajlar Cemaatin sahibi olmadığı izlenimi verecek internet sitelerinden başlatılır. Daha sonra Cemaatin yayın organlarına taşınır. Dava açsanız veya suçlasanız
haksız duruma düşersiniz. Masumdurlar, onlar da haberi başka yerden almışlardır!

İşte www.gasteci.tv F tipi örgütün açık tip mesajlarını yayınladığı ama örgütle bağlantısı yokmuş gibi davranılan bir sitesiydi. Bizi savcılara hedef gösterme operasyonu burada başlatıldı ve sonra diğer taraflara taşındı. Ne zaman Erdoğan-Gülen çatışması başladı ve arkasından Cemaatin uzantılarına karşı operasyonlar geldi, bu site önce bizle ilgili olan yalan haberi kaldırdı,
ilerleyen zaman içinde site ortadan yok oldu. Çünkü Cemaate ait olduğu iyice deşifre olmuş arşivi suç ögeleri ile dolmuştu. Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Dün akşam Bremen’de “Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı ve tarihteki önemi”ni anlattım,
bu akşam Delmonhorst’ta “Türkiye nereye gidiyor? Çıkış yolu nedir?” konularını anlatacağım.

Saygılar sunarım.

===================================

Saygın Amiral Türker ERTÜRK,

Size dayanışma duygu ve düşüncelerimizi iletiyoruz.
Türk Polisi’nin “Türk Polisi” gibi davranmasını, hükümetlerin – cemaatların… değil
Devletin kurumsal, hukuka bağlı polisi olmasını istiyor ve bekliyoruz.

Yargının kendine yakışır onurlu – bağımsız bir yargı organı gibi davranmasını diliyor ve istiyoruz.

Bu 2 dileğimizin yerine getirilmesinde ülkemiz için – hepimiz için
saymakla bitmez yararlar vardır.

Bu 2 dileğimizin yerine getirilMEmesinde ülkemiz için – hepimiz için
saymakla bitmez sakıncalar vardır.

Her-kes ama her-kes, ülkemizin içine sürüklendiği bataktan çıkması için
son derece sağduyulu, sorumlu, hukuka saygılı davranmak zorundadır.
Başka seçenek yoktur.

Sevgi ve saygı ile, 15.03.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

İSTİFANIZ İÇİN DAHA NE OLMALI?


“İSTİFANIZ İÇİN DAHA NE OLMALI?”

portresi_adiyla

Türker ERTÜRK
E. Tuğamiral
Savaş uçaklarımız patır patır düşüyor, subaylarımız şehit oluyor ama yetkililerden çıt yok. Bunlara “takdiri ilahi” deyip geçiştirecek miyiz? TSK’nın komutanı durumunda olan
Genel Kurmay Başkanı, komuta zinciri vasıtası ile emrindekilerin yaptıklarından, yapmadıklarından ve yapamadıklarından sorumludur. Sık sık düşen uçaklarımızın ve yitirilen
bu canların hesabını vermek zorundadır. Hava Kuvvetleri’nde varolan savaş uçaklarının
her pilot sandalyesi için olması gereken pilot sayısının oranı 1,2’dir. Yani 500 pilot sandalyeniz varsa olması gereken pilot sayınız 600’dür.Ama Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalarında kıdemli, deneyimli ve öğretmen statüsündeki pilotlarımız kaybedilmiştir.Bu davalar nedeniyle meydana gelen moral ve motivasyonsuz ortamda emeklilik ve
zorunlu hizmetini bitirdikten sonra çok genç yaşta ayrılmalar da hızlanmıştır.

Ayrıca F-4’ler ABD’nin Vietnam’da ve Kore’de kullandığı uçaklar olup, hizmet ömürlerini tamamlamışlardır. Bu yaşlı uçakların bakım ve idamesinde de sorunlar vardır.
Ayrılmalar nedeniyle personel zafiyetleri uçak bakım personelinde de yaşanmaktadır.

Uçaklarımız durup dururken düşmedi ve düşmüyor.

Düşmeleri için yeterince sorun var ama önlem alan üst düzey sorumlusu yok.
22 Haziran 2012’de Suriye hava sahasına giren RF-4E uçağımız düşürüldü ve iki subayımız şehit oldu. Genelkurmay Başkanı hala bunun hesabını vermedi. Vekaleten savaşın devam ettiği Suriye’ye niçin bu uçağı gönderdiniz? Hem de bu işten bir çıkarımız yokken!
Amerika mı istedi?

Yine 2012’de Afyonkarahisar’da cephanelik patlaması ve 25 şehit.
Bunun da hesabını vermediniz.

AK NAKLİYAT..

Bir de utanmadan, tabanları yağlayarak kaçtığınız, AK Nakliyat’ın taşeronu olarak ecdadımıza saygısızlık yaptığınız kepazelik operasyonunu bize başarı olarak anlatmaya çalışıyorsunuz?
Korkudan sınırımız dibine taşıdığınız Süleyman Şah türbesinde yapılan Amerikanvari bayrak dikme rezilliğine ne demeli! Soruyorum, tepesinde bayrak çekili olduğu halde bayrak direği dikme töreni geleneğimiz var mı? Önce bayrak direği dikilir sonra bayrağımız göndere çekilir! Yönergelerimiz bu şekilde olması gerektiğini söylüyor!

Siz ise bayrağımızı yönergelerimizde yazdığı gibi değil, Amerikalıların II. Dünya Savaşı’nda Japonya’ya ait Iwo Jima adasını ele geçirdiğinde zaferinin simgesi haline gelen fotoğraftaki gibi yaptınız. Yazıklar olsun! İlla birisini taklit etmek gerekiyorsa bu ecdadımız Ulubatlı Hasan gibi olmalıydı!

Siciliniz temiz değil

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Atatürk’ün Türk Milletine bağışladığı Orman Çiftliği’nin içine AK- Saray dikilmiştir (AS: Üstelik kaçak olarak, Danıştay’ın 6. Dairesi’nin kararı çiğnenerek!). Bu denli ağır tahribat elbetteki, askeri sivil bütün personeli tahrip eder ve yıkar.

Bu kötünün kötüsü gidişin arkasında Türkiye Cumhuriyeti’ni vatanın her karış toprağını
şehit kanları ile kuran TSK yer alamaz!

Kumpas operasyonlarına kurban giden silah arkadaşlarınıza sahip çıkmadınız,
içeriden çıkanların travmalarını gidermek ve onları tekrar kazanmak için hiçbir şey yapmadığınız gibi ve onların ayrılmalarını teşvik ediyorsunuz.

Ülkemiz göz göre göre bölünüyor ve parçalanıyorken, siz bu dönemde terörizmle mücadele etmeyen ve müzakere eden Erdoğan’ın Anayasal ve yasal olmayan emirlerine bulunduğunuz makamı korumak uğruna itaat ettiniz. Askeri kışlasından çıkarmadınız.

Askerimizi infaz eden PKK’ye karşı kılınızı bile kıpırdatmadınız.

Bakın ABD terörü bitirmek için açılım yapıyor ve teröristlerle müzakere ediyor mu?
Ne El Kaide ile ne El Nusra ile ne de IŞİD ile pazarlık etti ve etmiyor.
ABD PKK’yı korudu, kolladı ve donattı. Bunlar bu denli açık iken şimdi siz
Eğit-Donat Protokolü ile terörist toplayacak, eğitecek ve silahlandıracaksınız.
Kim İçin? ABD’nin çıkarlarına hizmet için!

Siciliniz temiz değil!

Bugüne dek yaptığınız hatalar, gaflar ve yanlışlar kabul edilebilir sınırlar içinde de değil. Bugüne dek gösteremediğiniz erdemi hiç değilse şimdi gösterip istifa etmelisiniz.

Onur tüm insanlar için çok önemlidir ama askerler için sanırım bir tık daha çok olmalıdır!
ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Jeremy Michael Boorda hak etmediği bir şerit rozetin takıldığı yazıldığı için 1996’da intihar ediyor. Tarihimizde Yarbay Reşat Çiğiltepe’de görevini zamanında yapamadığı için 27 Ağustos 1922’de intihar ediyor.

Saygılar sunarım. 07.03.2015

http://www.ilk-kursun.com/haber/219608/turker-erturk-istifaniz-icin-daha-ne-olmali/

NİHAİ SONU DEĞİŞMEZ!


Nihai sonu değişmez

portresi_papyonlu

 

 

 

 

Türker ERTÜRK
AYDINLIK, 14.02.2015
http://www.aydinlikgazete.com/nihai-sonu-degismez-makale,58588.html

Birinci Paylaşım Savaşı (1914-1918) öncesinde dünyada bağımsız sayılabilecek 20 devlet vardı. Halen 21. yüzyılın ilk çeyreğini yaşarken yaklaşık 200 devlet var. Emperyalizmin yeni güç merkezi Finans-Kapital buUlus devletler sonuna doğru 2 bin devlete ulaşmayı planlıyor.
Halen Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgenin yaşadığı sıkıntıların bir bölümü bu planın yansımalarıdır.

Emperyalizm, hegemonyaya direnecek güç istemiyor. Ulus devletler, hele bizim gibi iriceleri en büyük düşman. Bu devletlerin etnik, dinsel ve mezhepsel fay hatları üzerinden kaşınması, bölünüp ve parçalanması planlanmış. Bugün için emperyalizmin başat enstrümanı konumunda bulunan Batı bile sonunda bu plandan nasibini alacak.

Emperyalizm bir yandan ulus devletleri bölüp parçalarken öbür yandan küresel tek düzeni sağlayabilmek, kolayca yönetebilmek ve sömürebilmek için bu küçük parçaları gevşek yapıda federasyonlar şeklinde birbirine bağlamak istiyor.

DÜZENBAZLIK

İslam dünyasında planlanan şu; Sünni-Şii ekseninde devamlı düşmanlık ve çatışma ortamı yaratmak ve Sünni dünyanın bir bölün Evren’in 25 yıl daha ötelediği gizli bir vasiyetinin olduğu, içinde hilafetle ilgili konularımünü her an dağıtılabilir gevşek yapıda bir hilafet altında toplamak. Bunun için düşünülen ülke tarihsel geçmişi nedeniyle Türkiye. Emperyalizmin hilafet makamına bugün için düşündüğü isim Fetullah Gülen. Yarın şartlar ne gösterir bilinmez.
Murat Bardakçı’nın “Hilafet esasında kaldırılmadı geçici olarak donduruldu” şeklinde yazıları ve konuşmaları, Aytunç Altındal’ın “Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra açıklanmasını istediği ama Kenan bulunduğu” safsatası, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Atatürk’ün hilafeti övdüğü ve istediği algısını yaratabilmek için kitabında “Nutuk” üzerinden yaptığı düzenbazlık aynı planın parçalarıdır.

Sinan Meydan’ın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yaptığı bu düzenbazlığı Halk TV’de canlı yayında ortaya çıkarırken ekranın karartılması da aynı planın parçasıdır.

DELİĞE SÜPÜRÜN

Evet, Taksim Gezi olayları ile başlayan halk hareketlerini kullanarak, çığırından çıkararak ve manipüle ederek Gülen’in dönüşünü sağlayabilecek ortamı yaratmak istediler ama olmadı. İran İslam Devrimi öncesinde Şah’a karşı ayaklanan ve Tahran sokaklarına hakim olan halk hareketi de Humeyni dönsün ve başa geçsin isteğinde değildi. Ama şartlar ona yol açtı!

ABD’nin AKP zihniyeti ile sorunu yoktu. Ama Erdoğan ile devam etmek istemiyordu. Erdoğan’ı cerrahi bir operasyonla devirmek için ikinci girişim F Tipi Örgüt unsurlarınca 17 Aralık 2013’te başlatıldı. “Yolsuzluk ve Rüşvet” operasyonun adıydı. Ama hırsızlık ve yolsuzluk yeni şeyler değildi ki! Zaten beraberce yaptılar. O güne kadar neredeydiler? Esas neden patronları ABD’nin “Erdoğan’ı deliğe süpürün” emriydi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan deliğe süpürülmek istendiğini biliyor. Haziran genel seçimleri onun için hayat memat meselesi. Bu nedenle anayasa, yasalar ve tarafsızlık umurunda bile değil. Yeni halk hareketini engellemek için her şeyi yapacak. “İç güvenlik paketi”ne çok ihtiyacı var.

BİR TAŞLA İKİ KUŞ

Erdoğan’ın ABD’ye direniyor olması onun antiemperyalist çizgiye geldiğini gösterir mi?
Tabii ki, hayır. Erdoğan’ın ABD’ye direniyor olması onun hâlâ ABD tarafından kullanılmasına engel mi? Kesinlikle hayır.

Saddam da emperyalizmin uşağıydı, çok kullanıldı, ABD onu deliğe süpürmek isteyince direndi, direnirken bile “çıkmamış canda umut vardır” yaklaşımı içinde ABD’ye taviz vermeye devam etti ama nihai sonunu engelleyemedi. Evet, Erdoğan da direniyor, kurtulmak için de ülkemizin çıkarlarından taviz vermeye devam ediyor.

ABD, Erdoğan’ı devirmekten vazgeçmedi! Öyle ya da böyle! Seçenekleri arasında seçim, halk hareketi, askeri darbe ve suikast bile var. Son seçenek olursa suçu ulusalcıların üzerine yıkar, bir taşla iki kuş vururlar!

Saygılar sunarım.