Terminal Safhasına Gelindi

Terminal Safhasına Gelindi

portresi_adiyla

 

 

 

Emperyalizmin seçimler öncesi planı Tayyip Erdoğan’ın gücünü azaltmak, onun için başkanlık sisteminin önünü kesmek, seçimler sonrası Türkiye için koalisyonlar dönemini açmaktı. Buna üç nedenle ihtiyaç duyuluyordu; 

1.Türkiye için emperyal planların realizasyonu terminal safhasına gelmişti. Türkiye Cumhuriyeti’ne nihai darbe vurulacaktı. GüçlüErdoğan’la ve güçlü AKP iktidarı ile bugüne kadar verdikleri tavizlere rağmen son vuruş gerçekleştirilemezdi. Koalisyonlar ve istikrarsızlık dönemi gerekliydi.
2. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisinin yok edileceği bu safhada bu ideolojinin mümessili olan CHP’nin suça ortak edilmesine ihtiyaç vardı.
3.Önemli müttefik olan ve Erdoğan’ın ipini çekmek için kullandıklarıCemaat’e yönelik tasfiye operasyonunun durdurulması gerekliydi.

 

CEMAATİN MESAJ TİPLERİ


CEMAATİN MESAJ TİPLERİ

portresi_sade

 

Türker Ertürk
AYDINLIK, 14 Mart 2015

 

Geçen çarşamba “Hepinizin Kapısına Dayanacaklar” başlıklı yazımda (AS : sitemizde yayımladık, erişim için: http://ahmetsaltik.net/2015/03/13/e-amiral-turker-erturk-hedef-sizsiniz/)
Tekirdağ’da “Sessiz Çığlık” eyleminde yaptığım konuşma nedeniyle yargılandığımı anlatmıştım. Bize karşı yapılan suçlamanın hiçbir hukuksal dayanağı yok. Gerek
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gerekse Yargıtay ve mahkeme kararları çok net.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın demokrasi ile işi olmadığı, otoriter yönetim arzusunda olduğu, hukuku kendisine ayak bağı olarak gördüğü, istikrarlı bir biçimde anayasa ve yasa ihlalleri yaptığı ve siyasi hoşgörüden nasibini alamadığı doğru. Ama bize hakaretten dava açan O değil.

Taksim Gezi olaylarının 1. yıldönümünde Tekirdağ’da yaptığımız konuşmayı
Tekirdağ polisimiz kayda almış, deşifre ederek kâğıda dökmüş ve konuşmamızın
kimi bölümlerini boyayarak ve işaretleyerek iddianame hazırlaması için savcının önüne koymuş. Yani bize karşı açılan dava bu şekilde tetiklenmiş.

SUÇ DUYURUSU

Günahlarını almayayım ama bu Cemaatin yöntemine benziyor.
Ergenekon ve Balyoz gibi gayri hukuki davalar da bu şekilde polis zoruyla yönlendirilerek başlatılmış, “uygun savcı ve hakimlerle” geliştirilmişti. Geçen hafta çıktığımız
Anadolu Adliyesi 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde konuşma tapelerini savcıyı yönlendirmek maksadıyla işaretleyen polisler hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Evet, Cemaatin bizle sorunu var. Çünkü görevdeyken bulunduğumuz her yerde
F tipi örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmasını engellemeye çalıştık ve hoşgörü göstermedik. İstifa edip ayrıldıktan sonra da mücadeleye devam ettik. Hatta herkesin Pensilvanya’ya gidip el ayak öptüğü ve şefaat dilediği bir ortamda biz de gittik ama
yalvarıp yakarmaya değil, hesap sormaya ve eylem koymaya.
Bu yüzden F tipi örgütün artan oranda hedefi olduk.

Bu suç örgütü bizi yok edebilmek ve savcılara hedef gösterebilmek için Reyhanlı saldırısının planlayıcısı olduğunu iddia ettiği kişi ile bizim aramızda ilgi kuran yalan ve iftirasını önce www.gasteci.tv internet sitesinde ortaya attı. Cemaatin operasyonel yalanlarını önce bu tip sitelerde ortaya atıp daha sonra gazetelerine ve televizyonlarına alması standart bir yöntemdir. Amaç büyük gazetelerini ve televizyonlarını hukusal sorumluluktan kurtarmak,
operasyonların ve talimatların kaynağını gizlemek ve husumetleri Tayyip Erdoğan’ın
üzerine yöneltmek
tir. Sorarlarsa “Biz de bu haberi o siteden aldık..” diyecekler.

TERS MANYEL

F tipi örgüt talimatlarını, fetvalarını ve operasyon emirlerini iki türlü vermektedir.
Birincisi şifreli olup ters manyel yöntemi’dir. Bu mesaj tipinde devletin içinde yuvalanan örgüt elemanlarından talimatın tam tersini yapması istenir. Bu tür talimatlar biraz fetva şeklinde ve
din motiflidir. Mesela Taksim Gezi olaylarında polise şiddet uygulaması için talimat
“kitlelere şefkat uygulayın” şekilde verilmiştir.

İkinci tip açık mesaj yöntemidir. Talimatlar, kişisel ve örgütsel operasyonlar için işaretler
açık olarak verilir. Bu mesajlar Cemaatin sahibi olmadığı izlenimi verecek internet sitelerinden başlatılır. Daha sonra Cemaatin yayın organlarına taşınır. Dava açsanız veya suçlasanız
haksız duruma düşersiniz. Masumdurlar, onlar da haberi başka yerden almışlardır!

İşte www.gasteci.tv F tipi örgütün açık tip mesajlarını yayınladığı ama örgütle bağlantısı yokmuş gibi davranılan bir sitesiydi. Bizi savcılara hedef gösterme operasyonu burada başlatıldı ve sonra diğer taraflara taşındı. Ne zaman Erdoğan-Gülen çatışması başladı ve arkasından Cemaatin uzantılarına karşı operasyonlar geldi, bu site önce bizle ilgili olan yalan haberi kaldırdı,
ilerleyen zaman içinde site ortadan yok oldu. Çünkü Cemaate ait olduğu iyice deşifre olmuş arşivi suç ögeleri ile dolmuştu. Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Dün akşam Bremen’de “Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı ve tarihteki önemi”ni anlattım,
bu akşam Delmonhorst’ta “Türkiye nereye gidiyor? Çıkış yolu nedir?” konularını anlatacağım.

Saygılar sunarım.

===================================

Saygın Amiral Türker ERTÜRK,

Size dayanışma duygu ve düşüncelerimizi iletiyoruz.
Türk Polisi’nin “Türk Polisi” gibi davranmasını, hükümetlerin – cemaatların… değil
Devletin kurumsal, hukuka bağlı polisi olmasını istiyor ve bekliyoruz.

Yargının kendine yakışır onurlu – bağımsız bir yargı organı gibi davranmasını diliyor ve istiyoruz.

Bu 2 dileğimizin yerine getirilmesinde ülkemiz için – hepimiz için
saymakla bitmez yararlar vardır.

Bu 2 dileğimizin yerine getirilMEmesinde ülkemiz için – hepimiz için
saymakla bitmez sakıncalar vardır.

Her-kes ama her-kes, ülkemizin içine sürüklendiği bataktan çıkması için
son derece sağduyulu, sorumlu, hukuka saygılı davranmak zorundadır.
Başka seçenek yoktur.

Sevgi ve saygı ile, 15.03.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

İSTİFANIZ İÇİN DAHA NE OLMALI?


“İSTİFANIZ İÇİN DAHA NE OLMALI?”

portresi_adiyla

Türker ERTÜRK
E. Tuğamiral
Savaş uçaklarımız patır patır düşüyor, subaylarımız şehit oluyor ama yetkililerden çıt yok. Bunlara “takdiri ilahi” deyip geçiştirecek miyiz? TSK’nın komutanı durumunda olan
Genel Kurmay Başkanı, komuta zinciri vasıtası ile emrindekilerin yaptıklarından, yapmadıklarından ve yapamadıklarından sorumludur. Sık sık düşen uçaklarımızın ve yitirilen
bu canların hesabını vermek zorundadır. Hava Kuvvetleri’nde varolan savaş uçaklarının
her pilot sandalyesi için olması gereken pilot sayısının oranı 1,2’dir. Yani 500 pilot sandalyeniz varsa olması gereken pilot sayınız 600’dür.Ama Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davalarında kıdemli, deneyimli ve öğretmen statüsündeki pilotlarımız kaybedilmiştir.Bu davalar nedeniyle meydana gelen moral ve motivasyonsuz ortamda emeklilik ve
zorunlu hizmetini bitirdikten sonra çok genç yaşta ayrılmalar da hızlanmıştır.

Ayrıca F-4’ler ABD’nin Vietnam’da ve Kore’de kullandığı uçaklar olup, hizmet ömürlerini tamamlamışlardır. Bu yaşlı uçakların bakım ve idamesinde de sorunlar vardır.
Ayrılmalar nedeniyle personel zafiyetleri uçak bakım personelinde de yaşanmaktadır.

Uçaklarımız durup dururken düşmedi ve düşmüyor.

Düşmeleri için yeterince sorun var ama önlem alan üst düzey sorumlusu yok.
22 Haziran 2012’de Suriye hava sahasına giren RF-4E uçağımız düşürüldü ve iki subayımız şehit oldu. Genelkurmay Başkanı hala bunun hesabını vermedi. Vekaleten savaşın devam ettiği Suriye’ye niçin bu uçağı gönderdiniz? Hem de bu işten bir çıkarımız yokken!
Amerika mı istedi?

Yine 2012’de Afyonkarahisar’da cephanelik patlaması ve 25 şehit.
Bunun da hesabını vermediniz.

AK NAKLİYAT..

Bir de utanmadan, tabanları yağlayarak kaçtığınız, AK Nakliyat’ın taşeronu olarak ecdadımıza saygısızlık yaptığınız kepazelik operasyonunu bize başarı olarak anlatmaya çalışıyorsunuz?
Korkudan sınırımız dibine taşıdığınız Süleyman Şah türbesinde yapılan Amerikanvari bayrak dikme rezilliğine ne demeli! Soruyorum, tepesinde bayrak çekili olduğu halde bayrak direği dikme töreni geleneğimiz var mı? Önce bayrak direği dikilir sonra bayrağımız göndere çekilir! Yönergelerimiz bu şekilde olması gerektiğini söylüyor!

Siz ise bayrağımızı yönergelerimizde yazdığı gibi değil, Amerikalıların II. Dünya Savaşı’nda Japonya’ya ait Iwo Jima adasını ele geçirdiğinde zaferinin simgesi haline gelen fotoğraftaki gibi yaptınız. Yazıklar olsun! İlla birisini taklit etmek gerekiyorsa bu ecdadımız Ulubatlı Hasan gibi olmalıydı!

Siciliniz temiz değil

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Atatürk’ün Türk Milletine bağışladığı Orman Çiftliği’nin içine AK- Saray dikilmiştir (AS: Üstelik kaçak olarak, Danıştay’ın 6. Dairesi’nin kararı çiğnenerek!). Bu denli ağır tahribat elbetteki, askeri sivil bütün personeli tahrip eder ve yıkar.

Bu kötünün kötüsü gidişin arkasında Türkiye Cumhuriyeti’ni vatanın her karış toprağını
şehit kanları ile kuran TSK yer alamaz!

Kumpas operasyonlarına kurban giden silah arkadaşlarınıza sahip çıkmadınız,
içeriden çıkanların travmalarını gidermek ve onları tekrar kazanmak için hiçbir şey yapmadığınız gibi ve onların ayrılmalarını teşvik ediyorsunuz.

Ülkemiz göz göre göre bölünüyor ve parçalanıyorken, siz bu dönemde terörizmle mücadele etmeyen ve müzakere eden Erdoğan’ın Anayasal ve yasal olmayan emirlerine bulunduğunuz makamı korumak uğruna itaat ettiniz. Askeri kışlasından çıkarmadınız.

Askerimizi infaz eden PKK’ye karşı kılınızı bile kıpırdatmadınız.

Bakın ABD terörü bitirmek için açılım yapıyor ve teröristlerle müzakere ediyor mu?
Ne El Kaide ile ne El Nusra ile ne de IŞİD ile pazarlık etti ve etmiyor.
ABD PKK’yı korudu, kolladı ve donattı. Bunlar bu denli açık iken şimdi siz
Eğit-Donat Protokolü ile terörist toplayacak, eğitecek ve silahlandıracaksınız.
Kim İçin? ABD’nin çıkarlarına hizmet için!

Siciliniz temiz değil!

Bugüne dek yaptığınız hatalar, gaflar ve yanlışlar kabul edilebilir sınırlar içinde de değil. Bugüne dek gösteremediğiniz erdemi hiç değilse şimdi gösterip istifa etmelisiniz.

Onur tüm insanlar için çok önemlidir ama askerler için sanırım bir tık daha çok olmalıdır!
ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Jeremy Michael Boorda hak etmediği bir şerit rozetin takıldığı yazıldığı için 1996’da intihar ediyor. Tarihimizde Yarbay Reşat Çiğiltepe’de görevini zamanında yapamadığı için 27 Ağustos 1922’de intihar ediyor.

Saygılar sunarım. 07.03.2015

http://www.ilk-kursun.com/haber/219608/turker-erturk-istifaniz-icin-daha-ne-olmali/

NİHAİ SONU DEĞİŞMEZ!


Nihai sonu değişmez

portresi_papyonlu

 

 

 

 

Türker ERTÜRK
AYDINLIK, 14.02.2015
http://www.aydinlikgazete.com/nihai-sonu-degismez-makale,58588.html

Birinci Paylaşım Savaşı (1914-1918) öncesinde dünyada bağımsız sayılabilecek 20 devlet vardı. Halen 21. yüzyılın ilk çeyreğini yaşarken yaklaşık 200 devlet var. Emperyalizmin yeni güç merkezi Finans-Kapital buUlus devletler sonuna doğru 2 bin devlete ulaşmayı planlıyor.
Halen Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgenin yaşadığı sıkıntıların bir bölümü bu planın yansımalarıdır.

Emperyalizm, hegemonyaya direnecek güç istemiyor. Ulus devletler, hele bizim gibi iriceleri en büyük düşman. Bu devletlerin etnik, dinsel ve mezhepsel fay hatları üzerinden kaşınması, bölünüp ve parçalanması planlanmış. Bugün için emperyalizmin başat enstrümanı konumunda bulunan Batı bile sonunda bu plandan nasibini alacak.

Emperyalizm bir yandan ulus devletleri bölüp parçalarken öbür yandan küresel tek düzeni sağlayabilmek, kolayca yönetebilmek ve sömürebilmek için bu küçük parçaları gevşek yapıda federasyonlar şeklinde birbirine bağlamak istiyor.

DÜZENBAZLIK

İslam dünyasında planlanan şu; Sünni-Şii ekseninde devamlı düşmanlık ve çatışma ortamı yaratmak ve Sünni dünyanın bir bölün Evren’in 25 yıl daha ötelediği gizli bir vasiyetinin olduğu, içinde hilafetle ilgili konularımünü her an dağıtılabilir gevşek yapıda bir hilafet altında toplamak. Bunun için düşünülen ülke tarihsel geçmişi nedeniyle Türkiye. Emperyalizmin hilafet makamına bugün için düşündüğü isim Fetullah Gülen. Yarın şartlar ne gösterir bilinmez.
Murat Bardakçı’nın “Hilafet esasında kaldırılmadı geçici olarak donduruldu” şeklinde yazıları ve konuşmaları, Aytunç Altındal’ın “Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra açıklanmasını istediği ama Kenan bulunduğu” safsatası, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Atatürk’ün hilafeti övdüğü ve istediği algısını yaratabilmek için kitabında “Nutuk” üzerinden yaptığı düzenbazlık aynı planın parçalarıdır.

Sinan Meydan’ın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yaptığı bu düzenbazlığı Halk TV’de canlı yayında ortaya çıkarırken ekranın karartılması da aynı planın parçasıdır.

DELİĞE SÜPÜRÜN

Evet, Taksim Gezi olayları ile başlayan halk hareketlerini kullanarak, çığırından çıkararak ve manipüle ederek Gülen’in dönüşünü sağlayabilecek ortamı yaratmak istediler ama olmadı. İran İslam Devrimi öncesinde Şah’a karşı ayaklanan ve Tahran sokaklarına hakim olan halk hareketi de Humeyni dönsün ve başa geçsin isteğinde değildi. Ama şartlar ona yol açtı!

ABD’nin AKP zihniyeti ile sorunu yoktu. Ama Erdoğan ile devam etmek istemiyordu. Erdoğan’ı cerrahi bir operasyonla devirmek için ikinci girişim F Tipi Örgüt unsurlarınca 17 Aralık 2013’te başlatıldı. “Yolsuzluk ve Rüşvet” operasyonun adıydı. Ama hırsızlık ve yolsuzluk yeni şeyler değildi ki! Zaten beraberce yaptılar. O güne kadar neredeydiler? Esas neden patronları ABD’nin “Erdoğan’ı deliğe süpürün” emriydi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan deliğe süpürülmek istendiğini biliyor. Haziran genel seçimleri onun için hayat memat meselesi. Bu nedenle anayasa, yasalar ve tarafsızlık umurunda bile değil. Yeni halk hareketini engellemek için her şeyi yapacak. “İç güvenlik paketi”ne çok ihtiyacı var.

BİR TAŞLA İKİ KUŞ

Erdoğan’ın ABD’ye direniyor olması onun antiemperyalist çizgiye geldiğini gösterir mi?
Tabii ki, hayır. Erdoğan’ın ABD’ye direniyor olması onun hâlâ ABD tarafından kullanılmasına engel mi? Kesinlikle hayır.

Saddam da emperyalizmin uşağıydı, çok kullanıldı, ABD onu deliğe süpürmek isteyince direndi, direnirken bile “çıkmamış canda umut vardır” yaklaşımı içinde ABD’ye taviz vermeye devam etti ama nihai sonunu engelleyemedi. Evet, Erdoğan da direniyor, kurtulmak için de ülkemizin çıkarlarından taviz vermeye devam ediyor.

ABD, Erdoğan’ı devirmekten vazgeçmedi! Öyle ya da böyle! Seçenekleri arasında seçim, halk hareketi, askeri darbe ve suikast bile var. Son seçenek olursa suçu ulusalcıların üzerine yıkar, bir taşla iki kuş vururlar!

Saygılar sunarım.

 

SOYKIRIM YALANI

SOYKIRIM YALANI

portresi_adiyla

 

Türker ERTÜRK

 

 

Doğu Perinçek’i sevmeyebilir, fikirlerini beğenmeyebilir ve analizlerini yanlış bulabilirsiniz. Ama ülkemizi bölüp parçalamaya yönelik büyük planın fikirsel alt yapısını oluşturan iddialardan biri olan Ermeni soykırımı konusunda cesaretli ve yurtseverce bir duruş göstermiştir.
Bu tavır takdire şayandır.

Bazen bu yurtseverce duruşu küçümseyenleri, hatta esas nedenin geniş kitleleri kazanmak için yapıldığı suçlamasını duyuyorum. Bu konuda verilecek yanıt çok net;
siz de böyle duruş gösterin, sizi de takdir edelim.

Bu gün size sözde Ermeni soykırımı konusunda bir şeyler anlatmaya çalışacağım.
Bu yazıyı yazmamı tetikleyen nedenler;

  1. Ermeni teröristler tarafından Amerika’da Santa Barbara’da Los Angeles Başkonsolosumuz Mehmet Baydar ve Konsolosumuz Bahadır Demir’in katledilmesinin 41. yıldönümünü
    27 Ocak’ta anacak olmamız,
  2. “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” dediği için Doğu Perinçek’i yargılayan İsviçre’yi mahkum eden AİHM’de 28 Ocak’ta temyiz duruşmasının yapılacak olması,

ŞÜKRÜ SERVER AYA

  1. Geçen hafta başında Aydınlık Gazetesi’nde değerli büyüğüm ve dostum Şükrü Server Aya’nın iki gün üst üste çıkan sözde Ermeni soykırımı konusunu aydınlatan yazılarıdır.

“Ermeni soykırımı” iddialarının nasıl bir yalan olduğunu, bu iddianın arkasındaki delillerin nasıl uyduruk ve düzmece olduğunu öğrenmek istiyorsanız Şükrü Server Aya’nın kitaplarını mutlaka okumalısınız. Sayın Aya hem de yabancı belgelere dayanarak bu düzmece delilleri bir bir çürütüyor.

Bu yıl sözde Ermeni soykırımı iddialarının 100. yılı… Emperyalizmi arkasına alan
Ermeni diyasporası ve Ermenistan, dört koldan Türkiye’ye karşı saldırılarını artırmış durumda. Uluslararası kamuoyunu da arkalarına alarak ülkemize baş eğdirmek ve bu yalanı kabullenmemizi istiyorlar. Saldırıların ve baskıların şiddeti 24 Nisan’a doğru daha da artacak. Hedefleri   3 T, yani sorgusuz sualsiz “soykırımın” olduğunun Tanınması, arkasından Tazminat ve Toprak talepleri.

STRAZBURG

Bu konuyu okumuş, incelemiş ve araştırmış birisi olarak söylüyorum;

  • “Ermeni soykırımı” iddiaları tümüyle asılsızdır
    ve yer kürenin gelmiş geçmiş en büyük yalanıdır.

Esas soykırım 18. ve 19. yüzyılda Türklere ve Müslümanlara karşı yapılmıştır.
Bugün Balkanlarda homojen sayılabilecek devletler bu soykırım sayesinde yaratılmıştır.
Hal böyleyken bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı eğer “Ermeni soykırımı” savını bir şekilde destekliyorsa bunun nedenini cibilliyetinde, emperyalist işbirlikçiliğinde, çıkarcılığında
veya bilgisizliğinde aramak gerekir.

Strazburg’da 28 Ocak 2015’te görülecek temyiz duruşması Doğu Perinçek’in değil Türkiye’nin davasıdır. Destek vermek, arkasında durmak vatanseverlik borcu,
atalarımıza ve geleceğimize saygının ifadesidir.

BAŞARININ SIRRI!

Dünyanın her yerinde etkin olan Yahudi diyasporası gerçekte kendi içinde “kedi köpek” gibi birbirini yer ve anlaşamaz. Ama Yahudi cemaatinin ve İsrail’in çıkarları söz konusu oldu mu, kavgayı bırakır, birleşir ve ortak davanın arkasında olur.  2 bin yıllık başarının sırrı budur!

Öte yandan 28 Ocak’ta (AS: 2015) başarılı olursak, hukuken öyle olması gerekiyor,
soykırım yalanı biter mi? Asla! Biteceğine inanmak emperyalizmi ve onun uzun soluklu planlarını anlamamak demektir.

Anadolu’nun kadim halklarından olan Ermeniler; 100 yıl önce emperyalizm tarafından kandırıldılar, vaatlerle aldatıldılar ve bin yıldır barış içinde birlikte yaşadıkları Türkleri ve Müslümanları arkadan vurdular ve sonrasında istenmeyen şeyler oldu. Bu yüzden Ermeniler travmalı ve tarihsel gerçeklik peşinde değiller. Şimdi Ermeniler emperyalizmden pisliklerini temizlemesini, destek vermesini istiyor. İşte bunun için daima güçlü olmak daha uzunca bir süre bu sorunla birlikte yaşamak zorundayız. Bu sorunun kısa dönemde tarihsel araştırmalarla ve mahkemelerle biteceğini sanmak saflık olur.

Saygılar sunarım. (24.1.15)