OECD ve TÜRKİYE Zenginler Kulübünün en yoksul üyesi

OECD ve TÜRKİYE
Zenginler Kulübünün en yoksul üyesi

Konuk yazar : Prof. Dr. D. Ali ERCAN

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Değerli arkadaşlar,

1948’de bizim de Kurucu Üyesi olduğumuz OECD (Ekonomik Gelişme ve İşbirliği Örgütü) içinde Türkiye’nin yerini değişik değerlendirmeler açısından yıllardır (merakla, buruklukla, endişeyle) izliyorum.

20 Üye ile başlayan ve Merkezi Paris’te bulunan bu Örgütün şu anda 36 Üyesi var. OECD’nin toplam nüfusu 1,3 milyar. Dünya nüfusunun %17’sini oluşturuyor ama buna karşın Dünya toplam GSMH’nın %62 sine sahip. (AS: GSMh ülkelerin milli geliri için.. Dünya için bu kavram yerine Toplam Küresel Gelir kavramı uygun olur..)

Dünyada kişi başına ortalama gelir 10500 $/yıl iken, OECD ortalaması yaklaşık
10500 x 62/17= 38 bin $’dır…

Bu durumda, 2017 yılında kişi başına (p.c.) ortalama geliri 10 400 $ olan Türkiye’nin, hemen her alanda liste sonlarında oluşu kaçınılmazdır…

2018’de durum daha da kötüleşmiş olarak tablolara yansıyacaktır. Çünkü $/TL paritesindeki aşırı yükseliş nedeniyle, 2018 yılı ulusal gelirimiz 2017’ye göre 190 milyar $ eksikle, 650 milyar $ olarak görünecektir… 2018’de kişi başına ortalama yıllık gelirimiz de 8 bin Doların altına düşmüş oluyor..

Ekteki grafikte yatay eksende “Maddi olanaklar” a karşılık düşey eksende ülkelerin “Yaşam Niteliği” gösteriliyor. Türkiye 3. kümede ve daha uzun yıllar bu Tablo pek değişeceğe benzemiyor… æ😣

Otomatik alternatif metin yok.

Düzeltme notu 
Paylaşım için teşekkür ederim, değerli Saltık.
Yazıda önemli bir noktayı unutmuşum (yaşlılık!)
Grafikte Türkiye’nin üzerinde bulunduğu “savurganlık” üst sınırını da  belirtmiştim (kesik çizgi)
Buna göre Türkiye OECD Ülkeleri arasında Savurganlıkta başı çekiyor.. Enerji, Zaman, İnsan gücü, malzeme… tüm olanaklarımızı (kullanmamak değil!) %60 israf ediyoruz… Savurganlık sıralamasında %57 ile ABD 2. sırada…  Tüm sorunların anası olan Savurganlık sorununu her fırsatta dile getirmek gerekiyor… Övünülmeyecek, hatta utanılacak bir konuda 1. sırada olmanın ayıbı elbette büyük oranda Yönetimin ve Eğitimin sorumlularına düşüyor….
Sevgilerimle. æ (06.12.18)

==================================
Dostlar,

Sn. Prof. Dr. D. Ali Ercan hocamızı site okurlarımız yakından tanıyor..
Nükleer fizik uzmanı,, ADD önceki genel başkan yardımcılarından (bizden sonra..)
Gerçek bir yurtsever ve aydın..
İleri matematik bilgisini “Matematiksel düşünme” aracı olarak ustalıkla kullanıyor..
Yukarıdaki irdelemesi de güzel örneklerden biri.
Sn. Ercan bir iktisatçı değil ama böylesi bir çözümlemeye kimsenin itirazı olamaz..

Geçtiğimiz hafta Erdoğan, Arjantin’de yapılan G20 ülkeleri toplantısına katıldı.
Sanır ve korkarız ki Türkiye için bu katılım “son” olabilir.
Bu endişemizi birkaç kez sitemizde yazdık..
81 milyonluk devasa nüfusu (en az 4 milyon yabancı + 1 milyon kaçak ile 86 milyon!) ile 2017 sonunda üretilebilen 856 milyar $ ulusal gelirden (GSMH, Toplam Ulusal Gelir – TUG, İng. GNP) kişi başına düşen “aritmetik ortalama” rakamı 10 bin Doların azıcık üstünde. TUG düzeyi ile dünyada ilk 20 ülke arasına girebilen Türkiye, bu gelir nüfusa bölündüğünde 60’lı sıralara düşüyor hızla. Üstelik gelir dağılımı olağanüstü adaletsiz..

2018’de 10 Ağustos 2018 “Kara Cuma” dan yıl sonuna dek Türkiye’de yaşanan derin ekonomik yapısal bunalım ya da “Türkiye’ye dayatılan ağır ekonomik bunalım”, en az % 20 devalüasyonla kapanırsa, 850 milyar $ TUG, 2018 sonunda bu oranda düşecek demektir ki G20 sıralamasında bizden 2-3 sıra aşağıda olan ülkelerin (Hollanda, S. Arabistan..) gerisine savrulmak, G20’den düşmek demektir! Bu durum, çok ciddi ve ağır bir tablo uyarısı anlamındadır..

3 Kasım 2002’den bu yana 16+ yıldır ülkemizi tek balına yöneten AKP iktidarı adına çok ağır bir siyasal başarısızlıktır. Üstelik toplam borçları 3 katına çıkararak.

Üstelik bu sınırlı, çok mütevazi ortalama kişisel ulusal gelirin dağılımı da olağanüstü bozuktur. 36 üyeli OECD içinde gelir dağılımı bizden daha adaletsiz ülke sayısı 3’ü geçmiyor. Bu 2 ölçüt (parametre) gerekirci (determinitik) biçimde halkın gönenç (refah) düzeyini çok aşağılara çekmektedir. Oysa bu durum, din sömürüsüne dayanan iktidarın “dindar” Türkiye hedefine (!?) de uymuyor.. İslam dini özünde bunca adaletsizliğe izin vermiyor.

Öte yandan, GSMH kavramını küre geneli için veya 1 ülke öznesi dışında kullanmak semantik olarak uygun değil. “M” harfi “Milli” sözcüğünün kısaltması çünkü. Toplam Ulusal Gelir GSMH (İng. GNP) veya GSYİH (İng. GDP) için eşdeğer kavram olarak Toplam Küresel Gelir (İng. TGP) kısaltması önerilebilir.

Dileriz AKP iktidarı ulusal gelir hesaplarında yeniden “oynama” yapmaz ve kendisini – dünyayı kandırmaya yeltenmez.. Gerçekleri açıklayan TÜİK ve Sayıştay başkan yardımcıları hızla görevlerinden alındı..

  • İktidar aklını başına alarak, öncelikle çok ağır ekonomik bunalımı kabul ederek onunla yüzleşmeli ki, alınacak önlemler tanıyla uyumlu olsun.

Türkiye, 80+ milyon nüfusuna birkaç kat daha gönençli (refahlı) yaşam sunabilecek kaynaklara sahiptir.

  • 2 temel sorundan biri yersiz – gereksiz -akıl dışı – çok hızlı nüfus artışını frenlemektir.
  • İkincisi ise demokratik – hukukun üstünlüğüne dayalı halktan yana bir ekonomi politikası izlenmesidir.

    Tıpkı Cumhuriyetin ilk 15 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın mucizesi gibi.
    Hem de oyalanmadan.. KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm sürdürülemiyor..
    Yaşamın doğasına aykırı!

Sevgi ve saygı ile. 04 Aralık 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

DEVŞİRMEKLE BU KADAR OLUYOR !

DEVŞİRMEKLE BU KADAR OLUYOR !

portresi, Gülümseyen
Prof. Dr. D.Ali ERCAN
Değerli arkadaşlar,  
9 Temmuz’da sizlerle paylaştığım iletide, Türkiye’nin Olimpiyatlarda elde ettiği sonuçlara  bakarak, spor düzeyini irdelemiş ve Dünya ortalamasının (1,00) biraz altında 0,80 dolayında olduğunu yazmıştım (ekte). Rio 2016 Olimpiyat Oyunlarında aldığımız sonuçlar da bunu bir kez daha doğruladı.  Rio’da 37 spor dalında 307 altın + 307 gümüş + 360 tunç, toplam 974 Madalya dağıtıldı. Olimpiyat oyunlarına 102 sporcu ile katılan Türkiye 1 altın, 3 gümüş, 4 tunç, toplam 8 madalya kazandı. 

Şurası bir gerçek ki Ülkelerin madalya kazanmak şansları,

1. Nüfus büyüklüğüne ve  
2. Kişi başına gelir düzeyine, 
yani toplamda Gayrisafi Milli Gelire (GNP) orantılıdır.
Dünya toplam GNP miktarı yaklaşık 75 trilyon dolar olduğuna göre, Olimpiyatta kazanılacak her bir madalya ~77 milyar dolar karşılığı oluyor… Bu durumda ~770 milyar dolar geliri olan Türkiye’nin  ~10 madalya alması beklenirdi; oysa 8 madalya alabildi, yani hemen her dalda devşirme sporculara bel bağlayarak büyük umutlarla ve büyük giderlerle yola çıkan Türkiye’nin spor notu bu kez de 0,8 düzeyinde kaldı.
 
200’ün üzerinde ülkenin 11 binden çok sporcu ile katıldığı bu Olimpiyat, her bakımdan katılım rekorları kırdı. ABD 550 sporcu ile katılırken, Almanya 420, Çin 400, Fransa 397, İngiltere 372, Kanada 312 sporcu ile katıldılar.  IOC tarafından doping nedeniyle yasaklanan sporcularının dışında kalanlarla, Rusya ancak 279 sporcu ile katılabildi.  Olimpiyat madalyalarının yarısını, Dünya nüfusunun 1/10’u oranında nüfusu temsil eden Avrupalılar aldılar. 
 
Yalnızca nüfusu 10 milyonun üzerindeki, 90 dolayında ülkeyi göz önüne alırsak, bu kümede (Madalya Sayısı/GNP) sıralamasında Türkiye 45 nci durumda, yani  ortalarda da bir yerde bulunuyor.  Şaşırtıcı ama gerçek, genel madalya sayısı sıralamasında 3. olan Çin’in,  13. olan Breziya’nın, 1. olan ABD’nin ve 6. olan Japonya’nın önünde bulunuyoruz. Yani çok madalya kazanmış kimi büyük ülkelerin spor notu öyle sanıldığı gibi yüksek değil… Örneğin Dünya toplam gelirinin dörtte biri kadar geliri olan  ABD, 241 madalya alması gerekirken 121 madalya alabildi.. Bu hesaba göre ABD’nin spor notu 0,5 çıkıyor ki, üçte biri şişman (obes) olan bir toplum için bu sonuç hiç de şaşırtıcı değildir.
Nüfusu 10 milyonun üzerindeki bazı ülkelerin  MS / GNP spor notları;
  • Özbekistan 16,1
  • Kenya 15,4
  • Kazakistan 11,3
  • Ukrayna 10,0
  • Macaristan 9,8
  • Etyopya 9,2
  • ……..
  • Rusya 3,8
  • Yunanistan 2,4
  • Avustralya 1,9
  • İngiltere 1,9
  • Hollanda 1,9
  • Polonya 1,8
  • İran 1,6
  • Fransa 1,3
  • Kanada 1,2
  • G. Kore 1,2
  • İtalya 1,2
  • İspanya 1,1
  • Brezilya 1,0
  • ……
  • İsviçre 0,9
  • Türkiye 0,8
  • Japonya 0,7
  • Arjantin 0,7
  • Mısır 0,7
  • ABD 0,5
  • Çin 0,5
  • Meksika 0,4
  • Endonezya 0,2
  • Hindistan 0,1
Nüfusu 10 milyondan az olan  ülkeler (Şehir Devletçikleri ) için çok abartılı, yanıltıcı sonuçlar verecek bir istatistiği kullanmak pek doğru olmaz. O nedenle onları tasnif dışı tutuyorum. Örneğin Jamaika için MS/GNP Spor notu 60 çıkıyor… Öte yandan 1,3 milyarlık koca Hindistan’ın spor notu çok düşük, 0,1’dir. Yunanistan’dan 3 kez kötü durumda olduğumuzu unutarak, “Sporda Hindistan’dan 8 kez daha iyiyiz..” der, teselli bulabiliriz  🙂
Türkiye Olimpiyat sınavlarında 0,8 çizgisini sürdürüyor. 2020 Tokyo Olimpiyatlarında, komşumuz Yunanistan ayarında olamasak bile, en azından Dünya ortalaması 1,0 değerine ulaşabilmek için 12 madalya almamız gerekecek. Bunu devşirme sporcularla başarabileceğimizi sanmıyorum. “Taşıma su ile değirmen dönmez” demiş atalarımız.
Sevgilerimle.  æ

Ek                :Satır içi resim 1

TÜRKİYE’NİN SPOR NOTU
Değerli arkadaşlar,
Yakında Brezilya’da 31. Olimpiyat oyunları başlayacak (2016)… Zar zor, türlü tesadüflerle katıldığı Avrupa Futbol şampiyonasından elenerek geri dönen Milli Takımımızın perişan durumunu gördük. 350 bin nüfuslu İzlanda’nın futbol takımı ilk 8’de yer alırken, 80 milyonluk Türkiye’nin sözde milyon dolarlar değerindeki Futbolcularından ve Teknik Direktöründen oluşan Milli takımı, 24 Takım arasında ancak 20. olabildi. 
 
Yıllık anlaşması 3,5 milyon dolar (Aylık 850 bin TL) olan Fatih Terim’in yerine Futboldan hiç anlamayan sıradan bir kişi de getirilmiş olsaydı herhalde durum farklı olmazdı. Milli Takım kadrosuna alınan 30 kadar Futbolcuya Avrupa Şampiyonası öncesi eleme maçlarında 24 milyon TL Prim dağıtılmıştı… (adam başı ortalama 800 bin TL) Sonuç kocaman bir fiyasko…
 
4 hafta sonraki XXXI. 2016 Rio Olimpiyat oyunlarına 94 sporcu ile katılacak olan Türkiye bakalım ne sonuç alacak… Savaş nedeni ile 3 Olimpiyat Oyunu  iptal edildiğinden,  şimdiye dek 27 Olimpiyat oyunu
düzenlenebilmişti  bunlardan 21’ine katılan Türkiye, toplamda 39 Altın, 25 Gümüş ve 24 Tunç Madalya alabilmiş. (yani toplam 88 Olimpiyat Madalyası var Türkiye’nin)
 
27 Olimpiyatta dağıtılan Madalya sayısı 4809 Altın, 4775 Gümüş ve 5130 Tunç olmak üzere toplam 14714’tür. Altın için 3, Gümüş için 2 ve Tunç için 1 puvan vererek, Dünya nüfusunun yaklaşık binde 11’i kadar nüfusu olan Türkiye’nin Madalya Puvanını hesaplayabiliriz. Buna göre Türkiye’nin Puvanı
 
(3×39+2×25+24) / [(3×4809+2×4775+5130) x (21/27) x 0,011 ] ~ 0,8 çıkıyor.
 
Türkiye’de Spor Dünya ortalaması düzeinde olsaydı bu sonucun 1,0 çıkması beklenirdi. Demek ki Türkiye’nin genel Spor notu Dünya Ortalamasının yaklaşık %20 altındadır. Buna karşılık Gelişmiş Ülkelerde (Norveç, İsveç, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Almanya, Kanada, Avustralya…) Spor Notu Dünya ortalamasının çok çok üzerinde Dünyanın en yüksek Spor notu 30,0 ile 5,5 milyonluk Finlandiya’ya ait yani Finlandiya’nın Spor Notu Türkiye’nin tam 40 katı! Kişi başına Ulusal Gelir etmenini (faktörünü) hesaba katsak bile Finlandiya Türkiye’den yine de 10 kez daha iyi durumdadır… 
 
Değerli arkadaşlar,

Dünya ortalamasının altında oluşumuz maalesef yalnızca spor alanında değil, genel bir görünüm. Çünkü Gelişmişlik bir bütün. Bir ülkede Spor, Sanat, Teknoloji, Bilim, Sağlık, Ekonomi “Birleşik Kaplar” örneği aşağı yukarı aynı düzeyde bulunur.
Sevgilerimle. æ (09.07.2016)
___________
Not : Ekte “Çevre” konulu çok güzel bir video var… tıklayın
 
                          TOPRAK ANA

============================================

Çook teşekkürler değerli Prof. Ali Ercan hocamız…

Epeydir yazılarınız bize ulaşmıyordu ve yayımlayamıyorduk..
Site okurlarımız da bizim ölçümüzde (kadar) mutlu olacaklar eminiz..Lütfen devam yazmaya ve paylaşmaya..

Eee, AYDIN SORUMLULUĞU bu, emeklilik vs. söz konusu değil!

Matematik salt doğru yolu bulmanın etkin aracı değil; gülünç olmamanın da bir güvencesi.. Sayın Ercan, çok basit 4 işlem ile birlikte yaşamın pek çok temel olgusunu akıllıca sorgulayarak irdeliyor ve gerçekçi sonuçlara varıyor..

Yığınlara mutlaka temel Matematik öğretmeliyiz, onu sprunlarının çözümünde kulanmayı da elbette.. Ezberleyerek değil sorgulayark düşünmeyi = özgürleşmeyi.. Hele hele MATEMATİKSEL DÜŞÜNME’yi!

Matematiksel düşünme + Cemal Yıldırım ile ilgili görsel sonucu
Prof. Cemal YILDIRIM’ın nefis “Matematiksel Düşünme” kitabına ve
üstad Aziz Nesin’in oğlu Prof. Ali Nesin’in “Matematik Köyü” imecesine selam ve saygı olsun!
Sevgi ve saygı ile.
25 Ağustos 2016, Tekirdağ
Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com
Not : Sayın Ercan’dan gelen kimi e – iletilerde ne yazı ki font sorunu yaşıyoruz..
Sanırız tüm metni word’e aktarıp düzeltip sonra webe almalı?? Ya da Ali hoca sorunu çözer mi??

Epidemiyoloji ve Biyoistatistik İlişkisi / Epidemiology & Biostatistics Relationship


Sevgili AÜTF Dönem 2 Öğrencilerimiz
,
Asistanlarımız, ilgilenen arkadaşlarımız..

Epidemiyoloji ve Biyoistatistik İlişkisi

konulu dersimizin güncellenmiş yansılarını, aşağıdaki erişkeyi tıklayarak izleyebilirsiniz.

Ülkemizin kaynakları çok sınırlıdır.
Özellikle genç araştırıcıların yöntemde hataya düşerek bilimsel araştırma çabalarının karşılığını zaman zaman bulamayışı büyük üzüntü kaynağıdır ve böylesine bir lüksümüz yoktur.
O bakımdan ARAŞTIRMA YÖNTEMBİLGİSİ (Epidemiyoloji) vazgeçilmez gözükmketedir.
Öte yandan, Biyoistatistik çözümleme teknikleri, bilgisayar desteği ile korkunç ilerleme göstermiştir. Bu bakımdan, eskiden beri bilinen klasikleşmiş – konvansiyonel
“2’li çözümlemeler” aşılarak, modern test ailesinin yöntemlerini, “Çok değişkenli çözümlemeleri” yeri geldikçe kullanma özeni gösterilmelidir. Büyük emeklerle elde edilen
ham verilerden (data), işe yarar “bilgi” (information) üretmede Biyoistatistiğin matematiksel hünerleri sonuna dek zorlanmalıdır.

Epidemiyoloji ve Biyoistatistik, Toplum Hekimliği (Halk Sağlığı) Tıp Uzmanlık dalının vazgeçilmez stratejik araçlarıdır. Onlarla

– Topluma (yığınlara, riskli kümelere) TANI konacak,
– Sağlık sorunları toplumsal ölçekte yönetilecek,
– Topluma (tek tek kişilere değil) hekimlik yapılarak
– Toplumsal sağlık düzeyi iyileştirilmeye çalışılacaktır.

Oysa klinsyenin muhatapları tekil öznelerdir..
Bu tümce, klinisyenlerin “Epidemiyoloji ve Biyoistatistik” bilgisinden bağışık tutulabileceği anlamına asla gelmemektdir. En azından “makale okuryazarlığı” için, geçelim “temel” düzeyi, hatırı sayılır bir birikim gereklidir. Bilimsel araştırma yapmak için ise kaçınılmazdır, abecedir.

Temel düzeyde Biyoistatistik bilgisi elde etmek üzere,

“Halk Sağlığı Açısından Temel Biyoistatistik İlke ve Kavramlar”

başlıklı, sitemizde daha önce yayımlanan kapsamlı (149 yansı) sunumumuza da
başvurulmasını öneririz..

http://ahmetsaltik.net/2015/01/06/halk-sagligi-acisindan-temel-biyoistatistik-ilke-ve-kavramlar/

Güncellenen aşağıdaki sunumuzun da (92 yansı, 3,75 MB) ve yararlı olmasını dileriz..

Epidemiyoloji_Biyoistatistik_iliskisi

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 05.05.2016

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
p
rofsaltik@gmail.com

Futbolda Yabancı sınırı kalktı!

Futbolda Yabancı sınırı kalktı!

Demirören devrim (!) gibi kararı anlattı..

portresi, Gülümseyen

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

 

 

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Spor Toto Süper Lig’de gelecek sezon uygulanacak yeni yabancı kuralını açıklarken, adeta devrim gibi kararlar alındı. 
Önümüzdeki sezondan itibaren (AS: başlayarak) 28 kişilik kadroda 14 yerli, 14 yabancı futbolcu bulundurma zorunluluğu olacak???
18 kişilik maç kadrolarında herhangi bir yabancı sınırı olmayacak.
Önümüzdeki sezonda sınırsız yabancı olacak…
Takımlar isterlerse 11 yabancı ile sahaya çıkabilecekler.
***
Değerli arkadaşlar,
Her alanda olduğu gibi, Futbolda da serbest piyasa kuralları artık sınırsız işlemeye başladı.
Zaten 1970’lerden bnaşlayarak yabancı futbolcuları sahalarımızda görmeye başlamıştık.
Şimdiye dek 107 ülkeden, 220’si Brezilyalı olmak üzere, 1590 yabancı futbolcu Türkiye’de futbol oynamış. Bunların yaklaşık beşte birini 3 büyük Takım, BJK, GS ve FB transfer etmiş…
2000’den başlayarak son 15 yılda, bu 3 büyük takımın transfer ettiği yabancı futbolcu sayısı
210′dur. Yabancı futbolcuların 1-8 yıl arasında, ortalama 1,5 yıl Türkiye’de kalışları göz önüne alındığında;
(210 futbolcu x 1,5 yıl) / (3 takım x 15 yıl) = 7 futbolcu/takım olduğunu görüyoruz.
Yani 3 büyüklerin maçlarında, sahada ortalama 7 (%64) yabancı ve 4 (%36 Türk) oyuncu
yer alıyor. Milli takımımız altyapısı da ağırlıklı olarak bu 3 büyük takım oyuncularından oluştuğuna göre; Milli maçlarımızın yaklaşık üçte ikisini yabancılara karşı yitirişimize şaşırmamak gerekir.
………Alex……………..…………Nobre………….…………Mapeza…………….
Şimdi yabancı sınırı kalktığına göre yakında FB, BJK, GS kadrolarının tamamen (AS: tümüyle) yabancılardan oluştuğu günleri de göreceğiz. Belki o zaman Milli (!?) takımımız da tümüyle

yabancı Futbolculardan oluşacaktır; (tabii ‘milli’ kavramı kalırsa) ve kim bilir, belki bu model yönetimlerimize de yansıyacak!..

Yabancı Başbakan ve bakanları, yabancı Valileri, yabancı Generalleri… transfer
(perfect globalization) dönemi de başlayacaktır.

Sevgilerimle. æ

====================================

Dostlar,

Ne diyelim??
Ali hocamız yine yaşamın somut verilerinden kalkarak sorgulayan aklını kullanıyor
ve bizleri düşünmeye, olası çarpıcı gelişmeleri öngörebilmeye zorluyor..

“Merak ediyor”.. Hatta topun neden yuvarlak olduğunu bile!

“İlk insan” tekerleği merak ederek ve düşünerek değil, yılların gözlemiyle kılgın (ampirik) olarak gözleyerek keşfedebilmişti..

Kare biçimindeki ilk tekerleğin (!) köşelerini Doğa zamanla yontmuş ve kaba bir tekerlek görünümü ile İnsan aklına “çemberi – daireyi” esinletmişti (ilham vermişti).

İnsan, insanlaşması sürecinde merak etmedikçe ağır bedeller ödedi..

Büyük Fransız yontu sanatçısı (heykeltıraş) Rubin’in bir sözünü anmak istiyoruz.
Rubin’e sormuşlar:

“Bu denli güzel insan yontusu nasıl yapıyorsun?” diye.
Yanıtı kısa, net ve çarpıcı :

  • “Taşın fazlasını atıyorum, geriye insan heykeli kalıyor.”

    Neden – niçin – nasıl – nerede – ne zama – ve KİM ??

    5 N  1 K.. yalın simgeleştirmesi, Çağdaşlaşmanın ana anahtarlarından biri!

Örneğimizdeki Futbolda gelinen postmodern kolonizasyon (sömürgeleştirme) aşamasını
kim hayal edebildi ki? Doğrıusu “öngörebilirdi ki?” dememiz gerek.

Görüldüğü gibi “Matematiksel düşünme” çarpıcı biçimde kimi örtük gerçekleri algılamamızı kolaylaştırıyor. Hep yazdığımız ve Ali hocamızın hep yapageldiği gibi karmaşık matematik de gerekmiyor  çoğu kez.. Aritmetik, 4 işlem bile çok işlevsel..

Eldeki verilerden kalkarak “Öngörebilmeyi” (prediction, estimation..) öğrenmemiz gerek.
Bu ne istihare ilkelliği ve zavallılığı ne de medyum önbiliciliği (kahinliği) saçmalığı..

SAYISAL KARAR VERME SÜRECİ…

İyice anlaşılsın diye “gavurcasını” da verelim de “Sen mi icat ettin??” denilmesin !

Quantitative decision making procedures…

Sayın Ercan, bir de olguları – süreçleri “kavramsallaştırma” (conceptualsation) katkısı veriyor :

P
erfect Globalization!

İzniyle biz sondaki ünlemi ayraç içine almak istiyoruz..
Bir parça olsun alaysılama (ironi) tam da burada hakkımız değil mi??

Yaşasın “Perfect Globalization(!)” aşaması!

Sevgi ve saygı ile.
20 Eylül 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Prof. Dr. D. Ali ERCAN : BİLİM ve AKIL ÜZERİNE

Bilim ve Akıl üzerine


Dostlar
,

Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan hocamızın çok değerli bir makalesi bize kendisi tarafından
pdf olarak ulaştırıldı.

Ali hocamız bu özlü yazısında “Bilim ve Akıl” bağlamını işlemekte..
(ADD Bilim Kurulu Başkanı olarak, ADD Dergisinde birkaç ay önce yayımlamıştı.)

Bilindiği gibi bizim web sitemizin de “ana pusulası” BİLİMSEL AKICILIK’tır!

Bu değerli makaleyi okumak için lütfen tıklar mısınız??

BİLİMİN MUM IŞIĞI-1

*****

Sayın Prof. Ercan, bu iletisinde 3 makalesini daha pdf olarak eklemiş.
Bu makalelere daha önce sitemizde yer vermekle birlikte, 4 yazının birlikte olması bakımından, söz konusu öbür 3 makalenin erişkeleri de (link) aşağıdadır :

Türkiyede depremler.æ –

75 yıllık gelişim.æ

Türkiye’nin ekonomik durumu.æ

*****

Bu site okurlarının çok iyi tanıdığı gibi, Prof. Ercan çok geniş ilgi alanı ve derinliği olan
gerçek bir Cumhuriyet aydınıdır.. Sitemize yazdığı çok sayıda değerli yazı ile güç katmıştır.
Kendisine teşekkür borçluyuz.. Tanıdığımız en zeki insanlardandır, iyi bir satranç ustasıdır.

Sayın Ercan, Yüzbaşı rütbesinde iken kendi isteğiyle TSK’dan ayrılarak sivil yaşama geçmiş ve Almanya’da Fizik eğitimi almıştır (Köln Üniv.). Uzun yıllar bu ülkede çalışarak Nükleer Fizik Doçentliğine yükselmiştir. Memleketi olan Kars Kafkas Üniversitesinde Profesör ve
rektör yardımcısı olarak görev almıştır.

Savunma Sanayisi Müsteşarlığı (Korgeneralliğe denk) gibi önemli ve kritik bir görevde bulunmuş ve emekli olmuştur. Halen Ankara’da yaşamaktadır ve ADD Bilim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmektedir. 2004-2006 dönemi ADD Genel Başkan Yardımcılığı görevimizi
biz kendisine devretmiştik 2006-2008 dönemi için. ADD Bilim Kurulunda da 2012-2014 döneminde kendilerinin başkanlığında Kurulun Yazmanı olarak görev almıştık.

Çok sayıda açıkoturumda, bilimsel programda ADD veya başkaca kurumlar adına AYDINLANMA ve ATATÜRK etkinliklerinde O’nunla birlikte olma keyfini yaşadık

Kendisinden çook şeyler öğrendik ve daha da öğreneceğiz.

Her şeyden önce “Matematiksel düşünme” yi…  ve Matematik yöntemleri günlük yaşam sorunlarının ussal (akılcı) ve nesnel çözümünde kullanmayı..

Sayın Prof. Ercan’ın dostu olma onuruna eriştik..  (umarız..)

Yazılarının mutlaka okunması, okutulması ve arşivlenmesi dileğiyle..

Facebook’taki sitesi de izlenmeli :

– https://www.facebook.com/ali.ercan.982?fref=ts

Oradaki fotoğrafı aşağıdaki gibi..

Ali Ercan

Sevgili Ali Ercan hocamıza sağlıklı, üretken, onurlu nice yıllar diliyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
05.09.2015, Datça


Dr. Ahmet SALTIK

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com