OECD ve TÜRKİYE Zenginler Kulübünün en yoksul üyesi

OECD ve TÜRKİYE
Zenginler Kulübünün en yoksul üyesi

Konuk yazar : Prof. Dr. D. Ali ERCAN

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Değerli arkadaşlar,

1948’de bizim de Kurucu Üyesi olduğumuz OECD (Ekonomik Gelişme ve İşbirliği Örgütü) içinde Türkiye’nin yerini değişik değerlendirmeler açısından yıllardır (merakla, buruklukla, endişeyle) izliyorum.

20 Üye ile başlayan ve Merkezi Paris’te bulunan bu Örgütün şu anda 36 Üyesi var. OECD’nin toplam nüfusu 1,3 milyar. Dünya nüfusunun %17’sini oluşturuyor ama buna karşın Dünya toplam GSMH’nın %62 sine sahip. (AS: GSMh ülkelerin milli geliri için.. Dünya için bu kavram yerine Toplam Küresel Gelir kavramı uygun olur..)

Dünyada kişi başına ortalama gelir 10500 $/yıl iken, OECD ortalaması yaklaşık
10500 x 62/17= 38 bin $’dır…

Bu durumda, 2017 yılında kişi başına (p.c.) ortalama geliri 10 400 $ olan Türkiye’nin, hemen her alanda liste sonlarında oluşu kaçınılmazdır…

2018’de durum daha da kötüleşmiş olarak tablolara yansıyacaktır. Çünkü $/TL paritesindeki aşırı yükseliş nedeniyle, 2018 yılı ulusal gelirimiz 2017’ye göre 190 milyar $ eksikle, 650 milyar $ olarak görünecektir… 2018’de kişi başına ortalama yıllık gelirimiz de 8 bin Doların altına düşmüş oluyor..

Ekteki grafikte yatay eksende “Maddi olanaklar” a karşılık düşey eksende ülkelerin “Yaşam Niteliği” gösteriliyor. Türkiye 3. kümede ve daha uzun yıllar bu Tablo pek değişeceğe benzemiyor… æ😣

Otomatik alternatif metin yok.

Düzeltme notu 
Paylaşım için teşekkür ederim, değerli Saltık.
Yazıda önemli bir noktayı unutmuşum (yaşlılık!)
Grafikte Türkiye’nin üzerinde bulunduğu “savurganlık” üst sınırını da  belirtmiştim (kesik çizgi)
Buna göre Türkiye OECD Ülkeleri arasında Savurganlıkta başı çekiyor.. Enerji, Zaman, İnsan gücü, malzeme… tüm olanaklarımızı (kullanmamak değil!) %60 israf ediyoruz… Savurganlık sıralamasında %57 ile ABD 2. sırada…  Tüm sorunların anası olan Savurganlık sorununu her fırsatta dile getirmek gerekiyor… Övünülmeyecek, hatta utanılacak bir konuda 1. sırada olmanın ayıbı elbette büyük oranda Yönetimin ve Eğitimin sorumlularına düşüyor….
Sevgilerimle. æ (06.12.18)

==================================
Dostlar,

Sn. Prof. Dr. D. Ali Ercan hocamızı site okurlarımız yakından tanıyor..
Nükleer fizik uzmanı,, ADD önceki genel başkan yardımcılarından (bizden sonra..)
Gerçek bir yurtsever ve aydın..
İleri matematik bilgisini “Matematiksel düşünme” aracı olarak ustalıkla kullanıyor..
Yukarıdaki irdelemesi de güzel örneklerden biri.
Sn. Ercan bir iktisatçı değil ama böylesi bir çözümlemeye kimsenin itirazı olamaz..

Geçtiğimiz hafta Erdoğan, Arjantin’de yapılan G20 ülkeleri toplantısına katıldı.
Sanır ve korkarız ki Türkiye için bu katılım “son” olabilir.
Bu endişemizi birkaç kez sitemizde yazdık..
81 milyonluk devasa nüfusu (en az 4 milyon yabancı + 1 milyon kaçak ile 86 milyon!) ile 2017 sonunda üretilebilen 856 milyar $ ulusal gelirden (GSMH, Toplam Ulusal Gelir – TUG, İng. GNP) kişi başına düşen “aritmetik ortalama” rakamı 10 bin Doların azıcık üstünde. TUG düzeyi ile dünyada ilk 20 ülke arasına girebilen Türkiye, bu gelir nüfusa bölündüğünde 60’lı sıralara düşüyor hızla. Üstelik gelir dağılımı olağanüstü adaletsiz..

2018’de 10 Ağustos 2018 “Kara Cuma” dan yıl sonuna dek Türkiye’de yaşanan derin ekonomik yapısal bunalım ya da “Türkiye’ye dayatılan ağır ekonomik bunalım”, en az % 20 devalüasyonla kapanırsa, 850 milyar $ TUG, 2018 sonunda bu oranda düşecek demektir ki G20 sıralamasında bizden 2-3 sıra aşağıda olan ülkelerin (Hollanda, S. Arabistan..) gerisine savrulmak, G20’den düşmek demektir! Bu durum, çok ciddi ve ağır bir tablo uyarısı anlamındadır..

3 Kasım 2002’den bu yana 16+ yıldır ülkemizi tek balına yöneten AKP iktidarı adına çok ağır bir siyasal başarısızlıktır. Üstelik toplam borçları 3 katına çıkararak.

Üstelik bu sınırlı, çok mütevazi ortalama kişisel ulusal gelirin dağılımı da olağanüstü bozuktur. 36 üyeli OECD içinde gelir dağılımı bizden daha adaletsiz ülke sayısı 3’ü geçmiyor. Bu 2 ölçüt (parametre) gerekirci (determinitik) biçimde halkın gönenç (refah) düzeyini çok aşağılara çekmektedir. Oysa bu durum, din sömürüsüne dayanan iktidarın “dindar” Türkiye hedefine (!?) de uymuyor.. İslam dini özünde bunca adaletsizliğe izin vermiyor.

Öte yandan, GSMH kavramını küre geneli için veya 1 ülke öznesi dışında kullanmak semantik olarak uygun değil. “M” harfi “Milli” sözcüğünün kısaltması çünkü. Toplam Ulusal Gelir GSMH (İng. GNP) veya GSYİH (İng. GDP) için eşdeğer kavram olarak Toplam Küresel Gelir (İng. TGP) kısaltması önerilebilir.

Dileriz AKP iktidarı ulusal gelir hesaplarında yeniden “oynama” yapmaz ve kendisini – dünyayı kandırmaya yeltenmez.. Gerçekleri açıklayan TÜİK ve Sayıştay başkan yardımcıları hızla görevlerinden alındı..

  • İktidar aklını başına alarak, öncelikle çok ağır ekonomik bunalımı kabul ederek onunla yüzleşmeli ki, alınacak önlemler tanıyla uyumlu olsun.

Türkiye, 80+ milyon nüfusuna birkaç kat daha gönençli (refahlı) yaşam sunabilecek kaynaklara sahiptir.

  • 2 temel sorundan biri yersiz – gereksiz -akıl dışı – çok hızlı nüfus artışını frenlemektir.
  • İkincisi ise demokratik – hukukun üstünlüğüne dayalı halktan yana bir ekonomi politikası izlenmesidir.

    Tıpkı Cumhuriyetin ilk 15 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın mucizesi gibi.
    Hem de oyalanmadan.. KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm sürdürülemiyor..
    Yaşamın doğasına aykırı!

Sevgi ve saygı ile. 04 Aralık 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

Tıp-Sağlık Sosyolojisi / Medical-Health Sociology

 

Sevgili AÜTF Halk Sağlığı Anabilim Dalı Asistanlarımız ve Tıp Öğrencilerimiz..

Fakültemizde değişik zamanlarda veregeldiğimiz
SAĞLIK SOSYOLOJİSİ – TIBBİ SOSYOLOJİ
derslerimizin yansılarını güncelleyerek sizlere sunmak istiyoruz.

1. Sosyoloji bilim alanını tanıma
2. Toplumsal Etmenlerin Sağlığa Etkileri
3. Sağlık ve Ekin (Kültür) Etkileşimi
4. Kişi ve toplumun sağlığını geliştirmede Sosyoloji’den yararlanma.

Gibi amaçlarla bu konu Tıp ve Sağlık Çalışanları için önem taşımaktadır.

Saglik_Sosyolojisi

Hekimler ve öbür sağlık çalışanları bu dersle;

1.Toplum içinde yaşayan, bir başka deyimle “toplumsallaşmış” bir varlık olarak insanın sağlığının, içinde yaşadığı toplumca nasıl ve ne yollarla etkilendiğini işlemek.

2.Toplumsal (sosyal) çevrenin insan ve toplum sağlığına etkilerine ilişkin
örnekler üzerinde tartışmak.

3.İnsanın, kurduğu toplumsal yapı, “sosyal sistem” bütünlüğü içinde sağlığının yerini irdelemek.

4. Sağlığın evrensel tanımında yer alan “.. bedensel, ruhsal ve t o p l u m s a l  bakımlardan tam bir iyilik durumu..” olgusunun anlamını işlemek.

5. Sağlığın; toplumsal, ekonomik ve ekinsel (kültürel) belirteçlerini (determinantlarını) vurgulamak.

6. Öğren(i)cide, insan ve toplum sağlığının, içinde yaşanılan toplumsal yapıdan ayrı düşünülemeyeceği bilincini yerleştirmek.

7. Dersin sonunda öğrenci; tıp ve sağlık bilimlerinin (biyomedikal bilimler) özünde sosyal içerikli uğraş alanları, disiplinler olduğunu kavramış ve meslek değerlerini
bu doğrultuda oluşturmaya yönelmiş olacaklardır.

Bu sunu; SAĞLIK ANTROPOLOJİSİ sunumumuzla birlikte okunmalıdır. (http://ahmetsaltik.net/2014/03/04/saglik-antropolojisi-tibbi-medikal-antropoloji/)

138 yansıdan oluşan vasıl içeriğin yararlı olmasını dileriz..
Okumak için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız..

Saglik_Sosyolojisi

Ek olarak 12 sayfalık metin dosyasına da erişilebilir :

Saglik_Sosyolojisi’ne_Giris 

Sevgi ve saygı ile.
11 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Toplumsal Ruh Sağlığı / Community Mental Health


Sevgili Öğrencilerimiz,

Değerli Site Okurlarımız,

Toplumsal Ruh Sağlığı (Community Mental Health) konulu dersimizin
power point yansılarını izlemek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

Bu dosyayı son günlerde yaşanan vahşi kadın cinayetleri nedeniyle arşivden öne çıkardık.
İlk fırsatta güncelleyeceğiz..

Başta Özgecan ASLAN olmak üzere şiddet kurbanı kadınlarımıza, çocuklarımıza ve insanlarımıza armağanımız olsun..

Toplumsal_ruh_sagligi

Sevgi ve saygı ile.
25 Şubat 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yeni seri IHDI – Uluslararası İnsansal Gelişim İndeksine göre TÜRKİYE’NİN GELİŞMİŞLİK DERECESİ


TÜRKİYE’NİN GELİŞMİŞLİK DERECESİ
Dünyanın dörtte üçünden iyi durumdayız..
Yeni seri IHDI – Uluslararası İnsansal Gelişim İndeksine göre

Dostlar,

Sn. Ercan, BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) yeni seri
IHDI (International Human Development Index) verilerini paylaşıyor.

Bu yeni seriye göre Türkiye 92. sıradan 67. sıraya yöntemsel olarak “fırlatılmış” oluyor.
Veri setlerini zaman zaman güncelleyerek daha yetenekli – daha usta ölçücü kılmaya çalışmak saygıdeğer bir matematiksel çabadır.

Ancak gerek ulusal gerekse uluslararası veri tabanlarında (data base) bu karışmanın (müdahale, intervention) sakıncalı yanları da var..
Bunların başında “karşılaştırma olanağını yitirme” geliyor..

Daha somut söylemek gerekirse, Türkiye 2003’ten bu yana (3 Kasım 2002 seçimleri ile) AKP yönetiminde ve HDI sıralaması bakımından gerçek (reel) bir ilerleme sağlayamadı
bu 11-12 yılda. Şimdi ise RTE – AKP, hiç çekinmeden Türkiye’yi 90’lardan alarak 67. sıralara yükselttiklerini (!) söyleyebilecekler. Sokaktaki insan başta olmak üzere pek çok “aydın” (cık!?) bile bu masalı yutabilecek.

Nitekim IMF borçları ve MB rezervleri bakımından genel kamuoyunu yanıltıcı
gerçek dışı politik söylemler propaganda amaçlı sürdürülüyor.
Gerçi sokaktaki insan gerçek yaşam düzeyine bakaıyor olmalı ama ??

Gelir dağılımı verilerinde de böylesi bir yöntem değişikliği yapılarak uzun yılların serilerine dayalı irdeleme olanağı yşne AKP yönetimince elden çıkarıldı..
İstatisiksel yöntembilim (metodoloji) açısından bu tür sıçramalı değişiklikler üzerinde epey kafa yormak gerekecek. Eşanlı olarak, önceki serilerle güncellenen yöntemlere dayalı veri setleinn karşılaştırılmasını olanaksız olmaktan çıkaracak yeni yazılımlara gereksinim giderek artıyor..

Yöntem tartışmaları bir yana; bu listede Türkiye’den önce gelen ülkeler arasında
kimler yok ki… İnsanın içi acıyor..

Öye yandan Dünyanın en büyük 17. ekonomisi olma savlarının ne çok aldatıcı olduğunu görüyoruz.. 80+ milyon nüfuslu ülkede (Dünya nüfusunun %1,1’i!)
Dünya ortalaması olan 10,500 $ kişi / yıl (pc / pa) gelir üzerinden 17. olmanın
hemen hemen hiçbir uluslararası makroekonomik anlamı yoktur.

Derhal bu GSMH (GNP) rakamını nüfusa bölmek ve 10 bin 400 $ dolayında
pc / pa (per capita / per annum) ortalama rakamla yüzleşmek gerekir.
Bu rakamın dünya sıralaması ise 59 – 60’tır ve basit aritmetik ortalamaların
(simple mean, average) tüm yanıltıcılıklarına – temsil hünersizliklerne karşın,
yeni seri IHDI sıralamasına yakın düştüğümüz gözlenebilir.

Gelir dağılımı adaletsizliğinde dünyada başlarda oluşumuz bir başka acı olgudur ve
bu sitede Gini katsayıları, Lorenz eğrisi irdelemeleri üzerinden yazılmış birkaç makale rahatlıkla çağrılabilir. (Yaklaşık 4500 yazı şu tarihlerde sitemizde arşivlidir..)

Son yılların alanyazınında (literatüründe) sağlık için “süregelen en büyük tehdit” olarak YOKSULLUK tanımlanmaktadır (Beaglhole&Bonita 2004, vd.).
Daha doğrusu YoksullaşTIRma.. Ne yazık ki, küreselleşen emperyalizm
dünya gelir dağılımını sürekli daha da adaletsizleştiriyor ve büyük bir hızla
Dolar milyardeleri üretmeye devam ediyor.
Türkiye ise bu son süreçteki hızıyla, maşallah, dünyada en önlerde!…

Sevgi ve saygı ile.
6.7.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=====================================

portresi

 

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

 

 

Değerli arkadaşlar,

Bir süre önce “Türkiye Dünya’nın neresinde?” başlıklı bir iletiyi sizlerle paylaşmıştım  Bu iletideki Tabloda değişik alanlarda Türkiye’nin Dünya sıralaması veriliyor. Kimi arkadaşlar, bu biçimde ülkelerarası sıralamanın mantıklı ve adil olmadığını, nüfusu 2-3 milyonluk ülkelerle nüfusu 70-80 milyon olan ülkelerin
aynı sıralamaya sokulamayacağını, örneğin UNDP (AS : BM Kalkınma Programı) tarafından yayınlanan İnsanisal gelişmişlik (HDI) sıralamasında Türkiye’nin
240 Ülke arasında 90. sırada 
gösterilmesinin bir anlam taşımadığını,
haksızlık olduğunu vs. söylüyorlar.

***

Değerli arkadaşlar,

Bu itirazlarda haklılık payı var; aslına bakılırsa Birleşmiş Milletlerdeki oylamalarda da
bu bakımdan büyük haksızlık oluyor. Örneğin 2 milyonluk Slovenya’nın da 1 oyu var, nüfusu 200 milyon olan Brezilya’nın da 1 oyu var BM kararlarında. Ülkelerarası kıyaslamada, herhalde en doğrusu Dünyayı nüfusa göre 100 basamağa bölmek ve ülkenin sıralamada bu basamaklardan hangisine karşılık geldiğine bakmak olurdu… Herhangi bir konudaki sıralamada ülkenin ve önündeki ülkelerin nüfuslarının toplamının Dünya nüfusuna orantısından o ülkenin 100’lük basamak içindeki yeri belirlenmiş olur..

Sevindirici bir yenilik: Son HDI listesi birçok ayrıntı üzerindeki düzeltmelerle değişmiş durumdadır.. En son UNDP tarafından yayınlanan (inequality adjusted) IHDI sıralamasında Türkiye 23 sıra birden atlayarak, 90. sıradan 67. sıraya yükselmiş (!) görünüyor.. 1. sırada 0,96 puvanla Norveç var. Türkiye’nin puvanı 0,56.
(AS : Tam puan 1)

Bu 67 ülkenin toplam nüfusu (1,8 milyar), Dünya nüfusunun (7,2 milyar) % 25’i olduğuna göre, Türkiye 100 basamaklı İnsansal Gelişmişlik sıralamasında 25. basamakta bulunuyor demektir.. Çok bir şey değişmiyor; çünkü 240 ülke arasında
67. sırada bulunmak da yaklaşık ilk 1/4 içinde bulunmakla eşdeğer zaten.

Sevgilerimle.. æ

IHDI sıralamasında Ülkeler ve nüfusları(milyon)

  1.  Norway  5,1
  2.  Australia  23,5
  3.  Sweden  9,7
  4.  Netherlands 16,9
  5.  Germany 80,7
  6.  New Zealand  4,5
  7.  Ireland  4,6
  8.  Switzerland  8,2
  9.  Iceland  0,3
  10.  Japan  127,1
  11.  Denmark  5,6
  12.  Slovenia 2,1
  13.  Finland  5,5
  14.  Austria  8,5
  15.  Canada  35,4
  16.  Czech R  10,5
  17.  Belgium  19,4
  18.  United States 318,3
  19.  Luxembourg  0,5
  20.  France  65,9
  21.  United Kingdom  64,1
  22.  Spain  46,6
  23.  Israel  8,2
  24.  Slovakia  5,4
  25.  Malta  0,4
  26.  Italy 60,8
  27.  Estonia  1,3
  28.  Hungary  9,9
  29.  Greece  11,1
  30.  South Korea  48,9
  31.  Cyprus  0,9
  32.  Poland  38,5
  33.  Montenegro  0,6
  34.  Portugal  10,5
  35.  Lithuania  2,9
  36.  Belarus  9,5
  37.  Russia 146,0
  38.  Latvia  2,0
  39.  Bulgaria  7,2
  40.  Serbia  7,1
  41.  Romania 19,9
  42.  Croatia  4,3
  43.  Ukraine  42,8
  44.  Mexico 119,7
  45.  Chile  17,1
  46.  Uruguay  3,3
  47.  Argentina  42,7
  48.  Kazakhstan  17,2
  49.  Bosnia  3,8
  50.  Azerbaijan  9,5
  51.  Armenia  3,0
  52.  Albania  2,8
  53.  Trinidad  1,3
  54.  Mauritius  1,3
  55.  Georgia  4,5
  56.  Macedonia  2,1
  57.  Sri Lanka  21,5
  58.  Costa Rica  4,7
  59.  Mexico  119,7
  60.  Jamaica  2,7
  61.  Panama  3,4
  62.  Moldova  3,6
  63.  Lebanon  5,0
  64.  Jordan  6,6
  65.  Mongolia  2,9
  66.  Peru  30,8
  67. Turkey  77,0

 

YOKSULLUK – YOKSULLAŞtırMA ve SAĞLIK / Poverty, Making Poor & Globalisation

YOKSULLUK_ve_Saglik_6.2.2009