Suriye’li Sığınmacılara 30 Milyar Dolar Yardım Yapılmadığı İddiasına İlişkin Görüşüm

Suriye’li Sığınmacılara 30 Milyar Dolar Yardım Yapılmadığı İddiasına İlişkin Görüşüm

Mahmut Esen ile ilgili görsel sonucuMahmut ESEN
Mülkiye Başmüfettişi (E)

(AS: Bizim katkıkımız yazının altındadır..)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bu gün (AS: 28.11.2017) gerçekleştirilmiş TBMM Grup Toplantısında:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı yakınlarının; yurt dışında, vergi cenneti olarak adlandırılan Man Adasında kurulmuş bir şirket hesabına, yüklü miktarda para transferi yapmış olduklarına yönelik (önemsenmesi gereken) iddialarının yanı sıra, ayrıca Suriyeli sığınmacılar için (Hükümet tarafından ifade edilmiş olan) 30 Milyar Dolar tutarında harcamanın yapılmadığı iddiasına da yer vermiş olduğu  görülmüştür.

Ancak Suriyeli sığınmacılara yardım konusunda gündeme hemen/ayrıca getirilmiş olmasının vakitsiz olduğu; ilk (esas) iddiayı gündemden uzaklaştırabilecek/ gölgeleyebilecek nitelikte olduğu; diğer yandan konuya ilişkin iddiaların somut olmaktan ziyade, soyut ve genel nitelikte kaldığı değerlendirilmektedir.

Zira, Hükümetin bazı platformlarda dile getirdiği Suriye’li sığınmacılar için Türkiye tarafından yapıldığı ifade edilen 30 Milyar Dolar yardım miktarının:

  1. a)Sadece merkezi yönetim bütçesinden yapılmış olanları değil; yerel yönetimler, STK vb. kurumu ve kuruluşlar tarafından da yapılmış her türlü ayni/nakdi yardımları kapsadığı; bu yüzden rakamın yer yer tahminlere dayalı olmasının normal olduğu; yardımlar konusunda duyarsız kalan AB/ABD  vb. devlet ve diğer uluslararası kuruluşların dikkatini çekmek bağlamında propaganda amaçlı olarak bu rakamlarda bir miktar abartı olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği;
  2. b)Diğer yandan Suriyeli sığınmacılara yapıldığı ifade edilen harcama tutarının halen Türkiye de  altı yıldır bulunan 3.402.808 kişiye bölünmesi halinde; sığınmacıların yer yer Devlet tarafından karşılanan (iaşe/barınma/giyecek/sağlık/eğitim/ısınma vb.) her türlü giderleri için aylık olarak (30 000.000.000/3.402.808/6/12=122,44) ABD Doları rakamına ulaşılacağı; ortalama döviz kuru üzerinden aylık (3.9344 +1.8665/2=2.90) 2.90x 122,44= 355 TL kişi başına harcama isabet edeceği;

Bazı somut bazı durumlar dışında bu miktarın altında harcama yapıldığının (yapılmış gerçek harcama miktarının) tespitini kolay olmadığı;

Düşünülmektedir.
=================================
Dostlar,

Sayın Esen, Mülkiye Başmüfettişi olmanın ustalığı ile pratik bir hesaba girişmiş.
Tabii oldukça kaba bir hesap.. Örneğin nüfusu 6 yıldır 3 402 808 kişi sabit olarak kabul etmek olanaksız. 2011 ilkbaharında Suriye emperyalizm eliyle karıştırıldığında ülkemize başlayan zorunlu göç rakamı 6,5 yılda hızlı bir çoğalma ile bu sayıya erişti. Ayrıca 1 $ = 2.90 TL, ilgili zaman diliminin ağırlıklı ortalamasını ne ölçüde temsil ediyor??

Bunlar da bir yana, emperyalizm ile birlikte davranarak Suriye’de Alevi ve laik Esad’ı devirmek ve Mısır’daki gibi İhvan (Müslüman Kardeşler!?) rotasında bir Sünni Mezhepçi İslami rejim kurma hevesi değil miydi bunca kan dökülmesine yol veren??
Birkaç güne varmaz, Türkiye – Suriye sınırından yüzlerce km içerideki Şam’a kolaylıkla erişilir ve bu kadim kentteki Emevi camisinde namaz kılınırdı öyle mi!? (Muaviye çirkefliği!)

Atlantik ötesi emperyalist patronun / ağabeyin pohpohlaması ile ilahlara kurban edilmesi planlanan Suriye toprakları ve halkı altarda (sunakta) yakılacak, parçalanarak paylaşılacaktı. Güneydeki İhvancı İslami rejim de Türkiye’de benzer bir düzen kurma hülyasına payanda olacaktı.. 1 değil 1’den çok ham meyve yemeye kalkınca işte böyle karnınız fena ağrıyor.

Ürkünç olan bir başka boyut da bu süreçte küresel güçlerin size suç işletmeleri (kriminalize etmeleri) ve ileride Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanma zemini yaratmalarıydı. Bunu da başardı Batılı stratejik müttefikler.. Metal halka buruna geçirilmiştir. Salt o kişinin değil ülkemizin de. Şimdilerde örneğin Dolar operasyonu ile (son derece kırılgan ekonomimiz manivela yapılarak!) bu metal halkanın zinciri çekilmektedir. Kimi ufak – orta boy mali yolsuzlukların da belgeleri sızdırılmaktadır. Son günlerin Man Adası kara hesapları 2 basamağı bulmayan birkaç milyoncuk Dolar ya da Avro aktarımlarıdır ki (transfer), dişi kovuğunu bike doldurmaz.. Buzdağının dibinde milyarlarca Dolar yolsuzluk olması beklenir..

Reis, Jonathan Swift’in “Güliver” i konumundan hallice sayılır / sayılmaz..

Az kaldı “hal” le! Bunca telaş – öfke – bunaltı – küfür…. boşuna değil..

Sevgi ve saygı ile. 30 Kasım 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com 

SGK HİZMETLERİNE YÖNELİK OMBUDSMANLIK KARARI

SGK HİZMETLERİNE YÖNELİK OMBUDSMANLIK KARARI

Mahmut ESEN 
E. Mülkiye Başmüfettişi

SGK Başkanlığının bazı hatalı eylem ve işlemlerinin düzeltilmesi bağlamında TBMM Kamu Denetçiliği Kurumuna (Ombudsmanlık) yaptığımız başvurunun gereği için SGK Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. 

SGK Başkanlığı; nüfusumuzun tamamına yakınına sigorta ve genel sağlık gibi yaşamsal önemde hizmetler sunan bir kurumdur.[1] Bu bağlamda sigortalıların tedavi ve ilaç giderleri de SGK tarafından karşılanmaktadır. SGK tarafından sigortalılara verilmekte olan hizmetler nitelikleri gereği süreklilik arz etmekte ve hatta ilgilinin ölümünden sonra bile devam edebilmektedir.  Bu bağlamda  ülke ve ulusumuza uzun süre hizmet ettikten ve SGK primi ödedikten sonra emekli olan, geçmiş hizmetleri/konumları gereği özel olarak korunup kollanması gereken ve büyük bölümü kronik rahatsızlıkları nedeniyle yaşamlarının sonuna kadar belli ilaçları kullanmak durumunda kalan 11,7 milyonluk emekli topluluğuna verilmesi gereken hizmetler  özel bir önem kazanmaktadır.

Bu yüzden SGK bünyesindeki Bilgi Edinme Kanunu uygulamaları başta olmak üzere SGK’da halkla ilişkiler konusu özel bir öneme sahiptir.

Bilindiği üzere  4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu  (BEHK) uyarınca kamu kurum/ kuruluşları; bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki sahip oldukları her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, hızlı ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.

Bu amaçla kamu kurum/ kuruluşlarında bilgi edinme hakkının etkin olarak kullanılabilmesi ve bilgi veya belgelere erişimin zamanında (en çok 30 gün içinde) sağlanabilmesi için bilgi edinme birimleri oluşturulmuştur. Ayrıca bilgi edinmeden kaynaklanacak iş yükünün en aza indirilebilmesi için kamu idarelerinin hizmetlerine ilişkin bazı bilgileri internet sayfaları üzerinden yayınlamaları da gerekmektedir.

SGK’nın başvuru sahiplerinin bilgi edinme hakkının kullanılması, bilgi ve belgelere erişimde güçlüklerle karşılaşılmaması konularında SGK’nın örnek bir uygulama içinde olması gerektiği açıktır. Oysa SGK’ nın bu tür etkin/arzu edilen bir faaliyet sergileyemediği; diğer kamu idarelerine örnek olma bir yana, bilgi edinme başvuruları konusunda merkezi konumda olan Başbakanlık Bilgi Edinme Merkezinin (BİMER) de iş yükünün gereksiz yere artırılmasına neden olduğu görülmektedir.[2]

Bu amaçla SGK Başkanlığının, hizmetlerinden kaynaklanan  yakınmaları ve bilgi edinme istemlerini etkisiz hale getirebilmek, cevaplandırılmış göstermek  için  özel yöntemler  (telefonla / başvuru halinde ayrıntılı bilgi verileceği, ayrıca dilekçe verilmesi vb.) geliştirdiği tespit edilmiştir.

Yukarıdaki tespitimizi kanıtlamak bağlamında  sadece tanık olduğum / bizzat yaşadığım ve güncelliğini koruyan bazı örnek olaylar aşağıya özet halinde çıkarılmıştır.

  • Özel hastanede koroner anjiyo sırasında damara takılan ve sigortalı tarafından karşılanmış olan stent bedellerinin geri  ödemelerinin yapılıp/yapılmayacağına ilişkin 27.07.2015 günlü kısa/öz ve olabildiğince tekniğine göre hazırlanmış, BİMER/ALO 170 üzerinden ve bizzat yapılmış müteaddit başvurularla yenilenmiş olan dilekçemize, ancak CİMER aracılığıyla yapılmış başvuru üzerine  Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığının 16.06.2016 günlü yazısından sonra kısmen de olsa (10 ay sonra) bilgi alınabilmiştir.
  • Ankara’da özel bir hastanede  yapılmış muayene, bazı tetkik ve tahlillerde; 5510 sayılı Kanuna, SUT ve SGK ile yapılmış sözleşmeye aykırı olarak % 200’ü aşan ek ücret alındığının fark edilmesi üzerine, talep edilmesi halinde hastane yetkililerince aynı gün düzenlenerek verilmesi gereken SUT eki EK-1/B “Hastaya Sunulmuş Olan Hizmetleri ve İlave Ücreti Gösterir Belge” talep edilmiştir. Usulsüz ilave ücret alınıp/alınmadığı gösterecek nitelikte olan bu belge hastane yetkililerince verilmemiştir.

Bunun üzerine anılan belgeye SGK aracılığıyla ulaşılmak istenmiştir. İlki 22.02.2017 tarihli olmak üzere SGK’ya  muhtelif başvurular yapılmıştır. Alınan yanıt yazısında başvurumun işlem aşamasında olduğu, sözlü bilgi alınabileceği belirtilmiştir. İlgili müdürlüğe gidilmiş, personel tarafından “…şikayet incelemesinin altı ay sürdüğü, kendilerinden de yasa dışı fazla ücret alınabileceği vb.” açıklamalarda bulunulmuştur. Halen  dilekçeme bir cevap alınamamış, yoğun uğraşımıza karşın talep üzerine aynı gün  düzenlenerek hastaya verilmesi gereken belgeye dahi henüz ulaşılamamıştır.

  • SGK Başkanlığına, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu  (BEHK) bağlamında,  11.04.2017 gün ve 4917 sayılı, 23.04.2017 gün ve 5354 sayılı, (görevlerine son verilmiş kamu görevlilerinin emekli aylıklarının hesabı; yetim aylıkları koşullarında değişiklik yapan SGK Yönetim Kurulu kararına yönelik) iki ayrı başvuru ile bilgi/belge talep edilmiştir.

Makul bir süre içinde yanıt alınamaması üzerine talebim BİMER aracılığıyla yinelenmiştir. Bu kez SGK Başkanlığından alınmış “SGK’nın ilgili birimine ayrıca dilekçe ile başvuruda bulunmam halinde talebimin inceleneceği” belirtilmiştir. Ancak ortada yeniden başvuruyu gerektirecek bir durum yoktur. Bu yaklaşımla SGK tarafından bilgi edinme hakkının etkin olarak kullanılmasının, bilgi veya belgelere zamanında erişim hakkı önlendiği, bu yolla BEHK amaç ve ruhuna aykırı hareket edildiği, BEHK etkisiz hale getirildiği açıktır.

  • SGK; kronik rahatsızlıklarım nedeniyle sürekli kullanmakta olduğum bazı ilaçların doz bitim tarihlerini (ilk kez kullanılan 30 tabletlik bir ilacın bitim tarihinin 45 gün olarak belirtilmiş olması dahil) hatalı tespit etmiştir. Açık ve seçik olarak arz ve ifade edilmiş olmasına karşın mükerrer olarak yapmak zorunluğunda kaldığım başvurularıma; SGK Kavaklıdere SGMM hukuka / mevzuata aykırı, birbiri ile çelişen dayanaktan yoksun, sorunu (sorularımızı) açıklamayan noksan / hatalı cevaplar verilmiştir.

Bu hususun tarafımdan belgelendirilmesi/ısrarımız üzerine de cevap yerine bu kez “şahsen başvurmam halinde ayrıntılı cevap verilebileceği” belirtilmiştir. İletişim çağında vatandaş SGK’ya (memurun ayağına) çağrılmakta, bir tür sorguya çekilmek istenmektedir. Yukarıda verilmiş örnek olaylardan da anlaşılacağı üzere, SGK’nın hizmetlerine yönelik şikayetleri ve bilgi edinme taleplerini etkisiz hale getirmeye yönelik (üstelik yerleşik hal aldığı gözlenen) hatalı uygulamalarının hızla düzeltilmesi gerekmektedir. Halkımızın bu tarz bir uygulamaya layık olmadığı değerlendirilmektedir. Bu türden bir uygulamanın yönetim hayatımızda/biliminde yeri olmadığı düşünülmektedir.

Şikayet edilen konular genel sağlık sigortası ve bilgi edinme hakkı ile ilgili olduğu için salt kişisel/basit bir işlem değildir. Bu yüzden SGK Başkanlığının; sözü edilen eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarının, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelenmesi/araştırılması ve SGK Başkanlığına gerekli önerilerde bulunması için bu konularda yetkili 6328 sayılı Kanunla kurulmuş olan TBMM Kamu Denetçiliği Kurumuna (Ombudsmanlık) başvuru yapılmıştır.

Şikayetimiz üzerine KDK tarafından 14.09.2017 gün ve 10855 sayı ile “gönderme kararı” verilmiştir. Anılan kararda: İdari başvuru yolları da  tüketilmeden yapılmış olan[3] şikayet başvurusunun gereği yapılmak üzere SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına gönderilmesine; 

İdare tarafından, iyi yönetim ilkelerine uygun olarak, başvurana makul bir süre içinde verilecek cevabın bir örneğinin KDK da gönderilmesine; 

İdare tarafından başvurana verilecek cevabın tebliği veya 60 gün içinde cevap verilmemesi halinde bu sürenin bitimi tarihinden itibaren KDK yeniden başvuru yapılabileceğinin başvurana hatırlatılmasına; karar verilmiştir.

Görüldüğü üzere şikayetimiz üzerine başlatılmış süreç devam etmektedir. Bu sürecin sürdürülmesinde ve izlenmesinde toplumsal yarar olduğu anlaşılmaktadır.

[1]  Türkiye’de 31.05.2016 itibarıyla; 20.775.874 aktif, 11.553.846 pasif (emekli) olmak üzere toplam 32.329.720 sigortalı kişi bulunmaktadır.
(http://www.bumko.gov.tr/Eklenti/10275,2017yilibutcegerekcesi.pdf?0&_tag1=E595FBCC29FA4EAD494A56873635CD3CC34B8222)

Öte yandan 5510 sayılı Yasa uyarınca Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamındaki sağlık hizmetlerinin, tek elden SGK aracılığıyla verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle halen toplam nüfusumuzun % 99’u  (TBMM üyeleri, AYM Başkan ve üyeleri, bankaların yardımlaşma sandıkları vb. kuruluş mensupları dışında) GSS sistemi kapsamına alınmıştır. Yeterli gelire sahip olmayan vatandaşımızın sigorta primleri Devlet tarafından ödenmektedir. (AS: Anayasa md. 60)

[2] 7.06.2017’de BİMER’e yapılan (istek/öneri/şikâyet) şeklindeki başvuruların sayısının 808.844’e ulaştığı anlaşılmıştır.
[3] SGK Başkanlığınca nüfusun tümüne yakınına hizmet verildiği için çok sayıda rutin/teknik nitelikli idari işlem tesis edilmektedir. Bu işlemler alt kademe birimlerince  yerine getirlldiğinden, üst makamların müdahale olanakları sınırlıdır. Bu yüzden SGK’daki işlemlerde idari başvuru yollarının tüketilmesi kolay değildir.
===========================================
Dostlar,

E. Mülkiye başmüfettişi Sn. Mahmut ESEN dostumuz gerçekte emekli değil!
Kendi özelinde halkın hakkını aramayı sürdürüyor ve ilerleyen yaşında hakkını bilgiyle, dirençle almaya çabalıyor. Artık bu bürokratik zorlukları Türkiye aşmak zorunda. Yurttaş bunca vergi veriyor, bedel ödüyor.. Kamudan hak ettiği nitelikli hizmetleri alma hakkı var. Hem yasal düzenlemeler hem de Kamu Görevlileri Etik İlkeleri (5176 sayılı yasa) yurttaş bakımından bu hakkı, kamu açısından da yükümlülüğü pekiştiriyor. Gereğinde sorumlulara yaptırım uygulanmalıdır.

Sevgi ve saygı ile. 01 Ekim 2017, Ankara

 

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

15 TEMMUZ’UN YIL DÖNÜMÜNDE 26 ADET KHK’YE TOPLU BAKIŞ

15 TEMMUZ’UN YIL DÖNÜMÜNDE
26 ADET KHK’YE TOPLU BAKIŞ

Mahmut Esen
E. Mülkiye Başmüfettişi

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Olağanüstü Hal kapsamında bazı tedbirlerin alınması, bazı kamu/özel kurum ve kuruluşlara dair düzenleme yapılması, bazı kanunlarda değişiklik yapılması vb. amaçlar için Anayasanın 121 inci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4 üncü maddesine göre,  Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 22.7.2016- 05.06.2017 tarihleri arasında kararlaştırılmış olan 667[i] – 692 sayılı (toplam 26 adet) KHK yayınlanmıştır.

Olağanüstü hal ilan ediliş nedenleri ve süresi ile de sınırlı olmayan çok sayıda/köklü değişikliklerin yapıldığı, bu bağlamda KHK aracılığıyla Devletin yeniden yapılandırılmak istendiği anlaşılmaktadır.

Nitekim KHK’ler ile özgün/yeni düzenlemelerin yanı sıra kişisel/toplumsal yaşamın tüm evrelerini kapsayan sayıları 256 adedi bulan muhtelif kanunlarda (bazıları mükerrer olmak üzere) ek/değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Mevzuat alanında toplam 785 maddeye ulaşan yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Sözü edilen KHK’lerle getirilmiş ve AYM’nin yetkisizlik kararlarından sonra daha da yaşamsal önem kazanmış olan bu düzenlemeler; KHK’lerde izlenmiş sistematiğe uygun olarak birleştirilmiş, yer yer güncelleştirildikten sonra bölümler halinde analitik olarak özetlenmiştir. Konunun daha iyi anlaşılması bakımından uygulama örnekleri verilmiş/kısa açıklamalarda bulunulmuştur.

Kamuoyunun sağlıklı bilgi sahibi olması, getirilmiş düzenlemelerin topluca hatırlatılması amacıyla ilişikte (iki farklı formda) hazırlanmış yazımız bilgilerinize sunulmuştur.

Saygılarımla. 23.07.2017
Mahmut ESEN
Mülkiye Başmüfettişi

[i] 667-669,671 ve 674 sayılı KHK’ler; TBMM tarafından da kabul edilerek 6749, 6755-6758 sayıları ile yasalaştırılmıştır.
===================================================
Dostlar,

E. Mülkiye Başmüfettişi Sayın Mahmut Esen, son 1 yıldır önemli bir görev yürütüyor. OHAL dönemi içinde Cumurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca çıkarılan ve bir bölümü TBM’de yasalaştırılan OHAL KHK’lerini bir Mülkiye Başmüfettişi titizliği ve yetkinliği ile irdeliyor, özetliyor, önemli bölümleri öne çıkarıyor.

Ne yazık ki OHAL rejimi ülkemizde 1. yılını doldurdu ve 4. kez uzatıldı. İlk yılda 26 OHAL KHK’sı çıkarılarak tüm Devlet / Kamu yapısı ve işleyişi kapsamlı ve köktenci biçimde yeniden yapılandırıldı. Kodifikasyon bağlamında bu denli kapsamlı ve köktenci düzenlemelere tarihte rastlamak pek olanaklı değil. Tam anlamıyla “olağanüstü” bir dönem yaşanmakta. Bu OHAL KHK’leri ile yer yer Anayasa çiğnenmekte ancak Anayasa Mahkemesi önüne götürülen iptal istemlerini (davalarını) ne yazık ki, daha öncesinde tersi yönde içtihatların da varlığına karşın, “yetkisizlik” gerekçesi ile geriçevirmiş bulunuyor (!?). Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, OHAL dönemlerinde Anayasaya aykırı KHK çıkarılabileceğini savlayacak ölçüde kendinden geçmiş bulunuyor. FETÖ ile savaşım bağlamında kuru ile birlikte yaş da yanıyor ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan bizzat itiraf ederek “At izi it izine karıştı..” diyor.

Son derece kapsamlı ve derinlikli, zaman olarak ciddi yayılımlı bir “altüst oluş” süreci yaşanmakta. Pek çok mağduriyetin asla giderilemeyeceği ortada. AİHM de bunaldı ve 16 bin dolayındaki Türkiye’den başvuruyu, OHAL Komisyonu‘na başvurulmadığı için reddetti. 7 kişilik bu Komisyon onbinlerce dosyayı nasıl etkin, adil ve hızlı inceleyebilecek? Üstelik Bakanlar Kurulu ve HSK tarafından kuruluyor.. Bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmalı. Sonrasında yer yer idari yargı yolu açılıyor; ancak kesin kararlara erişmek yılları bulabilecek. Geç kalan adalete “adalet” denemeyeceği açık. Daha farklı birşeyler yapılmalı; hem adaletsizlik yaratma önlenmeli hem de bu işlemlerin yargısal denetimi hızlanmalı..

Sayın Mahmut Esen’in çok kapsamlı irdelemesi 20 word sayfasına yakın. Biz tümüyle gözden geçirdik, sayfa düzeni verdik ve yer yer maddi yazım yanlışlarını düzelttik. Uzunluğu nedeniyle, girişten sonra, tüm dosyayı pdf olarak ekliyoruz. Bu emekli dosya için Sayın Esen’e teşekkür borçluyuz, bizimle paylaşarak sitemizde yayınlanmasına izin verdiği için de..

Lütfen tıklar mısınız (ve arşivler misiniz) ?

15_TEMMUZ’UN_YIL_DONUMUNDE_26_ADET_KHK’YE_TOPLU_BAKIS

Sevgi ve saygı ile. 23 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

YENİ (691 sayılı) KHK Özeti

Konuk yazar :
Mahmut ESEN / E. Mülkiye Başdenetçisi

YENİ (691 sayılı) KHK

Anayasanın 121 inci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4 üncü maddesine göre,  Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 05.06.2017 tarihinde kararlaştırılmış, 22.6.2017 günlü (mükerrer) R.G.’de yayınlanmış olan 691 sayılı KHK getirilmiş düzenlemelerin analitik özeti aşağıya çıkarılmıştır.

Saygılarımla. 27.6.17

Mahmut ESEN
E. Mülkiye Başmüfettişi

1-657 sayılı (AS : 22.04.1925 tarihli olup, 1965 tarihli Devlet Memurları Kanunu ile eş numaralıdır.) Harita Gn. K. lığı Kanunu’na ek madde eklenmiş; “uçak vb. araçların uçuş emniyetini etkileyebilecek nitelikteki (yüksek) yapıları yapılması / kaldırılmasına ilişkin bilgilerin HGK bildirilmesi ve bu bilgilerin elektronik ortamda güncel olarak yayınlanması,” konusunda düzenleye getirilmiştir.

2- 1111 sayılı Askerlik Kanunu’na ek madde eklenmiş; “terör örgütleriyle iltisaklı / irtibatlı bulunan ve askerliğe elverişli oldukları anlaşılan yükümlülerin” silah altına alınma işlemleri hızlandırılmıştır.

3-1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na yapılan bir ekleme ile, asker kişilerin “ülke sınırları dışında izinsiz üç gün geçirmeleri” de yabancı ülkeye kaçmış sayılma halleri arasına alınmıştır.

4-“Terör örgütleriyle iltisaklı / irtibatlı bulunanlar” noterlik mesleğine kabul edilmeyecek, hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk veya bilirkişilik faaliyetlerinde bulunamayacaklardır.

  5-Soruşturma (AS: adli yargıda Savcılık aşaması) veya kovuşturma (AS: yargılanma, muhakeme aşaması) aşamalarında şüpheli / sanıkların; taşınmazları / taşıt araçları / alacakları üzerine verilmiş tedbir kararlarına ilişkin şerhlerin, kendiliğinden terkini için daha önce bir yıl olarak belirlenmiş süre iki yıla çıkarılmıştır.

 Kişilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla açılan davalarda, davalılara tebligat yapılmaması hallerinde gazete ilanı yoluna başvurulacaktır.

6-Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yürütülen şirketlerde  dört ay içinde denetçi seçilememiş olması halinde denetçi ilgili Bakan / TMSF tarafından atanacaktır.

7-TMSF tarafından atanan kayyımların icra edecekleri iş ve işlemlerden dolayı; hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmayacağına ilişkin mevcut düzenleme; CMK’ye göre atanan kayyımları da kapsayacak şekilde daha ayrıntılı olarak yeniden düzenlenmiştir.

GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİNİ DÜZENLEYEN 682 SAYILI KHK’NİN DEĞERLENDİRİLMESİ

GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİNİ DÜZENLEYEN
682 SAYILI KHK’NİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Mahmut ESEN
E. Mülkiye Başmüfettişi

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

ÖzetiJandarma ve Sahil G. komutanlıklarının İçişleri Bakanlığına bağlı kolluk kuvveti haline gelmesi, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün dayanağı olan yasa maddesinin AYM tarafından iptal edilmiş olması üzerine, genel kolluk görevlilerinin disiplin işlemleri yeniden düzenlenmiştir. 682 sayılı KHK; EGM / Jandarma G. K / SGK görev yapan tüm personeli kapsamaktadır. TSK’da olduğu gibi sivil personel ayrımı da yapılmamıştır. Emniyet Disiplin Tüzüğündeki düzenlemeler esas alınmıştır. Tüzük; tüm kolluğu kapsayacak şekilde yasaya uyarlanmıştır. Disiplin cezası verilmesi gerektiren fiiller ve bunlara uygulanacak cezalar; disiplin kurullarının yetkileri artırılmıştır. Kolluk görevlilerinin tümü üzerinde tartışmasız bir şekilde sivil yönetim otoritesi tesis edilmiştir.                                                          

Giriş

1-
Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemek amacıyla, Anayasanın 121 inci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02.01.2017 tarihinde kararlaştırılmış olan;

“682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında KHK”, 23.01.2017 sayılı R.G. yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. KHK’de, genel kolluk kuvvetlerinin tabi olacakları disiplin hükümleri  (60) madde halinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

682 sayılı KHK; İçişleri Bakanlığına bağlı olarak görev yapan 265.391 polis, 139.721 jandarma, 5.007 sahil güvenlik personelini[1] ve bu kurumlarda görev yapan diğer sınıflardaki 16.000’ini aşkın  (sivil ) memuru[2] kapsamaktadır. Ayrıca KHK ile  yapılan bu düzenleme, genel kolluğa yönelik olması nedeniyle de halkımızı da yakından ilgilendirmektedir.

Belirtilen nedenlerle yazımızda; sözü edilen KHK hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi için ayrıntıya girilmeksizin özet/teknik bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda disiplin hükümleri konusunda yasal düzenleme yapılmasını gerektiren nedenler;
KHK hükümlerinin kaynağı, disiplin mevzuatında yaptığı değişikler, temel/yerleşik disiplin mevzuatından farklılıkları ele alınmaktadır.

Bu Tür Düzenleme Yapılması İhtiyacı

2- Bilindiği üzere 668 sayılı olan başta olmak üzere KHK ile Jandarma Gn. K. ve Sahil Güvenlik K. teşkilat kanunlarında köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu bağlamda J. Gn. K. ve S.G.K’lığının İçişleri Bakanlığına bağlı olduğu, personelinin kolluk kuvveti olduğu vurgulanmış, “askeri personel” ibareleri teşkilat kanunlarından çıkarılmıştır. Jandarma ve Sahil G.K. 657 sayılı DMK kapsamına alınmış, Jandarma Hizmetler ve Sahil Güvenlik Hizmetleri adı altında iki ayrı (yeni) sınıf oluşturulmuştur.

Jandarma ve SGK komutanlıklarının kuruluş ve teşkilatlanması İçişleri Bakanlığınca düzenlenecektir. Personelin alınma ve terfi işlemleri İçişleri Bakanlığınca yapılacaktır. Personele verilecek disiplin cezaları için özel bir kanun çıkarılacaktır. Jandarma ve SGK personeli 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu kapsamından çıkarılmıştır.

Özel kanun çıkarılınca kadar Jandarma ve Sahil G.K. personeli hakkında Emniyet Teşkilatı disiplin mevzuatı hükümleri uygulanacaktır.

3-Diğer yandan 23.03.1979 gün ve 7/17339 sayılı Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün
(ETDT) dayanağı olan 3201 sayılı ETK 83. maddesi; Anayasa Mahkemesinin 13.01.2016 gün ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla,  
“… disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin tüzükle belirlenmesinin; Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu… gerekçesiyle iptal edilmiştir. İptal hükmünün, karar R.G. de yayımlandıktan bir yıl sonra (29.0.1.2017 tarihinde) yürürlüğe girmesi gerekmektedir.

  1. Gn. K ve SGK yanı sıra EGM personelini de kapsayan (682 sayılı KHK ile getirilmiş) bu düzenlemeyle, anılan AYM iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra doğacak olan hukuki boşlukta giderilmiş olmaktadır.

Kapsamı

4682 sayılı KHK disiplin hükümleri yönünden, EGM/ J. Gn. K. ve SGK resmi görevlilerin yanı sıra her sınıftan diğer memurları da ( 657 Sayılı DMK tabi sivil memurları da ) kapsamına almıştır. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğündeki düzenlemenin KHK muhafaza edildiği, bu suretle 657 sayılı Kanuna tabi olan sivil memurlardan da aynı disiplinin beklendiği görülmektedir. Bu nitelikte bir düzenlemenin sivil memurlar yönünden ağır hükümler içerdiği düşünülmektedir.

Nitekim; TSK’da görevli 657 sayılı DMK tabi memurlar disiplin hükümleri yönünden, 657 sayılı Kanunun 233. maddesindeki kuralda dikkate alınarak, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır. TSK görevli sivil memurlar için 11.3.1983 gün ve 83/6153 sayılı BKK ile çıkarılmış ayrı bir disiplin yönetmeliği bulunmaktadır.

Kaynağı

5-KHK’de; personele verilecek olan disiplin cezalarının türleri ve tanımları, disiplin cezası verilmesi gerektiren eylem/işlem/tutum ve davranışlarının belirlenmesinde,  ETDT yapının büyük ölçüde korunmuş olduğu, bu konularda fazla bir değişiklik yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır.

Örneğin ceza gerektiren fiillerin toplam sayısı ETDT 119, KHK’de ise 129 madde halinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler sırasında özellikle Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiillerin artırılmış olduğu görülmektedir.

(-Ülkenin bağımsızlığını zedelemeye, bütünlüğünü bozmaya ve milli güvenliği tehlikeye düşürmeye yönelik herhangi bir faaliyette bulunmak veya aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, vakıf, dernek ve benzeri teşekküle katılmak, bunlara yardım etmek veya bu yapılarla ilişki içerisinde bulunmak;

İşkence yapmak;
Eylemleri de, Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesini gerektiren haller arasına alınmıştır.

6ETDT ayrı ayrı maddelerde yer alan (Amirin emrinin yerine getirmeme, görev yerinden ayrılma/göreve gitmemek; kağıt/belge/kayıtlar üzerinde yasak fiiller işlenmesi; görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklama vb.)  hallerde, Devlet/kişiler zarara uğratılmış yada hizmetin gecikmesine/durmasına/aksamasına neden olunmuş ise zararın derecesine veya durumun ağırlığına göre ilgili personel hakkında meslekten çıkarma cezasının da uygulanabileceğine ilişkin düzenlemeler; KHK tek madde de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Bu bağlamda ağırlaştırıcı ceza verilebilecek fiillerin sayısı da artırılmıştır.

7-Geçmiş hizmetleri olumlu/başarılı personele bir alt disiplin cezası uygulanabileceğine ilişkin disiplin hukukundaki yerleşik kurala KHK’de yer verilmemiştir. Eylemlerin tekrarı halinde daha ağır ceza verilmesi konusunda ise (sürücü ehliyetlerinin geri alınmasına benzer şekilde) farklı bir düzenleme yapılmıştır. Disiplin hukukuna getirilen yeni düzenlemeye göre, bir/beş yıl içinde işlediği disiplin suçları nedeniyle, tespit edilen oranların üzerinde disiplin cezası veya ceza puanı alan personele, disiplin kurulu kararıyla meslekten çıkarılma cezası verilecektir.

8- J. Gn. K. ve SGK komutanlarına özel durumlarda (TSK benzer şekilde) emri altındakileri geçici olarak (24 saat süreyle) kontrol altına alma/aldırma yetkisi verilmiştir.

Disiplin Amirleri/Disiplin Kurulları

9-İlçede kaymakamların, ilde valilerin, Bakanlıkta Bakan’ın, personelin en üst disiplin amiri olduğu; disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme konularında genel yetkili olduğu açık/seçik olarak belirtilmiştir.

(Disiplin amirlerince; disiplin kurulu kararı olmaksızın doğrudan makam/rütbelerine göre uyarma; kınama ve 15 güne kadar aylıktan kesme cezası verilebilmektedir. Daha ağır cezaların verilmesinde ise personelin, görev yeri/ rütbe/fiilin ağırlık derecesine göre belirlenmiş disiplin kurulu kararına gerek bulunmaktadır.)

10- BKK yürürlüğe girmiş olan konuya ilişkin genel Yönetmelikte; hakkında disiplin soruşturması yürütülen Devlet memurunun dosyasının görüşüldüğü disiplin komisyonlarında, memurun üyesi olduğu sendika temsilcisine yer verilmesine ilişkin kural bulunmaktadır.
KHK; 657 sayılı Kanuna göre EGM çalışan GİHS (sivil) memurlara da bu hakkın tanınmadığı görülmektedir.

(Oysa 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 15. maddesinde yer alan “ Emniyet Hizmetleri dışındaki sınıflarda görev yapanların sendika üyesi olamayacaklarına” yönelik ibare AYM tarafından 29.1.2014 gün ve E:2013/130, K:2014/18 sayılı kararla iptal edilmiştir.)

 Bu bağlamda KHK, yalnızca astsubaylara yönelik olarak, astsubayların disiplin dosyalarının görüldüğü (bazı) disiplin kurulları toplantılarında kıdemli astsubay üyeye yer verilmesiyle yetinilmiştir.

11– Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilmiş görevleri yerine getirmek üzere disiplin kurulları oluşturulmuştur. EGM, J. Gn. K. ve SGK bünyelerinde (ETDT modeline uygun) ayrı ayrı yapılanmaya gidilmiştir.

Disiplin kurulları illerde (SGK için bölgelerde), eğitim ve öğretim tesislerinde/ Asayiş K.K. benzeri komutanlıklarda, kurum merkezinde (merkez disiplin ve yüksek disiplin) kurulmuştur.

  1. Bölge K.’da ayrı bir disiplin kurulu kurulmasına gerek görülmemiştir.

12-Genel kolluk görevlilerinin tümü üzerinde; istisnasız ve tartışmasız bir şekilde
mülki idare (sivil yönetim) otoritesinin tesis edildiği açık ve seçik olarak görülmektedir.

Bu bağlamda;

İl/bölge disiplin kurullarına vali yardımcısı başkanlık etmektedir. İl disiplin kurulu kararları (meslekten çıkarma hariç) vali onayı ile kesinleşmektedir. Diğer kurullar tarafından verilen kararlar ilgisine göre EGM; J. Gn. K./SGK veya Bakanın onayı ile kesinleşmektedir. Meslekten çıkarma kararları tümüyle Bakan onayına bağlıdır.

Vali; EGM, J. Gn. K. ve SGK tarafından uygun bulunmayan disiplin kurulu kararları bir üst kurulda karara bağlanacaktır. Aynı şekilde kurum yüksek disiplin kurulunda uygun görülmeyen kararlar da Bakanlık YDK görüşülecektir.

(Genel kolluk görevlilerinde disiplini/hiyerarşiyi tam olarak sağlamaya yönelik olarak getirilmiş olsa da bu tarz düzenlenenin; alt kademe disiplin kurullarını ve disiplin amirlerini atalete sevk edebileceği, YDK (kurum/ Bakanlık)  iş yükünü gereksiz yere artıracağı hususunun göz ardı edildiği düşünülmektedir.)

Soruşturmacı tarafından teklif edilmiş olan cezanın, disiplin kurullarınca (ağır olarak nitelendirilerek) uygun bulunmaması hallerinde, disiplin amirleri tarafından personele daha alt ceza verilmesine ilişkin mevzuatımızdaki yerleşik uygulamadan vazgeçilmiştir. Bu durumlarda disiplin kurullarına, fiile uygun başka bir disiplin cezasını belirleme konusunda yetki verilmiştir.

13Kurumların en üst amirlerinin  (Emniyet Gn. Md./ J. Gn. K, SGK) disiplin cezası gerektiren fiilleri öğrenildiğinde, haklarında Bakan tarafından müfettiş görevlendirilmektedir. Soruşturma sonunda Bakan tarafından; uyarı, kınama veya 15 güne kadar aylıktan kesme cezaları resen (doğrudan) verilebilecektir. Daha ağır cezalar (Devlet memuriyetinden çıkarma dahil) ise Bakanlık YDK kararına dayalı olarak verilecektir.

14-Bakanlık YDK benzer şekilde, her düzeydeki disiplin kuruluna, disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme vb. konularda yetki verilmiştir.

Hakkında disiplin soruşturması yapılan personele soruşturma dosyasını inceleme hakkı getirilmiştir. (Yerleşik mevzuatta bu hak sadece Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin soruşturmalar için geçerlidir.)

15-KHK uygulanmasına ve disiplin kurullarının çalışma usul ve esaslarına ilişkin konular, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecektir.

Mevzuatta Yapılmış Değişikler/ Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

16- 657 sayılı DMK 134. maddesine göre (BKK dayalı olarak) çıkarılmış Yönetmelik kapsamında (anılan Yönetmelikte yapılacak bir değişiklikle düzenlenebilecek) olan İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun görev alanının genişletilmesi ve YDK yeniden oluşturulmasına ilişkin konularda bu kez KHK ile düzenleme yapılmıştır.

17-İl valisinin genel ve özel kolluk görevlilerine doğrudan ceza vermesi/ceza verilmesini talep etmesine yönelik 5442 sayılı Kanunun 19. maddesindeki düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır.

KHK ile genel kolluk görevlilerinin disiplin hükümleri düzenlenmiş olduğundan genel kolluk yönünden bir sorun bulunmamaktadır. Ancak bu suretle (arzu edilmemiş olsa dahi) il valilerinin özel kolluk (belediye/orman/gümrük/köy vb.) görevlileri üzerindeki İl İdaresi Kanunundan kaynaklanan bazı yetkileri de kaldırılmış olmaktadır. Diğer yandan 5442 sayılı Kanunun 31/I maddesinde kaymakamlar için yer verilmiş benzer düzenlemeye ise dokunulmadığı görülmektedir.
==========================================
Evet dostlar,

E. Mülkiye Başmüfettişi Sayn Mahmut Esen çok önemli bir kamu görevi yapıyor.
OHAL KHK’lerini sistemli olarak, yılların Mülkiye birikimi ile irdeliyor.
Daha önce de bu bağlamda birkaç çözümlemesine yer vermiştik sitemizde.
682 sayılı OHAL Kararnamesi 16. KHK’dır. 20 Temmuz 2016’dan bu yana çıkarılan OHAL KHK’leri ile ülkemiz fiilen, TBMM dışlanarak – kurgulu “tatile sokularak” daha açıkçası SÜRGÜNE YOLLANARAK fiilen TEK ADAM RTE TARAFINDA YÜRÜTÜLMEKTEDİR.

OHAL KHK’ları açıkça Anayasaya aykırı olarak, çıkarılmaya devam edilmektedir.
İçerik olarak OHAL ilanını gerektiren durumlarla sınırlı olma Anayasa kuralı çiğnenmektedir. Ölçülülük – orantılılık bağlamında sınırlar aşılmaktadır.
Yasalarda değişiklik yapılmaması gerekmekte iken bu da yapılmaktadır.
RG’de  yayımlandığı gün TBMM onayına sunulması ve ivedilikle görüşülmesi gerekmektedir, bu anayasa kuralına da çook büyük ölçüde uyulmamaktadır…
Anayasal düzen – hukuk devleti fiili bir AKP darbesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Erdoğan her istediğini daha şimdiden demir yumrukla yaptırabilmektedir.
Ancak anlaşılmaz biçimde (gerçekte anlaşılır!) yine de bu yetkiler Erdoğan’a yetmemekte ve mutlak bir egemenlik = sultanlık = padişahlık = halife sultanlık…. istiyor..

Alllah sonunu hayreyleye..

Sevgi ve saygı ile.
02 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com