Mahfi EĞİLMEZ : Tek Hazine Hesabı Değişiyor

Mahfi EĞİLMEZ : KENDİME YAZILAR

Tek Hazine Hesabı Değişiyor

Mahfi EĞİLMEZ 12 Feb 2018

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır.)

Hazine Nakit Yönetiminin Temeli

Kamu gelir ve giderleri arasında iki tür uyumsuzluk ortaya çıkar. İlki zaman uyumsuzluğudur. Kamu giderleri sürekli ve neredeyse tekdüze bir seyir izler. Buna karşılık kamu gelirlerinin bazıları düzenli bazıları düzensiz bir seyir izler. Örneğin KDV gibi vergi gelirleri her ay tahsil edilmesine karşılık, bazı vergiler belirli aylarda taksitler halinde tahsil edilir. Bu durumda kamu kesimi açısından bazı aylarda gelir açığı bazı aylarda ise gelir fazlası oluşur. Bu uyumsuzluğu gidermek için gelir fazlası olan aylarda tasarruf yapıp gider fazlası olan ayların ödemelerini karşılamak ya da gider fazlası olan aylarda bu giderleri karşılamak için borçlanıp gelir fazlası olan aylarda bu borçları ödemek gerekir.

İkinci uyumsuzluk yer uyumsuzluğudur. Bazı illerin gelir fazlalarına karşılık bazı illerin gider fazlaları vardır. Örneğin birçok büyük vergi mükellefi İstanbul merkezli olduğu için İstanbul’da tahsil edilen kamu gelirleri, İstanbul için yapılan kamu giderlerinden fazladır. Buna karşılık örneğin Hakkâri’nin gelirleri düşüktür ve giderlerini karşılamaya yetmez. Bu durumda ülke çapında gelir ve giderlerin birbiriyle uyumlandırılması için geliri fazla olan yerlerden geliri düşük olanlara gelir aktarımı yapmak gerekir.

Bu şekilde kamu gelir ve giderleri arasında zaman ve yer itibariyle ortaya çıkan uyumsuzlukları denkleştirme uygulamasına zaman ve yer itibariyle uyumlandırma denir.  Türkiye’de, kamu gelir ve giderlerinin zaman ve yer itibariyle uyumlandırılması, hazine nakit yönetimi çerçevesinde kamu elektronik ödeme sistemi (KEÖS) aracılığıyla yürütülmektedir. Bu uygulama genel bütçeli idarelerin (TBMM, Cumhurbaşkanlığı, yüksek yargı kurumları, Başbakanlık, bakanlıklar, TÜİK vb.) gelir ve giderleriyle sınırlıdır.

Türkiye’de Uygulanan Uyumlandırma Yöntemi

Hazine nakit yönetimi 1972 yılından 2007 yılına kadar Merkez Bankası ve Ziraat Bankası’nda açılan Tek Hazine Hesabı aracılığıyla yapılıyordu. Bu yöntemin özünde gelirler ile giderlerin karşılıklı olarak denkleştirilmesi esası yer alıyordu. Gün sonunda kamu kurumlarının hesaplarındaki fazlalar Tek Hazine Hesabına aktarılıyor, açıklar ise yine bu hesaptan karşılanıyordu. Eğer Tek Hazine Hesabı açık veriyorsa bu açığı kapatmak üzere bono ihraç edilerek ya da repo işlemi yapılarak açık finanse ediliyor, hesap fazla vermişse ters repo ya da mevduat ihalesi yapılmak suretiyle fazlalık nemalandırılıyordu.

2007 yılında Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası arasında bir protokol yapılarak Tek Hazine Hesabı yöntemi yerine Tek Hazine Cari Hesabı yöntemine geçildi. 2010 yılı sonunda Kamu Elektronik Ödeme Sistemine (KEÖS) geçilmek suretiyle taşrada ve merkezde genel bütçeye dahil dairelerin bütün muhasebe birimlerinin bütün ödeme ve tahsilât işlemleri tek bir yerde toplanarak elektronik ortamda gerçekleştirilmeye başlandı. Bu yöntem, eski yöntemdeki gelir olsun ya da olmasın yürüyen otomatik ödeme yönteminden farklı olarak Hazinece yapılan günlük ödeme planlaması uygulamasını temel aldı. Bu yeni yöntemin öncekine en önemli üstünlüklerinden birisi borç ve nakit yönetimini koordineli olarak kullanma imkânı yaratmış olmasıydı.

Yeni Düzenleme ve Beklenen Yarar  

Hükümetçe basına yapılan açıklamalardan Hazine nakit yönetiminin kapsamının genişleteceği yeni bir düzenlemeye geçilmesinin hedeflendiği anlaşılıyor. Buna göre uygulanan nakit yönetimi sisteminin kapsamına yukarıda değindiğimiz genel bütçeye dahil idarelerin yanı sıra özel bütçeli idareler (YÖK, üniversiteler, ÖSYM, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, TÜBİTAK, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları, Devlet Operası, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Özelleştirme İdaresi, Karayolları, DSİ, MTA vb.), Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar (RTÜK, SPK, BDDK, Rekabet Kurumu vb.), SGK, İŞKUR, bütçe dışı fonlar (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, Özelleştirme Fonu, Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Tanıtma, Türkiye Varlık Fonu vb), döner sermayeli kuruluşlar alınacak. Kapsamın genişletilmesine özel bütçeli idarelerle başlanacak ve ileriki (AS: ileri!) aşamalarda diğer kuruluşlar da kapsama gerecek. Kapsama girmeyecek olan kamu kurum ve kuruluşları ise şöyle belirleniyor: Mahalli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT’ler), İşsizlik Sigortası Fonu, TMSF.

Kamu kesiminin bütün gelirlerinin Hazine’de toplanıp bütün giderlerinin yapılmasını sağlayacak olan yeni düzenlemenin kamu kesimi nakit akımı ve yönetimi konusunda etkinlik artışı sağlayacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Geçmişte söz konusu olduğu gibi bir kamu kurumunda nakit fazlası varken diğer bir kamu kurumunun Hazine’den nakit talep etmesi ve Hazine’nin bu kurumun ihtiyacı için gereksiz borçlanması böylece önlenmiş olacak.

Hazine Nakit Yönetiminin Ayrıntıları için Kaynaklar:

Mahfi Eğilmez, Hazine, Remzi Kitabevi
Mahfi Eğilmez, Kamu Maliyesi, Remzi Kitabevi.
Coşkun Cangöz, Emre Balıbek, Hazine İşlemleri ve Çağdaş Hazine Yönetimi, Seçkin Yay.
======================================
Dostlar,

Sayın Mahfi Eğilmez, Hazine Müsteşarlığı yapmış, Doktora sahibi bir kamu maliyesi uzmanıdır. Alanındaki birikimi saygıdeğerdir. O’nun yazıları Kamu Maliyesi bilgilerimizi büyütüyor. Kamusal kaynakların kılı kırk yararak kullanılması vazgeçilmezdir. Teknik terimle söylemek gerekirse “maksimum verimlilik” kaçınılmaz bir zorunluktur. Bizim de mezun olduğumuz Mülkiye‘nin 6 Bölümünden biri Maliye’dir ve bu Bölümden mezun olanlar ülkemiz kamu maliyesinde üst düzey görev üstlenmektedirler.

Ne var ki, 2018 yılı merkezi yönetim bütçesi (eski adıyla genel bütçe) büyük handikaplar ve eşitsizliklerle dolu. Ana kalemlere bakmak çok fikir verici..

2018 bütçe gideri 763 milyar TL (599’u vergi!),
gelir 697, açık 66 milyar TL,
Kamu borç faizi -2018 : 71,6 milyar TL
Sağlık Bak. 37,6 (%17 artırılarak) milyar TL
Diyanet İşleri Başkanlığı 7,8 milyar TL
Emniyet + jandarma 40,1 milyar TL

Birkaç türev veri     :

– Bütçenin ezici bölümü vergiler.. üstelik çoooooooookl adaletsiz.. KİT’ler vb. kamu iktisadi girişimleri hemen hemen tümüyle özelleştirilerek talan edildiğinden – yandaşlara peş keş çekildiğinden, devlet vergiye mahkum ve yetmeyince de yoksuldan vergi – zenginden borç (enflasyonun üstünde reel faizle elbette!) alarak ağır hastalıklı biçimde ayakta kalmaya çabalıyor.. Kamu hizmetlerini, kamu çalışanlarının ücretlerini.. sürekli kısıyor.
– Kamu hazine borcu olmasa, bütçe açık vermeyip 5,6 milyar TL fazlalık bile verebilecek.
Borç faizi, yeniden borçlanılarak ödenebiliyor..
Borçlanma gereksinimi devleti yüksek faizle borçlanmaya itiyor.. Geçen yıl ortalama %12 ile borçlanabildi devlet.. Erdoğan’ın bankalara “faizleri indirin” sözleri boş bir şov..
– 81 milyonluk ülkenin Sağlık Bakanlığı bütçesi, kamu borç faizinin yarısı kadar!
– Diyanet İşleri Başkanlığı muazzam bütçe kaynağı + vakıf gelirleri sahibi ama ala hurafe üretmekte ve İslam dini Hanefi sünni mezhebini, AHİM kararlarını çiğneyerek tüm topluma ısrar ve inatla dayatmakta..
– 2018 sonunda en az 800 milyar $ ulusal gelir sağlansa ve ortalama kur 4,5 TL alınsa, 3,6 Trilyon TL ulusal gelir içinde merkezi yönetim bütçesinin payı, açıkları da dahil, 1/4 oranına bile erişemiyor! Faiz gideri ve borç ana para ödemeleri çıkılırsa, ulusal gelirin 1/5’i dolayında bir devlet bütçesi büyüklüğü karşımızda.. Bu denli küçültülmüş devlet.. (AB’de devlet bütçesi ulusal gelirin ortalama %40’ı dolayında).. Üstelik son deerece adaletsiz dolaylı vergi yükü olağanüstü bozuk – adaletsiz gelir dağılımı ile..

  • Küresel emperyalizm devletimizi ele geçirmiş ve yerel + küresel srizmet eden sopalı bir tahsildara indirgemiş – dönüştürmüş durumda..mayeye h

    Kral çıplak!

Sayın Eğilmez bu ekonomo – politik boyutlara girmiyor.. Teknik analizlerle yetiniyor..

Ama yineleyelim; ne yazık ki kral çırılçıplak!

Sevgi ve saygı ile. 16 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Rifat Serdaroglu : T’si DÜŞECEK BAŞKAN!

T’si DÜŞECEK BAŞKAN!

Rifat Serdaroglu

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Erdoğan ve Bahçeli, bazı kurumlarımızın başında bulunan “TÜRK” ve “TÜRKİYE” kelimeleri kaldırılacak dediler! Eh bu düzende bu iki kişinin her dediği kanun olduğuna göre yakında kaldırılacak demektir.

TBB (Türkiye Barolar Birliği) bu konuda derhal tepki koydu. Türkiye’deki tüm üyelerini Ankara’ya davet etti, haksız ve yanlış bu uygulamaya karşı direneceklerini açıkladı.

TTB (Türkiye Tabipler Birliği) (AS: Doğrusu Türk Tabipleri Birliği) ve TÜSİAD (Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği) yöneticileri de böyle bir şeyin kabul edilemeyeceğini ve Türk ve Türkiye isimlerini korumak için mücadele edeceklerini açıkladılar.

Herkes konuştu ama sadece başkanı olduğu kurumdaki ve adındaki T’si düşecek olan, OBB (Odalar ve Borsalar Başkanı (AS: Birliği sözcüğü eksik kalmış..) Rifa (t’si düşecek) Hisarcıklıoğlu hiç konuşmadı!
Çözüm süreci denen “İhanet Sürecinde” Akdeniz Akil İnsanlar Heyeti başkanı olan Rifa Başkan, yanında Lale Mansur-Tarık Çelenk-Kadir İnanır-Nihal Bengisu Karaca- Şükrü Karatepe- Öztürk Türkdoğan ve Hüseyin Yayman gibi Türk, Atatürk düşmanları ve Öcalan dostları ile birlikte ne de havalı nutuklar atmıştı! Ayrıca, tüm iş adamlarını toplayıp Güneydoğu ve Barzani ziyaretleri de tüm basında yer almıştı!

1 milyon 300 bin üyesi olduğu söylenen, T’si düşecek OBB yönetimi ve üyeleri bu konuda ne düşünürler? Onlarda T’si düşmüş Rifa Başkan gibi “Türk” isminin kaldırılmasına seyirci mi kalacaklar?

Değerli Okurlar;
İnsan olan, inandığı değerlere sahip çıkmak zorundadır.
İnandığı değerlere sahip çıkmayanın, insanlığı elbette ki tartışılır!
Türk ve Türkiye kelimeleri de bu ülkede yaşayan herkesin koruması ve üzerine titremesi gereken değerlerdir. Eğer kendinizi Türk ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak kabul ediyorsanız bunlara sahip çıkacaksınız. Sahip çıkmazsanız bu sıfatları taşıyamazsınız…
Düz mantık aynen böyledir!

Rizeli Temel TRT 1’de bir yarışmaya katılır ve kazanır. Kendisine bir kitap hediye edilir. Kitabın adı “Düz Mantıktır!”
Temel kitabı alırken sorar, “bu kitapta ne yazıyor?”
Temel’e okuyunca öğrenirsin denince, o da “ben uğraşamam, sen kısa yoldan anlat” der.
TRT’ci, tamam der ve anlatmaya başlar;
– “Senin evinde akvaryum var mı mesela?” Temel; “Evet var!”
– İçinde su varsa, balık da vardır? Temel; “evet var!”
-Balık varsa hayvanları da seviyorsundur sen! Temel; “Evet”
-Hayvanları seviyorsan insanları da seversin herhalde? Temel; “Evet”
– “O zaman senin sevgilin de vardır? Temel; “Evet”
– Yaşlı görünüyorsun, o zaman sen evlisindir? Temel; “Evet”
– E karın olduğuna göre de homoseksüel değilsindir? Temel; “Evet”
– Bak gördün mü? İşte sana düz mantık…

Temel çok etkilenir. Kitabı alır, evine giderken Dursun’u görür.
– Dursun sorar; Temel o nedir? Temel “Düz mantık kitabı!”
– Dursun; Nasıl yani, anlat bakiim!
– Temel; Bak şimdi, sizin evde akvaryum var mı? Dursun; “Yook!”
– Temel; Eeee o zaman sen ibnesin…

Sağlık ve başarı dileklerimle 15 Şubat 2018
==========================================
Dostlar,

Sn. Serdaroğlu’nun mizah yeteneğine diyecek yok elbette.
Yürekli kalemine de..
Ne güzel oturtmuş gene değil mi?
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu kendisine ve örgütüne yazık ediyor..
İnsan azıcık ilkeli ve omurgalı olur.. Biraz da yürekli..
Bakınız TBB ve TTB, öbür meslek odaları birlikleri ve dahi TÜSİAD direniyor..

Anadolu’da, “bir de bıyıkların var.. senin babayiğitliğin bu kadar mı!?” derler adama
Rifat bey.. Anaşıldı mı?

Sevgi ve saygı ile. 15 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Bülend Kırmacı’dan makaleler – 15.02.2018

Bülend Kırmacı’dan makaleler – 15.02.2018

Dostlar,

Değerli arkadaşımız, birikimli – aydın ve üretken Sn. Bülend Kırmacı‘dan bize ulaşan e-iletiyi paylaşmak istiyoruz..
*****
Merhaba, sizlerle güncel yazılarımdan bir seçkiyi paylaşıyor, selam, sevgi ve saygılar sunuyorum. / R.Bülend Kırmacı

AVRUPALI 40, BİZ 50 SAAT ÇALIŞIYORUZ!
http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/AVRUPALI-40-BIZ-50-SAAT-CALISIYORUZ/1211

KOBİ’LER
http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/1194

Güncel Verilerle Sanayide Kapasite Kullanımı
http://blog.milliyet.com.tr/guncel-verilerle-sanayide-kapasite-kullanimi/Blog/?BlogNo=581989

Monologue, Paralogue, Dialogue: Understanding Turkey’s Operation
https://rbulendkirmaci.wordpress.com/2018/02/15/monologue-paralogue-dialogue-understanding-turkeys-operation/
*****
Kendilerine aydınlatıcı yazıları vepaylaşımları için şükranlarımızı sunuyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 15 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com


 

Yılmaz ÖZDİL : 11 şehit

11 şehit

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ,
13 Şubat 2018

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Muammer’i getirdiler.
Kafatasında hasar vardı, durumu ağırdı.
Saat 11.30 Ahmet’i getirdiler.
Dizinden ve sol kolundan vurulmuştu.
Saat 11.30 Osman’ı getirdiler. Sol uyluk kemiğinden vurulmuştu.
*
1.5 saat sonra… Saat 13.00 Halis’i getirdiler. Yaşıyordu, kaybedildi.
Saat 13.00 Hasan’ı getirdiler. Yaşıyordu, kaybedildi.
Saat 13.00 Serkan’ı getirdiler. Göğsünden vurulmuştu, durumu ağırdı.
Saat 13.00 Servet’i getirdiler. Göğsünden vurulmuştu, durumu ağırdı.
Saat 13.00 Hayrettin’i getirdiler. Kafatasında, göğsünde hasar vardı.
*
25 dakika sonra… Saat 13.25  Serkan’ı getirdiler. Vücuduna şarapnel isabet etmişti.
Saat 13.25 Umut’u getirdiler. Vücuduna şarapnel isabet etmişti.
Saat 13.25 Burak’ı getirdiler. Yaşıyordu, kaybedildi.
Saat 13.25 Mustafa’yı getirdiler. Sağ bacağından vurulmuştu, ağırdı.
Saat 13.25 Özgür’ü getirdiler. Sağ bacağı darmadağındı, ağırdı.
*
1 saat 55 dakika sonra… Saat 15.20 Hasan’ı getirdiler.
Vücuduna şarapnel isabet etmişti.
Saat 15.20 Ünal’ı getirdiler. Vücuduna şarapnel isabet etmişti.
Saat 15.20 Koray’ı getirdiler. Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
Saat 15.20  Usame’yi getirdiler. Vücuduna şarapnel isabet etmişti.
Saat 15.20 Mahmut’u getirdiler. Vücuduna şarapnel isabet etmişti.
*
20 dakika sonra… Saat 15.40 Erdem’i getirdiler. Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
Saat 15.40 İlker’i getirdiler. Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
* 35 dakika sonra… Saat 16.15 Enes’i getirdiler. Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
Saat 16.15 Oğuzcan’ı getirdiler. Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
* 3 saat 15 dakika sonra… Saat 19.30 Hamza’yı getirdiler.
Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
Saat 19.30 Hüseyin’i getirdiler. Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
Saat 19.30 Serdar’ı getirdiler. Son nefesini vermişti, morga kaldırdılar.
* 19 dakika sonra… Saat 19.49 Mehmet’i getirdiler. Sol ayağından vurulmuştu.
Saat 19.49 Türkay’ı getirdiler. Sol kulağı paramparçaydı.
Saat 19.49 Osman’ı getirdiler. Sol koluna şarapnel isabet etmişti.
* Sadece 9 saatte… Kaç vatan evladı, saydınız mı? Nereye getirdiler onları bu halde?
Hatay devlet hastanesine. Kırıkhan devlet hastanesine.
*
Grip olanlara, bademciği şişenlere poliklinik hizmeti vermiyorsun… Çocuklarımız acil servise askeri helikopterlerle getiriliyor, paramparça vücutlarından barut tütüyor.
Kimisinin kafatasına roket parçası saplanmış, kimisinin göğsünü uçaksavar mermisi delmiş, kimisinin bacağını el bombası dağıtmış.
Alt tarafı bir devlet hastanesiyle, küçücük bir ilçe hastanesi, sadece 9 saat içinde dalga dalga gelen bu kadar sayıda ağır yaralıyla, bu kadar çeşitli vakayla başa çıkabilir mi?
*
Eminim oradaki hekimler çırpınıyordur ama… Küçücük ilçe hastanesinde “harp cerrahisi” yapılabilir mi? Beyin cerrahı lazım, kalp cerrahı lazım, akciğeri böbreği göğüs kafesini toplayacak genel cerrah lazım, böylesine ağır hasarlarla karşılaşmış ortopedi cerrahı lazım, göz cerrahı lazım, çene-diş cerrahı lazım, kulak cerrahı lazım, yanık ünitesi lazım, plastik cerrah lazım, psikiyatr lazım. Üstelik, üçer dörder lazım… Sen biraz bekle diyemezsin, çocuklarımızın hepsi aynı anda, aynı aciliyetle geliyor. En başta beyin tomografisi, eksiksiz cihaz lazım, kullanacak uzman lazım, 24 saat kesintisiz hazır olmaları lazım.
*
Bina yapmakla olmuyor. Hatay devlet hastanesinde daha iki ay öncesine kadar kalp ameliyatı bile yapılamıyordu. Kırıkhan devlet hastanesinin imkansızlıklarını hiç saymıyorum bile.
11 şehidimiz vesilesiyle tekrar soruyorum : Askeri hastanelerimiz neden kapatıldı?
Ha askeri hekim, ha sivil hekim, ikisi de aynı diyorsan… Orduda istihkam sınıfı var, yol yapar, köprü yapar, geçit açar, bina inşa eder, siper inşa eder, en önemli silahı iş makinesidir.
Sivil asker farketmiyorsa, neden istihkam sınıfını kapatıp aynı işi belediyelere yaptırmıyorsun?
Fetocular askeri hastanelere sızmıştı, o yüzden kapattık diyorsan…45 bin öğretmen fetocu çıktı, 25 bin polis fetocu çıktı, 10 bin imam fetocu çıktı, Diyanet’i mesela kapattın mı?
*
Bizim gibi belalı coğrafyayla sınırı bulunmayan, terörle savaşla filan alakası olmayan Belçika’da İsviçre’de Portekiz’de askeri hastaneler var. Mantar tabancası bile patlamayan dünyanın en huzurlu ülkeleri İsveç, Norveç, Finlandiya’da askeri hastaneler var. Her ülkede var.
Yukarıdaki hazin listeyi dakika dakika tekrar okuyun lütfen, saniyelerin ne kadar kıymetli olduğunu, nasıl bir can pazarı yaşandığını hissederek, kendinizi o evlatların annesi babası yerine koyarak, lütfen sorun…
Askeri hekimlik sistemimiz neden dağıtıldı?
Askeri hastanelerimiz neden kapatıldı?
=============================================
Dostlar,

Bu yanlışın hızla düzeltilmesi gerek..

Bunca şehidimiz varken

Sevgi ve saygı ile. 14 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Dünya ve Türkiye Ekonomisinde Son Zamanlardaki Durum ve Gelişmeler

 

 

Değerli Mülkiyeliler,

Geleneksel olarak düzenlediğimiz Çarşamba Söyleşilerimizde; 14 Şubat 2018 Çarşamba günü saat 18.30’da, değerli hocamız Prof. Dr. Tuncer Bulutay, “Dünya ve Türkiye Ekonomisinde Son Zamanlardaki Durum ve Gelişmeler” konulu bir söyleşi yapacaktır.

Çarşamba Söyleşimize katılımlarınızı bekleriz.

Saygılarımızla,

Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu