Vicdan, tutarsızlık, yüzsüzük

Vicdan, tutarsızlık, yüzsüzük

D. Perinçek, Amiral Yaycı’nın görevden alınması ile ilgili eleştirilere cevaben;

“TSK’ya hiçbir siyasi tavırla müdahale edilemez.” dedi.

Müdahale (MSB) tamamen siyasi tavır…

ULUS

AKP’de iken, 13 yaşındaki kız çocuğunun nikahla evlenmesinde sorun olmadığını söyleyen Gelecek P. Gn. Bşk. Yrd. Vahdettin İnce; Türkiye’de tek dil, tek din ve tek ulus dayatması olduğunu, Türk ulusu yaratma çalışmasının tutmadığını, Osmanlı sisteminin gayet güzel işlediğini söyledi.

Osmanlı eskisi Gelecek umudu vermiyor …

VİCDAN

RTE, 23. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni”nde; “…sizlerden vicdanınızı ve imzanızı Allah korkusu ve uygulamakla yükümlü olduğunuz kanunlar dışında asla hiçbir kimsenin, hiçbir gücün emrine vermememizi istiyorum.” dedi.

“Şahsım” ve yakınları aleyhinde bir karar verin, görün ne demek istediğini…

TUTARSIZLIK

Vatan Partisi’nin,” AK Parti, MHP ve CHP ile katılacağı, zorlukları paylaştıracak bir hükümet en iyi tercih olur.” yaklaşımına, CHP Milletvekili Gürsel Tekin “Siyasette her şey mümkündür.” dedi. “CHP’nin olumlu yaklaşımı” diye atladılar.

Hani adamlar PKK işbirlikçisi, Atlantikçi idi. Nasıl beraber olacaksınız?…

SELA

Ramazan boyunca boş camilerde her akşam sela okundu salavat getirildi.

AKP camileri kapattı” dedirtmemek için çatlıyorlar ama boşuna, kapattılar…

GÜÇ

RTÜK, Sevda Noyan’ın 50 kişiyi öldürmekle tehdit ettiği programı nedeniyle ÜLKE TV‘ ye oy birliği ile üç kez program kapatma cezası verdi.

Kamunun demokratik gücü ancak buna yetti. Noyan CHP’li olsa içerdeydi…

SİRKAT

Damat Bakan’ın, “Birileri bir dönem ülkemizi ithalat cenneti yapmaya çalıştı” sözlerine CHP, ”72 yılda 57 hükümetin yaptığı ithalatın beş katını 17 yılda siz ve sizin hükümetleriniz gerçekleştirdi” yanıtı verdi.

Kıymetli damadı üzmesek…

SALGIN

Sosyal medyada paylaşılan pembe renkli örme maskeli Rus milletvekili fotoğrafının, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekiline ait olduğu ve TBMM’de taktığı iddia edildi.

Salaklık yukardan aşağıya yayılan bir salgındır…

BABA

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Düzce’de vaizlik yapan kızı Merve Sefa Likoğlu, “Anne, kızının yanında da diz üstü şort giyemez”, “Haram şirketin hissesiyle borsa oynanmaz”, “Zekatınızı, Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyasına da verebilirsiniz” gibi fetvalar vermiş.

Boynuz kulağı geçmiş…

ANLARSIN

Mavi Vatan kavramının devlette ve TSK’da büyük rahatsızlık yarattığını öne süren Murat Yetkin, “Ne demek Mavi Vatan. Diğeri ne?” diye konuştu

Yunan gelseydi anlardın…

DİŞLİ

Davutoğlu, 2015 Yüksek Askeri Şûrası’nda, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden biri olan eski Tümgeneral Mehmet Dişli’nin emekli edileceğini, ancak kararın son anda uygulanmadığını açıkladı.

Güçlü ve dişliye itiraz etme, şimdi kendi kendini temizle. Yok öyle…

YAKINIMDIR

TÜİK Başkanlığı’na, Başkan Yardımcısı ve Emine Erdoğan’ın özel kalem müdürünün eşi olan Muhammed Cahit Şirin getirildi.

Ee, o kadar hatır işi de olsun!…

BAKAN

İzmir’de camilerden şarkı dinletilmesine  tepki gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘Yapanı bulur caminin dibinde ezan dinletiriz’ dedi.

Sedat Peker döndü mü?…

ANNE

AKP Çorum Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir, Cumhurbaşkanı RTE ile yapılan toplantıda, “Bazen diyorum ki, çocuklarımın ömründen alsın size versin” dedi.

Bu kadın çocuklarını kendi mi doğurdu acaba?…

DESTEK

Bahçeli, “MHP, Siyasi Partiler Kanunuyla ilgili hazırlıklarını gündeme getirmek suretiyle hükümetin önereceği tekliflere tam destek verecektir.”

Açıklamaya ne gerek?…

YÜZSÜZLÜK

DEVA Partisi’nin Gn. Bşk. Yrdc. Yeneroğlu; AKP ile siyaset yaptığı dönemde yaşanan haksızlık ve hukuksuzlukların kendisi için dayanılmaz boyutlara ulaştığını, AKP’den çocuklarının yüzüne bakabilmek için ayrıldığını söyledi.

Devam edenler bakabiliyor herhalde…

CEZA

RTÜK eski üyesi Faruk Bildirici, RTÜK üyelerinin günlük 230 Euro harcırah aldıklarını ve sürekli dış gezilere gidip birbirlerini ağırladıklarını söyledi. Üyelerin 2019 yılında yurt dışında 32 etkinliğe katıldıkları belirtildi.

Muhalif kanallara ceza keserek karşılığını iktidara ödüyorlar…

YARDIMLAŞ-MA

İBB Meclisinde; AKP ve MHP grupları, salgın ve deprem gibi olağanüstü dönemlerde sosyal yardımlarda “vatandaş beyanının yeterli görülmesi” ne hayır dedi. Bu nedenle İBB yardım talebi toplamayı durdurdu.

“CHP yardım ediyor” denmesin, vatandaş dilensin, gelsin AKP’ye oy versin…

60. YILINDA 27 MAYIS 1960

60. YILINDA 27 MAYIS 1960

Suay Karaman 

27 Mayıs 1960 Devrimi’nin 60. yılını kutladığımız bu günlerde ülkemizde genel durum ve görünüm hiç iyi değildir. Yıllardır 27 Mayıs 1960 Devrimi’ne ‘darbe’ diye saldıranlar, ülkemizde demokrasi, hukuk, sanayi, tarım, hayvancılık, kültür, eğitim, bilim, sanat ve daha aklınıza ne gelirse her şeyi kötü duruma getirdiler.

Askeri harekâtlar ve ihtilaller, topluma olumlu getirileri ya da olumsuz götürüleriyle önem kazanırlar. Devrim ya da darbe oldukları da ancak bu şekilde belirlenir. 27 Mayıs 1960 İhtilali, 27 Ekim 1957 tarihinde yapılan ve yolsuzluk bulaştırılan genel seçimle gelen sivil iktidarın, demokrasi dışı tutum ve davranışlarıyla diktatörlüğe giden yönetimine karşı bir tepki sonucu gerçekleştirilmiştir. 27 Mayıs 1960 sabahı ve sonrasında sevinç gözyaşları içinde, coşkuyla sokağa dökülen halkımızın, baskıcı yönetimden kurtulmanın mutluluğu içinde günlerce gösterilerde bulunması, 27 Mayıs’ın halk tabanındaki desteğinin en belirgin kanıtıdır. 27 Mayıs sabahı radyoyu dinleyen halkımız, kısa bir süre sonra, sokaktaki askerlerle sarmaş dolaş olmuştu. Askeri araçların üzerine ellerinde bayraklarla gençler doluşmuştu. İnsanlar sokaklarda birbirileriyle kucaklaşıyordu. Bu görüntüler acı ve sıkıntılarının sona ereceğine inanan insanların kendiliğinden gelişen sevinç gösterileriydi. 27 Mayıs 1960 gününün hemen ertesinde, 27 Mayıs için coşkulu marşlar bestelenmesi, Türk ordusuna şükran sunmanın göstergelerinden biridir.

27 Mayıs 1960 İhtilali, tartışmasız bir devrimdir. İhtilal, toplum yapısında biriken çelişkilerin bir gün patlayışı sonucunda ortaya çıkan ve bir grubun yönetime el koymasıyla, devletin siyasal ve sosyal yapısında oluşan ani ve şiddetli değişikliklerdir.

Devrim, özünde toplumsal gelişmenin önünü açan bir güç taşır ve bir toplumdaki siyasal ve ekonomik kazanımların toplumun geniş kesimleri yararına hızla değişmesidir. 27 Mayıs 1960 İhtilali’nin amacı şöyle açıklanmıştı: “insan hak ve özgürlüklerini, ulusal dayanışmayı, toplumsal adaleti, bireyin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı olanaklı kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukuksal ve sosyal temelleriyle kurmak ve Atatürk Devrimleri’ni yeniden yaşama geçirmek.” Bu amaçla yola çıkılarak 1961 Anayasası’yla getirilen yeni ve çağdaş kurumlarla, sosyal hukuk devletiyle, özgür seçimlere gidilmesiyle ve bütün bunların on yedi ay gibi çok kısa bir zaman içinde başarılmasıyla,  27 Mayıs tartışmasız bir devrim niteliğini kazanmıştır.

27 Mayıs 1960 sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aşağıdan yukarıya doğru gerçekleştirdiği, Atatürk devrimlerine sahip çıkmak ve demokrasiyi korumak için giriştiği bu hareketi, tartışmasız bir “ihtilal” olarak tanımlamak gerekir. Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu unutmamak gerekir.

“Atatürk’ü sevmek ibadettir” diyen Celal Bayar’ın iktidarında Atatürk Devrimleri, ‘tutan devrimler’ ve ‘tutmayan devrimler’ olmak üzere ikiye ayrılmış ve tartışma konusu yapılmıştı. Türkçe söylenen ezan Arapça’ya çevrilmiş, irticaya ödünler verilmiş, özgürlükler kısıtlanmıştı. TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye emperyalist ABD’nin çıkarı için asker yollanmıştı. 6-7 Eylül 1955 olaylarındaki tahriklerin baş sorumlusu DP iktidarıydı. İsmet İnönü’yü öldürmek için Kayseri, Uşak ve Topkapı’da suikastlar düzenlenmişti. Muhalefeti cezalandırmak için Meclis Tahkikat Komisyonu kurulmuş, bu komisyonun yetkilerinin genişletilmesinden sonra, Ankara ve İstanbul’da olaylar çıkmış, ölen ve yaralananlar olmuştu. Ulusal bütünlüğümüz parçalanmış, yönetim partizanlaştırılmıştı. Basın ağır sansür altında tutulmuş, gazeteciler hapse mahkum edilmişti. Enflasyon, pahalılık, dış borçlar, karaborsa giderek artmış, nüfuz ticareti, vurgun, rüşvet, keyfi yönetim ve baskı bu dönemin ana karakteri olmuştu. Vatan Cephesi kurarak, halkı birbirine düşürenlere ve “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyenlere bugün “demokrasi yıldızı” denildiğine tanık olmaktayız.

Öncelikle özgürlüğü ilke edinen 27 Mayıs Devrimi’nin topluma kazandırdığı en büyük yapıt olan 1961 Anayasası ile laik devlet yapısına sosyal devlet ve hukuk devleti kavramları girmiştir. Bu çağdaş anayasa ile ülkemizde ilk kez Anayasa Mahkemesi kurularak, yasaların anayasaya uygunluğu denetlenerek, anayasa ihlalleri yapılmasının önüne geçilmiştir. Cumhuriyet Senatosu kurularak, çift meclis ile yasama yetkisi daha demokratik hale getirilmiştir. Devlet Planlama Teşkilatı, Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu, Devlet Personel Dairesi, Milli Güvenlik Kurulu, Türk Standartları Enstitüsü, Basın İlan Kurumu, Ordu Yardımlaşma Kurumu gibi kurulan yeni kurumlar, amaçları doğrultusunda verimli çalışmalarıyla toplumsal düzenlemelere önemli katkılarda bulunmuştur. 1961 Anayasası’yla bağımsız yargı ve hakim güvencesini sağlayacak kurumlar oluşturulmuş, grev ve toplusözleşme hakkı kurumlaştırılmış, üniversiteye ve TRT’ye özerklik sağlanmıştır.

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Yasası, Basın-Fikir İşçileri Yasası, İlköğretim ve Eğitim Yasası, Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Yasası, Gelir Vergisi Yasası gibi yeni düzenlemeler yapılmıştır. 27 Mayıs 1960 Devrimi olarak adlandırılan tarihsel olayın ürünü 1961 Anayasası ile ülkemize sosyal devlet anlayışı yerleştirilmiş, özgür bir ortam yaratılmış, çağdaş bireysel hak ve özgürlüklerin sağlanması başarılmıştır.

27 Mayıs 1960 İhtilali’nin olumsuz yanı idam cezalarının onaylanmasıdır. İdamların yapılmaması için çırpınanların emekleri boşa çıkartılmış ve çeşitli baskılarla idamlar gerçekleştirilmiştir. İdam cezalarını hiç kimse için onaylamak doğru değildir. Ne Menderes zamanında sokaklarda herkesin gözü önünde yapılan idamları, ne Menderes ve bakanlarının idamını, ne Talat Aydemir ile Fethi Gürcan’ın idamını, ne Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını, ne de 17 yaşındaki Erdal Eren’in idamını onaylamak, insanlığa yakışmaz. İdam cezası, insanlık onuruyla bağdaşmamaktadır.

27 Mayıs 1960 öncesinde, Demokrat Parti iktidarında demokrasinin, hukukun ve özgürlüğün olmadığını herkes bilmektedir. Buna karşılık demokrasiye darbe olarak adlandırılan 27 Mayıs 1960 hareketi, topluma özgürlüğü, hukuku, demokrasiyi ve aydınlanmayı getirmiştir. 27 Mayıs döneminde oluşturulan kuruluşların ve çıkarılan yasaların, topluma, demokratik rejime ve ülke yönetimine sağladığı olumlu kazanımların, aradan geçen 60 yıla karşın hala yaşaması, 27 Mayıs Devrimi’nin tarihimizdeki aydınlık ve onurlu yerini aldığının kanıtıdır. Bu nedenle 27 Mayıs 1960 Devrimi, gerek toplumsal dayanakları, gerekse yaratılan çağdaş ve devrimci anayasası ile Hürriyet ve Anayasa Bayramı’dır.

27 Mayıs’ı anlamak için, Anadolu’da başarılan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı,  Atatürk ilke ve devrimlerini, tam bağımsızlığı, emperyalizm karşıtlığını ve yurtseverliği özümsemek gerekir. Bu özümsemeden payını alamamış siyasetçiler, 27 Mayıs 1960 Devrimi’ni darbe sayarlar ve yıllardır kendi yaptıkları sivil darbeyi görmek istemezler.

Sivil darbe, hukuk dışı yasalar çıkartılarak, tüm devlet kurumlarını ele geçirmek için sistemli bir şekilde kadrolaşmak ve kendilerine karşı olanları bir şekilde yargılayıp, susturmaktır. Ülkemizde siyasi iktidar sistemli ve bilinçli bir şekilde sivil darbe uygulamaktadır. Siyasi iktidarın tüm yaptıkları bir yana, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu kesinleşen AKP iktidarının, bu karara karşın ülkeyi yönetmesi tam anlamıyla bir sivil darbedir.

Darbe ya da darbe ortamlarının yaşanmaması, hukuk devleti ve demokrasinin hiçbir biçimde kesintiye uğramaması için, ülkeyi yöneten iktidarların hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak, gerçek demokrasiyi etkin hale getirmeleri gerekir. Hukuk devleti ve demokrasiyi ortadan kaldıran askeri darbelerin ve yaşadığımız sivil darbe sürecinin, haklı ve meşru gösterilebilecek bir yanı yoktur. Gerçek demokrasiyi yok eden darbelerin her türlüsüne, etkin olarak her zaman ve her koşulda karşı konulmalıdır. Bu yüzden ülkemizde gerçek demokrasi etkin ve egemen kılınmalı, hukukun üstünlüğü gerçek anlamda sağlanmalıdır. Sivil yönetimler demokrasiyi benimsedikleri ve hukuk ilkelerine bağlı kaldıkları zaman, darbe ortamlarının yaşanmadığı herkes tarafından görülecektir…

KORONA SALGININDA NEREYE GELDİK? MUSTAFA BALBAY ile TELE1 PROGRAMI

KORONA SALGININDA NEREYE GELDİK?
MUSTAFA BALBAY ile TELE1 PROGRAMI

Değerli site dostlarımız,

Sağlıklı ve onurlu günler yaşayalim dilerim..

Bu gün,

24 Mayıs Pazar, 16:00 – 18:00 arasında

TELE1’de Mustafa Balbay ile olacağız… / olduk

– Korona salgınında nereye geldik?
– Bu aşamadan sonra olası gelişmeler neler olabilir?
– Ne gibi stratejik adımlar atabiliriz, atmalıyız??

Sorularına yanıt arayacağız.. / aradık
İzlenmesi, duyurulması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile. 26 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

GAZİANTEP’ten HALKÇI DOKTORLAR ile KORONA SALGINI İRDELEMESİ

GAZİANTEP’ten HALKÇI DOKTORLAR ile KORONA SALGINI İRDELEMESİ

Site dostlarımız, günaydın..

Bu gün, 26 Mayıs 2020 günü saat 11:00 -12:00 arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Allerjisi – İmmünolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu yönetiminde bir ZOOM oturumu yapacağız / yaptık.. 77 dakika..

Aşağıdaki adresleden canlı olarak / eşzamanlı izlenebilecektir / izlenebiliyor..

halkcidoktorlar facebook
halkcidoktorlar twitter
https://www.olayneyseo.com/halkci-doktorlar-koronavirus-salginindan-cikaracagimiz-dersler.html (youtube)

Korona salgını süreçlerini çok kapsamlı değerlendirdik..

Söyleşi metni : https://www.halkcikamuemekcileri.org/2020/05/29/koronavirus-salginindan-cikaracagimiz-dersler.html/

Bilgi ve ilginiz sunarız..

Sevgi ve saygı ile. 26 Mayıs 2020, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Salgında bulaşıcılık : 10 maddede “Ro sayısı”

Salgında bulaşıcılık:
10 maddede “Ro sayısı”

Pınar Okyay, haftalik@t24.com.tr
https://t24.com.tr/yazarlar/pinar-okyay/salginda-bulasicilik-10-maddede-r-0-sayisi,26747

Biz kızmayalım. “Dürüst yanıtlar” arayışında öğrenci kalalım hayat boyu…

Büyük İskender’i en iyi anlatan kitaplardan biri aynı zamanda arkeolog olan İtalyan yazar Valerio Massimo Manfredi tarafından kaleme alınmıştır.1 Kitapta unutamadığım bir diyalog vardır. Genç İskender, hocası Aristoteles ile tanışması sonrasında diğer misafirleriyle beraber yemeğe geçerler. Köpeği Perites her zamanki gibi İskender’in peşinde. Aristoteles “köpeğinin onu çok sevdiğini” söyleyince, İskender hocasına “Eğer öyleyse, bu bir köpeğin duyguları ve buna bağlı olarak da ruhu olduğunu göstermez mi? “diye sorar. Aristoteles, “Bu soru senin boyunu aşıyor ve hatta benim de. Böyle bir sorunun kesin yanıtı olamaz. Bir şeyi unutma İskender, iyi bir öğretmen dürüst yanıtlar verendir. Sana, seni çevreleyen doğayı öğreteceğim. Bunun bir anlamı da onları yöneten yasaları ve olanakların sınırlarını da kavramaktır.”

Ben de bir öğretmenim. Her öğretmenin biraz da öğrenci olduğunu bilirim. Hem öğretmek için öğrenmek gerekir hem de öğrenci ile paylaşım başlı başına öğrenme sürecidir. Ama, COVID-19 salgını ile yeni bir virüs, yeni bir hastalık derken her gün okumam, öğrenmem gerekiyor. Çoğumuz aynı haldeyiz sanırım. Bildiklerimle, anlattıklarımla ilgili farklı farklı yorumlar duyuyorum. Bu öyle bir dönem oldu. En ünlü epidemiyologlar neredeyse 180 derecelik kutuplarda duruyorlar. Üzerinde çok konuşulan konulardan biri de “R0“. Onunla ilgili yazacağım ve yazarken de Aristoteles’in sistematik sınıflaması gibi maddeleyeceğim. Yalnızca 10 maddede “R0“yu anlatmaya çalışacağım.

  1. R[R sıfır (R nought ya da R zero)], ülkemizde farklı kullanımları olsa da çoğunlukla “Temel Üreme Sayısı” (Basic Reproduction Number) olarak biliniyor.
  2. Bulaşıcı bir hastalığın bulaşma potansiyelini ölçmek için kullanılıyor.
  3. Hesaplanması için bir ön koşul var. Bu sayı sadece tüm nüfusun duyarlı yani enfeksiyona açık olduğu bir durum için hesaplanıyor. Bu ön koşul için kimsenin önceden hastalık etkeni ile karşılaşmamış, hastalığı geçirmemiş, bunun sonucu olarak doğal ya da aşılama yolu ile hastalığa karşı bağışıklığının gelişmemiş olması gerekiyor. Bu koşul sağlandığında R0, bir olgunun oluşturması beklenen yeni olguların sayısına denk geliyor.
  4. R0, aslında bu bir sıfır noktası durumu. Hastalığa özel olarak sabit bir sayı ya da daha da sıklıkla alt-üst değeri tanımlanarak bir değer aralığı olarak veriliyor. Örneğin kızamık için verilen R0‘ın 12-182 olması gibi. Bir kızamık olgusu 12 – 18 arasındaki sayıda kişiye bu enfeksiyonu bulaştırıyor ve onların da hastalanmasına neden oluyor.
  5. Rhesaplanırken genelde matematiksel modellemeler kullanılıyor. Modelleme çerçevesi oluşturulurken, bu modele sokulan birçok değişkenin tanımlanması gerekiyor Bulaşıcılığı etkileyen biyolojik, çevresel ve kişilerin sosyal davranışları gibi birçok faktör (AS: etmen) var. Modellere de bu faktörler (AS: etmenler) değişken olarak sokuluyor. Bulaşıcılık süresi, temas başına enfeksiyon olasılığı, temas oranı, vb. Modele sokulan değişkenler farklı ise, hesaplanan değerlerinin karşılaştırılabilmesi de mümkün olamıyor. Peki, karşılaştırıldığı olmuyor mu? Elbette bu tip karşılaştırmaların hatalı da olsa yapıldığını görüyoruz.
  6. Rdeğeri 1’den büyük (R0> 1) olduğunda, enfeksiyon toplumda yayılmaya başlıyor ve 1’den büyük kaldıkça yayılma sürüyor. Rdeğeri 1’e eşitse (R0=1), her olgu bir yeni olguya neden oluyor ve hastalık salgına neden olmadan sabit şekilde toplumda varlığını sürdürüyor. Ancak Rdeğeri 1’den küçük (R0 <1) ise yayılma gerçekleşemiyor; hastalık zamanla kayboluyor.
  7. R0 değeri ne kadar büyük olursa, salgını kontrol etmek o kadar zor hale geliyor. Ancak, Rtek başına bir salgının toplumda gidişatı hakkında bir tahmin vermiyor.3 Bunun için çoğu zaman başka parametreleri de takip etmek gerekiyor: Başlangıçtaki olguların sayısı, belirti başlamasından izolasyona kadar olan zamanda gecikme durumu, belirtisiz dönemde bulaşma oranı, temaslıların izlenmesi, izolasyon önemleri, vb.
  8. R‘ın en önemli kullanım alanı bir hastalığı ortadan kaldırmak için nüfusun ne kadarının aşı ya da doğal bağışıklık yoluyla bağışık olması gerektiği hakkında bize bilgi vermesidir. Bu da basit bir matematiksel denklem (1-1/ R0) ile hesaplanıyor. R= 2 ise, toplumsal bağışıklığın gelişmesi için toplumda ulaşılması gereken en az bağışık nüfus oranı “1-1/ 2” formülünden 1-05=0,50 yani toplumun en az %50’sinin bağışık olması gerekmektedir.
  9. Temel üreme sayısı ile sık karıştırılan bir iki sayıya da dikkat çekmek isterim. Bu iki durum için de R0 için tanımladığımız ön koşul yok. Şunu biliyoruz; hastalık etkeni toplumda yayılmaya başlayınca toplumun bir bölümü etkenle karşılaşır ve bağışık hale geçer. Zaman geçtikçe bu oran artar. Rya da Re (R time ya da R effective), bulaşma ile ilgili olarak zamanın etkisini ya da başka deyişle zamanla toplumdaki değişen bağışıklık oranını dikkate alıyor. Hesaplandığı iki farklı zaman diliminde salgının kısmen duyarlı popülasyonda belli bir zamanda (t zamanı) enfekte olmuş tek bir kişinin neden olduğu ortalama yeni enfeksiyon sayısı açıklamak için kullanılıyor. Nüfusun bağışıklık oranı arttığında, Rt/Re 1’in altına düşüyor ve toplumsal bağışıklık elde ediliyor. Benzer şekilde kullanılan bir sayı da, kontrol önlemlerinin varlığında değerlendirilen “Kontrol Üreme Sayısı [Control Reproductive Number (Rc)]”. Bu üreme sayılarının ne sıklıkla değerlendirileceği de önemli bir konu. Salgının gidişi değerlendirirken her gün değil de, belli zaman dilimlerinde (5-7 günlük) bu değerlere bakmak uygun. Elbet hep aynı yöntemle hesaplayarak ve böylece kendi içindeki değişimi izleyerek. Ama bu değişimi mutlaka diğer parametrelerin değişimi ile birlikte okumak gerekiyor. İkiye katlanma süresi gibi daha anlaşılır ölçütleri kullanmak sıklıkla öneriliyor.
  10. R0 hesaplanmasında kullanılan değişkenler; –bulaşıcılık süresi, temas başına enfeksiyon olasılığı ve temas oranı, vb.- aslında salgında müdahalenin nasıl yapılması ile ilgili de bilgi veriyor. Örneğin teması azaltacak önlemler alınabilirse bunu üreme sayısında azalma izliyor. Yapılan bir modellemede4 COVID-19 salgınlarını kontrol altına alabilmek için R0 değeri 1,5 olduğunda temasların %50’sini izlemek yeterliyken; 2,5 ve 3,5 arasındaki bir R0 için bu değerler sırasıyla %70 ve %90’dan daha çok temaslı izlemi yapılması gerektiği şeklinde bulunmuş. Aynı çalışmada, R0 değeri 1,5 olduğunda, hastalık belirtilerinin çıkışından izolasyona kadar geçen süre salgının kontrolünde en değerli müdahale olarak tespit edilmiş.
    ***
    Evet, “10 maddede R0 umarım açıklayıcı olmuştur.

Aristoteles‘in dediği gibi “yöneten yasaları ve olanakların sınırlarını” bilelim elbet. Okuyarak, araştırarak, bilimi kullanarak o sınırlara gelelim. Ama farklı olarak, orada kalmayalım. Bir kaşif ruhuyla o sınırların arkasındakini de merak edelim ve sınırları zorlayalım, aşalım ve bir başkasına daha geniş sınırlar bırakalım. İskender‘in ve arkadaşlarının yaramazlıklarından çok çekmiş ilk hocası Leonnatos’ı kızdırdıkları tekerleme ile bitireyim sözü:

“Ek kori kori korone! (İşte geliyor, geliyor kuzgun!)”
Ama biz kızmayalım. “Dürüst yanıtlar” arayışında öğrenci kalalım hayat boyu…

Kaynaklar

  1. Manfredi VM. Büyük İskender: Makedonya’dan Anadolu’ya (1.Kitap). Can Yay. 2000
  2. Guerra FM, Bolotin S, Lim G, et al. The basic reproduction number (R0) of measles: a systematic review”. The Lancet Infectious Diseases. 17(12): e420–e428.
  3. Giulio Viceconte G, Petrosillo n.COVID-19 R0: Magic number or conundrum? Infectious Disease Reports 2020; 12: 8516.
  4. Hellewell J, Abbott S, Gimma A, et al. Feasibility of controlling COVID-19 outbreaks by isolation of cases and contacts [published correction appears in Lancet Glob Health. 2020 Mar 5;:]. Lancet Glob Health. 2020;8(4):e488‐e496. doi:10.1016/S2214-109X(20)30074-7