Etiket arşivi: Veli Saçılık

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevini sona erdirdi

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça
açlık grevini sona erdirdi…

‘Bu direniş onurumuzu kurtardı’

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
OHAL İnceleme Komisyonu, Nuriye ve Semih’in işe dönüş taleplerini reddetti. Nuriye Gülmen yapılan açıklamada açlık grevini sona erdirdiklerini açıkladı. Nuriye Gülmen’in ardından Semih Özakça, Esra Özakça ve Acun Karadağ da açıklama yaptılar.

324 günüdür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işlerine iade edilmek için OHAL İnceleme Komisyonu’na başvurmuştu. Aylardır kararı beklenen OHAL Komisyonu, Gülmen ve Özakça’nın işe dönüş istemini reddetti.

OHAL Komisyonu’nun “İşimizi geri istiyoruz” diyerek açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça için verdiği ret kararının ardından Gülmen ile Özakça basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, ATO Başkanı Vedat Bulut, TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, Gülmen ile Özakça’nın hekimleri ile avukatları ve Yüksel direnişçileri katıldı. Nuriye Gülmen, Yüksel direnişçilerinin iradesini anarak açıklamaya başladı. Gülmen, “Onlara teşekkür edemeyiz, direnişimizin en yüksek aşamasını birlikte omuzladılar, açlığı paylaştılar” dedi. 9 Kasım’da Yüksel Caddesi’ne çıktığını anımsatan Gülmen, o zamandan bugüne kadar destek veren avukat, yazar, milletvekili ve Ankara Tabip Odası’na bağlı hekimlere teşekkür etti.

Gülmen şöyle konuştu:

  • “Saniyeler içinde gözaltına alınan 10 kişinin duyduğu bir kişinin küçücük direnişini 444 boyunca ilmek ilmek örerek bugüne kadar getirdik. Bizim zincirlerimiz yok. Korktuk ama korkularımızın üstüne gittik. Bize onurumuzu verdiği için direnişimizi çok seviyoruz. AKP’nin KHK’larını yerle bir etti. İnancımızı halklar boşa çıkarmadı. Yoldaşlığı, vefayı, sevgiyi bu direniş yeniden öğretti. Günde iki kez gözaltına alınan ve 8 aydır her gün oraya çıkan Yüksel direnişçileriyle yeniden tanımladık. Bugün ilk günden çok daha güçlüyüz. Bugün bize kalan bir ” biz” var. Çok kalabalığız.”

OHAL Komisyonu’nun kararını tebliğ aldıklarını ve reddedildiklerini söyleyen Gülmen, “Yargı yoluna gideceğiz. Açlık grevimizi bugün itibaren sonlandırıyoruz ama direnişimiz bitmedi. Hastane süracimiz bittikten sonra mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz bitti demeden bitmeyecek” dedi.

NURİYE VE SEMİH’TEN AÇIKLAMA

Nuriye Gülmen 324 günlük açlık grevi sürecini anlattı.

Nuriye Gülmen’in açıklamasından satırbaşları şöyle:

“Bugüne kadar yanımızda olan Kamu Emekçileri Cephesi’ne teşekkür ederiz.”

“Bizim savunmamızı üstlenen ve avukatlığın nasıl yapıldığını bir kez daha gösteren Halkın Hukuk Bürosu’na teşekkür ediyoruz”

“Bizlere destek veren sanatçılara, sesimizi duyurmaya destek veren gazetecilere çok teşekkür ediyoruz.”

“Bizi bu direniş boyunca mektupları ile yalnız bırakmayan, biz tutsakken bizi hiç mektupsuz bırakmayan sevgili ‘özgür Tutsaklara’ ve ülkenin dört bir yanındaki hapishanlerden mektup yazan tüm siyasi tutsaklara çok teşekkür ediyoruz.”

“Numune Hastanesinin önünde nöbet tutan, duruşma salonlarını boş bırakmayan ve tahliye edildikten sonra bizleri ziyaret eden ve ellerimizi tutan dostlarımıza çok teşekkür ediyoruz.”

“Direnişimizi her platformda dile getiren sanatçı dostlara teşekkür ediyoruz.”

“Acılarımızı dindirmek için çaba gösteren Ankara Tabip Odası’na bağlı hekimlerimize çok teşekkür ediyoruz.”

“Bu halkın evlatları ve bir parçası olarak bu halka inandık ve direnişe başladık. İnancımız boşa çıkmadı. Biz anlattık, onlar dinlediler. İnancımızı boşa çıkarmadılar. Ellerimizi tuttular, kapılarını bize açtılar. Onlara çok teşekkür ediyoruz.”

444 süren bir direnişi adım adım büyüttük. Biz direnişimizi çok seviyoruz. Direnişimiz bize özgürlüğümüzü verdi. Bize dayatılan teslimiyeti reddederek, bize dayatılanı kabul etmeyeceğimizi söyleyerek o alana çıktığımız ilk gün özgürleştik. Her geçen gün daha da özgürleştik. Bizim zincirlerimiz yok. Korktuk mu, evet korktuk. Ama geri adım atmadık. Bize özgürlüğümüzü geri kazandırdığı için bu direnişi çok seviyoruz.”

“Bugün anlatmaya ve yaşanmaya değer hikayeler yaratma vaktidir. Zulüm varsa direnmek haktır” diyerek bu direnişe başlamıştım. Yüksel Direnişi bu direnişin adıdır. Tarih sahnesini boş bırakmamak için gerekirse bir mum olalım. Geleceğin öğretmenleri bugüne baktıklarında gördükleri bir boşluk olmasın. Mücadele eden eğitimciler olsun. Bu direniş onurumuzu korumak için başladığımız bir direnişti. Böyle başladı ve bugüne kadar da böyle devam etti.”

“Direnişimiz başka direnişlere örnek oldu. Başka şehirlerde başka direnişler başlattı. Direnişimiz OHAL karanlığını yardı, KHK meşruiyetini yerle yeksan etti, sokağa çıkmanın fitilini ateşledi, direnmenin her şartta mümkün olduğunu gösterdi. ‘Hiçbir şey yapılamaz’ dendiği, vekillerin, gazetecilerin tutuklandığı çok çetin bir süreçte başlamış bir direniş. Bugün sokağa çıkmanın fitilini ateşleyen bir direniş oldu Yüksel Direnişi.”

“KHK’lerin hükmünü yerle yeksan etti bu direniş. Onların televizyonları, kanalları var. Bizim televizyonumuz, kanalımız yok, nasıl anlatalım bu direnişi demedik. Bir kişiyse bir kişiye anlatalım diye sokağa çıktık. Önce bir kişiye, sonra iki kişiye anlattık. Sonra milyonlara ulaştı bu direniş.”

“Direnişimiz pek çok değeri bize yeniden öğretti. Sevgiyi, sadakati, aşkı, bağlılığı. Bunları biz yeniden tanımladık. Nazife ile Esra ile yeniden tanımladık. Aylarca her gün oraya iki kez çıkan ve gözaltına alınan Yüksel direnişçileri ile yeniden öğrendik.”

AKP iktidarı, iktidarın kullanabileceği tüm araçları kullandı. İçişleri Bakanlığı’nın her türlü imkanları ile saldırdılar. Terörist olduğumuza yönelik açıklamalar varana kadar. Dava devam ederken davayı etkilemeye yönelik açıklamalar yaptılar. Ama bu saldırıların hepsinden güçle çıkmayı bildik. Bu saldırılar bizi yıldırmadı. Mücadeleye başladığımızdan bugüne baktığımızda bugün çok daha güçlüyüz. Bunu direnişimiz sayesinde başardık.”

“AÇLIK GREVİNİ SONA ERDİRİYORUZ”

“Bugün bize kalan bir biz var 444. günde. Biz bu direnişte kendimizi hiç yalnız hissetmedik. Tarihten aldığımız güçten ve hissettiğimiz bizden dolayı yalnız hissetmedik.”

OHAL Komisyonu işe iade talebimizi reddetti. Yargı yoluna başvuracağız. Bugün açlık grevimizi sonlandırıyoruz. Ama direnişimiz devam ediyor. Hastane süreci bitip sağlığımıza kavuştuktan sonra mücadelemiz devam edecek. Bu mücadele biz bitti demeden bitmeyecek. Mücadele etmekten, direnmekten bizi vazgeçiremediler. Hepinize teşekkür ediyorum.”

SEMİH ÖZAKÇA: BU DİRENİŞ UMUT OLDU

“Bizce bu direnişin en büyük kazanımı dünya halklarına bir umut olmasıdır. Hem de en kötü ve ağır koşullarda. Bu direniş, irademizi teslim etmezsek bir şeyler başarabileceğimizi gösterdi.”

“Bu direniş tarihsel bir direniştir. Bu direniş tarihe bir not düştü. Bu direniş iktidarın ne kadar acımasız ve pervasız, aynı zamanda güçsüz ve haksız olduğunu teşhir etti.”

“Direnmeyen, direnmeyi ısrarla seçmeyen, baskında ve başına geleceklerden korkarak geri duran kurumlar oldu. Bunları teşhir etti aslında. Kaçacak yer yok, saklanacak yer yok. Tweet atan insanlar bile tutuklanıyor. Halkın kaçacağı saklanacağı hiçbir yer yok.”

“Bizim kişiliklerimizi ezmeye çalışıyorlar. Biz kişiliklerimizi ezdirmediğimzi için hapse atıldık. Terörist olduğumuzu kanıtlamak için kitapçık yayımlandı. Tarihte bir ilkti bu.”

“Bizim ailemizi parçalamak istediler. Ailemizi parçalayıp bizi bölme çabaları boşa düştü. Ailemizle bir olduk ve onlarla birlikte bu mücadeleyi yürüttük. Annem, eşim, kayınvalidem ve eşimin kardeşleri bu süreçte hep yanımda oldu. Bu süreçte daha da bir birimize bağlandık.”

“Bizim dava sürecimizde dışarıda verilen mücadele sayesinde, gerek benim gerek Nuriye ablanın tahliye olması, dışarıdaki direniş sayesinde olmuştur. Bu da direnişin neler başarabileceğini göstermiştir.”

“Biz kazandık. Bu kazanılmış bir direniştir.”

“BU DİRENİŞLE SEVDAYI DA BÜYÜTTÜK”

“Sevgili eşim Esra ile birlikte beraber sevdayı da büyüttük. Yozlaşmanın, bencilliğin sevda diye yutturulmaya çalışıldığı bir sistemde, sevdanın ne olması gerektiğini gösterdik.”

Sevgili eşim benim açlığıma ortak oldu. Beraber acıları, umutları ve hayatı paylaştık.”

“Küçük Prens’ten bir not almıştım. ‘Sevgi birbirinin gözünün içine bakabilmek değil, beraber aynı yöne bakabilmektir.’ Biz hem bir birimizin gözünün içine baktık, hem de aynı yöne baktık.”

“Biz sevgimizle, halkımıza duyduğumuz sevdayla, biz halkımızı, vatanımızı seviyoruz. Onun için mücadele ettik. Direnişimizi de o sevgiyle büyüttük.”

“Annem, anneler. Veli Saçılık‘ın annesi Kezban Ana. Annem ilk defa hayatında gözaltına alındı. Şu anda birçok davası var. Bir anne çocuğu için ne yapabilirdi? En fazla bunu yapabilirdi. Gerçekten gurur duyuyorum. Çocuğu için büyük bedelleri göze alarak, büyük korkuları göze alarak nasıl bir ana olunması gerektiğini göstermiştir. Bizim bu direnişimizin güzelliklerinden biri de, kazanımlarından biri de ailemiz oldu. “

“Somut kazanımlardan bahsettik. Bir şeyler yapılması lazım. Komisyonun red kararı yargı yolunu açtı. Yargı adaletli mi? Hayır. Ama bir kanal açılmış oldu. Bu direnişten önce böyle bir ihtimal dahi yoktu. Komsiyonu bir oyalama olarak sürdürmeyi düşünüyorlardı. Aslında direniş bu komsiyonun gerçekten çalışmasına da neden oldu. İşe iade veya ret kararı vermesi bile bir kazanım. KHK ile alabilirlerdi bu kararı ama binlerce insanı sürüncemede bırakmak için bu yolu tercih ettiler. Bu süreçte intihar eden, psikolojisi bozulan insanlar olmamızı istediler süreci uzatarak. Hayır biz intiharı seçmiyoruz, psikolojimizi bozmuyoruz. Sonuç olarak biz kazanacağız ve direnişimiz sürecek.”

“Şunu da belirtmek isterim ki, tam olarak teyit etmedim ama bulunduğum ilçede ihraç edilen tek insanım. Daha sonra açıktaki sendikadaki arkadaşlarımız ve eşim geri döndü. Şubat’ta çıkan KHK ile sadece eşim yeniden ihraç edildi. Bu da gösteriyor ki, bana destek olduğu için ya da sadece benim eşim olduğu için ihraç edildi. Komisyondan eşimle ilgili de bir karar çıkmadı.”

“Mücadelemiz devam edecek. Emekçiler sömürülüyorsa, işlerinden atılıyorsa direnmek haktır. Biz sonuna kadar direneceğiz. Herkese teşekkür ederim.”

ESRA ÖZAKÇA

“Teşekkür ederken unuttuklarımız oluyordur. Ama Nuriye ve Semih İçin Dayanışma hiç pes etmedi. Özel dayanışmaya ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Ailelere de teşekkür ediyorum.”

ACUN KARADAĞ: İKTİDAR NURİYE VE SEMİH’İN ELİNİ ÖPMELİ

“Aylarca arkadaşlarımıza bir şey olursa korkusuyla direndik. Ama bugün çok mutluyum. En azından arkadaşlarımızı kaybetme korkusunun yerine umudu koyarak direnmeye devam edeceğiz.”

İktidar yönetemeyen bir iktidar. Yönetemediği için OHAL ilan ediyor. Biz yönetemeyen iktidardan daha iyi bir karar beklemiyorduk. Yapabileceklerinin en iyisini yaparak yargı yolunu açmışlardır.”

“Beş insan bedenleri ile çok büyük bir irade ortaya koymuşlardır. Yüksel Caddesi onlardan, onlar Yüksel Caddesi’nden güç almışlardır. Her gün kazandık aslında, her gün iktidardan bir parça kopardık.”

“İktidarın yerinde olsam bu insanlara temsilci gönderir ve ellerini öptürürüm. Tarihe katil olarak geçen bir iktidar olmalarını engelledikleri için, bu direnişe teşekkür borçlular.”

“Veli’nin sözü ile bitirelim. ‘Direniş daima‘ diyelim. Nuriye ve Semih arkadaşlarımızı da sağlıklarına kavuştuklarında Yüksel’deki direnişe bekliyoruz.”

Ankara Tabip Odası’ndan hekimler, bundan sonra benzeri bir eyleme girişebilecek direnişçileri ve karar haklarını göz önünde bulundurarak karara ilişkin bir yorum yapmayacaklarını dillendirdi ve bundan sonraki tıbbi sürece ilişkin bilgi verdi.
=======================================================
Dostlar,

Bu direniş, İnsanlık Tarihine çok çarpıcı bir örnek olarak kaydedilmiştir.
Bir siyasal iktidarın kendi yurttaşlarına bu ölçüde zulmünün örneği sanırız tarihte yoktur.
Nuriye ve Semih’in direnişlerini taa balarından bu yana hemen hemen her gün gelişmeleri de yansıtarak web sitemizin manşetinde tuttuk. Bu 2 insanı ve ailelerini daha önce tanımıyorduk. Dünya görüşlerini de bilmiyoruz, belki de örtüşmüyoruz? Ancak haksızlığa isyan etmek için insan olmak yeter de artar bile!

Biz, insanı insan yapan en üstün erdem olan “Yüce ADALET” uğruna konum aldık ve yargı kararı olmadan kamu görevinden atılmalarına karşı çıktık. Ancak AKP’nin OHAL KHK’ları Anayasa Mahkemesince “dokunulmaz” kılınınca yollar tıkandı. Korkarız bu hukuk garabeti de hukuk tarihine geçecektir. Bir hekim olarak da, uzayan açlık grevinde bu mazlum ve masum (Evrensel hukuk kuralı : kesinleşmiş yargı kararı çıkana dek herkes masum ve masundur!) insanları yitirebileceğimiz ya da kalıcı sağlık sorunları gelişmesinden hep endişe ettik. Açlık grevinin 324. günde sonlandırılması başlı başına bir sorundur çünkü süre son derece uzundur. Şimdi çooook özenli bir tıbbi – psikolojik sağaltım (tedavi) ve esenlendirme (rehabilitasyon) süreci kendilerini bekliyor. Dileriz bu sağaltımın giderleri için SGK tarafından sorun çıkmaz.

İdare Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve sonra da AİHM süreci önümüzde. Birkaç yıl daha sabır gerekecek. Bunun için de beden ve ruh sağlığı ön koşul. Nuriye ve Semih ile onların açlıklarını paylaşan 3 yakınları, insanlık onurunun benzersiz direniş örneğini vermiştir. İktidar bu tablodan dersler çıkarmalı ve benzeri yargısız infazlara derhal son verilmelidir. OHAL Komisyonu kararlarını hızlandırmak zorundadır. Yargı da..Çünkü geciken adaletin içinin boş olduğu tartışma dışı..

Sevgi ve saygı ile. 26 Ocak 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Açlık grevinde 125. gün #NuriyeSemih acil DAYANIŞMA

Açlık grevinde 125. gün
#NuriyeSemih acil DAYANIŞMA



​KAMUOYUNA:

125. gün #NuriyeSemih haklarını ölüm üzerinden aramaya zorlandı. İşlerinden (birçok akademisyen gibi) kanun hükmünde kararname adı altında sorgusuz sualsiz atıldılar. Her kesimden tepkiler var. Herkesin yüreği bu iki insanın açlığı​nda çarpıyor. Bu önemli elbette önemli ama yetersiz kalıyor. Elimizden çok şey gelmiyor demek kabullenmek olur. Rıfat Ilgaz’ın dizelerinde ki gibi

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış

Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol 

Ama susma, kabullenme. Veli Sacılık, Acun Karadağ günlerce tek başlarına nasıl direndiyse direnmek gerek. Direnen cesaret bulaştırır. Veli tek koluyla bize bunu anlatmaya çabaladı. Selehattin Demirtaş “cesaret bulaşıcıdır” derken ve bu cesareti kuşanırken bunu anlatmaya çabaladı. NURİYE VE SEMİH bedenlerini bu haksızlık karşısında açlığa bu yüzden yatırdı. Çünkü ülkemizde sürekliliği olan ve AKP nezdinde gittikçe arsızlaşan bir zulüm var. Gölgelerimize bile saldırır oldular. DAB olarak bizde Avrupa kamuoyuna bunu anlatabilmek için destek olarak açlık grevine gitme kararı aldık. 

Bizler Alevice duruşun, yaşananlar karşısında suskunluk olamayacağını anlatmak için, dönüşümlü açlık grevine girerek adım atmak tarafımızı ve rengimizi göstermek istedik. Tarihimiz bize zulmün olduğu her yerde zulme karşı mazlumun yanında ezilenlerle birliği ve onunla beraber direnmeyi öğretti.
Felsefemizde 72 millete bir nazarda bakmak, insan ve doğayı esas almak var ise ve iki insanın,iki nefesin, iki yüreğin yaşadıkları haksızlığı, ölüme yatmak ile anlatıyorsa bu direnişi yürekten selamlıyor bunun karşısında susmanın, kayıtsız kalmanın felsefemizi ve insanlığa dair değerlerimizi yok saymak anlamına geldiğini düşünüyoruz.Kurulduğumuz günden beri Alevice duruşu bu pratiklerle anlatmaya çabaladık ve çabalamaya devam edeceğiz. İstiyoruz ki iki yüreğe ses olalım Avrupa kamuoyunu bu konuda duyarlı kılalım , demokratik, devrimci ve Alevi kurumlarında bu eyleme destek vererek inanç ve felsefelerinin gereğini yerine getireceklerini düşünüyoruz.
Süreç iki yüreğin ellerimizden arasından kaymasına doğru hızlı bir şekilde ilerliyor. Günler, saatler, dakikalar, saniyeler bitişi işaret ediyor!!
Artık pratiklere dökecek eylemliliklerde bulunamazsak, devrimci, demokrat ve Alevice duruşumuz zarar görecek ve sadece “söylemlerden ileri ibaret kalacak”.

Direniş haksızlık karşısında kuşanılmış bir cesarettir.

İlk kez direnmiyoruz, son kez de direnmeyeceğiz ama hiçbir meşru direnişin dışında olmayacağız. Geleceğe sözümüz var. Direnerek kazanacağız.

Bu vesile ile DAB adına dönüşümlü açlık grevini 10.07.2017 de Eş Başkanımız Veli Balaban başlattı.

Hochtanus Cem Evinde başlayan dönüşümlü açlık grevinin tüm demokratik, devrimci ve Alevi derneklerinin duyarlılığı ile büyümesini temenni ediyoruz.

DİRENEN CESARET BULAŞTIRIR!

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ!

Devrimci Aleviler Birliği YK

Prof. Dr. Vedat Bulut : Güleç ve Benav

Hekim Postası

Güleç ve Benav

Vedat bulut yeniProf. Dr. Vedat Bulut ATO Yönetim Kurulu Başkanı

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır.)

Ne zamandır  Yüksel Caddesi’nde gezinir, kimdir, kaç yaşındadır bilinmez. Adına Güleç demişler cadde sakinleri. Bir zamanlar şen ve güleç yüzlü bir köpekti, adını da öyle koymuşlar belli. İnsan Hakları Anıtı’nın bulunduğu bu caddede sokak müzisyenlerinin sergiledikleri eserler birbirine karışır. Kah bir Roman havası, kah santur, kah gitar ve bağlama çalıp şarkılarını katık ederler caddede gezinenlerin adım seslerine. Anıtın hemen çaprazında yakın tarihimizin en önemli tanıklarından Mülkiyeliler Lokali var. Güncel olaylara ilişkin  basın açıklamaları ve protesto gösterilerinin uğrak yeri Yüksel Caddesi. Daha 4 yıl önce Güleç şen şarkılara kuyruk temposuyla eşlik eder, caddenin bir ucundan diğer ucuna koşturup dururdu. Kirli bakır rengindeki tüyleri günün saatlerine göre renk değiştirir gibiydi. Çevre sakinlerinin ikramları ve sevgisi onu coştururdu. Ancak bir şeyler değişti yaşamında Güleç’in. 6 ay önce bir kız belirdi tam İnsan Hakları Anıtı’nın önünde, adı Nuriye. İşinden atılmış OHAL kapsamındaki KHK’lerle, arkasında anıta dayalı bir mukavvada “İşimi Geri İstiyorum” yazıyordu, basit ve yalın. Nuriye Gülmen bu eylemlerinde 27 kez gözaltına alındı. Emniyet güçlerinin gözaltı tutanaklarında ‘’Dağılın uyarılarına aldırmayan gösterici derdest edildi’’ yazardı. Tek kişilik bu eylemde dağılma nasıl olur? Kimsenin kolay yanıtlayamayacağı yaman bir soruydu. Gazetelerde kimi zaman darp haberleri yer aldı, kimi zaman demeçleri ÖYP’li akademisyen Nuriye Gülmen’in.

Güleç mi Nuriye’yi sahiplendi, yoksa Nuriye mi Güleç’i sahiplendi sorusunun yanıtı ise basitti. Güleç bu alana gelen göstericilerin arasına katılıp, kimi zaman megafondan yükselen bildirinin sesine kulak kabartır, kimi zaman atılan sloganlara alto sesi ile katılırdı. Öğrenmişti, hemen her öğlen vakti bu anıtın önünde birileri toplanacak, bir şeyleri protesto edecekti. Her öğlen vakti oracıkta bitiverirdi. Eylemlere provokasyon amacıyla yaklaşanları her nasılsa ayıklardı, bir beyin okuyucuydu Güleç sanki. Havlayarak kovalardı provokatörü. Bir de kırmızı renkli giyinenleri sevmiyordu Güleç. Kırmızı mont, kırmızı elbiseniz varsa tepki gösterirdi. Bir tek kızıl flamalara, afiş, pankart ve kırlangıçlara tepkisi yoktu. Komünist midir, bir örgüt üyesi midir? Bilmeyiz. Belki İçişleri Bakanımız bilir.

Sonra Nuriye’nin eylemine Semih öğretmen katıldı. Mardin Mazıdağı’nda öğretmenlik yaparken, sorgusuz sualsiz O da KHK ile işine son verilen bir sosyalist. Aynı günlerde Veli Saçılık da katıldı bu ‘’İşimi geri istiyorum’’ eylemine. Veli bir kolunu kaybetmişti Burdur Cezaevi’ndeki açlık grevleri döneminde, tam 17 yıl önce. Sonra beraat edip, sosyoloji bölümünü bitirip Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Ankara İl Müdürlüğü’nde memur olarak göreve başlamıştı. On yedi yıl önce kolunu alan devlet hak ederek aldığı işi Veli’ye çok görmüştü. Onun da işine son verilmişti. Sonra Acun öğretmen katıldı, Mahmut Konuk da. Güleç hep oradaydı. Bu insanlar Türkiye’nin dört ikliminden dört bucağından bu alana gelmeden önce de buradaydı. Ama İnsan Hakları Anıtı’nın önünü mesken eden bu göstericileri en çok o sevdi. Belki bu caddede el ayak çekildikten sonra bile bu insanlarla birlikte olmak ona iyi gelmişti.

Sonra bir şeyler değişti Güleç’in hayatında. Aniden Nuriye ve Semih süresiz açlık grevi eylemi kararını açıkladılar. Güleç her gün öğlen ve akşam gerçekleşen protesto eylemlerinin sıklaşmasına alıştı önceleri. Ama sonra garip bir şekilde ayaklarını Nuriye ve Semih’in yönüne doğru uzatıp, gözlerini dikip onları izlemeye başladı. Eski coşkusu ve neşesi kalmamıştı. Gözlerindeki hüzün evlerinde evcil köpek bulunduranların anlayacağı türdendi. Caddedeki en yakın arkadaşlarının kararlarını ve eylemlerinin anlamını anlamış gibiydi. 120 gün boyunca gösterilerinden sonuç alamayan Nuriye ve Semih yaşamlarını ve bedenlerini sürmüşlerdi meydana. Giderek zayıfladıklarını gördü Güleç, sonra Nuriye’nin tekerlekli sandalyeyle anıtın önüne getirilişini izledi. Nuriye ayakta zor duruyordu. Semih durgunlaşmıştı. Onları en iyi anlayan ve onlar için en çok endişelenen Güleç oldu. Bakanların bile anlayamadığını anlamıştı insan Güleç, o adeta insansılaşıyordu.

Sonra birden bir gece yarısı Nuriye ve Semih yok oldu. Güleç tutuklandıklarını ne bilsindi. 23 Mayıs tarihinde tutuklanarak Sincan Cezaevine konuldular. İçişleri Bakanı onların bir terör örgütü üyesi olduklarını uzunca bir demecinde anlattı. Sonra avukatları Nuriye ve Semih’in adli sicil kayıtlarını yayımladılar gazetelerde. ‘’Sabıka kaydı bulunmamaktadır’’ yazıyordu o belgelerde. Biz terör örgütü üyesiysek nasıl devlet memuru olduk diye sordular avukatları aracılığıyla… Ancak bir yanıt gelmedi devlet yetkililerinden. Belli ki algı yönetimi için gerekli olan yapılmıştı, savunmaların sesi cılız bir şekilde sosyal medya sayfalarında kaybolup gidecekti.

Güleç’in bugünlerde bir arkadaşı daha oldu, sanırım Beşiktaşlı ve de Çarşılı. Siyah beyaz rengiyle birden bire belirdi, Güleç’in bölgesinde, Yüksel Caddesi’nde. Güleç’in gölgesinde kaldı, kimse ona bir isim bile vermedi. O caddenin isimsiz köpeği. Ona da ben bir isim buldum, adın Benav olsun dedim. Belki Güleç’i teselli eder. İki haftadır, İnsan Hakları Anıtı’nın etrafı barikatlarla kapatılmış, heykeli tutsak eyleyen ilk toplum biz olmalıyız. Bugünlerde mübarek ramazan ayında kimi heykelin ayağı, kimisinin başı koparılıyor. İnsan Hakları Anıtı’nın payına da mahkumiyet düştü. Köşe başında TOMA ve yüzlerce polis alanda… Biber gazı, plastik mermiler artık Yüksel Caddesi’nin yeni kirliliğini oluşturuyor. Anarşist Perihan Abla gezindiği meydanda mutsuz, Sosyal Murat artık şiirleri kaldırımlara haykıramıyor.

Güleç ve Benav anlamsızlıkla olan bitenleri izliyor.
(http://www.hekimpostasi.org.tr/2017/06/15/gulec-ve-benav/,15 Haziran 2017)
=========================================
Dostlar,

Sevgili arkadaşımız, meslektaşımız, ATO (Ankara Tabip Odası) Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut, edebiyatı – kalemi – anlatımı – hayal gücü yüksek ve duygu dünyası çok varsıl bir insan..
Yukarıdaki yazısını biraz gecikerek de olsa paylaşmak istiyoruz.. Çünkü yakıcı sorun hala sürüyor..

Nuriye Gülmen – Semih Özakça için açlık grevine başlamaları ile birlikte sitemizde yayın yapıyoruz. Halen manşette güncel bilgiler var :

  • NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI YİTİRİYORUZ!!!

Bu gün ölüm orucunun 125. günündeler (10.07.2017) sağlık durumları kritik eşiği aşan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ölümün soğuk kıyısında! 10 Temmuz 2017, 4 ay 5 gün bitti ölüm orucunda!

  • Hemen işe iade edin. Yargılama tutuksuz sürsün. Ölmesin, engelli kalmasın, yaşasınlar.
    Gülmen ve Özakça’nın eşi, avukatları da açlık grevine başladı.. Çığlığı duyun!

Açlık grevi yapan tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tahliye istemi, Anayasa Mahkemesi’nce (AYM) oybirliğiyle reddedildi (28.06.2017).. Çok yazık çooook.

Ayrıntıları okumak için lütfen tıklayınız : Anayasa Mahkemesi fişini çekti!



2 masum insan ölmeden, kalıcı engelli olmadan ACİL BARIŞÇI GİRİŞİM istiyoruz iktidardan. Aksi halde kaçınılmaz sondan kesin sorumlu olacaktır. (16.6.2017)

AKP iktidarını, Erdoğan’ı zerre kadar olsun insancıl empatiye çağıryoruz.. Hem de çooook acil olarak!
Bu 2 masum genç insan ölmesin, engelli kalmasın..
Lütfen, lütfen…

Sevgi ve saygı ile. 10 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com