BARZANİSTAN HALKOYLAMASI; NE YAPMALI?

BARZANİSTAN HALKOYLAMASI;
NE YAPMALI?


Dr. Ahmet SALTIK

Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

AKP = RTE uzun süre bu konuda top gezdirdi. Karnından konuştu.
Net ve kararlı bir tutum al(a)madı.. “Sonuçları ağır olur” gibisinden içeriği belirsiz sözler kullandı. Geldik bu günlere.. 6 gün kaldı 25 Eylül’e.. Ne hazindir ki; Irak Kürtleri İsrail bayrakları üzerinde secde ederek – eğilip öperek bir kampanya yürütüyor kendilerince..

Irak’ın Kürdo-Judaik hibrit Kürtleri.. İnsanlık tarihinin en sefil asimilasyon kurbanları ya da ağır geldi ise örnekleri.. İnsanlar geçmiş bağlarına – tarihlerine bu denli mi yabancılaştırılabilir?!
Tek bir Kürdo-Judaik beyni yıkanmamış Irak Kürdü kalmamış mıdır Barzanistan diyarında??
Göreceğiz, eğer 3. kez ertelenmez ise Irak’ı bölecek, Türkiye’yi Sevr belasıyla yüz yüze getirecek bu oylama yapılabilir ve “evetler” çoğunluk çıkarsa..

Lozan görüşmelerinde Kapitülasyonlar ve Misak-ı Milli sınırları içinde Ermeni – Kürt yurdu kurdurmamak KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ idi. Bu yüzden görüşmeler 4 Şubat 1923’te kesilmiş ve 17 Şubat 1923’te İzmir’de toplanan  Türkiye İktisat Kongresi kararlılığının ardından yeniden başlatılmış ve bu ödünler verilmemişti.

İsrail siyonizminin vahşi asimilasyonu
 ile başkalaştırılan Irak’ın Kürdo-Judaik hibrit Kürtleri,  Filistin’i ve 1967’den beri orada süregelen zulmü, işgali unutmuş görünüyorlar.
Bu sözde halkoylamasının BOP’un bir aşaması – parçası olduğunu hiç mi düşünemiyorlar??
Hele hele Fırat – Dicle’nin doğduğu yerlerden başlayıp Şattül Arap adıyla birleşerek Basra Körfezine erişene dek tüm yatağı ve havzası boyunca “Arz-ı mevud” sapık inancının – dayatmasının hatta sanrısının (hezeyanının) gereği olarak geleceğin Yahudi yurdu ilan edildiğini, doğrudan Tevrat’ın buna alet edildiğini bilen – okuyan – duyan Irak’ın Kürdo-Judaik hibrit Kürtleri yok mudur? Oğul Barzani nerelerde, ne karşılığı devşirilmiştir ve Ortadoğu’nun acılı tarih sahnesine sürülmektedir?

arzı mevud haritası ile ilgili görsel sonucu

Bir halkı özgürleştirme adına emperyalizmin bitip tükenmeyen kanlı oyunlarına alet etmek midir oğul Barzani’ye biçilen tarihsel misyon?

Çare; Irak federal devleti içinde 1. sınıf bir demokrasi kurmak ve tüm Irak yurttaşlarının eşitliği (eşit yurttaşlık değil!) temelinde bir uygar Cumhuriyet, Irak Ulus Devleti kurmaktır. Ancak böylelikle Irak’ın Kürdo-Judaik hibrit Kürtleri de dahil, tüm Irak halkı bağımsız, onurlu bir devlet olabilir.. Etnik köken, ırk, soy, inanç… bakılmadan.. Irak vatandaşlığı temelinde.

Unutulmasın; sınırların değişmezliği, bir sine qua non (olmazsa olmaz) BM hukuku birincil ilkesidir. Önce halkoylaması ile özerklik, sonra da ayrılma planı kuranlara anımsatalım..
*****
Northern Iraq Kurdish area ile ilgili görsel sonucuTürkiye, net kararını ve tutumunu AKP = RTE‘nin ABD ziyareti sonrasında mı verebilecektir? Ne hazindir. Önce, belki de şu konjonktürde yapılmaması gereken ABD ziyareti, ardından ona ikincil MGK – Bakanlar Kurulu ve 25 Eylül’den 1-2 gün önce afralı – tafralı ama gerçekte içi kof ve de çok geç açıklamalar mı gelecek? TBMM neden tatilde?? Toplayıp güçlü bir çıkış yapsaydınız ya! Nerede milli irade? Türkiye bu hazin görünümü hiç ama hiç hak etmiyor. RTE tek adam ve sorumlu!

Eee, BOP eşbaşkanlığı böyle belalı bir şeydir işte.. Adamı kıvrandırır, tutsak alır, köleleştirir.. 30’u aşkın kez kameralar önünde ilan ve itiraf eder misiniz;

  • Biz BOP eşbaşkanlarından biriyiz ve bu görevi yapıyoruz..”

Ne var ki bedeli salt o kişi(ler) ödemez; asıl kurban bu gibilerin ülkeleri- halkı oluyor..

Sevgi, saygı ve kaygı ile. 19 Eylül 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Dr. Serdar ŞAHİNKAYA : Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi

Konferans : Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi

93. Yıl Anması.. 17 Şubat – 4 Mart 1923
Dr. Serdar ŞAHİNKAYA (Siyasal Bilgiler Fak.)
Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi

Düzenleyen : İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. Mezunlar Derneği

Yer : Mithatpaşa Cad. 16/6, Yenişehir / ANKARA
Gün : 02 Mart 2016, Çarşamba, saat 16:00

Dostlar,

Duyuru hem yukarıda hem de görsel olarak aşağıda..
Dostumuz, Ankara Mülkiye’den Dr. Serdar Şahinkaya, konunun uzmanı olarak
bize bu önemli konuyu sunacak..  (Devamı görselin altında..)

Birinci İzmir İktisat Kongresi - 93 Yaşında (3)

Toplantıtı düzenleyen, yine dostumuz, adı geçen derneği Ankara şubesi başkanı
Sn. Davut Özdemir ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederiz.

Serdar bey, “CUMHURİYET EKONOMİSİ ve GELECEK”
başlıklı makalesine (İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Dergisi, Ekim 2015) şöyle giriyor :

  • “Bize en lazım şey.. fabrika, gine fabrika[dır]… Türkiye çalışıyor, üretiyor, fakat ürünlerinden başkaları yararlanıyor…alın teri dökerek elde ettiğimiz iptidaî maddeleri (AS: hammmadeleri)… yok pahasına harice satıyoruz sonra yabancılar bu maddelerin şeklini değiştirerek bize iade ediyorlar… Kırk kuruşa bir okka yün veriyoruz, aynı yünü bin iki yüz kuruşa bir metre kumaş halinde yalvararak geri alıyoruz.”{1921. II. İcra Vekilleri Maliye Vekili Ahmet Ferit Bey (Tek) }

    Ve devamında şunların altını çiziyor :

  • Shakespeare’in bir sözü vardır, bilirsiniz; “Bütün dünler, yarınları aydınlatan fenerlerdir”. Gerçekten de öyledir. O nedenle, bugünün gözlüğünden bakarak 1920’leri, 1930’ları değerlendirirken dönemin kendine özgü koşullarının hatırlanması büyük önem taşır.
    Yoksulların zaferi olarak adlandırabileceğimiz Kurtuluş Savaşımız sonrası 1923’te Cumhuriyetin kuruluşu, 20. yüzyıla girme adımıdır. Bir anlamda 20. yüzyılın dünyasına, bilimine ve geç kalınmış aydınlanmasına giriştir. 1923 Cumhuriyeti, yoksun ve bitkin bir köylüler ülkesinde geri kalmışlığı aşabilme davası / iddiasıdır. Osmanlıyı yıkan ekonomik ve mali hastalıkların tümünü geride bırakarak, 17 Şubat 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi bu vatanı yeniden yurt yapma özleminin çelikleşmiş ifadesi olan “çalışkanlar diyarı” yapma kararlığıdır 1923 Cumhuriyeti.

*****

Aşağıdaki çok değerli kitabını da bize imzalayarak armağan etmişti bir SBF toplantısında..
Planlama uzmanı hocası Prof. Bilsay Kuruç‘un (eski DPT müsteşarı) 80’i aşan yaşına karşın düzenlemeyi sürdürdüğü Türkiye’de 21. Yüzyıl İçin Planlama kurultaylarından birinde idi.

gazi-mustafa-kemal-ve-cumhuriyet-ekonomisinin-insasi-serdar-sahinkaya

Biz de katılmış ve Sağlık Planlaması konulu (20 dakikalık) bir sunum yapmıştık
(Sağlık Hizmetlerinde Gelinen Çıkmaz; Nasıl Planlamalı? 21. Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri : Kamu Yönetimi, Kamu Maliyesi, Kamu Personel Rejimi, 10.04.2015).
Toplantının gerçekleşmesi için bütün hazırlıkları özenle yürütmüştü ama hiç ortada yoktu!

Bu gün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 5 öğrencilerimizle işlediğimiz
Sağlık Ekonomisi dersimizde Mustafa Kemal Paşa‘nın bu Kongrenin (İzmir – Türkiye
İktisat Kongresi) açılışında yaptığı 1,5 saat süreli önemli konuşmasından alıntılarla başladık :

Slide1 Slide2 Slide3

Lozan görüşmelerinde Batılı emperyalistler ille de KAPİTÜLASYON diye tutturmuşlardı.
Sıcak savaşlarda meydanlarda ilk kez yenildiklerini unutmuş görünüyorlardı.
Lord Courson İsmet Paşa’ya (İnönü) dayatıyordu. Bu istem kurucuların kırmızı çizgisi idi.
Kesin olarak reddedildi ve İnönü döndü. Courson kendisinin ve ABD’nin parasına ve de yıkık – harap Türkiye’nin yoksulluğuna güveniyordu. İsmet Paşa’nın reddettiği kapitülasyonları ve Türkiye’yi sömürgeleştirecek dayatmaları cebine koymuştu. Türk Temsilciliği (Delegasyonu) Başkanı Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’ya;

Bunları şimdilik cebime koyuyorum.. ama yarın gelip bizden para isteyeceksin,
o zaman teker teker önüne koyacağım…
demişti.

Cumhuriyet kurucuları bunu hiç unutmadılar. Mustafa Kemal Paşa, İzmir’de 15 gün süren
bu Kongreyi toplarken asıl amacı Bat’ya şu iletiyi vermek idi :

  • Biz, her şeye karşın var olacağız.. size boyun eğmeyeceğiz.. İktisaden de ayağa kalkacağız…

    Batı’dan borç almadılar. Bütçe açığı vermediler.. 1923-38 arası ülke ekonomisini 2’ye katladılar. 15 yılda ortalama %6,6 ekonomik büyüme sağladılar. Sırtlarında Lozan borçları vardı.
    Bütçe gelirlerinin 1/4’üne varan Aşar’ı (Öşür, Ondalık vergisi) kaldırmışlardı yoksul köylünün sırtından. Merkez Bankaları yoktu 1930’a dek. 1929’de Büyük Dünya Ekonomik Bunalımı başlamıştı. 1935’ler sonrasında 2. Büyük Dünya Paylaşım Savaşı’nın tamtamları
    çalmaya başlamıştı. İç isyanlardan da bunalıyorlardı..

    Sevgili Dr. Serdar Şahinkaya, konferansının alt başlığını nasıl da isabetle seçmiş :

  • Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi

    Batılılar bu inanılmaz başarıyı “Mustafa Kemal’in EKONOMİ MUCİZESİ” olarak niteledi.
    Prof. Mustafa Aysan, Prof. Bilsay Kuruç ve Dr. Serdar Şahinkaya bu dönemi anlamamızı sağlayan değerli kitaplar yazdılar..

*****

Günümüzde ise Türkiye, özellikle AKP iktidarı eliyle Kasım 2002’den bu yana 13+ yılda tam bir post-modern sömürgeye dönüştürüldü! 80 yılda biriken 221 milyar Dolar olan toplam borç,
13 yılda 2 katı daha alınarak 600 milyar Doları aştı..
Ülkemiz borçla teslim alınarak bağımsızlığı ciddi ölçüde ipotek altına alındı.

Bu durum sürdürülemez…
Mutlaka ve hızla durdurulması gerek.
Ülkemizin üretim ekonomisine geçmesi ve Türkiye’den yönetilmesi gerekiyor..
Milli iktidarlar eliyle..
Daha fazla gecikmeye dayanç (tahammül) kalmadı..
Yarın, belki yarından da yakın..

“Nasıl” ını yarın, 2 Mart 2016 Çarşamba günü Dr. Serdar Şahinkaya‘dan öğreneceğiz.

Bu önemli konferansa ilginizi bekliyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
01 Mart 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

KALKINMA İKTİSADININ DOĞUŞU – GELİŞİMİ ve TÜRKİYE’de KALKINMA


Dostlar
,

Kalkınma İktisadı uzmanı Sayın Halit SUİÇMEZ (PhD) çok değerli bir yazısını paylaştı.. Belirtmek ne denli uygun bilemedik ama bir anlamda ricamız üzerine yazdılar..
Sayın Dr. Suiçmez, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü mezunu
ve Kalkınma İktisadı alanında PhD (Doktora) sahibi.
Geçtiğimiz dönemlerde kendilerinin birkaç yazısını daha paylaşmıştık.

Son yazılarının başlığı

 KALKINMA İKTİSADININ DOĞUŞU, GELİŞİMİ
   ve TÜRKİYE’de KALKINMA

Yazı 6 A4 sayfası oylumunda. Bu bakımdan pdf olarak vereceğiz.

Dr. Suiçmez, kısa tarihsel ardalan bilgisinden sonra temel kavramların tanımlarını vermekte:

portresi

Büyüme, yıllık üretimdeki artıştır.
Kalkınma ise üretim nimetlerinin artışının topluma adil,
hakça yansıtılmasıdır.

Yazı sonrasında Kalkınma İktisadı’na ilişkin temel kuramsal bilgileri, uygulama örneklerini, yazından aktarımları içermekte.
Türkiye’nin kalkınma uğraşlarına yer vermekte..

 

Büyük ATATÜRK döneminin kalkınmada görkemli – başarılı dönemlerini de örnekleyerek..

Türkiye İktisat Kongresi, Sanayi Planı, Planlı Kalkınma dönemleri,,

Dr. Suiçmez yazısını “Kalkınma Göstergelerine Göre Ne Durumdayız?” sorusuna çarpıcı örneklerle yanıt vererek bağlıyor, kendisinin yayımlanmış makalelerine de gönderme (atıf) yaparak :

– 2013’te 89 ülke içinde, en sefili başta olmak üzere, Türkiye 13. sıradadır.
(Halit Suiçmez, 7.7.2014 Sanayi Gazetesi)

-Sosyal Gelişme İndeksi Veya Sosyal Devlet Sıralamasında Türkiye 132 ülke içinde
64. sırada.
(Halit Suiçmez, 23.6.2014 Sanayi Gazetesi)

– Türkiye, 132 ülke arasında Temel Gereksinimleri karşılamada 43., Refahta 82,
Basın Özgürlüğünde 95., Sağlıkta 105. sıradadır.
(Kaynak; https://www.deloitte.com/assets/Dcom-Germany/Local%20Assets/Documents /10_PS/2013/SocialProgressIndex2013_file.pdf) 

-400 bin öğrencinin katıldığı dünyanın en kapsamlı eğitim araştırmasına göre,
Türkiye ortaöğretim niteliğinde 65 ülke arasında 44. sırada yer aldı.
(http://www.kamuajans.com/egitim-personeli/turkiye-egitimde-kacinci-sirada-h434178.html) 

-İstanbul üretim ve sanayide ilk sırada bulunurken, Ankara eğitimli ve nitelikli işgücü bakımından tepede yer alıyor. (http://www.sondakika.com/haber/haber-turkiye-nin-sosyoekonomik-gelismislik-haritasi-5176866/)

*****

Yazının tümünü okuma için lütfen tıklar mısınız??

KALKINMA_IKTISADININ_DOGUSU_GELISIMI_ve_TURKIYE’de_KALKINMA

Çok teşekkürler değerli dostumuz Dr. Halit Suiçmez…
Yazılarınızın sürmesi dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile.
15 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Çin ABD’ni geçer mi?


Dostlar
,

Önceki günlerde sitemize Dünyanın 10 Büyük Ekonomisini irdeleyen bir makalemiz olmuştu (http://ahmetsaltik.net/2013/09/19/top-10-biggest-economies-in-the-world-2013/#comment-2265, 19.9.13). Bu makalemizde 2023’te, 10 yıl sonra, Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye’mizin ilk 10 büyük ekonomi içinde yer alıp alamayacağını değerlendirmiş ve basit bir matematiksel öngörü ile bu beklentinin neredeyse olanaksız olduğunu belirtmiştik. Politikacıların, yeterli eğitimi olmayan
halkı utanmadan aldatmayı sürdürdüklerinden yakınmıştık.

Sn. Prof. Dr. D. Ali Ercan da kısa bir yorum yazmıştı makalemize..
Önemli olanın salt sayısal büyüklükler olmadığını, bu verilerin insan gönencine de yansımasının gerektiğine değinmişti ek yerinde olarak. Biz de o yazımızın altında
yer alan yorumu yanıtlamıştık kısaca.

Evet, BM Kalkınma Programı UNDP’nin (United Nations Development Program)
her yıl Kasım ayında yayımladığı İnsansal Gelişim İndeksi HDI (Human Development Index) bu bağlamda belireyici bir ölçüt ve Türkiye AKP iktidar olduğunda 82. sırada iken son verilerle 92. sıradayız. Yaklaşık 10 puan gerilemiş durumdayız.

Bu verileri RTE’nin nefret söylemi ile andığı “Dışişlerinin monşerleri” (!?) de hazırlamıyor, can düşmanı bellediği CHP de.. Birleşmiş Milletlerin resmi verileri ve ülkelerin aktardığı bilgilere göre düzeneniyor.

Dolayısıyla, elbette Türkiye de son 11 yıla varan AKP iktidarında ağır borçlanmalarla (toplamda 221 milyar Dolardan, 700 milyar doları aşkın..) ve bizzat Başbakan RTE’nin ağzından “servetin ciddi manada el değiştirmesine” karşılık; 80 milyon insanın emeğiyle yerinde saymamıştır, kimi göstergeleri iyileşmiştir. Bu sonuç, 80 milyonluk koca toplumun dizginlenemez öz potansiyelidir.

Ancak Dünya ile aramızdaki makas daha da açılmştır.
Bildik benzetme ile biz yürüyoruz ama Dünya daha hızlı yürüyor ve bizi geçiyor..

Bu bakımdan,

  • AKP’nin son 10-11 yıllık ekonomi politikaları tam bir fiyaskodur!

Başbakan İktisatçı olunca böyle oluyor galiba.. (Gerçi RTE’nin diplomasını gören yok??)
İktisat profesörü bayan başbakan Tansu Çiller döneminde de böyle oldu..
Enflasyon % 154’e fırlayınca 5 Nisan 1994 kararları ile alarm programı yürürlüğe konmuştu.

Sn. Prof. Ercan, bu konuyu farklı bir açıdan irdelemekte..

Biz, ağır bunalımdan çıkışın ancak MİLLİ EKONOMİ ile, ÜRETİM ile olabileceğinin
altını çizmek istiyoruz. 24 Ocak 1980 Kararları (http://ahmetsaltik.net/2013/01/28/24-ocak-1980-kararlari/) ile küresel emperyal ekonomik sisteme eklene Türkiye, 33 yılda yarı sömürgeliği aştı.. Kurtuluş için zaman ciddi biçimde azalıyor. Ama Başbakan hala halkı CHP iktidarında gaz, tüp, yağ vb. kuyrukları olabileceği sopası ile aldatmayı sürdürüyor.. İyice yaklaşan, altında kalacğı ağır yıkımın ne yazık ki ayrımında değil..

Ya ekonomiden anlayan AKP’liler, danışmanlar, uzmanlar…
Hepsi mi “saadet zinciri” nin nemalan(dırıl)an halkaları??

Gemi batınca ne olacak??
Hesaplar yur dışında mı??

Alağıdaki 3 görsele dikkat..

Büyük Atatürk‘ün 17 Şubat 1923’te, Lozan görüşmelerinin Batı’nın kapitülasyonlarda ısrarı yüzünden kesilmesi üzerine (4 Şubat 1923),

  • Batı’ya yanıt olmak üzere İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi

açış konşmasından alıntılar..

O yokluklar içinde 1151 temsicinin 15 gün yıkık – yanmış İzmir’de hanlarda kalarak ülkemize olağanüstü iktisat politikaları çizdiği kongre..

Ve tüm yokluklara karşın kararlılığı görerek Batı emperyalizminin Lozan görüşmelerini yeniden başlatmasını sağlayan Kongre.. Çünkü İsmet Paşa Lozan’da sıcak savaşta yenilen Batı emperyaliminin kabuledilemez dayatmalarını rededince, İngiliz Başdelegesi Lord Kürzon, bilinen tehdidini yönelterek;

İsmet Paşa, isteklerimizi reddediyorsun, bunları cebimize koyuyoruz ama ülkene döndüğünde her yer harap – yıkıktır.. Dış krediye mahkumsun.. Para da bir bende bir de ABD’de var. Gelip borç istediğinde, bu kağıtları cebimizden çıkarıp önüne koyacağız..

İnönü de bilinen yanıtını verir : O zaman çıkarırsınız.. Şimdi bizim haklı isteklerimizi kabul etmelisiniz..

Görüşmeler kesilir (22 Kasım 1922 başlangıç – 4 Şubat 1923 kesilme).
Mustafa Kemal Paşa, İzmir’de topladığı Türkiye İktisat Kongresi ile Batı’ya
bu anlamda yanıt vermektedir :

– İktisaden de varolacağız, şantajlarınıza boyun eğmeyeceğiz, restinizi görüyoruz..

Batılı emperyalistler, Mustafa Kemal Paşa’nın dize getirilemeyeceğini bir kez daha anlarlar ve Lozan görüşmelerinin 2. bölümü, büyük ölçüde bu Kongrede sergilenen kararlılık ve Gazi’nin Ordu’ya savaş hazırlığı buyruğu vermesi üzerine başlatılır
(23 Nisan 1923 – 24 Temmuz 1923 bağıtlanma).

Bu Kongrenin işlevini hiç böylesine okumuş muydunuz??

Slide1 Slide2 Slide3
Sevgi ve saygı ile.
22.9.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==================================================

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Ali_Ercan_portresi
Değerli arkadaşlar,

“2023 te Türkiye’nin Dünyadaki ilk 10 Büyük ekonomi arasında yer alacağı” yönündeki resmi demeçlere karşın, IMF tarafından yayınlanan kestirimler arasında büyük farklılıklar var. Örneğin IMF’nin 2018 kestirim listesi (yuvarlatılmış yaklaşık rakamlarla) aşağıdaki gibidir. Türkiye 1 trilyon 200 milyar dolar GNP (Toplam Ulusal Gelir, GSMH) ile 17. sırada; daha doğrusu şu andaki sıralamada büyük bir değişiklik yok.  21 trilyon dolarla ABD yine başı çekiyor. 

 
İki ay önce sizlere Çin’in ekonomik sıralamada ABD’yi  yakalaması üzerine bir öngörümü yollamış ve şunu sorgulamıştım; 
Çin ABD’ni geçer mi? 
 
Çin’in zaman ortalamasında kararlı bir biçimde ilerlediğini,
her yıl ABD ekonomik gücüne biraz daha yaklaştığını söyleyebiliriz.
Satır içi resim 1
 
 
1975’te Çin’in GSMH’sı ABD’nin beşte biri kadardı, şimdi yarısına geldi.
(Dünyanın 2. büyük ekonomisi oldu) Böyle giderse en geç 2040’ta Çin’in ABD’ni yakalayıp geçeceğini söyleyebiliriz.

Bir yandan da nüfusunu
“kadın başına bir çocuk” programıyla dizginlemeye çalışan Çin, gönenç katsayısını kesinlikle daha da yükseltecektir. Bu koşullarda,
2050’de Çin’in ABD ayarında bir süper güç olacağını söylemek olanaklı. 
Şimdi 1,35 milyar olan Çin nüfusunun 2050’de 750-800 milyon ve kişi başına
ulusal gelirin 50 bin dolar düzeyinde olacağını kestiriyorum. 
 
IMF’nin bu kestirimine göre 2040’ta değil, çok daha önce, 2030’larda Çin,
ABD’nin önünde olacak demektir. Ve iletiyi şöyle bitirmişim:
 
Çin, kuruluşunun 100. yılında Dünyanın doruğunda (zirvesinde) olacak.
Peki, Türkiye kuruluşunun 100. yılında hangi düzeyde olacak dersiniz? æ
 
Tabii, marifet Dünyanın ekonomisi en büyük ilk 10 Ülkesi arasında olmak değil;
marifet Dünyanın en gelişkin ilk 10 Ülkesi arasında yer almaktır.
Türkiye bugün 90-100 arası bir yerde bulunuyor gelişmişlik sıralamasında. æ

 
————————–
2018 Ülkeler ve GNP
 ABD   21,0  trilyon $

 AB   20,0
 Çin   15,0
 Japonya   6,0
 Almanya   4,0
 Brezilya   3,4
 Rusya   3,2
 Fransa   3,1
 İngiltere   3,0
 Hindistan   3,0
 İtalya   2,3
 Kanada   2,2
 Avustralya   1,8
 G.Kore 1,7
 Meksika  1,7
 İspanya  1,5
 Endonezya  1,5
 Türkiye   1,2
 Hollanda   0,9
 S. Arabistan   0,9
 İsveç   0,7
 Tayvan   0,7
  İsviçre   0,7
 Polonya   0,7
 
not. Şu anda ~800 milyar dolar GNP olan Türkiye’nin 5 yıl içinde 1200 milyar dolara çıkması için yıllık %8,5 gelişim hızı varsayılmış, ki, pek gerçekçi değil.
 
2018 Dünya GNP toplamı ~100 trilyon $, 2000 rakamı olan ~40 trilyon dolarla kıyaslanırsa, 18 yılda ortalama % 5,2’lik gelişme var demektir;
~ %1,2 nüfus artışını çıkarırsak
küresel ölçekte net % 4 /yıl
gelişim hızı 
varsayılmış demektir. 
 
İktisatçılar ne der, bilmiyorum ama, bence bu  küresel finans balonunun ~% 4/yıl oranında şişirilişi ve doların değer kaybından başka bir şey değil. Eğer doların değer kaybı (enf) %2,5 kadarsa o zaman küresel ölçekte yaratılan gerçek artı değer %1,5/yıl olurdu… æ

İzmir İktisat Kongresi’nin 90. Yılında Ütopyalarımızı Korumak

Dostlar,

Türkiye İktisat Kongresi‘nin İzmir’de toplanmasının (dikkat buyurulsun, İzmir İktisat Kongresi değil..) 90. yılını gündeme getiren Yaşar Üniversitesi‘ne ve konuyu işleyen yazarlara teşekkür ederiz.

Bilkent Üniversitesi’nden Sayın Prof. Yeldan bu toplantıdan değerlendirmeler sunuyor.

Biz bu Kongre’nin toplanma nedenini, Kemal Paşa’nın Kongre açılışındaki
uzun konuşmasını ve ardından Lozan görüşmelerinin tamamlanmasını dikkate alarak
şöyle açıklıyoruz :

– Batı, Lozan’da “Kapitülasyon” dayatması yapmış ve Atatürk’ün kesin talimatı bağlamında Başdelege Dışişleri Bakanı İsmet İnönü görüşmeleri keserek Ankara’ya dönmüştü. Bilindiği gibi Lord Cürzon mali şantaj yapmıştı İnönü’ye.. Ülkemizin harap ve yıkık olduğunu, paramızın olmadığını ve çok geçmeden gelip diz çökerek borç para isteyeceğimizi, bu paranın kendilerinde ve ABD’de olduğunu ve Lozan’da Türklerin reddettiği Batı istemlerini teker teker önümüze koyacağını belirtmişti. İnönü de,
Gelir borç istersek siz de çıkarın cebinize koyduğunuz redlerimizi..” der.

İşte bu kritik kırılmada, büyük önder Mustafa Kemal Paşa Batı’ya bir ileti vermek ister. Ülkemizin ne pahasına olursa olsun ekonomik kalkınmasını da başaracağını ve
bu yüzden Batı’ya diz çökmeyeceğimizi, savaş meydanlarında çok kan dökerek
utku (zafer) kazandığımızı, Osmanlıyı bitiren kapitülasyonları asla kabul etmeyeceğimizi, ekonomik şantaja boyun eğmeyeceğimizi duyurmak ister.

1135 delege 15 gün boyunca bu kritik kongreye büyük özveri ile katılır.
İzmir harap ve bitiktir. Yunanlarca yakılmıştır. Delegeler hanlarda kalmaktadır.

Günümüzde bile olağan bir kongre için 1135 delege rakamı çok büyüktür,
süre de son derece uzundur. Kemal Paşa, Kongre açılışında 1,5 saat süren önemli bir konuşma yapar. NUTUK (Ekim 1927), Dumlupınar (30 Ağustos 1924) konuşmaları ve bu konuşma, Kemal Paşa’nın en önemli 3 konuşmasıdır.

Batı, iletiyi alır ve “Kemal” in pes etmeyeceğini anlar. Yeniden çağrı yapılır
Lozan görüşmeleri için ve 4 Şubat 1923’te kesilen oturumlar yeniden başlar,
24 Temmuz 1923’te başarıyla sonlandırılır.

Büyük ATATÜRK‘ün strateji dehası bir kez daha ülkemizin önünü açar..

Sevgi ve saygı ile.
27.2.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==================================

Prof. Dr. Erinç YELDAN

portresi

İzmir İktisat Kongresi’nin 90. Yılında Ütopyalarımızı Korumak

İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat – 4 Mart 1923’te toplandı. Kongrenin biricik amacının Kurtuluş Savaşımızın eseri olan siyasi bağımsızlığımızı, iktisadi bağımsızlık ile perçinlemek olduğu bilinmektedir. 1135 delegenin katılımıyla düzenlenmiş olan Kongre, öncelikle genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız, katılımcı ve ulusal bir ekonomi stratejisinin temellerini atmayı amaçlamış ve bu yönde ülkenin tüm sosyal sınıf ve katmanlarının temsilcilerini bağımsızlık ve kalkınma idealleri etrafında
bir araya getirmiş idi.

Geçen hafta içinde İzmir İktisat Kongresi’nin 90. Yılı “21. Yüzyılın Kalkınma Stratejilerini Tasarlamak” temasıyla Yaşar Üniversitesi’nde toplandı. Kongrenin düzenlendiği tarihsel dönemi yakından irdeleyen tebliğlerinde Serdar Şahinkaya ve
İlter Ertuğrul, İzmir Kongresi’nin çoğunlukla basitleştirilerek, iddia edildiği üzere “tıkanmış olan Lozan görüşmelerinde genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Batı’ya
güvence vermek
” üzere alelacele toplanmış bir birliktelik değil, Sivas ve Erzurum kongrelerinin devamı olarak Cumhuriyetimizin ilanından önce bilinçli ve programlı bir şekilde tasarlanmış, iktisadi bağımsızlığa yönelik, Anadolu’nun aydınlanma savaşımını yönlendirecek özgün bir girişim olduğunu vurguladılar.

Prof. Dr. Bilsay Kuruç sunumunda 1920’li ve 30’lu yılların küresel konjonktürü ile günümüz arasında geçişler sağlayarak, çökmekte olan İngiliz hegemonyasındaki
altın standardına dayalı serbest ticaret rejimi ile günümüzün serbestleştirilmiş finans sermayesinin dayanmakta olduğu ABD hegemonyasındaki kapitalist birikim rejiminin çöküşü arasında paralellikler kurdu. Bilsay Hoca, finans kapitale dayalı birikimin artık tıkandığını ve küresel kapitalizmin yeni arayışlarının dünya barışını tehdit etmekte olduğunu vurguladı.

Hasan Ersel Hoca ise, iktisat kuramının artık gelenekselleşmiş önemli kavramlarının ardındaki gerçek anlamları sosyal değerler sistemi içinde değerlendirdi.
Bunlar arasında sıkça dile getirilen rekabetçi piyasa kavramının gerçekten de kaynakların etkin dağılımında ve toplumsal gönenci artırmada kuramsal olarak
en etkili araç olduğunu; ancak kavramın tek bir sorunu olduğunu vurguladı:

Dünyada hiçbir ekonomide söz konusu olmaması…

***
İlkinden 90 yıl sonra toplanmış olan İzmir İktisat Kongresi’nin tüm katılımcıları, küresel ekonominin mevcut geleneksel iktisadi paradigmaların açıklamakta zorlandığı bir kriz içine sürüklenmiş olduğuna vurgu yaptılar. Küresel ekonomide büyümenin kaynaklarında gözlenen niteliksel dönüşümlerin kalkınma yazınının artık gelenekselleşmiş modellerince açıklanabilir olmadığı; yepyeni iktisat paradigmalarının arayışı içinde olduğumuz sıklıkla dile getirildi.

Prof. Dr. Korkut Boratav, küresel ekonomide üretim merkezlerinin batıdan doğuya ve kuzeyden güneye bir eksen kayması içinde olduğu günümüz konjonktüründe,
21. yüzyılın kalkınma stratejilerini tasarlamaya yönelik arayışlarının
muhakkak siyasal iktidar mücadelesiyle iç içe geçmesi gerektiğini vurguladı.

Korkut Hoca ısrarla insanlığın yüzyıllar boyu süregelen adalet, özgürlük ve eşitlik arayışları doğrultusunda ütopyalarımızı korumamızın önemine değindi.
Korkut Hoca’nın sözlerini yeniden anımsayarak

“Adım adım
 ‘aykırı’ düşünmeye yönelmemiz gerekiyor. Önce, bugünün egemen düşünce biçiminin sınırlarını, giderek kurulu düzenin parametrelerini de zorlayarak…”