Etiket arşivi: Gazi Mustafa Kemal

CHP 101 YAŞINDA

Alev Coşkun

CHP 101 YAŞINDA

09 Eylül 2020, Cumhuriyet

Bugün CHP’nin kuruluşunun 101. yıldönümü. Geçen yıl, 9 Eylül 2019 tarihinde gazetemizde yayımlanan yazımda CHP’nin 100 yaşında olduğunu belirtmiş ve bu konu ile ilgili olarak belgeler yayımlamıştım. Bu tarihi olayı kısaca anımsatalım. CHP’nin tüzüğü, 9 Eylül 1923 tarihinde CHP Meclis Grubu tarafından oybirliği ile kabul edildi. Kuruluş dilekçesi İçişleri Bakanlığı’na aynı tarihte sunuldu. İki gün sonra, 11 Eylül 1923’te Mustafa Kemal Atatürk, partinin genel başkanlığına seçildi. Bu tarihlere göre, bugün CHP’nin kuruluşunun 97. yıldönümüdür. Ancak CHP’nin Kurucu Genel Başkanı Atatürk, 1927 yılında bu tarihi özellikle düzeltti.

Düzeltilen tarih

Bu olayın gelişimi de şöyledir: CHP’nin kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na vermesinden 4 yıl sonra, 15 Ekim 1927’de CHP’nin ilk kurultayı toplandı. Atatürk, kurultayı açış konuşmasında, “bu kurultayın birinci değil, ikinci kurultay” olduğunu açıkladı.

  • Atatürk, CHP’nin ilk kurultayının 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi olduğunu vurguladı. Bu tarihlerin de böyle kabul edilmesini istedi.

Bu, son derece önemli ve anlamlı bir karardı.

1931 Kurultayı

1927 yılından sonra toplanan CHP kurultayının tarihi, 11 Mayıs 1931’dir. Atatürk, bu kurultayın açış konuşmasında da bu konuya bir kez daha değindi. Konuya bir kez daha açıklık getirdi. CHP’nin ilk kongresinin Sivas Kongresi olduğunu ve kuruluşun esasında “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği” olduğunu bir kez daha belirtti.

11 Mayıs 1931 tarihli Cumhuriyet gazetesi “CHP Üçüncü Büyük Kongresi Dün Açıldı” manşetiyle çıktı. 

Atatürk, kurultay konuşmasında şöyle diyor: “Bizim kongremiz, bundan 12 yıl önce Sivas’ta bir mektep dershanesinde yapılmıştır.

Böylece, 1931 Kurultayı CHP’nin 3. kurultayı oluyordu. Nitekim, 11 Mayıs 1931 tarihli Cumhuriyet gazetesi bu haberi “CHP Üçüncü Büyük Kongresi Dün Açıldı” diyerek 8 sütun manşetten vermiştir.

Bir yıl önce 9 Eylül 2019 tarihli yazımızda konuyla ilgili belgeleri yayımlamıştık… 

Kuvayı Milliye’nin ve Milli Mücadele’nin önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babası, CHP’nin kurucu başkanı açıkça, “CHP’nin kuruluş tarihi 9 Eylül 1919’dur” diyor. Atatürk, CHP’nin kuruluşunun 9 Eylül 1919 olduğunu 1931’deki kurultayda açıkça ilan ediyor. Cumhuriyet gazetesi başka tarihlere itibar etmez. CHP’nin kurucusu büyük Atatürk’ün açıklamalarına saygı duyar ve buna bağlıdır. Bu nedenle, kim ne derse desin, CHP’nin kuruluşu 9 Eylül 1919’dur ve CHP bugün 101 yaşındadır.

Atatürk neden böyle değerlendirdi?

CHP’nin kuruluş dilekçesinin 9 Eylül 1923’te verilmesi çok anlamlıydı. 9 Eylül 1922, Türkiye’nin emperyalist işgalden kurtuluş günüdür. Kuvayı Milliye ordusunun zafer kazanarak İzmir’e girişidir. Atatürk’ün CHP’nin kuruluşunu Sivas Kongresi’nin yapıldığı 1919’a taşıması da bilinçli bir seçimdir. CHP’nin kuruluşunun 1919’a çekilmesi kararı, Gazi Mustafa Kemal’in CHP ile Milli Mücadele arasındaki bağı ve sürekliliği vurgulamak amacından kaynaklanmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi, bu kararı Mustafa Kemal, 15 Ekim 1927’de toplanan ilk CHP kongresinde açıklamıştır. Unutulmasın ki, millete hesap verdiği “Nutuk”u da bu kongrede okudu.

Dönüm noktası Sivas Kongresi

Hem Nutuk’un okunduğu hem de CHP’nin kuruluş tarihinin açıkça belirtildiği bu kongrede Atatürk, CHP’yi Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası Sivas Kongresi’ne bağlamıştır. Atatürk, konuşmasında şöyle demişti:

“Partimiz, geçen ıstırap (acı, elem) seneleri içinde milletimizin hayatı ve şerefi için gösterdiği yüksek azim ve iradenin temsilcisi olarak bundan 9 sene evvel ortaya çıkmıştır. Anadolu ve Rumeli’yi kapsayan ilk kongremiz Sivas’ta yapılmıştır.”

CHP ile Milli Mücadele arasındaki bağ

Atatürk, 9 Eylül 1919 tarihini, bilinçli olarak Milli Mücadele ile CHP arasındaki bağı vurgulamak için seçmiştir. Bu nedenle Sivas Kongresi’ni CHP’nin 1. kurultayı olarak tespit etmiştir. Milli Mücadele’nin belgelere dayalı en önemli kaynağı olan Nutuk da işte CHP’nin bu 1931 kurultayında bizzat Atatürk tarafından okunmuştu.

CHP’nin kökleri

CHP’nin kökleri Milli Mücadele’dir, Kurtuluş Savaşı’dır. Bu önemli noktayı da Milli Mücadele’nin önderi, açık bir biçimde böylece tespit etmiştir. İlk kuruluş Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği’dir.

  • CHP’nin anası Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği’dir.

Herkes ve en başta CHP Genel Merkezi bu karara uymak zorundadır. CHP Genel Merkezi bu tarihi gerçeği bir kenara itemez. Bu konuda kararsız kalırsa, illa ki 97. yıldönümü derse, CHP’nin kurucu önderi Atatürk’ün karar ve tespitine karşı çıkmış olur. Cumhuriyet gazetesi için 9 Eylül 2020 iki önemli gündür:

1. Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandıran, Kuvayı Milliye ordularının İzmir’e girişinin 98. yıldönümüdür.
2. CHP’nin kuruluşunun 101. yıldönümüdür.

Kim ne derse desin

Kim dönerse dönsün, Cumhuriyet gazetesi Atatürk’ün tespit ettiği karardan dönmeyecektir. Bugün CHP’nin kuruluşunun 101. yıldönümüdür.

ULUSAL BAYRAMLARIMIZDAN KORKANLARIN DİKKATİNE

ULUSAL BAYRAMLARIMIZDAN KORKANLARIN DİKKATİNE

portresi_ATA_ile

 

Erol Güçlü
Avustırya ADD Kurucu Başkanı

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Değerli Arkadaşlar

Ekte Fethi Naci‘nin hazırladığı “100 Soruda ATATÜRK’ün Temel Görüşleri” adlı eserin 22. sorusunun

“Soru 22 : Atatürk, ulus ve ordunun padişah ve halifelik hakkındaki düşüncesini
hep göz önünde bulundurmakla birlikte bu konudaki kendi düşüncesini nasıl gerçekleştirdi?”

yanıtını mp3-dosya olarak bilginize sunuyorum. Sonuna doğru 30 Ağustos 1924’te Gazi Mustafa Kemal sözlerini şöyle bitiriyor:

  • «Sevgili kardeşlerim, fikir ve idrak sahibi olduğunu büyük hâdiselerle ispat etmiş olan bu millet, Allah’ın gölgesi, peygamberin vekili olduğunu iddia küstahlığında bulunan halife unvalarındaki gafillere, cahillere, riyakârlara vatanında, vicdanında yer verebilir miydi?»
    (28 Ağustos 1925, SD, II, s. 209)

Unutmuş olabileceklerin daha dikkatli dinlemeleri ve

Ayrıca

“Soru 23 : Atatürk Millî Mücadelenin zaferle sonuçlanmasının tarihî önemini
nasıl açıklıyordu?”
sorusunun yanıtı da

  • «Afyonkarahisar – Dumlupınar meydan muharebesi ve onun son safhası olan bu 30 Ağustos muharebesi Türk tarihinin en mühim bir dönüm noktasını teşkil eder. Milli tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, cihan tarihine yeni cereyan vermekte kesin tesirli bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.»
    (30 Ağustos 1924, SD, II, s. 179)

mp3 olarak dikkatinize sunulmuştur.

Geçici olarak zafer kazandıklarını zannedip GAZA gelenlerin SİLKİNİP kendilerine gelmelerini, mimbere yapmanın bedelinin çok ağır olduğunu hatırlamaları

düşüncesi ve

Saygılarımla.
27.08.2016

==================================

Dostlar,

Değerli dava arkadaşımız Sayın Erol Güçlü‘nün bu önemli katkısını paylaşmaktan mutluyuz.
Kendisine şükranlarımızı sunuyoruz..

Merhum Fethi Naci‘yi saygı ile anıyor ve söz konusu kitabının okunmasını öneriyoruz.

  Fethi Naci, 100 soruda Atatürk ile ilgili görsel sonucu

Sevgi ve saygı ile.
27 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dr. Serdar ŞAHİNKAYA : Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi

Konferans : Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi

93. Yıl Anması.. 17 Şubat – 4 Mart 1923
Dr. Serdar ŞAHİNKAYA (Siyasal Bilgiler Fak.)
Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi

Düzenleyen : İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. Mezunlar Derneği

Yer : Mithatpaşa Cad. 16/6, Yenişehir / ANKARA
Gün : 02 Mart 2016, Çarşamba, saat 16:00

Dostlar,

Duyuru hem yukarıda hem de görsel olarak aşağıda..
Dostumuz, Ankara Mülkiye’den Dr. Serdar Şahinkaya, konunun uzmanı olarak
bize bu önemli konuyu sunacak..  (Devamı görselin altında..)

Birinci İzmir İktisat Kongresi - 93 Yaşında (3)

Toplantıtı düzenleyen, yine dostumuz, adı geçen derneği Ankara şubesi başkanı
Sn. Davut Özdemir ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederiz.

Serdar bey, “CUMHURİYET EKONOMİSİ ve GELECEK”
başlıklı makalesine (İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Dergisi, Ekim 2015) şöyle giriyor :

  • “Bize en lazım şey.. fabrika, gine fabrika[dır]… Türkiye çalışıyor, üretiyor, fakat ürünlerinden başkaları yararlanıyor…alın teri dökerek elde ettiğimiz iptidaî maddeleri (AS: hammmadeleri)… yok pahasına harice satıyoruz sonra yabancılar bu maddelerin şeklini değiştirerek bize iade ediyorlar… Kırk kuruşa bir okka yün veriyoruz, aynı yünü bin iki yüz kuruşa bir metre kumaş halinde yalvararak geri alıyoruz.”{1921. II. İcra Vekilleri Maliye Vekili Ahmet Ferit Bey (Tek) }

    Ve devamında şunların altını çiziyor :

  • Shakespeare’in bir sözü vardır, bilirsiniz; “Bütün dünler, yarınları aydınlatan fenerlerdir”. Gerçekten de öyledir. O nedenle, bugünün gözlüğünden bakarak 1920’leri, 1930’ları değerlendirirken dönemin kendine özgü koşullarının hatırlanması büyük önem taşır.
    Yoksulların zaferi olarak adlandırabileceğimiz Kurtuluş Savaşımız sonrası 1923’te Cumhuriyetin kuruluşu, 20. yüzyıla girme adımıdır. Bir anlamda 20. yüzyılın dünyasına, bilimine ve geç kalınmış aydınlanmasına giriştir. 1923 Cumhuriyeti, yoksun ve bitkin bir köylüler ülkesinde geri kalmışlığı aşabilme davası / iddiasıdır. Osmanlıyı yıkan ekonomik ve mali hastalıkların tümünü geride bırakarak, 17 Şubat 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi bu vatanı yeniden yurt yapma özleminin çelikleşmiş ifadesi olan “çalışkanlar diyarı” yapma kararlığıdır 1923 Cumhuriyeti.

*****

Aşağıdaki çok değerli kitabını da bize imzalayarak armağan etmişti bir SBF toplantısında..
Planlama uzmanı hocası Prof. Bilsay Kuruç‘un (eski DPT müsteşarı) 80’i aşan yaşına karşın düzenlemeyi sürdürdüğü Türkiye’de 21. Yüzyıl İçin Planlama kurultaylarından birinde idi.

gazi-mustafa-kemal-ve-cumhuriyet-ekonomisinin-insasi-serdar-sahinkaya

Biz de katılmış ve Sağlık Planlaması konulu (20 dakikalık) bir sunum yapmıştık
(Sağlık Hizmetlerinde Gelinen Çıkmaz; Nasıl Planlamalı? 21. Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri : Kamu Yönetimi, Kamu Maliyesi, Kamu Personel Rejimi, 10.04.2015).
Toplantının gerçekleşmesi için bütün hazırlıkları özenle yürütmüştü ama hiç ortada yoktu!

Bu gün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 5 öğrencilerimizle işlediğimiz
Sağlık Ekonomisi dersimizde Mustafa Kemal Paşa‘nın bu Kongrenin (İzmir – Türkiye
İktisat Kongresi) açılışında yaptığı 1,5 saat süreli önemli konuşmasından alıntılarla başladık :

Slide1 Slide2 Slide3

Lozan görüşmelerinde Batılı emperyalistler ille de KAPİTÜLASYON diye tutturmuşlardı.
Sıcak savaşlarda meydanlarda ilk kez yenildiklerini unutmuş görünüyorlardı.
Lord Courson İsmet Paşa’ya (İnönü) dayatıyordu. Bu istem kurucuların kırmızı çizgisi idi.
Kesin olarak reddedildi ve İnönü döndü. Courson kendisinin ve ABD’nin parasına ve de yıkık – harap Türkiye’nin yoksulluğuna güveniyordu. İsmet Paşa’nın reddettiği kapitülasyonları ve Türkiye’yi sömürgeleştirecek dayatmaları cebine koymuştu. Türk Temsilciliği (Delegasyonu) Başkanı Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’ya;

Bunları şimdilik cebime koyuyorum.. ama yarın gelip bizden para isteyeceksin,
o zaman teker teker önüne koyacağım…
demişti.

Cumhuriyet kurucuları bunu hiç unutmadılar. Mustafa Kemal Paşa, İzmir’de 15 gün süren
bu Kongreyi toplarken asıl amacı Bat’ya şu iletiyi vermek idi :

  • Biz, her şeye karşın var olacağız.. size boyun eğmeyeceğiz.. İktisaden de ayağa kalkacağız…

    Batı’dan borç almadılar. Bütçe açığı vermediler.. 1923-38 arası ülke ekonomisini 2’ye katladılar. 15 yılda ortalama %6,6 ekonomik büyüme sağladılar. Sırtlarında Lozan borçları vardı.
    Bütçe gelirlerinin 1/4’üne varan Aşar’ı (Öşür, Ondalık vergisi) kaldırmışlardı yoksul köylünün sırtından. Merkez Bankaları yoktu 1930’a dek. 1929’de Büyük Dünya Ekonomik Bunalımı başlamıştı. 1935’ler sonrasında 2. Büyük Dünya Paylaşım Savaşı’nın tamtamları
    çalmaya başlamıştı. İç isyanlardan da bunalıyorlardı..

    Sevgili Dr. Serdar Şahinkaya, konferansının alt başlığını nasıl da isabetle seçmiş :

  • Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi

    Batılılar bu inanılmaz başarıyı “Mustafa Kemal’in EKONOMİ MUCİZESİ” olarak niteledi.
    Prof. Mustafa Aysan, Prof. Bilsay Kuruç ve Dr. Serdar Şahinkaya bu dönemi anlamamızı sağlayan değerli kitaplar yazdılar..

*****

Günümüzde ise Türkiye, özellikle AKP iktidarı eliyle Kasım 2002’den bu yana 13+ yılda tam bir post-modern sömürgeye dönüştürüldü! 80 yılda biriken 221 milyar Dolar olan toplam borç,
13 yılda 2 katı daha alınarak 600 milyar Doları aştı..
Ülkemiz borçla teslim alınarak bağımsızlığı ciddi ölçüde ipotek altına alındı.

Bu durum sürdürülemez…
Mutlaka ve hızla durdurulması gerek.
Ülkemizin üretim ekonomisine geçmesi ve Türkiye’den yönetilmesi gerekiyor..
Milli iktidarlar eliyle..
Daha fazla gecikmeye dayanç (tahammül) kalmadı..
Yarın, belki yarından da yakın..

“Nasıl” ını yarın, 2 Mart 2016 Çarşamba günü Dr. Serdar Şahinkaya‘dan öğreneceğiz.

Bu önemli konferansa ilginizi bekliyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
01 Mart 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dr. Serdar ŞAHİNKAYA : CUMHURİYET EKONOMİSİ ve GELECEK

Dostlar,

Değerli arkadaşımız, SBF yarı zamanlı öğretim görevlisi Dr. Serdar ŞAHİNKAYA,
önemli bir dosya paylaştı bizimle.

CUMHURİYET EKONOMİSİ ve GELECEK..

Dolu dolu 11 sayfa..
Şöyle başlıyor :

*****

“Bize en lazım şey..fabrika, gine fabrika[dır]…Türkiye çalışıyor, üretiyor,
fakat ürünlerinden başkaları yararlanıyor…alın teri dökerek elde ettiğimiz
iptidaî maddeleri…yok pahasına harice satıyoruz sonra yabancılar bu
maddelerin şeklini değiştirerek bize iade ediyorlar…Kırk kuruşa bir okka yün
veriyoruz, aynı yünü bin ikiyüz kuruşa bir metre kumaş halinde yalvararak
geri alıyoruz”
1921. II. İcra Vekilleri Maliye Vekili Ahmet Ferit Bey (Tek),

Shakespeare’in bir sözü vardır, bilirsiniz; “Bütün dünler, yarınları aydınlatan fenerlerdir.”
Gerçekten de öyledir. O nedenle, bugünün gözlüğünden bakarak 1920’leri, 1930’ları
değerlendirirken dönemin kendine özgü koşullarının hatırlanması büyük önem taşır.
Yoksulların zaferi olarak adlandırabileceğimiz Kurtuluş Savaşımız sonrası 1923’te
Cumhuriyetin kuruluşu, 20. yüzyıla girme adımıdır. Bir anlamda 20. yüzyılın dünyasına,
bilimine ve geç kalınmış aydınlanmasına giriştir.

1923 Cumhuriyeti, yoksun ve bitkin bir köylüler ülkesinde geri kalmışlığı aşabilme davası /
iddiasıdır. Osmanlıyı yıkan ekonomik ve mali hastalıkların tümünü geride bırakarak,
17 Şubat 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde
Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi, bu vatanı yeniden yurt yapma özleminin çelikleşmiş ifadesi olan “çalışkanlar diyarı” yapma kararlığıdır 1923 Cumhuriyeti.

*****

Devamla :

1998 sonrası IMF ile imzalanan Yakın İzleme Anlaşması ardından dönemden günümüze yapılanlar, ülkemizin hedeflerini ve kaynaklarını kendisinin belirlediği bağımsız, görece eşitlikçi ve sosyal dayanışmacı bir kalkınma stratejisi uygulayabilmesinin önündeki en büyük engeli oluşturmuştur.

….. Türkiye, adeta sanayileşmekten, vaz geçmiştir. Dünya imalat sanayi katma değeri içinde payımızın %0,6 ile %1,1 arasında demir tarıyor olması da ne yazık ki ülke olarak
yarı sanayileşmeye kilitlenildiğinin somut bir başka göstergesidir.

*****

Ve şöyle bağlıyor Sayın Dr. Serdar Şahinkaya :

Öncelikle tıpkı, 1927’de yaptığımız gibi ciddi bir sanayi sayımı / envanteri yapmalı ve durumu somut bir biçimde görmeliyiz. 2015 yılını nerede ise bitirirken hâlâ 2002 yılına ait In put – Out put tablosuna bakmak durumundayız. Farklı bir ifade ile, 13 yıl önceki ekonomik sektörlerin birbirleriyle ilişkilerinin sayısal durumu üzerinden analizler yapılabilmektedir. Bu bile
21. Yüzyılın ne kadar uzağında olunduğunu göstermeye yeter. Bu eksiklik TUİK tarafından
bir an önce giderilmelidir. Zira, bilmediğinizi tanımlayamazsınız, tanımlayamadığınızı ölçemezsiniz, ölçemediğinizi de yönetemezsiniz.

Eğitim sistemimiz de çağın gereklerine uygun hale getirilmeli ve her alanı yeniden inşa edilmelidir. Kendi yaratıcı güçlerimizle, kendi aklımızla ve kendi irademizle yeni bir kalkınma stratejisi ve yeni bir sanayi planı hazırlayarak ve yeni kurumlar kurarak yola koyulmalıdır.
Akan suda iki kez yıkanılmaz.. sözü eskidir. Eskiyi birebir yaşayabilmenin olanaksızlığını insan unutursa, bu sözü hatırlamalıdır. Ama, eskinin ciddi birikimi, onu silme çabalarıyla yüzleşip yeni birikimleri filizlendirir. İnsan bunu da unutmamalıdır.

*****

Bu önemli makalenin tümünü okumak için lütfen tıklar mısınız??

CUMHURIYET_EKONOMISI_ve_GELECEK

Değerli dostumuz Dr. Serdar Şahinkaya‘ya bu önemli ürünü ve paylaşımı için
çok teşekkür ediyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
14 Kasım 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA İLETİSİ


23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve
ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA İLETİSİ

portresi

 

Nurullah AYDIN
22 Nisan 2015 – ANKARA

 

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile Türk Milleti;
hür ve bağımsız yaşama iradesini ortaya koymuştur.

Bu açılış; her türlü iç ve dış ihanet şebekelerine rağmen başarıya ulaşma azim ve kararlılığın merkezi olarak ülkenin önüne yeni ufuklar açan bir dönüm noktasıdır.

Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları, istiklal mücadelesinin
ancak Türk Milleti’nin;
egemenliğine, birlik ve beraberliğine sahip çıkması ile başarılabileceğine inanmıştır.

TBMM Bağımsızlık savaşının karargâhı olmuş;
kararlarıyla, onurlu duruşuyla mücadeleye hayat, insanımıza umut ve güç vermiş,
kurtuluş mücadelesini başarıya ulaştırmış,

Cumhuriyet’i ilan ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun kaynağı olmuş,
Türkiye’nin modern dünyayla bütünleşme sürecinde kapsamlı reformları yaşama geçirmiş, güçlü yarınların temellerini atmıştır.

Demokrasi; bir uzlaşma, anlaşma ve barış rejimidir.

Hukuk devleti; hukukun üstünlüğüne (AS: sermayenin hukuk değil,
emeğe saygılı hukukun üstünlüğü; retorik tuzağa dikkat!)
dayalı yönetim demektir.

Sosyal devlet; toplumun tümünü ayrımsız kucaklama anlayışıdır.

Türkiye; Laik, sosyal bir hukuk devletidir.
(AS: Anayasa md. 2’de 3 değil 6 temel nitelik sayılmakta : 1) İnsan haklarına saygılı,
2) Atatürk milliyetçiliğine bağlı, 3) Demokratik, 4) Laik 5) Sosyal, 6) Hukuk Devleti)

Türkiye; insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı
(AS: hangi hukuk? Yukarıda belirttik), çoğulcu demokrasi anlayışını geliştirmelidir.
 

Milli egemenlik, milli irade; milletin birlik ve beraberliğini parçalamak demek değildir.

Milli egemenlik; özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, hukukun üstünlüğünün ve kurumların meşruluğunun dayanağıdır.

Kendine inanmak, çalışmak, kendini en iyi biçimde yetiştirmek;
amacı ve hedefi olanlar için gereklidir.

Türk Milleti’nin geleceğinin güvencesi çocukların; atalarının izinden giderek,
ülkenin huzuru, refahı ve gelişmesi için, günü geldiğinde azim ve kararlılıkla sorumluluklarını yerine getireceğine olan inancım tamdır.

Çocuklarımızn başarılı, sağlıklı, huzurlu ve mutlu olması; milletçe ortak amacımızdır.

Çocuklarımızın başarısı; Türkiye’yi güzel günlere taşıyacaktır.

Dünya barışı ve huzuru için; dünya çocuklarına kardeşlik, sevgi, barış duygularını verilmesi gereklidir. 

Türk Milleti yetişmiş ve yetişmekte olan evlatları;
büyük bir azim, kararlık ve inançla bugünün ve yarınların güvencesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 95. yıldönümünde;

Cumhuriyetimizn kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü,
İstiklal Savaşımızın tüm kahramanlarını,

Birinci Meclis üyelerini saygı, minnet ve şükranla anar;

Dünya’nın bütün çocuklarına ve çocuklarımıza barış ve mutluluk getirmesini dileğiyle,
23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlar,
sevgi çiçeklerinin yeşermesini dilerim.

===============================

Dostlar,

Sayın Nurullah Aydın arkadaşımızın yazılarına bu sitede çok yer verdik anımsayacaksınız. Yukarıdaki yazısı da son derece olumlu, iletileri varsıl ve sevecen. Kendisine teşekkür ederek paylaştık.
Hep yapageldiğimiz gibi, metinde yer yer arı Türkçe için sınırlı karışmalarımız oldu
ama anlama hiç dokunmadık..
Bir de ayraç içinde eklemelerimiz oldu..
Örn. HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ.. Kocaman bir burjuva retoriği.., retorik tuzak..

Hangi hukukun üstünlüğü??
Burjuva (sermaye!) hukukunu hem dayatıyor hem de kutsallık – dokunumazlık zırhına sarıyor.. Bu davranış ciddi bir etik – moral sorun ama ne yazık ki günümüzün
tarihsel olarak artık “olgun” (!?) olması beklenen birkaç yüzyıl kıdemli Burjuvası bile,
zerrece etik – moral kaygı taşımadan pragmatik (faydacı) geleneğini sürdürüyor..
Çok merak ediyoruz; bu bağlamda bir matürasyon – sorumluluk bilinci ne zaman gelir??

Kendiliğinden olmayacağını bilecek ölçüde tarih bilgimiz ve siyasal bilincimiz var sanırız. O zaman da iş başa düşüyor.. Emeğin hukukunu her yerde ve zeminde – zamanda bilinç ve kararlılıkla savunmak.. Gerçek AYDIN tutumu ve sorumluluğu bu olsa gerek..

23 Nisan kutlu ve mutlu olsun!

Yarın, 23 Nisan 2015 Perşembe günü, saat 11:00’de 1. Meclis önünde, Ulus’ta toplanacak ve Anıtkabir’e yürüyecek VATAN PARTİSİ programına katılacağız..

Sizleri de bekleriz..

Sevgi ve saygı ile.
22 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com