Sağlık Ekonomisi / Health Economics

Sevgili AÜTF Asistanlarımız ve
Dönem V Öğrencilerimiz,

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 5 öğrencilerimize sunduğumuz 1 saat süreli SAĞLIK EKONOMİSİ derslerinin güncellenmiş yansılarını görebilmek için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız ? 194 yansıdan oluşan çok varsıl içerikli sununun (7 MB) yararlı olması dileğiyle.

Saglik_Ekonomisi_2018-19

Sınavda ilk 89 yansıdan sorumlusunuz.. Sonrakiler ek bilgi içindir.

Dönem 1 için 1 saatlik ayrı bir sunu sitemizde vardır.

Sevgi ve saygı ile.
20 Eylül 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BS
AÜTF Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Aile Hekimliğinde “Check-Up” Uygulaması

Aile Hekimliğinde
“Check-Up” Uygulaması

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) gönderdiği 31.08.2018 tarihli “Check-up Uygulaması konulu yazıda;

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

1-18 yaş altı kişilere bebek, çocuk ve ergen izlem protokollerine göre uygulama yapılacaktır.

218 yaş üzeri yetişkinlere, sigara kullanımı sorgulanması, ağırlık, boy, bel çevresi ve kan basıncı ölçümü ile açlık plazma glikozu, trigliserit, HDL,LDL, total kolesterol, kreatinin, TSH, ALT, tam kan, TİT, EKG ve kanser tarama programlarına göre gerekli muayene ve tetkikler yapılacaktır.”denilmektedir.

Yine bu yazıda “vatandaşların MHRS sistemi üzerinden randevu alacağı, bu programın ülkede 10 milyon vatandaşa uygulanacağı, her aile hekiminin her ay kendisine kayıtlı 150 kişiye check-up uygulaması yapmasının sağlanması gerektiği” belirtilmiştir.

Check-up kelimesi sözlükte sağlık sorunu olmayan bir kişinin olası hastalıklarının erken dönemde tespit edilmesini ve bu hastalıklardan korunmak üzere önlem alınmasını amaçlayan; yaş, kalıtsal yapı ve çevresel etmenler de dikkate alınarak gerçekleştirilen sağlık taraması olarak tanımlanıyor.

Gelin, ülkemizdeki aile hekimlerinin check-up butonu olmaksızın kendisine kayıtlı nüfusa ne gibi hizmetler verdiğine bir göz atalım? ASM’lerde kayıtlı nüfusta yer alan gebelere 4 kez, loğusalara 3 kez, bebeklere 7 kez, çocuklara 7 kez izlem yapılmaktadır. Her izlemde yaşa (AS: cinsiyete de!) ve risklere göre değerlendirilen kişinin verileri elektronik ortama kaydedilip bakanlığa gönderilmektedir.

15-49 yaş arasındaki kadınlara 6 ayda bir, diyabet hastalarına her gelişlerinde izlem yapılması zorunludur. Bunun yanı sıra; 30-65 yaş arasındaki 14 milyon kadının her beş yılda bir serviks kanseri, 40-69 yaş arasındaki 12 milyon kadının iki yılda bir meme kanseri, 50-70 yaş arasındaki 13 milyon kadın ve erkeğin her iki yılda bir kolon kanseri taramalarından geçirilmesi planlanmıştır ve halihazırda bu tarama programı aile hekimlerinin çabasıyla uygulanmaktadır. Ancak 2012 yılında başlatılan uygulamada başından beri karşılaşılan koordinasyon (AS: eşgüdüm) eksiklikleri bütün ciddiyetiyle sürmektedir ve aradan geçen bunca süreye karşın, tarama programı bir türlü oturtulamamıştır.

Aile hekimleri ayrıca zaten obezite izlemi (yani boy, kilo, bel çevresi, kalça çevresi ve sistemik tansiyon izlemi) yapmaktadır. Obezite saptaması yapılması ilk aşamada önemli ve kayda değerdir ancak öte yandan obezite sorunu olan kişilerin dengeli beslenme ve düzenli sportif aktivite (AS: fiziksel etkinlik) olanaklarına erişimi olup olmadığı obeziteyle mücadele bakımından yaşamsal önemdedir ve Birinci Basamak sağlık hizmetlerinin sınırlarından ötesine bakılmasını gerektirmektedir.

Ayrıca Aile hekimleri kendilerine başvuran hastalara anamnez (AS. öykü) ve muayene sonrası gerekli gördükleri kan tahlillerini zaten yaptırmaktadırlar.

18 yaş altı çocuklarda yapılan izlemler çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi ile ilgili bize kimi ipuçları vermektedir. Ancak tıpkı obezite örneğinde olduğu gibi kalıtsal ve çevresel etmenlerin çocuklar ve gençlerin üzerindeki etkileri, içinde yaşadığımız toplumsal atmosferden soyutlanamayacağı için bütüncül bir perspektifle (AS: bakışla) ele alınmak durumundadır.

Halk Sağlığı, toplumsal sağlık göstergeleri üzerinden okunmalıdır,

  • bu ölçütleri göz ardı eden sağlıkta dönüşüm programının son manevrası olan check-up uygulaması halkın sağlığını koruyacağını iddia eden Sağlık Bakanlığının yeni aldatmacasıdır.

Kamuya açık kaynaklardan izlenebileceği gibi Ankara’nın Gölbaşı, İstanbul’un Silivri, Bitlis’in Güroymak ilçelerinde ve Sivas’ta şarbon nedeniyle karantinalar gerçekleştirilmiştir.

  • Soruyoruz; check-up yaparak şarbon salgınını engellemek mümkün müdür?

Her kış hava kirliliğinde rekorlar kıran Ankara’da check-up yaparak astımlı çocukların sayısının artmasını engelleyebilir miyiz?

Temiz su sıkıntısı yaşanan ilimizde check-up yaparsak kontamine sularla bulaşan hastalıkları engelleyebilir miyiz? Ya da artan kolon kanserlerine ait olgu sayılarını bilimsel verilerle, şu kadar yılda, şu çalışmayla, şu yüzdelik dilimden şu yüzdelik dilimine düşürdük diyebilir miyiz? Yani check-up yaparak bilimsel ölütlerle konuşmamız mümkün olur mu?

Check-up, bu güne dek hangi ülkede hangi bilimsel ölçütle herhangi bir halk sağlığı sorununu çözmüş müdür? Ülkemizde hangi bilimsel veriler incelenerek kamu kaynaklarını tüketmek pahasına bilimsel bir temeli olmayan bu uygulamaya karar verilmiştir?

Günde 1 Dolarla geçinmek zorunda olan, yeterli ve dengeli beslenemeyen, sağlıklı bir çevrede yaşayamayan, sağlıklı koşullarda barınamayan 14 milyon yurttaşın yaşam kavgası verdiği ülkemizde, spor yapacak yeşil alan kalmayan ilimizde check-up yaparsak sağlıklı çocuklar yetiştirebilir miyiz?

  • Check-up nitelikli sağlık hizmeti için harcanacak kaynakların israfından başka bir şey değildir.

Aile sağlığı merkezlerinin bebek, çocuk izlemleri masaya yatırılmalı ve hangi bölgede astım ataklarının arttığı değerlendirilmelidir; o bölgede havayı kirleten etmenlerin neler olabileceği, çevre ve kent sağlığı bağlamına oturtularak bütüncül bir biçimde değerlendirilmelidir. Bebek ve çocuklarda gelişme geriliğinin en sık gözlendiği bölgeler değerlendirilmeli, söz konusu bölgede kişi başına düşen gelirle gelişme geriliği arasındaki nedensellik bağı kurulup kurulamayacağı anlaşılmalıdır. Örgün eğitimleri süresince bu çocukların beslenme saatinde dengeli ve yeterli beslenip beslenemediği ele alınmalıdır.

Özetle; Toplum Sağlığına yönelik bütüncül bir bakış açısıyla bilimsel yöntem kullanarak ulaştığımız sonuçları değerlendirir ve halkın sağlığını etkileyen koşulları nasıl iyileştirebileceğimize kafa yorarsak işte o zaman toplum sağlığını korumak ve geliştirmek doğrultusunda çözüm önerileri geliştirebiliriz.

Ama bu koşulları düzeltemiyorsak ve halkın gözünü boyamaya ihtiyacımız varsa işte o zaman check-up yaparız.

Ankara Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu
(http://www.ato.org.tr/news/show/427, 13.9.18)
====================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ankara Tabip Odası’nın (Aile Hekimliği Komisyonu) açıklaması zehir zemberek olmuş.. İyi de olmuş..

Yalnızca 2 soru da biz eklemek istiyoruz :

1. Kasım 2015’te Anayasa Mahkemesi’nin çocukluk çağı aşılarının zorunlu olmadığına ilişkin 2 bireysel başvuruda gerekçesi olan ‘yasal norm eksikliği‘ , aradan geçen 3 yıla karşın tek 1  maddelik yasal düzenleme ile aşılabilecek iken, Çocuk hekimi olan yeni Bakanın belki de önceliği bu sorun olmak gerekirken, bunun da çaresi ASB / ASM’lerde check up ugulaması mı olacaktır?

2. Milyonlarca insana check up yapılması isteniyor.. En azından tutarak;

1 aile hekimi ayda en az 150; yılda 12 x 150 = 1800;
24 bin aile hekimi x 1800 = 43, 2 milyon.. check up yapılacaktır yılda.

1 check up ortalama 1000 (bin) TL’ye mal olsa, 43,2 milyar TL demektir.
2017 sonunda SGK 24 milyar TL’ye yakın açık vermiştir. Ekonomik yangın ülkeyi sarmışken ve kamu harcamaları ciddi kısılırken (Saray’ın itibarı dışında!), bu ciddi tutar nereden karşılanacaktır? 1 check up bedelini, iyice zorlayarak yarıya indirir ve 500 TL alırsanız, yıllık gideriniz en az 21,6 milyar TL olacaktır. Bu da SGK açığını 2’ye katlamak demektir. Söz konusu açık genel bütçeden (yeni adıyla merkezi yönetim bütçesi) karşılanacağı için bütçe açığını, borçlanmayı, kamu hizmetlerine zam yapmayı, ceheck up hizmetleri için bir hayli ithal girdiyi… gerektirecektir..

Acaba Sağlık Ekonomisi yöntemleriyle, Aile hekimlerini check up’a zorlayarak yapılacak harcamaların getirisinin götürüsünden daha çok olacağı mı hesaplanmıştır? Bakanlık, bilimsel gerekçelerini (eğer böyle bir yol izledi ise) ve maliyet – yarar hesapları(yaptırmayı akıl edebildi ise!) açıklamak zorundadır. Çünkü Yönetim, çağımızda artık bilimsel verilere dayanmak zorundadır. Ve bu ilke, Kamu hizmetlerinin / görevlilerinin uymakla yükümlü olduğu, yasal dayanaklı bir etik ilkedir aynı zamanda.. (5176 s. yasa ve Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri… Yönetmeliği vd.)

Amaç;
– insanların ‘dertlerine ad koyup’ kışkırtılmış – çaresiz müşteriler mi yaratmaktır serbest piyasaya?
– Devasa boyutlara ulaştırılan ama ‘yeterli müşteri’ bulamayan özel sağlık sektörüne Devlet desteği midir?
– Özel sektörden gelen yani Sağlık bakanının post-modern ‘customer provocation’ yöntemiyle promosyonu mudur??
– Ya da iktidarın, artık bir anonim şirket gibi yönettiği ülkemizde, yerli – yabancı sermayeye bitmeyen rant aktarma misyonunun gereği mi?

1990’ların başında, ‘tüm zamanların en çılgın Sağlık Bakanı‘ etiketini bizim iliştirdiğimiz ANAP’lı Bakan Av. H. İbrahim Şıvgın, “55 milyonu tarayacağız..“ diye tutturmuştu.. O tarihlerde “TARAMALAR…“ başlıklı bir makale yayınladık Cumhuriyet’te.. Neyse ki Bakan Şıvgın yanlışını anladı ve vazgeçti..

Şimdi de “CHECK UP’lar Nedir, Ne Değildir..?“ diye yazsak yeni Cumhuriyet’te; duyan – gören ve kulak veren olur mu acaba? Ya da yeni Bakan, eski Bakan Şıvgın’ın tahtına mı göz dikti??

El mecbur, belli sayılarda hasta garantisi verilen Şehir Hastaneleri…..
******

Değerli okurlar,

Şu mizah da olmasa, ortadan 2’ye yarılmamak olanaklı değil..
Türkiye Cumhuriyeti, 95 yıllık yaşamında hiç ama hiç ama hiç bu denli kötü yönetilmedi ya da sahipsiz – öksüz kalmadı; sömürge kılınmadı..

Sevgi ve saygı ile. 14 Eylül 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Sağlık Antropolojisi (Tıbbi – Medikal Antropoloji)

Sevgili AÜTF genç çalışma arkadaşlarımız,
(Halk Sağlığı AbD Asistanlarımız),
Sevgili AÜTF öğrencilerimiz
Site okuru Dostlarımız,

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı‘nda asistanlarımıza
(Halk Sağlığı dalında Tıpta uzmanlık eğitimi alan genç meslektaşlarımıza)
verdiğimiz eğitimler kapsamında bizim sunduğumuz bir konu da,

  • SAĞLIK ANTROPOLOJİSİ – TIBBİ / MEDİKAL ANTROPOLOJİ

Tıbbi_Antropoloji_kapak_yansisi

Konu güncel ve çok da ayrımında olmadığımız boyutlar taşımakta.

Gelişmiş ülkelerde Halk Sağlığı bilimleri bizdeki gibi Tıp Fakültesi’nde bir Anabilim Dalı olarak değil, AYRI BİR FAKÜLTE olarak örgütleniyor, başında Dekan var! Ve;

– Tıbbbi Epidemiyoloji
– Biyoistatistik
– Tıbbi Demografi
– Çevre Sağlığı
– Bulaşıcı Hastalıklar
– Toplum Hekimliği
– Sağlık Sosyolojisi (Tıbbi – Medikal Sosyoloji)
– Sağlık Antropolojisi (Tıbbi – Medikal Antropoloji)
– Sağlık Ekonomisi
– Uluslararası sağlık
– Toplum Beslenmesi
– İş ve Meslek Hastalıkları
– Hijyen, Sanitasyon, Ekotoksikoloji
– Toplumsal Genetik
– Sağlık Politikaları ve Yönetimi
…..

gibi bilim dalları yer alıyor.
ABD’de bu yapıda 25 tane Halk Sağlığı Fakültesi var..

Temel amaç toplum – halk sağlığını geliştirmek, koruyucu sağlık hizmetlerini örgütleyip sunmak.. Bu yolla ekonomi sağlamak ve sağaltımı etkin kılmak.

Biz bu bağlamda, Texas School of Public Health‘te çalışma olanağı bulmuştuk (1986).

Gerek burada, gerekse üniversitenin yerel dallarında Galvestone, San Antonio ve Dallas’ta, Houston‘dakine ek olarak Tıp Fakültesi birimlerinden biri olarak
Department of Medical Humanities” çok dikkatimizi çekmişti.

Bu birimlerde Tıpta Sosyal Bilimler çok disiplinli (multidisipliner) bir anlayışla
takım (ekip) çalışması olarak sürdürülüyordu.

Değindiğimiz seminer için epey emek verdik. 100 yansıdan oluşan kapsamlı bir sunu oluştu. Bu yansıları bir kez daha güncelleyerek aşağıda sunuyoruz. Yüz yansıdan oluşuyor (4,138 KB). pdf dosyasını çağırmak için lütfen erişkeyi (linki) tıklayınız..

Tıbbi_Antropoloji

Konu bütünlüğü bakımından, aşağıdaki sunularla birlikte değerlendirilmesini öneririz:

Saglik_Sosyolojisi

Saglik_Sosyolojisi’ne_Giris

Saglik_ve_Kultur_Etkilesimi

Sağlık ve Kültür Etkileşimi, Ekim 2003

Toplumsal_Etmenler_v_ Sagiık_Etkilesimi

Toplumsal_Etmenler_v_ Sagiık_Etkilesimi

Yararlı olması ve Türkiye’mizde de bu bilim alanlarının gelişmesi dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile.
15.4.2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dr. Serdar ŞAHİNKAYA : Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi

Konferans : Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi

93. Yıl Anması.. 17 Şubat – 4 Mart 1923
Dr. Serdar ŞAHİNKAYA (Siyasal Bilgiler Fak.)
Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi

Düzenleyen : İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. Mezunlar Derneği

Yer : Mithatpaşa Cad. 16/6, Yenişehir / ANKARA
Gün : 02 Mart 2016, Çarşamba, saat 16:00

Dostlar,

Duyuru hem yukarıda hem de görsel olarak aşağıda..
Dostumuz, Ankara Mülkiye’den Dr. Serdar Şahinkaya, konunun uzmanı olarak
bize bu önemli konuyu sunacak..  (Devamı görselin altında..)

Birinci İzmir İktisat Kongresi - 93 Yaşında (3)

Toplantıtı düzenleyen, yine dostumuz, adı geçen derneği Ankara şubesi başkanı
Sn. Davut Özdemir ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederiz.

Serdar bey, “CUMHURİYET EKONOMİSİ ve GELECEK”
başlıklı makalesine (İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Dergisi, Ekim 2015) şöyle giriyor :

  • “Bize en lazım şey.. fabrika, gine fabrika[dır]… Türkiye çalışıyor, üretiyor, fakat ürünlerinden başkaları yararlanıyor…alın teri dökerek elde ettiğimiz iptidaî maddeleri (AS: hammmadeleri)… yok pahasına harice satıyoruz sonra yabancılar bu maddelerin şeklini değiştirerek bize iade ediyorlar… Kırk kuruşa bir okka yün veriyoruz, aynı yünü bin iki yüz kuruşa bir metre kumaş halinde yalvararak geri alıyoruz.”{1921. II. İcra Vekilleri Maliye Vekili Ahmet Ferit Bey (Tek) }

    Ve devamında şunların altını çiziyor :

  • Shakespeare’in bir sözü vardır, bilirsiniz; “Bütün dünler, yarınları aydınlatan fenerlerdir”. Gerçekten de öyledir. O nedenle, bugünün gözlüğünden bakarak 1920’leri, 1930’ları değerlendirirken dönemin kendine özgü koşullarının hatırlanması büyük önem taşır.
    Yoksulların zaferi olarak adlandırabileceğimiz Kurtuluş Savaşımız sonrası 1923’te Cumhuriyetin kuruluşu, 20. yüzyıla girme adımıdır. Bir anlamda 20. yüzyılın dünyasına, bilimine ve geç kalınmış aydınlanmasına giriştir. 1923 Cumhuriyeti, yoksun ve bitkin bir köylüler ülkesinde geri kalmışlığı aşabilme davası / iddiasıdır. Osmanlıyı yıkan ekonomik ve mali hastalıkların tümünü geride bırakarak, 17 Şubat 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi bu vatanı yeniden yurt yapma özleminin çelikleşmiş ifadesi olan “çalışkanlar diyarı” yapma kararlığıdır 1923 Cumhuriyeti.

*****

Aşağıdaki çok değerli kitabını da bize imzalayarak armağan etmişti bir SBF toplantısında..
Planlama uzmanı hocası Prof. Bilsay Kuruç‘un (eski DPT müsteşarı) 80’i aşan yaşına karşın düzenlemeyi sürdürdüğü Türkiye’de 21. Yüzyıl İçin Planlama kurultaylarından birinde idi.

gazi-mustafa-kemal-ve-cumhuriyet-ekonomisinin-insasi-serdar-sahinkaya

Biz de katılmış ve Sağlık Planlaması konulu (20 dakikalık) bir sunum yapmıştık
(Sağlık Hizmetlerinde Gelinen Çıkmaz; Nasıl Planlamalı? 21. Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri : Kamu Yönetimi, Kamu Maliyesi, Kamu Personel Rejimi, 10.04.2015).
Toplantının gerçekleşmesi için bütün hazırlıkları özenle yürütmüştü ama hiç ortada yoktu!

Bu gün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 5 öğrencilerimizle işlediğimiz
Sağlık Ekonomisi dersimizde Mustafa Kemal Paşa‘nın bu Kongrenin (İzmir – Türkiye
İktisat Kongresi) açılışında yaptığı 1,5 saat süreli önemli konuşmasından alıntılarla başladık :

Slide1 Slide2 Slide3

Lozan görüşmelerinde Batılı emperyalistler ille de KAPİTÜLASYON diye tutturmuşlardı.
Sıcak savaşlarda meydanlarda ilk kez yenildiklerini unutmuş görünüyorlardı.
Lord Courson İsmet Paşa’ya (İnönü) dayatıyordu. Bu istem kurucuların kırmızı çizgisi idi.
Kesin olarak reddedildi ve İnönü döndü. Courson kendisinin ve ABD’nin parasına ve de yıkık – harap Türkiye’nin yoksulluğuna güveniyordu. İsmet Paşa’nın reddettiği kapitülasyonları ve Türkiye’yi sömürgeleştirecek dayatmaları cebine koymuştu. Türk Temsilciliği (Delegasyonu) Başkanı Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’ya;

Bunları şimdilik cebime koyuyorum.. ama yarın gelip bizden para isteyeceksin,
o zaman teker teker önüne koyacağım…
demişti.

Cumhuriyet kurucuları bunu hiç unutmadılar. Mustafa Kemal Paşa, İzmir’de 15 gün süren
bu Kongreyi toplarken asıl amacı Bat’ya şu iletiyi vermek idi :

  • Biz, her şeye karşın var olacağız.. size boyun eğmeyeceğiz.. İktisaden de ayağa kalkacağız…

    Batı’dan borç almadılar. Bütçe açığı vermediler.. 1923-38 arası ülke ekonomisini 2’ye katladılar. 15 yılda ortalama %6,6 ekonomik büyüme sağladılar. Sırtlarında Lozan borçları vardı.
    Bütçe gelirlerinin 1/4’üne varan Aşar’ı (Öşür, Ondalık vergisi) kaldırmışlardı yoksul köylünün sırtından. Merkez Bankaları yoktu 1930’a dek. 1929’de Büyük Dünya Ekonomik Bunalımı başlamıştı. 1935’ler sonrasında 2. Büyük Dünya Paylaşım Savaşı’nın tamtamları
    çalmaya başlamıştı. İç isyanlardan da bunalıyorlardı..

    Sevgili Dr. Serdar Şahinkaya, konferansının alt başlığını nasıl da isabetle seçmiş :

  • Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi

    Batılılar bu inanılmaz başarıyı “Mustafa Kemal’in EKONOMİ MUCİZESİ” olarak niteledi.
    Prof. Mustafa Aysan, Prof. Bilsay Kuruç ve Dr. Serdar Şahinkaya bu dönemi anlamamızı sağlayan değerli kitaplar yazdılar..

*****

Günümüzde ise Türkiye, özellikle AKP iktidarı eliyle Kasım 2002’den bu yana 13+ yılda tam bir post-modern sömürgeye dönüştürüldü! 80 yılda biriken 221 milyar Dolar olan toplam borç,
13 yılda 2 katı daha alınarak 600 milyar Doları aştı..
Ülkemiz borçla teslim alınarak bağımsızlığı ciddi ölçüde ipotek altına alındı.

Bu durum sürdürülemez…
Mutlaka ve hızla durdurulması gerek.
Ülkemizin üretim ekonomisine geçmesi ve Türkiye’den yönetilmesi gerekiyor..
Milli iktidarlar eliyle..
Daha fazla gecikmeye dayanç (tahammül) kalmadı..
Yarın, belki yarından da yakın..

“Nasıl” ını yarın, 2 Mart 2016 Çarşamba günü Dr. Serdar Şahinkaya‘dan öğreneceğiz.

Bu önemli konferansa ilginizi bekliyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
01 Mart 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dr. Ali Nejat Ölçen : AKP SONRASI TÜRKİYE


Dostlar,

Cumhuriyetimizin -yaşça- ağabeyi, saygın insan Dr. Ali Nejat Ölçen
yarın, 4 Nisan 2015 Cumartesi günü aşağıdaki konferansı verecek.

AKP SONRASI TÜRKİYE

Sayın Ölçen İTÜ mezunu çok ıdemli bir mühendis..
Sonraki yıllarda Hacettepe’de Sağlık Ekonomisi ağırlıklı bir İktisat Doktorası yaptı
ve DPT uzmanı olarak çalıştı. Parlamenterlik yaptı.

Milletvekillerine verilen “Kıyak emeklilik” ödemelerini ahlaksal olarak hak etmediğini düşünüyor ve neredeyse 20 yıldır TÜRKİYE SORUNLARI kitapçık dizisini çıkarıyor.
Yazıyor, bastırıyor ve ücretsiz dağıtıyor.. Bize de geliyor 2 ayda bir ve çook şeyler öğrenerek okuyoruz. 104. sayı yolda ve bu sayıda da bizim bir yazımıza yer veriyorlar.

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O’nu yarın gene dikkatle – hayranlıkla dinleyecek ve pek çok yeni şey öğreneceğiz.

Az önce de ayın Ölçen’in bir makalesini web sitemizde yayımladık.
Konu 31 Mart 2015 günü ülkemizde yaşanan / yaşatılan Elektrik kesintileri idi..
Sayın Ölçen’in o yazısında da ilginç tezleri var..
Yarınki konferansının konusuna da değinmekte..

İyi ki varsınız “güzel insan” Sayın Dr. Ali Nejat ÖLÇEN!

Sevgi ve saygı ile.
03 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com