Ankara Üniv. Eczacılık Fak. dersimiz : ORAL KONTRASEPTİFLER

Sevgili Ankara Üniv. Eczacılık Fak. 4. Sınıf Öğrencilerimiz;

2017-18 ders yılı yaz döneminde sizlerle haftada 1 saat olmak üzere Aile Planlaması dersini yürütmekteyiz. 7 Nisan 2018 günü saat 11:00’de yapılacak arasınav öncesi işlediğimiz konuların yansılarını sitemizde sizlere pdf olarak sunduk. İlkini daha önce yayınlamıştık; erişkesi aşağıda :

Dunya’da_ve_Turkiye’de_Aile_ve_Nufus_Planlamasi 

İkinci olarak ORAL KONTRASEPTİFLER konusunu sunuyoruz.
Üzerinde tıklayarak 45 yansıdan oluşan bu dosyayı (1,7 MB) indirebilirsiniz :

Oral_kontraseptifler

İşlediğimiz öbür derslerden RİA’lara ilişkin power point yansıları aşağıdadır :

Rahimici_Araclar_www.ahmetsaltik.net

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (WHO) + AID + Johns Hopkins Üniv. ürünü olan FAMILY PLANNING Handbook – 2018 adlı kaynaktan kapsamlı olarak yararlanılması gerekmektedir.

Bu yansılardan Ankara Üniv. Tıp Fak. öğrencilerimiz ve değerli Sitemiz okurları da yararlanabilir.

Sınavlarda başarılar dilerim.. (Bitirme 6 Haziran, Bütünleme 1 Temmuz 2018)

4 yanlışın 1 doğruyu götüreceğini unutmadan
,

ezberlemeden, anlayarak çalışınız ve derste tuttuğunuz notlarla birlikte okuyunuz.

Sevgi ve saygı ile. 31 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

7 Nisan Dünya Sağlık Gününe armağan : ANKARA TABİP ODASI, ŞEHİR HASTANELERİ İÇİN KAPATILACAK 6 HASTANE İÇİN YÖNETSEL YARGIDA DAVA AÇTI..

ATO Hukuk Bürosu Şubat 2018 Çalışma RaporuANKARA TABİP ODASI, ŞEHİR HASTANELERİ İÇİN KAPATILACAK
6 HASTANE İÇİN
YÖNETSEL YARGIDA
DAVA AÇTI..

7 Nisan Dünya Sağlık Gününe armağan…

Bilindiği gibi Ankara’da inşaatı sürdürülen 2 dev şehir hastanesi söz konusu. Bunların her biri 3700 dolayında yataklı ve Dünyanın en büyük hastaneleri içinde ilk 10’da yer alacak!
Oysa Kamu – Özel Ortaklığı / İşbirliği (KÖO, PPP) modeli Batıda denendi ve iflasla sonlandı, terk edildi. Ancak ikiyüzlü Batı emperyalizmi, bizim gibi ülkeleri hala kandırma peşinde. Sömürülecek ülkelerde de her zaman olduğu gibi gönüllü yerli işbirlikçiler emre hazır!

Öte yandan dünyada devasa hastane dönemi kapandı. 600-1000 yatak arası kabul görüyor.

Ancak iktidarlar yerli – yabancı sermayeye rant aktarmayı baş görev edinince oyun vahşileşiyor ve halkı kandırma adına her şey ama her şey yapılıyor gözü kara biçimde, ceberrutca..

  • Şehir hastaneleri müthiş bir TALAN! Onlarca milyar dolar ve onlarca yıl süreli..
  • Şehir hastaneleri öyle “eksik imtiyaz” falan değil; eğer saf (tam. pür) kapitülasyon değilse
    semi (yarı) kapitülasyon ya da kapitülasyon eşdeğeri (quasi kapitülasyon)!

Bu bağlamda web sitemizde çok sayıda dosya var. Birkaçının erişkeleri manşette.
Meslek örgütümüz ve destek veren öbür meslek örgütleri 6428 sayılı yasanın çıkarıldığı 2013’ten bu yana ciddi savaşım (mücadele) veriyoruz ancak “iktidar hedefe kilitlenmiş”!

  • Uygulamada kamu yararının zerresi yok, tam tersine hayal ötesi bir talan kumpası var.

Sorun Ankara İdare Mahkemelerinin önünde. Ardından Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, belki Anayasa Mahkemesine bireysel başvurular.. yıllar sonra AİHM ve kestirilemeyen kararları. İktidarda emek karşıtı kadrolar olursa, AİHM kararlarının da ardından dolanma, Hazine’den tazminat ödeyerek bildiğini okumaya devam; “fiili olanaksızlık” gerekçesi ile kararı boşa düşürme..

  • Nasıl başedeceğiz bu halk düşmanı politikalarla??

2018 Şubat ayı içinde ATO hukuk bürosunca yapılan girişimlere ilişkin açıklama şöyle :

– hem hekimlerimizin hak ve kazanımlarının,
– hem de halkın sağlık hakkının korunması amacı kapsamında;

Ankara Şehir Hastanesi’nin açılacağı gerekçesi ile kapatılması ve varlığına son verilmesi gündeme gelen 6 kamu hastanesinin, anılan kapatılma işlem ve tasarrufuna karşı Sağlık Bakanlığı aleyhinde iptal davaları açmıştır. Bu kapsamda;

1. Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji ve Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde 2018/400 Esas no’su ile;

2.Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 5. İdare Mahkemesi’nde 2018/412 Esas no’su ile;

3. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 6. İdare Mahkemesi’nde 2018/406 Esas no’su ile;

4. Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 8. İdare Mahkemesi’nde 2018/454 Esas no’su ile;

5. Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 15. İdare Mahkemesi’nde 2018/399 Esas no’su ile;

6. Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız ise, Ankara 16. İdare Mahkemesi’nde 2018/395 Esas no’su ile görülmeye başlanmıştır.

Öte yandan Odamız tarafından açılan bu davalara, diğer birçok duyarlı meslek örgütleri ile demokratik kitle örgütleri tarafından da lehe katılma taleplerinde bulunulmuştur.
*******
Kapatılacak hastanelerin bina ve arsaları ranta açılacak..
O bölgelerde yerleşik sağlık ürünleri ile ilgili olanlar başta, esnaf  büyük bedel ödeyecek.
Cumhuriyetin mirası olan sağlık kurumları, bu toplumsal – mimari belleği silmek üzere yok edilecek..
Sağlık hizmetlerinden kamu daha da çekilecek ve artan özelleştirme ile halk sağlık hizmetlerine erişmek için vergi + prim (=ek vergi) + katkı payı ödemesi yetmiyormuş gibi çok daha fazla ek ödemelere mahkum edilecek.. 5 yıldızlı hastane standardında binalarda çoğu bu hastaneleri işletecek şirketlere bırakılan sağlık hizmetlerinin bedelleri SGK geriödemeleri ile karşılanamayacak. Halen karşılanamıyor, SGK ciddi sınırlamalar yapıyor, son 7-8 yıldıt, sürekli yüksek enflasyona karşın, hizmet satın aldığı sağlık kurumlarına geriödeme bedellerini güncellemiyor ve 2017 sonunda 30 milyar TL açık veriyor..

Dolayısıyla bu hastanelere bir süre sonra “yurdum insanı” yüksek geriödemeler nedeniyle erişemeyecek. Sağlık turizmi yetecek mi, belirsiz.. Ama gizli tutulan Sözleşmeye göre Devletimiz, köprüler – Boğaz geçidi… gibi örneklerde gördüğümüz üzere, belli sayıda araç geçmediğinden yapıcı – işletmeci yandaş sermayeye Bütçeden milyarlarca TL “fark” ödediği gibi; bu lüks şehir hastanelerine de yatak doluluk oranı %70’in altında kalırsa gene fark ödeyecek!

İsparta, Mersin, Adana, Yozgat’ta büyük sıkıntılara bu hastaneler açıldı..
Ankara’da Bilkent’teki bu yıl, Etlik’teki gelecek yıl açılacak Ekonomi ve perişan Bütçe elverirse.. Gerçi yandaş – yerli sermaye yapıyor binaları Hazine arazilerinde, Devlet ise dış – iç borçlara kur garantili kefil, verilecek sağlık hizmetlerine müşteri ve kâr garantörü olacak.

Sağlık hizmetini doğuşta kazanan hak sahibi insanının müşterileştirecek.
Özel şirketlere “hasta vadedecek”! Bir de sağlık hizmetlerinden, mallarından, ilaçtan.. KDV alacak. Bu şirketlerden gelir vergisi de!

Halkının sırtında sopalı tahsildar yani; sermaye adına..
Sahi, Devşetin tanımı bu muydu?
Platon 2500 yıl önce Devleti böyle mi tanımlamıştı?
JJ Rousseau 250 yıl önce Sosyal Sözleşme’yi böylesine mi öngörmüştü?
Yoksa bu kâbus, zamanede post-modern liberal devlet dedikleri tümüyle sermaye güdümüne girmiş “garson devlet “mi??

Yurdum insanı, söyle bana; sana bunları reva gören seçtiğin iktidarlar hangisi??
Ve sen ne zaman uyanacaksın bu deriiiiiiiiiiiiin hipnozdan, ölümcül gaflet uykusundan?

Haberin var m; bu gün DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ..
Sağlık senin insan olarak doğuştan hakkın.
Sen soyulacak müşteri değilsin; Devletin de yerli – yabancı sermayenin sopalı tahsildarı değil!

Duyuyor musun??!
Dünya Sağlık Örgütü 7 Nisan 1948’de kuruldu. Türkiye oraya üye oldu (1947’de 5062 sayılı yasa ile), sağlık hizmetini yurttaşına vermeyi yükümlendi. DSÖ Genel Başkanı 10 Aralık 2017’de Dünya İnsan Hakları Günü’nde tüm dünyaya ilan etti :

  • Sağlık senin hakkın..
  • Sağlık senin temel hakkın..
  • Sağlık senin vazgeçilmez hakkın..
  • Sağlık senin olmazsa olmaz hakkın.. eyyy dünyalı!

Sahip çıkacak mısın eyyyyyyyyyyy yurdum insanı??
Yoksa seni, “Allah ile aldatanları” iktidara taşımayı sürdürerek ipini kendin mi çekeceksin??

Ve Ankara’daki yargıçlar… kıdemli ve yüksek yüksek yargıçlar..
İnsanlığı utandıran bu post-modern vahşi sömürüye – talana ne buyuracaksınız??
Bunda nasıl bir kamu yararı – hizmet gereği – idarenin takdir hakkı… bulacaksınız??
Hukuk adına, vicdan adına, her somut durumda adalet idesi “herkül yargıç” adına..
Hani şu Ronald Dworkin adlı “hukuk – adalet feylesofu” denen adamın yarattığı mitos hatırına..

21. yüzyıl insan hakları çağı adına; en temel insan hakkı olan SAĞLIKLI YAŞAM HAKKINA sahip çıkma adına??

Sevgi ve saygı ile. 07 Nisan 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

AİLE PLANLAMASI DANIŞMANLIĞI

Sevgili Ankara Üniv. Eczacılık Fak. 4. Sınıf Öğrencilerimiz;

2017-18 ders yılı yaz döneminde sizlerle haftada 1 saat olmak üzere Aile Planlaması dersini yürütmekteyiz. 7 Nisan 2018 günü saat 11:00’de yapılacak arasınav öncesi işlediğimiz konuların yansılarını sitemizde sizlere pdf olarak sunuyoruz. 2 konuyu daha önce yayınlamıştık;
erişkeleri aşağıda :

Dunya’da_ve_Turkiye’de_Aile_ve_Nufus_Planlamasi 

İkinci olarak ORAL KONTRASEPTİFLER konusunu sunduk. Bu dosyada arasınav için
ilk 22 yansıdan sorumlusunuz, kalan 22 yansıyı arasınav sonrasında işleyeceğiz.

Üzerinde tıklayarak 45 yansıdan oluşan bu dosyayı (1,7 MB) indirebilirsiniz :

Oral_kontraseptifler

3. konu olarak AİLE PLANLAMASI DANIŞMANLIĞI konusunun yansılarını aşağıdaki erişkeden çağırabilirsiniz (27 yansı, 0.8 MB) :

AILE_PLANLAMASI_DANISMANLIGI

İşleyeceğimiz öbür derslerin yansılarını da sitemizde paylaşacağız; izlemelisiniz.

Bu yansılardan Ankara Üniv. Tıp Fak. öğrencilerimiz ve değerli Sitemiz okurları da yararlanabilir.

Arasınavda başarılar dilerim..
4 yanlışın 1 doğruyu götüreceğini unutmadan,
ezberlemeden, anlayarak çalışınız ve derste tuttuğunuz notlarla birlikte okuyunuz.

Sevgi ve saygı ile. 02 Nisan 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

DÜNYADA ve TÜRKİYE’de NÜFUS ve AİLE PLANLAMASI

Sevgili Ankara Üniv. Eczacılık Fak. 4. Sınıf Öğrencilerimiz;

2017-18 ders yılı yaz döneminde sizlerle haftada 1 saat olmak üzere Aile Planlaması dersini yürütmekteyiz.

7 Nisan 2018 günü saat 11:00’de yapılacak arasınav öncesi işlediğimiz konuların yansılarını sitemizde sizlere pdf olarak sunacağız. İlkinin konusu ve başlığı aşağıda. Üzerinde tıklayarak 170 yansıdan oluşan bu kapsamlı dosyayı (4 MB) indirebilirsiniz. İşlediğimiz öbür derslerin yansılarını da izleyen saatlerde bu akşam – gece (1 Nisan 2018) sitemizde bulacaksınız.

Bu yansılardan Ankara Üniv. Tıp Fak. öğrencilerimiz ve değerli Sitemiz okurları da yararlanabilir.

Arasınavda başarılar dilerim..
4 yanlışın 1 doğruyu götüreceğini unutmadan,
ezberlemeden, anlayarak çalışınız ve derste tuttuğunuz notlarla birlikte okuyunuz.

Sevgi ve saygı ile. 01 Nisan 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Açtırma bayramlık ağzımı

Açtırma bayramlık ağzımı

Soner YALÇIN
SÖZCÜ, 01 Eylül 2017 

(AS: Bizim kapsamlı bilimsel katkımız yazının altındadır..
Konunun – sorunun güncelleşmesi nedeniyle arşivimizden yeniden yayınlıyoruz.)

Artık yordunuz… Yalancılığınız yordu. Sahteciliğiniz yordu.
Yiğit Bulut, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi danışmanı.
“Defalarca yazdım, üstüme geliyorlar, yazmaya devam edeceğim…” diyor.
Konu ne? 
“NBŞ… Şeker değil şekerimsi! Şekerimsi değil, bilim insanlarına göre ‘zehir’!”
den bahsediyor.
Peki… Kimmiş üstüne gelenler? Nişasta bazlı şeker lobisi imiş!
Diyor ki: “Bu zehrin Türkiye’de kullanımını yaymaya çalışan bir yapılanma var. Hepsini açık edeceğim, bana yardım edin! Yaşasın sağlıklı nesiller yetiştiren, tam bağımsız, güçlü, büyük Türkiye…” Bırak slogan atmayı! Koca ekonomi danışmanısın ne korkuyorsun?
Hepsini açık edecekmiş, hadi et! Ne yardımı yapsın halk sana? Liderinin iki dudağı arasında değil mi, bu zehir sektörüne son vermek… Bu zehri ülkeye sokan kim? Koruyucusu kim? Bilmiyor muyuz biz?
Büyük sırrı açıklayacakmış gibi “hava atmayı” kime yutturuyorsun?
Nişasta bazlı şeker üretiminde dünya devi olan Cargill‘e kol-kanat geren senin liderin değil mi? ABD’nin en zengin dördüncü ailesinin taleplerine karşı çıkabildiniz mi?
Diyor ki, 
“bana yardım edin.” Al edelim: Nişasta bazlı şeker üreten beş şirket var:
Cargill (ABD), Amylum (İngiliz Tate & Lyle PLC ve ABD’li ADM), PNS Pendik Nişasta (Cargill – Ülker ortaklığı), Tat Nişasta ve Sunar Mısır Entegre. İşte açıkladım… Hadi… 
Liderin ile birlikte yapın gerekeni…. Üstelik birinin sahibi FETÖ’den tutuklandı. Elinizde fırsat var. Hadi son verin zehir tacirliğine…Ne gezer!

ÇITINIZ ÇIKMIYOR

Dilinizde kutsal sözler kandırın samimi Müslümanları kandırabildiğiniz kadar!
Sanki çocukları/halkı zehirleyen sizin gıda politikanız değil.
Yapsanıza kimi ülkelerin yaptığını…
Kronik hastalıkları salgına dönüştüren nişasta bazlı şeker/mısır şurubu Fransa, Hollanda, Avusturya, İrlanda, İsveç, Yunanistan, Portekiz, Slovenya, Danimarka ve İngiltere’de
 yasak.
ABD Gıda ve İlaç İdaresi (AS : FDA), 2008’de obeziteyi (itibarıyla kanseri) tetiklediğini belirterek 
% 10’luk kotayı %8’e düşürdü. Siz ne yaptınız?
Türkiye’de 
%10 olan kotayı % 15’e çıkardınız! Aslında… Hiçbir denetim yapmadığınız için kotanın ne kadar aşıldığı konusunda bilgi yok.
Resmi rakamlara göre, Türkiye’de 
265 bin ton mısır şurubu üretimi yapılıyordu.
AKP hükümeti geçen yıl nişasta bazlı şeker kotasını 
312 bin 500 tona çıkardı.
Oysa. 
Bu rakam… Almanya’da 56 bin ton… İspanya’da 53 bin ton… İtalya’da 32 bin ton…
Avrupa’da kişi başına nişasta bazlı şeker tüketimi
 1-1.5 kilo…
Türkiye’de ise
 6 kilo dolayında! Ne acı ki sürekli artıyor… Bunu nereden biliyoruz:
2006 yılında 
30 bin 506 kilo olan mısır ithali, 2015 yılında 1.7 milyon tona yükseldi.
İthal eden şirketler kim? Başta Cargill olmak üzere nişasta bazlı şeker üretenler!
Nişasta bazlı şeker üreten şirketler arasında A kotası üretim kapasitelerine göre,
 başı tabii ki Cargill çekiyor. İkinci sırada Amylum var. Üçüncü sırada yine Cargill ortaklığı olan PNS bulunuyor. Diğerleriyle aralarında “üretim uçurumu” var.
Çıtınız çıkmıyor! Neymiş, “bana yardım edin!” Hadi canım sen de…

AKP’Lİ BAKAN

Sadece nişasta bazlı şeker mi? Ya yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar?
2001 yılında 23 bin 647 ton olan (büyük çoğunluğu aspartam) yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithalatı… 2015 yılında 350 bin tona ulaştı!
Bunun % 70’ini Çin’den alıyoruz! (Ne kadar sağlıklı tahmin edin artık!)
Meselenin özü şu: ABD, nişasta bazlı şekere pazar açmak için dedi ki…
“Sizin şeker pancarının maliyeti pahalı. Biz nişasta bazlı şekere kol-kanat gereceğiz!”
Bu sebeple…
1998 yılında 
500 bin 951 hektar olan şeker pancarı dikim alanı,
2015 yılında
 272 bin 990 hektara düştü.
1998 yılında
 22 milyon ton olan şeker pancarı üretimi,
2015 yılında 
15.8 milyon tona geriledi.
Çiftçi sayısı, 450 binden, 120 bine düştü. Nasıl düşmesin?
Türkiye 2015 yılında yaklaşık 170 bin ton şeker ithal etti. Yetmedi… 2016 yılında da
gene şeker ithal ettik. Ayrıca… AKP, 8 Nisan 2016 tarihinde 
sıfır gümrük tarifesi kararı aldı! Bunun anlamı açıktı: Pancar üreticilerini zarar ettirerek üretimi bırakmalarını zorlamaya devam etmek!
Aslında…
İthalin başladığı yıl, kamu şeker fabrikaları, kooperatif fabrikaları, özel sektör fabrikaları ile pazarlama şirketleri stoklarında tüketime hazır 
498 bin 858 ton şeker vardı. Yani…
Türkiye’nin şeker ithalatını gerektirecek bir durum yoktu. İthalat için ısrar etmesinin sebebi neydi? 
Önce siz bunun hesabını verin?
Danışman! Gücün yetiyorsa, nişasta bazlı şeker şirketlerinin arkasında 
hangi AKP’li bakanlar var bunu açıkla? Kendine esrarengiz ilişkileri açıklayacakmış gibi rol biçme, yemezler!
Açtırma benim bayramlık ağzımı! Mazinin hatırı var…
===============================================
Dostlar;

NİŞASTA BAZLI ŞEKER ve HALK SAĞLIĞI

Biz bir Halk Sağlığı Uzmanı olarak, halkın sağlığını koruma yükümlü bir tıp uzmanlık alanı hekimi olarak konunun bilimsel yönünü özetliyoruz aşağıda :

Şeker pancarı yerine mısır dayatılıyor.  Sorun bir şeker türü olan fruktozdan (meyve şekeri), “yüksek fruktozlu mısır şurubu” (High-Fructose Corn Syrup – HFCS) sayesinde “eklenmiş şeker” içeren besinlerin ve içeceklerin daha ucuza mal edilerek şeker, dolayısıyla fruktoz tüketiminin artması. İnsan beslenmesinde şekerden alınan günlük enerjinin % 10’dan az olması ve bunun için “eklenmiş şeker” içeren besin tüketiminin azaltılması gerekiyor. Sorun, özelikle doğal besinlerle alınan şekerler ve fruktozdan değil bu “eklenmiş şeker” kaynaklı.

Fruktoz doğada başta meyveler olmak üzere birçok besinde var. Bal neredeyse tümüyle fruktozdan oluşuyor ama bu besinlerin tüketimi sınırlı. Fruktozun en önemli özelliği, karaciğer hücreleri içine girmesi için insüline gerek olmayışı. Bu durumda kişi ne denli fruktoz alırsa karaciğerdeki fruktoz düzeyi o denli artıyor. Plazma insülini kullanıl(a)mıyor ve kanda yüksek düzeyde kalarak insülin direnci gelişiyor. Glukoz içeren şekerlerin alınmasında da glukozu hücre içine taşımak için plazma insülini kullanılamaz oluyor ve insandan Diyabet gelişiyor.  Bilimsel araştırmalar fruktozun alkol benzeri etkilerine dikkat çekiyor, alkol gibi karaciğerde yağ sentezini uyardığını, fruktozla tepkime veren proteinlerin karaciğerde iltihaba yol açtığını; fruktozun beyindeki besinlerle ilişkili haz-zek nöronlarını güçlü bir biçimde uyararak bağımlılık oluşturduğunu ve bunun daha çok şeker yeme isteği ile süren bir “kısır döngü” yarattığına dikkat çekiyorlar.

Ülkemizdeki tartışmanın gerisinde besin endüstrisinin şeker kaynağı olarak şeker pancarından
üretilen sakkaroz (sukroz) yerine daha ucuz olduğu ve kristalleşmediği için mısır şurubunu (buna nişasta bazlı şeker – NBŞ denmektedir) tercih etmesi bulunmaktadır. Hükümet de mısır şurubu kotasını % 15’e çıkartarak nişasta bazlı şeker üretiminin önünü açıyor. Bu durumda bir yandan şeker pancarı üretimine bir darbe vurulurken, öte yandan eklenmiş şeker içeren besinler ve içecekler ucuza mal edilerek şeker ve dolayısıyla fruktoz tüketimi özendirilmiş oluyor.

Bütün bu süreçler uluslararası şirketlerce yönlendiriliyor. Başta şekerli içecekler olmak üzere eklenmiş şeker içeren içeceklerin insan sağlığına hiçbir yararı yok. Bu tür besinlerin daha ucuza satılması,  daha çok yoksulları bu ürünlere bağımlı kılmaktadır.

Sonuçta sorun; tümüyle “en ucuza üret, en çok tükettir, en çok sat, en çok kâr elde et, gerisini boşver” olarak vurgulanabilecek küresel besin endüstrisi politikalarıdır. AKP iktidarı çokuluslu şirketlerin isteklerine uyarak başta çocuklar, ülkemizde şeker ve fruktoz tüketiminin artmasına neden olmaktadır. Bu durumda AKP iktidarının mısır şurubuyla ilgili kollayıcı politikalarının, Sağlık Bakanlığınca önceki yıl başlatılan “Obezite önleme programı” ile çelişkisi çok nettir. Hatta içtenliksizliği!
****
Dolayısıyla danışman Yiğit Bulut balon üflüyor.. Suret-i Hak’tan görünüyor. Soner Yalçın da gerçeği yazmış zaten.. Bu tablodan AKP iktidarı sorumludur ve düzeltmek de boyunlarına borçtur. Ama yapmazlar, yapamazlar, yaptırmazlar.. halkın sağlığına öncelik veremezler..
Öyle acı ki.. Hem bu olgu hem de halkta tam tersi izlenim uyandıran algı yönetimine dönük iğrenç politikalar..

  • AKP sağlığa zararlıdır, emperyalizm dünya halklarının düşmanıdır
    ve bu 2 öznenin eylem ve sorumlulukları birbirinden bağımsız değildir!

Sevgi ve saygı ile. 02 Eylül 2017, Datça
(Güncelleme : 06 Mart 2018, Ankara)

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com