7 Nisan Dünya Sağlık Gününe armağan : ANKARA TABİP ODASI, ŞEHİR HASTANELERİ İÇİN KAPATILACAK 6 HASTANE İÇİN YÖNETSEL YARGIDA DAVA AÇTI..

ATO Hukuk Bürosu Şubat 2018 Çalışma RaporuANKARA TABİP ODASI, ŞEHİR HASTANELERİ İÇİN KAPATILACAK
6 HASTANE İÇİN
YÖNETSEL YARGIDA
DAVA AÇTI..

7 Nisan Dünya Sağlık Gününe armağan…

Bilindiği gibi Ankara’da inşaatı sürdürülen 2 dev şehir hastanesi söz konusu. Bunların her biri 3700 dolayında yataklı ve Dünyanın en büyük hastaneleri içinde ilk 10’da yer alacak!
Oysa Kamu – Özel Ortaklığı / İşbirliği (KÖO, PPP) modeli Batıda denendi ve iflasla sonlandı, terk edildi. Ancak ikiyüzlü Batı emperyalizmi, bizim gibi ülkeleri hala kandırma peşinde. Sömürülecek ülkelerde de her zaman olduğu gibi gönüllü yerli işbirlikçiler emre hazır!

Öte yandan dünyada devasa hastane dönemi kapandı. 600-1000 yatak arası kabul görüyor.

Ancak iktidarlar yerli – yabancı sermayeye rant aktarmayı baş görev edinince oyun vahşileşiyor ve halkı kandırma adına her şey ama her şey yapılıyor gözü kara biçimde, ceberrutca..

  • Şehir hastaneleri müthiş bir TALAN! Onlarca milyar dolar ve onlarca yıl süreli..
  • Şehir hastaneleri öyle “eksik imtiyaz” falan değil; eğer saf (tam. pür) kapitülasyon değilse
    semi (yarı) kapitülasyon ya da kapitülasyon eşdeğeri (quasi kapitülasyon)!

Bu bağlamda web sitemizde çok sayıda dosya var. Birkaçının erişkeleri manşette.
Meslek örgütümüz ve destek veren öbür meslek örgütleri 6428 sayılı yasanın çıkarıldığı 2013’ten bu yana ciddi savaşım (mücadele) veriyoruz ancak “iktidar hedefe kilitlenmiş”!

  • Uygulamada kamu yararının zerresi yok, tam tersine hayal ötesi bir talan kumpası var.

Sorun Ankara İdare Mahkemelerinin önünde. Ardından Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, belki Anayasa Mahkemesine bireysel başvurular.. yıllar sonra AİHM ve kestirilemeyen kararları. İktidarda emek karşıtı kadrolar olursa, AİHM kararlarının da ardından dolanma, Hazine’den tazminat ödeyerek bildiğini okumaya devam; “fiili olanaksızlık” gerekçesi ile kararı boşa düşürme..

  • Nasıl başedeceğiz bu halk düşmanı politikalarla??

2018 Şubat ayı içinde ATO hukuk bürosunca yapılan girişimlere ilişkin açıklama şöyle :

– hem hekimlerimizin hak ve kazanımlarının,
– hem de halkın sağlık hakkının korunması amacı kapsamında;

Ankara Şehir Hastanesi’nin açılacağı gerekçesi ile kapatılması ve varlığına son verilmesi gündeme gelen 6 kamu hastanesinin, anılan kapatılma işlem ve tasarrufuna karşı Sağlık Bakanlığı aleyhinde iptal davaları açmıştır. Bu kapsamda;

1. Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji ve Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde 2018/400 Esas no’su ile;

2.Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 5. İdare Mahkemesi’nde 2018/412 Esas no’su ile;

3. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 6. İdare Mahkemesi’nde 2018/406 Esas no’su ile;

4. Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 8. İdare Mahkemesi’nde 2018/454 Esas no’su ile;

5. Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız, Ankara 15. İdare Mahkemesi’nde 2018/399 Esas no’su ile;

6. Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin kapatılması yolundaki idari tasarrufa karşı açılan davamız ise, Ankara 16. İdare Mahkemesi’nde 2018/395 Esas no’su ile görülmeye başlanmıştır.

Öte yandan Odamız tarafından açılan bu davalara, diğer birçok duyarlı meslek örgütleri ile demokratik kitle örgütleri tarafından da lehe katılma taleplerinde bulunulmuştur.
*******
Kapatılacak hastanelerin bina ve arsaları ranta açılacak..
O bölgelerde yerleşik sağlık ürünleri ile ilgili olanlar başta, esnaf  büyük bedel ödeyecek.
Cumhuriyetin mirası olan sağlık kurumları, bu toplumsal – mimari belleği silmek üzere yok edilecek..
Sağlık hizmetlerinden kamu daha da çekilecek ve artan özelleştirme ile halk sağlık hizmetlerine erişmek için vergi + prim (=ek vergi) + katkı payı ödemesi yetmiyormuş gibi çok daha fazla ek ödemelere mahkum edilecek.. 5 yıldızlı hastane standardında binalarda çoğu bu hastaneleri işletecek şirketlere bırakılan sağlık hizmetlerinin bedelleri SGK geriödemeleri ile karşılanamayacak. Halen karşılanamıyor, SGK ciddi sınırlamalar yapıyor, son 7-8 yıldıt, sürekli yüksek enflasyona karşın, hizmet satın aldığı sağlık kurumlarına geriödeme bedellerini güncellemiyor ve 2017 sonunda 30 milyar TL açık veriyor..

Dolayısıyla bu hastanelere bir süre sonra “yurdum insanı” yüksek geriödemeler nedeniyle erişemeyecek. Sağlık turizmi yetecek mi, belirsiz.. Ama gizli tutulan Sözleşmeye göre Devletimiz, köprüler – Boğaz geçidi… gibi örneklerde gördüğümüz üzere, belli sayıda araç geçmediğinden yapıcı – işletmeci yandaş sermayeye Bütçeden milyarlarca TL “fark” ödediği gibi; bu lüks şehir hastanelerine de yatak doluluk oranı %70’in altında kalırsa gene fark ödeyecek!

İsparta, Mersin, Adana, Yozgat’ta büyük sıkıntılara bu hastaneler açıldı..
Ankara’da Bilkent’teki bu yıl, Etlik’teki gelecek yıl açılacak Ekonomi ve perişan Bütçe elverirse.. Gerçi yandaş – yerli sermaye yapıyor binaları Hazine arazilerinde, Devlet ise dış – iç borçlara kur garantili kefil, verilecek sağlık hizmetlerine müşteri ve kâr garantörü olacak.

Sağlık hizmetini doğuşta kazanan hak sahibi insanının müşterileştirecek.
Özel şirketlere “hasta vadedecek”! Bir de sağlık hizmetlerinden, mallarından, ilaçtan.. KDV alacak. Bu şirketlerden gelir vergisi de!

Halkının sırtında sopalı tahsildar yani; sermaye adına..
Sahi, Devşetin tanımı bu muydu?
Platon 2500 yıl önce Devleti böyle mi tanımlamıştı?
JJ Rousseau 250 yıl önce Sosyal Sözleşme’yi böylesine mi öngörmüştü?
Yoksa bu kâbus, zamanede post-modern liberal devlet dedikleri tümüyle sermaye güdümüne girmiş “garson devlet “mi??

Yurdum insanı, söyle bana; sana bunları reva gören seçtiğin iktidarlar hangisi??
Ve sen ne zaman uyanacaksın bu deriiiiiiiiiiiiin hipnozdan, ölümcül gaflet uykusundan?

Haberin var m; bu gün DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ..
Sağlık senin insan olarak doğuştan hakkın.
Sen soyulacak müşteri değilsin; Devletin de yerli – yabancı sermayenin sopalı tahsildarı değil!

Duyuyor musun??!
Dünya Sağlık Örgütü 7 Nisan 1948’de kuruldu. Türkiye oraya üye oldu (1947’de 5062 sayılı yasa ile), sağlık hizmetini yurttaşına vermeyi yükümlendi. DSÖ Genel Başkanı 10 Aralık 2017’de Dünya İnsan Hakları Günü’nde tüm dünyaya ilan etti :

  • Sağlık senin hakkın..
  • Sağlık senin temel hakkın..
  • Sağlık senin vazgeçilmez hakkın..
  • Sağlık senin olmazsa olmaz hakkın.. eyyy dünyalı!

Sahip çıkacak mısın eyyyyyyyyyyy yurdum insanı??
Yoksa seni, “Allah ile aldatanları” iktidara taşımayı sürdürerek ipini kendin mi çekeceksin??

Ve Ankara’daki yargıçlar… kıdemli ve yüksek yüksek yargıçlar..
İnsanlığı utandıran bu post-modern vahşi sömürüye – talana ne buyuracaksınız??
Bunda nasıl bir kamu yararı – hizmet gereği – idarenin takdir hakkı… bulacaksınız??
Hukuk adına, vicdan adına, her somut durumda adalet idesi “herkül yargıç” adına..
Hani şu Ronald Dworkin adlı “hukuk – adalet feylesofu” denen adamın yarattığı mitos hatırına..

21. yüzyıl insan hakları çağı adına; en temel insan hakkı olan SAĞLIKLI YAŞAM HAKKINA sahip çıkma adına??

Sevgi ve saygı ile. 07 Nisan 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Büyümede elma ile armut karşılaştırılıyor

Büyümede elma ile armut karşılaştırılıyor

Mustafa Pamukoğlu

Mustafa Pamukoğlu
Aydınlık Gazetesi, 1.4.2018

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

2017 yılı ekonomik büyümesi % 7,4 açıklanır açıklanmaz yorumlara baktığımızda elma ile armudun karşılaştırıldığını ve pembe tablolar çizildiğini görüyoruz.

Tespite bakın: “AB ülkelerinde büyüme ortalaması %2,1.Biz ise %7,4 büyümüşüz. Buna muhteşem ekonomi denir!” Şaka gibi.AB ülkelerinin büyüme oranları ile karşılaştırma yapın ama refah ölçüsü olan kişi başına milli gelir (KBMG) ile de karşılaştırın bir de o farkı görün.

AB REFAH İÇİNDE

2017 yılı KBMG dolar olarak kalkınmış zengin ülkelerde şöyle:

Türkiye refah bakımından ilk yüz ülkede sonlarda. Ama ekonomimiz %7,4 büyümüş. Kalkınmış ülkeler, zavallılar %2,1 büyümüşler. Kıskandırıcı bir durum!

AB GSYİH AÇIK ARA ÖNDE

Büyüme oranı yanında ülkelerin GSYİH yani cirolarını da karşılaştırmak lazım. Türkiye yıllardan beri GSYİH’nı artıramıyor ve 800 milyar dolar dolayında geziniyor.

BÜYÜDÜK AMA BORCUMUZ ÇOK

Dış borç rakamlarına baktığımızda her zaman olduğu gibi biz büyümeyi yani zenginleşmeyi dış borçlarla finanse etmişiz. Yani zenginliğimizin sahibi yabancılar.

KAMU BORCU DA ARTMIŞ! ZENGİNLEŞMİŞ OLDUK MU?

Yani biz 2017’de %7,4 büyümüş olmakla zenginleşmiş olduk mu?

  • Hayat ateş pahası,
  • liramız giderek değersizleşiyor,
  • dış ticaret açığı artıyor,
  • cari açık artıyor,
  • bütçe açık veriyor,
  • işsizlik almış başını gidiyor,
  • merkez bankası rezervleri azalmış,
  • dış borçlar artık çevrilemiyor,
  • reel sektör nakit darboğazında ve ancak borcunu borçla ödeyerek ayakta kalıyor. Ama büyüdük ne muhteşem ekonomi?

Ziya Paşa’nın dediği gibi

En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun
Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?

Galiba öyleyiz…
================================================
Evet dostlar,

EKONOMİ DE ZAMAN DA TÜKENDİ!

Acı tablo böyle..  Türkiye’nin dış borcunun seyir defteri aşağıda. 2002 sonunda AKP 118,3 milyar $ toplam dış borç ile devraldı ülkemizi ve son verilerle 430 milyar $ borca dayanmış bulunuyoruz 15 yılda. Tam 3,63 kat büyüdü dış borç. Ulusal gelir 230 milyar $ idi, 2017 sonunda 800 milyar doları ancak aşıyor.. 800/230 = 3,48 kat büyüme var.. Borç büyümesinin gerisinde. “Büyüme” borçla sağlanmış.. Öz kaynaklara dayalı reel bir büyüme yok ortada. Ulusal gelir 2016 sonuna göre $ olarak geriledi. Kişi başına yıllık gelir de $ olarak geriledi. Gelir dağılım daha adaletsiz. İşsizlik ve enflasyon 2 haneli ve demirledi.

Dünyada ilk 10 ekonomi içine girme hayalleri 2023’te artık hayal ötesi.. 10. sıradaki ülke, bizim en az 2 katımız ulusal gelire sahip.

Country 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2017 2018
Turkey 104 109 118.3 118.3 147.3 16.9 170.1 193.6 247.1 277.1 268.3 270.7 306.6 336.9 359.5 410.4 429.6

https://www.indexmundi.com/g/g.aspx?c=tu&v=94, 06.4.2018

Ayrıca, kişi başına yıllık geliri 50 bin $ düzeyinde olan ülkeler bu muazzam rakamı her yıl hala %7’ler düzeyinde büyütebilir mi? İktisaden olanaksız. Ancak 10 bin $ dolayındaki KBMG “hızla” büyütülebilir belki.. Ama Türkiye’de o da olmuyor gerçekte.. TL döviz karşısında erirken, TL cinsinden ulusal gelir enflasyonun da katkısı ile, dış ticaret açığı ile, borçlanma ile, cari açık ile büyüyor!? Bu arada ülkede dolar milyarderleri sayısı AKP politikaları ile artırılarak 40’ı aşıyor. Devasa yolsuzluklar soruşturulamıyor.

Bütçe perişan, SGK onlarca milyar TL açık veriyor, sürekli yükümlülüklerini sınırlıyor aktüaryal dengesi için; salt moneter araçlarla!

Artık dışalım (thalat) daha pahalı, dışsatım (ihracat) daha ucuz.. 1 $ 4 TL, 1 € 5 TL ve 1 & 6 TL’ ye koşuyor 1 Lt benzin ile birlikte.. 1 TL’ye hemen hemen hiçbir şey satın alınamıyor. İcra dos-yaları milyonları aşıyor..

Kamu – Özel Ortaklığı (PPP) yöntemi ile dayatılan projeler onlarca milyar doları aşıyor ve gelecek onyılları ipotek altına alıyor. Yandaşların gününü ve torunlarını refah güvencesine alırken, bu hizmetlerden hiç yararlanmayanlar ve çocukları – torunları borçlandırılarak gelecekleri çalınıyor!

  • Örn. ŞEHİR HASTANELERİ tam kapitülasyon değilse bile “yarı kapitülasyon, kapitülasyon eşdeğeri” (semi capitulation, quacy capitulation) niteliğinde ve Lozan Anlaşmasına aykırı!
  • Geçelim “eksik imtiyaz” sınırını, “saf (pure) imtiyaz” hatta
  • Açıkça kapitülasyon bu KÖO tuzağı! Bağımsızlık savaşımızı boşa çıkaran, kabul edilemez ve yıkım getirecek olan kapitülasyon!
    Osmanlı devletini çökertip tükettiği gibi!

Bu arada 70 milyar dolara varan özelleştirme yaptı AKP; haraç mezat sattı her şeyi. Artık deniz bitti. “Olağandışı” zorlamalarla ekonomi yoğun bakımda tutuluyor. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yrd. Ekonomist Dr. Mr. M. Simsek gerekli uyarıyı yaptı. Ancak RTE köpürdü. O’ndan iyi kim bilebilir ki!

  • Korkarız Erdoğan, sanal dünyasında acı gerçeklerle yüzleşmekten kaçınarak hayalleriyle yaşıyor.. Bu doğruysa çok feci bir durum ülkemiz için. Ama bulgular bu yönde ne yazık ki.
  • Ve bu durum sürdürülemez, Türkiye iç barışı başta, pek çok şeyini yitirebilir.
  • OHAL dayatması ve FETÖ ile savaşım yanılsaması sürdürülüyor, açıkça istismar ediliyor.
  • Adalet, geçelim “sopa” yı, neredeyse “çivili sopa” konumuna sürüklendi.
  • Hukuk devleti bitti!
  • Dış askeri harekatlar iç siyasette pervasızca ranta kurban edilmekte.

Yakıcı ve yıkıcı gerçeklerle bir an önce yüzleşmek ve gereğini ACİLEN yapmak zorundayız. Gerçekte beka sorunu tam da budur.

Üstelik bu kez zaman da tükendi..!

Sevgi ve saygı ile. 06 Nisan 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com