Menemen’de gergin tören!

Menemen’de gergin tören!


GÖKMEN ULU / SÖZCÜ – İZMİR
23 Aralık 2015 (SÖZCÜ Gazetesi internet haber kapısı)

Bu yılki tören yasaklar altında yapıldı. Menemen’in Atatürkçü Belediye Başkanı Tahir Şahin’in konuşması İzmir Valisi Mustafa Toprak tarafından tören programından çıkarıldı.
Genelkurmay Başkanlığı’nın Anadolu Ajansı ve TRT dışındaki basın kuruluşlarına
akreditasyon yasağı kararı ise, CHP’li milletvekillerinin girişimleri sonucu son anda kaldırıldı.

FOTO: SÖZCÜ – MENEMEN’DE GERGİN TÖREN

UĞUR DÜNDAR EN ÖNDE YÜRÜDÜ

Menemen’de 85 yıl önce yobazlar tarafından katledilen Öğretmen Asteğmen Mustafa
Fehmi Kubilay, bekçi Hasan ve bekçi Şevki’yi anma
törenine binlerce vatandaş katıldı.

Tören Menemen Tren Garı önünden Kubilay Anıtı’na dek yapılan yürüyüş ile başladı.
Yürüyüşe vatandaşların yanısıra CHP Milletvekilleri Musa Çam, Tacettin Bayır, Atilla Sertel, Kamil Okyay Sındır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin ile çevre ilçelerin CHP’li belediye başkanları, İzmir Barosu Başkanı
Av. Özcan Aydın, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.
Usta gazeteci, SÖZCÜ Yazarı Uğur Dündar da kortejin en önünde yürüdü.

FOTO: SÖZCÜ- Devrim şehidi Kubilay, katledilişinin 85. Yılında İzmir’in Menemen İlçesi’nde törenle anıldı.

SPORCULARI DA ARAMA NOKTASINDA BEKLETTİLER

Vatandaşlar Kubilay Anıtı’nın bulunduğu alana üstleri aranarak girdi. Tören öncesinde yapılan Kubilay’ı anma koşusuna katılan sporcu gençlerin de soğuk havaya karşın arama noktasında
terli olarak dakikalarca bekletilmesini vatandaşlar eleştirdi.

AKP’LİLER TÖRENE GELMEDİ

Kubilay Anıtı’ndaki törene, korteje katılanların yanı sıra, Ege Ordu Komutanı Orgeneral  Abdullah Recep, Kubilay’ın ailesi ile Emekli Orgeneral Çetin Doğan da katıldı.
Hiçir AKP’linin törene katılmaması dikkat çekti.

FOTO: SÖZCÜ – UĞUR DÜNDAR YASAKLI TÖRENİ ANLATTI

YASAKÇI VALİ YARIM SAAT GEÇ GELDİ

AKP iktidara geldiğinden beri İzmir Valileri Kubilay’ı anma törenlerine katılmıyordu.
“Yasakçı vali” olarak tanınan İzmir Valisi Mustafa Toprak’ın bu yılki törene katılması
dikkat çekti. Ancak Vali Toprak törene yarım saat geç geldi. Törene hiçbir AKP’li katılmadı.

ATANMIŞLAR SEÇİLMİŞLERİN ÖNÜNE GEÇTİ

Törende dikkat çekici noktalardan biri de protokol düzenlemesi oldu. Protokolde vali ve kaymakam, milletvekillerinin önünde yer aldı. Tören bitiminde geleneksel olarak toplu fotoğraf çekilirken de milletvekilleri anons edilmedi. CHP Milletvekilleri bu duruma tepki gösterdi. Tahir Şahin’e ve gazetecilere konulan yasağı protesto eden Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, töreni halkın arasında takip ederek, protokolde kendisine ayrılan yere oturmadı.

FOTO: SÖZCÜ – Bu yılki tören yasaklar altında yapıldı.

POLİS BARİKATI HALKI KIZDIRDI

Tören alanına polis barikatları kuruldu. Kubilay Anıtı ile halk arasına barikatlar örülmesi  vatandaşların tepkisini çekti. Görevli askerlerin tören alanına giren kimi vatandaşların  üzerindeki Atatürkçü Düşünce Derneği yeleklerini yasaklayarak el koyması da tepki doğurdu.

SLOGAN ATAN GENÇLER GÖZALTINA ALINDI

Bu arada tören alanındaki gençler

– “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”,
– “Özgür Basın Susturulamaz”,
– “Şehit Kubilay Onurumuzdur”,
– “Türkiye Laiktir, Laik Kalacak”

sloganları attı. Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’e konuşma yasağı da
halkın gündemindeydi. Vatandaşlar

  • “Hepimiz Tahiriz, Susturmakla Bitmeyiz”sloganı ile tepkisini ortaya koydu. Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi bir grup genç
    tören alanında- “Yolsuzlukla Üşüyen Halk Tezekle Isınamaz” yazılı pankart açtı. Sivil polisler, İstiklal Marşı öncesindeki saygı duruşu sırasında,
    slogan atan ve pankart açan gençleri alandan uzaklaştırdı. Bu esnada vatandaşlar

    – “Halkın değil AKP’nin polisi”

    sloganı atarak tepkisini dile getirdi. Polis daha sonra 7 genci gözaltına aldı. Gözaltındaki gençler CHP İzmir Milletvekili Musa Çam’ın Emniyet’te yaptığı girişimin ardından serbest bırakıldı.

YASAKLANAN DÜŞÜNCE YÜCELİR

Törene katılan duayen gazeteci ve SÖZCÜ Yazarı Uğur Dündar da yaşananları şöyle  değerlendirdi :

“Devrim şehidi Kubilay ve iki bekçimizin hayatlarını hunharca bir katliam sonucu kaybetmesinin 85. yıldönümünde Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerine gönülden bağlı, gerektiğinde bu uğurda tıpkı Kubilay gibi hayatlarını feda etmeyi bile göze alabilecek
coşkulu ve yiğit insanlar ile dolu bir tören alanındaydık. Burada, içimizi yakan, Türkiye’de
hiç yaşanmamasını dilediğimiz engelleme ve yasaklama ile düşünce yasağı ile de karşılaştık. Halkın seçilmiş temsilcisi Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’in konuşması yasaklandı. Düşünceden korkunun çaresi yok. Çünkü düşünceyi durduramazsınız. Yasakladığınız anda
o düşünce daha büyür, daha yücelir, daha hızla yayılır. Ne yazık ki bugün Türkiye’yi yönetenler bunun idraki içinde değiller” dedi.

DEMEK Kİ GENELKURMAY BASKI ALTINDA

Basının son anda kaldırılan tören alanına giriş yasağını da değerlendiren Dündar,

“Bir başka üzüntüm de Genelkurmay Başkanlığı’nın ya da buradaki askeri makamların
geçmiş yıllarda örneğine rastlamadığımız basına akreditasyon uygulaması. Yalnızca TRT ve Anadolu Ajansı’nın buraya alınacağının açıklanmış olması da ne yazık ki bu baskıcı anlayışın bir yansıması olarak değerlendirilmeli. Bu konuda tek teselli verici olan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerli milletvekillerinin yaptığı girişimler ile akreditasyonun son dakikada kaldırılması. Keşke Genelkurmay böyle bir engellemeyi hiç gündemine almamış olsaydı.
Demek ki onlar da bir baskı altındalar..” diye konuştu.

YASAKLARLA DÜŞÜNCEYİ HAPSEMEZSİNİZ

Dündar, “Anlaşılan o ki, Kubilay unutturulmak isteniyor. Kubilay bir simgedir ve O’nun adı  çevresinde Cumhuriyet Devrimleri, Çağdaşlaşma ve Cumhuriyete gönülden bağlılık da
engellenmek isteniyor. Oysa yasaklar ile düşünceyi bir yere hapsetmek mümkün değil..” dedi.

=====================================

Dostlar,

İki sözcükle “yazıklar olsun!”
İşte AKP’nin gerçekiçyüzü.. bir kez daha..
Bu gün Başbakan Davutoğlu esip gürlüyordu.
78 milyonu kucaklayacaklarmış da, tüm gönüllere gireceklermiş de… miş miş..
Aman aman ne ninniler.. Büyüklere masallar..

Menemen’de olup biten AKP ileri gelenlerinin bilgisi dışında mıdır?

Kaç gündür konuşulmakta değil miydi Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’in konuşmasının engelleneceği??

Başbakan, İçişleri Bakanı duymadılar mı?
Neden İzmir Valisini engellemediler?
Teşbihte hata olmazmış, “at binicisine göre kişnermiş...”

Hatta Saray’ın bile bilgisi – talimatı içinde gerçekleimiş olabilir bu çirkin senaryo.
Değilse çıksın açıklama yapsınlar ve Vali ile Kaymakamı görevden alsınlar, görelim.
Belki Vali ve Kaymakam o zaman açıklama yapar, gerçeği söylerler..
Ya da varsa yazılı emri gösterirler?!
Hukuka uygun ne gerekçesi olabilir bu engellemenin?
Yazılı emir olsa bile, seçilmiş belediye başkanının Menemen halkı adına Kubilay anma töreninde konuşmasının engellenmesi hukuka, demokrasiye, insan haklarına ve akla aykırıdır. Dolayısıyla suçtur. Yasaya uygun olmayan emir yerine getirilmez, getiren sorumlu olur.

İzmir Valisi Mustafa Toprak’a teessüf ediyoruz..  Kendisini kınıyoruz!
Çıkıp kamuoyuna gerçekleri açıklasın ve özür dilesin..
Ayrıca yarım saat geç geldiği için de büyük özür borcu var kamuoyundan..

Ayrıca, TRT ve AA dışında basına akredistasyona ise askeri makamlar alet olmamalıydı.
Çok yazık.. Majestelerinin basınını mı izleyeceğiz? Genelkurmayın açıklamasını bekliyoruz.
Devrim Şehidi Kubilay’ın anma töreninde isteyen tüm basın temsilcilerinin katılmasında
ne sakınca olabilir??

Saygı duruşu sırasında polisin kimi gençleri gözaltına alması ise tam anlamıyla namertliktir.
Ne kadar ayıp ve yakışıksızdır.
İnsanlar Devrim şehitlerine saygı duruşunda iken ve
İstiklal Marşına geçmek üzere iken gözaltına alınıyor..
Türk polisine hiiiiç ama hiç yakışmadı.
İçişleri Bakanı “âlâ” bir özür dilemeli ve bu işgüzarlık bağışlanmamalıdır.

Eyyyyyy AKP! Bu da mı olacaktı senin ileri demokrasi rejiminde..

Bu bir skandaldır ve TBMM’ye taşınmalı, kapsamlı görüşülmelidir.
Eğer AKP gerçekten giderek faşistleşmeyecekse, haltan açık özür dilemeli ve bundan sonrası için güvence vermelidir. Değilse, biz de bir kez daha emin olalım AKP’nin gerçek niyetinden.

Bağışlayın Kubilay ve şehit Bekçiler Hasan ve Şevki..
85 yıl sonra vefalı Türk halkının sizleri anma töreninizi bile içlerine sindiremeyen,
sizleri şehit eden kafaların uzantılarını 85 yıl sonra ülkenin yönetiminde tutuyoruz.

Andolsun bize ki, Cumhuriyeti yine ona aşık kuşaklara emanet edeceğiz..
Uğruna canınızı seve seve, kahramanca verdiğiniz Cumhuriyetimizi sonsuza dek
başı dik ve onurlu yaşatacağız..

Törende ellerinden geleni yapan CHP’li milletvekillerine teşekkür edeiz..

Sevgi ve saygı ile.
23 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Kandil Hava Harekatıyla Çok Ağır Şekilde Vuruldu

Kandil Hava Harekatıyla
Çok Ağır Şekilde Vuruldu

Kandil Hava Harekatıyla Çok Ağır Şekilde Vuruldu

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından düzenlenen hava operasyonuyla Kandil‘deki 44 hedef akıllı mühimmat kullanılarak tam isabetle imha edildi. Daha önce imha edilen PKK hedeflerinin yerine yenilerinin yapılmaya çalışıldığı fark edildi, bu nedenle operasyon düzenlendi.

44 HEDEF YERLE BİR EDİLDİ

Askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre, Terörle Mücadele Harekatı kapsamında 14 Kasım 2015’te gece boyunca Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçağı, Havadan Yakıt İkmali ve İnsansız Hava Araçlarının (İHA) desteklediği, F-4E 2020 ve F-16’lar ile yapılan sınır ötesi hava operasyonlarında Irak‘ın kuzeyindeki Kandil bölgesinde terör örgütüne ait sığınak ve barınaklardan oluşan 44 hedef akıllı mühimmat kullanılarak etkisiz hale getirildi.

ÖRGÜT, BARINAK VE DEPOLARI ONARMAYA BAŞLAMIŞ

Temmuz 2015 ayı sonunda başlatılan hava operasyonlarıyla çok büyük bir yıkıma uğrayan Kandil bölgesinde yeniden yapılanma çabaları çerçevesinde kimi tesislerin Örgüt tarafından barınak ve depoların onarılmaya, canlandırılmaya çalışıldığı öğrenildi.

Bu kapsamda 14 Kasım 2015’te gece yapılan hava saldırılarıyla hedefler tam isabetle vuruldu. (15 Kasım 2015)

======================================

Dostlar,

Şu hengamede bölücü örgüte karşı sürdürülen kararlı ve sonuç alnaya dönük TSK girişimleri görece bir güven ortamı yaratıyor. Mehmetçiğe her zamanki gibi şükran borçluyuz. Şehit ve gazilerimizi elbette sonsuz bir şükranla anıyoruz. Askeri güvenlik politikalarının bölücü örgütün kökten dağıtılmasına dönük olarak bütüncül biçimde sürdürülmesi gerekiyor. Bunların başında finans kaynaklarını kurutmak geliyor. Ancak AKP iktidarı, Cemaat’in üstüne bu bağlamda da giderken, PKK’nın yurtiçi – dışı hesaplarına ve bağlantılı kişi ve şirketlere dönük operasyonları basında izleyemiyoruz..

ABD yetkilileri Türkiye ile stratejik ortaklığın bittiğini açıkarken, Erdoğan’ın bu gün (15.11.2015) G-20 Doruğunda ABD Başkanı Obama‘ya “Sayın Barak” diye ilk adıyla seslenen gafına ek, hala “stratejik müttefik” likten söz etmesi hem komik hem de ülkemiz adına onur kırıcıdır. PKK böyle mi bitirilecektir? Yoksa örgüt bir süre sonra gene toparlanacak ve yitirdiğimiz canlar yanımıza mı kalacaktır?

Öte yandan, can yitiğinin 132’yi bulduğu Paris’e dönük (6 ayrı noktaya) kanlı saldırının ertesi günü Fransa’nın, bağımsız bir ülke olan Suriye’nin topraklarını bombalamasına ne demeli? Açıklamaya göre IŞİD karargahının merkezi vurulmuştur ve bu vuruşlar sürdürülecektir. Akla gelen çok soru var ama 2’sini soralım :

1. Düne dek, IŞİD’in karargahını koalisyon güçlerinin aylardır süren bombalamasına ve karadan da Peşmergelerin savaşmasına karşın hala vuramamış mıydınız??

2. Uluslararası hukuk katında BM’nin herhangi bir kararı olmaksızın egemen bir ülkenin toprakları bir başka ülke tarafından nasıl ve hangi gerekçeyle bombalanabilir? Fransa bu saldırganlığını BM Andlaşması‘nın hangi kurallarına dayandırmaktadır? Bu hususa değinmeye bile gerek duymamakta mıdır? BM -Genel Sekreteri- ne diyecektir bu emperyal şımarık saldırıya? Ya Çin ve Rusya ile öbürleri? Fransa, ulusal güvenliğini tehdit eden durum nedeniyle sınır ötesi sıcak izlem mi yapmıştır BM Andlaşması’nın 51. maddesine göre?? Yanıt “evet” ise ABD daha düne dek neden Türkiye’ye PKK’yı Irak!taki inlerinde vurma amaçlı sıcak izleme izin vermemiş, açıkça engel olmuştur? Bu sorun günümüzde nasıl aşılmştır da TSK Kandili’i vurabilmektedir??

Kamuoyunun tüm bu hususlarda aydınlatılması demokrasilerde zorunluktur. AKP hükümeti bir an önce kurulmalı ve TBMM’de iyi kötü bu konular görüşülmelidir. Ancak “Tek Adam” ülkenin Başbakanını kökten dışlamış, görüşme kurullarına müsteşar düzeyindekiler (MİT..) bile alınırken, Başbakan Davutoğlu göstermelik bir resepsiyona mahkum edilmiştir. Bu rejimin adı “melez – hibrit” rejimdir. Yurt dışı çevreler de bu nitemi kullanmaktadır. Hedef adım adım Başkanlık’tır. Davutoğlu’nun suları kaynıyor.. Eminiz ayrımındadır ve Parlamaenter rejimin savaşımını vermelidir bize göre.. Ufukta Sadrazamlık koltuğu gözükmüyor Davutoğlu için. Bu gün RTE’nin golf arabasını “süren” Binali Yıldırım‘ın da hiçbir güvencesi yok. Osmanlı’da 36 Padişah 216 sadrazam ile çalıştı. Ortalama 6 “kelle” düşüyor Padişah başına! Anımsatmış olalım..

Sevgi ve saygı ile.
15 Kasım 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Türkiye Barolar Birliği’nden Anıtkabir Ziyareti ve Basına Açıklama


Türkiye Barolar Birliği’nden
Anıtkabir Ziyareti ve Basına Açıklama

04 Nisan 2014, TBB Anıtkabir’de…

Ankara 03.04.2015
BARO BAŞKANLIĞI
DUYURU NO:2015/35

Konu : Adliyelerde, hakim, savcı ve adliye personelinin duyarlı kapı taramasından,
her türlü gıda ve tüketim malzemesinin ise X-Ray aygıtlarından geçirilmemesinin yarattığı güvenlik zaafları hakkında yapılacak saptama ve bunu izleyerek gerçekleştirilecek
suç duyuruları hakkında.

31 Mart’ta İstanbul Çağlayan’daki Adliyede yaşanan ve avukatlarla uzaktan yakından ilgisi olmayan terör saldırısı bahane edilerek avukatlara meslek itibarımızı zedeleyecek biçimde davranılan adliyelerde;

1. Hakimlerin, savcıların ve adliye personelinin duyarlı kapılardan geçirilip geçirilmediğinin denetlenmesi;

2. Bu kişilerin çantalarının X-Ray aygıtlarından geçirilip geçirilmediğinin denetlenmesi;

3. Adliyelere giren her türlü koli, dosya vs. gibi malzemelerin X-Ray aygıtından geçirilip geçirilmediğinin denetlenmesi;

4. Güvenlik zaafı yaratan uygulamaların, sorumluluğu görülen idareciler ve güvenlik çalışanları hakkında Baro Başkanlığınızla birlikte yapacağımız suç duyurularına esas olmak üzere Birlik Başkanlığımıza bildirilmesi konusunda gereğini bilgilerinize sunarım.

Saygılarımla. 03.04.2015
(http://www.barobirlik.org.tr/Detay61405.tbb)

Avukat Metin FEYZİOĞLU
Türkiye Barolar Birliği Başkanı

=========================================

Dostlar,

“Biz, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ışıklı yolundan giden Cumhuriyet Avukatlarıyız..”

diyen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Av. Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU
ve ülkemizin aydınlık avukatlarını saygı ile selamlıyoruz..

Kendilerine uygulanan tüm hukuk dışılıkları kınıyoruz.

Hele Çağlayan adliyesinde avukatlara şiddet uygulayan polisin tutumunu ve
bu yönde buyruk veren yetkili ve sorumluları esefle kınıyoruz.
Dünyanın en büyük Barosunun başkanı, 30 bine yaklaşan avukatın seçilmiş temsilcisi,
saygın bir Ceza Hukuku öğretim üyesi Sayın Doç. Dr. Ümi Kocasakal
‘ı da içeren
kaba kuvvet uygulaması mide bulandırıcıdır ve yasalar önünde suçtur.

Çağlayan Adliyesinde avukatların da binaya girişte üst aramasını emir buyuran Başsavcının Avukatlık Yasasının ilgili maddesinden haberli olmadığı düşünülebilir mi??

Avukatlık Yasası’nın ilgili maddesini anımsayalım, anımsatalım :
(Yayımlandığı R. Gazete tarihi 7/4/1969 sayı 13168)

Made 58 : “…Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı
suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz…”

Bu durumda 2 seçenek var :

1. Ya gerçekten en temel mevzuat bilgisinden Başsavcı bile yoksundur,
dahası kritik bir karar verecekken bile mevzuat taraması yapılmamıştır ??

2. Bile bile hukuk çiğnenmekte, bırakın hukuk devletini yasalar bile pervasızca çiğnenebilmektedir.

Her 2’si de ülkemiz için son derece sakıncalı ve zararlıdır.
Yargı önünde hesabı er ya da geç sorulur, yapanların yanına kalmaz..

Acaba, avukatların adliye girişinde üst araması talimatını veren yetkili başsavcı,
12. CB Bay RTE‘nin örtük buyruğundan mı etkilenmiştir? Hazret, “Avukat da bal gibi aranır..” buyurarak her alanda olduğu gibi bu alanda da “tartışılmaz” (!?) uzmanlığını, göklere ulaşan kibirini bir kez daha sergilemiştir. Ve ne hazindir ki, kıdemli bir hukuk adamı olan Başsavcı apaçık hukuku çiğneyebilmiştir.. Erdoğan’ın yanılgılı demeci ürküntü vericidir..
Savcıyı rehin alan 2 kişinin “..avukat cübbeleri giymek suretiyle..” diye başlayan kritik ve hedef saptırıcı tümcesi içerik olarak doğrulanmamıştır. 2 eylemciden birinin kolunda avukat cübbesi varken, öbürü sivil giysilidir. Bunca önemli kamera görüntüsü bilgisi bile incelenmeden Devletin başındaki kişi yanıl(tıl)mıştır. Bu durum kabul edilemez ve sürdürülemez..

Bireyin özel yaşamın gizliliği ve korunmasının ihlali anlamına gelen önleme ve adli arama tedbirinin hukuksal dayanağı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 8/2 ve Anayasanın 20/2 ve 21. maddeleridir. Asıl olan bireyin üstünün, otomobilinin, bürosunun
veya konutunun aranmaması ve izlenMEmesidir. Bunun ayrığı (istisnası), suçun önlenmesi
ve işlendiği savlanan suçun kanıtları ile faillerinin ortaya çıkarılıp elde edilmesi amacı olarak gösterilebilir… (Avukat, Hakim ve Savcıların Aranması, Prof. Dr. Ersan ŞEN, İÜ – SBF, http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2013-2/2013-2-12.pdf).

Tüm gerçek ve tüzel kişiliklerin, geçelim hukuku, yazılı hukuk kurallarına uymasında Türkiye’miz açısından saymakla bitmez yararlar vardır. Başta ülkeyi yönetenler olmak üzere..
12. CB Bay RTE’nin hukuka – yasalara saygısız tutum ve eylemlerine derhal son vermesi gerekmektedir. Başbakan Davutoğlu‘nun kimi gazeteleri engelleme talimatı da apaçık
hukuk dışıdır ve örneğin Cumhuriyet Gazetesi Başbakan aleyhinde sava açmaktadır.

Bir kez daha uyaralım; AKP ülkeyi bilerek terör ve gerilime sürüklüyor.
Masum insanlar ölüyor, öldürülüyor, kan akıyor.. AKP’nin elleri habire kana bulanıyor.
Bu strateji ile oylarını korumayı, artırmayı hedefliyor yerli – yabancı AKP akıldaneleri..
Yine de 7 Haziran 2015’e yakın kamuoyu yoklamaları umut verici çıkmazsa,
SEÇİMLERİ ERTELEYECEK (Anayasa md. 78) çok tehlikeli serüvenleri de gündemde tuttuklarından çoook endişe diyoruz. Sağduyulu çevrelerin, başta AKP içindeki yetkililerin,
bu akıl dışı gidişi ivedilikle durdurması çağrımızdır..

Yarın çoook geç olmadan..

Sevgi ve saygı ile.
05 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dr. Taner ÖZEK’ten 14 Mart 2015 teması çizim : HEKİME ŞİDDET – HERKESE EŞİT HİZMET!


Dr. Taner ÖZEK’ten 14 Mart 2015 teması çizim :


HEKİME ŞİDDET – HERKESE EŞİT HİZMET!


Dostlar
,

Meslektaşımız Radyoloji Uzmanı Dr. Taner ÖZEK, ustaca çizimlerini sürdürüyor
ve cömertce paylaşıyor.. Teşekkür ederiz bir kez daha..

Dileriz bu çizimleri birer albüm olarak da toparlanır ve yayımlanır,
Sn. Özek’e mütevazi de olsa telif gelirleri sağlar…14_mart_2015_icin_Hekime_yonelik_siddet_Taner_OZEK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir 14 Mart daha geliyor..

Tıp ve Sağlık Haftası olarak değerlendiriyoruz epey yıldır..
Yani şamata, balo, eğlencelerle sınırlı değil asla…
Tersine, ülkenin sağlık sorunlarını tartışmak için ortam – zemin olarak değerlendiriyoruz..

Sağlık personeline yönelik şiddet bu sitede çok yazıldı.

Bu gün Başbakan Davutoğlu da sorunu gündeme aldı.
Dileriz TTB (Türk Tabipleri Birliği) olarak önerilerimizi dikkate alırlar..
Yıllardır dile getirmekteyiz bu önerileri…
Öyle nöbet ücretlerine %50 zamla çözülecek gibi değil sorunlarımız.;
Çoooo çok ağır…
Başbakan Davutoğlu salt 2 noktaya değindi..
Şiddeti kınadı ve mahkum etti sağolsun, bir de salt nöbet ücretlerine sınırlı bir zam..

Lütfen sitemizi ve TTB web sitesini izleyiniz sorunları ve çözüm önerilerini paylaşmak için..

Yarın, 13 Mart 2015 günü G(ö)REVDEYİZ..

Halkımızın da sağlık hakkını savunuyoruz onların bir bölümünden gördüğümüz
onca şiddete karşın..

Hekimlik -galiba- böylesine özverili ve bilgelik mesleği işte..

Mesleğimizi aşkla sevmeyi ve uygulamayı sürdürüyoruz
44 yıl önce Hacettepe Tıp Fakültesinde tıp eğitimine başladığımızdan bu yana..

Sevgi ve saygıyla.
12.3.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

TÜRKİYE AKP-RTE’nin CEHENNEMİ KISIR DÖNGÜSÜDEN ÇIKARILMALIDIR..


TÜRKİYE AKP-RTE’nin
CEHENNEMİ KISIR DÖNGÜSÜDEN ÇIKARILMALIDIR.. 


Dostlar
,

Saygıdeğer okurumuz – yazarımız Prof. Dr. D. Ali Ercan Hocamız,
Özgecan Aslan cinayeti üzerine sitemizde yer verdiğimiz

Özgecan Aslan‘ın katil zanlılarından baba Necmettin Altındöken’in
dehşet dolu ifadesinde, kan donduran ayrıntılar ortaya çıktı..
(http://ahmetsaltik.net/2015/02/18/ozgecan-aslanin-katil-zanlilarindan-baba-necmettin-altindokenin-dehset-dolu-ifadesi/başlıklı yazımıza bir yorum getirmiş :

***

Özgecan cinayetinin, 2015 Türkiye toplumu için beklenmeyen, çok sürpriz bir olaymış gibi algılanmasını garipsiyorum. Ortalama zekası 90 olan ve kadını 2. sınıf gören bir dinin etkisinde henüz bir Ortaçağ’ı yaşayan geri bir (Ortadoğu) toplumunda, örneğin 7 yaşındaki çocukların eline bıçak verilip Kurban Bayramında kuzu kesmeleri teşvik ediliyorsa,
yani genç erkekler potansiyel birer katil olarak yetişiyorsa,
hangi insancıl değerlerden bahsedebiliriz ki?

Bence Türkiye’deki 30±10 yaş aralığındaki ergen erkeklerin en az yarısı psikopattır
ve bunların en az binde 5’i derhal bıçağa sarılacak yapıdadır.
Yani en az 100 bin katil adayı serseri mayın gibi aramızda dolaşıyor.æ

*****
Sayın Prof. Ercan’ın öngörüleri dehşet verici..

..“30±10 yaş aralığındaki ergen erkeklerin en az yarısı psikopattır..” saptaması
umarız epey abartılıdır. Çünkü “Psikopati” ağır bir ruhsal bozukluk kategorisidir.

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) 2001’de yıllık Raporunu (World Health Report 2011)
“World Mental Health” olarak yayımlamıştı. Verdiği rakamlar ürkütücü idi :

The world health report – 2001 Mental health : new understanding, new hope

  • ” The 2001 report focuses on the fact that mental health -neglected for far too long- is crucial
    to the overall well-being of individuals, societies and countries. 
    The report advocates policies that are urgently needed to ensure that stigma and discrimination
    are broken down and that effective prevention and treatment are put in place.”

Bir alıntı daha :

Dünya nüfusunun ¼’ü ruhsal olarak rahatsız!
450 milyon insan ruhsal açıdan sıkıntı içinde..
Depresif bozukluklar 4. sırada hastalık nedeni (15-44 üretken yaş diliminde)
Dünyada her yıl 1 milyon insan intihar ediyor!
– Sürekli stres altında yaşama, tehlikeli koşullar, istismar, sağlıksız ortamlar,
GELECEK ÜMİDİNİN YİTİRİLMESİ gibi nedenler,
yoksulların daha çok ruhsal sorun yaşamasının nedendir…

****
Burada kullanılan terminolojiye dikkat; altını çizdik :
– ruhsal olarak rahatsız
– ruhsal açıdan sıkıntı içinde

***
10 Ekim 2007 Dünya Ruh Sağlığı Günü açıklaması özetle şöyle :
10 Ekim 2007 : DÜNYA RUH SAĞLIĞI GÜNÜ Türkiye’nin ruh sağlığı bozuk !

  • “Türkiye’de 18+ yaş kişilerde ruhsal bozukluk görülme sıklığı % 17.2 !
    Her 5 kişiden birinin de ruhsal sağlık sorunu yaşadığı ortaya çıktı. Bu durum, Avrupa’da
    her 4 kişiden birinin ruh sağlığı sorunu olduğunu gösteriyor. Ruh Sağlığı Platformu üyeleri, Türkiye’de Ruh Sağlığı Yasası‘nın en geç 2008 yılına dek çıkarılması gerektiğini belirterek,
    ruh sağlığının koruyucu sağlık hizmetleri ile entegre edilmesi gerektiğini söylediler.
    (
    Cumhuriyet, 11.10.07)

*********
Şimdi yapılması gereken belli :

  • “Sürekli stres altında yaşama, tehlikeli koşullar, istismar, sağlıksız ortamlar,
    GELECEK ÜMİDİNİN YİTİRİLMESİ gibi nedenler,
    yoksulların daha çok ruhsal sorun yaşamasının neden..”
  • DSÖ saptamasının gereklerini yapmak.. =
    Türkiye özelinde AKP ve RTE’den kurtulmak!

Ama Yüce TBMM ne ile meşgul??
İÇ GÜVENLİK YASA TASARISI (!)..
Meclis’te kafa göz kırarak, nerdeyse CHP’lileri – HDP’lileri öldürecek kadar…

Ve bu gün 3-4 kadın cinayeti – şiddeti – ırza geçme daha var ülke genelinde…

Biz de itiraf edelim, hiç bu denli gerilmemiş ve kaygılanmamıştık..

12. CB – Yarıbaşkan RTE Elazığ’da bu gün da Anayasayı bir kez daha çiğneyerek
Başkanlık rejimi için halktan “partisine” oy istedi. “Partisine” diyoruz çünkü ilişkisini kesmiş değil. Anayasa gereği CB görevine başlarken ettiği yemini ayaklar altına almış durumda..
Yarın da Malatya’da benzer çağrıyı yapacak.. Halkın %70’i Başkanlık sistemine yandaş imiş..
Tam bir algı yönetimi.. Oysa gerçek veriler tam da tersi..

Ayrıca Bay RTE TBMM’deki sözde “İç Güvenlik Yasa Tasarısı” nın da er ya da geç geçeceğini söyleyerek bir kez daha yansızlığını yitirdi.. “Partisine” kamuoyu önünde apaçık talimat verdi..
Ek olaraki bu Tasarı TBMM’den geçerek önüne geldiğinde hiç sorun çıkarmadan, yayımlanmak üzere hemen Resmi Gazete’ye yollayacağını da açıklamış oldu..
İhsas-ı rey oldu Anayasa gene çiğnenerek..

***

Yurt genelinde şiddet, yoksulluk, ağır kış koşullarında iflas eden yerel yönetimler ve
ulaşım hizmetleri sorunu sürüyor.  İŞSİZLİK artık saklanamıyor..
Resmen % 10,7 ve son 4 yılın en yüksek rakamı..
Son 1 ayda TL 1 Dolar = 2,27 TL’den 2,47’ye değer yitirerek % 9 dolayında enflasyon yaşanmış ve insanımız – ülkemiz yoksullaştırılmıştır. Bu hazin tablodan da Bay RTE, TCMB Başkanı’na “çatarak”, “faiz indirimi dayatarak” -ama bunu da başaramadan- doğrudan sorumludur.
(Bu konuyu sitemizde kapsamlı yazdık (http://ahmetsaltik.net/2015/02/09/29809/):

RTE’nin TCMB’na Çatmasının Arka Yüzü ve Ülkeye Muazzam Maliyeti..

*****
Bay RTE’nin ödü patlıyor 2013 Haziran Gezi eylemleri benzeri bir direniş olur mu diye!
O yüzden daha şimdiden gözdağı ve polis devleti uygulaması ile faşizme kayıyor..
Hem 7 Haziran 2015 seçimlerinin sonuçlarından kaygılı hem de öncesinde sivil itaatsizlik eylemlerinden, meşru direniş hakkını kullanarak sokaklara inecek kitlesel eylemlerden..

On milyonlarca insanımız ise ay – nen Dünya Sağlık Örgütü’nün çizdiği ağır tablo içinde..

  • “Sürekli stres altında yaşama, tehlikeli koşullar, istismar, sağlıksız ortamlar,
    GELECEK ÜMİDİNİN YİTİRİLMESİ gibi nedenler,
    yoksulların daha çok ruhsal sorun yaşamasının nedendir…”

Bu tablodan AKP’ye iktidar çıkmaz!
Herkes, öncelikle de AKP ve Erdoğan derhal aklını başına almalıdır.

11. CB Abdullah Gül bile bu gün verdiği demeçte söz konusu yasa tasarısının düzeltilmesi gereken yanları olduğunu, bunu tavsiye ettiğini, geçmişte polisin kimi yetkileri istismar ettiğini gördüklerini, yasal düzenlemelerin konjonktürel (duruma göre..) olmaması gerektiğini vurguladı.

AKP ve Erdoğan Türkiye’de fiili bir sivil darbe yapmışlardır.
ANAYASA ASKIDADIR ve Bay Erdoğan mutlak – tek egemendir.
Bu durum Türkiye’yi neredeyse 1. Meşrutiyet öncesine savurmuştur.

  • Erdoğan, 2. Abdülhamit kadar / belki daha fazla yetki kullanmaktadır!

  • Ülkemiz, artık “meşruluğunu yitirmiş” bir siyasal iktidarca yönetilmektedir.

    Tarih bize bu dönemlerin çok uzun sürmediğini – sürdürülemediğini,
    HALKLARIN HAKLARINI ER YA DA GEÇ ALDIKLARINI öğretiyor..
    Despotlaşan – Neronlaşanlardan – Hitlerleşenlerden… de hesabını mutlaka
    ve acı biçimde sorarak!

    Bir kez daha çağrımızdır : Ülke hızla normalleştirilmelidir.
    Başbakan Davutoğlu yaşamının kumarını oynamaktadır.
    Üstüne düşen tarihsel görevden, sorumluluktan kaçmamalı ve bu cehennmi kısır döngüyü durduracak tüm çabaları hem de ivedilikle sergilemelidir.

    Sevgi ve saygı ile.
    20 Şubat 2015, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net