Asıl tehdit virüs değil, uygulanan “sağlık” sistemidir!

Asıl tehdit virüs değil,
uygulanan “sağlık” sistemidir!

Yeniçağ: Asıl tehdit, virüs değil, uygulanan “sağlık” sistemidir! – 

Küresel salgın, nasıl oluşur hiç düşündünüz mü? Küresel bir salgının, bütün ülkelerde neredeyse eş zamanlı olarak başlaması mümkün müdür? “Çin’de başladı İran’a geçti” deniyor ama bu doğru değil. ABD, İtalya, İngiltere, Fransa, Almanya ve Türkiye dahil bütün dünyada 2019’un Eylül, Kasım, Aralık aylarında, boğazda tahriş ve hırıltı ile başlayan bir hastalık var! Peki bu hastalığa sebep olan virüs, Güney Amerika’da, Amazon ormanlarında yaşayan ve şehirlerle teması olmayan yerli kabilelere rüzgârlarla mı ulaştı?

“Virüsün DNA şeması çıkarıldı” (AS: bu virüs için RNA olacak) deniyor ama ortaya çıkarılan virüs resmi bilgisayarda çizilmiş bir figürden ibaret! Üstelik virüs resmi diye çizilen bu figür, insan ve hayvan hücresinde bulunan eksozomlar ile aynı! En azından böyle bir iddia var! Yani bize virüs diye gösterilen resim, insan vücudunda doğal olarak bulunan, hücre içindeki bir maddenin resmi olabilir! (AS: Virüs RNA’ları kesin olarak elde edildi) Bu maddenin elektromanyetik dalga etkisiyle dış etkiyle, hücreyi patlatarak (hücre içinde çoğalıp mekanik olarak hücreyi patlatıyor) dışarı çıktığı ve kanı zehirlediği (kanda çok az bulunuyor), önce akciğerleri etkilediği için solunum yoluyla temasta bulunulan diğer insanlara da bulaştığı belirtiliyor.

İnsan metabolizmasını değiştiren ve doğal hücre ölümlerinin dışında “programlanmış hücre ölümü”ne yol açan bir dış etken var ama Türkiye’de şu günlerde bu konuları tartışan ve halkı bilgilendiren bir bilim adamı yok! Daha önceleri, bu konularda bilimsel çalışma yapan, bilimsel makale ve kitap sahibi olanlar ise hiçbir TV kanalında konuşturulmuyor.

Neden? Çünkü Türkiye’de sağlıkla ilgili bilimlerde araştırma yapmak bile artık Bakanlık iznine bağlanmıştır. Sağlık Bakanlığı ise Dünya Sağlık Örgütü’nün kurallarına göre çalışıyor. (COVID-19 kodlamasında tersine!) Peki Dünya Sağlık Örgütü kimin kurallarına bağlı? Bir defa DSÖ’nün kuruluş sermayesini veren Rockefeller Vakfı’dır. Dolayısıyla DSÖ, ilaç kartellerinin örgütüdür. Türkiye’deki sağlık sistemi de bu kartellerin istediği şekilde düzenlenmiştir. İtiraz eden sistemin dışında kalır, doktorsa ruhsatı bile elinden alınır!
***
Gazeteler sokağa çıkma yasağı günlerinde çıkmıyor. Dolayısıyla bu yazı kâğıda basılı gazetede yayınlanmayacak. Yazı biraz uzun olacak ama İnternet’te yer sıkıntısı yok. Bu itibarla, sağlık sisteminin ne halde olduğunu, uzman tespitiyle bilginize sunmak istiyorum.

Emekli genel cerrah Uğur Yılmaz’ın “Sağlığın Karanlık Yüzü” diye 700 sayfalık bir kitabı var. Yılmaz daha kitabın girişinde Ivan Illich imzalı bir söze yer veriyor:

  • Sağlık kuruluşları insan sağlığı için büyük bir tehdit haline gelmiştir. Tıbbi uygulamalar üzerinde mesleki denetimin sakatlayıcı etkisi, bir salgın hastalık boyutlarına ulaşmıştır.”

Mesele bu kadar vahim aslında… Uğur Yılmaz devam ediyor:

*Sağlık sistemi deyince toplum hekim ve hasta arasında olan ve hastanelerde verilen bir hizmeti anlamaktadır. Soruna böyle yaklaşıldığı zaman ‘sistem’ anlaşılamaz. Sistemin ön planında ABD’nin emperyalist küreselleşme stratejilerine uygun olarak ülkelerde uygulanacak sağlık sistemlerini belirleyen DTÖ, Dünya Bankası, OECD, IMF gibi küresel örgütler vardır.

*Türkiye cephesine baktığımız zaman sağlık politikaları ile ilgili bütün kurum ve kuruluşların yöneticileri sistemin içindedir. Sağlık sistemi, hiç de bilimsel ilkelere göre, hasta veya insan yararına, kusursuz ve düzgün işleyen bir sistem değildir.

*Aksine sistem, arkasında Dünya Bankası gibi ABD’nin küresel egemenlik örgütlerinin olduğu, her düzeyde ilgili kişilerin ve çalışanların bu kirli ilişkilerde kendilerine verilen rolleri oynadıkları, kirli, mafyatik, nitelikli dolandırıcılık ve soygun sistemidir.

*Bu kişiler toplum karşısında, TV ve basında yüzlerine masum-temiz bir maske geçirmektedir. Sağlık sisteminin bir de bilinmeyen, bilinmek ve görülmek istenmeyen, değiştirilmek istenmeyen karanlık bir yüzü vardır.

*Kovid-19 salgını münasebeti ile Türkiye’nin sağlık sistemi bütün toplumu aldatacak bir şekilde övülmektedir. Bu sistemin Atatürk‘ün kurduğu sistemin devamı olan kamucu bir sistem olduğu propagandası yapılmaktadır.

*Sağlık haberciliği yalan haberciliğin en fazla uygulandığı bir habercilik şeklidir. Bu şekilde kitleler yönlendirilir, aldatılır, belli bir hedefe doğru yönlendirilir. Medyada maalesef sağlık ile ilişkili konularda doğru haberlere rastlamıyoruz. 

*Sağlıkta Dönüşüm sistemi, ABD’nin kurmak istediği yeni dünya düzeninin sağlık alanında uygulamasıdır. Atatürk’ün kurduğu sistemle bir ilgisi yoktur. Bu uygulama devletin sağlık alanından tasfiyesi, ABD emperyalizmi tarafından düzenlenen işletim sistemi ile tıp kartelinin çıkarlarına uygun bir sağlık piyasası oluşturulması, sağlık kuruluşlarının özelleştirilmesi ve bu iş tamamlanıncaya kadar mülkiyeti devlete ait olan sağlık tesislerinin işletmesinin SGK sistemi vasıtası ile oluşturulan sağlık piyasasına dâhil edilmesidir.

*Devletin elinde gibi görülen sağlık tesislerine de kartelin ürünlerinin daha fazla satılması ve pazarlanması görevi verilmiştir. Bu amaca ulaşmak için tıbbi hizmet, tedavi, girişim, ürün ve cihazların satılması ve pazarlanmasında diğer komisyonculuk işlerinde olduğu gibi kâr payı dağıtılmaktadır. 

  • Şu anda Türkiye’de uygulanan sağlık sistemi,
    Dünya Bankası tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan bir sistemdir.
  • Milli bir sistem değildir.
  • En son “Başakşehir Şehir Hastanesi”nin açılışı vesilesi ile “Sağlıkta Dönüşüm”ün
    bu son uygulaması da tüm halka kamucu bir uygulama olarak yedirilmiştir.
  • Başakşehir Şehir Hastanesi bir devlet hastanesi ve yatırımı değildir.

*Bu hastane Dünya Bankası ile ticari ortaklığı olan uluslararası Rönesans Holding‘in Japon ortağı ile yap-işlet-devret yöntemi ile yaptığı bir hastanedir. Bu gibi hastanelerin milletin sırtına bindirdiği yük sıradan bir özel hastaneninkinden çok fazladır. Çünkü şehir hastanelerine gelir ve kâr garantisi de verilmektedir. Hastane belirlenen geliri sağlayamazsa aradaki fark Orhangazi köprüsünde ve benzerlerinde olduğu gibi devlet tarafından ödenecektir.  

Korona Günlükleri, Prof. Dr. Ahmet Saltık’ı ağırlıyor

Korona Günlükleri,
Prof. Dr. Ahmet Saltık’ı ağırlıyor

Karşıyaka Belediyesi “Korona Günlükleri”nde Prof. Dr. Ahmet Saltık’ı ağırlayacak. Etkinlik, 20 Mayıs Çarşamba saat 16.00’da belediyenin resmi sosyal medya hesaplarından canlı olarak izlenecek.

Fotoğraf: Evrensel
Karşıyaka Belediyesi tarafından düzenlenen “Ayın Konuğu” etkinliklerinin, koronavirüs salgını nedeniyle ertelenmesi sonucu, “Korona Günlükleri” adıyla internet üstünden söyleşiler sürdürüyor.
20 Mayıs Çarşamba günü salgının ilk günlerinden bugüne, öngörü, uyarı ve önerileriyle dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Saltık’ı ağırlayacak.
Haluk Işık’ın yöneteceği etkinlik saat 16.00’da başlayacak ve Karşıyaka Belediyesi’nin resmi sosyal medya hesaplarından canlı yayınlanacak.
Etkinlikte, “Korona ve Türkiye Gerçekleri” konuşulacak.
Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “20 Mayıs’ta saygın bilim insanımız Prof. Dr. Ahmet Saltık’ı ağırlayacak olmanın heyecanı içindeyiz.
Değerli Hocamızın söyleyecekleri, hiç kuşkusuz küresel salgına dair neler yapmamız ve neleri yapmamamız konusunda, bize çok önemli pencereler açacak. Hemşerilerimizi ve yeryüzünün her yerinden bizi izleyenleri, bu çok değerli buluşmaya ev sahipliği yapmaya davet ediyorum” dedi. (İzmir/EVRENSEL)
****
Programı Sayın Haluk IŞIK ile gerçekleştirdik. 64 dakika..
19 Mayıs 1919’un 101. yılını değerlendirdik önce..

Ardından KORONA GÜNLÜKLERİ gündemini işledik Sn. Işık’ın soruları doğrultusunda. Fırsat verildiği için teşekkür ederiz Sayın Işık’a ve Karşıyaka Belediyesine..

https://www.facebook.com/watch/live/?v=253254199065372&ref=search
BİLİMSEL BİLGİNİN olabildiğince izlenmesi ve paylaşılması dileğiyle.

Sevgi ve saygı ile. 20 Mayıs 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

COVID-19 SONRASI KÜRESEL SİSTEM: ESKİ SORUNLAR YENİ TRENDLER

COVID-19 SONRASI KÜRESEL SİSTEM:
ESKİ SORUNLAR YENİ TRENDLER

(AS: Bizim katkımızmyazının altındadır..)

Derleme
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı
Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2020

TAKDİM

COVID-19 kısa süre içinde dünyanın her bölgesine yayılarak tüm insanlığı tehdit eder hale geldi. Salgında dünyada tepe noktasına henüz ulaşılmadı. Vaka sayılarının azaltılarak hayatın normale dönüşünü sağlamak için hem hükümetlere, hem ilgili uluslararası kurumlara, hem de bireylere önemli sorumluluk düşüyor.
Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülke içinde gereken adımları kararlı bir şekilde atmaya devam ediyoruz. Aynı zamanda, diğer ülkelerle yakın temas içindeyiz. Başta komşularımız olmak üzere çok sayıda ülkeyle bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunuyoruz.

Çalışmalarımızı koordine ediyoruz. Ayrıca, imkanlarımız ölçüsünde pandemiyle küresel mücadeleye somut katkılarda bulunuyoruz. Bakanlığımızın iç ve dış teşkilatı teyakkuz halinde çalışıyor. Yurtdışındaki vatandaşlarımızla sürekli irtibat halindeyiz. 7/24 esasına göre hizmet veren Konsolosluk Çağrı Merkezimiz vatandaşlarımızın Bakanlığımıza her an ulaşabilmelerini mümkün kılıyor. Yeni oluşturduğumuz Koordinasyon ve Destek Merkezi Bakanlık birimlerimizin yurtdışı temsilciliklerimizle ve diğer kamu kurumlarıyla eşgüdümünü sağlıyor. Yabancı ülke makamlarıyla düzenli temas halinde yurtdışındaki vatandaşlarımızın sorunlarını çözüyoruz. Öte yandan, yurtdışında geçici statüde bulunan vatandaş ve öğrencilerimizin vatanlarına dönüşlerini sağlıyoruz. Birinci aşamada 70’den fazla ülkeden toplamda 39 bin vatandaşımızı ülkemize tahliye ettik. Geçici olarak yurtdışında bulunan ve ülkemize dönmek isteyen vatandaşlarımızın dönüşleri için kapsamlı çalışmalarımız sürüyor. Koronavirüs salgınının sağlık ve konsolosluk boyutu çerçevesinde yaptığımız lojistik çalışmalar tabiatıyla önceliğimiz. Ancak içinde bulunduğumuz krizin daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğinin de farkındayız. Tarihin bu önemli dönüm noktasının ardından uluslararası konjonktürde bizi nelerin beklediğini, hangi sınamalar ve fırsatlara hazırlanmamız gerektiğini şimdiden değerlendiriyoruz. Gelişmeleri izlemek ve onun peşine takılmak yerine, ön alıcı ve gerçekçi bir yaklaşımla yürüttüğümüz dış politika anlayışımız da bunu gerektiriyor.

COVID-19 salgını pek çok alanda etkileri uzun yıllar hissedilebilecek bir dönüşüme yol açma potansiyeli taşıyor. Uluslararası ilişkiler uzmanları şimdiden bu konuda literatürü oluşturmaya başladılar. Bakanlığımızla akademik dünya ve düşünce kuruluşları arasında köprü kuran Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Koronavirüs salgınının uluslararası sistem üzerindeki etkilerine ilişkin yapılmakta olan bu çalışmaları analiz ederek devletimizin ilgili birimlerinin kullanımına sunuyor.

Bu süreçte Türk akademisyenlerin konuya ilişkin değerlendirmelerine özel önem atfediyoruz. Yaşanan gelişmeleri akademisyenlerimiz nasıl okuyorlar? COVID-19 sonrasında nasıl bir sistemle karşı karşıya kalacağız? Salgın sonrası küresel
çapta yaygın eğilimler neler olacak? Bizi ne tür tehditler bekliyor? Önümüze nasıl fırsatlar çıkacak? SAM ülkemizin çeşitli üniversitelerinden değerli  akademisyenlerimize ulaşarak bu soruları yöneltti ve böylece takdimini yapmaktan memnuniyet duyduğum bu kitabın ortaya çıkmasını sağladı. Bu projenin krizin henüz başlarındayken hızlı biçimde hayata geçirilmesi takdire şayan. Yayına katkıda bulunan tüm akademisyenlerimize ve SAM ekibine teşekkürlerimi sunuyorum.
İçinden geçtiğimiz bu süreçte, dayanışma ruhuyla hareket ederek zor günleri en kısa sürede geride bırakacağımıza inanıyorum.

Mevlüt Çavuşoğlu
T.C. Dışişleri Bakanı
****
İÇİNDEKİLER
1. Koronavirüs Sonrası Küresel Trendler ……………………………10
2. Küresel Salgın Tehdidi Altında Küresel Sistem………………….20
3. COVID-19 Sonrası Küresel Düzen: İki Seçene…………………..24
4. Koronavirüs Sonrası Yeni Bir Dünya
Düzeni Mi, Düzensizliği Mi?……………………………………………..29
5. Salgınlar ve Uluslararası Sistemin Dayanıklılığı………………..35
6. COVID-19 ve Uluslararası Düzen …………………………………..40
7. COVID-19 Pandemisini Yeniden Düşünmek………………,,,,…45
8. COVID-19 Sonrası Dönemde Pozitif Ayrışma ………..,,,……..50
9. COVID-19 Küreselleşmenin Sonunu Mu Getirecek?…………54
10. Koronavirüs, Küreselleşme ve Uluslararası Sistem …………58
11. COVID-19, Ulus Devlet ve Risk Toplumu ………………………62
12. Uluslararası Sistemde Koronalizasyon ………………………….67
13. Koronavirüs Salgınından Sonra Uluslararası İlişkiler
Kuramlarında Da Hiçbir Şey Aynı Kalmayacak (Mı?)…………….71
14. COVID-19 ve Uluslararası Kurumların Rolü …………………..76
15. COVID-19 Sonrası Küresel Güvenlik ve Savunma Durumu..82
16. Medikal İstihbaratın Yükselişi………………………………………86
17. Milli Güvenlik Sorunu Olarak Koronavirüs Salgını……………92
18. COVID-19 Sonrası Küresel
Güvenlik Trendleri……………………………………………………………97
19. Küresel İktisadi Dönüşüm Dinamiklerinin Jeopolitik
Yansımaları ………………………………………………………………….. 102
20. COVID-19 Sonrası Küresel Ekonomi Trendleri ………………. 107
21. Koronavirüs ve Küresel Çatışma
Dinamikleri……………………………………………………………………. 112
22. COVID-19 Ortadoğu’da Neyi Değiştirecek?……………………. 118
23. Koronavirüs’ün Ortadoğu Bölgesine Muhtemel Etkileri….. 124
24. Koronavirüs ve Çin ……………………………………………………. 129
25. COVID-19 Pandemisi ve Göç ………………………………………. 134
26. COVID-19, Yeni Normal ve Dijital Diplomasi ………………….. 139
************
ARKA KAPAK….

Küresel salgın ve ürettiği belirsizlikler devam ederken Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin COVID-19 sonrasındaki döneme ışık tutma amacıyla
hazırladığı bu çalışma, değerli akademisyen ve uzmanların ön analizlerini içermektedir.

Elinizdeki öngörü ve değerlendirmeler, COVID-19 sonrası döneme dair müstakil, bazen örtüşen bazen farklılaşan analizler barındırmaktadır. En önemlisi
Koronavirüs’ün yayılım ölçeğini de hesaba katarak uluslararası düzene olan etkilerini farklı disiplin ve perspektiflerden ele almalarıdır.

Kitapta Koronavirüs’ün uluslararası sisteme olası etkileri, pandemi sonrası dönemde ortaya çıkacak küresel politik trendler ve uluslararası ilişkiler
disiplininde neşet edecek (AS. doğacak) yeni tartışmalar inceleniyor. COVID-19’un küreselleşmeyi ve küresel rekabeti ne ölçüde etkileyeceği sorusuna cevap aranırken, küreselleşme-uluslararası sistem-devlet üçlemesi (AS: “üçlüsü” denmeli) arasındaki ilişkinin mahiyetine ve olası dönüşümüne de ışık tutuluyor.

Bununla birlikte dijital diplomasi, medikal istihbarat, ekonomi, göç, çatışma çözümleri, Ortadoğu ve uluslararası kurumlar gibi konularda da önemli
değerlendirmeler içerirken, yeni dönemde Türkiye gibi aktörlerin hangi konulara ağırlık vermesi gerektiği tartışılıyor.
******
Dostlar,

Dışişleri Bakanlığının böylesi bir girişimi yerindedir.. Şiddetle gereksinim duyduğumuz, Bilimsel Nesnelliktir. Çünkü, artık hiç tartışılmayan bir olgusallık eldedir :

  • Yaşamda en gerçek yol gösterici akıldı, bilimdir, eşdeğer anlatımla
    BİLİMSEL AKILCILIK‘tır.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, sunuş yazısında (Takdim diyorlar..??)70’den fazla ülkeden toplamda 39 bin vatandaşımızı ülkemize tahliye ettik.” bilgisini veriyor. Ciddi iştir ve çok çeşitli, ağır sorunları barımdıran insani bir sorundur..  Gurbet ellerde, belki de parasız – pulsuz kalmak ve yurda dönememek ciddi bir travmadır ve bu yurttaşlarımıza hiç kuşku yok, en geniş destek gecikmeksizin verilmelidir. Türkiye’mizde kalan yabanıcılar için de benzer sorun gçerlidir.  Devletler, böyle “zor zamanlarda” yaşam desteği vermelidir insanlara.
*****
Dileriz COVID19 salgınınında tepeye erişiyoruz!?! Türkiye, ilk COVID19 olgusunu 11 Mart 2020’de duyurdu. 46 günü geride bıraktık. İlgililer Ramazan sonunu işaret ediyor ki 75 gün ya da 2,5 ay demektir. Olağan koşullarda 2,5 -3 ayda salgınlar olağan seyrini tamamlar. Önlemler, bu gidiş sırasında can yitiklerini ve hastalanmaları azaltma amaçlıdır; kuşkusuz bu 2 çaba salgını süre olarak sınırlama uğraşı ile iç içedir.

Öte yandan Sağlık Bakanlığı bir anlamda hastalığın toplumda yayılmasından ve toplum bağışıklığı gelişmesinden de medet ummaktadır (https://artigercek.com/haberler/prof-saltik-iktidar-toplumsal-bagisikligin-yayilmasina-oynuyor). Ne denli çok insan COVID19 (+) leşire o deni çabuk söndürülebilr salgın. Toplumda bulaşın boyutunu anlamak için, bağışık yanıtı ortaya koymak üzere, Türkiye’yi temsil edecek uygun büyüklük ve bileşimde bir örneklemde kanda korona virüse karşı antikor (anti-corona ac) yanıtını ölçmek. Buna seroprevalans çalışması deniyor. Ne oranda insan serokonversiyon yanıtıyla seropozitif olmuştur? Geç bile kalındı böyle bir çalışma için. Nitekim ilk RESMİ olgu 11 Mart’ta duyuruldu Türkiye’de, öncesinde de COVID19 olguları olduğu kesin ve bu yargımız da kanıta dayalı olarak incelenebilir.

Yeni korona virüse karşı insanların bağışık yanıtına ilişkin bilgilerimiz çok sınırlı :

1. Bağışık yanıt ne oranda gelişmiştir?
2. Bağışık yanıt ne düzeyde koruyucudur?
3. Bağışık yanıt ne denli sürecektir?

Bu nedenle, daha çok gecikmeden bu serolojik çalışma yapılmalıdır Türkiye’yi temsil edecek bir örneklemde. Toplumda bağışık olan (hastalığı geçiren) ve ve olmayanların oranlarını bilmek, salgını yönetmede son derece değerlidir.

Sevgi ve saygı ile. 26 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)

 

 

KORONA SALGINI İLE İLGİLİ GÜVENİLİR BİLGİ KAYNAKLARI ve AKP İKTİDARINA ÖNERİLER

KORONA SALGINI İLE İLGİLİ GÜVENİLİR BİLGİ KAYNAKLARI
ve AKP İKTİDARINA ÖNERİLER


Değerli Sitemiz İzleyicileri,

Yaşadığımız küresel salgın ile ilgili güncel ve güvenilir bilimsel bilgiye erişmek önemli..

Sitemizde elden gelen çabayı gösteriyoruz..

Bizim de çalıştığımız Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi web sitesi bu bağlamda oldukça değerli.

www.medicine.ankara.edu.tr 

adresinin düzenli olarak izlenmesini öneririz. Aşağıdaki poster bir örnek..

Bu sitede ayrıca kısa filmlere de erişmek olanaklı.

COVID-19 ile İlgili Videolar

Covid-19 ile İlgili Sağlıklı Bilgi Alınabilecek Linkler

Yeni Corona Virüs Hastalığı (Covid-19) ile ilgili bilgi alınabalecek siteler.

  • T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI

https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/covid19

Bu site, Sağlık Bakanlığı’nın HALK SAĞLIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ resmi / kurumsal sitesidir.

Salgınların yönetimi, Tıp Dalları içinde “Halk Sağlığı Uzmanları” nın bilimsel sorumluluğundadır. Dolayısıla Sağlık Bakanlığında kilit sorumluluk Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünündür.

Sağlık Bakanlığının, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği – HASUDER ile çok sıkı kurumsal işbirliği içinde olması zorunludur.

Bilim Kurulu’nda bildiğimiz ölçüde tek 1 Halk Sağlığı Uzmanı vardır; oysa tam tersine, bu Kurul esas olarak Halk Sağlığı Uzmanlarından oluşmalı, gerektiğinde balka dallar çağrılmalıdır.

  • DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (DSÖ / WHO / OMS)

https://www.who.int/health-topics/coronavirus

  • TÜRKİYE ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK NMİKROBİYOLOJİ UZMANLIK DERNEĞİ (EKMUD)

https://www.ekmud.org.tr/

  • KLİNİK NMİKROBİYOLOJİ UZMANLIK DERNEĞİ

https://www.klimud.org/
*****

Ayrıca bizim uzmanlık derneğimiz olan HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ – HASUDER web sitesi ve bu amaçla özel olarak hazırlanmış bir web sitemiz de var :

www.hasuder. org.tr ve www.korona.hasuder. org.tr

Unutulması ki; Anayasanın 135. maddesi uyarınca özel yasa ile (6023 sayılı yasa) kurulan ve Anayasada “kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu” olarak tanımlanan, bizim de doğallıkla üyesi olduğumuz Türk Tabipleri Birliği‘nin

www.ttb.org.tr

adresli kurumsal web sitesinde sorunun hem tıbbi hem de ekonomo – politik boyutlarını irdeleyen bilimsel kaynaklara erişilebilir. Dün, 18 Mart 2020 günü Erdoğan’ın yaptığı toplantıya TTB’nin çağrılmaması asla bağışlanamaz. Hem ulusal birlikten söz edeceğiz, hem de ülkenin yasal hekim birliğini dışlayacağız, utandırıcıdır!

* Ne yazık ki Sağlık Bakanlığı yeterince saydam değil..

Örneğin korona olgularının hangi illerde olduğunu bilmiyoruz. Oysa örneğin ABD, tüm eyaletlerde olgu ve ölüm sayılarını saydamlıkla yayınlıyor web sitelerinde.

Meslektaşımız, Çocuk Hekimi Sağlık Bakanı Dr. Fahretttin Koca bu gün TBMM’de bilgi verdi, soruları yanıtladı epey geç de olsa..

Temel sorunlardan biri şudur                                        :

Türkiye sayısal yeterince korona testi yapmamıştır..
Bu bağlamda çoooook gecikmiş ve kritik zamanlar heba edilmiştir..
Oysa Singapor, Honkong, Güney Kore, Tayland.. ve koskoca Çin bu bağlamda baştan beri çok atak olmuşlardır.

1. Çok sayıda test uygulayarak hastalara – taşıyıcılara erken tanı koymuşlardır.

2. Erken tanı konan taşıyıcı ve hastalar toplumdan ayrılmış (izolasyon, tecrit, karantina..) ve sağaltımları (tedavileri) yapılmıştır..

Gerçekte reçete yalındır ve DSÖ Genel Başkanı Dr. Thedros G. Adhenom’un ustaca özetlediği üzere 3 T formülüdür..

Sağlık Bakanlığı, ilk olgunun bildirildiği 31 Aralık 2019’dan bu yana geçen 2,5 ayda gerekli lojistik hazırlığı yapmamış, yapamamıştır..

Korona testi, Sağlık Bakanı’nın bu gün TBMM’de açıkladığı üzere şu güne dek toplam 10 bin dolayında uygulanmıştır. Bu sayı olağanüstü yetersizdir, belki de 10 milyon kişide yapılmalıydı! Örneğin 21 bin Umre ziyaretçisine bile test yapılmış değildir, bu kişilerin büyük çoğunluğu, bağışlanmaz bir hata ile ülkeye dağılmışlardır.

Testin maliyeti çok yüksek değildir, ülkeler bu amaçla on milyarlarca Dolar kaynak ayırmaktadır. Türkiye’de hala 18 ilde testin yapılabilir olacağından söz etmektedir AKP iktidarı..

Çok üzücüdür.. 81 ilde derhal yapılabilir olmalıydı, 2,5 ay içinde bu hazırlık yapılmalıydı.

Cerrahi maske, yoğun bakım yatakları, sahra hastaneleri.. gibi lojistik eksikler giderilmeliydi.

Oysa öğrenci yurtları boşaltılarak karantina yerleri yapılmıştır.. Salgın uzarsa ve karantina altına alınması gereken nüfus daha da artarsa ne yapılacaktır? Üniversitelerde eğitim, yurtlar kullanılamayacağı için başlatılmayacak mıdır??

Sonuç olarak                              :

  • Politik olmayan gerçek bir beka sorunu ile yüz yüzeyiz..
  • Türkiye bu sorunla baş edemez ise AKP iktidarı da yerle bir olur..
  • Gerçek anlamda BİLİMSEL AKILCILIK – SAYDAMLIK – Politik DÜRÜSTLÜK kaçınılmazdır..

AKP = Erdoğan‘ı ve iktidarını, Sağlık Bakanını ve Bakanlığını bir kez daha uyarmak isteriz..

Başka yol yok; BİLİMSEL AKILCILIK – SAYDAMLIK – Politik DÜRÜSTLÜK dışında!

43 yıl kıdemli bir hekim,
40 yıllık Halk Sağlığı Uzmanı
33 yıllık Halk Sağlığı Öğretim Üyesi
Sağlık Hukuku Uzmanı (MSc)
ve Mülkiye de okumuş (BSc) 65+ yaş bir T.C. Yurttaşı sorumluluğu ile bilgi ve ilgiye sunarız.

Bu dosyadan sonra, Korona salgını ile ilgili 3 sayılı güncelleme raporumuzu yazacağız sitemizde..

  • 23 Mart 2020 Pazartesi saat 21:00’de Halk TV’de canlı yayında birikimlerimizi sunacağız..

Sevgi, saygı kaygı ama umut ile. 19 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com