ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 19 Ağustos 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

İNCE
Muharrem İnce, kendini Atatürk’e benzeterek 4 Eylül’de Sivas’tan “1000 Günde Memleket Hareketi” yürüyüşünü başlatacağını açıkladı.
Atatürk milleti birleştirmek için yola çıkmıştı…

ATATÜRKÇÜ
Devlet Bahçeli ‘Muharrem İnce CHP içinde Atatürk’e dönüşü başlatacaktır’ dedi.
Kendisi AKP içinde başlattı da…

AMAÇ
Amacını açıklayamayan İnce, Millet İttifakı’nda olduğunu söyledi.
Karıştırıcı olarak…

FRANSIZ
Doğu Akdeniz’de ulusal çıkarlarımız çerçevesinde sürdürdüğümüz girişimlere karşı Fransa, Yunanistan’a destek amaçlı askeri güç gönderdi. Ortak tatbikat yaptı.
Yüz yıl önce de Yunan’ı Anadolu’ya bu emperyalistler sürmüştü.
Tarih ders almak içindir…

DOLAR
Damat Bakan Dolardan endişe duyduğunu söyleyen çanakçı gazeteciye soruyor, ”Maaşını dolarla mı alıyorsun?”
Bu kadar nükte gücü ve zeka bir kişiye fazla,
Tanrım bu adamı bizden uzak tut, Tayyip’ten ayırma…

ÇÖZÜM
5,4 metrekarelik Hücredeki Murat Ağırel’e 112 TL elektrik faturası kesilmiş.
Hücreden de yalı fiyatına kira alırlarsa ekonomiye çare olur…

BİDEN
Biden yedi ay önce, “Erdoğan’ı mağlup edin. Darbeyle değil, seçim süreciyle” demiş.
Halt etmiş.
Erdoğan’a gündemlik can simidi atmış…

SARAY
Bilal Erdoğan, Nagehan Alçı’ya Ahlat’taki sarayı göstermiş. Nagehan,”Çok uzun ve unutulmaz bir gün geçirdim” demiş.
Hayırlısı…

YAPTIKLARI
RTE, 18 yıllık iktidarları için, “Yaptıklarımız say say bitmiyor” dedi.
Hesabını verirsiniz…

MİLLİ
Trump, RTE için,”Ben onunla anlaşıyorum. Beni dinliyor” dedi.
Bağımsız, yerli ve milli…

MİZAÇ
Uşşaki Tarikatı şeyhi Fatih Nurullah, müritlerine “Devletin kontrol mekanizmaları içerisinde olalım… Tayyip Reisimiz aynı bizim mizacımızda”
Benzer mizaçtakilerin Cumhuriyet sevgisinden geçilmiyor…

GÜÇ
Berat Albayrak, ekonomik krizden güçlenerek çıkılacağını söyledi.
Her seferinde birileri güçleniyor ama Türkiye ve Türk milleti değil…

ÇİPRAS İLE YAPTIĞIM GÖRÜŞME

ÇİPRAS İLE YAPTIĞIM GÖRÜŞME

Ümit YALIM
Milli Savunma Bakanlığı
eski Genel Sekreteri

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

*Çipras ile saat 16:15 sularında (08 Şubat 2019) Heybeliada vapur iskelesinin ön tarafında, yoğun bir kalabalık içinde karşısına geçerek görüştüm.

*Yunan Başbakanı Çipras ile yaptığım yüz yüze görüşmede kendisine,

  • “Bay Çipras, size bir sorum var. Ege Denizi’nde işgal edilen Türk adalarını ne zaman boşaltacaksınız?” 
    (Mr. Çipras, I have a question for you. When will you evacuate occupied Turkish Islands in the Aegean Sea?)  sorusunu yönelttim.

*Çipras’ın suratı asıldı ve cevap vermekte tereddüt etti. ……………….

ÇİPRAS KORUNUYOR AMA VATAN TOPRAKLARI KORUNMUYOR !…

*Çipras’ın korunması için Sahil Güvenlik Gemileri, Polis Deniz Botları ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Teknelerinden oluşan bir filo görevlendiren Erdoğan ve Hükümeti, adalarımızın korunması için bir kayık bile görevlendirmiyor.

ERDOĞAN, BİR YILDIR DOSYA ÇIKARAMADI !…

*Erdoğan, 27 Ocak 2018’de, AKP Kocaeli İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada,
bizzat kendisinin Yunan askerine teslim ettiği 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını
Lozan’a yüklemeye kalktı, Atatürk ve İnönü’ye iftira attı.

*Ancak, Erdoğan bir yıldır, bir dosya bile çıkaramadı ve iddiasını ispatlayamadı. Erdoğan’ın tarihi dosyaları ve iddiaları boş ve fos çıktı !…

*Erdoğan, akıntıya karşı kürek çekiyor. Erdoğan, boş yere uğraşmasın. Türk adalarını, Erdoğan’a da Yunanistan’a da yedirmeyiz.

Konu ile ilgili açıklamalarım ek dosyalarda gönderilmiştir.

Saygılarımla,
=====================================
Dostlar,

Yurtsever ve yiğit Türk subayı (E.) Alb. Sayın Ümit Yalım’ı bu çok yerinde girişimi için gönülden kutluyoruz, alkışlıyoruz..

Tek sözcük ile “BRAVO!” diye haykırıyoruz buradan…

****
Yüce ATATÜRK‘ü Anıtkabir’de ziyaret etmeyen ve uluslararası diplomatik kurallara saygısızlık eden Yunan Başbakanı Çipras’ı esefle karşılıyoruz..

AKP / RTE zaten dünden teşne böylesi bir davranışa ne yazık ki.. Türk hükümeti önceden bu konuda tavır koysa idi Çipras da ya paşa paşa Anıtkabir’e gider ya da çoooooooook zayıf olasılıkla gel(e)mezdi..

AKP / Erdoğan’ın bu perde gerisi davranışını – eylemsizliğini de esefle karşılıyoruz.

Oysa 30 Ağustos 1922’de Başkumandan Meydan Savaşında Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk Ordusuna yenilen ve tutsak edilen Yunan Ordusu Anadolu Komutanı General Trikupis, Mustafa Kemal Paşa’nın çadırında insanca davranış görmüş, kılıcı alınmamış, kahve ikram edilmiş ve teselli edilmişti bizzat Başkumandan Mustafa Kemal Paşa tarafından.. Bu kişi vefalı çıkmış ve ölene dek her yıl 10 Kasım günü Selanik’te Mustafa Kemal Paşa’nın doğduğu eve giderek saat 09:05’te saygı duruşunda bulunmuştu..

Yunan Kralı Venizelos, 1934’te, T.C. Cumhurbaşkanı Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK‘ü NOBEL Barış ödülüne aday gösterebilmişti..

O dönemlerde devletimiz böylesine saygın, dünkü düşmanlar bile böylesine saygılıydı.
Gerçekte, günümüzde Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün saygın manevi kişiliğinden esirgenen saygı bu davranışın sahiplerini – AKP/Erdoğan’ı- küçültmektedir.
*****
Erdoğan ve iktidarı, Yunan işgaline hatta silahlanmasına göz yumdukları 18 ada ve 1 kayalığın hesabını mutlaka ama mutlaka, er ya da geç vereceklerdir, vermelidirler..

Çipras ile basın toplantısında Erdoğan 2 soru ile sınırlamayı neden yaptı? 1 soruyu Yunan gazeteci, 2. soruyu da çanak olarak bir yandaş gazete görevlisi yöneltti. Erdoğan böylelikle kendi iktidarlarında işgal edilen vatan toprakları ile ilgili soru gelmesini de engelledi..

  • AKP’ye “oy” veren yurtsever yurttaşların vicdanının sızladığından ve vatanseverliklerinin derinden yaralandığından eminiz ve bunun gereğini parti içinde ve 31 Mart yerel seçimlerinde mutlaka yapacaklardır diye umuyor ve diliyoruz..

Ya MHP!? Yok, millete – devlete beka imiş.. Hadi oradan.. Andımızın okullarda okunmasına bile “evet” diyemeyen, çekimser kalan milliyetçi parti olur mu?? MHP çoktaaaaaan bitmiş ya da Devlet Bahçeli tarafından içeriden ele geçirilerek bi – ti – ril – miş – tir! Namuslu ülkücüler gereğini yapmadıkları sürece suça ortaktırlar.. Stepne oldukları parti, vatan topraklarının işgaline göz yummaktadır. MHP buna da isyan etmeyecekse, kırmızı çizgisi nerededir, kalmış mıdır??
****
Muhalefet, CHP – İYİ Parti bir kez daha TBMM’de genel görüşme önergesi vermelidir.
HDP’nin alacağı tutum da bu parti için turnusol kağıdı olacaktır..
AKP – MHP koalisyonunun gerçek yüzünü, halk, TBMM’de reddedilen her önerge ile bir daha, bir daha…. görmelidir..

  • İktidarın vatana ihaneti sürekli gündemde tutulmalıdır, yumuşak karındır!

Bekir Coşkun: Yeni liderler lazım…


Yeni liderler lazım…

portresi_gulen

Bekir Coşkun
SÖZCÜ, 2.11.14

Dört seçim yitirmiş, önümüzdeki seçimi kazanma şansı asla olmayan
iki parti başkanına bırakılamayacak kadar ciddidir durum…

Yeni liderler gerek…
****

CHP:

Hukuksuzluğu, çağ dışılığı ve şaibeleri dünya basınında alay konusu olan
bir iktar karşısında oy yitiren bir başka ana muhalefet partisi var mıdır dünyada?..

Birleşme kampına giderken, yolda milletvekili “Sizden parti olmaz” diyerek istifa etti daha dün…

Ya da “Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları Türkiye’yi güzel idare eder” diyen bir tek kişi var mı çevrenizde mesela… Bir bakın…
****

MHP:

MHP’yi anlamak daha da güç…
“Komünistler geliyor” diye Zap Suyu’na harçlıkları ile köprü yapanları vura vura büyüyen parti…

Türkiye’nin yarısı gitti, bayrak yerde, marşlar – antlar yasaklandı…
Milliyetçi ortada yok… İktidar ne zaman sallanacak olsa yetişip kurtaran
Devlet Bahçeli’nin eleştiren dili ile alkışlayan eli arasındaki ilinti çözülmüş değil…
Son misal; peşmergenin geçişine kızıyor ya, tezkere ile geçişe “evet” diyen kendisi…
****

Ve ikisi kafa kafaya verince neticede… “Ekmeleddin” geçti hayatlarımızdan…Mısır’da büyümüş bir hafızı nasıl akıl edip buldularsa, şöhretini anlatmaya gerek yok, arkadaş cumhurbaşkanı ADAYI (O.P.) seçildi…

*

Şimdi: 8 ay sonra seçim var…
Dörder seçim yitimiş, Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yapmış, ülkenin bataklığa dönüşmesinin vebalini sırtında taşıyan iki liderin kazanma şansları var mı?..
Sıfır…
*****

Oysa bu seçim; teslimiyetin, bitişin, tükenişin son aşamasıdır…
Dönüşü asla olmayan yolun sonu…
****

Aklı, vicdanı, bilinci olan her yürekli cumhuriyetçi ve her şerefli milliyetçinin ülkesine namus borcudur… Artık susmamak…
****

Türkiye yerde bulunmadı…
Yazıktır…
Yeni liderler lazım…

Melih Aşık : Proje kimin?


Dostlar,

Sayın Melih Aşık, her zamanki gibi zarif üslubu ile keskin değerlendirmelerde bulunmakta.. “Zor sorular” sormakta..

Okuyucu notlarına da yer veriyor ve köşesi zenginleşiyor..

Sevgi ve saygı ile.
12.8.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=======================================

Melih Aşık : Proje kimin?

epYG2n
m.asik@milliyet.com.tr
Milliyet, 12.8.2014

Kemal Kılıçdaroğlu kendisi adına tatsız biten seçimin ardından:

Bugün seçim olsa yine Sayın İhsanoğlu’nu aday gösterirdim.
– Tatilciler, boykotçular olmasaydı Erdoğan %51 oy oranını bulamayacaktı…
– Erdoğan’ı %55-57 gösteren o araştırmalar, yurttaşlarımızın sandığa gitmesini engelledi.

Gibi tesellilere yöneldi. Ama bunlar boş teselliler.
Aslında sorun seçim sonucunun da ötesinde bir yerde duruyor…
Sorun Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilme biçimidir.
Malum… Ekmeleddin İhsanoğlu adı ne CHP yetkili kurullarının toplantılarında… Ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığı toplantılarda geçti.
Tek bir kişinin bile aklına “Ekmeleddin” adını telaffuz etmek gelmedi.
Kemal Bey son gün Devlet Bahçeli ile görüştükten sonra elini şapkanın içine soktu, oradan tavşan çıkarır gibi İhsanoğlu adını çıkarıp masaya koydu…

Genel Başkan, eğer CHP’de görevine devam edecekse Ekmeleddin İhsanoğlu adının kendisine hangi çevrelerden fısıldandığını hatta dayatıldığını açıklamalıdır. Yoksa partililer ve seçmenler şöyle düşünecekler…

“Demek ki bu partinin bir görünen yetkili kurulları var… Bir de perde arkasında görünmeyen beyinleri. Kritik zamanlarda o meçhul kaynaklar Genel Başkan’ın kulağına kimi isimler veya siyasetler fısıldıyor. Genel Başkan da o kaynakları partinin yetkili kurullarının önüne geçirerek gelen talimatı uyguluyor.”

Partililerin ve seçmenin bu kuşkulara kapılmaması için sebep var mı?
O yüzden Kemal Bey, Ekmel Bey projesinin kaynağını açıklamalıdır.

Mahşere doğru…

İktidar partisinde itişme ve çekişme beklenenden önce başladı…
Abdullah Gül görevi bitince partiye döneceğini dün açıklarken…
Tayyip Erdoğan olağanüstü genel kurul tarihini Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını devredeceği 28 Ağustos’tan bir gün önceye aldı. Böylece Gül’ün kongreye katılımının önünü kesti. Peki Gül daha önce istifa edip olağanüstü kongrede başkanlığa adaylığını koyar mı? Tartışmalar bu soru üzerinde odaklandı dün…
Bu arada önemli bir başka sorun var… Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu diyor ki;

  • ”Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.” 

Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği YSK tarafından kesin olarak … Ağustos’ta açıklanacak…
Bu durumda Tayyip Erdoğan’ın partisi ile ilişiğinin o gün kesilmesi, milletvekilliğinin düşmesi gerekiyor. Bu şartı son olarak Tarhan Erdem CNN’de ifade etmişti.
Ancak Erdoğan bunu kabul etmiyor. Kendi hukukçu arkadaşlarına dayanarak diyor ki:
– 28 Ağustos’ta mazbata alınır, devir teslim töreni yapılır, başbakanlık ve milletvekilliği o zaman biter..
Erdoğan, Kongreye partisinin başında girmek istiyor. Bu konunun da açıklığa kavuşması gerekiyor.

**************

ŞİŞİR

Anket şirketleri seçim kestirimlerinde nal topladı.

İşte şirketlerin Erdoğan kestirimleri:

KONSENSÜS: %58,2.

GENAR: % 57,6.

KONDA: %57

A&G: %55.

DENGE: %54,9.

GEZİCİ: %55,3.

ANDY-AR: %53.

SONAR: %53.

OPTİMAR: %53.

Bu şirket yöneticileri dün çeşitli mazeretler ürettiler.

Muhteremler; eğer siz bu yanlış tahminleri Tayyip Erdoğan aleyhine yapsa idiniz işiniz o zaman bitikti. Erdoğan lehine tahmin şişirmenin zararı değil geleceğe dönük faydası olacağını nasıl olsa biliyordunuz… Şişirdiniz…

*****

Cumhurbaşkanlığı artık protokol makamı olmayacakmış!
Evet! Değişen roller gereği artık Başbakanlık protokol makamı olacak…

***

Kılıçdaroğlu hâlâ “Yolsuzlukların peşindeyiz” diyor. Hırsızı yakaladıklarında teslim edecekleri polis ya da savcı bulabilecekler mi acaba?
Akif Kökçe

ÇEREZ

Reza Zarrab pazar günü oy kullanmaya neden üzerinde beyaz tişörtla gitti?
Çiğdem Toker sütununda açıklıyor:
“Beyaz tişört temizliğin ve saflığın sembolü…”
***
Günümüzün yükselen yıldızlarından Acun Ilıcalı için Perihan Mağden’in tanımı:
“Başbakan’ın fiks menü yüzlü Propaganda Bakanı.”

ABDÜL

Eskişehir Mihalgazi’nin AKP’li Belediye Başkanı Zeynep Akgün demiş ki:

“Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile 2. Abdülhamit Han’ın yeniden doğuşunu hep birlikte göreceğiz.”

İleri demokrasi tramvayı bizi sonunda Abdülhamit dönemine götürdü demek ki…

KABATAŞIN TÜRBANI


KABATAŞIN TÜRBANI

Satılmış DENGİZ

Sayın Devlet Bahçeli bu günkü başbakana yönelik konuşmasında;

“Sayın Başbakan, bu millet delikanlı adamı sever ama omuzu düşüklerden huylanır.” demiş.

Şimdi laf mı bu yani? Ey başbakan; türban, Vandallar, paralel, Haşhaşiler ve
buna benzer tekerlemeler yapıp, kendinden geçip celalleniyorsun. Oysa
BDP sözcüleri “özerklik” der durur, Apo beş yüz bin ölüden dem vurur
hiç duymazsın.

Obama’nın beyzbol sopası karşısında dut yemiş bülbülsün. İsrail Rumlarla ortak tatbikat yapıp Akdeniz’de bize meydan okur, görmezsin.. diye sorması gerekmez mi?

Soramaz çünkü aynı mahfillere o da selam duruyor. Rejisör ne rol dağıtmışsa dışına çıkılmıyor. Doğaçlama yapmaya kalkanlar Ergenekon çuvalına konup Silivri’ye tıkılıyor.

Hakkari’de bir mevsim... Pardon bu film ismiydi değil mi? Bir zamanlar yurdumuzun batısında Hakkari bu filmle anılır olmuştu. Şimdilerde ayrılıkçı terör olaylarıyla biliniyor. Yıl 1988; belediyenin yakınında bulunan bir kahveye dalıyorum.
Delikanlılar saygıyla hoş geldin komutanım deyip masalarında yer açıyorlar.
Küçük yer, herkes birbirini tanıyor ki, asker olduğumdan şüpheleri yok.
Ben de bir iskemle çekip masaya yanaşıyorum, ısmarlanan çayla birlikte
sohbet başlıyor. Uzun yıllar geçtiğinden, konunun aşiret ilişkilerine nasıl geldiğini
tam anımsamıyorum. İçlerinde eke olanı ağabey dedi;

“Sana ne kadar anlatmaya çalışsak da bizi tam anlayamazsın. Kısa bir örnek vereyim; biz burada can ciğer arkadaşlarız ama ayrı aşiretlerdeniz. Bizim aşiretler Irak’ta da yaşarlar. Onlar Irak’ta kavga etse bizler burada birbirimize selam vermeyiz.”

Ne acı değil mi? Bir başka örnek:

Tanıştığım genç adam, bizim askeri lojmanların yakınındaki ilkokulda öğretmenmiş.
Hal hatırdan sonra şehrimizi nasıl buldun diye soruyor. İnsanların çok pis ve hijyen diye bir kavramdan hiç haberli olmadıklarını anlatıyorum. Bir aydının ilk görevi halkını uyarmaktır diyorum. Utanıyor, haklısın ama olanaksız diyor. Öyle bir şey yapmaya kalksam sen benim koluma kelepçeyi vurur hapse atarsın. Çünkü uyardığım kişi
hemen gelip sana benim PKK propagandası yaptığımı söyleyecektir.

İşte Apo’nun devrimciliği, Ahmet Türk ağasının demokratlığı.
Tek görevleri Atatürk aydınlarını çaresiz bırakıp halkına ihanet etmek, emperyalizme hizmet sunmaktır.

  • İnsanları eğitmeden devrim,
    feodal ilişkiler kırılmadan demokrasi gerçekleşir mi? 

Ne Apo’nun ne de Ahmet ağanının derdi kesinlikle bu değil. Ama batıdaki insanlara özelikle de aklı bir karış havada bulunan vatansız solculara anlatamazsın.
İnsan ve yurttaşlık ilişkilerinde gerçeği aramak yerine benim aşiretim, ağam, kabilem, memleketlim, dindaşım, partim.. gibi değerleri ön plana çıkarırsan demokrasi ve
insan haklarından söz ederken birazcık yüzünüzün kızarması gerekir.

Bilinen fıkradır :

Medineli tüccar Şam’da mallarını satmış, geri dönmek üzere devesinin yularını kavramışken, birisi önüne geçip dikilmiş. Medineli sormuş, ne istiyorsun Şamlı?
Şamlı soruyla karşılık vermiş, yularından çektiğin benim devem, nereye götürüyorsun? Karşılıklı atışmalar sonra tartışma ve kavgaya dönmüş. Gürültüye halk toplanmış ve arkasından Muaviye gelmiş olay yerine? Haberi yokmuş gibi sormuş, nedir bu şamatanın aslı?

İlk önce Medineli sonra Şamlı anlatmış derdini ve devenin sahibi olduklarını iddia etmişler. Muaviye halka dönmüş;

– Eey ahali, şu gördüğünüz erkek deve Medinelinin midir, Şamlının mıdır?
Kalabalık hep bir ağızdan “Şamlınındır efendim” demişler! Şamlı deveyi çekip götürürken Medineli ağlamaklı çaresiz kalmış orta yerde. Kendince iç çekerek düşünüyormuş,

– Ey Muaviye senin adaletin bu mu?

Muaviye gülerek yaklaşmış,

– Bak Medineli; o dişi devenin senin olduğunu biliyorum. Git Ali’ye de ki;
Muaviye’nin Şam’da dişi deveye erkektir diyen on bin tane adamı vardır.

Kıssadan hisse; başbakanınız yalan olduğunu bile, bile camide içki içildi, Kabataş’ta türbana saldırıldı diye tepiniyor. Dinsel ve feodal ilişkilerden iktidarına payanda arıyor. Kusura bakmayın ve kendinizi kandırmayın; bu kumaştan ne demokrasi,
ne de insan hakları adında elbiselik çıkmaz.

Yalnızca ülkeye ve millete yazık olur.
Tek çıkar yol, Atatürk’de birleşenlerin iktidarıdır.

MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİYİZ!
satilmisdengiz44@gmail.com
19-02-2014