Etiket arşivi: bölünme anayasası

SUAY KARAMAN : YAŞASIN CUMHURİYET


YAŞASIN CUMHURİYET!


portresi_gulumseyen

 

Suay Karaman

 

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. kuruluş yılındayız, hepimize kutlu olsun.

300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizme karşı ilk kez başarı sağlayarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, 90. yılın haklı gururunu yaşamaktadır.
Bize bu gururu yaşatan, özgürlüğümüzü taçlandıran, bağımsızlığımızı anlamlandıran eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarının anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

  • Cumhuriyet; bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.
  • Cumhuriyet; bağımsızlıktır, özgürlüktür.

Cumhuriyet insanları kul olmaktan çıkartarak, birey olmalarını sağlayan büyük bir aydınlanma devrimidir. Bu aydınlanmadan payını alamayanların,
birilerinin kulu ya da bir yerlerin kılı olanların, laik ve demokratik cumhuriyetimizin yönetimine katılmaları, geleceğimizin karanlıklar içinde olacağının habercisidir.

Bugün Cumhuriyetimiz sorgulanmakta, vatanımızı kurtaran, ülkemizi kuran
Atatürk
ve devrim önderleri eleştirilmekte, değiştirilmesi teklif bile edilemeyen
anayasa maddeleri değiştirilmek istenmekte,

“Türk’üm” demek ve Andımızı okumak

ırkçılık olarak algılanmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararıyla laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu onaylanan siyasal iktidar, “ileri demokrasi” aldatmacasıyla, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmeye uğraşmaktadır.

Bugün ülkemizde siyasal iktidar tarafından sivil darbe yapılmaktadır.

  • Ülkemiz iç savaşa doğru sürüklenmektedir.

Cumhuriyetle ve cumhuriyetin kurumlarıyla kavgalı olan siyasal iktidarın yönetiminde, ülkemiz ortaçağ karanlığına doğru yol almaktadır.

Cumhuriyetimizle yaşıt kurumlardan 9 Eylül 1923’te Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün ilke ve devrimlerini tam anlamıyla koruyamamaktadır. Atatürk’ün partisinde Soros çocukları, TR 705 kodlu ve benzeri görevliler, tarikatçılar, rantçılar, talancılar, “6 Ok” tan nefret edenler bulunmaktadır.

  • Hakkında birçok yolsuzluk dosyası bulunan Mustafa Sarıgül’ü,
    İstanbul’a belediye başkan adayı yapmak üzere kapalı kapılar ardında
    büyük emekler harcanmaktadır.
  • AKP ile yeni anayasa hazırlamak için masaya oturup bölünme anayasası için ortaklık yapan bir CHP, Atatürk’ün kurduğu parti olamaz.

Peygamber soyundan geldiğini söyleyen yeni CHP Genel Başkanı,
ABD Büyükelçisiyle bir otelde gizli görüşme yapmaktadır.
ABD’nin desteğini alarak Atatürkçü olunamayacağını bilmeyen yeni CHP yöneticileri, bu yeni görüntüsüyle muhalefet yapamadığı gibi,
topluma umut da verememektedir.

Yine cumhuriyetimizle yaşıt kurumlardan 7 Mayıs 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği adla yayın hayatına başlayan Cumhuriyet Gazetesi de, günümüzde
Atatürk ilke ve devrimlerini korumakta çekingendir. Gazete son yıllarda 2. Cumhuriyetçi bir çizginin peşinden gitmektedir. Zaten bugün medyaya baktığımızda, ünlü ya da ünsüz birçok numaracı ve 2. Cumhuriyetçi gazetecilerin eskiden Cumhuriyet Gazetesi’nde çalıştıkları bilinmektedir. Atatürk ilke ve devrimleri yalnızca sözle ya da yazıyla korunamıyor, eylemlerin de bilinçli olarak yapılması gerekmektedir.

Cumhuriyet Gazetesi
 yöneticilerinin, aşırma eser ve romanlarıyla ünlenmiş,
Atatürk’e hakaret edilen “Mustafa” filmini yapan, her devrin romantik adamı
Can Dündar’ı, Cumhuriyet Gazetesi’ne alırken yüzleri kızarmış mıdır? Arşivlerindeki Deniz Som’un yazılarına bakınca, yaptıklarından utanırlar mı?

Gelinen 90 yıllık sürece bakıldığında, ülkemizin çektiği sıkıntılarda az ya da çok hepimizin payı bulunmaktadır. Yıllardan beri Cumhuriyetimizin temel nitelikleri bozulurken, laikliğe aykırı davranışlar yapılırken, sosyal hukuk devleti yıkılırken,
aklı ve bilimi yok sayan eğitim anlayışı getirilirken, özelleştirme adı altında ulusal değerlerimiz satılırken, PKK terör örgütü ‘devlet’ gibi muhatap
kabul edilirken
seslerini çıkarmayanlar da, bugünkü ortamı hazırlayanların içinde
yer almaktadır.

  • Artık silkinmenin zamanı gelmiştir.

Gün, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku’nu okumanın zamanıdır.
Gün, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığı çizgisinde bilinçli bir örgütlenmeyle
bir araya gelerek, mücadele yapma zamanıdır.

Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza ve bütünlüğümüze kalkan ellerin kırılması için, ülkemizin aydınlığa kavuşması için örgütlenmek bir zorunluluktur.
Yeni bir Atatürk aramaya ya da beklemeye gerek yoktur.
Çünkü Mustafa Kemal Atatürk bize öğüdünü vermiş:

  • “Eğer bir gün çaresiz kalırsanız, kurtarıcı beklemeyin;
    kurtarıcı kendiniz olun.”

Yaşasın Cumhuriyet!…

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu Sonuç Bildirisi : 25-26 Mayıs 2013


Dostlar,

ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Yönetim Kurulu,
geçtiğimiz hafta sonunda aylık toplantısını yaptı ve aşağıdaki açıklamayı
web siteleri aracılığıyla paylaştılar..
(http://add.org.tr/ataturkcu-dusunce-dernegi-genel-yonetim-kurulu-sonuc-bildirgesi-25-26-mayis-2013.html)

Birlikte okuyalım, okutalım, dağıtalım, ADD’ye destek olalım, üye olalım..

Metin aşağıda..

İçinde bulunduğumuz koşullar, bir köşede olup biteni izlemeye elvermiyor..

Sevgi ve saygı ile.
29.5.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

==========================================

Atatürkçü Düşünce Derneği 
Genel Yönetim Kurulu Sonuç Bildirgesi, 25-26 Mayıs 2013

ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Yönetim Kurulu, 25-26 Mayıs 2013 tarihinde toplanmış ve aşağıdaki konularda görüş birliğine varmıştır:

Ne yazık ki, emperyalizmin hararetli desteği sayesinde Ortaçağ karanlığı gitgide yoğunlaşmaktadır.

Bilindiği üzere Ortaçağ cehalet üzerine kurulur ve cehaletten beslenir.

Eğitim sisteminde yapılan 4+4+4 uygulamaları da bu cehaleti beslemeye yöneliktir.

Ortaçağ aynı zamanda sanat ve kültür düşmanıdır.

– İstanbul’da operanın uzun zamandır kapalı olması,
Emek Sineması’nın yıkılması,
– Dostlar Tiyatrosu’nun kapatılması,
– Ankara’da AKÜN ve Şinasi sahnelerinin satışa çıkarılmasıyla birlikte
– Devlet Opera Balesi’nin ve Devlet Tiyatroları’nın yok edilmesi hazırlıkları

bir rastlantı değildir, Ortaçağın gereğidir.

Dünyaca ünlü piyanist ve bestecimiz Fazıl Say‘ın
engizisyon tipi bir yargılamaya maruz bırakılması da bu tablonun bir parçasıdır.

İçki yasakları da aynı biçimde
şeriat diktatörlüğüne doğru yol almakta olduğumuzu göstermektedir.

İktidar, IMF borçlarını ödemiş olmakla övünmekle birlikte,
Türkiye’nin borçları durmadan katlanmaktadır.

  • Türkiye borçsuz yaşayamayan ‘borçkolik’ bir ülke haline gelmiştir.
  • Bu yüzden de bağımsızlığını yitirmiştir.

Suriye politikası ve Reyhanlı patlamaları bu bağımlılığın bir sonucudur.

Yine bu bağımlılığın başka bir sonucu da, emperyalizmin Sevr’den beri kafasına koyduğu ‘Bağımsız Kürdistan’ amacının iktidar eliyle yürütülmek istenmesidir.

Bölünme anayasası, tasarlanmakta olan bölgesel planın bir aracıdır.

Ancak ne mutlu Türkiye’ye ki;
bu korkunç tablonun karşısına dikilen güçler her şeye karşın ayaktadır.

Bunların başında da kuşkusuz ADD bulunmaktadır.

ADD, Reyhanlı patlamalarının gerçekleştiği gün, Genel Başkanı, bölge şubeleri ve gençlik örgütüyle olay yerine giderek, yaralananlara insansal yardım çalışmalarını yönlendirmiş ve yakınlarını yitirmiş ailelere şefkat elini uzatmıştır.

Aynı zamanda ADD, bu korkunç gidişe “hayır” demek için
aynı anda birçok yerde kitlesel toplanmaların öncüsü olmuştur.

Öyle ki; ADD 19 Mayıs günü gençlik örgütüyle birlikte Samsun’da,
Vatan Cumhuriyet ve Emek Birlikteliğiyle Ankara’da,
Antalya’da ve daha pek çok yerde aydınlık halkıyla kucaklaşmıştır.

Aynı biçimde Silivri’deki yargı komedisine karşı da yine halkla birlikte
tutsak aydınlarıyla kucaklamıştır.

Ulusumuzun Ortaçağ karanlığına karşı kesin zafer kazanacağı günler uzak değildir.

ADD, bu uğurdaki bütün başkaldırıların yanında olacaktır.

Bu da bütün ADD’lilerin andıdır.

Yaşasın Atatürk devrimi, yaşasın Atatürkçü Düşünce Derneği !

2013 YILI ZOR GEÇECEK..

Suay Karaman

portresi2

2013 YILI ZOR GEÇECEK

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir televizyon programında Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkede yaşayan herkesin ortak paydası olduğunu söyleyerek, Atatürk’ün yaptıklarından söz etti ve “Atatürk’e karşı çıkmak vatan hainliğidir.” dedi.

Ülkemizin emperyalist devletlere karşı savaşarak, nasıl kurtulduğunu ve kurulduğunu anlamadan, bilmeden Atatürk’e karşı çıkmak vatan hainliğidir. Dersim Dersim diye dersini çalışmayıp, gerçeği göremeyenler, Dersim isyanının, bugün PKK terör örgütü adıyla yapılan ayaklanmanın benzeri olduğunu anlayamamaktadırlar.
Bugün Dersim ayaklanmasını bastıranlardan hesap sormaya kalkanlar,
PKK terör örgütüne karşı savaşan subaylarımızı Silivri’ye atanlarla aynı cephede bulunmaktadırlar. Bu karanlık ve vicdansız gidişin sonunda PKK terör örgütünün başı için de olmayan onurunun iadesi gündeme gelebilir. Ancak unutulmaması gereken bir durum vardır:

Devlete ihanet edenlerin olmayan onurları iade edilemez. Çünkü ihanetçiler, emperyalizmle işbirliği yaparak, vatanı bölmek isteyen alçaklardır, namussuzlardır.

Başbakan PKK terör örgütü ile görüştüğünün söylenmesi üzerine:

  • “Kim İmralı’yla bebek katiliyle görüştüğümüzü, pazarlık ettiğimizi söylüyorsa, iddia ediyorsa namerttir, alçaktır, namussuzdur, şerefesizdir, haysiyetsizdir.” demişti.

Ancak her türlü yalanlamaya karşılık, MİT ile PKK terör örgütünün Oslo’daki
ihanet içeren görüşmeleri ortaya çıkarıldı. Pişkinlikte sınır tanımayanlar şimdi de İmralı’da PKK terör örgütünün başıyla görüşmeler yapıldığını artık resmen açıklamaktadırlar. PKK terör örgütü ile silahları koşulsuz bırakmayı kabul etmeden yapılan bu görüşmeler doğru değildir, terörü bitirmek için terörden çare aramak anlamındadır. İmralı’daki buluşmada PKK terör örgütüne silah bırakma karşılığında hangi anayasal, yasal ya da idari tavizlerin verileceği görüşülecektir.

Yıllardır “silahı bırakmayan terör örgütüyle müzakere edilmez, mücadele edilir” diyen ana muhalefet partisi tutum değiştirmiştir. Yeni CHP’nin
Genel Başkanı, başbakana bu konuda yeni kredi vererek, hatalarına bir yenisini daha eklemektedir. Bu yeni kredi, PKK terör örgütünün meşrulaştırılması konusunda, siyasi iktidarın tüm yaptıklarına destek vermek anlamındadır.
Bu görüşmelere sessiz kalanlar ve terörle müzakereyi içlerine sindirenler,
bu tutumlarını nasıl açıklayacaklardır? Üstelik başbakan bu yeni kredi için,
ana muhalefet partisinin genel başkanını ağır sözlerle eleştirdi. Ancak PKK terör örgütünün başı için “dört parti uzlaşırsa, ev hapsi uygulanabilir; uzlaşılan her konunun başımızın üstünde yeri var” diyen ana muhalefet partisinin genel başkanı, henüz siyasi iktidarın samimiyetsizliğini anlayamamış olmalı ki,
hala bunlarla birlikte yeni anayasa yapmaya çalışmaktadır.

Yıllardır emperyalist devletlerin isteği ve öncülüğünde PKK terör örgütüne verilen tavizlerle bugünlere gelinmiştir. Bugün terörle mücadele etmiş subaylarımız Ergenekon davasıyla, Silivri’de zulüm altındadır. Bu davada ‘Deniz’ kod adıyla dinlenen gizli bir tanık, gizliliğe gerek görmedi ve adını açıkladı: onbinlerce kişinin ölümüne, ocakların sönmesine, yuvaların dağılmasına neden olan, PKK terör örgütünün iki numaralı ismi Şemdin Sakık. Böyle bir eşkıyanın tanıklığı sonucunda terör ve irtica ile mücadele etmiş subaylarımız suçlanarak, Silivri’ye atılmıştır.

  • PKK teröristlerinin tanık, onlarla mücadele eden yurtsever kahramanların sanık olması, ülkemiz adına utanç vericidir.

Bu davadaki gizli tanıkların ablasını öldürenlerden, yeğenini pazarlayanlardan, çocuklara tecavüz edenlerden, dolandırıcılardan, hırsızlardan seçilmesi ise,
hukuku katletmek anlamına gelmektedir..

TBMM Adalet Komisyonu’nda ‘anadilde savunma’ ile ilgili bir tasarı ele alınmıştır. Her ülkede mahkemeler resmi dil kullanmaktadır. Savuma hakkı bütün dünyada devletlerin resmi dilinde yapılmaktadır. Yeryüzünde hiçbir devlet, o ülkede doğup büyüyen, eğitim olanaklarından yararlanmış, meslek sahibi olmuş ve resmi dili bilen kendi yurttaşlarına, onların kendi etnik dilleriyle savunma yapmalarına izin vermez. Bütün uluslararası metinlerde, mahkemede kullanılan dili anlayamayan ya da konuşamayan kişiler için, adil yargılamanın nasıl sağlanabileceği düzenleme altına alınmıştır.

Mahkemenin resmi dilini isteğini anlatabilecek ölçüde bilmesine karşın,
kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ederek başka bir dilde savunma yapmak istemi ile resmi dili anlamamak ve konuşamamak farklı bir olgudur. Uluslararası sözleşmeler ve mahkeme kararları, resmi dili bilmeye karşın bir başka dil kullanılmasını hak olarak saymamakta ve hiçbir ülke böyle bir uygulamaya
onay vermemektedir. Terörle mücadele bağlamında ortaya atılan anadilde savunma hakkı gibi siyasal istemlerin karşılanması, yeni siyasal istemlere yol açacak ve devletin üniter yapısı üzerindeki tehlike daha da artacaktır.

Geçtiğimiz günlerde PKK terör örgütünün Kürdistan Halklar Konfederasyonu (KCK) tutukluları açlık grevine başlamıştı. BDP milletvekilleri de bu açlık grevine katıldılar. İmralı’dan gelen “greve son verin” talimatıyla, açlık grevine anında
son verildi.

Dünyada terör örgütünü cezaevinden yöneten başka biri var mıdır?

Kenya’dan teslim alınıp, ülkemize getirildiği gün yaptığı ilk açıklamada
“Bundan sonra devletimin hizmetindeyim” diyen Abdullah Öcalan,
PKK terör örgütünü İmralı’dan yönetmektedir ve bu durumu önleyemeyen
tüm sorumluların yargılanması gerekmektedir.

Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri ile vatan hainlerinin, ülkemizi bölmek ve yeni Sevr haritasını dayatmak için tüm güçleriyle çalışacakları 2013 yılı da, ülkemiz adına
zor geçecektir. İç politikada terör sorununda aleyhimize işleyen zaman,
bölünme anayasası, yoksulluk, açlık, işsizlik, yolsuzluk ve zam furyası
sürekli gündemdedir. Dış politikada ise emperyalistlerin isteği üzerine
Suriye ile savaş gerginliği, Irak’la sorunlar, İran’la düşmanlık rüzgarları ve
Rusya ile soğuyan ilişkiler gündemin önemli gelişmeleri olacaktır.
Ancak yurtsever güçlerin birlikteliği, bütün bu olumsuzlukları aşacaktır ve aydınlık günlere ulaşılmasını sağlayacaktır. (İlk Kurşun Gazetesi, 7 Ocak 2013)

İşçi Partisi’nden CHP ve MHP’ye tarihi çağrı

Dostlar,

MİLLİ ANAYASA FORUMU ülkemizi karış karış dolaşıyor..

Ulusal bilinçlenme, halkı örgütleme çabasını büyük bir özveri ile sürdürüyor.

62. toplantı güzelim Datça’da yapıldı..

Bir özetini paylaşmakta yarar var..

Biz de 22 Nisan 2012’de Ankara toplantısında konuşmacı olmuştuk.

Bu toplantıdaki konuşmamızı sitemize koymuuşuk, bakılabilir..

12 Eylül 2010’da yapılan sözde anayasa referandumu hakkında da kapsamlı bir makale yazmıştık, o da sitemizde..

Sitemizin arşivi artık oldukça varsıl sayılabilir..
Dosya sayısı 600’e yaklaşıyor..

İyi okumalar..

Sevgi ve saygı ile.
7.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
=================================================

İşçi Partisi’nden CHP ve MHP’ye tarihi çağrı

Muğla’nın Datça İlçesinde düzenlenen Milli Anayasa forumunda tarihi bir çağrı yapıldı. İşçi Partisi genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey, “Karşı devrimin anayasası yapılıyor” dedi ve CHP ile MHP’nin uzlaşma komisyonundan çekilmesini istedi. (06 Ağustos 2012)

Muğla’nın Datça İlçesinde düzenlenen Milli Anayasa Forumu toplantısında İşçi Partisi (İP) Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey tarihi bir çağrı yaptı.

Özbey, CHP ve MHP’ye Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ndan çekilme çağrısında bulundu.

“Anayasaları namlular yapar. Ya devrim olur, devrimci anayasa yapılır. Ya da karşı devrim olur, milletin anasını ağlatacak anayasalar yapılır. Geldiğimiz noktada karşı devrim anayasası ile karşı karşıyayız. CHP ve MHP milletvekilleri derhal uzlaşma komisyonundan çekilmelidirler. Bugün öncelikli görevimiz, AKP’den kurtulmaktır. Atatürk’ün meclisini kurmak için, hepimizin birleşmesi lazım. Atatürk birliğini oluşturmalıyız.”

Milli Anayasa Forumu’nun 62’nci toplantısı Muğla’nın Datça İlçesi’nde yapıldı.

Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya, çok sayıda yurttaş da katıldı.

Milli Anayasa Forumu Genel Sekreteri Haluk Dural’ın yönetiminde yapılan toplantıda
İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey”in yanı sıra CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan ve Gazeteci-Yazar Arslan Bulut konuştu.

Muğla Baro Başkanı Mustafa Gürkan, Türk Milleti kavramının Anayasa’dan çıkarılmasının savaş nedeni olacağını söyledi.

Gürkan, “Günümüzün en önemli sorunu, Suriye sorunudur. Bütün gücümüzü, barış için seferber etmeliyiz. AKP’yi yıkmanın birinci yolu, Suriye savaşına engel olmaktır.
Eğer bu hükümet ülkeyi savaşa sokarsa, Anayasa suçu işlemiş olacaktır” diye konuştu.
Gazeteci-Yazar Arslan Bulut ise haçlı seferlerinin sona ermediğini kaydetti.

“Çanakkale Savaşı da bir haçlı seferidir. Afganistan, Irak, Libya şimdi de Suriye’de yaşananlar bir haçlı seferidir. Yarın, sıra Türkiye’ye gelecektir. Eğer anayasadan,
Türk milleti kavramı çıkarılırsa, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletinin olduğu ilkesi yok edilmiş olacaktır. Haçlı seferlerinin de gayesi, Türk milletini Anadolu’dan kapı dışarı etmek değil miydi? Bu anayasa ile haçlı seferlerinin yapamadığı yapılmaya çalışılıyor.”

ulusalkanal.com.tr

Anahtar Kelimeler: İşçi Partisi’nden CHP Ve MHP Tarihi çağrı, Bölünme Anayasası, Karşı Devrim, Masadan Kalkın

“Anayasa Değişikliği” Hakkında… / Tüm mazlum annelerine armağanımızdır..

ANAYASA_degisikligi_hakkinda_goruslerimiz_14.5.12