Yargı tarihinin en utanç verici infazlarından biri

Memduh Bayraktaroğlu - Sözcü Gazetesi
Memduh Bayraktaroğlu

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Hemen hepiniz biliyorsunuz ki İktidar, 2013 yılından sonra 28 Şubat 1997 MGK toplantısının bir tür “askeri darbe” olduğuna hükmetti…
Ve Yönlendirilmiş daha doğrusu talimatlı bir savcı, Emekli generaller hakkında soruşturma başlattı…

Komutanlar FETÖ’cülerin yaptığını yapmadı… Yani: Kaçmadılar
YÖK Başkanı Kemal Gürüz ise… Taaa Amerika’dan kalktı geldi…
İfade verdi… Savcılık, hukuk kuralları ve hatta kanun gereği “takipsizlik” kararı vermek gerekirken… Kovuşturma talebinde bulundu. İlgili mahkeme savcılığın talebini kabul etti. Adil olmayan bir yargılama sonunda: Emekli generaller “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye ve devirmeye iştirak” suçundan “Ağırlaştırılmış müebbet” cezasına çarptırıldı. Yargıtay da yerel mahkemenin kararını onayladı…

Dün gelen bir habere göre: Emekli generaller (En genci 80 yaşında) tutuklanarak… Cezaevine konulacaklar… (AS: Kondular!!!)
Bu… Bir ülkenin başına gelebilecek “en utanç verici” infaz olacak… Neden mi?.. Savcının “Bu generaller darbe yaptılar” dediği hükümetin Başbakanı Necmettin Erbakan“28 Şubat bir askeri darbe değildi” diye açıklama yaptı…  Savcının: “Bu generaller darbe yaptılar” dediği hükümetin Adalet Bakanı Şevket Kazan: “28 Şubat bir askeri darbe değildi” diye açıklama yaptı…

Savcının: “Bu generaller darbe yaptılar” dediği hükümetin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Çiller“Askerlerin amacı darbe yapmak değil sekiz yıllık kesintisiz öğrenimi kabul ettirmekti… Batı Çalışma Grubu’ndan da tabii ki haberim vardı” dedi… Hatta… 28 Şubat 1997 MGK toplantısından sonra Kurulda alınan kararları imzalaması için… “Başbakan Necmettin Erbakan’ın arkasından koştuğunu…” Çillerin Baş Basın Danışmanı Mehmet Bican: “28 Şubat’ta Devrilmek” adlı kitabında yazdı… Generalleri mahkûm eden davalar sırasında duruşma salonunda da söyledi…

Sözün özü canlarım… Savcının ve kararı açıklayan mahkeme başkanının “Kesin delil” olarak ileri sürdüklerinin hiçbiri: Somut delil niteliğinde değil. En somut deliller ise: “Generallerin lehine” olduğu için midir nedir… “Delil olarak kabul edilmedi…”.

Öncelikle belirtmek isterim ki… Hukuk, kanun demek olmadığı gibi…Kanunların da mutlaka hukukî oldukları ileri sürülemez… Kanunlar ülkelerin yasama organları tarafından yapılır… Yasama organları tarafından değiştirilebilir… Ama Hukuk normlarının değişmesini sağlayan kurum yasama organları değil: Zamanın şartlarıdır…

Sözün özü: Hukukilikten uzak kanunlar… Sadece despotların ve… Totaliter yöneticilerin işine yarar…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Adalet Bakanlığı
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Yargısı
Hukukilikten uzak… Kanuna aykırı bir hüküm ve Adalet yerine nefretin kullanıldığı bir yargılama sonucu: Hiçbir suçları olmayan (Kusur da mı yok?.. Var idiyse ve kusurlar da yargılanıyorsa neden darbeye iştirak suçu?)…

80 yaş üstü emekli generaller Cezaevinde ölümü beklerken, memleketi soyup soğana çevirenSiyasetçi… Bürokrat… Ve… Sözde iş insanları ise çaldıkları paraların keyfini sürecekler…

Vicdanı bu kadar yaralanmış bir toplum bu adaletsizliklere bakalım daha ne kadar dayanacak? Bana göre dayanmalı… 2023 yılı haziran ayında da bu defa hükmü: Halk vermeli. Bendeniz, tarihimize “28 Şubat Süreci” olarak geçen o günlerde… “Romantik bir liberal demokrat” olarak…Refahyol Hükümeti’nin yanında yer aldım. Pişman mıyım? Hem de nasıl? Hem de nasıl… Neden? Çünkü gerçekten de Demokrasiyi, Rejimi, İnsan haklarını Bireylerin: İnanç… Ve… Yaşam tarzı tercihine ilişkin özgürlüklerini koruduğumu: Zannediyordum… Oysa…

  • Devleti işgal etme hazırlığı yapan Siyasal İslam kadrolarını koruyormuşum

Oysa Siyasal İslam’ın Atatürk ilke ve inkılaplarını ve Demokratik laik hukuk rejimini yıkacağı yola: Taş döşemesine yardımcı oluyormuşum.

Evet, pişmanım… Hem de çok pişmanım. Bir ülkenin demokratik hukuk devleti olabilmesi için… Kanunların: Hukukun temel ilkelerine ve…Anayasaya uygun olması şarttır… Anayasaya ve Hukukun temel ilkelerine uymayan… Yasama organlarında… Diktacı bir çoğunluk tarafından kabul edilen kanunlar… Aynı zamanda, tamamının değilse de… Toplumun çok büyük bir kesiminin Vicdanını yaralar… 

NE TUHAF DEĞİL Mİ?..

28 Şubat döneminin Genelkurmay Başkanı Merhum Org. İsmail Hakkı Karadayı “Darbe” yapma suçundan Müebbet hapse mahkûm edildi. O günkü Özel Kalem Müdürü ise halen Milli Savunma Bakanı…
=====================================
Dostlar,

Konuya ilişkin tweet iletimiz aşağıda ve  şu adresten görülebilir :

75-80 yaş üstü komutanları hapse atmak AKP hanesine yazılan son övünç madalyası; sağolsun yüksek yargı(!) Hem gündem oyunu hem acımasız gözdağı. Sürdürülemez ve işe yaramaz, geri teper. AKP kökten sağduyusunu yitirdi, frenleyecek büyük abi kalmadı mı?! Efendiler derhal geri adim!

Em. Org. Çetin Doğan, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece ağır ceza mahkemesinin kararını onarken, tümüyle çürütülmüş sözde kanıtlara dayandığını belirtmişti. Bu karar hukuk tarihine, uygarlık tarihine geçecek ve gereğince irdelenecektir zamanla. Ancak, özneleri açısından bu hususa önem verilmediği söylenebilir çünkü son derece tıkanmış durumda “günü kurtarma” telaşı en öne çıkmıştır.

İktidara “yepyeni” gündemler gereklidir..
İktidarın karşıt (muhalif) kamuoyuna gözdağı verme gereksinimi vardır. Çünkü son zamanlarda AKP = RTE güle güle, sepet havası ağırlık kazanmıştır. İnisiyatif ele alınmalı ve gündeme egemen olunmalıdır.

Bir eklememiz daha olacak : Ciddi biçimde azalan AKP oylarını ne pahasına olursa olsun “toparlamak” vazgeçilmez zorunluktur bu Parti için;  dolayısıyla, 2010 Anayasa halkoylaması için “ölülerin bile oy kullanması gerekir” buyuran malum ilkokul mezunu ABD konuğu / tutsağı emekli vaizin ve örgütünün oylarına gereksinim ortadadır ve bu kişiden benzer bir fetva yayınlaması için istenen diyetler mi ödenmektedir? İlahlar gazapta ve kurban mı istemektedirler??

Öyle ya, FETÖ’nün siyasal ayağı bir türlü, tüm devlet güçlerini tek başına 19+ yıldır elimde tutan bir iktidar tarafından ortaya çıkarıl(a)maktadır. TBMM 15 Temmuz Darbesi Raporu yok edilmiştir.

AKP / RTE “40 katır mı 40 satır mı” ikilemi kıskacındadır. Gelinen yerde atılan her hatalı adım için 3. seçenek yoktur; ya 40 satırdır ya da 40 adım.. Erken seçime razı olarak hiç olmazsa TBMM’de anamuhalefet olmayı da düşünmelidirler; seçimden kaçtıkça daha ağır bir seçim yenilgisiyle ANAP, DSP gibi kökten silinmek yerine..
***
AYM, bu dava ile ilgili bireysel başvurulara kararını geciktirmemelidir. Korkarız AYM bile böylesine hızlı bir infazı beklemiyordu.

Ve de umarız AİHM bu çok özel / kritik davada elini daha da çabuk tutacaktır.

UNUTULMASIN                             :

  • 28 Şubat 1997’de TSK Komuta kurulunca Cumhuriyetin korunması için İç Hizmet Yasası md. 35 uyarınca Hükümetten istenen girişimler, MGK tarafından kabul görmüş hukuksal, meşru bir resmi belge niteliğinde Devletin arşivindedir.

AKP’ye bir soru daha : Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bu 75-80 yaş üstü insanlara “hücrede” mi çektirilecektir??

Hukuk Fakülteleri öğretim üyelerinden bir hoş sada işitebilecek miyiz??

Yargıtay C. Başsavcılığı “yasa yararına bozma” isteminde bulunmayı düşünür mü?? Bilindiği gibi yasa yararına bozma, olağanüstü bir denetim muhakemesi yoludur ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309, 310. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, yasa yararına bozma isteminde bulunma yetkisi ilkesel olarak Adalet Bakanlığınındır. Fakat ayrıksı (istisnai) örneklerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da  kendiliğinden yasa yararına bozma yolunu kullanabilir. Bozma nedeni hükümlünün cezasının kaldırılmasını ya da daha hafif cezaya hükmedilmesini gerektiriyorsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yasa yararına bozma yoluna gidilebilir..

Anımsatmış olalım.

Sevgi, saygı ve kaygı ile. 21 Ağustos 2021

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Uzmanı,
Siyaset Bilimci – Kamu Yönetimci (Mülkiye)
Anayasa Hukuku PhD (Doktora) Öğrencisi
www.ahmetsaltik.net          profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik

 

 

 

 

E. Alb. Atilla Uğur’un Düzmece Ergenekon Davasında Yaptığı Savunma


E. Alb. Atilla Uğur’un Düzmece Ergenekon Davasında Yaptığı Savunma

Dostlar,

“Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer…”

Bilinen bir sözdür. Acaba daha çok yaşlılar mı kullanır yoksa uzak olmasa da
geçmişe gönderme yapacaklar mı?

Sorunun yanıt bir yana; E. Albay Atilla Uğur‘un düzmece Ergenekon Davasında yaptığı savunmayı paylaşarak dün ile bugün arasında kimi çağrışımlar uyanmasını ve bunların geleceğe bağlanmasını istiyoruz. Tarih bilimi ve amacı da bu 2’li eylemin ta kendisi değil mi?

O Albay ki, Apo Kenya’dan Türkiye’ye getirildiğinde sorgusunu ustalıkla yapan ve gerçekleri konuşturan kişi idi.. Temmuz 2001 seçimlerinde Antalya’dan bağımsız milletvekili adayı olmuş ama sevgili halkımız, bağımsız adaylara iltifat etmemişti..
Bu durumda olan Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Çetin Doğan, Erdoğan Karakuş.. da vardı.

*****

ANTALYA BAĞIMSIZ ADAYI E. ALB. ATİLLA UĞUR’UN SAVUNMASI

Sayın Başkan,

Sözlerimi 15 dakikalık (yaklaşık) sürede bitireceğim. Bu uydurma Ergenekon davası, emir ve talimatlarla başlatıldıktan sonra burada bulunan birçok insana yapıldığı gibi bana da yalaka ve yandaş medya tarafından olmadık saldırılar, hakaretler yapıldı. İddianamede bile bulunmayan birçok konuda iftiralar atıldı.
“Nasıl olsa yönetimin, yargının ve polisin büyük kısmı bizden, vurabildiğimiz kadar vuralım..” dendi.

Türk Milleti, Anadolu insanı önce “ Vay anasını ne biçim örgütmüş bu” dedi… Psikolojik harp o kadar yoğun uygulandı ki; insanımızın kafası karmakarışık oldu. Ardından saygıdeğer heyetiniz binlerce sayfadan oluşan ve iftiraname niteliğindeki bu uydurma iddianameyi çok CİDDİ bularak kabul etti.

O kadar kısa süre içinde tamamını inceleme olanağınız olmadığı gibi, sizi bu iddianameyi kabule zorlayan bir mevzuat hükmü de bulunmuyordu. Sonra usulsüzlükler, digital katliamlar, sehven yüklemeler, uydurmalar, gizli ve açık tanık komedileri yaşanmaya başladı. Önceleri bu davaya “evet, bir şeyler vardır” diyen vatandaş sayısı hızla düşmeye başladı. Son anketlerde bu davayı inandırıcı ve yargılamayı hukuka uygun bulanların oranı %29 çıktı. Yani millet uyanmaya başladı…!

İDDİANAMEDEKİ YALANLARIN HEPSİNİ BELGELERLE KANITLADIM..!

Sayın Başkan;

Genel görünüm ve gidişatı kısaca özetledikten sonra şahsımla ilgili trajikomik durumlardan örnekler vermek istiyorum. Hakkımda malum çete tarafından uygulamaya konulan karalama kampanyası sırasında gazeteci ve köşe yazarı olduklarını iddia eden yirmiye yakın şahıs ve gazeteleri hakkında suç duyurusunda bulundum. Gerçek savcılar suç duyurularımı ciddi bulup dava açtılar ve yine gerçek hakimler kovuşturmaya başladılar. Bunlardan en belirgin örnek Ayşe Nazlı ILICAK adlı kişinin İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince şahsıma hakaret ettiğinin sabit görülmesi ile daha sonra paraya çevrilen bir cezaya mahkum edilmesidir. Burada cezanın miktarı veya niteliği önemli değildir. Aslolan benim haklılığımın bağımsız Türk Mahkemesince TESCİL edilmiş olmasıdır.

Diğer bir önemli husus ise emrinde çalışmaktan onur duyduğum, terörle mücadeledeki başarımdan dolayı defalarca ödülünü aldığım şehit Albay Rıdvan ÖZDEN’in benim tarafımdan öldürüldüğü iddiasıdır. Bu iddia alçaklıktan öte şerefsizlik ve iğrençlik abidesidir..! Yalaka, tetikçi ve yandaş medyada günlerce bu hususta yayın yapılmıştır. Hepsi ile ilgili yaptığım suç duyuruları kabul edilmiş ve dava açılmıştır. Heyetiniz Mardin Başsavcılığından ilgili belgeleri istemiş ve bana ulaşmıştır.

İddianame adı verilen iftiralar manzumesi kabarık olsun diye, kamuoyunu ve kovuşturmayı yapan heyetinizi şahsım hakkında olumsuz etkilesin diye konulan Gizli Tanık Aydos ve Gizli Tanık Kıskaç’ın benimle ilgili iftiralarının yine tarafınızdan çeşitli makamlardan istenen resmi belgelerle YALAN olduğu anlaşılmıştır.

Bu husus heyetinizce de görülmüştür. Hatırlatmak için söylüyorum,
“Ben bir köylü kadına uyku hapı vermişim, teröristlerin yemeklerine koymuş sonra teröristler sarhoş gibi dağda dolaşırken ben de bunları yakalayıp öldürmüşüm(?).”
“Bir başka terörist grubu da caminin altında yakalayıp aynı şeyi yapmışım(?)”
Mardin C. Başsavcılığı’ndan gelen cevabi yazıda bu canilerin nerede, ne zaman güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmalarda etkisiz hale getirildikleri açıkça belirtilmiştir. Heyetiniz bu konuya da vakıf olmuşlardır. Keza Kütahya’da Alay Kom.lığı yaptığım, ADD’ye üye olduğum iddialarının da doğru olmadığını sizlere gelen yanıt yazılarından anladınız. Ayrıca eşime ait şirketin askeri ihalelere girdiği ve aldığı iddiası ile ilgili iddia makamı salt eşime ait şirketin değil arkadaşım
“Dr. B. G.’nın M.” adlı şirketinin de ihalelere girip girmediğini, ihale alıp almadığının sorulmasını istedi. Sordunuz, yanıt geldi, zaten bunu da siz okudunuz, tek bir ihaleye girilmemiş ve de alınmamış olduğu ortaya çıktı. (Sayın Yetkili, Köksal&Partners olarak, müvekkillerimiz
B. G. ve M. I. şirketi adına sizinle iletişime geçmekteyiz.” içerikli e-iletinin bize 06.05.2015 günü ulaşması üzerine açık adlar tarafımızdan, biz Dr. Ahmet Saltık olarak kısaltılmıştır.)

Sayın Başkan;

Bir yıl kadar önce 4 No’lu da iken adsız ve imzasız mektuplar gelmeye başladı.
Bir kadın kocasının benim yüzümden battığını, perişan olduğunu, çocuklarının özel okul paralarını ödeyemediğini yazıyor, ilgili ilgisiz, saçma sapan hususlara vurgu yapıyordu. Kurum Müdürlüğü imzasız, adsız mektupları kabul etmeme kararı aldı. Şimdi öğrendim, yaklaşık bir aydır avukatlarım Sn. Celal Ülgen, Sn. Hüseyin Ersöz ve Sn. Serkan Günel’in bürolarına aynı doğrultuda telefonlar gelmeye başlamış. Anlıyorum ki artık her şeyi açığa çıkmış bir çete yeni numara ve düzmece senaryoların peşinde. Bana daha önce iftira atan, buradaki bütün insanları itibarsızlaştırmaya çalışan çete, iş bu çetedir.

Sayın Başkan,

Size de iğrenç iftiralar atan çete aynı çetedir.
Polis ve Yargı içine ustalıkla sızmış olan bu çetenin yemeyeceği herze yoktur.

ÇETENİN YENİ HEDEFİ 11. AĞIR CEZA HAKİMİ’DİR..!

Çok yakın bir gelecekte 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’na aynı iğrençlikleri uygulayacaklardır. Türk Milleti adına karar verdiğinin bilincinde olan bu hakim hem Balyoz düzmece davasında hem de Hanefi Avcı ile ilgili konuda korkmadan hukuk adamlığının gereğini yapmıştır. Bu yüzden çetenin hedefidir… Şimdi elimdeki bir başka resmi belgeden söz etmek istiyorum.

Heyetiniz üyesi hakimlerden duymadım ama Sayın Başkan, sizin tecrübeli bir hukukçu olarak sanıklara “Neden sen” “Neden bunlar sana yapılmış da bir başkasına yapılmamış” anlamında sorular sorduğunuza tanık oldum.
Aynı şeyi savunmamda bana da sordunuz.

EVET, NİYE BEN?
Bunun cevabı son derece açıktır;

EVET BEN, Çünkü; Bebek katilini İmralı’da sorgulamış Türk subayıyım..!
EVET BEN, Çünkü; PKK, DHKP-C ve Hizbullah terör örgütleri ile mücadelede hasbelkader başarılı olmuş bir Türk subayıyım..!
EVET BEN, Çünkü; Hizbullah Terör Örgütü üst düzey yöneticilerinin yakalanması operasyonuna katılmış bir Türk subayıyım…!
EVET BEN, Çünkü; Allah’ını, milletini bilen Mustafa Kemal’in yolundan giden bir Türk Subayıyım…!

İŞTE “NEDEN” SORUSUNUN CEVABI KISACA BUDUR…!

Bana “Darbecisin, Teröristsin” deniyor. Darbeci de, terörist de şerefsizdir.

“Falanca milletvekili ile görüşüp onu AKP’den koparmaya çalışıyorsunuz” deniyor.
Darbe olduğunda milletvekilinin, rektörün, partinin hükmü mü kalır?
Darbe böyle mi yapılır?

Sayın Heyet,

Beni sevmiyor, hatta nefret ediyor olabilirsiniz… Hatta bu teröriste bir an önce ağırlaştırılmış müebbet verelim de gününü görsün diye düşünebilirsiniz…
Ama heyetiniz Türk Milleti adına karar veren bağımsız bir mahkemedir. “İddianamede bu sanık için şunlar şunlar yazılı ama gelen yanıt yazılarında
birçok konunun gerçek dışı olduğunu gördük, bu şüphelidir ve
şüpheden sanık yararlanır.” diye hiç mi düşünmüyorsunuz?

ABD, PKK’ya YARDIM GÖNDERDİ…!

Geçen duruşmada İbrahim Şahin, Amerikan helikopterinden teröristlere yardım malzemesi atıldığını söyledi. Siz de “Rapor yazdın mı, bildirdin mi?” diye sordunuz. İşin aslı şudur :

1992 yılında Şırnak ile Beytüşşebap arasındaki Hezil Çayı’nın batısındaki bölgede kalabalık bir terörist grubu ile çatışma çıkmıştı.

Ben de o sırada Pervari Kalmetepe ve Konisor sırtlarında başka bir terörist grup ile çatışmada idim. Hezil Çayı kenarındaki terörist grup güvenlik güçlerince tümüyle sarıldığında birçok yaralılarının olduğu bir zamanda, akşama doğru bir Amerikan Sikorsky helikopteri gelip teröristlerin bulunduğu alana 10-12 balya atıyor. Bu durum Şırnak Tugay Kom.lığınca üst makamlara arzediliyor, C. Başkanı’na kadar sunuluyor ve Amerikalılardan yanıt isteniyor. Çekiç Güç cevap veriyor ve yanlışlıkla atıldığını, Peşmerge sandıklarını söylüyor.

Ayrıca teröristlerle girdiğimiz birçok çatışma sonucunda bulduğumuz sığınak ve de sonucunda, bulduğumuz sığınak ve depolarında ABD Ordusuna ait çok sayıda matara, ilaç, harp paketi vs. gibi malzemeler bulup rapor ettik. Ele geçen malzeme dökümleri aynı zamanda ilgili savcılıklara da bildirildi. Yani bu husus tümüyle DOĞRUdur…!

Öbür önemli konu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa Nutku,
Yurttaşlar İçin Medeni Bilgiler Kitabı ve Nutuk adlı eseridir.

Ben burada ”Bursa Nutku vardır, yoktur tartışmasına birkaç kez tanık oldum.
Ayrıca Ulu Önderin el yazısı ile notlar düşerek hazırladığı ve okullarda okutulması amacıyla ile 1930 yılında basılmış olan Medeni Bilgiler adlı kitabın 7 nci sayfasının suç kanıtı olarak 3. iddianame ek klasörlerine konulduğunu gördüm.

Sn. Başkan,

06 Şubat 1933 günü İzmir’den Bursa’ya gelen Ulu Önder, Çelik Palas’ta kalırken akşam Balıkesir Kolordu Kom., Bursa Valisi, İçişleri Bakanı ve Adliye Bakanı’nın olduğu toplantıda bu nutku irade buyurmuştur. Bu toplantıda ulusal ve yerel gazeteciler de bulunmaktadır. Bursa ilinde bazı Cumhuriyet düşmanlarının faaliyetlerinden söz edilirken, Bursa belediye başkanı ”Efendim Bursa gençliği bu olayı hemen bastıracaktı ama polis ve adliyeye olan güveninden ötürü …” diyor.

Ulu Önder, Başkanın sözünü keserek patlıyor ve ”Bursa gençliği de ne demek? Ülkede yer yer, parça parça gençlik yoktur, yalnızca ve yalnızca Türk gençliği vardır!” diyor ve hepinizin bildiği nutku söylüyor.

Bu söylevde özetle Türk Gençliğinin devrimlerin ve rejimin sahibi olduğunu,
bunlara saldırı olduğunda Cumhuriyetin polisi var, askeri var, adliyesi var demeden mücadele etmesi gerektiğini öğütlüyor Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya‘nın anılarında ve Hasan İzzettin Dinamo’nun Kutsal Barış adlı eserinde bu husus vardır.

Sayın Başkan; Halen yürürlükte bulunan Anayasamızın 23 Temmuz 1995 gün ve 4121/ 1 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle başlangıç maddesinde aynen şöyle denilmektedir.

Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve yüce Türk Milletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu anayasa; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusundadır.” denilmiş, 03.10.2001 gün ve 4709 / 1 sayılı yasanın değişik ibaresinde ise; “Hiçbir faaliyetin Türk Milleti menfaatlerinin, Türk varlığının Devlet ve Ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk’ün ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği..” hususu AÇIK ve NET OLARAK ORTAYA KONULMUŞTUR.
Ve en sonunda da şöyle denilmiştir:

”Bu Anayasa Türk Milleti tarafından demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”

Sn. Başkan;

Nur içinde yatsın, rahmetli babam Ulu ÖNDERİN dönemine yetişmiş bir Türk genci idi. Hep Mustafa Kemal’in in yolundan gitti. Kardeşlerim ve bana ilk öğrettikleri Yüce Allah ve sevgili peygamberimizin sevgisinden sonra Atatürk ve Vatan aşkı idi. Ben de Atatürk’ün yolundan gittim ve gidiyorum, çocuklarım da aynı çizgiyi izleyecekler.

Artık tüm dünya alem tarafından bilinen malum çetenin de bütün korkusu Atatürkçüler ve Türk gençliğidir….

Çete, korkusunda haklıdır. Çünkü Mustafa Kemal’in yolundan giden bizler milyonlarız ve Cumhuriyet’i, Vatanı, Allah’ın izni ile bu çete ve yandaşlarına yedirmeyeceğiz.

Sözlerimi bitirirken çok küçük bir anımı nakletmek istiyorum :
2007 yılında 5.000 Mehmetçiğe emir komuta ederken icra ettiğimiz yemin töreninde
binlerce aileye seslenen bir konuşma yapmış ve Ulu Önderin Gençliğe Hitabe’ sinden söz etmiştim. Konuşma sonunda herkes heyecanla alkışladı.
Evimi bastıklarında aldıkları CD’lerden birinde bu da vardı. Tören sonunda verdiğim resepsiyonda Sn. Vali, Ağır ceza reisi ve Başsavcı ayakta sohbet ederken
Ağır ceza reisi arkadaşım ”Komutan güzel konuştun, hepimizi duygulandırdın ama Mustafa Kemal‘den o kadar sıklıkla söz ettin ki; bu kimilerini rahatsız etmiştir, maazallah başına bir şey gelir.” diye laf etti, gülüştük…

Aradan bir yıl geçmeden, “terörist” diye tutukladılar …

Ulu Önderin izinden gidip Silivri Zulümhanesi’ne atılmak benim için şereftir.

Teşekkür ederim.

Em. Albay Atilla Uğur
Silivri Esiri

———- Yönlendirilmiş ileti ———-
Kimden: Ömer Öztürkmen <alb.ozturkmen@gmail.com>
Tarih: 14 Nisan 2011 12:03
Konu: TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR..

Mustafa Kemal’in askerleri mücadeleye yeni başlıyor!


Mustafa Kemal’in askerleri! Mücadeleye yeni başlıyor!

Tüm gözlerin çevrildiği Yargıtay 9.Ceza Dairesi,
Balyoz Davası’nda 237 sanığa verilen mahkumiyeti onadı,
88 sanığın ise tahliyesine karar verdi.
Başta siyasal partiler, kitle örgütleri ve asker yakınları olmak üzere karara
tüm yurtta tepki yağıyor

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Balyoz Davası’nda aralarında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ve
MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan‘ın bulunduğu 237 sanığa verilen mahkumiyeti onadı.

Yargıtay, Balyoz davasında 237 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını düzelterek onarken, 88 sanığın tahliyesine karar verdi.

Karar öncesi geniş güvenlik önlemleri alındı

Balyoz Davası’nın Yargıtay 9.Ceza Dairesi’ndeki temyiz duruşmalarının ardından
dün (9.10.13) karar duruşması yapıldı. Karar duruşması için Yargıtay çevresinde
geniş güvenlik önlemleri alındı.

Duruşmayı izlemek isteyenler için de çeşitli yerlerde arama noktaları oluşturuldu.
Duruşmayı avukatlar, sanık yakınları ve akredite yaptıran gazeteciler izledi.

  • CHP milletvekillerinden Emine Ülker Tarhan, Dilek Akagün Yılmaz, Mahmut Tanal, Atilla Kart ve Gürkut Acar da duruşmayı izleyenler arasındaydı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul,
Balyoz Davası’na ilişkin temyiz kararını açıkladı.

Karara göre, 36 sanık hakkında verilen beraat kararı onandı.
Ertuğrul, 25 sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin sanıkların cezalandırılmasına yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerekçesiyle bozulduğunu açıkladı.

Heyet, 63 sanık hakkında ise eylemlerinin suç için anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle haklarında 5237 sayılı TCK‘nın 316/2 ve CMK’nın 223/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.

63 sanığın tahliyesine karar verildi.

Bozmanın niteliğine göre bu 88 sanıktan tutuklu olanların tahliyeleri, haklarında yakalama kararı çıkartılanların yakalama kararlarının geri alınması kararlaştırıldı.

Emekli orgeneraller Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı, Ergin Saygun, Şükrü Sarıışık, emekli Oramiral Özden Örnek, emekli Korgeneral Engin Alan,
emekli Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu ile emekli albaylar Dursun Çiçek ve Ahmet Zeki Üçok’un da aralarında bulunduğu 237 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını, “sanıklara vekalet ücreti yükletilmesi” ve sanık Berna Dönmez hakkında
Türk Ceza Kanunu’nun, “babalık hakkından men edilme” hükmünün uygulanmasındaki hata nedeniyle düzelterek onanmasına karar verildi.

Rütbeler sökülecek!

Çok sayıda general ve amiralin yargılandığı Balyoz davasında verilen kararla beraber rütbeler sökülecek. Böylece komutanlar ve yakınları orduevlerine giremeyecek ve lojmanlarda kalamayacak. Devlet üstün madalyaları ve kılıçları da ellerinden alınacak.

Andımız okundu

Salona giremeyen emekli askerler, sanık yakınları, İşçi Partisi Genel Sekreteri
Dr. Serhan Bolluk ve partililer, TGB’li gençler, CKD üyeleri de Yargıtay girişinde toplandı. Kalabalık, kararın açıklanmasından sonra

  • “Mustafa Kemal’in askeriyiz”,
  • “Ne mutlu Türküm diyene”
  • “Kahrolsun AKP diktatörlüğü”
  • “Kahramanlar hapiste PKK Mecliste”
  • “Cumhuriyet değil AKP yıkılacak”
    sloganları atıldı.

Hep birlikte “Andımız”ı okuyan kalabalık uzun süre tepkisini sürdürdü.

Heyetin çoğunluğu ‘yeni yargı’dan

Balyoz Davasında karar veren 5 kişilik Yargıtay 9.Daire heyetinden başkan dışında öbür 4 üye, 2010 Anayasa referandumu sonrasında Yargıtay’a atanan yeni üyelerden oluşuyor. Çok tartışılan bu durum yargılama öncesinde de gündeme gelmişti.
Yargıtay çevrelerinde Yargıtay 9. Dairesine yapılan atamalara dikkat çekilmiş ve
yapılan atamalar “Silivri atamaları” olarak nitelenmişti.

Yargıtay kulislerinde,

  • Silivri’de hangi karar verilirse Yargıtay’dan o çıkar.
    Yalnızca suçluyu suçsuzu ayırdık’ mesajı vermek için
    ufak tefek değişiklikler yapılır. Asıl plan değişmez.” denmişti.

Komutanlardan açıklama: İntİkam alınmaktadır

Hadımköy Askeri Cezaevi’nde tutuklu komutanlar yazılı açıklama yaptı.
85 komutanın imzaladığı açıklama şöyle:

  • “Bizler uğruna can vermeye yemin ettiğimiz bu kutsal vatan ve onun üzerinde yaşayan Yüce Türk Milleti’nin hiçbir değerine ihanet etmedik,
    görevlerimizi yerine getirirken Anayasa ve yasaların çizdiği yoldan
    asla ayrılmadık. Birlikte yola çıktığımız ve bugünleri göremeyen aziz şehitlerimiz ile bugünleri yaşayarak kahrolan gazilerimizin ve bu ülkenin tek gerçek devrimini gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün tertemiz hatıraları önünde suçsuzluğumuzu bir kez daha haykırıyoruz.
  • Vatan sağolsun!

Yakınları: Mücadeleye devam!

Kararın açıklanmasından sonra ceza alan komutanların eşleri ve yakınları kararı protesto ederken, mücadeleye devam edeceklerini bildirdiler.
Dimdik ayakta olduklarını kaydeden komutan yakınları şunları söylediler:

Emekli Albay Hasan Basri Aslan’ın eşi Nefise Aslan:

“Eşim serbest bırakıldı ama sevinemiyorum. Buruk bir şekilde mutluluğumuzu yaşıyoruz.Herkesi içerden çıkarttığımız zaman asıl mutluluğumuzu yaşayacağız.
Onları çıkartmadan mücadelemiz bitmeyecek.
İçeride tek bir kişi bile kalmayacak.”

Dursun Çiçek’in kızı İrem Çiçek:

– Bu karar tanınacak bir karar değil.
– Türkiye’de hukukun işlemediğini net olarak gördük.
– Hükümet yarattığı ‘yargıdan’ zevk alabilir.
– Yargıtay, içtihatlarına aykırı kararına imzayı attı.
PKK pazarlığına tutsak edilen Türk askeri içeride.
– Rahat nefes al AKP.

Emekli Org.Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan:

Türkiye’de hukuku, adaleti böyle bir mahkemeden beklemek hata olurdu.
Bu dakikadan sonra, Cumhuriyet’e gönül veren, Ordumuzu seven herkesin
haklı mücadelemize daha çok destek vermesi lazım.
Bizler dimdik ayaktayız.
Türkiye Cumhuriyeti parça parça edilirken susmayacağız.
Bu düzen böyle gitmez, gitmeyecek.

Emekli Albay Ahmet Zeki Üçok’un eşi Berrin Üçok:

İlk günden başlayarak heyete güvenemedim.
Ama yine de Türkiye Cumhuriyeti’nin, bir hukuk devleti olduğuna inanmak istiyordum.
Artık hukuk olmadığına inancım tamdır.
Sonuna kadar mücadelemiz devam edecektir.

Olcay Kabaktepe – İlkay Akkaya
10 Ekim 2013

TSK’ya Yargıtay Balyoz’u!

Dostlar,

Yargıtay, Balyoz Davası‘nda kararını açıkladı. Emekli kuvvet komutanlarının hapis cezaları onandı. 36 sanığa verilen beraat kararını da onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 88 sanığa verilen mahkumiyet kararlarını ise bozulmasına ayrıca sanıklardan
tutuklu olanların da tahliyesine karar verdi. Sanık yakınları karar karşısında gözyaşlarını tutamadı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Balyoz Planı davasındaİ; Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı, Engin Alan, Ergin Saygun, Nejat Bek, Süha Tanyeri, Şükrü Sarıışık, Özden Örnek‘in de aralarında bulunduğu 237 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını düzelterek onadı.

KARARLAR OYBİRLİĞİ İLE ALINDI…
2 SAYFALIK RAPOR 16 DAKİKADA OKUNDU 

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde yapılan duruşmalı temyiz incelemesinin ardından
bugün (09 Ekim 2013) karar açıklandı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyeti saat 10.12.’de salona girdi ve 2 sayfalık kararı okuması 16 dakika sürdü. Dairenin oybirliğiyle aldığı kararı, Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul okudu.

Başkan Ertuğrul, aralarında Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Ahmet Feyyaz Öğütçü, Dursun Çiçek, Ahmet Zeki Üçok, Bilgin Balanlı, Engin Alan, Ergin Saygun, Nejat Bek, Süha Tanyeri, Şükrü Sarıışık, Mehmet Otuzbiroğlu, Özden Örnek’in de aralarında bulunduğu 237 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını, “sanıklara vekalet ücreti yükletilmesi” ve sanık Berna Dönmez hakkında Türk Ceza Kanunu’nun, “babalık hakkından men edilme” hükmünün uygulanmasındaki hata nedeniyle düzelterek onanmasına karar verildiğini bildirdi.

Ertuğrul’un okuduğu karara göre, 36 sanık hakkında verilen beraat kararı onandı.

Yargıtay 9. Dairesi, 25 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını yeterli kant bulunmadığından, 63 sanık hakkındaki mahkumiyet kararlarını ise “sanıkların eylemlerinin suç için anlaşma suçu” kapsamında kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekçesiyle bozdu.

88 KİŞİYE TAHLİYE

Daire, bu 88 sanığın tutuklu olanların tahliyelerine, haklarındaki yakalama kararlarının geri alınmasına karar verdi.

HAPİS CEZALARI ONANAN SANIKLAR

Haklarında verilen hapis cezaları onanan kimi adlar aşağıda :

* Emekli Orgeneral Çetin Doğan
* Emekli Oramiral Özden Örnek
* Emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına
* Emekli Albay Dursun Çiçek
* Eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık
* Emekli Orgeneral Bilgin Balanlı
* Emekli Orgeneral Ergin Saygun
* Emekli Korgeneral aynı zamanda MHP Milletvekili Engin Alan
* Emekli Korgeneral Nejat Bek
* Emekli Koramiral Kadir Sağdıç
* Korgeneral Yurdaer Olcan
* Süha Tanyeri
* Ahmet Feyyaz Öğütçü
* Mehmet Otuzbiroğlu
* Abdullah Gavremoğlu
* Deniz Cora
* Gürbüz Kaya
* Hanifi Yıldırım
* Korcan Polatsü
* Mustafa Önsel
* Ahmet Zeki Üçok

SANIK YAKINLARININ GÖZYAŞLARI

Sanık yakınları lanet olsun diye karara tepki gösterdi. Ağlayarak tepki gösterdiler.

16 yıl hapis cezası alan bir sanığın yakını karar sonrası Yargıtay Binası önünde isyan etti. Sanık yakını, “Benim kardeşim masum ama 16 yıl ceza yedi. İki yıldır içeride. Böyle adalet olmaz. Allah katına çıkacaksınız” dedi.

Ululsal Kanal web sitesi aşağıdaki habere yer verdi :

TSK'ya Yargıtay Balyoz'u

TSK’ya Yargıtay Balyoz’u!

Yargıtay, Türk Ordusu’na “balyoz” indirdi. Balyoz davası kararlarını onayan Yargıtay, 237 Türk Subayını mahkum etti. Kararda 25 komutanın beraat etmesi gerektiği 63 subaya da ceza verilmemesi gerektiği belirtildi. Cezaları bozulan
88 komutanın tahliyesine karar verildi.

. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bir “Balyoz” da Yargıtay’da vuruldu.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi; Balyoz davasını kararlarını onadı.

237 komutanın mahkum edildiği Yargıtay kararıyla;
Cumhuriyet tarihinin en büyük tasfiye operasyonlarından birinin daha eşiği atlandı.

Kararda Özel Görevli İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 237 komutan hakkında verdiği ceza onandı.

25 komutanın ise delil yetersizliği nedeniyle beraat etmesi gerektiği belirtildi, mahkumiyet kararı bozuldu.

Yargıtay 63 komutan için etkinlik pişmanlık gerekçesiyle ceza verilmesine gerek olmadığına hükmetti. Cezaları bozulan toplam 88 tutuklu komutanın tahliyesine
karar verildi.

Özel görevli mahkemenin 36 asker için verdiği beraat kararı da onandı. (9.10.13)
ulusalkanal.com.tr

*****
Genelkurmay Başkanı yurtdışında..
TSK adına “tık” ya da “gık” yok..

Ünlü 11. CD’deki yüzlerce apaçık, bilirkişi raporlarına dayalı sahtecilikleri,
T.C. nin temyiz makamı yüksek YARGITAY grömezden gelerek,
237 komutan hakkında verilen  çok ağır cezaları onadı..

İnsanlık tarihine KARA GÜN olarak geçti 09 Ekim 2013 günü..
Adaletin siyasete alet edildiği, vicdanların kör kör kanatıldığı,
Toplumsal barışın dinamitlendiği bir gündür.

  • Kamuoyu vicdanı isyan halindedir.
    Toplumun adalete susamışlığı bilerek ve isteyerek görmezden gelinmiştir.

Bu BALYOZ kararları bireysel başvuru ile Anayasa Mahkemesi’nden dönmezse bile, yaklaşık 2 yıl gecikmeyle, AİHS (İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi) uyarınca karar veren AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) tarafından bozulacaktır.
Türkiye sanıklara maddi ve manevi giderime (tazminata) mahkum edilecektir.
Devlet, Anayasa gereği (md. 40), kusuru olanlara bu tazminat bedellerini
rücu etmek zorunda kalacaktır.

Masum kurbanların yıllarca hapiste yattıkları ise, varsın caanım ülkemiz ve halkımızın AYDINLANMA savaşımı için paha biçilmez bir diyet olsun..

Veya, veya… Seçimlerle AKP’nin alaşağı edilerek yepyeni bir demokratik dönemin açılması ile kahramanların saygınlıklarının geriverimi ve zalimlerden hesap sorulması..

Gün ola harman ola..

Bu önemli taktik hamlenin “şimdilik başarı” ile sonlanması;

  • AKP’nin ülkemizi ve halkımızı bölme grişimini başarıya ulaştırmasına
    yet – me – ye – cek!

Savaşıma devam..

Sevgi ve saygı ile.
09..10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

BALYOZ Davasını unutmayalım : Hukuk hiç yoktu!

Diktator_olsaydim_sallandirirdim_RTE

Dostlar,

Yargıtay 9.Ceza Dairesi “yaya yaya” Balyoz sanıklarının savunmalarını dinledi..

Bizler de sevindirik olduk, savunma kısıtlanmıyor diye..

Yüksek Mahkeme duruşmayı kapattı ve Ekim 2013 başında karar açıklayacak

Bu arada YAŞ (Yüksek Askeri Şura) toplandı ve tutuklulukları süren subaylar
(2 muvazzaf orgeneral dahil) emekli edildiler..

Çünkü bu arada haklarında aklanma (beraat) kararı çıkmadı!

Aşağıdaki yazıyı bir kez daha okuyalım (1 ay önce Cumhuriyet’te yayımlanmıştı)..

Ekim 2013 başında Yargıtay 9. Ceza Diresi’nin adil hüküm vereceğine ilişkin
en küçük bir kanıtınız, öngörünü var mı??

Bizim yok.. (Bu heyetin bileşimini de dikkate alarak..)

Ola ki siyasal konjektür çoooook belireyici bir rota değişikliğine gire ??!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 24.8.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

======================================================

Hukuk hiç yoktu

Silivri’de yaşananların ilk günden beri yasaya aykırı olduğuna dikkat çekilerek
BM kararlarına sevinmenin düşündürücü olduğu belirtildi

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu, 24.7.13) –

Balyoz davasının temyiz duruşmasında avukat Murat Ergün, BM kararını anımsatarak,

“Neden BM’den gelen bir karara seviniyoruz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak?

Atatürk’ün büstü olan bir mahkemeden gelen bir karara neden sevinemiyoruz da kıtalar ötesi,
bize tümden yabancı insanların verdiği kararlara seviniyoruz?

Neden bu topraklarda güller hep kırmızı açıyor?” diye konuştu.

Ergün, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde,

** Savcılığın 359 isteminden 358’inin, savunmanın ise 943 talebinin yalnızca 7’sinin
kabul edildiğine işaret etti.

Sanıklar Kadir Sağdıç, Abdullah Can Erenoğlu, Mehmet Fatih Ilgar, Mehmet Koray Eryaşa ve Turgay Yamaç’ın avukatı Murat Ergün, bu anı epey beklediklerini belirterek, Silivri’de yaşadıkları usul ve yasaya aykırılıkları anlatacağını söyledi.

** “Silivri’de ilk günden son güne kadar kendimizi aldatılmış hissettik” diyen Ergün,

Mahkemenin duruşmanın başında söylediğini ortasında inkâr eder hale geldiğini belirtti.

Olayın varsayımlarla başladığını ve

    hükümlerin varsayımlar üzerine kurulduğunu

kaydeden Ergün,

“Varsayımları, ispat edilmiş hakikatler gibi karar verilerek mahkûmiyet hükümleri kuruldu” dedi.

Gölcük Donanma Komutanlığı binasında çıkan verilere de değinen Ergün, şunları söyledi:

“Şu noktayı kaçırmayalım : TSK içinde müvekkillerimizin, sanıkların oluşturduğu bir çeteyle mücadele etmiyorlar, öyle bir şey yok, masum insanları yakıyorlar. Çünkü onlar tasfiye edilmeden amaçlarına ulaşamazlar. Bu hep böyle olmuştur. Her zaman ülkede değişiklik yapılacaksa TSK kadroları tasfiye edilmiştir. Bugün yaşadığımız da odur.”

Mehmet Koray Eryaşa’nın, deniz komodoru olduğunu belirten Ergün, tutuklanma nedeninin Marmara Denizi’nde planla ilgili keşif yapmak olduğunu belirtti. Sanıklar Süha Tanyeri, Dursun Çiçek, Nedim Ulusan, Ahmet Zeki Üçok, Çetin Doğan ve Ahmet Bertan Nogaylaroğlu’nun avukatı Hüseyin Ersöz savunmasını yansı (slayt) gösterisi eşliğinde yaptı.

Anayasanın 90. maddesi gereği, BM’nin tutuklulukla ilgili verdiği kararın mahkemece göz önünde bulundurulmasını istedi. (Cumhuriyet, 24.07.2013)