Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve genel seçimlerde aynı hüsrana uğramamak için

 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve genel seçimlerde
aynı hüsrana uğramamak için

Portresi_ATA_ile

 

Onur ÖYMEN

 

 

Seçim sonuçları partilerin yetkili kurullarında yeterince görüşülüp değerlendirilmeden gündem değiştirilip Cumhurbaşkanlığı seçimi ön plana çıkartılmaya çalışılıyor.
Oysa muhalefet açısında bu denli yıpranmış bir iktidara karşı niçin başarılı olunamadığı, niçin iktidarın 18 puan gerisinde kalındığı, ülke gündeminin değiştirilmesine
meydan bırakılmadan araştırılıp gerekli sonuçların çıkartılması gereken konulardır.

2008 yılının Ekim ayında İsveç’in Silkroad Enstitüsü‘nün yayınladığı raporun yazarlarından Svante Cornell 30 Mart seçimlerini değerlendiren röportajında
Yeni CHP yönetiminin arzu edilen sonucu alamamasının sorumluları arasında
Baykal’ın, ardından partide bıraktıklarının” da bulunduğunu söylüyor.
Yani yeni dönemde Parti yönetiminde % 80’lik bir değişiklik olmasına karşın sorumluluk yeni görev alanlarda veya izlenen politikalarda değil, “Baykal döneminden geride kalanlarda”

Öyle anlaşılıyor ki, Cornell’in yazarlarından biri olduğu Silkroad raporunda
“Baykal’ın istifaya zorlanacağı” yolundaki anlatımlar yalnızca bir kestirimden ibaret değilmiş. Belki bir temenni belki de daha çoğu olduğu akla geliyor.

Cornell, ABD Büyükelçileri Abramowitz ve Edelman‘ın 30 Mart seçimlerinden önce yazdıkları değerlendirme raporunun hazırlayıcılarından biri olduğunu da açıklıyor.

Özetle, 30 Mart 2014 seçiminin sonuçlarını değerlendirirken, sorunun dış boyutunu da gözden uzak tutmamak gerekiyor.

Her halde daha çok gecikmeden ve ülke gündeminin başka konularla doldurulmasına fırsat vermeden bu seçim sonuçlarının bütün boyutlarıyla değerlendirilmesinde yarar var. İktidarın en çok yıprandığı bir dönemde ana muhalefet partisinin iktidarın 18 puan gerisinde kalmasının nedeni nedir? Bunun sorumluları kimlerdir? Cornell’in dediği gibi Baykal döneminden geride kalanların her yanlışın sorumlusu olduğunu Partide de düşünen var mıdır? Yoksa sorumlular kimlerdir ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve genel seçimlerde aynı hüsrana uğramamak için bu sorumlular ne yapmayı düşünmektedirler?

SUAY KARAMAN : YAŞASIN CUMHURİYET


YAŞASIN CUMHURİYET!


portresi_gulumseyen

 

Suay Karaman

 

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. kuruluş yılındayız, hepimize kutlu olsun.

300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizme karşı ilk kez başarı sağlayarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, 90. yılın haklı gururunu yaşamaktadır.
Bize bu gururu yaşatan, özgürlüğümüzü taçlandıran, bağımsızlığımızı anlamlandıran eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarının anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

  • Cumhuriyet; bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.
  • Cumhuriyet; bağımsızlıktır, özgürlüktür.

Cumhuriyet insanları kul olmaktan çıkartarak, birey olmalarını sağlayan büyük bir aydınlanma devrimidir. Bu aydınlanmadan payını alamayanların,
birilerinin kulu ya da bir yerlerin kılı olanların, laik ve demokratik cumhuriyetimizin yönetimine katılmaları, geleceğimizin karanlıklar içinde olacağının habercisidir.

Bugün Cumhuriyetimiz sorgulanmakta, vatanımızı kurtaran, ülkemizi kuran
Atatürk
ve devrim önderleri eleştirilmekte, değiştirilmesi teklif bile edilemeyen
anayasa maddeleri değiştirilmek istenmekte,

“Türk’üm” demek ve Andımızı okumak

ırkçılık olarak algılanmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararıyla laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu onaylanan siyasal iktidar, “ileri demokrasi” aldatmacasıyla, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmeye uğraşmaktadır.

Bugün ülkemizde siyasal iktidar tarafından sivil darbe yapılmaktadır.

  • Ülkemiz iç savaşa doğru sürüklenmektedir.

Cumhuriyetle ve cumhuriyetin kurumlarıyla kavgalı olan siyasal iktidarın yönetiminde, ülkemiz ortaçağ karanlığına doğru yol almaktadır.

Cumhuriyetimizle yaşıt kurumlardan 9 Eylül 1923’te Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün ilke ve devrimlerini tam anlamıyla koruyamamaktadır. Atatürk’ün partisinde Soros çocukları, TR 705 kodlu ve benzeri görevliler, tarikatçılar, rantçılar, talancılar, “6 Ok” tan nefret edenler bulunmaktadır.

  • Hakkında birçok yolsuzluk dosyası bulunan Mustafa Sarıgül’ü,
    İstanbul’a belediye başkan adayı yapmak üzere kapalı kapılar ardında
    büyük emekler harcanmaktadır.
  • AKP ile yeni anayasa hazırlamak için masaya oturup bölünme anayasası için ortaklık yapan bir CHP, Atatürk’ün kurduğu parti olamaz.

Peygamber soyundan geldiğini söyleyen yeni CHP Genel Başkanı,
ABD Büyükelçisiyle bir otelde gizli görüşme yapmaktadır.
ABD’nin desteğini alarak Atatürkçü olunamayacağını bilmeyen yeni CHP yöneticileri, bu yeni görüntüsüyle muhalefet yapamadığı gibi,
topluma umut da verememektedir.

Yine cumhuriyetimizle yaşıt kurumlardan 7 Mayıs 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği adla yayın hayatına başlayan Cumhuriyet Gazetesi de, günümüzde
Atatürk ilke ve devrimlerini korumakta çekingendir. Gazete son yıllarda 2. Cumhuriyetçi bir çizginin peşinden gitmektedir. Zaten bugün medyaya baktığımızda, ünlü ya da ünsüz birçok numaracı ve 2. Cumhuriyetçi gazetecilerin eskiden Cumhuriyet Gazetesi’nde çalıştıkları bilinmektedir. Atatürk ilke ve devrimleri yalnızca sözle ya da yazıyla korunamıyor, eylemlerin de bilinçli olarak yapılması gerekmektedir.

Cumhuriyet Gazetesi
 yöneticilerinin, aşırma eser ve romanlarıyla ünlenmiş,
Atatürk’e hakaret edilen “Mustafa” filmini yapan, her devrin romantik adamı
Can Dündar’ı, Cumhuriyet Gazetesi’ne alırken yüzleri kızarmış mıdır? Arşivlerindeki Deniz Som’un yazılarına bakınca, yaptıklarından utanırlar mı?

Gelinen 90 yıllık sürece bakıldığında, ülkemizin çektiği sıkıntılarda az ya da çok hepimizin payı bulunmaktadır. Yıllardan beri Cumhuriyetimizin temel nitelikleri bozulurken, laikliğe aykırı davranışlar yapılırken, sosyal hukuk devleti yıkılırken,
aklı ve bilimi yok sayan eğitim anlayışı getirilirken, özelleştirme adı altında ulusal değerlerimiz satılırken, PKK terör örgütü ‘devlet’ gibi muhatap
kabul edilirken
seslerini çıkarmayanlar da, bugünkü ortamı hazırlayanların içinde
yer almaktadır.

  • Artık silkinmenin zamanı gelmiştir.

Gün, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku’nu okumanın zamanıdır.
Gün, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığı çizgisinde bilinçli bir örgütlenmeyle
bir araya gelerek, mücadele yapma zamanıdır.

Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza ve bütünlüğümüze kalkan ellerin kırılması için, ülkemizin aydınlığa kavuşması için örgütlenmek bir zorunluluktur.
Yeni bir Atatürk aramaya ya da beklemeye gerek yoktur.
Çünkü Mustafa Kemal Atatürk bize öğüdünü vermiş:

  • “Eğer bir gün çaresiz kalırsanız, kurtarıcı beklemeyin;
    kurtarıcı kendiniz olun.”

Yaşasın Cumhuriyet!…