Bekir Coşkun: Yeni liderler lazım…


Yeni liderler lazım…

portresi_gulen

Bekir Coşkun
SÖZCÜ, 2.11.14

Dört seçim yitirmiş, önümüzdeki seçimi kazanma şansı asla olmayan
iki parti başkanına bırakılamayacak kadar ciddidir durum…

Yeni liderler gerek…
****

CHP:

Hukuksuzluğu, çağ dışılığı ve şaibeleri dünya basınında alay konusu olan
bir iktar karşısında oy yitiren bir başka ana muhalefet partisi var mıdır dünyada?..

Birleşme kampına giderken, yolda milletvekili “Sizden parti olmaz” diyerek istifa etti daha dün…

Ya da “Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları Türkiye’yi güzel idare eder” diyen bir tek kişi var mı çevrenizde mesela… Bir bakın…
****

MHP:

MHP’yi anlamak daha da güç…
“Komünistler geliyor” diye Zap Suyu’na harçlıkları ile köprü yapanları vura vura büyüyen parti…

Türkiye’nin yarısı gitti, bayrak yerde, marşlar – antlar yasaklandı…
Milliyetçi ortada yok… İktidar ne zaman sallanacak olsa yetişip kurtaran
Devlet Bahçeli’nin eleştiren dili ile alkışlayan eli arasındaki ilinti çözülmüş değil…
Son misal; peşmergenin geçişine kızıyor ya, tezkere ile geçişe “evet” diyen kendisi…
****

Ve ikisi kafa kafaya verince neticede… “Ekmeleddin” geçti hayatlarımızdan…Mısır’da büyümüş bir hafızı nasıl akıl edip buldularsa, şöhretini anlatmaya gerek yok, arkadaş cumhurbaşkanı ADAYI (O.P.) seçildi…

*

Şimdi: 8 ay sonra seçim var…
Dörder seçim yitimiş, Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yapmış, ülkenin bataklığa dönüşmesinin vebalini sırtında taşıyan iki liderin kazanma şansları var mı?..
Sıfır…
*****

Oysa bu seçim; teslimiyetin, bitişin, tükenişin son aşamasıdır…
Dönüşü asla olmayan yolun sonu…
****

Aklı, vicdanı, bilinci olan her yürekli cumhuriyetçi ve her şerefli milliyetçinin ülkesine namus borcudur… Artık susmamak…
****

Türkiye yerde bulunmadı…
Yazıktır…
Yeni liderler lazım…

Suay Karaman : CHP’NİN İŞGALİ


CHP’NİN İŞGALİ

portresi

Suay Karaman

‘Occupy Wall Street’ sloganı, ilk kez 2011’de Wall Street eylemleri için kullanılmıştı. Bu eylemlerin başını OTPOR-CANVAS adlı örgütler çekiyordu. Balkanlar’da ortaya çıkan OTPOR, Yugoslavya’yı parçalayan “sivil” direnişleri örgütlemişti. OTPOR’un kurucuları tarafından kurulan CANVAS, Freedom House gibi küresel çetelerin denetimi altındadır. Küresel çetelere bağlı bu örgütler, özgürlük ve demokrasi sözleriyle, turuncu devrimler gerçekleştirmektedirler.

Kendilerine “Occupy CHP” (CHP’yi işgal et) diyen ve sosyal medya üzerinden örgütlenen bir grup genç, 12 Nisan Cumartesi günü, CHP’yi gençleştirmek amacıyla CHP Genel Merkezini işgal etmek için gelmişlerdi. Bu işgalci gençler, Kemal Kılıçdaroğlu ve kimi milletvekilleri tarafından çok iyi karşılandılar.
Bunun anlamı, bu girişimin işgal olmayıp, ‘danışıklı dövüş’ olduğudur.
Bu danışıklı dövüşün ardındaki gerçek ise, yerel seçimlerdeki başarısızlığın gölgelenmek istenmesidir.

“Occupy CHP” eyleminin arkasında da, küresel çetelerin olduğunu anlamamak için saf olmak gerekir. Kimi kendini bilmez ama aydın sınıfından sayılanların, gençlerin CHP’yi işgal girişimlerini 9 Eylül 1923 tarihine yani CHP’nin kuruluşuna dönüş hareketi olarak değerlendirmeleri ve geç kalmış bir
gençlik hareketi olarak nitelendirmeleri saflık ile hainlik arasında kalın bir çizgi oluşturmaktadır.

ABD tarafından kurgulanan, uluslararası para oyuncusu George Soros tarafından desteklenen “Occupy CHP” senaryosunun en önemli aktörü,
yeni CHP’nin genel başkan yardımcısı TR 705 kodlu CIA memurudur. Buradaki amaç, CHP’yi tarihsel köklerinden tümüyle kopartarak,
emperyalizmin dümen suyuna sokmaktır.

Yeni CHP Genel Başkanı bir gazeteye verdiği demeçte, gençlerin bu eyleminden onur ve kıvanç duyduklarını ifade ederek, verdikleri mesajların hepsini aldıklarını vurguladı. Ayrıca gençlere şunları da söyledi:

“CHP’ye oy versin vermesin herkes CHP’yi dönüştürmek için, değişim için gelsinler üye olsunlar hep beraber mücadele edelim. Kapılarımızı sonuna
kadar açtık. Önündeki engelleri ben kaldıracağım buradan söz veriyorum.”

Yeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurduğu yönetimle, seçtiği milletvekilleriyle, bugüne dek yaptığı eylemlerle ve çelişkili söylemlerle,
CHP’yi değiştirmek için, dönüştürmek için çalışmıştır. Genel başkan olduğundan beri yaptığı gizli işgali, bundan sonra açık işgal olarak sürdürmek istemektedir. Anlaşılan verilen yeni görev budur.

– ”Laiklik tehlikede diyemem, yoksa altını dolduramam”,
– “Fethullah Gülen cemaatinin yargıyı etkilediğini söyleyemem”,
“Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı olduğu gibi kabul edeceğiz”,
“Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesi uygundur”,
“hükümetin yaptığı açılımın sürdürüleceği”,
– “CHP’nin eskiden ırkçı-şoven olduğunu ama artık öyle olmadığı”,
– “ailesinin peygamber soyundan geldiği”…

gibi anlamsız söylemlerde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, bu sözleriyle CHP’yi itibarsızlaştırmaktadır. AKP’nin gerçekleştirdiği sivil darbeyi görmezden gelerek, 27 Mayıs 1960 Devrimi için “bugün yapanlar utanıyor” gibi saçma bir söylemle, asker karşıtlığı yaparak, Orduya olan güveni yok etmeye çalışmaktadır.

Kendi partisinin geçmişini karalayan ilk siyasal parti genel başkanı olarak tarihe geçen Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, laikliğe karşı eylemlerin odağı olan,
17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından çatırdamaya başlayan AKP iktidarına seçenek olamadığı gibi, destek olmuştur.
CHP’nin kuruluş felsefesine, amaç ve ilkelerine sürekli ters düşerek,
2010 halkoylamasında, 2011 genel seçimlerinde ve 2014 yerel seçimlerinde alınan sonuçlarla toplumda yılgınlığa neden olanların yeri, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın köklerinden ve Kuvayi Milliye’den gelen CHP değildir.

Hiç kimse CHP’yi, Sorosçuların işgaline, emperyalizmin ve gericiliğin
dümen suyuna sokamayacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi;
– Kemalist İlke ve Devrimlere sahip çıkan,
Altı Ok” u benimseyen,
– emperyalizm karşıtı ve
– tam bağımsızlıkçı kadrolarla zafere ulaşacaktır.

2013 YILI ZOR GEÇECEK..

Suay Karaman

portresi2

2013 YILI ZOR GEÇECEK

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir televizyon programında Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkede yaşayan herkesin ortak paydası olduğunu söyleyerek, Atatürk’ün yaptıklarından söz etti ve “Atatürk’e karşı çıkmak vatan hainliğidir.” dedi.

Ülkemizin emperyalist devletlere karşı savaşarak, nasıl kurtulduğunu ve kurulduğunu anlamadan, bilmeden Atatürk’e karşı çıkmak vatan hainliğidir. Dersim Dersim diye dersini çalışmayıp, gerçeği göremeyenler, Dersim isyanının, bugün PKK terör örgütü adıyla yapılan ayaklanmanın benzeri olduğunu anlayamamaktadırlar.
Bugün Dersim ayaklanmasını bastıranlardan hesap sormaya kalkanlar,
PKK terör örgütüne karşı savaşan subaylarımızı Silivri’ye atanlarla aynı cephede bulunmaktadırlar. Bu karanlık ve vicdansız gidişin sonunda PKK terör örgütünün başı için de olmayan onurunun iadesi gündeme gelebilir. Ancak unutulmaması gereken bir durum vardır:

Devlete ihanet edenlerin olmayan onurları iade edilemez. Çünkü ihanetçiler, emperyalizmle işbirliği yaparak, vatanı bölmek isteyen alçaklardır, namussuzlardır.

Başbakan PKK terör örgütü ile görüştüğünün söylenmesi üzerine:

  • “Kim İmralı’yla bebek katiliyle görüştüğümüzü, pazarlık ettiğimizi söylüyorsa, iddia ediyorsa namerttir, alçaktır, namussuzdur, şerefesizdir, haysiyetsizdir.” demişti.

Ancak her türlü yalanlamaya karşılık, MİT ile PKK terör örgütünün Oslo’daki
ihanet içeren görüşmeleri ortaya çıkarıldı. Pişkinlikte sınır tanımayanlar şimdi de İmralı’da PKK terör örgütünün başıyla görüşmeler yapıldığını artık resmen açıklamaktadırlar. PKK terör örgütü ile silahları koşulsuz bırakmayı kabul etmeden yapılan bu görüşmeler doğru değildir, terörü bitirmek için terörden çare aramak anlamındadır. İmralı’daki buluşmada PKK terör örgütüne silah bırakma karşılığında hangi anayasal, yasal ya da idari tavizlerin verileceği görüşülecektir.

Yıllardır “silahı bırakmayan terör örgütüyle müzakere edilmez, mücadele edilir” diyen ana muhalefet partisi tutum değiştirmiştir. Yeni CHP’nin
Genel Başkanı, başbakana bu konuda yeni kredi vererek, hatalarına bir yenisini daha eklemektedir. Bu yeni kredi, PKK terör örgütünün meşrulaştırılması konusunda, siyasi iktidarın tüm yaptıklarına destek vermek anlamındadır.
Bu görüşmelere sessiz kalanlar ve terörle müzakereyi içlerine sindirenler,
bu tutumlarını nasıl açıklayacaklardır? Üstelik başbakan bu yeni kredi için,
ana muhalefet partisinin genel başkanını ağır sözlerle eleştirdi. Ancak PKK terör örgütünün başı için “dört parti uzlaşırsa, ev hapsi uygulanabilir; uzlaşılan her konunun başımızın üstünde yeri var” diyen ana muhalefet partisinin genel başkanı, henüz siyasi iktidarın samimiyetsizliğini anlayamamış olmalı ki,
hala bunlarla birlikte yeni anayasa yapmaya çalışmaktadır.

Yıllardır emperyalist devletlerin isteği ve öncülüğünde PKK terör örgütüne verilen tavizlerle bugünlere gelinmiştir. Bugün terörle mücadele etmiş subaylarımız Ergenekon davasıyla, Silivri’de zulüm altındadır. Bu davada ‘Deniz’ kod adıyla dinlenen gizli bir tanık, gizliliğe gerek görmedi ve adını açıkladı: onbinlerce kişinin ölümüne, ocakların sönmesine, yuvaların dağılmasına neden olan, PKK terör örgütünün iki numaralı ismi Şemdin Sakık. Böyle bir eşkıyanın tanıklığı sonucunda terör ve irtica ile mücadele etmiş subaylarımız suçlanarak, Silivri’ye atılmıştır.

  • PKK teröristlerinin tanık, onlarla mücadele eden yurtsever kahramanların sanık olması, ülkemiz adına utanç vericidir.

Bu davadaki gizli tanıkların ablasını öldürenlerden, yeğenini pazarlayanlardan, çocuklara tecavüz edenlerden, dolandırıcılardan, hırsızlardan seçilmesi ise,
hukuku katletmek anlamına gelmektedir..

TBMM Adalet Komisyonu’nda ‘anadilde savunma’ ile ilgili bir tasarı ele alınmıştır. Her ülkede mahkemeler resmi dil kullanmaktadır. Savuma hakkı bütün dünyada devletlerin resmi dilinde yapılmaktadır. Yeryüzünde hiçbir devlet, o ülkede doğup büyüyen, eğitim olanaklarından yararlanmış, meslek sahibi olmuş ve resmi dili bilen kendi yurttaşlarına, onların kendi etnik dilleriyle savunma yapmalarına izin vermez. Bütün uluslararası metinlerde, mahkemede kullanılan dili anlayamayan ya da konuşamayan kişiler için, adil yargılamanın nasıl sağlanabileceği düzenleme altına alınmıştır.

Mahkemenin resmi dilini isteğini anlatabilecek ölçüde bilmesine karşın,
kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ederek başka bir dilde savunma yapmak istemi ile resmi dili anlamamak ve konuşamamak farklı bir olgudur. Uluslararası sözleşmeler ve mahkeme kararları, resmi dili bilmeye karşın bir başka dil kullanılmasını hak olarak saymamakta ve hiçbir ülke böyle bir uygulamaya
onay vermemektedir. Terörle mücadele bağlamında ortaya atılan anadilde savunma hakkı gibi siyasal istemlerin karşılanması, yeni siyasal istemlere yol açacak ve devletin üniter yapısı üzerindeki tehlike daha da artacaktır.

Geçtiğimiz günlerde PKK terör örgütünün Kürdistan Halklar Konfederasyonu (KCK) tutukluları açlık grevine başlamıştı. BDP milletvekilleri de bu açlık grevine katıldılar. İmralı’dan gelen “greve son verin” talimatıyla, açlık grevine anında
son verildi.

Dünyada terör örgütünü cezaevinden yöneten başka biri var mıdır?

Kenya’dan teslim alınıp, ülkemize getirildiği gün yaptığı ilk açıklamada
“Bundan sonra devletimin hizmetindeyim” diyen Abdullah Öcalan,
PKK terör örgütünü İmralı’dan yönetmektedir ve bu durumu önleyemeyen
tüm sorumluların yargılanması gerekmektedir.

Emperyalizm ve yerli işbirlikçileri ile vatan hainlerinin, ülkemizi bölmek ve yeni Sevr haritasını dayatmak için tüm güçleriyle çalışacakları 2013 yılı da, ülkemiz adına
zor geçecektir. İç politikada terör sorununda aleyhimize işleyen zaman,
bölünme anayasası, yoksulluk, açlık, işsizlik, yolsuzluk ve zam furyası
sürekli gündemdedir. Dış politikada ise emperyalistlerin isteği üzerine
Suriye ile savaş gerginliği, Irak’la sorunlar, İran’la düşmanlık rüzgarları ve
Rusya ile soğuyan ilişkiler gündemin önemli gelişmeleri olacaktır.
Ancak yurtsever güçlerin birlikteliği, bütün bu olumsuzlukları aşacaktır ve aydınlık günlere ulaşılmasını sağlayacaktır. (İlk Kurşun Gazetesi, 7 Ocak 2013)