Kılıçdaroğlu’ndan 1 Mayıs iletisi : “16 Nisan’daki gibi dayanışma içinde olmalıyız”

Kılıçdaroğlu’ndan 1 Mayıs iletisi :
“16 Nisan’daki gibi dayanışma içinde olmalıyız”

Kılıçdaroğlu’ndan 1 Mayıs mesajı: 16 Nisan’daki gibi dayanışma içerisinde olmalıyız

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “1 Mayıs, haksızlığa, eşitsizliğe, adaletsizliğe ve baskılara karşı 16 Nisan’da gösterdiğimiz dayanışmayla bütünleşmelidir” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle bir ileti yayınladı. Kemal Kılıçdaroğlu iletisinde,

  • Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı ne olursa olsun herkes biliyor ki ‘Hayır’ kazandı.
    Bu nedenle 1 Mayıs, haksızlığa, eşitsizliğe, adaletsizliğe ve baskılara karşı 16 Nisan’da gösterdiğimiz dayanışmayla bütünleşmelidir” vurgusu yaptı.

Kılıçdaroğlu’nun iletisi şöyle                    :

  • “Emeğin üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Temel haklar ve özgürlükler iktidarın OHAL sopasıyla yok ediliyor. Kamu emekçileri iş güvencesi tehdidiyle, işçiler kıdem tazminatlarının yok edilmesi riskiyle karşı karşıya. Çalışma yaşamı ve örgütlenme hürriyeti daha fazla kıskaca alınmak isteniyor. Kiralık işçilik, taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma iş yaşamanın tüm alanlarında yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. İşsizlik ve iş kazaları artıyor, yoksulluk kökleşiyor; gelir adaletsizliği ve eşitsizlik ülkemizin kaderi haline getirilmek isteniyor. Bu olumsuz tabloya karşın 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılan halkoylamasında ortaya çıkan tablo, demokrasiden ve özgürlükten yana tüm kesimlerin birlikteliğinin ve dayanışmasının, haksızlığa ve tiranlığa karşı ortak mücadelesinin engellemelere rağmen başarıya ulaşacağını gösterdi.
  • Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı ne olursa olsun herkes biliyor ki ‘Hayır’ kazandı.
    Bu nedenle 1 Mayıs, haksızlığa, eşitsizliğe, adaletsizliğe ve baskılara karşı 16 Nisan’da gösterdiğimiz dayanışmayla bütünleşmelidir. CHP olarak bizler 1 Mayıs Mücadele, Birlik ve Dayanışma Günü’nü emeğin, demokrasinin ve özgürlüğün bayramı olarak, emekçi halkımızla birlikte meydanlarda kutlayacağız. Emeğin, dayanışmanın, özgürlüğün, demokrasinin ve barışın bayrağını hep birlikte dalgalandıracağız. İşçilerimizin ve emekçilerimizin 1 Mayıs’ını kutluyor, yurttaşlarımıza huzur ve barış içerisinde kutlayacakları bir gün diliyorum.
    Yaşasın 1 Mayıs!
    ==================================
    Dostlar,Sn. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun iletisi son derece yerinde bir içerik taşıyor. Özellikle
  • Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı ne olursa olsun herkes biliyor ki ‘Hayır’ kazandı.”Türkiye’ni tiranlığa sürüklenmemesi için;
    Anayasa’nın 2. maddesinde sayılan
    – insan haklarına saygılı,
    – demokratik, laik sosyal – hukuk devletinin
    mutlaka savunulması gerek.
    Bu amaçla ülkenizin tüm güçlerinin ortak davranması gerekiyor..

    Bunun yol ve yöntemi hızla örülmeli.. CHP olgunluk ve sorumlulukla öncülük etmeli..

    Yaşasın 1 Mayıs işçinin ve emekçinin bayramı!

    Sevgi ve saygı ile. 30 Nisan 2017, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

CHP orkestrasının şefi: Kılıçdaroğlu ve sorunları

CHP orkestrasının şefi:
Kılıçdaroğlu ve sorunları

portresi_resmi

Emre KONGAR
Cumhuriyet, 23.10.16

CHP bir kitle partisi: İçinde, en sert Atatürkçülükten en hoşgörülü Sosyal Demokratlığa, en katı Avrupa Birliği taraftarlığından en ödünsüz milliyetçiliğe kadar, kimi zaman birbirine ters bile düşebilecek olan, birçok görüş barındırıyor… Bu ton ve hatta renk çeşitliği bir kitle partisi için kaçınılmaz bir yazgı! Üstelik Türkiye, Batı’nın sınıfsal mücadele tarihini yaşamadı: Sınıf mücadelesinin ürettiği siyasal kurum ve kavramları, ter, kan ve gözyaşı dökerek kazanmadı… Atatürk Devrimleri ve İsmet Paşa’nın Çok Partili Düzen’e geçmesi sayesinde demokrasiyi, temel hak ve özgürlüklere tepeden inme sahip oldu… Bu nedenle başta Demokrasi olmak kaydıyla, hiçbir kavram ve seçim mekanizması dahil, demokrasinin hiçbir kurumu tam yerleşmiş değil. İktidar partileri bu karmaşayı, iktidarın nimetlerini paylaştırarak biraz yönetebiliyorlar. (AKP-Cemaat savaşında olduğu gibi, bazen iktidarda da paylaşım kavgası çıkıyor.) Ama muhalefet partileri, hele CHP gibi Cumhuriyeti kurmuş ve onu Çok Partili Düzen’le taçlandırmış olan ama bunları sınıfsal gelişme olmadan yaptığı için, Cumhuriyetin de, Demokrasinin de yıpranmasına yol açmış olan çok özel bir ana muhalefet partisi, bu kargaşadan kendini kurtaramıyor.
***
Geçen cuma günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile baş başa, bütün bu konuları ve parti içi sorunları konuştuk. Toplumda CHP’ye yöneltilen eleştirileri, bütün açıklığı ve sertliği ile kendisine aktardım: Türkiye’yi yönetenlerin, en haklı ve doğru eleştirileri bile susturdukları, sansürledikleri, hatta kimi zaman cezalandırdıkları, sadece çanak soru soranlarla muhatap oldukları bir ortamda, bir politikacı ile bu açıklıkta konuşmak galiba ancak muhalefet partisi lideri ise olanaklı! Ama Kılıçdaroğlu’nun hakkını da teslim etmeliyim: Karşımda, Demokrasiyi gerçekten özümlemiş, gerçekten temel insan hak ve özgürlüklerine inanan bir politikacı vardı. Zaten CHP orkestrasının da bir türlü ahenkli ve çarpıcı bir senfoni icra edememesi, galiba bu orkestrayı yöneten liderin parti içi ilişkilerde de fazla saygılı, aşırı demokrat tavrından kaynaklanıyordu. Benim sıraladığım eleştirileri herkes biliyor:

1) Parti içindeki farklı görüşlerin birbirleriyle çatışır görünümü ve bu görünümün, partinin hem kimliğini belirsizleştirmesi, hem de programını olumsuz etkilemesi; farklı hiziplerin birbirini suçlaması ve partiyi yıpratması…

2) İktidarın rejimi yozlaştırmasına, temel hak ve özgürlükleri ihlal etmesine karşı yeterince enerjik muhalefet yapılamaması; halkla yeterince bütünleşilememesi…

3) Demokrasinin temelini oluşturan Cumhuriyet değerlerine, Atatürk Devrimlerine, Laikliğe, Sosyal Devlete, Hukuk Devleti’ne yeterince sahip çıkılamaması, sağa kayan bir izlenim verilmesi…

4) Örgütün dağınık ve eylemsiz olması, tembellikle suçlanması…

5) İktidarda olunan Belediyelerdeki parti içi rekabet sorunları ve Genel Merkezle eşgüdüm eksikliği…

6) Parti, haksız yere etnikçilik ve mezhepçilikle suçlandığında, bunlara karşı enerjik bir yanıt verilememesi…

7) Ve en önemlisi: BÜTÜN BU KONULARDA BAŞ SORUMLUNUN ORKESTRA ŞEFİ, YANİ Lİ- DER, YANİ KENDİSİ OLDUĞU!
***
Dedim ya, karşımda, bugüne kadar Erdoğan-AKP iktidarının bütün kışkırtmalarına karşın etnikçilik ya da mezhepçilik tuzağına düşmemiş, gerçekten demokrat, demokrasiyi sadece kendisi için değil, bütün toplum için isteyen bir politikacı vardı. Bütün eleştirilerimi sükûnetle dinledi ve her birini tek tek irdeledi. Verdiği bazı özel bilgileri ve yaptığı bazı eleştirileri, kayıtdışı oldukları için, burada paylaşmıyorum. Ama bütün netliğiyle, çevresindeki bütün olumsuzluklardan bizzat kendisinin sorumlu olduğunu ifade ettiğimde, bunu gayet açık yüreklilikle kabul etti…. Liderliğinin biraz sevgili Erdal İnönü’yü andırdığını belirttim ve onunla olan deneyimlerimizden de örnekleri konuştuk.
***Elbette burada açıkça yazılabilecek bazı bilgiler de verdi  :

1) Parti içi hizip çatışmalarına, partinin genel politikalarına aykırı ifadelere
artık kesinlikle izin yok.
2) Kitlelerle diyalog kurmak için toplantı ve mitingler başlatılıyor.
3) Belli konularla yerel halkla birlikte yürüyüşler düzenlenecek.
4) Demokrasiye, Atatürk Devrimlerine, temel hak ve özgürlüklere,
daha enerjik olarak sahip çıkılacak, bunların ihlaline karşı ısrarla direnilecek.
5) Milletvekilleri seçmenle yakın temas kuracak, Genel Başkan’ın Salı konuşmaları
seçim bölgelerine sistematik olarak aktarılacak.
6) İktidarın baskılarıyla susturulmuş olan ve baskı altında bulunan Kitle iletişim araçlarıyla, Sivil Toplum Kuruluşlarıyla, bütün güçlüklerine karşın bire bir temas kurulmaya çalışılacak.
7) Örgütler sıkı bir denetime ve eğitim programına tabi tutulacak,
bunlara yeni bir atılım ruhu kazandırılmaya çalışılacak.
8) Partinin güçlü olduğu yerlere, özellikle kaybedilmiş olan kıyı kentlerine özel ağırlık verilecek.
***
Türkiye yeni bir darbe girişimi atlattı ve hem dış hem de iç savaş olarak iki kriz birden yaşıyor.

– İktidar zaten sorumlu olduğu bu darbe girişimini ve tırmandırdığı savaş krizlerini, rejimi değiştirmek, tek adam yönetimini yerleştirmek için kullanıyor.

Buna karşı, demokrasiyi, insan haklarını etkili olarak savunabilecek tek örgütlü siyasal güç CHP!

Kılıçdaroğlu’nu bu kez kararlı gördüm…

Dilerim CHP, ülkemizin tümüyle karanlığa gömülmesini önlemekte başarılı olur!
======================================
Dostlar,

Biz de Sayın Kongar’ın saptama, dilek ve önerilerine bütünüyle katılıyoruz..
CHP Türkiye’nin umudu ve öncüsü olmalıdır; toplumsal muhalefeti birleştirmelidir.
Kurucusu Büyük Atatürk‘ün yüklediği tarihse özgörevi (misyonu) sadakatle, azimle yerine getirmelidir. Kendisnin de Türkiye’nin de varlığını -güçlenerek- sürdürmesi buna bağlı.

Sevgi ve saygı ile.
24 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Kılıçdaroğlu: Karşı darbe girişimiyle karşı karşıyayız!

Kılıçdaroğlu:
Karşı darbe girişimiyle karşı karşıyayız!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısındaki konuşmasında, ‘Yenikapı ruhu’ üzerinden kendisine yöneltilen eleştirilere tepki göstererek,
* “Yenikapı ruhu mağdur yaratmak değil, Yenikapı ruhunun özü adalettir adalet. Onların anladığı uzlaşma kültürü şu. ‘Biz ne dersek siz evet deyin. Oh ne kadar güzel anlaştık’. Böyle bir uzlaşma kültürü yoktur. Bunun adı uzlaşma değil, dayatmadır. Hiçbir kişi kalkıp bana ‘Yenikapı ruhunu bozuyorsun’ demesin. Diyen varsa gelsin, önüme ve yüzüme karşı söylesin. Başbakan ise Başbakan söylesin, Cumhurbaşkanı ise Cumhurbaşkanı söylesin.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin, TBMM’nin 26’ncı Dönem 2’nci Yasama Yılı’ndaki ilk grup toplantısında konuştu. AKP hükümetinin 14 yıldır öğrencilerin yurt sorununu çözemediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Çocuklarını üniversiteye gönderen anneler ve babalar yurt sorunuyla yine karşı karşıyalar. 14 yıldır yurt sorununu çözemediler. Şimdi kıyameti koparıyorlar. ‘Vay efendim, senin çocuğun neden cemaat yurdunda kaldı? Memur oldu, savcı oldu, hakim oldu. Madem ki o yurtta kaldı, ben onu atıyorum işten’. Kardeşim sen devletsin. Sen yurt yaptın da o çocuk cemaat yurduna mı gitti? Niye yurt yapmadın? Bütün annelere, babalara, öğrencilere sesleniyorum. CHP iktidarında en geç 1 yıl içinde çözülecek. 14 yılda yapamadılar, 1 yılda yapmazsam başbakanlığı da siyaseti de bırakacağım” dedi.

“IŞİD TERÖRÜ EN SONUNDA FETÖ TERÖRÜ ÇIKTI, BUNLARI YARATANLAR KİM?”
Artan terör olaylarına değinen Kılıçdaroğlu, terör örgütlerini yaratanın kim olduğunu sorarak, “2002’de terörsüz bir Türkiye devraldılar. Şimdi Türkiye, terör batağında. Son 10 ayda 500’ün üzerinde şehidimiz var. Kim bu işin sorumlusu? Terör örgütüyle masaya oturan, pazarlık yapan kim? Bu yanlış, dediğimiz zaman bizim için kıyameti koparan kimlerdi? O şehitlerin hesabını kim verecek? Eskiden bir PKK terörü vardı. Şimdi IŞİD terörü, en sonunda da FETÖ terörü çıktı. İyi de bunları yaratanlar kim? 14 yıldır iktidarda olan sensin. 14 yıldır istediğin kanunu çıkaran sensin. Terörü önleyeceğim, diye getirdiğin her kanuna da destek veren CHP. Buyur önle. Hükümetsin, vali emrinde, kaymakam emrinde, emniyet emrinde, ordu emrinde, her şey emrinde. Niye engelleyemiyorsun? Niye faturayı anneler çekiyor?” diye konuştu.

“CHP YAPSAYDI HER CUMA NAMAZINDAN SONRA CAMİLERDE EYLEM VARDI”
Türkiye’nin dış politikasına ilişkin eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Dış politikada da çuvalladılar. Herkesi düşman ilan ettin. Mısır bizim kadim dostumuz. Mısır’ı niye düşman ilan ediyoruz? Suriye ile, binlerce insan hayatını kaybetti. Türkiye’de sadece 3 milyona yakın mülteci var. Küçücük çocuklar, kadınlar, aileler perişan vaziyette. Sorumlusu kim? Suriye’de akan kanın, o Müslüman kanının sorumlusu kim? İsrail’le kavga ettiler. Sonra tıpış tıpış gittiler. İsrail’in her dediğinin altına imzayı bastılar. 9 vatandaşımız uluslararası sularda öldürüldü. Dediler ki ‘Gazze ablukası kalkmadan asla barış olmaz’. Abluka aynen devam ediyor. Eğer bunu CHP yapsaydı emin olun Türkiye’de kıyamet kopmuştu. Her cuma namazından sonrası bütün camilerde eylem vardı. Geçmişte o eylemleri yapanlara soruyorum. Allah aşkına sizde vicdan var mı? Memleketin itibarını İsrail’e 20 milyon Dolar’a sattılar” dedi.

“BÜYÜKELÇİNİ DÜŞÜK TABUREYE OTURTURLAR, KALKARSIN LOZAN’A LAF EDERSİN”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lozan Antlaşması‘yla ilgili sözlerine atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, “Bizim büyükelçiyi çağırdılar. İsrail’de, düşük tabureli bir masa, sandalye verdiler. Orada oturttular, kendileri daha yüksek yerde oturdular. Hiçbir tepki gelmedi. Ama İnönü ne yaptı? Lozan’a gider İnönü. Toplantının yapıldığı salona girer. Bakar ki bütün başkanların sandalyeleri aynı kendisine tahsis edilen sandalye küçük bir sandalye. Der ki ‘Niye bu sandalye böyle?’. ‘Efendim, aynı ebatta sandalye bulamadık’ derler. İnönü salonu terk eder. ‘Niye ayrılıyorsunuz?’ der. ‘Aynı ebatta sandalye bulduğunuz zaman salona gelirim’ der. İşte onuru kurtarmak budur. Sen büyükelçini gönderirsin düşük tabureye oturturlar, gıkın dahi çıkmaz. Kalkarsın Lozan’a laf edersin. İnsanda biraz tarih bilgisi olur. Nutuk’un ilk 50 sayfasını okusalar öğrenecekler aslında” açıklamasında bulundu.

“BARIŞ VE HUZUR İÇİNDE BİR ORTADOĞU’YU İNŞA EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda boş bir salona hitap ettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü üzerinden Arap dünyasına seslendi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Bütün Arap kardeşlerime sesleniyorum. Sizinle ortak kültürümüz, ortak inançlarımız var. CHP iktidarında bütün Arap dünyasını kucaklayacağız ve bütün Arap dünyasının sorunlarının çözülmesi için elimizden gelen barış katkısını sonuna kadar yapacağız. Arap dünyasıyla, Arap halklarıyla kardeş olacağız. Kavga yok. Barış ve huzur içinde bir Ortadoğu’yu el birliğiyle inşa edeceğiz”

“ABD’DE DARBE OLMAZ DA TÜRKİYE’DE NİYE DARBE OLUYOR?”
15 Temmuz günü yaşanan darbe girişimine de değinen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “14 yılın sonunda Türkiye geldi, bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. ABD’de, Fransa’da, Japonya’da, Hollanda’da darbe olmaz da Türkiye’de niye darbe oluyor? Çünkü oralarda tam demokrasi, özgürlük var. İnsanlar düşüncelerini söylüyorlar. Baskıcı bir yönetim yok. Darbenin ilacı budur. Bir tarih yazdı bu parlamento. Bombalar atılırken, sabaha kadar görevinin başındaydı. 240 şehidimiz oldu, bunun sorumlusu kim?” ifadelerini kullandı.

“‘HABERİMİZ YOKTU’ DİYOR, BAL GİBİ HABERİNİZ VARDI”
Fethullah Gülen konusunun gündeme geldiği 25 Ağustos 2004 tarihli MGK kararını gösteren Kılıçdaroğlu, Gülen’in yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetlerine karşı eylem planı hazırlanması konusunda tavsiye kararının o dönemde alındığını hatırlatarak, “FETÖ dedikleri Fethullahçı Terör Örgütü’nü kim büyüttü? Kim bu hale getirdi? Kim imkan sağladı? Bunun üzerinde iyi durmazsak darbe girişini de zaten anlayamayız. Sayın Erdoğan söylüyor, 3 Ağustos 2016’da şu cümle çok önemli. ‘Bir ortak yanımız vardı. İnanın bana aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapı’ diyor. Bu aynı menzilden ne kast ediliyor? Öbürünün menzilini biliyoruz. Bunun da menzili aynı. O zaman kavganın sebebi ne? Aynı menzile erken ben mi gideceğim sen mi gideceksin? Kavganın sebebi bu. Aldatıldık, diyor. Bir Cumhurbaşkanı, ‘Beni kandırdılar’ dedikten sonra o makamda oturabilir mi? ‘Haberimiz yoktu’ diyor. Bal gibi haberiniz vardı. Ne demek ‘Haberim yoktu’? Bal gibi, kapı gibi haberin var. Altında imzan var. Bu işin siyasi sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti’ni 14 yıldır yönetenlerdir” diye konuştu.

“BUNUN ADI UZLAŞMA DEĞİL, DAYATMA”
FETÖ soruşturmasında çok sayıda öğretmen, akademisyen ve gazetecinin tutuklanmasını eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sayın Başbakan’a dedim ki ‘Bu kadar gazeteciyi, yazarı, bu kadar sanatçıyı eğer hapse atarsanız darbeyi ne siz anlatabilirsiniz ne de ben anlatabilirim’. Türkiye’de bir karşı darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Yazarın, çizerin ne günahı var? Televizyonları kapatıyorlar. Televizyonlar, gazeteler, yazarlar hepsinin üstünde baskılar var. Kapatılan üniversitelerdeki hocalar başka bir özel yerde çalışmak istiyorlar. Sosyal Güvenlik Kurumu kaydına girildiğinde OHAL kapsamında fişlendiği ortaya çıkıyor. Yani deniyor ki ‘Sen açlığa mahkum olacaksın’. Böyle bir anlayış olabilir mi?. Hz. Ömer diyor ki ‘Dicle’nin kıyısında bir koyun kaybolursa onun sorumlusu benim’ diyor. Binlerce kişiyi mağdur etmişsin. 1 milyonu aşkın mağdur var. Ortada sorumlu yok. Ben soruyorum. Din, iman, inanç, itikat, adalet, hukuk, hukukun üstünlüğü, bu sorumlular nerede? Soruyorum. ‘Yenikapı ruhundan uzaklaştınız, Yenikapı ruhunu çiğnediniz’. Yenikapı ruhu mağdur yaratmak değil, Yenikapı ruhunun özü adalettir adalet. Onların anladığı uzlaşma kültürü şu. ‘Biz ne dersek siz evet deyin. Oh ne kadar güzel anlaştık’. Böyle bir uzlaşma kültürü yoktur. Bunun adı uzlaşma değil, dayatmadır. Dayatma kültürünü de CHP kabul etmez. Ruhunda Kuvay-i Milliye var

“HİÇBİR KİŞİ BANA ‘YENİKAPI RUHUNU BOZUYORSUN’ DEMESİN”
‘Yenikapı ruhu’ üzerinden kendisine yöneltilen eleştirilere tepki gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Hiçbir kişi kalkıp bana ‘Yenikapı ruhunu bozuyorsun’ demesin. Diyen varsa gelsin, önüme ve yüzüme karşı söylesin. Başbakansa Başbakan söylesin, Cumhurbaşkanıysa Cumhurbaşkanı söylesin. Neyi bozduk biz? Ben mazlumların hakkını sonuna kadar koruyacağım. Adaleti sonuna kadar savunacağım. Hukukun üstünlüğünü sonuna kadar savunacağım. Zalimin karşısında durmak mazlumun görevidir. Bizim görevimizdir. Zalime teslim olmayacağız. Bütün mağdurların sesi olacağız. Zalimin karşısında susan dilsiz şeytansa zalimin karşısında susmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz. Çünkü biz zulmedenlere meyletmeyeceğiz”

================================

Dostlar,

Dileyelim, CHP, Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasındaki bu son derece önemli hedeflere dönük tutarlı – kararlı kurumsal politikalar izlesin.. Salı konuşması o salonda kalmasın. Türkiye’nin en temel, dayanılmaz gereksiniminin günümüz koşularında HUKUK DEVLETİ olduğu anlaşılıyor.. Demokratik hukuk devleti..

Bir yandan ülkenin güvenlik gereksinimi, öbür yandan temel hak ve özgürlüklerin özünün korunması.. Ülkemizin faşizme – despotizme sürüklenmemesi.. Bu nazik ve vazgeçilmez denge sağlanabilir, sağlanmak zorundadır. Devlet kin ve intikam dürtüsüyle yönetilemez! HUKUK DEVLETİ her durumda korunmak zorundadır. Tersi durumda hem ülkemizin iç huzuru ve barışı bakımından beklenen gelişmeler sağlanamayacağı gibi, çoook uzun yıllara uzanan toplumsal travmalar tohumlanacaktır hem de AİHM önünde yüzlerce – binlerce davayı yitirerek muazzam tutarlarda tazminat ödeme yükümü doğabilecektir. Bu tutarların sorumlu kamu görevlilerine rücu edilmesi kolay ve yaygun değildir. Dolayısıyla kamusal kaynaklardan yani vergilerimizden ödenecektir bu tazminatlar. Ülkemizin ekonomisi bakımından ciddi yükler doğabilecektir. Ekonominin hiiiiiiç de rahat olmadığı kim ne derse desin çok iyi bilinmektedir.

AKP, OHAL kararnamelerinin TBMM’de görüşülmesini geciktirmekten vazgeçmelidir. Adalat Bakanı Bozdağ, OHAL döneminde Anayasanın kendisine aykırı düzenlemelere izin verdiği yönündeki akıl ve hukuk dışı, utandırıcı açıklamasını (gafını!) geri çekerek kamuoyundan özür dilemelidir. Bay Bozdağ ve tüm AKP’liler Anayasa Mahkemesi Başkanı Sn. Zühtü Arslan‘ın 5 Ekim 2016 günü yaptığı konuşmayı dikkatle okumalıdırlar.. Sn. Başkan incelikle ve yumuşaklıkla hukuk dersi vermiştir o konuşmasında..

  • OHAL döneni hukuksuzluk dönemi değildir..
  • Anayasa, bu dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasının sınırlarını açıkça koymuştur..
  • ……………

Bu bağlamda 2 kapsamlı yazı yazmıştık web sitemizde.. Bakılmasını dileriz..

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI ARSLAN’ın KONUŞMASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’IN BİLMEDİKLERİ..

*****

CHP, halka umut ve direnme gücü verecek politikalarını kararlılıkla sürdürmelidir..
İç çatışma  – çekişmelere boğulmasına itecek tuzaklardan skınmalıdır..

Sevgi ve saygı ile.
07 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Kılıçdaroğlu Adli Yıl Açılışına neden katılmıyor?

Kılıçdaroğlu o açılışa neden katılmıyor?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adli yıl
açılış törenine katılmamasına ilişkin CHP milletvekillerine
açıklama gönderildi

(AS : Bizim açıklamamız yazının altındadır..)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adli yıl açılış törenine katılmamasına ilişkin CHP milletvekillerine açıklama gönderildi. CHP Grup Yönetimi’nin gönderdiği “Adli yıl açılışına neden katılmıyoruz?” başlıklı açıklamada, “Adli yıl açılışı bu yıl önceden planlanan yerin aksine Cumhurbaşkanlığı Sarayına alındı. Genel Başkanımız bu açılışa katılmayacak. Çünkü…” denilerek 6 madde sıralandı.

İşte Kılıçdaroğlu’nun adli yıl açılış törenine katılmamasının gerekçeleri:

1- Yargı yılı açılışının, Anayasada yürütmenin başı olarak tarif edilen Cumhurbaşkanlığının “himayesine” alınması, kuvvetler ayrılığı ilkesine ve yargı bağımsızlığına kesin olarak aykırıdır.

2- Yargı gölge kabul etmez. Yürütmenin himayesi hiçbir şekilde kabul edilemez.

3- Sarayın yapımı ve maliyetindeki şüpheler sorun olmaya devam ediyor. Hala maliyeti bilinmiyor, halka açıklanmış değil. Yargı kararları çiğnenerek, ihlal edilerek yapımı tamamlanmış bir Sarayda yargı yılı açılışı bizatihi yargıya saygısızlıktır.

4- Yargı geleneği ve etiği, yürütme hakimiyeti görüntüsü altında toplanmaya izin vermez. Tarihimizin hiçbir döneminde böyle bir uygulama örneği yoktur. Kurumların geleneklerini yok etmek kurumları yok etmekle eşdeğerdir.

5- Yargı bağımsızlığı, saygınlığı ve evrensel değerlerini korumak için bu görüntüye karşı çıkmak şarttır.

6- Önceden belirlenen otel şartlarının güvenlik riski yaratacağı iddiasının gerçekle ve inandırıcılıkla ilgisi yoktur. Bu Türkiye’de otellerde kalanların da güven içinde olmadığının ikrarı demektir.

Gerçek dışı ve inandırıcı olmayan gerekçelerle yargının saygınlığını zedeleyecek böyle bir toplantıya katılmak bu kurumsal tahribata ortak olmak olacaktır. Bu nedenle Sayın Genel Başkanımız bu yıl adli yıl açılış törenine katılmayacaktır.
(http://odatv.com/kilicdaroglu-o-acilisa-neden-katilmiyor-3108161200.html)

=========================================

Dostlar,

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da, TBB Başkanı Sayın Prof. Dr. Metin Feyzioğlu da ilkesel olarak doğru adım armışlardır. Sunulan gerekçeler yerindedir, doğrudur ve haklıdır.

Hele 3. maddede vurgulanan gerekçe en çok yargıçlara dokunmalı değil mi?? Yargı kararlarını hiçe sayan bir Devlet yöneticisinin üstelik “Külliye” diye Osmanlı özentisi sarayına gitmek niyedir? Koskoca Yargıtay’ın uygun salonu yok mudur?? Bu yıla dek RTE’nin Külliyesi mi vardı Adli Yıl açılışı için mekan olarak kullanılan?? Sorular uzatılabilir..

Ancak planın omurgası narsisitik kişiliğin yansılamalarıdır..
Sürekli böbürlenme, poh pohlanma gereksinimi, okşanmaya – övgüye doymayan bir ego (benlik), her şeye egemen olma, ilgi odağı ve merkezde olma, dinmeyen konuşma gereksinimi, muhataplarını ikincil ve değersiz görme… uzatmayalım, davranışın dinamikleri bunlardır başlıca. Tabii bir de, hukuksal statüsünün hala “kaçak” olduğu ileri sürülen Sarayı meşrulaştırmak. Duygu ve konjonktür sömürüsünden da kaçınmadan.. Haydi 15 Temmuz sonrası ülkenin bekası için bu özveri ve sorumluluk gösterildi, Kaçak Saray’a gidildi.. Bu neden istismar edilir ki??

Türkiye bu tabloyu ve bu yöneticileri hak etmiyor..

Sevgi ve saygı ile.
01 Eylül 2016, Datça

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ İSPARTA ŞUBESİ BASIN AÇIKLAMASI

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ İSPARTA ŞUBESİ

BASIN AÇIKLAMASI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da içinde bulunduğu konvoya Şavşat-Ardanuç karayolu üzerinde pusu kurularak yapılan hain saldırıyı kınıyoruz.

Bu saldırı; Sn. Kılıçdaroğlu’nun kişiliğinde Cumhuriyetimize, Kemalist Devrim’e yöneliktir. Bu saldırı aynı zamanda siyasal iktidarın, devlet olanaklarını da kullanarak 14 yıldır, kan bedeli kurup yücelttiğimiz Cumhuriyetle, Kemalizm’le hesaplaşmaya girmesinin yadsınamaz sonucudur.

Türkiye’yi güvensiz, yönetilemez/yönetilemeyen bir ülke durumuna sürükleyen siyasal iktidar, daha çok yurttaşımızın yaşamını yitirmemesi için ivedilikle istifa etmelidir.

Saldırıyı da en sert biçimde kınar, saldırıda yaşamını yitiren askerimizin ailesine başsağlığı, yaralananlar acil şifa dileklerimizi iletir, onların acılarını içtenlikle paylaşırız.

25 Ağustos 2016

YÖNETİM KURULU ADINA:                                         Mahmut ÖZYÜREK
Ulusal Eğitim Derneği
Isparta Şube Başkanı

=======================================

Dostlar,

Gerek ADD’den gerek Ulusal Eğitim Derneği’nden yiğit dava arkadaşımız, eğitim emekçisi, Cumhuriyet’in yürekli öğretmeni…. Sayın Mahmut Özyürek ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederiz bu basın açıklaması için..

Hiiiç sert gelmesin içerik.. Sn. Özyürek bize madalyonun öbür yüzünü düşündürtüyor!

Sevgi ve saygı ile.
25 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com