KABATAŞIN TÜRBANI


KABATAŞIN TÜRBANI

Satılmış DENGİZ

Sayın Devlet Bahçeli bu günkü başbakana yönelik konuşmasında;

“Sayın Başbakan, bu millet delikanlı adamı sever ama omuzu düşüklerden huylanır.” demiş.

Şimdi laf mı bu yani? Ey başbakan; türban, Vandallar, paralel, Haşhaşiler ve
buna benzer tekerlemeler yapıp, kendinden geçip celalleniyorsun. Oysa
BDP sözcüleri “özerklik” der durur, Apo beş yüz bin ölüden dem vurur
hiç duymazsın.

Obama’nın beyzbol sopası karşısında dut yemiş bülbülsün. İsrail Rumlarla ortak tatbikat yapıp Akdeniz’de bize meydan okur, görmezsin.. diye sorması gerekmez mi?

Soramaz çünkü aynı mahfillere o da selam duruyor. Rejisör ne rol dağıtmışsa dışına çıkılmıyor. Doğaçlama yapmaya kalkanlar Ergenekon çuvalına konup Silivri’ye tıkılıyor.

Hakkari’de bir mevsim... Pardon bu film ismiydi değil mi? Bir zamanlar yurdumuzun batısında Hakkari bu filmle anılır olmuştu. Şimdilerde ayrılıkçı terör olaylarıyla biliniyor. Yıl 1988; belediyenin yakınında bulunan bir kahveye dalıyorum.
Delikanlılar saygıyla hoş geldin komutanım deyip masalarında yer açıyorlar.
Küçük yer, herkes birbirini tanıyor ki, asker olduğumdan şüpheleri yok.
Ben de bir iskemle çekip masaya yanaşıyorum, ısmarlanan çayla birlikte
sohbet başlıyor. Uzun yıllar geçtiğinden, konunun aşiret ilişkilerine nasıl geldiğini
tam anımsamıyorum. İçlerinde eke olanı ağabey dedi;

“Sana ne kadar anlatmaya çalışsak da bizi tam anlayamazsın. Kısa bir örnek vereyim; biz burada can ciğer arkadaşlarız ama ayrı aşiretlerdeniz. Bizim aşiretler Irak’ta da yaşarlar. Onlar Irak’ta kavga etse bizler burada birbirimize selam vermeyiz.”

Ne acı değil mi? Bir başka örnek:

Tanıştığım genç adam, bizim askeri lojmanların yakınındaki ilkokulda öğretmenmiş.
Hal hatırdan sonra şehrimizi nasıl buldun diye soruyor. İnsanların çok pis ve hijyen diye bir kavramdan hiç haberli olmadıklarını anlatıyorum. Bir aydının ilk görevi halkını uyarmaktır diyorum. Utanıyor, haklısın ama olanaksız diyor. Öyle bir şey yapmaya kalksam sen benim koluma kelepçeyi vurur hapse atarsın. Çünkü uyardığım kişi
hemen gelip sana benim PKK propagandası yaptığımı söyleyecektir.

İşte Apo’nun devrimciliği, Ahmet Türk ağasının demokratlığı.
Tek görevleri Atatürk aydınlarını çaresiz bırakıp halkına ihanet etmek, emperyalizme hizmet sunmaktır.

  • İnsanları eğitmeden devrim,
    feodal ilişkiler kırılmadan demokrasi gerçekleşir mi? 

Ne Apo’nun ne de Ahmet ağanının derdi kesinlikle bu değil. Ama batıdaki insanlara özelikle de aklı bir karış havada bulunan vatansız solculara anlatamazsın.
İnsan ve yurttaşlık ilişkilerinde gerçeği aramak yerine benim aşiretim, ağam, kabilem, memleketlim, dindaşım, partim.. gibi değerleri ön plana çıkarırsan demokrasi ve
insan haklarından söz ederken birazcık yüzünüzün kızarması gerekir.

Bilinen fıkradır :

Medineli tüccar Şam’da mallarını satmış, geri dönmek üzere devesinin yularını kavramışken, birisi önüne geçip dikilmiş. Medineli sormuş, ne istiyorsun Şamlı?
Şamlı soruyla karşılık vermiş, yularından çektiğin benim devem, nereye götürüyorsun? Karşılıklı atışmalar sonra tartışma ve kavgaya dönmüş. Gürültüye halk toplanmış ve arkasından Muaviye gelmiş olay yerine? Haberi yokmuş gibi sormuş, nedir bu şamatanın aslı?

İlk önce Medineli sonra Şamlı anlatmış derdini ve devenin sahibi olduklarını iddia etmişler. Muaviye halka dönmüş;

– Eey ahali, şu gördüğünüz erkek deve Medinelinin midir, Şamlının mıdır?
Kalabalık hep bir ağızdan “Şamlınındır efendim” demişler! Şamlı deveyi çekip götürürken Medineli ağlamaklı çaresiz kalmış orta yerde. Kendince iç çekerek düşünüyormuş,

– Ey Muaviye senin adaletin bu mu?

Muaviye gülerek yaklaşmış,

– Bak Medineli; o dişi devenin senin olduğunu biliyorum. Git Ali’ye de ki;
Muaviye’nin Şam’da dişi deveye erkektir diyen on bin tane adamı vardır.

Kıssadan hisse; başbakanınız yalan olduğunu bile, bile camide içki içildi, Kabataş’ta türbana saldırıldı diye tepiniyor. Dinsel ve feodal ilişkilerden iktidarına payanda arıyor. Kusura bakmayın ve kendinizi kandırmayın; bu kumaştan ne demokrasi,
ne de insan hakları adında elbiselik çıkmaz.

Yalnızca ülkeye ve millete yazık olur.
Tek çıkar yol, Atatürk’de birleşenlerin iktidarıdır.

MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİYİZ!
satilmisdengiz44@gmail.com
19-02-2014

Reyhanlı’da acı olay..

Son_dakika

Dostlar,

11 Mayıs 2013..
Çok acı bir olay..
Reyhanlı’da kökeni bilinmeyen (?!) patlamalar ve

* 42 yurttaşımız yaşamını yitirdi!

100 dolayında yaralı var.

Korkarız uzun yıllar gerçeği öğrenemeyeceğiz.
Ama tunç yasayı biliyoruz : Bu tür olaylarda eylemciye ulaşmanın altın anahtarı,
“eylemin en çok kimin işine yarayacağı??” sorusunu sormaktır..

Çünkü ülkemiz demokratik yönetimin çoook uzağında.
Üstelik bu acı olay, Türkiye demokrasi dışında yönetildiği için de başına gelmiş olabilir.

En çok korktuğumuz olasılık, Hitler’in Alman Parlamentosu Reichstag’ı kundaklatması ve komünistlere yıkması idi.

Umar ve dileriz ki, Türkiye BOP kapsamında (yani Büyük İsrail, parçalanmış Türkiye!) ülkemiz bu ağır saldırı nedeniyle Suriye ile sıcak savaşa sokulmasın.
Halkımız Suriye’ye kurgulu biçimde düşmanlaştırılmasın..

Tam da PKK’nın silahlı militanlarının Türkiye hukukunu ayaklar altına alan “çekilme” dönemine rastlayan bu acı olay çook düşündürücü..

Rusya’nın Türkiye’ye bir gözdağı da olabilir;
Türkiye, Suriye ile örtük olarak savaştığı için..

– CIA (Obama’nın beyzbol sopası!), MI6, Mossad tezgahı da olabilir.

Açık açık teşhir edebilir misiniz hükümet olarak bu büyük kurumsal aktörleri????

Bunun için ülkenin bağımsız – güçü olması ve yöneticierinin dışalemle illegal ilişkilerinin olmaması koşuldur.

Fakat Reyhanlı katliamının her durumda MIT’in / iç istihbarat birimlerinin bilgisi dışında olması çok güç!

Bu son yorum ağır geliyorsa, tersini kabul etmek gerekecek..
Bu daha mı iyi? MIT / ulusal istihbarat bu denli aciz mi?
İçeride onbinlerce insanımızı dinlemeye – izlemeye,
Ergenekon tertibine sahte kanıtlar sağlamaya odaklı boşluk, zayıflık mıdır?

16 Mayıs ABD ziyareti öncesi Başbakan RT Erdoğan’a özel ileti midir?

Türkiye Ortadoğu’da emperyalizme maşa olmasaydı başına bu iş gelir miydi?
BOP Eşbaşkanı RT Erdoğan’ın bir özleştirisi olacak mıdır?

Bu masum insanlar hangi karanlık siyasal hesaplaşmalara kurban edilmiştir?

  • Devletin 1 numaralı görevi, HALKININ CAN GÜVENLİĞİDİR!  

Türkiye, Büyük Atatürk’ün YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ..ilkesine uyan politikalar gütse başına bu yıkım gelir miydi?

  • Hükümetin istifasını gerektiren daha ürkünç bir olay olabilir mi?

Daha geçen yıl Uludere’de öldürülen 34 yurttaşın hesabı sorul(a)mad!

Korkarız fatura ulusalcılara kesilmesin ve bölgesel / genel OHAL gerekçesi yapılmasın..

Sayın İmralı’ya da danışmak gerek bu arada (!)

Bir ara not : Bir bakanın oğlunun düğünü bu akşamdı ve çok sayıda siyasi oradaydı..

Tayyip beyin artık gitmesi gerek; ülke daha çok bedel ödemeden.

***************

Bu arada TSK bir açıklama yaptı :

Genelkurmay Başkanlığından Reyhanlı’daki patlamalara ilişkin yapılan açıklamada,

  • “İnsanlıktan nasibini almamış, vicdanı kararmış, gözünü kan bürümüş odaklarca masum kişilere yönelik yapılan menfur saldırıyı şiddetle kınıyoruz.”
    ifadeleri kullanıldı.

Eee, sonra?
Biz de kınıyoruz.. TSK’dan bir farkımız olmalı değil mi sıradan bir yurttaş olarak?

….

Sonuç                          :

Başımıza gelenler, emperyalizmin bölgedeki maşalığını yapmamızdandır.
BOP eşbaşkanlığını üstlenmemizdendir.

Halkımız gözünü açana dek bu ağır ve kanlı bedelleri ödemeyi sürdürecek korkarız!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 11.5.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net