SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ

Prof. Dr. Süleyman Çelik

Sakarya Zaferinin 97. Yıl dönümü, ulusumuza kutlu olsun…

Atatürk, Nutuk’da Sakarya Meydan Muharebesinden şöyle söz eder: “23 Ağus­tos gü­nün­den 13 Eylül gününe ka­dar, bu­gün­ler de dâhil ol­mak üze­re, yir­mi iki gün ve yir­mi iki ge­ce bilâ-fâsıla de­vam eden, Sa­kar­ya Mel­ha­me-i Kübrâ­sı, ye­ni Türk dev­letinin ta­ri­hi­ne; ci­han ta­ri­hin­de en­der olan bü­yük bir mey­dan mu­ha­re­be­si misâli kay­det­ti.” (Nutuk, 1927, s. 449)

Çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelen Melhame-i Kübrâ, dinsel öykülerde de geçer ve bazı öykülerde “Kıyamet Savaşı” olarak nitelenen Armageddon ile özdeşleştirilir.

Sakarya Meydan Muharebesi, düşmana öldürücü vuruşun yapılarak kesin zaferin elde edildiği Büyük Taarruz’un gölgesinde kalmıştır. 13 Eylül’ün, art arda büyük ulusal coşku ile anılan / kutlanan 26 Ağustos, 30 Ağustos ve 9 Eylül tarihlerinin hemen ardından gelmesinin de Sakarya Zaferi’nin gölgede kalmasında rolü vardır.

  • Oysa Sakarya Zaferi, Ulusal Kurtuluş Savaşımımızın kaderini değiştiren çok önemli bir zaferdir.

Sakarya Zaferi’ne kadar Milli Mücadele, basit bir isyan hareketi / eşkıyalık olarak görülüyor; işgalci emperyalistler Padişahtan isyanın bastırılmasını istiyorlardı. Padişah, çıkardığı yerel isyanlarla bunu beceremeyince, İngilizlerden lojistik destek sağlayarak, üzerimize Kuvay-ı Muhammediye adını verdiği bir ordu gönderdi, ama gene başaramadı. Bunun üzerine, İngilizler bu işi Yunanlılara (AS: Yunanlar olmalı) yaptırmak istedi ve onları üzerimize saldı.

22 gün, 22 gece aralıksız sürdüğü için dünya savaş tarihine, en uzun meydan muharebesi olarak geçen Sakarya Meydan Muharebesinin kazanılması, Ankara’da bir çete değil, ciddiye alınacak bir “GÜÇ” olduğunu dünyaya kabul ettirdi.

Sovyetler o tarihe kadar, emperyalizme karşı bir mücadele verdiğimiz için bize sıcak yaklaşmış, teşvik etmiş ama yardım etmemişti.

Osmanlı Ordusunun tamamını onlara teslim edecek kadar dost bildiği Almanlar, yenilgiden sonra yüzüne bakmayınca Berlin’den Moskova’ya geçen Enver Paşa, bu kez Bolşeviklere sığınmış ve eğer kendisini destekleyecek olurlarsa Sovyetler Birliğine katılma sözü vermiştir. Bunun üzerine Sovyetler, kullanılmaya elverişli görmedikleri Mustafa Kemal Paşa yerine kullanılmaya hazır Enver Paşa’yı desteklemeye karar vermişlerdir. Enver Paşa Batum’da, derlediği Bolşevik kuvvetlerle Anadolu’ya yürümeyi beklerken Sakarya Zaferi’nin kazanılması Sovyetlerin planlarını değiştirmelerini sağladı.

  • Lenin, “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığı ile, “Mustafa Kemal elbette bir sosyalist değil, ama akıllı bir anti-emperyalist. Başarısı emperyalizme büyük bir darbe olacaktır” dedi ve Ankara’ya yardım emrini verdi.

Sovyet Devrimi’nden sonra Rusya’nın, İngiltere ile 1. Dünya Savaşı öncesi yaptığı gizli anlaşmalar açıklanınca İngilizlerin, parçalanacak Osmanlı topraklarının paylaşımı konusunda herkese mavi boncuk dağıtmış olduğu görüldü. Bunun üzerine Fransa ve İtalya, iki yüzlü İngiltere’ye güvenlerini yitirdiler. Askeri dehasının yanında diplomatik bir dahi de olan Atatürk, bu durumu değerlendirip, Fransa ve İtalya ile anlaşma yaparak İngiltere’yi karşımızda yalnız bıraktı, hatta bu ikisi işgal ettikleri yerlerden çekilirken, bazı malzeme, silah ve cephanelerini de bize bıraktılar.

Ezilen ve sömürülen tüm dünya halkları Sakarya Zaferi’ni kendi zaferleri olarak algıladılar ve Ankara’ya yardım kampanyaları düzenlediler. Başta Hindistan Müslümanları (Pakistanlılar) olmak üzere bazıları önemli maddi destek verirken bazıları da manevi destekleri ile moral verdiler…

Sakarya Zaferi’ne kadar “tüm Anadolu’yu ele geçirip ‘Megalo İdea’yı gerçekleştirerek Bizans’ı yeniden kurmak”, büyük hayali ile yaşayan Yunanlıların (AS: Yunanların) moralleri çöktü. Artık saldırıyı bırakıp kazandıkları toprakları elde tutmak için savunmayı düşünmeye başladılar. Yunanlılarla (AS: Yunanların) birlikte, başta Vahdettin olmak üzere, işbirlikçi hainlerin de moralleri bozuldu

Buna karşılık ordumuzun ve halkımızın morali düzeldi, umudu arttı ve Mustafa Kemal Paşa’ya tüm varlığı ile güvenmeye başladı. Atatürk’ün deyimiyle, “topyekûn savaş” koşulları oluştu. Cephedeki  ordu kadar cephe gerisindeki tüm halk, elinde avucundaki her şeyini verdiği gibi yaşlı çocuk, kadın erkek herkes seferber oldu ve Büyük Zafer’in önü açıldı

Bu konuda güzel bir yazı okuyup daha ayrıntılı bilgi edinmek ve gururlanmak istiyorsanız, sevgili Sinan Meydan’ı öneriyorum:

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/sinan-meydan/sathi-mudafaa-veya-sangarios-cikmazi-sakarya-destani-2617129/
=================================================
Dostlar,

Sevgili dostumuz, ADD Samsun Şubesi önceki başkanlarından, 19 Mayıs Üniv. Tıp Fak. emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Çelik hocamızın iletisini, tatil dönüşü yolculuğumuz nedeniyle yeni gördük ve hemen paylaşıyoruz..

Sakarya Meydan Savaşının 22 gün – 22 gece süren cehennem ortamında gözünü kırpmadan ülkemiz – vatanımız için canlarını feda eden aziiiiiiz şehitlerimizin anısı önünde sonsuz bir minnet ve şükranla eğiliyoruz. Merhum gazilerimizin de..

Tekalif-i Milliye Yasası” insanlık tarihine geçmiştir.  Halkın elinde ne varsa, 2’sinden 1’ini Orduya ödünç vermesi istenmiş ve yoksul Anadolu halkı bu büyük özveriyi üstlenmiştir. Polatlı’ya dek Ankara’ya yaklaşan (75 km) ve Ankara’yı alıp Milli Mücadeleyi bitirmeyi planlayan İngiltere’nin maşası Yunanlar, Sakarya’nın batısına püskürtülmüş, ilerlemeleri durdurulmuştur. Meydan Savaşı’nın top sesleri Ankara’dan duyulmaktadır! 1. Meclis’te Kayseri’ye taşınma tartışmaları yapılabilmiştir.

Bu savaş bir “subay savaşı” oldu adeta.. Ordu’dan kaçanlar, yeterli asker toplayamama… nedenleriyle, ne denli yurtsever subay varsa cepheye sürüldü. Ağır can yitikleri oldu ve bunun 26 Ağustos Büyük Taarruzu sırasında eksikliği çok ağır hissedildi. Arada yalnızca 12 ay var.. Bir ölüm – kalım savaşı için olağanüstü yokluklar ve Osmanlı Saltanatının da düşmanla işbirliği yaparak engellemelerine karşın 200 bine yakın bir ordu toplamak son derece zor oldu.

Mustafa Kemal Paşa‘nın dehası, özverisi, yürekliliği (cesareti) ve görkemli başarısı karşısında şapka çıkarmamak olanaklı mı??

Bu vatan ve bağımsızlık – özgürlük kolay kazanılmadı. Uğruna ödenen bedel, yeryüzünde belki de an ağır bedel oldu. Hiç akıldan çıkarmamak, asla nankör olmamak, vefalı olmak ve tarih bilinciyle ulusal duruş sergilemek, kazanımları her durumda korumak.. tarihsel yükümümüzdür.

Sevgi ve saygı ile. 16 Eylül 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

94. YILINDA 30 AĞUSTOS’un, 9 EYLÜL 1922’nin GÜNCEL ANLAMI

94. YILINDA 30 AĞUSTOS’un,
9 EYLÜL 1922’nin GÜNCEL ANLAMI


Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Giriş                                                       :

Onlar (Yunanlar) zafer ve megalo idea için dövüştüler.
Fakat Türkler ocaklarını ve yurtlarını korumak için savaştılar.

(A. H. Lybeyer, “Türk’ün Ateşle İmtihanı” H. Edip Adıvar, Atlas Kitabevi, İst., 1994, syf. 177)

Osmanlı’nın Milli Savunma Bakanı (Harbiye Nazırı) Enver Paşa ve arkadaşlarının
son derece yanlış, serüvenci politik kararları ile 1. Dünya Savaşı’na Almanların yanında giren (1914) Osmanlı Devleti, bağlaşığı (müttefiki) Almanya’nın yenilmesiyle; Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Çanakkale gibi kimi savaşlarda ciddi askeri başarılarına karşın yenik sayılmış, ateşkes (mütareke, silah bırakışması) istemek zorunda kalmıştı.

Mondros Ateşkes Anlaşması’nın kurallarını çiğneyen Batı’lı işgalciler, Megalo İdea veya
Büyük İyonya düşleri ile kışkırttıkları Yunan komşumuzu silahlandırarak Batı Anadolu’ya sürmüşler ve 15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edilmişti.

Son Osmanlı Padişahı 6. Mehmet Vahidettin tarafından kabul edilen önce 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi (Mütarekesi), sonra da 10 Ağustos 1920’de bağıtlanan Sevr Anlaşması ile, Osmanlı İmparatorluğu’ndan geriye kalan en az bin yıllık anavatan toprakları Anadolu da
Batı’lı emperyalistlerce hızla işgal edilmiştir!

Mütareke İstanbul’u Çaresiz                               :

…….

Kurtuluş Savaşı Örgütleniyor                             :

…….

Büyük Taaruz”a Hazırlık                                  :

…….

Büyük Taarruz ve Sonuçları                               :

……

Sonuç                                                                     :

Emperyalizmin sömürgeleri, Türk Ulusu’nun UNESCO’nun 1979 kararıyla da onaylandığı üzere yeryüzünün ilk ve tek anti-emperyalist bağımsızlık savaşını başarmış olmasından
cesaret alarak tutsaklığa başkaldırıyor ve Atatürk’ün savaşım yöntemini örnek alarak
başarılı oluyorlar.

Bu görkemli tarihsel dönüşüm ve başarının uluslararası kıvancı, Yüce Atatürk’ün önderliğindeki Ulusumuzundur. Bu yüzdendir ki, hazımsız ve kinci emperyalizmin
ülkemizle görülecek büyük hesabı vardır!

Geleceği, bize Yüce Atatürk’ün kutsal emaneti Türkiye Cumhuriyeti’nin parlak geleceğini,
Cumhuriyet ordusunun aydınlık beyinli, yiğit yürekli ve yurtsever subayları ile biz
Kemalist aydınlar el ele Ulusumuza öncülük ederek, “tüm ulusçu ve cumhuriyetçi güçleri
bir araya
” getirerek kuracağız.

Bu duygularla ulusumuzun ve Ordumuzun ve milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı
ve 9 Eylül 1922’yi, İzmir’in 3,5 yıl sonra Yunan işgalinden kurtarılışını kutluyoruz.

………

===========================================

Dostlar,

6 sayfalık uzunca yazımızın tümünü okumak için lütfen tıklar mısınız??

93._YILINDA_30_AGUSTOS’un_9 Eylul_1922’nin_Guncel_Anlami_30.8.2015

30_Agustos_Kutlamasi

Bir kez daha kutlu olsun Büyük Zafer… 30 Ağustos Utkusu ve uzantısı 9 Eylül 1922!
İzmir’in ve Ege’nin emperyalistlerin maşası Yunanların işgalinden kurtarılışının 94. yılı!

9 Eylül 1922 ile ilgili görsel sonucuMustafa Kemal Paşa Başkomutan,

İsmet Paşa ise Batı cephesi komutanı idi. Türkiye’nin işgalden kurtaran bu 2 muzaffer
ve saygın komutan ve devlet adamı için R.T. Erdoğan Başbakan iken ne acı, ne yazık,
ne utandırıcı ve ne uyandırıcı ki, “2 ayyaş” nitelemesini kullanabilmişti..
Haziran 2013 Gezi isyanının tetikleyicisi oldu bu acı, haksız, yanlış ve sorumsuz.. sözler..

Erdoğan özür dilemedi hala, mutlaka dilemeli oysa.. Tarihin şaşmaz hakemliğine ve
yargısına bırakıyoruz Erdoğan’ı ve iftirasını.. Son anavatan toprağı Anadolu’nun bile
son Osmanlı padişahının işbirliği ile emperyalistlerce işgaline son veren,
Sevr’i yırtıp Lozan’ın yolunu açan, Türkiye’nin kurtuluş zaferi olan 9 Eylül 1922‘yi,
94 yıl sonra bir kez daha coşku ile anıyoruz.
Büyük zaferde en küçük emeği olan herkesi, şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
09.09.2016, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmailcom

BALKAN FACİASI

BALKAN FACİASI


Dostlar
,

Geçtiğimizn yüzyıl başlarında yaşanan Balkan faciası, yakınçağ insanlık tarihinin
en büyük trajedilerinden biridir.

Balkanlarda 7 (yedi) milyon dolayında Müslman Türk nüfus ve Batı Trakya’yı, Makedobya’yı.. yitirmiştir Osmanlı’nın serüvenci politikaları..
Enver Paşa, Sarıkamış’ta 90 bine yakın vatan evladını kör Panturanist – Panislamcı ihtirasları ve hesapsızlığı yüzünden korkunç açlık ve soğuğa kurban verirken;
Mustafa Kemal Paşa gergef gergef KURTULUŞU örüyordu.

Site okurlarımızdan Dostumuz Sayın Suna Gürkem hanımefendi,
içimizi parçalayan yansılar göndermiş..

Sakin sakin izlemek ve günümüze bağlamak, ders çıkarmak
elde kalan son vatan toprağı ANADOLU’da olağanüstü dikkatli biçimde YAŞAM – SAĞKALIM KAVGASI vermek zorundayız.
En küçük hata hakımız, risk alma şansımız yok!

İzlemek için lütfen tıklar mısınız??

Balkan_faciasi

Sevgi ve saygı ile.
08 Kasım 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

MUSTAFA KEMAL’e YAPILAN BÜYÜK AYIP


MUSTAFA KEMAL’e YAPILAN BÜYÜK AYIP

portesi

Soner YALÇIN
Twitter: hsoneryalcin
e-mail: syalcin@sozcu.com.tr

 

SÖZCÜ, 15 Mart 2015
http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/mustafa-kemale-yapilan-buyuk-ayip-772119/ 

Çanakkale Savaşı sonrası dağıtılan bildirilerde zaferi kazanan komutanın adı yoktu.
Yahya Kemal, İleri gazetesi sahibi Celal Nuri’ye, “Birinci sayfaya Mustafa Kemal’in bir resmini koysanıza; zaferin sahibini milletten saklamak, böyle bir zafer kazanan insanı yüceltmemek milli bir günahtır” dedi. Celal Nuri, Mustafa Kemal’in arkadaşlarından bir fotoğraf buldu. Gazetenin birinci sayfasına koydurdu;
haberi elleriyle yazdı. Tam baskıya girecekti ki, Polis Müdürü Bedri’nin adamları gazeteyi bastı. Enver Paşa’nın selamını getirmişlerdi:

“Başarı askerindir. Kişiyi sivriltmeye gerek yoktur!”

Celal Nuri fotoğrafı ve yazıyı çıkardı. Aradan 100 yıl geçti…
Bugün kimileri Mustafa Kemal adını söylemeden Çanakkale Savaşı anlatıyor!

Peki…

Mustafa Kemal, Çanakkale’de insanları kıskandıracak kadar neyi başarmıştı?..

Mustafa Kemal’in bir grup askerle birlikte cephede çektirdiği fotoğraflardan biri…Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’ndan başarılarıyla takdir toplayan şöhretli bir
Paşa olarak çıktı…

Savaş başladığında “sürgündeydi”; Sofya’da Ataşe Militer idi. Kurmay Yarbay’dı…
Osmanlı’nın savaşa katıldığını öğrenince görev almak için hemen temaslara başladı.

Tarih: 20 Ocak 1915.

Görev emrini aldı; yeni kurulmakta olan 19. Piyade Fırka (tümen) Kumandanlığı.
Tekirdağ Yarkışla mevkiindeki tümenin daha karargahı bile yoktu…
3. Kolordu’ya malzeme taşıyan küçük bir gemiyle Tekirdağ’a geldi. Emrinde üç alay vardı; Türklerden oluşan 57. Alay ile Araplardan oluşan 72. ve 77. alaylar.
Arap askerler yeterli eğitimden yoksundu. Askerlerini savaşa hazır hale getirmek için
kısa zamanı vardı. Düşman yaklaşıyordu…
İngiliz-Fransız ortak deniz kuvvetleri boğazları geçerek Rusya’ya ulaşmak istiyordu.
19 Şubat’ta ilk denemeyi yaptılar.
 Başarısız oldular. Tekrarlayacakları kesindi.
Mustafa Kemal askerleriyle birlikte 22 Şubat’ta Çanakkale’ye doğru yola çıktı…

ENVER’E MEKTUP

İngiliz-Fransız gemileri 25 Şubat ve 18 Mart’ta Boğaz’ı geçmeyi yine başaramadılar. Donanmanın geçişini sağlayacak büyük bir deniz ve kara harekatı başlatmak amacıylaGeneral Sir Ian Hamilton kumandasında Akdeniz Seferi Kuvvetleri’ni kurdular.

Osmanlı da, Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası’nın savunulması amacıyla
25 Mart’ta Alman General Otto Liman von Sanders komutasında 5. Ordu’yu kurdu.

Alman Sanders hızla teftiş ettiği Gelibolu’daki savunmaları yetersiz buldu.
Sahillerde hafif uyarı kuvvetleri bırakıp daha büyük kuvvetlerin Bolayır’da konuşlanmasını istedi. Mustafa Kemal bu stratejiye karşı çıktı;
kumsaldaki savunmaları güçlü tutmak gerektiğini belirtti.
İşin özünde Çanakkale Savaşı’nın Alman komutanların eline bırakılmasına da karşıydı.

Enver Paşa’ya bir mektup yazarak, Alman komutanların Osmanlı ülkesini ve askerlerini tanımadığını belirterek komutayı almasını rica etti. Israrları boşa gitti. Bu arada Sanders, 57. Alay’ın yerini de değiştirmek istedi ama Mustafa Kemal, çıkartmanın yapılacağı yere en yakın noktalardan biri olacağını düşündüğü Bigalı Köyü‘nde kalmak istedi.
Gerçekten de… İngiliz General Hamilton, asıl çıkarmalar dışında göstermelik çıkarmalar yaparak 5. Ordu’yu kandırmak isteyecekti.

“ÖLMEYİ EMREDİYORUM”

Tarih: 25 Nisan 1915.
Fransızlar Anadolu Yakası’ndaki Kumkale’ye şaşırtma saldırısı düzenledi.
İngilizler Gelibolu’nun güney ucundaki İlyas Baba Burnu’na saldırırken,
30 bin 50 kişilik Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu/Anzaklar,
Arıburnu ve Kabatepe arasındaki kumsala çıkarma yaptı.

Amaçları Arıburnu’ndan yarımadayı ikiye bölmekti.
Yarımada işgal ediliyor ve fakat Alman General Sanders, Bolayır’dan kıpırdamıyordu.
İşgali duyan Mustafa Kemal birliklerini alarma geçirdi. Taarruz için emir bekliyordu.
Saat 06.30 olmuştu ve Alman Sanders’ten cevap yoktu.
Fazla bekleyemedi; düşmanın Arıburnu bölgesine yerleşmesine meydan vermemek gerekiyordu. Tarihin akşını değiştirecek kararı verdi. Bir süvari bölüğü, bir sıhhiye bölüğü ve bir dağ bataryasıyla takviye ettiği 57. Alay’a taarruz emri verdi.
Kuşkusuz… Böyle bir inisiyatifi almanın ağır yükü vardı;
suçlu görülerek mesleğinden uzaklaştırılabilir, hatta idam edilebilirdi.

Bunları düşünmedi ya da önemsemedi. Tehlike her türlü kaygıdan önemliydi…
57. Piyade Alayı, Conkbayırı doğrultusuna ilerlerken Mustafa Kemal, durumu yakından incelemek amacıyla yanına emir subayını ve birkaç atlı muhafız erini alarak Conkbayırı’na gitti.
Vadi atla geçmeye elverişli olmadığından atı bırakıp yürüdü.
Conkbayırı’na düşmandan önce yetişmeyi başardı.
Avusturyalılar sahilde iki sırtı ele geçirmişti. Hedeflerinde Topçular sırtı vardı.
Aksilik, Türk askeri de çekiliyordu.

Mustafa Kemal, çekilmekte olan askerlerin önüne geçti; “neden çekiliyorsunuz?” diye sordu. “Cephanemiz kalmadı” dediler.
Mustafa Kemal “Düşmandan kaçılmaz! Düşmanla savaşılır! Cephaneniz yoksa süngünüz var!” diyerek askerlere süngülerini taktırdı ve mevziye yatmalarını emretti. Zaman kazanmak istiyordu. Yüksek sesle süngü taktırması üzerine Teğmen Tulloch,
Türk subayının askerlerini ateş etmeye hazırladığını sanarak durdu.
Bu durma emri savaşın kaderini değiştirdi.
Mustafa Kemal ilk psikolojik savaşı kazandı. Ve ardından, 57. Piyade Alayı’na emrini verdi:

“Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum;
ölmeyi emrediyorum…”

CEBİNDEKİ SAAT

İngilizlerin Arıburnu’na çıkardığı kuvveti 15 bindi.
Mustafa Kemal’in emrindeki asker sayısı ise 5 bin. Buna karşın Mustafa Kemal
düşmanı sahile kadar sürüp Conkbayırı’nı ele geçirdi.

Sanders anılarında, “Kendisi 25 Nisan sabahı 19. Tümen ile kendi kararıyla muharebeye müdahale ederek düşmanı sahile kadar sürmüş ve bundan sonra üç ay durmaksızın kırılmaz bir direnç ve inatla şiddetli taarruzlara başarıyla karşı durmuştu” demesine rağmen; 27 Nisan günü Mustafa Kemal’e yardım etmesi için
bir Alman Binbaşı gönderdi. Mustafa Kemal bunu kendine yapılmış bir hakaret olarak değerlendirdi ve Alman Binbaşı‘yı hemen başından uzaklaştırdı.

1915 yazı ortalarına kadar İngilizler ve Fransızlar Çanakkale’deki yenişememe halini kırmak için kuvvetlerini 14 tümene çıkardı. Yeni planları, Anzak askerlerinin Conkbayırı’nı alması ve Bombasırtı’nı zapt etmesiydi. Bu arada 20 bin askerden oluşan
iki tümen de Suvla‘ya çıkacaktı.

Harekat 6-7 Ağustos gecesi başladı.
Alman Sanders Bolayır’daki 7. ve 12. tümene Suvla Koyu’na hareket emrini verdi.
Albay Fevzi’nin (Çakmak) birliklerinin toplanması ve intikali vakit aldı.
Keza albay, birliklerin yorgun olduğunu savunarak taarruzun ertesi gün yapılmasını istedi. Sanders emrine uymadığı için Albay Fevzi’yi azlederek yerine
Mustafa Kemal’i tayin etti.
O artık Kurmay Albay’dı…
16. Kolordu, 9. Tümen ve Alman Yarbay Willmer’in komutasındaki üç taburdan oluşan Anafartalar Grubu‘nun komutanıydı.
Göreve gelir gelmez 6 taburluk ana kuvvetine taarruz emri verdi; Mehmetçik süngüleri takılı sessizce hareket ederek düşmanı ileri mevzilerinde gafil avladı.
İngilizler geri çekildi.
17 bin Mehmetçik’in ve 25 bin İngiliz’in öldüğü bu cephe savaşıyla ilgili resmi
İngiliz tarihi şöyle yazacaktı;

“Türk karşı taarruzunun planı, hayranlık vericiydi.”

Bu arada Mustafa Kemal’in savaşa bizzat katılımı askerlerine bireysel cesaret konusunda örnek oldu. Öyle ki…
Mustafa Kemal, cebinde bulunan saati sayesinde ölümden döndü;
mermi saate saplanmıştı. (Bu saatini, hatıra olarak Sanders’e hediye etti.)

SEBEBİ KISKANÇLIK

Mustafa Kemal, düşmanın bir ileri adım atmasına izin vermedi.
Siperlerinden çıkamıyorlardı. General Hamilton’u görevden aldılar;
yerine General Charles Monro atandı.
 Cephede yaptığı incelemelerin ardından
Monro, 3 Kasım 1915’te İngiliz Yüksek Savunma Konseyi’ne görüşünü,

“Gelibolu tahliye edilmelidir.” şeklinde bildirdi.

Osmanlı cephesinde de görev değişikliği vardı…
Takdir belgelerine, madalyalara boğulan Mustafa Kemal Çanakkale’den ayrılmak zorunda kaldı.
Sebebi kıskançlık idi…

Enver Paşa, 26 Ekim 1915’te gönderdiği emriyle Mustafa Kemal’i, Anafartalar Grubu içinde bir ast birlik komutanlığına atadı! Bu Mustafa Kemal’in adeta cezalandırılması demekti. Onur kırıcı durumu elbette kabul edemezdi; istifa etti.
Sanders araya girdi. İstifasını geri aldırtıp bir aylık hava değişimiyle İstanbul’a gitmesini sağladı.
Mustafa Kemal, 10 Aralık 1915’te Anafartalar Grubu Komutanlığı’nı
Fevzi (Çakmak)’a bırakarak Çanakkale’deki savaştan ayrıldı.

10 gün sonra da İngilizler Çanakkale’den çekildi…
Böylece 8,5 ay/259 gün süren Çanakkale muharebeleri son buldu.
Mustafa Kemal, düşmanın rahatça Çanakkale’den tahliye olmasını eleştirdi.
Belki de bu nedenle görevden uzaklaşması sağlanmıştı; kim bilir!..

ASKERİ DEHASININ SEBEBİ

Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki başarısın sebebi neydi?

Kuşkusuz zekiydi; gerçekçiydi. Bir o kadar da kendini geliştirmeyi bildi.
Mekteb-i Harbiye’deki ilk yılında Ahmet Refik’in Clausewitz’den çevirdiği
“Savaşın İdaresinde Temel İlkeler” kitabını okudu.
Savaşta galip gelmenin; zeka, mantık ve akıl gibi unsurlarla birlikte kişisel becerilerin de
önemli olduğunu kavradı.
En sevdiği öğretmenlerinden Trabzonlu Yarbay Nuri‘den taktik dersleri alarak,
gerilla savaşını öğrendi.
Subayın vazgeçilmezi, entelektüel gelişimini sürdürmekti.
Kitap ve gazeteyi elinden düşürmedi.
1904-05 Rus-Japon Savaşı’nı güçsüz Japonların nasıl kazandığına kafa yordu. Moltke ve Napolyon‘un seferleri başta olmak üzere askeri tarih araştırmaları yaptı.
Kıta hizmetine çıkıp Osmanlı Ordusu’nun halini görünce, Berlin Askeri Akademesi’nin eski müdürü General Karl Litzmann’ın takım, bölük ve taburların eğitimine dair eserini 1909’da Almanca’dan çevirdi: 

“Takımın Muharebe Talimi.”

Aynı yıl 19 Ağustos ile 1 Eylül arasında yapılan tatbikatı analiz eden,
“Cumalı Ordugahı: Süvari, Bölük, Alay, Tugay Liva ve Talim Manevraları”

eserini yazdı.
1910’da Fransa’ya giderek Fransız Ordusu’nun Picardie manevralarını gözlemledi. Dönüşünde, “Bölüklerin Muharebe Talimi” broşürünü yazdı.
Osmanlı 5. Kolordu Erkan-ı Harbiyesi’nin iki günlük harita tatbikatını inceleyerek,
“Tatbik ve Tatbikat Gezisi” eserini kaleme aldı.

Yüzbaşı Andre Constantin, Albay Biobat ve sosyolog Gustave Le Bon’un asker ve
toplum psikolojisi üzerine eserlerini okudu.

Çevresindeki herkesin “Ordu ve Donanma Mecmuası” ile “Askeri Gazete”yi okumalarını istedi.

Trablusgarp günlerinde subaylardan muharebe tecrübelerini yazmasını istedi.
Sofya’da “Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal” kitabı üzerinde çalıştı.

Uzatmayayım… Çanakkale’deki başarısı hiç tesadüf değildi.
19. Piyade Fırkası’na geldiğinde ertesi gün subaylara şu konuşmayı yaptı:

“Bir ordunun ruhu subaylardır. Subay ne kadarsa ordu da o kadardır.
Askere örnek olun. Kendinizi iyi yetiştirin. Sırf askeri bilgiyle iyi asker olunmaz. Okuyun.
Sanata ilgi duyun. Hayata bakın. Düşünen asker olun. Hepinizden askerlerinizin ruhunu-beynini, yurt sevgisiyle kararak, bilgiyle donatarak eğitmenizi istiyorum. 

Gözüm her an üzerinizde olacak! Görevde yanlışlığı bağışlamam, bağışlayamam.”

İşte bunun sonucudur:

Mustafa Kemal Çanakkale’deki başarıları nedeniyle şu madalyaları aldı:

– 23 Mart 1915: Alman İmparatoru I. Ferdinand’dan Aziz Alexander Nişanı,
– 30 Nisan 1915: Osmanlı Padişahı Mehmet Reşat’tan Gümüş İmtiyaz Madalyası,
– 1 Eylül 1915: Osmanlı Padişahı Mehmet Reşat’tan Gümüş Liyakat Madalyası,
– 28 Aralık 1915: Alman İmparatoru Wilhelm’den saygın Demir Haç Madalyası,
– 17 Ocak 1916: Osmanlı Padişahı Mehmet Reşat’tan Altın Liyakat Madalyası…

Evet, Mustafa Kemal askeri dehasını Çanakkale’den sonra da göstermeye devam edecekti.

======================================

Dostlar,

Değerli araştırmacı gazeteci – yazar Soner Yalçın‘ı bu önemli yazısı için kutluyoruz
ve teşekkür ediyoruz..

Yazıda birkaç fotoğraf ve çizim de var. Bunlarla birlikte bütün olarak okumak için
yazının pdf biçimi aşağıdaki erişkeden (linkten) çağrılabilir..

MUSTAFA_KEMAL’e_CANAKKALE’DE_YAPILAN_BUYUK_AYIP_ONER_YALCIN

Sevgi ve saygıyla.
17.3.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ÇANAKKALE’de YARBAY MUSTAFA KEMAL’İN KATKISI

PROF. AZMİ GÜRAN’DAN PROF. CEMİL KOÇAK’A
ve PROF. İLBER ORTAYLI..

ÇANAKKALE’de
YARBAY MUSTAFA KEMAL’İN KATKISI

Lale Gurman
16.03.2015
Değerli Dostlar,

Şu an (16 Mart 2015) Ulusal Kanal’da Prof. İlber Ortaylı 100. Yılında Çanakkale Savaşları konusunda konuşuyor ve diyor ki,

“Bazı odaklar var, bunlar Çanakkale Savaşlarının Mustafa Kemal tarafından değil,
Alman General Liman von Sanders tarafından kazanıldığını söylerler. Bu son derece büyük bir safsatadır. Kaldı ki General Sanders’in Alman ordusu içinde bile değeri yoktu.”

Altta, bu “odaklardan biri” olan Sabancı Üniversitesi profesörlerinden Cemil Koçak’a
çok önemli bir yanıt da Prof. Azmi Güran’dan.

Bu odakları iyi tanıyalım ve lütfen tanıtalım.

Dostlukla,
Lâle Gürman

The Moore School of Electrical Engineering University of Pennsylvania

Yer Sabancı Üniversitesi, tarih 23 Ekim 2010, konuşmacı Prof. Cemil Koçak:

Yarbay Mustafa’nın (bu Mustafa Kemal oluyor!) Çanakkale zaferiyle uzak,yakın bir ilgisi yoktur. Zafer Alman general Liman von Sanders’e aittir. İstanbul hükümeti ve Alman general Yarbay Mustafa’yı 5-10 kişiyi bile yönetmekten aciz bularak
gözden uzak kalsın diye Gelibolu’ya göndermişti. Yarbay Mustafa döneminin
en yeteneksiz askeriydi. Tesadüfler ve şansı yaver gitmeseydi emekli olup
kahve köşelerinde sürünüp gidecekti.

Muhterem Cemil bey.

Yukarida  5 sene once soylediginiz sozunuz tesadufen elime gecti.

Cemil bey, siz guya tarih profesoru imişsiniz. Sasirdim dogrusu. Bilir misiniz,  ABD’de
Ataturk ve Turkiye icin neler nesredildigini? Her sene Ataturk hakkinda 2-3 kitabin piyasaya ciktigini.  2400 adedin ustunde Ataturk ve Ataturk Turkiye’si hakkinda yazilan ne varsa listesini su 217 sayfalik kitapta bulursunuz.

Kitap dunyanin en buyuk kütuphanesi Library of Congress tarafindan 1984’te nesredildi, BM’nin 1981 yılını Ataturk Yılı olarak ilan edilmesinden sonra.  Paylaşım Savaşları) harplerinde zafer kazanan bir Alman generalin ismini yazar misiniz lutfen?

Cemil bey, ben 1. Cihan Harbi ve İstiklal Harbini yasamis neslin evladi ve Ataturk devrini yasamis Cumhuriyet cocuguyum. Sizin bu yalanlarinizi, sacmalarinizi, uydurmalarinizi yutmam.

Siz lutfen Liman von Sanders’in Ataturk’un dehasini, vizyonerligini, ileri goruslugunu
kabul ettikten sonra kumandayi biraktigini von Sanders’in notlarindan, kayitlarindan
okuyun da ogrenin.

Ataturk hayatinda hicbir işi tesadufe, sansa birakmamistir. Sans herketin basina gelmistir.
Fakat o sansi zamaninda gormek, yakalamak, iste onu herkes yapamiyor. Hitler’in de eline
pek çok sans geçti. Hem de nasil. WW II’den önce Almanya her branşta dunyanin en ileri gelen memleketiydi. Hitler o sansi nasil yok etti, siz bilmezsiniz. Ilk basta Yahudileri ezmekle.
Ama ben bilirim. O günleri yasadigim icin bilirim. Ne kadar Yahudi sanatçı,
bilim adamlarin Turkiye’ye geldiklerini bilirim. Hatta bazilari benim hocamdi.

Asagida Fritz Neumark’in kitabi var. Zuflucht am Bosporus. (Bogazicinde İktica). Amazon.de de satiliyor. Hic olmazsa sizi cehalet hastaligindan kurtarir.

Bakin yeni bir kitap daha cikti. Tanidigim tarihci US Col. Austin Bay tarafindan:

Austin Bay : Ataturk; Lessons in Leadership from the Greatest General.
2011. 202 sayfa.

Bunlari lutfen okuyun da Cemil bey layikiyla profesor unvanini tasiyin.

Hurmetler

Dr. Azmi Güran
Ph.D. Prof. Eng.

====================================

Dostlar,

SÖZCÜ‘nün usta araştırmacı – yazarlarında Sayın Soner Yalçın tam sayfa yazdı
15 Mart 2015 günü :

Enver Paşa‘nın gazetelere baskı yaparak Mustafa Kemal’in Çanakkale kara savaşlarındaki görkemli başarısının yayımlanmasını nasıl engellediği…

Sevgi ve saygıyla.
17.3.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com