ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 30 Eylül 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 30 Eylül 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

HIZ

“15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Bizim aile 50 kişiyi götürür. Bizim sitede hâlâ 3-5 var, benim listem hazır” sözleriyle tepki çeken Sevda Noyan, 10 Kasım 2013’teki tweeti nedeniyle Atatürk’e alenen hakaretten geçirdiği soruşturmada takipsizlik kararı çıktı.

HDP’lilere altı yıl önceki olay nedeniyle soruşturma açıldı.
Müyesser Yıldız’ın iddianamesi üç ayda hazırlanamadı.
Yargımız hızlıdır!…

AYNISI

CHP lideri Kılıçdaroğlu, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun tepki çeken ‘Atatürk demeyi tercih etmiyorum’ sözleriyle ilgili olarak, “İster Gazi Mustafa Kemal deyin, ister Atatürk, Canan Hanım bizim il başkanımız elbette yanındayım” ifadelerini kullandı.

Ne derlerse desinler, ne yerlerse yesinler.
Y-CHP’nin Y-Başkanı…

ŞAŞKIN

Cüppeli Ahmet silahlanan tarikatların adlarını verince emniyetçiler şaşırmamış.
Selefiler emin ellerde…

GARANTİ

852 bin yolcu garantisi ile YİD modeli ile yapılan Zafer Havaalanı’na sadece 7 bin yolcu gelmiş.
Hesaplayan ve onaylayan ne garantilemiş?…

ALTIN

D. Perinçek, kurultayda Vatan Partisi’nin altın çağında olduğunu söyledi.
Vatan Partisi oluşumundan geriye birkaç kişi kaldı?
Partinin emektarları Hikmet Çiçek ve Bedri Gültekin hakaretlerle kapı dışarı atıldı,
İl başkanı dava arkadaşını tacizden görevden alındı,
Ulusal Kanal’ı izleyen parmakla sayılı,
Aydınlık’ın tirajı iki binin altı,
Geriye AKP’ye yamanmış yönetim ve inancını yitirmeden direnen bir avuç devrimci kaldı.

Altın piyasada değer kazandığı için mi partinin altın çağı?
Altın çağını yaşayan yargı, Vatan Partisi’ne dokunmadığı için mi partinin altın çağı?..

PAKET

Damat Bakan bir ekonomik paket daha açtı.
Hediye paketi olsa çocuklar bile inanmazdı…

KUR

Gazeteci Hakan Güldağ’ın sorusu üzerine Damat Berat, ”Döviz kuru benim için hiç önemli değil…Kurun kontrolü bizim elimizde” demiş.
O’nun için ne önemi olacak, tuzu kuru.
Kontrole gelince, Doları indirsin 7 TL’ye inanalım…

BAKAN (Sevgili Cihangir Dumanlı’dan)

Damat bakan “ben döviz kuruna bakmıyorum” dedi.
Bakan değil, BAKMAYAN

ÖVÜNÇ

Kahramanmaraş’ta öğrencilerine internette uzaktan eğitim verebilmek için tepeye çıkan öğretmen Aziz Serin kalp krizinden yaşamını yitirdi.
Kıskanç Avrupalıya karşı nasıl övünsek…

CİZLAVET

Ermenek’teki maden faciasında ölen oğlunun cenazesine yırtık cizlavet lastik ayakkabı ile gelen vatandaş Recep, koronadan hayatını yitirdi.

Recep’e selam …

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 02 Eylül 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

RAHMET

Ayasofya’da lanet okuyan DİB Erbaş 26 Ağustos’ta Alparslan’la birlikte Atatürk’e de rahmet diledi.
Mehteran, iki ileri bir geri…

TAKVİM

DİB 2021 takvimi için 10 milyon TL harcayacak.
Çok hayırlı iş!…

SEL

Giresun’da sel 16 can ve pek çok malı götürdü.
HES, yandaş müteahhit, avanta,
Olay olunca görüntü ver vatandaşın yanında…

TAZMİNAT

Ermenilerin girişimleriyle dünya genelindeki bazı örgütler Sevr Antlaşması’nın uygulanması ve Ermenilere tazminat ödenmesi için çağrı yaptı. Bildiriye HDP Gençlik Meclisi de imza attı.

HDP cami duvarını aştı…

AYAK

AKP’li Mahir Ünal FETÖ’nün siyasi ayağı için, “Siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler, emniyete sızdılar, yargıya sızdılar; siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler” ifadelerini kullandı.

Sızmaya gerek yoktu, içindeydi…

EKMEK

Erzincan’da, mesire alanında, mısır tezgahı belediye görevlilerince kaldırılmak istenilen Yavuz Polat kendini yaktı. 

Protokol cenazede değil de ekmek parası kazandırmada yanında olsaydı…

GEREKÇE

Müyesser Yıldız’ın avukatı Erhan Tokatlı, Yıldız hakkında tutukluluğa devam kararı veren hakimin “şüphelilerin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesi” şeklindeki gerekçesini “iftira” niteliğinde bularak HSK’ya şikayetçi oldu.

FETÖ mahkemelerini unutmamızı istemiyorlar…

VİRÜS

Beş Balıkesir AKP milletvekili 27 Ağustos’ta temel atma törenine katıldı, üç gün sonra virüs gerekçesiyle 30 Ağustos Zafer Bayramı törenine katılmadı.

Milliyetsizlik virüsü…

KÜÇÜLME

Yılın 2. çeyreğinde ekonomimi %9.9 küçüldü.

Bakan damat ve kayınpeder;

Bunu da süsleyip güzel gösterirler…

Sağanak halde faşizm

Örsan K. Öymen
Cumhuriyet, 15.6.2020

Sağanak halde faşizm

AKP hükümetinin faşizm uygulamaları, sağanak halde toplumun üzerine yağmaya, halkı bunaltmaya devam ediyor. OdaTV’nin erişime kapatılmasından ve OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın, OdaTV Haber Müdürü ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu’nun, OdaTV muhabiri Hülya Kılınç’ın, Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel’in, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik’in ve Yazıişleri Müdürü Aydın Keser’in tutuklanmalarından sonra, şimdi de OdaTV yazarı Müyesser Yıldız ve TELE 1 kanalı sunucusu İsmail Dükel gözaltına alındılar ve tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildiler.

Bu da yetmiyormuş gibi, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun, HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’in ve HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları’nın, tutuklanmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki dokunulmazlıkları kaldırıldı.

AKP, TBMM’nin “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini yerle bir etmeye, “Egemenlik kayıtsız şartsız padişahındır” zihniyetini adım adım yürürlüğe koymaya, monarşik ve teokratik düzeni yeniden kurmaya, bir yandan halkın seçtiği siyasetçileri devre dışı bırakmaya, bir yandan da halkın haber ve bilgi alma hakkını gasp ederek anayasal düzeni ortadan kaldırmaya devam etmektedir.
***
OdaTV, bugüne kadar dinci Fethullah Gülen çetesine karşı en büyük mücadeleyi vermiş yayın organlarından birisidir. Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Müyesser Yıldız, araştırmacı gazetecilik alanında en başarılı çalışmaları yapan kişiler arasında yer alırlar. Söz konusu üç gazeteci de, AKP’nin ve Fethullah Gülen örgütünün bir kumpası sonucunda hapiste yattılar. Ancak onlar, hapisten çıktıktan sonra da bu mücadelelerini sürdürdüler, AKP’nin güdümüne girmediler, gazetecilik ahlakını ve vatanseverlik duygularını, hapishanenin dışında kalabilmek için satmadılar. Onlara uygulanan baskılar aslında, AKP’nin Fethullah Gülen çetesine karşı gerçek, yeterli ve samimi bir mücadele vermediğinin kanıtıdır! AKP, dokuz yıl sonra OdaTV’ye bir darbe daha vurarak kendisini deşifre etmiştir, kendi bindiği dalı kesmiştir.
***
Faşizm, medya ve siyaset alanındaki uygulamalarını sürdürürken, din alanını da ihmal etmeyerek, fetihçi bir zihniyetle, İstanbul’daki Ayasofya Müzesi’nin camiye çevrilmesi girişimlerini de başlattı. Osmanlılar, o dönemde bir Bizans kenti olan İstanbul’u ele geçirdikten sonra, aslen bir kilise olan Ayasofya’yı camiye çevirmiş, Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk tarafından, bir dünya kültür mirası olarak müzeye dönüştürülmüştür. Böylece Atatürk, hem Ayasofya’nın yeniden kilise olmasını isteyen Ortodoks dinci kesimleri, hem de Ayasofya’nın cami yapılmasını takıntı haline getiren neo-Osmanlıcı İslamcı kesimleri boşa çıkarmıştı.

Ne kadar çok cami açarsa o kadar iyi Müslüman olunacağını sanan AKP, mevcut camilerde bile doluluk oranları oldukça düşükken, ayrıca Ayasofya’nın tam karşısında koskoca Sultan Ahmet Camisi dururken, bu konuyu gündeme getirerek, hem ulusal hem de uluslararası boyutta bir provokasyon yapmıştır.

İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz ortamında, Türkiye’nin en büyük turizm gelirlerinden birini sağlayan Ayasofya Müzesi’nin ortadan kaldırılmasının neden olacağı ekonomik kaybı ve yurtdışından gelecek tepkileri bile göze alan AKP, neo-Osmanlıcı köktendinci takıntılarını tatmin etmek için, Türkiye’yi felakete sürüklemeye devam etmektedir.

Birileri, müzeye dönüştürülmüş olan eski bir camiyi kiliseye çevirse, Müslümanlar nasıl haklı bir tepki verirlerse, Ortodoks Hıristiyanlar için de tarihsel manevi değeri yüksek olan Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, tepkiyle karşılanacaktır. Bu bağlamda, nüfusunun çoğunluğu Ortodoks Hıristiyan olan Rusya, Ukrayna, Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Moldovya, Belarus, Gürcistan gibi ülkelerle sorunların yaşanacağı, o ülke halklarında Türkiye’ye yönelik olumsuz duyguların oluşacağı bellidir.

  • AKP’nin amacı, Atatürk ne yaptıysa, onun tersini yapmaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti, Atatürk’e ve onun “yurtta barış, dünyada barış” ilkesine sahip çıkmalıdır.

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 17 Haziran 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 17 Haziran 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

İŞ/SİZLİK
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre İşsizlik oranı, Şubat, Mart, Nisan aylarını kapsayan dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre 0.9 puan azalarak %13.2 düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde istihdam edilenlerin sayısı, 1 milyon 662 bin kişi, istihdam oranı da 3.4 puanlık azaldı.

Hem istihdam, hem işsizlik azalıyor! TÜİK’in işi…

İŞ-TE
MHP Selçuklu İlçe Yönetim Kurulu üyesi Faruk İnan, Konya Şehir Hastanesi’ne 30 teknik eleman alınacağına ve şartları karşılayanların MHP Selçuklu İlçe Başkanlığı’na müracaat edebileceğine ilişkin paylaşım yaptı.

İşte MHP tabanı bunun için Bahçeli’nin değnekliğine razı…

DARBECİ
AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı, geçmişteki AKP-Cemaat ilişkisine yönelik, Darbeci Kemalistlerle FETÖ’yü birbirine kırdırmak suretiyle yol aldık dedi. Dört yıl oldu hala anlayamamış ya da kandırmaya devam ediyor,

  1. FETÖ’cüleri kırdırmadılar, kolladılar,
  2. Sadece Kemalistleri kırdırıp darbecilerin önünü açtılar,
  3. Darbeyi Kemalist askerlerle halk önledi,
  4. FETÖ – AKP omuzdaşlığı bitmedi…

KIRINTI
Uluslararası Basın Ajansı yaptığı açıklamada,

“ Eğer hukuk devletinden son kalan kırıntıların varlığını kanıtlamak istiyorsa,
Türkiye gazetecileri derhal serbest bırakmalıdır.” dedi.

Kırıntı aranıyor…

RUM
Akıncı, Adada Türk askeri yerine İngiltere ve Yunanistan’ın da dahil olduğu ortak bir gücün Kıbrıs’ta konuşlanmasını teklif etti.
Akıncıyakis…

AÇILIM
DEVA Partisi Kurucular Kurulu üyesi Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, Kürt meselesini yeniden demokratik zeminde barışçıl yöntemlerle çözme noktasında irade ortaya koyabilecek bir arayış içine girdiklerini belirtti.
Deva hendekte sanıyor…

ÖZGÜRLÜK
15 Temmuz kursağımızda kaldı‘ diyerek ölüm listesi olduğunu söyleyen Sevda Noyan‘ın 6 yıla kadar hapsi istendi.
Bu güzel fikir insanımıza karşı hoş olmamış!…

TEZGAH
Müyesser Yıldız’ın tutuklanmasına gerekçe yapılan astsubayın avukatı, şahsın cezai ehliyeti olmayan ruh hastası olduğunu açıkladı.
Müyesser, şahıstan söylediklerini belgelemesini istediğini ancak hiçbir belge vermediğini söyledi.
Snıff, snıff!.. Tezgah kokusu…

ÖDÜL
RTE, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’i Halk Bankası Yönetim Kurulu’na atadı.
Adam muhalefete ceza yağdırıyor, ödülü olmasın mı?…

PUAN
RTE’nin  Vakıfbank yönetimine atadığı Hamza Yerlikaya dört yerden maaş alacak.
Bir künde, bir de arkaya dolanma…

SAPIĞIMIZ
Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’ne ait Çocuk Gelişimi kitabını hazırlayan Prof. Mücahit Dikmen’in “Aile içi cinsel istismar” başlığında;
“6-8 yaşlarında ve kız çocuk olmak”, “küçük kızda gelişen baştan çıkarıcı tavırların varlığı”, “annenin gece çalışmak zorunda olması”, üvey babanın olması gibi skandal ifadeler yer alıyor.

Sapıklarımız eğiti/yor/liyor…

AYA-MAÇA
Gündem değiştirmek için bu kez Ayasofya ortaya atıldı. İYİ P. Meclis araştırması önergesi verdi, AKP-MHP reddetti. Maçaları yemedi…

HAZİN
Hazine’nin, Osmangazi Köprüsü’nü işleten şirkete garanti ettiği Dolar olarak fiyatı ABD Tüketici Fiyatları Endeksi’ne göre güncellediği ortaya çıktı.
Türk Hazinesinin hazin durumu….

SESSİZ
İngiltere, Kıbrıs’taki askeri üs bölgelerinde kullanmadığı 200 km kare alanı GKRY’ne verdi.
Dünya lideri ne dedi?…

HATA
Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında ‘dönek’, ‘fırıldak’, ‘AKP stepnesi‘ diyen kişi hakkında açılan davada beraat kararı veren yerel mahkeme hâkimi ile kararı onayan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi Başkan ve iki üyesi hakkında soruşturma açtı.
Arkadaşlar! Kim iktidar? Güç kimde? Bakmadan karar verilir mi?…

NORMAL
Yandaş Türkiye yazarı Cem Küçük yazısında, “…Sadece şahsıma her gün bir dünya küfrediliyor. Hadi bu normal diyelim ama..” diyor.
Hakkettiğinin ayırdında…

ÖFKE
Fransız gazetesi Le Monde’de; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın öfkesine neden olarak Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın millet nezdinde gördüğü karşılık gösterildi…
Gerçeğe Fransız kalmamış…

İDEOLOG
Nagehan Alçı diyor ki;
Özünde Batıcı ve Batılılaşmacı bir ideoloji olan Atatürkçülüğün ruhuna El Fatiha okuyabiliriz. Bu gelenek adeta öldü.
1960’ların siyasi konjonktüründe ortaya çıkmış 3. Dünyacı ve Batı düşmanı sol Kemalizm ise Atatürk bağlamında seküler kesimde hegemonik ideoloji haline geldi.
Nagehanoloji…

 PARTİ
Söke’de, bürokratlar yeni atanan AKP ilçe başkanını ziyaret etti.
Milletin devleti gitti, parti devleti geldi…

KERİZ
Koronavirüse iyi geldiği iddia edilen muskada Arapça “Keriz yolma duası” yazdığı ortaya çıktı.
Keriz varsa, kerizleyen de vardır…

KAZ
Avrasya Tüneli’nden 2020’nin ilk dört ayında geçmesi gereken araç sayısı 8 milyon 459 bin iken, 3 milyon 917 binde kaldı. 4 ay için devletin kasasından firmaya ödenmesi gereken tutar 192 milyon liraya ulaştı.

Seçiniz;
1. AKP’ye göre millet kaz, ne kadar yolsa az,
2. Biz bize yeteriz, müteahhitleri besleriz…

İSİM
Türkiye’de karma eğitime geçilmesini sağlayan Mustafa Necati’nin adını taşıyan Ankara Mithatpaşa’daki kültür evine, ‘Yaşasın şeriat!’ diyen; “Atatürk’e karşı mısınız?” sorusuna, “Ben Firavun karşıtıyım, beni okuyanlar kimi kastettiğimi bilir.” yanıtı veren Nuri Pakdil’in adı verildi.
Doğaları gereği…

DİNDAŞ
Arap Birliği, Türk Sillahlı Kuvvetleri’nin terör örgütü PKK’ya karşı başlattığı Pençe-Kartal Operasyonu kapsamında gerçekleştirdiği bombardımanı kınadı.
Din kardeşliği…

GÖNÜL
RTE, Merkel’le görüştü ama Almanya Türkiye’ye seyahati serbest bırakmadı.
Almanya devleti = Merkel (Şahsım) değil,
Orada devlet işi şahsımın gönül işi değil…

Operasyonun startını kimler verdi

Başka neler oldu? Önce elektronik posta, Facebook ve Twitter hesaplarım ele geçirildi. Sağolsun, bilgisayar mühendisi olan oğlum İlim hesapları kurtardığı gibi, hesaplarıma erişim sağlayan IP adreslerini de tespit etti. Birisi İstanbul’dandı. Kumpaslardan edindiğim tecrübeden anladım ki, evet, yine bir hazırlık var!.. Hemen detaylı bir dosya hazırlayıp savcılığa başvurduk; ama “IP numaralarının hepsi yurtdışından; o yüzden bir şey yapamayız” denip dosya ivedilikle kapatılmak istendi.

İstanbul’daki IP’nin altını çizerek mahkemeye itiraz ettim. İtirazım aynı gerekçeyle reddedildi, dosya kapandı. Yapan her kim veya kimlerse amaç belliydi: yazışmalarımı ele geçirmek ve haber kaynaklarımı tespit etmek. Peki, yetkililer acaba o IP adreslerinin sahiplerini tespit etmekten ısrarla neden kaçınmıştı?

Dört ay önce de, 2015’teki o talimatı verenlerin, hakkımda hazırlık yaptığını duydum. Umursamadım, çünkü çiğ yememiştim; gizlim saklım, illegal bir işim yoktu – olamazdı da. Yine de, her ihtimale binaen bunu da ailemle, avukatımla ve bazı yakın dostlarımla paylaştım.

8 Haziran sabahı evim, terör örgütü hücre eviymiş gibi basıldığında bana gelen bilgilerin doğru olduğunu anlamış oldum. Ve ne “suç” işlediğimi bugünün egemen medyasından öğrendim.

“Askeri casusluk” yapmışım!

Ben ve avukatlarımın görmediği dosyayı neredeyse noktasına, virgülüne kadar yayımladılar. Üzerinde durmak istediğim şu: Şikayetçinin “MSB” olduğu belirtildi. Ancak şu ana kadar dosyanın görebildiğimiz kısmında böyle bir bilgiye rastlayamadık. Ellerine tutuşturulan dosyadan o haberleri yapanlar kendiliğinden uyduramayacağına göre, “MSB” nereden çıkarıldı?

Kamuoyunda oluşan tepkinin “dokunulamaz ve sorgulanamaz” bir kuruma yönelmemesi için mi; yoksa kurumun başındaki Hulusi Akar’la davalık olduğumuz hatırlanıp, senaryonun sakatlanacağı fark edildiğinden mi? Devam edelim.

Müyesser askeri casusluk yaptı diye üç gün boyunca ortalığı ayağa kaldırdılar. Dördüncü gün, her ne olduysa (aslında ne olduğunu biliyoruz: tepkiler üzerine asrın skandalına imza atacak olduklarını anladılar) bu soruşturmayı aylardır büyük bir gizlilik ve titizlikle yürüten savcılık, birden o iddiasından vazgeçip “zincirleme olarak devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamak”tan tutuklanmamı istedi.

Delil? 20-25 tape kaydı ve halen yayında olan 2-3 yazı! Soruşturmayla ilgili haberleri malum medyanın İstanbul ayağı yazdı; o yüzden soruşturmayı İstanbul Savcılığının yürüttüğünü sandık. Meğer Ankara’ymış. Ve ne kadar önemliyse, başından itibaren bizzat bir Başsavcı Vekili tarafından yürütülmüş. Sebep; isimsiz, imzasız bir ihbar mektubu!

İhbarcımız 13 Aralık 2019 tarihli mektupta, “Hadımköy kışla komutanlığında görevli Astsubay E.B. devlete karşı suç işlemektedir. Gizli kalması gereken operasyonlara ait bilgileri telefonlar dışarıya çıkarttığı kanaatindeyim.” diye yazmış.

Benim kimlerle ilgili ne kanaatlerim var. Acaba ben de bir ihbar mektubu yazsam, işleme koyarlar mı ki? Veya birileri hakkında onlarca resmi ifade var. Onlar niye hiç dikkate alınıp soruşturma konusu yapılmıyor da böylesi bir mektuba itibar ediliyor?

Buraya kadar duyduklarımı, bildiklerimi ve yaşadıklarımı anlattım. Şimdi de tahminlerimi yazayım:

2015’ten beri takipteysem, ne mutlu ki, hakkımda bunca yıl kibrit çöpü kadar bir şey bulunup da harekete geçilemiyor. Sonra, E.B. isimli astsubayın beni sık sık aradığı fark ediliyor. Tesadüf, bir ihbar mektubu geliyor. Güya işler artık isimsiz, imzasız ihbar mektuplarıyla yapılmıyordu; ama işte bu mektupla soruşturma açılıyor. Önce E.B’nin, bir ay sonra da benim ve de değerli gazeteci arkadaşım İsmail Dükel‘in telefonu için resmi dinleme kararı alınıyor. Böylece ana hedefin ben olduğu gizleniyor!

Öyle ya, önce benim için karar alınsa, “Neden, ne oluyor?” diye sorulacak; çünkü nedeni de hukuki dayanağı da yok. Haliyle benden E.B’ye değil, E.B’den bana ulaşma stratejisi izleniyor. Her kim akıl ettiyse ustaca!.. İfadelerimde E.B’yi nasıl tanıdığımı ve hakkındaki düşüncelerimi anlattım. Yanılmamışım. Bu şahsın nasıl biri olduğu, bizzat avukatının beyanlarıyla ortaya çıktı. Bipolar rahatsızlığından tedavi görüyormuş, bu hastalık cezasızlık sebebiymiş. Ayrıca etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiş.

“Zincirleme olarak gizli bilgileri açıklama” suçu işlemiştik, değil mi? İsmail Dükel’den başlayayım. Avukatım Erhan Tokatlı’nın ifadesiyle “okeye dördüncü aranıyordu”, o bulundu. Benim ifademle, “ekmek arası köfte” yapıldı. Çok şükür ki serbest bırakıldı ve bizim bu tezlerimiz doğrulanmış oldu. Olayın merkezindeki “casus” E.B’nin, cezasızlık sebebi olan bir hastalıktan tedavi gördüğü ortaya çıktı; yani zincir koptu, geride bir ben kaldım. Öyleyse bu nasıl “zincirleme” bir suç ve bu ne biçim bir “örgüt”tür? Netice-i kelam; görüldüğü üzere, bir haber bahanesiyle önce Barış’lar, Hülya, Murat ve şimdi de ben…

2012’de cezaevinden çıktığımda Ayşe Arman benimle yaptığı röportaja “Ve işte hükümeti devirecek 45 kilogramlık kadın” başlığını atmıştı. Halen 45 kiloyum; demek ki artık hükümeti değil, bir başıma devleti devirecek hale gelmişim!… Benim durumum, mahpusluğum önemli değil. Devletimize yönelik tehdit unsurlarını bu kadar küçültmek, başlı başına büyük bir ayıp ve utanç değil midir?

  • Böylesi berbat bir durumun, berbat bir senaryonun senaristi kim, kimler?

Sincan’dan Silivri’deki Barışlar’a, Hülya Kılınç’a, Murat Ağırel’e ve de açık hava hapishanesindeki tüm dostlara kucak dolusu sevgiler!
=====================================

MÜYSSER YILDIZ MASUMDUR!

Değerli gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel’in kendilerine uymayacak ve asla yakışmayacak iddialarla gözaltına alınmalarını üzüntü ve ŞAŞKINLIKLA karşılıyoruz. Milli duruşla ulusal çıkarlardan yana Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına karşı takdir edilecek demokratik mücadeleleri ile tanınan değerli medya mensuplarına reva görülen bu hoyrat ve anti-demokratik, hukuk dışı baskıları kınıyoruz.

İsmail Dükel’den sonra Müyesser Yıldız’ın da oyalanmadan serbest bırakılmasını diliyoruz..

O’nun suçsuz – masum olduğuna inanıyoruz.

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 16 Haziran 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com