ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 10 Haziran 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 10 Haziran 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

BOŞUNA

AKP’nin Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı, eski vekil Şamil Tayyar,  “Cumhurbaşkanımıza ‘İslamcı Kemalist’ diye rol biçen, AK Parti’nin akıl danesiymiş gibi rol çalan Perinçek ve avanesini uyarayım. “Haddinizi bileceksiniz” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulusal ve Aydınlık’ı ilan verilmeyecek “muhalif medya” içine aldı.

Bu kadar çabaya!

PAYLAŞIM

AKP’li Esenler Belediyesi’nin 1 milyon 865 bin TL’lik aydınlatma ihalesini eski AKP İlçe Başkan Yardımcısı Albayrak’ın şirketi aldı. Şirket daha önce de ihaleler almıştı.

AKP’li olmayanlara mı verseydiler?..

GELECEK

Davutoğlu, “Biz imparatorluk bakiyesiyiz. Biz yeknesak, tek bir kimlikle tanımlanabilecek, tek bir oryantasyonla, kültürel dokuyla tanımlanacak ülke değiliz. Şu anda Boşnak, Gürcü, Çeçen, Arnavut, Arap, Kürt, Uygur vatandaşlarımızın yansıdığı bir Meclis bu ülkenin birliğini temsil edebilir.” dedi.

Geçmişte karıştırdığı yetmedi, geleceği karıştırıyor…

DÜZEN

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ihaleyle 100 bin adet cerrahi maske satın aldı. Ancak yapılan ihalede CHP’li Hülya Sarıgöl’ün firmasına tavan fiyatı 1 TL olarak belirlenen maskeler için 2,89 TL ödendiği iddia edildi. Sizin düzen, bizim düzen. Düzen, aynı düzen.

Vatandaşın pozisyonu değişmiyor…

HAYAL

İskilipli Atıf için ‘İslam alimi’ ifadesi kullanan Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Ertuğrul Yıldız’a disiplin cezası verilmesini kınayan AKP Çorum İskilip İlçe Başkanı Mustafa Lek, ‘Kemalist düzeni yerle yeksan edeceğiz‘ dedi.

80 senedir uğraşıyorsunuz, sittin sene daha uğraşırsınız…

CEZA

İBB Başkanı İmamoğlu, “Bizim ücretsiz ekmek dağıttığımız kayıtlı hemşerilerimiz var. Onların yoğun olduğu mahallelerde büfe olmadığı için ekmek dağıtımı yapamadığımız insanlar var. Talebimiz olmasına rağmen mecliste bekletiyorlar. İBB Meclisi sözüm ona siyasi kararlarla İstanbul halkını cezalandırıyor

AKP yoksulun yanında, yardım almasın diye pusuda…

GÖRGÜSÜZ

Gaziantep Şehitkamil Belediyesi, 10 Kasım’la dalga geçen yandaş yazar Yaşar Değirmenci’nin”Modern Toplumda Görgü Kuralları” kitabına 300 bin TL ödeme yapmış.

Görgüsüzü görmüş…

DEVLET

Sağlık Bakanı, “Hafta sonu sokağa çıkma yasağı yok” dedi.

İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı’nın onayı ile sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Cumhurbaşkanı, kendi onayladığı sokağa çıkma yasağını “Gönlüm razı olmadı” diyerek iptal etti.

Devlet yönetimi gönül işidir. Öyle kurumlarla, kurallarla, bilimsel ve akılcı kararlarla  olmaz!..

DİN

Protestoların kilise yakıp Beyaz Saray’a kadar gelmesi üzerine Trump İncil’le poz verdi.

İlk tepki, ”Dini istismar etme!” diyen din adamlarından geldi.

Bizdekiler ne körüklerdi ama!…

DAYANAK

25 adet yurdunu kapatma kararı alan TÜRGEV’in yöneticilerinden Bilal Erdoğan,

Sırtımızı sadece belediye ve devletlere dayayarak iş yapma hastalığına yakalanmamaya çalışmalıyız.” dedi.

Yakalandılar. Mama kesilince çare arayışındalar…

SIRADAN

2013 yılında Soma’da 301 madencinin öldüğü facianın ardından protestocu bir maden işçisine tekme atan eski Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel, ABD polisinin George Floyd’u öldürmesiyle ilgili ‘kötülüğün sıradanlığı‘ yorumunu yaptı.

Adamın sıradanı…

ÜRETİM

Damat üretim ekonomisinden dem vurdu, tüketim için kredi musluklarını gevşetti.

Laf üretimi…

DÜŞMAN

Güney Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, KKTC’nin mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kazanmasını istediğini dolaylı yoldan ifade etti.

Düşmanın seni övüyorsa, sende bir …luk vardır…

ÖNEMLİ

AKP’li Beykoz Belediyesi Ocak ayında ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için gıda malzemeleri satın almak istedi. 3 milyon 797 bin liralık İhaleyi henüz bir aylık şirket olan Tokser Gıda kazandı.

Şirketin ne zaman kurulduğu mu önemli, kuranın ne zamandan beri AKP/Belediye ile bağlantılı olduğu mu?..

DIŞARIDAN

ABD Savunma Bakanı, siyahi Floyd’un öldürülmesinden sonra başlayan protesto olaylarını “dış güçlere” bağladı.

Kendileri her yeri karıştırdıkları için ilk akıllarına gelen de bu oluyor…

CASUS

ODA TV Ankara Haber Md. Müyesser Yıldız, görevdeki bir askerden aldığı bilgileri yazmadığı için casusluk yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

Ciddiyim…

İMAJ

Müyesser Yıldız’ın evinden telefon ve bilgisayarları alan polis “imaj alınması gerektiği” itirazı üzerine,”teknik eleman yok” demiş.

Telefon etseler yardımcı olurduk…

LAN

Daha gözaltına alınmadan Müyesser Yıldız haberini yapan taraf Sabah yazarı Abdurrahman Şimşek’in TV yayını videosunu izledim. FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz ile birlikteliğini anlatıyor.

Öz buna “lan” demiş.

Ne biçim lan bu?…

KAFA

Erdoğan, telefonla görüştüğü Trump’ın Türkiye’deki koronavirüs rakam ve oranlarının düşüklüğünü öğrendiğinde  “Oooo” diyerek tepki verdiğini söyledi.

Dünya öğrendi, şu odun kafalı Trump öğrenemedi kiminle aşık attığını…

ADALET

AYM Başkanı Zühtü Arslan, adil yargılanma hakkının %52.1 oranında ihlal edildiğini açıkladı.

Vah vatandaşa vah!..

#ican’tbreathe

Dostlar, 
Olağanüstü başarılı bir makaleyi, derin bir yürek sızısı ile paylaşmak istiyoruz..
Sayın Zafer ARAPKİRLİ dostumuzu isyanımızın ezgisini ustaca terennüm ettiği için kutluyoruz.
Bu ülkede yıllardır demokrasisizlikten boğuluyoruz, çığlıklarımız bastırılıyor.. Ancak insan onuru, sonsuza dek tutsak alınamayacak elbette; insanlık onuru bu kahrolası faşizmi de yenecek. Dünyanın bütün ezilen – sömürülen halkları, BİRLEŞİNİZ; kurtuluş yok tek başına!
Dr. Ahmet Saltık, 30.5.2020
******
Zafer Arapkirli

#ican’tbreathe

İngilizce başlığı, daha doğrusu (sosyal medya diliyle hashtag’i) okuyunca şaşırdığınızı biliyorum.

Ama bu slogan günlerdir Amerika Birleşik Devletleri’nin pek çok kentindeki gösterilerde taşınan pankartlarda ve sosyal medyada on milyonlarca insanın paylaşımlarında bir simge haline geldiği için rahatça kullanabileceğimi düşündüm.

‘Nefes alamıyorum’

Bu sözler, Minneapolis kentinde 4 polis memurunun üzerine oturarak nefesini kestikleri için ölen George Floyd’un son sözleriydi. Aynı ülkede 2014 yılında da aynı şekilde ölen Eric Garner adlı siyahi vatandaşın olayını hatırlattı. Floyd da Garner da siyahi Amerikalılar. Yani, “hâkim gücün, ta 19’uncu yüzyılda da, 21’inci yüzyılın 20’nci yılının yarısına geldiğimiz şu günlerde de, hâlâ ikinci sınıf vatandaş sayılan” insan grubundan ikisi de.

Aslında “I Can’t Breathe” (Nefes Alamıyorum) haykırışı, sadece Amerikalı “ikinci sınıf görülen” vatandaşların değil, gezegenin dört bir yanında ezilen, horlanan, sömürülen, hakları gasp edilen, itilen, kakılan, üzerine binilen tüm insanların ortak bir sloganı niteliğini taşıyor.

“I Can’t Breathe”, Minneapolis’ten binlerce kilometre ötede, örneğin Çorlu’da bir mahalle arasında kapısına dayanan polislere “Ne yaptık ki? Alt tarafı evimizin önünde oturuyoruz?” diyen yoksul delikanlının uğradığı polis şiddeti sırasında ters kelepçeli halde feryadının İngilizcesi.

“I Can’t Breathe”, Kadıköy’de kendisine tokat atan polise “Niye vuruyorsun?” diye soran kurye gencin, “Çünkü ben öyle karar verdim. Ben Devletim” yanıtı aldığında hissettiği nefes darlığıdır.

“I Can’t Breathe”, herkes evlerinde bahçelerinde çoluğu çocuğu ile karantina koşullarında çayını kahvesini yudumlar, böreğini çöreğini yerken, sırf işini kaybetmemek için, “yatılı-barakalı şantiye”lerde inşaata devam etmek zorunda kalan işçinin ruh halidir.

“I Can’t Breathe”, canını tehlikeye atıp hatta canını verip, insan canını korumaya ve kurtarmaya çalışan fedakâr hekimlerin, hemşirelerin, hastabakıcıların, sağlık teknisyenlerinin, laborantların ve bilcümle sağlık çalışanlarının, maske ve koruyucu giysiler arkasında çıkardıkları sestir.

“I Can’t Breathe”, birkaç komprador yayıncı patron, oyuncu simsarı ve müşterek bahisçi trilyonları götürecek diye sağlığı hiçe sayılıp, yeşil sahalara sürülerek bu tehlikeli koşullarda zorla top oynatılıp seyredilmek istenen futbol emekçisinin homurdanmasıdır.

“I Can’t breathe”, herkes evine kapanmışken aç kalmamak için günde 99 kapıya yemek taşımak zorunda kalan kurye motorcu çocuğun kaskın ve maskenin içinden yolladığı mesajdır.

“I Can’t Breathe”, dükkânı-atölyesi kapatıldığı için bir anda işsiz kalan çırağın, kalfanın, evinde her Allah’ın günü çocuğunun gözlerinden gözlerini kaçırırken içinden mırıldandığı acılı uzun havadır.

“I Can’t Breathe”, Silivri, Mamak, Sincan ve bilcümle zindanlarda, bu korona günlerinde sağlıksız koşullarda hukuksuz tutukluluk cezasına çarptırılmış mağdur gazetecinin, yazarın, çizerin, emekçinin, soğuk hapishane duvarlarına yazdığı slogandır. Pehlivan Barış’ın, Terkoğlu Barış’ın, Murat’ın, Hülya’nın, Aydın’ın, Ferhat’ın feryadı, ailelerinin çığlığıdır.

“I Can’t Breathe”, 7 yıl önce Gezi’de katledilen Berkin’lerin, Ali İsmail’lerin, Abdocan’ların, iş cinayetlerinde bir saniyede insandan cenazeye dönüşen emekçilerin, toplu taşıma cinayetlerinde canının değeri “sıfır kuruş” olarak hesaplanan Oğuz Arda’ların, faili meçhul olarak kayda geçen cinayet faillerinin ve ailelerinin, Cumartesi Anaları’nın dinmeyecek öfkesinin ses bulmuş halidir.

“I Can’t Breathe” kariyeri hayatı söndürülmüş, kumpas mağduru binlerce, aileleriyle yüz binlerce insanın adalet çığlığıdır.

“I Can’t Breathe” evine bir somun ekmeği, bir kilo meyveyi, çocuğuna bir oyuncağı götüremeyen ananın, babanın yürek sancısı, mide krampıdır.

“I Can’t Breathe” yüzyıllardır bu gezegenin tüm adaletsizliklerinin, hukuksuzluklarının, vahşetin, faşizmin lanetlendiği bir şarkı sözüdür.

Minneapolis’ten İstanbul’a, Keşan’dan Hakkâri’ye, Samsun’dan Adana’ya, Londra’dan Johannesburg’a, Lizbon’dan Lima’ya dolaşan bir bulutun üzerine yazılmış bir “Balad”ın sözleridir.

Geçen hafta “Entübe”yi anlatmıştık ya. “I Can’t Breathe” o şarkının bir alt mısrasıdır.

Oksijen lazım demiştik ya.

O talebin, o ihtiyacın evrensel notalarıdır.

Mücadele dediğin şey de zaten bir “hashtag”dir paylaşılan.

(Cumhuriyet, 29.5.2020)