Özgür Özel, sır gibi saklanan yandaş medya gerçeğini açıkladı!

Özgür Özel, sır gibi saklanan yandaş medya gerçeğini açıkladı!

  • 29-05-2019, ABC gazetesi

Özgür Özel, sır gibi saklanan yandaş medya gerçeğini açıkladı!Özel, Yandaş medyanın çalışma şeklini açıklayarak” Hepimiz biliyoruz ki bir merkezden üretilen manşetler, bir merkezden yaratılan algı operasyonları ve mutlaka ve mutlaka ‘1’inci sayfayı bir görsün bakalım bizim başkan, ondan sonra baskıya girersiniz’ diye gece yarılarına kadar basın emekçilerinin bekletiliyor” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, gazeteciler Yavuz Selim Demirağ ve Sabahattin Önkibar’a yönelen saldırıların ardından gözaltına alınanların serbest bırakıldığını belirterek, gazetecilere yönelik saldırılarda cezaların caydırıcı hale getirilmesini önerdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı manşetlere bizzat karar veriyor diyen CHP’li Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’nda partisinin gazetecilere yönelik artan saldırıların araştırılmasına yönelik grup önerisinde yaptığı konuşmada, “Bugün Türkiye’de gazeteciler tarihimizin en kötü günlerini yaşıyor. Anadolu Ajansı’nın dahi üzerinde bir vesayet odağı var. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve bizzat İletişim Başkanı, şu anda basın kartlarının kime verileceğini, gazetelerin hangi manşetlerle çıkacağını, hangi siyasi parti temsilcisinin hangi gazetede, hangi televizyonda kaç dakika kalacağına bizzat karar veriyor.

Ben şunu duymak isterim: ‘Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na gazeteler baskıya girmeden önce gönderilmiyor, -3, 5 tane buna direnen muhalif gazete hariç- manşetlerini İletişim Başkanı görüp onay vermiyor, bu doğru değildir’ denmesini isterim burada. Ama bu yalanlamayı yapabilecek durumda değilsiniz. Hepimiz biliyoruz ki bir merkezden üretilen manşetler, bir merkezden yaratılan algı operasyonları ve mutlaka ve mutlaka ‘1’inci sayfayı bir görsün bakalım bizim başkan, ondan sonra baskıya girersiniz’ diye gece yarılarına kadar baskı makinelerinin başında bekletilen basın emekçileri ve Türkiye’nin savrulduğu durum yani ön sansür pozisyonuna gelmiş durumdayız” ifadesini kullandı.

Özgür Özel, şunları kaydetti:

SAVUNULACAK BAHANE BULUNACAK TARAFI YOK

“4’üncü güç, demokrasinin 4’üncü gücü ne durumda? Dünyada Basın Özgürlüğü Endeksi var. Bununla AKP dönem dönem övündü, geldiğinde 180 ülkede 99’daydık, 90’lara doğru yaklaştıkça övünüyordu, aynı endekste 157’nci sıradayız. 180 ülke içinde siz geldiğinizde 99’uncu sıradayken bugün 157’nci sırada. Bunun savunulacak, kenarından dolaşılacak, bir bahane bulunacak tarafı da yok. 10 Mayıs günü Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ, 25 Mayıs günü de Odatv yazarı Sabahattin Önkibar evlerinin önünde sopalı birden çok kişi tarafından darbedildiler, öldüresiye dövüldüler, çok uzun iş göremezlik raporları var.

Bunlar 2019 Türkiye’sinde bu gazeteciler muhalif söylemlere sahip diye oluyor. Sadece onlar değil, Antalya’da İdris Özyol ve Engin Çevik, Adana’da da Hakan Denizli isimli yerel gazeteciler aynı şiddetin kurbanı olmuş durumdalar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu prompterdan konuşarak diyor ki: ‘Tayyip Erdoğan Türkiye’si bugün herkesin kendini ifade ettiği, kimsenin korkmadığı, kimsenin çekinmediği bir ülkedir.’ Okudukları gazetenin yazarının elinde beyzbol sopaları olan vandallar tarafından dövüldüğünü, kan içinde kaldığını, kaburgalarının, kemiklerinin kırıldığını görünce bu ülkede insanlar korkmaz mı? Gazeteciler o kalemi tekrar tutuyorsa sizin yarattığınız özgürlük ortamından değil, yüksek ahlakları ve baskıya karşı üstün dirençleri ve mesleklerine bağlılıklarından dolayı tutuyorlar. Ya tutamayanlar ya yazarken kendiliğinden kendini sansürleyenler? Bunu yapmaya mı geldiniz erdemliler hareketi olarak?

SUSMAYIN HEP BERABER ÇÖZELİM

On yedi yıl önce yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğiz diye gelip de bugün Türkiye’de gazetecilerin kanlar içinde yerde yattığı görüntülerinin üstüne trollerin ‘Öyle konuşursan böyle oldu’ paylaşımlarını mazur gören bir iktidar anlayışı olabilir mi? Ve bu dil birileri tarafından teşvik ediliyor. ‘İllet’ diyen ‘zillet’ diyen ‘terörist’ diyen… Adamın kardeşine, çocuğuna, arkadaşına ‘illet, zillet, terörist’ diyen, hedef gösteren ve gösterilen hedef kanlar içine boğulduğunda mahcup, üzüntü mesajları atmak yerine burada bir tavır göstereceğiz. Hekime karşı şiddetle ilgili mücadeleyi 16 kere reddettiniz 16 kere. Ne zaman Ersin kardeşimin böğrüne Gaziantep’te bıçağı sonuna kadar sokup çevirdiler, önergeyi kabul ettiniz. Hekime karşı, sağlık çalışanlarına karşı şiddet için oturuldu, toplanıldı, gereği yapıldı mı? Önerilerin büyük bir kısmı duruyor.

Ama ne çıktı ortaya? Dendi ki: ‘Caydırıcı olması için: Bir, tutuksuz yargılamayı neredeyse imkânsız kılacak düzenlemeler yapmalıyız; iki, cezayı ağırlaştırmalıyız.’ Şimdi, sağlık çalışanlarının böyle bir özel düzenlemeyi çoktan hak ettiği konusunda hemfikiriz, peki gazeteciler hak etmiyor mu? Gazeteciye sağlayacağınız özgürlük ortamı ve ona sağlayacağınız güvence toplumun haber alma hakkına sağlanmış güvencedir, toplumun özgür düşünce ve özgür düşünceye özgürce ulaşma hakkına sağlanmış güvencedir, demokrasiye sağlanmış güvencedir. Bunu yaparsanız hepimiz seviniriz ama gururu iktidara kalır. Neden bundan çekiniyorsunuz? Neden burada gerekli adımları atmıyorsunuz? O zaman sustuğunuzda şiddetin ortağı olursunuz. Susmayın, hep beraber çözelim.”

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 15 Mayıs 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 15 Mayıs 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Haftanın tüm iğneleri basın mensuplarına saldıran sokak takımı ile onları sokağa süren, kışkırtan çıkarcılara ve hazımsız partililere…

İTİBAR
YSK seçimin yenilenmesi kararından sonra yapılan eleştiriler üzerine, “Hakimlerin hedef gösterilmesi ve itibarsızlaştırılması kabul edilemez” açıklaması yaptı.
Hakimin itibarını verdiği karar korur…

ÖRTÜLÜ
RTE döneminde örtülü ödenek bütçeye göre 2.5 kat arttı.
Yap, ört…

SAF
Cumhurbaşkanlığı Arşiv Daire Bk. Muhammet Safi, İmamoğlu’nunher şey çok güzel olacak” sloganını paylaşan sanatçıların isimlerini kaydedip yayımlayarak hedef gösterdi.
Safi saf sahi…

YASAK
İmamoğlu’na destek açıklaması yapan sanatçılara yasaklama başlatıldı.
Milletin parasını al, millete karşı kullan,
Hadi oradan…

SAYE
AKP Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu, sosyal medya hesabından Ekrem İmamoğlu’na destek veren sanatçılar için “Erdoğan sayesinde milyonersiniz” dedi.
Acun’la macunla karıştırmış..

YSK
AKP’nin YSK temsilcisi Recep Özel, YSK kararına tepki gösteren sanatçılara “Sanatınız da, adamlığınız da yalan! “dedi.
Genel başkanları iş adamlarının konuşmasına tepki gösterir de avanesi durur mu?
Ne adam olduğu belli olmayanın adamlık değerlendirmesi kabul olur mu?..

GEBER
Kanserle mücadelesinden dolayı RTE’nin “manevi kızım” dediği kanser hastası Göknur Damat’a, “her şey iyi olacak” paylaşımı yaptığı için “Daha gebermedin mi?!” diye hakaret mesajları yağdırıldı, yetmedi bıçaklandı.
Göknur bir gün ölür, o ahlaksızlar her gün geberir…

SAVAŞ
Her seçim öncesi sınır ötesi savaş haberleri yapan RTE bu kez hem Membiç hem Fırat’ın doğusu harekatı dillendirdi.
Seçim zorlaştıkça cephe genişliyor…

AKAR
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ile sınır hattındaki birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulundu.
24 Haziran seçiminden önce de “Kandil’e harekatın başladığı “haberini vermişti…

SEVAP
 TV programında bir seyirci İlahiyat Profesörü Mustafa Karataş’a “Eğer Camiye dolar bağışlasam, dolar arttıkça sevabım artar mı?” diye sordu. “Artar” yanıtı aldı.
Doların artmasına neden olarak vatandaşı fakirleştirenlerin günahı artar mı?…

DÖVİZ
RTE başkanlık seçimini kazanınca Doları düşürecekti.
Dolara gücü yetmediyse de halkı zora düşürdü…

ÇIKAR
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Romanya’daki AB zirvesinin ardından yaptığı açıklamada Rum lider Anastasiadis’in kendilerinden Türkiye’ye karşı Kıbrıs’ın çıkarlarını savunmasını istediğini, kendilerinin de bunu yapacağını belirtti.
Bakmak lazım;
Rum çıkarından Almanya’ya ne çıkar?…

MERKEZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocukların gelmediği, gençlerin uğramadığı, hanımların sahip çıkmadığı camiler boynu bükük kalmaya mahkumdur. Cami merkezli hayatı özendirmemiz gerekiyor.”
Cami merkeze, biat lidere…

YANDAŞ
Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, “Yargı idarenin yandaşı ya da idarenin faaliyetlerine sürekli engel çıkaran bir güç gibi değerlendirilmesin.”
Size bağlı…

SALDIRI
Gazeteci Yavuz Selim Demirağ’a, TV’de belediyelerdeki yolsuzluklarla ilgili yaptığı programdan evine dönüşte 6 sokak köpeği saldırmış.
Yargımız çok adildir.
Köpekleri salar, onlara kemik verenleri korumaya alır…

ÖDÜL
RTE, Gazeteci Ahmet Hakan’ı dövmekle tehdit eden AKP milletvekili Abdürrahim Boynukalın’ı AKP Londra temsilcisi yapmış.
Saldırganlara ödül kalkanı…

KESKİN
Damat Bakan Albayrak, ” enflasyonda keskin düşüşler göreceğiz” dedi.
Adamın her dediği çıktı.
Haziran Mayıs’tan daha keskin olacak…

UŞAK
Fenerbahçeliler “Her şey çok güzel olacak” pankartı açtı.
RTE, “FETÖ’nün uşağı olan kişiler sloganlarını tribünlere asıyorlar. Hepsi kayda alınıyor.”
Ne istedilerse verenler bunlar mıydı?…

HIRSIZ
RTE ve Binali Yıldırım’ın seçim çalışmalarını “çaldılar” üzerine oturtacakları anlaşılıyor.
Herkes en iyi bildiği üzerinden gider…

PKK’LI
Bazı PKK’lıların İmamoğlu’na destek açıklamaları üzerine Kılıçdaroğlu, “Biz herkesin oyuna talibiz ama terör örgütünü kınar ve lanetleriz” dedi.
CHP’ye PKK üzerinden ateş açan iktidar ve borazanlarının dikkatine…

ÖMER HAYYAM’DAN :

Bedeninde et, kemik, sinir kaldıkça,
Dünyadaki yerini bil, kendinden şaşma,
Düşman Zaloğlu Rüstem olsa ger göğsünü,
Dostun Karun olsa iyilik altında kalma…

E. Tümg. Naci BEŞTEPE : Ayrıştıranlardan birleştirenlere

Ayrıştıranlardan birleştirenlere

????????????????????????????????????????????????????????????


E. Tümg. Naci BEŞTEPE
AYDINLIK
, 12.09.2016

Türk halkı Atatürk’ten sonra her dönemde ayrıştırıldı. Siyasetçiler kâh bu ayrışmanın mimarı oldu kâh maşası. Demokrat Parti ile başlayan çok partili dönem ayrışmanın tırmanışa geçme aşamasıydı.

“VATAN CEPHESİ”, kutuplaştırmaydı.

Birkaç çocuk bir araya gelince, Plevne Marşı’nın adapte edilmiş halini söylerdik:

Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu?
Kahrolası diktatörler bu dünya size kalır mı?

Menderes’in idamı demokrasimizde yaradır. Ancak, ayrışmadaki rolü yadsınamaz.

DÜŞMAN ÜRETME

27 Mayıs’ın devrimci havası çok sürmedi. 1968’de kıvılcımlanan Avrupa Gençlik Hareketi, Türkiye’ye sağ-sol çatışması olarak sokuldu. Demirel ve Türkeş’in başını çektiği “MİLLİYETÇİ CEPHE” oluşturuldu bu kez de.
Komünist-faşist ayrımı canlar yaktı.
Okunan gazete-dergi, devam edilen okul, kalınan yurt, üye olunan dernekler düşman belirlemede rehberdi. Çatışmalar nerdeyse ilkokullara inmişti.

12 EYLÜL DARBESİ

12 Eylül (1980) sabahı biten sağ-sol çatışması tutuklama furyasına dönüştü.
Sivas’ta görevlendirilmiştim. Gökten ihbar yağıyordu. Yurt içi-dışı fark etmiyordu.

ERGENEKONCU / PARALELCİ

Ülkemizin dibini oyma oyunları bitmiyor. AKP ile laik-dinci ayrımı ateşlendi.
2007’de başlayan Ergenekon-Balyoz vb. davalar ile yurtseverler kumpasa alındı.
“Ergenekoncudur!” demek yeterliydi birilerini 3-5 yıl yatırmak için.
17-25 girişimi ile Ergenekoncular temize çıkarken “Paralelci” suçlaması öne çıktı.
15 Temmuz darbe girişimi ile “Darbeciliğe” terfi ettiler.
Şimdi her sabah kaç yüz/bin kişinin FETÖ’cü olmaktan tutuklandığı haberleri ile uyanmaktayız. İhbarcılık iliklerimize işlemiş.

FETÖ’cü darbeden tutuklu generalin ağabeyi AKP milletvekili Dişli bile, mahkemelik olduğu iş adamına, “Savcıyla konuşup FETÖ terör örgütü ile ilişkilendirip seni içeriye aldıracağım” diyor.

Yavuz Selim Demirağ gibi bir milliyetçilik timsali Yeniçağ yazarları gözaltına alınıyor. CHP’li vekillere çamur atılıyor. Sözcü Gazetesi tehdit ediliyor.
Rakipleri, muhalifleri silmek için fırsat bu fırsat. Ayır, böl, parçala.
Senaryo aynı, oyuncular farklı.

YETER, BİRLEŞMEYE BAKIN

İktidardakiler, muhalefettekiler, siyasettekiler, medyadakiler…
Her kesimden vatandaşlar. Yeter artık. Bölmeyin birleştirin. Bölünmeyin birleşin.
Her yanımız ateş çemberi. İçimiz yangın yeri. Birleşmeye, birleştirmeye bakın.
Sonra ihbar edecek kimse bile bulamayacaksınız.

Balyoz’dan tutuklu bir arkadaşım, “Duvara toslaya toslaya doğru yolu bulacağız” demişti. Yeter bu kadar toslama. Milli iktidar birleşmenin adresidir..

*****

PAZARTESİ İĞNELERİ

İZ

RTE, “At izi, it izine karıştı.” Doğrudur.
2003’ten beri, artarak…

KARANLIK

Yaz saati uygulaması devam edecek. Karanlık sevenlerin kararı…

MEZAR

Topbaş’ın damadı FETÖ’den tutuklandı.
“Hainler mezarlığı”nı kim, kimin için istemişti?…

KOL

Hakan Fidan’ın sağ kolu Basri Aktepe FETÖ’den tutuklandı. Sol kol?…

================================

Teşekkürler değerli dostumuz Sn. E. Tümg. Naci BEŞTEPE Paşamız..

Sevgi ve saygı ile.
13 Eylül 2016, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Engin Alan’dan iletiler : ADALETİ BATASICALAR !


Dostlar,

Cezaevinde kalan tek Milletvekili E. Korg. Engin Alan Paşa’nın
yerden göğe haklı sitemlerini Yeniçağ‘da Yavuz Selim Demirağ yazdı..

Okuyalım..

Gündem ise iğrenç oyunlarla işgal altında..

  • Türkiye AKP ile öyle zarar gördü ki; ne haddi var ne de hududu..

Sevgi ve saygı ile.
Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===================================

ADALETİ BATASICALAR ! 

PORTRESI_bayrakli_bordo_bereli

 

 

 

 

 

Engin Alan’dan iletiler..

Yavuz Selim DEMİRAĞ
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/engin-alandan-mesajlar-29396yy.htm
11.01.2014, ysd592@gmail.com

Yavuz_Selim_Demirag_portresi

 

 

 

 

AKP hükümeti köşeye sıkışınca yeni ittifakların peşine düştü.

Kimilerine göre yeni ortakları arasında BDP var.
KCK davasından tutuklu 5 milletvekilinin gece yarısı tahliyesi ve
ardından Meclis’te yemin edişi, söz konusu arayışın göstergelerinden.

İçeride bir tek MHP’li Engin Alan var.

Hükümet Alan’ın tahliyesi için pazarlığa girmeye gayret ederken,
Alan “Ömrümün sonuna kadar yatmayı tercih ederim! diyerek tepkisini
dile getirdi. Sincan Cezaevi’ndeki Alan’ı daha önce ziyaret etmiştim. Bu kez
Müyesser Yıldız geçtiğimiz gün gitti. İletileri son derece düşündürücü.
Engin Paşa’nın Müyesser’e anlattıklarını özetlemeye gayret ettim.

“Türk Milleti bu 5 vekilin ettiği yeminin bir kelimesine inandığını
düşünüyor mu? Hafta sonu Şırnak ve Cizre’de söylediklerine baksın milletimiz. Bunları söyleyen insanların iki gün sonra “Büyük Türk Milleti” demesinin ciddiyeti olabilir mi? Milletin özünden kaçırmasınlar,
bu 2. Habur Vakasıdır, hatta ondan ağırdır.
Özellikle vurgulamak istediğim şu:

  • Eğer Türk Milleti bu 5 kişinin Meclis’te, Alan’ın hapiste olmasını
    içine sindiriyorsa, ömrümün sonuna dek burada kalmaya razıyım.”

Son tahliye olan BDP milletvekillerinin Meclis’te yeminden önce Şırnak ve Cizre’de
nasıl karşılandığını ve yaptığı konuşmaları millete duyurmasını istedi Alan Paşa.

Müyesser devam ediyor :

TBMM’de tutuklu milletvekilleri sorununu çözmek için bir komisyon kuruldu.
MHP bu komisyona üye vermese de AKP, CHP ve BDP Anayasa’nın 83’üncü maddesinin değiştirilmesi konusunda ilke kararı aldı. Bu gelişme kamuoyuna, “Engin Alan’a
tahliye umudu” olarak yansıdı. Peki kendisinin umudu var mı? Şunları söyledi:

“Bu filmin, bu tiyatronun böyle oynanacağını bildiğim için sürpriz olmadı. Anayasa değişikliğinin çıkıp çıkmayacağını bilmiyorum, merak da etmiyorum. Komisyona havale edecekler, zamana bırakacaklardır.
Nasılsa Sebahat Tuncel dışarıda, ben içerdeyim…”

Gazetelerde Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin, Leyla Zana hakkında “terör örgütü üyeliğinden” verilen mahkûmiyet kararını bozduğu haberleri vardı. Bu konuda
devam edip, kendileriyle ilgili mahkûmiyet kararını onayan yerin de aynı daire olduğunu hatırlatan Engin Alan,

Görevle ilgili yaptığımız bir konuşma, 2 dijital veriyle biz darbeci oluyoruz. Ancak Leyla Zana’nın yıllardır yaptıkları terör örgütü üyesi olmaya yetmiyor. Aysel Tuğluk’un silinen 14 yıl 7 ayına da şapkamı çıkarıyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’a “Devlet krizi yok” dediği için Engin Alan yaşananların adını koymasını meselesinde. şu fotoğrafı çekti:

“Cevabı çok net; AKP, ’devleti ben yöneteceğim’ diyor.
Cemaat, ’Olmaz beraber yöneteceğiz’ diyor.
Ben bu ülkenin normal bir ülke olması gerektiğini çok önce söyledim.
Bu da onun sonucu. Yönetimi, yapısı, kurumları hepsi ayrı sorunlu.
Yargının, yasamanın, yürütmenin hali ortada. Güçler ayrılığı dediğimiz norm yerle bir olmuş. Böyle bir ülke normal olabilir mi?

  • Bu bir devlet krizdir.

Bu krizden akılla, sağduyuyla, doğru bir devlet yapılanmasıyla, gerçek bir demokrasiye dönüşle, insan haklarına saygıyla, gerçekten bağımsız ve yansız yargıyla çıkılabilir. Özellikle şu anda yargıya olan güven sıfıra yaklaşmıştır.

Bu, devletin çöküşünün en ciddi belirtisidir.”

Bir başka sıcak gündem maddesi; Ergenekon – Balyoz davalarında yeniden yargılama yolunun açılması ve “kumpas”  iddiaları… Alan’ın bunlara ilişkin yanıtları da sert oldu. İşte o sözleri:

“Mahkeme Başkanı Ömer Diken’in son açıklamalarını herkes okusun..
Bu kafadan sonuç çıkar mı? Artı; yandaş, yalaka takımı yeni bir konsept oluşturuyor. Şöyle: ‘Efendim haksızlık yapılmış olabilir… Ceza takdirinde yanlışlık olmuş olabilir’… En önemlisi de ‘kurunun yanında yaş da yanmış olabilir’ diyorlar. Bu büyük bir tuzak ve kamuoyuna yönelik bir
algı yönetimidir.”

Ve Genelkurmay’ın “kumpas” la ilgili suç duyurusu…
Çok sitemliydi Engin Alan, şunu söylemekle yetindi:

  • “Genelkurmay Başkanlığı veya TSK, Başdanışman Yalçın Akdoğan’ın sözüyle bu işin kumpas olduğunu anladıysa, çok geç… Kara Kuvvetleri Komutanlığı bilirkişi raporları, üniversitelerin, yabancı bilişim uzmanlarının raporları var. Hepsi de Genelkurmay’ın elinde.
    Bu söz mü bu davaların sorunlu olduğunu gösterdi?” 

“Hoş geldin Balbay…”

 

“Hoş geldin Balbay…”

Yavuz_Selim_Demirag_portresi

Yavuz Selim Demirağ
YENİÇAĞ,
13.13.13

 

 

Değerli meslektaşımız Mustafa Balbay tahliye oldu ve TBMM’de yemin ederek göreve başladı. Balbay’a CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu gibi “aramıza hoş geldin” demeyeceğim. Beş yılını, yazdıkları ve yazacakları geçen duvarlar arkasında geçirdi.
Elbette vatandaşlarımızın oyları ile seçildiği için milletvekilidir. Ama öncelikle
Mustafa gazetecidir.

Gazetecilikten yargılandığı için her şeyden önce yargılanan gazetecilerin vekilidir.

Gazetecilikten önce insan olarak, dost olarak kezlerce Silivri’ye gittim. Benim kadar davaları izleyen bir başka yazarın olmadığını biliyorum. Balbay ile duruşma aralarında sohbetler ettik. Açık görüşme şansımız oldu. Dostluğumuzu Silivri’deki hukuksuzluk pekiştirdi. Her görüşmemizde gazetecilik refleksi ile  “dışarıda durum nasıl?” sorusunu yöneltmiştir. Ben de her kezinde “Dışarıda durum daha kötü.. İçerisi daha güvenli,
en azından içtenlikli. Şu günlerde içeride olanlar biz dışarıdakilerden daha şanslı,
daha mutludur..” sözleri ile geçiştirmeye çalışırdım durumu.

Karşılama ve uğurlama ritüellerinden korkarım. Duygusal tarafım ağır basar, dayanamaz da koyuveririm kendimi diye endişelenirim. Belki de bu yüzden Sincan çıkışında kucaklaşmaktan kaçtım. Beş yıl sonra döndüğü yuvasına varamadım. Tutuklanmadan birkaç gün önce çayını içtiğim Cumhuriyet’teki odasına gidemedim. İçeride yeşile ve çiçeğe hasret kaldıklarını bildiğim halde bir buket çiçek sunamadım O’na..

O içerideyken durmadan, bıkmadan yazdığı her bir kitabı imzalayarak vermişti,
ben de “Teğmen Çelebi ve Dijital Terör” ile karşılık vermiştim.

Birkaç gündür içim içimi yiyor. Mamak’tan sevgili kardeşim Kürşad Güven Ertaş, Hasdal’da yaptığı resmi Müyesser Yıldız aracılığı ile göndermiş. Ben resim de yapamam ki.. Mutluluğun resmini, işin kolayına kaçmadan çizebilecek kabiliyetim de yok..
Çam sakızı çoban armağanı bir şeyler bulabilme umuduyla vurdum kendimi yollara. Bozkır kenti olan Ankara’nın ayazı çarpınca suratıma Ahmed Arif’in dizeleri geldi aklıma..

Bunlar Ergenekler ve çiyanlardır
Bunlar
Aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü…

Oysa Mustafa’nın Adiloş Bebe’yi tanıdığından eminim. Dahası benim unuttuğum dizelerin tümünü bir çırpıda ezberden okuyacağına da inanıyorum. Sırtında çantasıyla memleket memleket gezip  “Adiloş Bebe” lerin fotoğraflarını çekip, haberler yaptığını, kitaplar yazdığını da biliyorum. Ama mahpusluk zor zenaat.. Dile kolay ama beş kez 365 günü devirdi ne de olsa.. İçeriden dışarıdaki gelişmeleri belki bizden daha iyi izlemiş olabilir.

Dışarıda her köşe başında bir pusunun olabilme olasılığını unutmuştur belki.
Orospu saldırıların puşt zulası, bizler gibi O’nu da hedef seçebilir.
Yılların mahpusluğundan sonra insanların sokaklarda  yürüyemediğine, gece yumuşak yataklarında uyuyamadığına tanık olduğum için deneyimlerimi paylaşayım dedim.

  • “Varamaz elim. Ayvasına, narına can dayanamazken, kırar boynumu yürürüm. Kurdun, kuşun bileceği hal değil, sormayın hiç Laaaaal…
    Kara ferman çıkadursun yollara, yarin bahçesi tarumar,
    kan eder perçem…”<

diyen Ahmed Arif’in  “Bir de ağzı var dili yok Diyarbakır Kalesi” sözlerinin üzerinden çok vakit geçtiğini, Diyarbakır’ın bölücülükle neredeyse bütünleştiğini hatırlatayım dedim.

Balbay ile Prof. Mehmet Haberal’ın Silivri’de kesişen kaderleri, TBMM’de birleşti. Haberal Hoca bilim adamı.. Halen insanlara şifa dağıtmak için çabalıyor. Ama Mustafa Balbay gazeteci… Bir dönem kulislerinde
haber peşinde koştuğu Meclis koridorlarında şimdi hukuksuzluğu kovalamalı diye düşünüyorum. Doğduğunda töre gereği üç gün aç tutulan Adiloş Bebe örneği şimdi saldırmalı haksızlığın üzerine..

Hoş geldin Mustafa..
Dün memleketin İzmir’deydim..
Ankara da, Türkiye de özlemiş seni.. Aramıza hoş geldin gazeteciliğinle…
(http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=29083, 13.