ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 14 Temmuz 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

YARGI-BAY

Yargıtay, FETÖ sanığı Mustafa Bilgili iddianamesini esas alarak 28 Şubat Davası sanıklarından 14’üne verilen müebbet hapis cezasını onadı.

Türk Milleti adına mı, FETÖ adına mı?

Yargıtay, yargıya bay bay!..

ALDIRMA

Devlet Bahçeli, “Kim demiş Sayın Soylu yalnız diye, kim demiş Soylu sahipsiz diye. Hakkında ne söylenirse söylensin, bizim denilenlere aldırış etmemiz mümkün değildir” dedi.

Tutmayın Soylu’yu…

DEVRİM

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “4-6 yaş sınıfı çocuklarımız için açtığımız Kur’an kursları ülkemizin manevi kalkınmasında devrim niteliği taşıyan çok önemli bir projemizdir” dedi.

Karşı devrim niteliği dese daha yakışır…

UÇAK

İktidara gelince Cumhurbaşkanlığı uçakları ve arabalarını satacağını söyleyen Kılıçdaroğlu’na RTE, “Dünyayı dolaşacaksın. Neyle? Tarifeli uçaklarla mı?” dedi.

Tarifeli uçakla dolaşırsa, tek alyansla yola çıkanın itibarı sıfırlanır!…

SEÇİM

İzmir’de aralarında CHP ve HDP’nin de olduğu “Emek ve Demokrasi Güçleri” miting düzenledi.

Mitingde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “sonuna kadar hep beraberiz” dedi.

Pervin Buldan da terörist başı Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılmasını istedi.

Hırsızlık, yolsuzluk, israf, yobazlık, yasa tanımazlık ve diktatörlükten kurtulalım derken karşı seçenek bölücülük mü olacak?..

KALP

RTE Diyarbakır konuşmasında, “Bir insanın kalbinde ve kafasında ne varsa dil onu söyler” dedi.

Konuşmalarında AKP’liler dışındakilere hakaret ve nefret yağdırmasını daha iyi anladım…

SOLCU

Zülfü Livaneli, Atatürk, İnönü ve Baykal’ın solculuğunu beğenmemiş.

Onlar emperyalizme hizmet etmedi, sıkışınca yurdu terk etmedi…

SİLAH

Sedat Peker, 15 Temmuz’dan sonra Bakan Soylu tarafından AKP’li gençlere silah dağıtıldığını yer-zaman- şahıs göstererek açıkladı.

Eyyy savcılar, soruşturmazsanız bir gün size de döner o silahlar…

ETİK

Kamu Görevlileri Etik Kurulu oluşturuldu.

Kurul üyeleri eski Cumhurbaşkanı danışmanları, AKP milletvekilleri ve belediye başkanı. Kurul Başkanı da RTE ile çay toplayan eski Danıştay Başkanı.

Kurulun oluşumu etik olacak ki, görevlilere etikten dem vurabilsin…

FAKİRLİK

Karaköy’de çöpten yemek yiyen bir vatandaş görüldü.

Montajdır. AKP fakirliği bitirdi!..

CEZA

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, daha önce “medeni hukuk ve laikliği hedef alan açıklamalarıyla” tepki çeken Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin (GATA) eski başhekim yardımcısı Ali Edizer’in, “30 ihtar puanıyla cezalandırıldığını” ve disiplin raporu kapsamında Ankara Güdül Devlet Hastanesi’ne atandığını açıkladı.

Okşama gibi…

AÇILIM

RTE, Diyarbakır’da çözüm sürecinin yeniden canlandırılacağı sinyalini verdi.

Nagehan Alçı desteği çaktı.

Millet İttifakı’nı suçlar, iktidar için her kapıyı çalar…

PROTOKOL

AKP Genel Başkanvekili Kurtulmuş’un da bulunduğu protokol davetlileri için Fatih Camisinde koltuk düzeni oluşturuldu.

Cemaatte eşitlik mi vardı?..

SORUYORUM                         :

  1. 128 milyar Dolar nerede?
  2. Sarıklı amiral soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Ruhsar Pekcan ve öbür Bakanların devlete mal satışının soruşturulması neden engelleniyor?
  4. Sedat Peker’in iddiaları neden araştırılmıyor? Suçlananlar neden konuşmuyor?
  5. Halkın silahlandırılması (AS: AKP yandaşlarının) iç savaş hazırlığı mıdır?

DENİZ BAYKAL gerçekte kim?…

DENİZ BAYKAL gerçekte kim?…

(AS: Bizim kısa katkımız, sorumuz ve dileğimiz yazının altındadır..)

Çok rica ediyorum, bu yazıyı sonuna kadar okuyun. Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi! Seçimler öncesi CHP’ye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım. Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum. Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım. Bunu bir borç olarak görüyorum:

“İKİ AY DAYANAMAZ” DEMİŞTİNİZ

Deniz Bey lütfen hatırlayın: 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen’in evindeydik. Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum. Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan’ın ise Meclis’e girme umudu kalmamıştı. Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olmadan başbakan olma” önerisini reddetmişti.

Türkiye’nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak!” diye tutturdunuz. Sizi “Çok tehlikeli bir oyun bu!” diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, “Hayır!” dediniz “İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.” Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim:

“Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan’ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika ve Avrupa desteği de var. Program Türkiye’yi
ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek;
tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek.”

İki ay dayanamaz iddianızı, görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar.” tezine oturttunuz. Ama bunların hepsi bahaneydi ….

ÇÜNKÜ siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi
yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.

O zaman ben sizin TAYYİP ERDOGAN’LA seçim öncesinde Beylerbeyi’nde
GİZLİCE BULUŞTUGUNUZU ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.

TÜRKİYE’nin kaderiyle oynayacak böylesine bir hareketin içinde olacağınıza
ihtimal vermedim. Bu gecenin tanıkları var:
ÖNDER SAV,
EŞREF ERDEM,
MEHMET SEVİGEN
BÜLEND TAN ve YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir.  Siz de bilirsiniz.

Tartışmanın sonunda dediniz ki: Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rötuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız?”

Evet.. Yıllar geçti fakat 2007 seçimlerinden sonraki o fotoğrafı cebinizden çıkarıp
bakın Deniz Bey. Ve düşünün; Meclis grubunda “Erdoğan’ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!” diye bas bas bağırmanıza değdi mi?

Söyle DENİZ BAYKAL, DEĞDİ Mİ??…

Erdoğan’la Beylerbeyi’nde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi?? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)

Başbakan olmak, elbette Erdoğan’ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP’nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan. Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa’yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan’ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın % 1’ini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu. Size o gün söylediğim gibi, o gün Türkiye’nin kaderini değiştirdiniz.

Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. “Öyle değildi. Böyle konuşmadık.” deyin.

SIKIYSA DEYİN….

Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin.

HODRİ MEYDAN..

Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.

Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim. Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız.

“YAKIN DOSTUNUZ MELİH GÖKÇEK”

Tayyip Erdoğan’ın %34 oyla Meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin SEBEBİ sizsiniz. Daha önce Refah Partisi’nin belediyeleri ele geçirmesi de sizin oyları bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti..

Tayyip Erdoğan’ların ve yine çok yakın dostunuz olan Melih Gökçek’lerin en büyük
şansı sizdiniz.

  • CHP’nin ise en büyük şanssızlığı oldunuz.

Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen
partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz.

Erdal İnönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup
halkın karşısına çıkmanız gerekirken; eski MHP’lileri, eski ANAP’lıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.

Size defalarca, bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz!” dememize rağmen,
sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz.

Sağcıları ve sekreterinizi Meclis’e sokarken, İsmet Paşa‘nın Avrupa Konseyi’nde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehan’ı
Meclis dışında bıraktınız.

NEDEN??

İnanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı çıkmasaydım,
keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı…. Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara.

Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de. Bad-el harab-ül Basra!

Zülfü Livaneli
=============================

Dostlar,

CHP’nin günümüzdeki genel başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu‘nun benzer bir işlev / rol üstlenmemesi ve benzer hataya düşmemesi dileğiyle paylaşma gereği duyduk bu tarihsel yazıyı / belgeyi….

Öyle ya; KORONA SALGINI ülkeyi kasıp kavuruyor, 6 ay bitmek üzere ve salgın denetimden çıkmış durumda. Sürekli benzer hatalar sürdürülüyor ve her gün 20’nin üstünde insanımız ÖNLENEBİLECEK İKEN ÖLÜYOR, 1500’ü aşkın yeni hasta tanısı konuyor. Bunlar makyajlı veriler; gerçekte en az birkaç katı…

Ancak bu bağlamda anamuhalefetten etkili bir muhalefet çıkışı bir tülü göremiyoruz!? AKP = RTE‘nin “ustaca” (!) gündem oyunlarının ardından sürükleniliyor.. Üstelik ekonomi yerin 7 kat dibine dek bat(ırıl)mışken..

Merhum Süleyman Demirel yaşasaydı AKP = RTE iktidarı kaç gün dayanırdı acaba yürüteceği ustaca muhalefete??

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Celal Topkan’dan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup

Celal Topkan’dan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı

Sayın Genel Başkanım,

Parti Meclisi toplantılarında, CHP Meclis Grup Toplantısı konuşmalarınızda, il başkanları ve belediye başkanları toplantılarında, basına yaptığınız açıklamalarda: Ankara, İstanbul, Bursa, Mersin, Adana belediye başkanlıklarını istiyorum diyorsunuz.

Bu isteğiniz isteğinizin gerçekleşebilir. Bu mümkündür.

CHP’NİN ANKARA, İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANLIKLARINI KAZANABİLMESİ İÇİN;

CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi toplantılarında, Salı günleri Meclis Grup toplantılarında İl başkanları toplantılarında, belediye başkanları toplantılarında yaptığı konuşmalarda sürekli Ankara, İstanbul, Bursa, Adana, Antalya ve Mersin büyükşehir belediye başkanlıklarını istiyorum diyor.

CHP, Ankara, İstanbul, Bursa, Adana, Antalya ve Mersin büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanabilir mi? Tabii ki kazanabilir. Ancak kazanabilmesinin koşulları var.

ANKARA
1973 Vedat Dalokay (CHP önseçim) kazandı.
1977 Ali Dinçer (CHP önseçim) kazandı.
1984 Vedat Dalokay (SODEP atama) kaybetti.
1989 Murat Karayalçın (SHP önseçim) kazandı.
1994 Korel Göymen (SHP atama) kaybetti.
1999 Murat Karayalçın (CHP atama) kaybetti.
2004 Yılmaz Ateş (CHP atama) kaybetti.
2009 Murat Karayalçın (CHP atama) kaybetti.
2014 Mansur Yavaş (CHP atama) kaybetti.

İSTANBUL
1973 Ahmet İşven (CHP önseçim) kazandı.
1977 Aytekin Kotil (CHP önseçim) kazandı.
1984 Korel Göymen (SODEP atama) kaybetti.
1989 Nurettin Sözen (SHP önseçim) kazandı.
1994 Zülfü Livaneli (SHP atama) kaybetti.
1999 Adnan Polat (CHP atama) kaybetti.
2004 Sefa Sirmen (CHP atama) kaybetti.
2009 Kemal Kılıçdaroğlu (CHP atama) kaybetti.
2014 Mustafa Sarıgül (CHP atama) kaybetti.

– 1973-2014 arasında yapılan belediye seçimleri sonuçlarından görüşüldüğü gibi CHP, Ankara ve İstanbul’da belediye başkan adaylarını merkez atamasıyla belirleyerek, halka aday dayatarak gittiği seçimlerde başarısız olmuştur. Seçimleri kaybetmiştir.

– Belediye başkan adaylarını partiye kayıtlı üyelerle önseçimle belirleyerek, gücünü halktan alarak gittiği seçimlerde başarılı olmuştur. Belediye başkanlığını kazanmıştır.

-Sayın Kılıçdaroğlu, yönetiminizde gidilen Mart 2014 yerel seçimlerinde belediye başkan adayları merkez atamasıyla belirlendi. 30 büyük şehir belediye başkanlığından 6’i (İzmir, Aydın, Eskişehir, Hatay, Muğla, Kırklareli), 51 il belediye 6’sı (Burdur, Çanakkale, Edirne, Sinop, Tekirdağ, Yalova, Zonguldak) kazanılabildi. Toplam 81 il belediye başkanlığından 12’si ancak kazanılabildi. Daha önce CHP’de olan Antalya, Mersin, Ordu büyük şehir belediye başkanlıkları ile Artvin il belediye başkanlığı kaybedildi.

Partinin tarihi ve sosyoloji, partinin referans kaynağıdır. Yol göstericisidir.
CHP, siyasal tarihine ve sosyolojisine uygun davranırsa,
Tarihinde başarılı olduğu seçimlerde izlediği siyaseti örnek ve model alırsa,
Ankara İstanbul başta olmak üzere belediye başkan adaylarını, partiye kayıtlı tüm üyelerin katılımıyla önseçimle halkla birlikte belirlerse,
Gücünü halktan alan bir siyaset yaparsa,
31 Mart 2019’da yapılacak olan seçimlerde başarılı olur.

Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Mersin, Eskişehir, Manisa, Kocaeli Muğla, Aydın büyükşehir belediye başkanlıklarını, il belediye başkanlıklarının çoğunu da kazanır.

Belediye başkan adaylarını:

Tarihinde başarısızlığına kaynaklık eden nedenleri görmezden gelerek/yok sayarak,
Partilileri ve halkı yok sayarak,
Parti içi iktidar hesabı yaparak, merkez atamasıyla belirlerse,
Siyaseti kendisi için yapan kişiler, belediye başkan adayı yapılırlarsa,
Tarih tekerrür eder.
CHP seçimlerde başarısız olur.
Elindeki belediye başkanlıklarını da kaybeder.
Parti üyesi ve eski bir CHP milletvekili olarak bu uyarıyı şimdiden yapıyorum.

Saygılarımla. 16.10.2018

Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili

2003-2011 arası Sosyal Demokrasi Derneği Genel Sekreteri,
2011-2013 arası Genel Başkan Yardımcısı.
Eylül 2011-Mayıs 2010 Arası Ankara İl Sekreteri
Atatürk Sonrası CHP’nin Başarısızlığı Nedenleri ve Sonuçları” kitabını yazarı
(Nisan 2016 Karınca yayınları)

Nazım Hikmet Moskova’daki mezarı başında anıldı

Nazım Hikmet,
Moskova’daki mezarı başında anıldı

Şair Nazım Hikmet, ölümünün 54. yılında Rusya’nın başkenti Moskova’daki mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. (AYDINLIK, 3.6.2017)

Nazım Hikmet, Moskova'daki mezarı başında anıldı

Moskova’daki Novodeviçye Mezarlığı’ndaki törene, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi
Hüseyin Diriöz ile Moskova’da yaşayan çok sayıda Türk ve Rus davetli katıldı.
Törene Türkiye’den gelenler arasında sanatçılar Zülfü Livaneli, Rutkay Aziz, Ahmet Mümtaz Taylan, Sunay Akın ile gazeteci Nebil Özgentürk gibi adlar yer aldı.
Konuşmalarla başlayan tören, Nazım Hikmet‘in mezarı başında beyaz güvercin uçurulmasıyla sona erdi. Törene katılanlar Nazım Hikmet’in mezarına karanfil bıraktı.
Moskova’daki Nazım Hikmet’i anma etkinlikleri çeşitli programlarla sürecek.
========================================
Dostlar,

Nazım Hikmet Türk Milletini Yok Edemezler. 1954 Budapeşte Radyosu

Nazım Hikmet`in 1954 yılında Budapeşte Radyosu`nda yapmış olduğu konuşma.

Türk Milletini bölemeyecekler”

Nazım,
İÇTEN İŞGALİ “evimize hırsız girmiş” örneği ile 63 yıl önce açıklıyor.

Bu bulunabilmesi güç olan ses kaydı için Ulusal Kanal`a teşekkürler.

Lütfen tıklayınız: http://www.siyaset-kursusu.net/

Sevgi ve saygı ile. 03 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Gazeteci ve yazarlardan imza kampanyası: #SeslerSusturulamayacak

Gazeteci ve yazarlardan imza kampanyası:

#SeslerSusturulamayacak

(AS : Bizim katkimiz yazinin altindadir.. )

Darbe girişimi sonrası OHAL kapsamında çıkarılan KHK’ler çerçevesinde radyo ve televizyon kanallarının polis baskınlarıyla mühürlenmesine, yayınların karartılmasına karşı
Hazirancıların daveti ile gazeteci ve yazarlar imza kampanyası başlattı. (04-10-2016)

Gazeteci ve yazarlardan imza kampanyası: #SeslerSusturulamayacak

‘Halkın haber alma hakkına sahip çıkıyoruz’ başlıklı imza kampanyasına aralarında
Zülfü Livaneli, L. Doğan Tılıç, Bülent Mumay ve Ahmet Ümit‘in de bulunduğu
birçok gazeteci ve yazar desteğini açıkladı.

Kampanya kapsamında yayımlanan “Sesler ve renkler susturulamaz” başlıklı çağrı metninde ise şu ifadeler yer aldı:

15 Temmuz kanlı darbe girişimi başarıya ulaşmış olsaydı tüm sesler sustururulacak, gazeteler kapatılacaktı.

  • Darbe girişimi bastırıldı ama bir darbe dönemi, AKP’nin OHAL’iyle yaşanıyor.
  • Sesleri ve renkleri susturmaya, gazetelerden, TV kanallarından, radyolardan devam ediyorlar.
  • OHAL’e dayanarak kapatma kararları, polis baskınları, gözaltılarla halkın haber alma hakkı engellenmeye, AKP’ye karşı olan herkes susturulmaya çalışılıyor.
  • İMC TV, HAYATIN SESİ TV, Yön ve Özgür Radyo‘ya yönelik bu zorbalığa karşı yan yana, omuz omuza durarak hayatın tümüyle karartılmasına karşı duracağız.
  • Medyaya yönelik baskılara karşı olan tüm sesleri, İMC’nin, HAYATIN ve susturulmak istenen tüm seslerin sesi olmaya çağırıyoruz.
  • Susmayacağız !
  • Özgürlükten, Demokrasiden, Laiklikten, Barıştan Yana Seslerin Susturulmasına
    Seyirci Kalmayacağız !”

İmzacılar      :
Ahmet Abakay, Ahmet Büke, Ahmet Şık, Ahmet Ümit, Ali Murat Hamarat, Aslı Tohumcu,
Atilla Aşut, Ayşenur Arslan, Ayça Söylemez, Ataol Behramoğlu, Barış İnce, Bülent Mumay,
Can Soyer, Ceyda Karan, Doğan Tılıç, Doğan Ergün, Elif Ilgaz, Emrah Polat, Emrah Serbes,
Enver Aysever, Erdem Gül, Erk Acarer, Ertuğrul Mavioğlu, Fatih Polat, Hakan Gülseven,
Haydar Ergülen, İbrahim Varlı, İsmet Demirdöğen, Kemal Göktaş, Merdan Yanardağ,
Mustafa Kuleli, Mustafa Kemal Erdemol, Mustafa Hoş, Nurcan Gökdemir, Onur Behramoğlu,
Onurkan Avcı, Özgür Mumcu, Sabahat Karakoyun, Seçil Türkkan, Sedat Bozkurt,
Seray Şahiner, Timur Soykan, Tunca Öğreten, Türay Köse, Yaşar Aydın, Zülfü Livaneli

==========================================

Dostlar,

Bu çağrı ve protsetoya biz de destek vererek imza koyuyoruz..
İmzacıların hepsi ile her bakımdan görüşbirliği içinde olmamız olanaksız ve gerekmez…
Ancak AKP’nin OHAL bahanesiyle ülkede sıkıyönetimi de aşan bir teör estirdiği açık.
Yapılanlar, OHAL ilanını gerektiren gerekçeleri çoooook çooooooook aşmış durumda..
Pek çok bakımdan Anayasa dışına çıkılmış durumda..

– OHAL gerekçelerini aşkın ve dışında düzenlemeler yapılmakta..
– Düzenlemeler ölçülülük ve gereklilik – zorunluluk sınırlarını tanımıyor..
– OHAL kararnameleri ile OHAL dönemi ile sınırlı olmayacak kalıcı düzenlemeler yapılıyor.
– OHAL kararnameleri ile yasalarda değişiklik yapılıyor; oysa bu YASAMA yetkisi..
ve Anayasa Mahkemesi’nin bu uygulamayı iptal eden kararı var..
– Yürütme, Yasama’nın yetkisini açıkça gasp ediyor. TBMM göstermelik durumda..
– AKP iktidarının “mümtaz” Adalet Bakanı, Anayasa’nın OHAL döneminde Anayasaya aykırı düzenlemelere izin verdiğini savunacak ölçüde en temel hukuk kurallarının dışına savruluyor..
– Hukuk devleti, temel insan hak ve özgürlükleri, demokratik düzen felç edilmiş durumda..
AKP her aracı mübah görerek 2023 hedeflerine koşar adım yürümekte..

  • Tayyip bey ağır tutarsızlıklar ve kendiyle derin çelişme içinde ama ne gam; AKP – ümmet O’na tapıyor hala! Son Lozan polemiği bile bardağı taşıran damla olamadı..OHAL ilanı 2,5 ayı buldu ancak ülkemizi yerle bir eden 9 OHAL Kararnamaesinin hiçbiri henüz TBMM’de görüşülmedi.. CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurusundan da henüz bir sonuç çıkmadı.. Oysa durum ve sorun ağır ve acil.. Dileyelim AYM elini çabuk tutsun..
  • RTE başkanlığına Bakanlar Kurulu 28 kişilik bir oligarşi = gerçekte TEK ADAM RTE
    ile ülkeyi hukuku çiğneyerek demir yumrukla yönetiyor, köktenci biçimde dönüştürüyor.

Sevgi ve saygı ile.
05 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com