İSTANBUL’U, İSTANBUL’A İHANET EDENLERE TESLİM ETMEYELİM!

İSTANBUL’U, İSTANBUL’A İHANET EDENLERE TESLİM ETMEYELİM!

R.T. Erdoğan : İSTANBUL’A İHANET ETTİK… BEN DE SORUMLUYUM

Image result for CELAL TOPKAN

Celal TOPKAN

(AS: Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

Recep Tayyip Erdoğan, Mart 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi’nden İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı seçildi. 1994-1999 arasında İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı yaptı.

Fazilet Partisinden istifa eden Milli Görüşçü arkadaşlarıyla birlikte 14 Ağustos 2001’de AKP’yi kurdu. Erdoğan AKP Genel Başkanı oldu. 3 Kasım 2002’de yapılan seçimlerinde AKP tek başına iktidara geldi.  Erdoğan Başbakan oldu. Arkasında Cumhurbaşkanı seçildi. 17 yıldır ülkeyi tek başına aldığı kararlarla yönetiyor.

17 yıldır ülkeyi tek başına aldığı kararlarla yöneten AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Ekim 2017’de Uluslararası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesine yaptığı konuşmada;

“İstanbul gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum.” dedi.

Kendisi başta olmak üzere AKP’nin dünyanın en müstesna ve en güzel şehri olan İstanbul’a ihanet ve kötülük ettiklerini, İstanbul’u yaşanmaz bir kent haline getirdiklerini, bunun sorumlusunun kendisi olduğunu söyledi!

BEN DEĞİL GENEL BAŞKAN YARIŞTI

1994-99 arasında Erdoğan’ın İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı’nda üst düzey yöneticilik yapan, İstanbul’u Erdoğan’la birlikte yöneten Binali Yıldırım, 3 Kasım 2002 seçimlerinde merkez atamasıyla AKP’den milletvekili seçildi. 2002-19 arasında Erdoğan’ın atamasıyla, Ulaştırma Bakanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı yaptı.

Meclis Başkanı iken 31 Mart 2019 seçimlerinde AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafında İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı adayı yapıldı. Seçimleri CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu kazandı.

28 Nisan 2019’da mezun olduğu Kasımpaşa Lisesi’nin pilav gününde katılan, Binali Yıldırım, seçim sonuçlarına yönelik yaptığı açıklamada; “Ben kaybedilmiş bir seçimi, kazanmak için uğraşacak bir insan değilim. Seçimlerde adaylar yarışmadı bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla adaylardan biri kaybetti biri kazandı diye değerlendirmek çok sağlıklı olmaz.” dedi.

Herkesin anlayacağı bir şekilde, ben aday gösterildim ancak asıl aday AKP Genel Başkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı. Ben değil AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan yarıştı. Ben değil Cumhurbaşkanı Erdoğan kaybetti dedi.

Binali Yıldırım’ın söylediklerinden çok net olarak anlaşılacağı gibi, eğer seçimleri Binali Yıldırım kazanmış olsaydı, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı koltuğunda Binali Yıldırım oturacaktı. Fakat İstanbul’u, İstanbul’a ihanet eden ve hala ihanet etmeye devam eden AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetecekti. İstanbul’a ihanet etmeye devem edecekti. Ancak İstanbul halkı buna izin vermedi.

BEN TEK BAŞIMA KARAR VEREMEM

23 Nisan 2019’da Habertürk’te canlı yayına katılan Binali Yıldırım, Didem Arslan Yılmaz, “Sizden önce programımıza katılan Ekrem İmamoğlu’na, ‘Binali Yıldırım’la birlikte açık oturuma katılmak ister misiniz?’ diye sorduk. ‘Ben çok isterim. Binali Bey kabul ederse, ben o yayında beraber olmak isterim.’ dedi. Siz bu çağrıya nasıl yanıt veriyorsunuz?” diye sordu.

Binali Yıldırım soruya, “Olabilir, bakarız. Onun için garanti veremem de. Benim tek başıma vereceğim bir karar değil ama… Prensip olarak olabilir, niye olmasın. O benim tek başıma vereceğim bir karar değil. Ben memnuniyetle sizinle program yapmayı arzu ederim. Hele biraz eteklerimizdeki taşları dökelim..” yanıtını verdi.

Aday yapıldığını ancak yapılan işlere kendisinin tek başına karar vermediğini, bir kez daha altını çizerek ve herkesin anlayacağı bir şekilde seçildiği zaman İstanbul’u kendisinin değil, kendisini aday yapan AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yöneteceğini söyledi.

“BİZ YAPTIK YİNE BİZ YAPARIZ”

31 Mart 2019 seçimleri öncesi İstanbul’un caddeleri ve binaları, Binali Yıldırım’ın fotoğrafları, fotoğrafların yanında “biz yaptık yine biz yaparız” pankartları ile donatıldı.

Yenilenecek olan 23 Haziran 2019 seçimi öncesi İstanbul caddeleri ve binaları, yine Yıldırım’ın fotoğrafları, fotoğrafların yanında “biz yaptık yine biz yaparız” pankartları ile donatıldı.

1994-2019 arasında İstanbul’u yöneten AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Ekim 2017’de Uluslararası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesine yaptığı konuşmada

  • İstanbul gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum.” demişti.

Binali Yıldırım, “Biz yaptık yine biz yaparız” sloganı ile

  • 1994’ten beri İstanbul’a ihanet ettik, kötülük yaptık. İstanbul’a ihanet etmeye devam edeceğiz diyor.

Eğer Binali Yıldırım İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı seçilirse, kendi sözleri ile önce 1994-99 arasında belediye başkanı olarak, 2002-19 arasında başbakan ve cumhurbaşkanı olarak dünyanın müstesna kenti İstanbul’a ihanet eden Recep Tayyip Erdoğan (=AKP), dünyanın müstesna kenti İstanbul’a ihanet etmeye devam edecektir.

Dünyanın müstesna kenti İstanbul’da yaşayan değerli halkımız!

  • 23 Haziran 2019 seçimlerinde İstanbul’a ihanet edenlerin suçlarına ortak olmayalım.
  • İstanbul’u, yeniden İstanbul’a ihanet edenlere teslim etmeyelim.

==============================================

Dostlar,

Sayın Celal Topkan dostumuz (20. dönem CHP Adıyaman MV, Sağlık Fizikçisi) oldukça yerinde ve değerli bir irdeleme yapmış yukarıdaki yazısında.. Bizim de ekleyeceklerimiz var :

AKP’nin Yoksullara – engellilere yardım sömürüsü..

İşte AKP = RTE Türkiye’sinin fotoğrafı budur! Bu hazin olay tek başına bir iktidarın istifa nedenidir uygar ülkelerde. 17 yıldır tek başına yönettiğiniz caaanım Türkiye’mizi ne hallere düşürdüğünüzün tokat gibi yanıtı. Size aynadır bakabilirseniz.. O utanç aynasına bakın ve kaldı ise zerrece, vicdanınızın isyanını dinleyin; kahrolası kibirinizde boğulun, bırakıp gidin, yakamızdan düşün artık! Tarih ve Tanrı sizi lanetleyecek.. (Haziran 2019)

Bu yürek yakan görseli ve yanındaki isyanımızı günlerce sitemizin manşetinde tuttuk.. Tek bir AKP yetkilisinden ya da iktidardan tık çıkmadı.. “Ne söyleyebilirlerdi ki??” denebilir ama o denli kolay geçiştirilemez.. Kamuoyuna hiç olmazsa bir açıklama yapılabilirdi, aileye ziyaret ve destek verilebilirdi.. Biz duymadık..

Gaziantep’ / Şahinbey’de belediye önünde, iş vaadi yerine getirilmediği için kendini yakan işsiz insanımız için de “insancıl” birtakım girişimler görmedik, duymadık..

Bunca katmerlendik ya da kaşağılandık mı? Bunca duyarsızlık olabilir mi??
Hani komşusu aç iken tok yatan “bizden” değildi Müslüman geçinen din sömürgeni AKP ??!!
***

İstanbul’un seçilmiş ve hakkı AKP / YSK tarafından seçmen iradesi hiçe sayılarak açıkça hakkı gaspedilmiş BŞB Başkanı Ekrem İmamoğlu, artık bir parça duygusal tonlamalar yapmalı ve bu kabul edilemez vicdansızlık örneklerini yüksek perdeden sorgulamalı kamuoyu önünde..

34 yaşında, Kartal İHL mezunu bu adamın hangi eğitimi var ki, “40 şirkette birden” kayyım olmaya? 40 harami dedikleri günümüzde bu mu ola??
Hangi fiziksel güçle, enerjiyle 40 şirkette birden kayyımlık yapabiliyor?
Buna 7 gün 24 saat yeter mi?
Ne diploması var bu süpermen (!) AKP’linin?
Başkaca işleri de var mı? Verdiği vergi ne kadardır?
Bunların sorgulanması gerek.. TBMM’ye soru önergesi verilmeli, bu kişi malvarlığını açıklamaya çağrılmalıdır.. Başka örnekleri var mı, araştırılmalıdır.
Bu kişiyi 40 şirkete ayrı ayrı kayyım atayan yetkililer kimlerdir?
SPK mıdır, TMSF midir, kimdir kim??
***
21 yaşında kadın Matematik öğretmeninin işsizlik / atanamama intiharı, Gaziantep’te kendini yakan işsiz, Trabzon’da HES rezaletinizle doğayı katletmekle kalmayıp insanları ölüme sürükleyen akıl ve bilim dışı saçmalıklarınız.. hangi birini, hangi birini…nereye koyacağız 17 yıllık AKP = RTE iktidarının günah çetelesi olarak??
****
Seçime birkaç gün kala AKP’nin yoksullara – engellilere yardım sömürüsü acizliktir..

5393 Belediye yasası md. 14’te ve md. 60/i bendinde sayılan görevlerden biri budur. 5216 sayılı BŞB yasası da bu bağlamdadır : Yerel yönetimler yoksul ve düşkünlere destek verecektir yasa gereği..
Ayrıca Anayasa md. 2, SOSYAL DEVLET, 5. madde Devletin görevleri..
Bu yardımlar AKP’nin lütfü değil..
Şantaj ve tehdit sahibini küçültür, alçaltır, ahlaksızlıktır ve yasal olarak olanaksızdır.
Belediye bütçesinde bu amaçla (Yoksullara – engellilere yardım) kaynak ayrılıyor.

  • Hangi belediye olursa olsun bu yoksullara yardımlar yasa gereği zorunlu yapılacaktır. 

Bu yoksul – çaresiz insanların evlerine yasa dışı biçimde belediye görevlilerini göndererek YARDIMLARINIZ KESİLEBİLİR tehdidini – şantajını yöneltmek suçtur ve bu insanları aşağılamaktır, hakarettir.

Yoksul ve işsiz bırakılan – engelli insanlarımız AKP’nin kulu – kölesi ve OY TUTSAĞI / OY ESİRİ olmayıp, T.C. Devletinin yurttaşlarıdır. 23 Haziran seçimi, AKP’nin sarmaladığı bu alçaltıcı zinciri kırmak için son derece değerli bir fırsattır..

  • 17 yıllık AKP iktidarında işsizlik, yoksulluk azalmamış, gelir dağılımı iyileştirilmemiş, ülkenin borçları düşürülemeyip ödenemeyecek boyutlara, iflas eşiğine varmıştır.

Seçimde böylesi yollarla propaganda yapmak utanç vericidir, ahlak dışıdır, inanç sömürüsüdür.
Ülkemizin ve İstanbul’un kaynakları 25 yıldır yağma ve talan edilmiş, yandaşlara peş keş çekilmiştir. Yoksul ve işsizlerin bu durumdan sürekli – kalıcı kurtulmaları ÖZELLİKLE istenmeyerek bu milyonların umutları sömürülerek “OY” adına her seçimde duygu sömürüsüne, şantaj eve tehditlere açık bırakılmıştır.

  • AKP 17 yıldır (İstanbul’da çeyrek yüzyıldır!) bu insanlık dışı yöntemlerle, siyaset etiğine uymayan davranışları ve seçim hileleriyle ulusal iradeyi gasp ederek tek başına iktidardadır.

Bu yurttaşlarımız rahat olsunlar; DEVLETTE DEVAMLILIK ASILDIR..

AKP gider, CHP’li İmamoğlu gelir ve daha iyisini yapar..
CHP’nin Cumhuriyeti kurup var ettiği gibi..
En azından AKP = RTE‘nin doğrudan itiraf ettiği İHANETE son verir..

23 Haziran 2019 gecesi saat 22 – 23 dolayında bu karabasan bitecek..
Telaş bundandır. Yenileceklerini görmektedirler net olarak ve de heeerr yolu mübah görmektedirler.

Ama çare yok; 23 Haziran yenilgisi kaçınılmaz ve örneğin % 55 / 45 gibi bir AKP aleyhine denge, ülkemizi hızla erken seçim atmosferine sokacaktır. Ekonomi yangın ötesidir. Zaten AKP şu anda TBMM’de salt çoğunluğu olmayan bir topal ördek konumundadır. Azınlıktadır ve MHP stepnesiyle ayaktadır..

AKP = RTE böylesi bir ortamda hiiiiiiiç ön almaya kalkmasın; halkın sandıktaki iradesinin BU KEZ / 2. KEZ önüne geçebilecek hiçbir güç yok bu ülkede..

Böyle biline ve herkes haddini bile..

  • 23 Haziran seçimi bir yerel seçim olmanın çoooook ötesine geçti..
  • AKP’nin iktidar sınavıdır ve artık siyaset bilimi AKP parantezinin kapanacağını öngörüyor tüm verileriyle..

Hepimize kolay gele…

  • HERRRR ŞEYYY ÇOOOOOOOOOOOOKKKKK GÜZEL OLACAKKK!

Sevgi ve saygı ile. 20 Haziran 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimci
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

KİM KAYBETTİ??

KİM KAYBETTİ??

celal topkan ile ilgili görsel sonucu

 

Celal TOPKAN
CHP Adıyaman Milletvekili (20. Dönem)
Fizik Yüksek Mühendisi

 

 

Tek adan anlayışına dayanan yönetim anlayışı kaybetti.
Bir gün söylediğinin ertesi gün tersini söyleyen, bir gün yaptığının ertesi gün tersini yapan siyaset anlayışı ve siyasetçiler kaybetti.
Dogma ve kalıplaşmış düşünce kaybetti.
İftira ve kirli siyaset kaybetti.

Anti-demokratik uygulamalar kaybetti.
Haksızlık ve hukuksuzluk kaybetti.
Dayatma, eşitsizlik ve adaletsizlik kaybetti.

Bağımlılık kültürü ve öğretilmiş ezberlerle hareket eden siyaset anlayışı ve siyaset yapanlar kaybetti.

Halkla ve halkın aklıyla alay eden liderler ve siyasetçiler kaybetti.
Bölücü ve ayırımcı siyaset kaybetti.
İnsanlara tepeden bakan, insanları küçümseyen, hakir gören ve aşağılayan siyaset anlayışı kaybetti.
İnsanları benden olanlar – benden olmayanlar diye bölen ve ayrıştıran siyaset ve siyaset anlayışı kaybetti.

KİM KAZANDI??

İnsanlık kazandı.
Sevgi kazandı.
Güleryüz ve içtenlik kazandı.
Dürüstlük kazandı.
Dürüst ve ahlaklı siyaset kazandı.
Katılımcılık, çoğulculuk ve dayanışma kazandı.
Bilgi ve ortak akıl kazandı.

Cumhuriyet kazandı.
Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri kazandı.
Devrimler kazandı.

Demokrasi kazandı.
Hukuk kazandı.
Eşitlik, adalet ve dayanışma kazandı.

Ekrem İmamoğlu kazandı.
İstanbul kazandı.
Türkiye ve Türk halkı kazandı.

MİLLET VE TARİKATLAR

MİLLET ve TARİKATLAR

celal topkan ile ilgili görsel sonucu

Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili

Prof. Dr. İlber OrtaylıKendine özgü dili olanlara millet denir.
Sonu …li …lı ile bitenlerin soyu belirsizdir.
Amerikalı, Kanadalı, Perulu, Pakistanlı, Avustralyalı Arjantinli, Şilili, Yeni Zellandalı, İsviçreli… diyebilirsiniz.
Çünkü bunların kendine has dilleri yoktur. Millet değiller.
Türk’e Türkiyeli, Alman’a Almanyalı, Fransız’a Fransalı, İtalyan’a İtalyalı, İngiliz’e İngiltereli, Rus’a Rusyalı, Japon’a Japonyalı diyemezsiniz.
Çünkü bunların kendine has dilleri vardır. Bunlar millettir” diyor.

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın millet tanımı, evrensel ve sosyolojik bir tanımdır.
Osmanlı Devleti’ni kuran Osmanoğulları Türk’tü. Osmanlı devleti kurulduğunda Türkçe konuşuluyordu. Devlette yazışmalar Türkçe yapılıyordu.
Osmanlı Devleti fetihler yapıp imparatorluk olunca, Devletin başkenti İstanbul’da, Türklerin yaşadığı Anadolu’da adına Osmanlıca denilen Türkçe, Farsça, Arapça karışımı bir dil kullanılmaya başlandı. Devlette yazışmalar, Türkçe, Farsça, Arapça karşımı bir dille yapılmaya başlandı. Kendine özgü bir dili olmayan Osmanlı Devleti, millet olma niteliğini yitirdi. Osmanlı denilmeye başlandı.

Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Hicazı fethedip, kutsal emanetleri İstanbul’a getirmesi ile birlikte Osmanlı Padişahları, “Halife” unvanını taşıma başladılar. Osmanlı Devleti’nde, toplumsal, siyasal ve kültürel yapıya:
– Kuran dışı üretilmiş kurumlar olan,
– Kendilerine göre din anlayışı ve kural koyan,
– Allah’ı ve dini kullanarak çıkar ve güç sağlayan tarikatlar egemen olmaya başladılar.

Bu değişimle birlikte süreç içinde Osmanlı Devleti önce durakladı, ardından gerilemeye başladı. 1918’e gelindiğinde iflas etti ve çöktü. Batı’nın emperyalist ülkelerince işgal edildi.

Mustafa Kemal’in yönetiminde Büyük bir Kurtuluş Savaşı başlatıldı. Savaş büyük bir zaferle sonra erdi. Batı’nın işgalci emperyalist devletleri Anadolu’dan atıldı. Osmanlı Devleti’nin Saltanata ve hilafete dayanan yönetim anlayışına son verildi. Halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet yönetimi kuruldu. Halk egemenliğine dayanan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu’da yaşayan Türklerin kendilerine özgü bir dillerinin olmasına, millet yapmaya karar verdi; Harf devrimi yapıldı.

Harf devrimi ile Türkçenin konuşulduğu harflerden oluşan bir dil geliştirildi.
Türk Cumhuriyeti kendine özgü bir dili olan bir millet oldu.
Türkçe, Farsça, Arapça karışımı konuşma ve yazışmaya son verildi.
Konuşma ve yazışmalar, Türkçe yapılmaya başlandı.
Tarikatların örgütlenme ve güç oluşturma merkezleri olan tekke, türbe ve zaviyeler kapatıldı.
Tarikatların, toplumsal, siyasal ve kültürel egemenliklerine son verildi.

Egemenliklerine son verilen tarikatlar, Atatürk’ün yönetiminde, 29 Ekim 1923 – 10 Kasım 1938 arasında yer altına indiler. Mücadelelerini kapalı kapılar arkasında sürdürdüler. Ancak Atatürk’ün ölümünden sonra, tarikatların önleri yeniden açıldı. Yer altından yer üstüne çıktılar. Hemen harekete geçtiler.

Mustafa Kemal Atatürk’e,
Mustafa kemal Atatürk’ün yönetiminde halk egemenliğine dayanan Cumhuriyeti kuran,
Harf Devrimi başta olmak üzere Devrimleri yapan CHP’ye,
Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine,
Harf Devrimi başta olmak üzere Devrimlere,
Türkiye Cumhuriyeti’nin kendine özgü bir dilinin olmasına ve millet olmasına saldırmaya başladılar.

Tarikat mensuplarının kurdukları AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde, tarikatların desteği ile tek başına iktidara geldi.

  • AKP iktidarı ile birlikte tarikatlar, devleti ele geçirdiler.

Osmanlı Devleti’nin son 300 yılında olduğu gibi toplumsal, siyasal ve kültürel yaşama egemen oldular. Özellikle de, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendine özgü bir dilinin olmasını ve millet olmasını sağlayan Harf Devrimine savaş açtılar.

Kendisi de bir tarikat üyesi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan,

  • “…kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın, kimse bizin karşımıza Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına almış bir iktidarız.. ” dedi.

    Millet olmanın simgesi ve göstergesi olan Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü yasakladı. Gelinen noktada tarikatların Cumhuriyetin kendine özgü bir dilinin olmasını ve millet olunmasını sağlayan Harf Devrimine karşı başlattıkları mücadele artarak ve derinleşerek sürüyor.

Tarikat mensuplarının kurdukları, üye ve örgütleri ağırlıklı olarak tarikat mensubu olan AKP ile işbirliği yaparak devleti ele geçiren Tarikatlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin dilini Arapça yapmak, millet yapısına son vermek, teokratik bir devlete dönüştürmek istiyorlar.

Bunu görmek, önlem almak ve engellemek gerekiyor.

31 Mart 2019 yerel seçimleri, bunun için bir fırsattır.

Yoksa Türk milleti, millet olma niteliğini yitirir.

31 MART YEREL SEÇİMLERİ PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNİN GÜVEN OYLAMASI OLACAKTIR

31 MART YEREL SEÇİMLERİ PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNİN GÜVEN OYLAMASI OLACAKTIR

Konuk yazar :
Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili

Anayasa değiştirildi.
Anayasa da yapılan değişiklikle rejim değiştirildi.
Cumhurbaşkanın tek adam olduğu, ülkeyi tek başına aldığı kararlarla yönettiği, partili Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi.

24 Haziran seçimler yapıldı.

Atatürk’e, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine, devrimlere karşı olan, Türkiye Cumhuriyeti’ni din kurallarına göre yeniden yapılandıracağını söyleyerek siyaset yapan, 16 yıldır ülkeyi tek başına aldığı kararlarla yöneten, Cumhuriyeti büyük oranda kuruluş ilkelerinden koparan, Atatürk’ü belleklerden silmek için elinden geleni yapan, Recep Tayyip Erdoğan Partili Cumhurbaşkanı seçildi.7

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk işi Türkiye’nin yönünü Arabistan’a çevirmek, Anadolu’yu Araplaştırmak oldu. Araplar akın akın Türkiye’ye gelmeye, konut almaya, iş kurmaya başladılar. İstanbul neredeyse Ortadoğu’nun en büyük Arap başkenti oldu.

31 Mart 2019 tarihinde yerel seçimler yapılacak.

Yerel seçimler, başkanlık sistemine geçildikten sonra yapılacak olan ilk seçimdir.

Bu nedenle bu seçimler ve sonuçları, büyük önem taşımaktadır.

Daha da önemlisi 31 Mart yerel seçimleri; Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin güven oylaması olacaktır.

  • AKP yerel seçimleri kazanırsa, yerelde de iktidar olursa, iktidarını pekiştirirse,
    Erdoğan yönetiminde Türkiye bir din devleti, Orta Doğu ve Arap ülkesi olur.

Cumhuriyet tarihinde önemi bu kadar büyük olan başka bir seçim olmadı.
Bu bağlamda 31 Yerel seçimleri tarihi önemde olan bir seçimdir.

Muhalefet seçimlerde başarılı olmak zorundadır. Ancak o zaman tek adam iktidarına
“dur” denir. Toplum rahatlar. Demokrasi güçleri rahat nefes alır.

Halk, 16 yıldır ülkeyi tek başına aldığı kararlarla yöneten,
Toplumu benden olanlar benden olmayanlar diye ikiye ayıran,
Kendisinden olmayanları dışlayan,
Dini siyasete alet eden ve Allah’la aldatan,

Kendisi ve çevresi lüks ve şatafat içinde yaşarken halkı yoksullaştıran Erdoğan’dan bunalmış durumda.

Erdoğan’dan ve AKP’den kurtulmanın yollarını arıyor.

Muhalefetten önüne seçenek koymasını bekliyor.

Tarihsel önemde olan Mart 2019 yerel seçimlerinde en büyük sorumluluk, halk egemenliğine dayanan laik – demokratik Cumhuriyeti kuran, Ana Muhalefet partisi CHP’ye düşmektedir.

CHP, yerel yönetimlerde belediyeleri yaşanılır bir yerler yapacak,

Belediyelerde yaşayan halka yarar sağlayacak,

Halkın yaşam niteliğini iyileştirecek ve yükseltecek projelerle halkın karşısına çıkmalıdır.

Halk oy verdiği zaman belediye başkanlıklarının kazanılabileceği göz önüne alınarak,
belediye başkan adaylarını, önseçimle halkla birlikte belirlemelidir.

Belediye başkan adaylarını önseçimle halkla birlikte belirleyen, gücünü halktan alarak
siyaset yapan CHP, seçimlerde başarılı olur.

Erdoğan ve AKP geriletilir.
Toplum nefes alır ve rahatlar.
İleriye dönük umut doğar.

Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti’ni din kurallarına göre yeniden yapılandırmak ve Araplaştırmak istediği göz önüne alındığında: CHP tarihi sorumluluğu ile karşı karşıyadır.

Celal Topkan’dan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup

Celal Topkan’dan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı

Sayın Genel Başkanım,

Parti Meclisi toplantılarında, CHP Meclis Grup Toplantısı konuşmalarınızda, il başkanları ve belediye başkanları toplantılarında, basına yaptığınız açıklamalarda: Ankara, İstanbul, Bursa, Mersin, Adana belediye başkanlıklarını istiyorum diyorsunuz.

Bu isteğiniz isteğinizin gerçekleşebilir. Bu mümkündür.

CHP’NİN ANKARA, İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANLIKLARINI KAZANABİLMESİ İÇİN;

CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi toplantılarında, Salı günleri Meclis Grup toplantılarında İl başkanları toplantılarında, belediye başkanları toplantılarında yaptığı konuşmalarda sürekli Ankara, İstanbul, Bursa, Adana, Antalya ve Mersin büyükşehir belediye başkanlıklarını istiyorum diyor.

CHP, Ankara, İstanbul, Bursa, Adana, Antalya ve Mersin büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanabilir mi? Tabii ki kazanabilir. Ancak kazanabilmesinin koşulları var.

ANKARA
1973 Vedat Dalokay (CHP önseçim) kazandı.
1977 Ali Dinçer (CHP önseçim) kazandı.
1984 Vedat Dalokay (SODEP atama) kaybetti.
1989 Murat Karayalçın (SHP önseçim) kazandı.
1994 Korel Göymen (SHP atama) kaybetti.
1999 Murat Karayalçın (CHP atama) kaybetti.
2004 Yılmaz Ateş (CHP atama) kaybetti.
2009 Murat Karayalçın (CHP atama) kaybetti.
2014 Mansur Yavaş (CHP atama) kaybetti.

İSTANBUL
1973 Ahmet İşven (CHP önseçim) kazandı.
1977 Aytekin Kotil (CHP önseçim) kazandı.
1984 Korel Göymen (SODEP atama) kaybetti.
1989 Nurettin Sözen (SHP önseçim) kazandı.
1994 Zülfü Livaneli (SHP atama) kaybetti.
1999 Adnan Polat (CHP atama) kaybetti.
2004 Sefa Sirmen (CHP atama) kaybetti.
2009 Kemal Kılıçdaroğlu (CHP atama) kaybetti.
2014 Mustafa Sarıgül (CHP atama) kaybetti.

– 1973-2014 arasında yapılan belediye seçimleri sonuçlarından görüşüldüğü gibi CHP, Ankara ve İstanbul’da belediye başkan adaylarını merkez atamasıyla belirleyerek, halka aday dayatarak gittiği seçimlerde başarısız olmuştur. Seçimleri kaybetmiştir.

– Belediye başkan adaylarını partiye kayıtlı üyelerle önseçimle belirleyerek, gücünü halktan alarak gittiği seçimlerde başarılı olmuştur. Belediye başkanlığını kazanmıştır.

-Sayın Kılıçdaroğlu, yönetiminizde gidilen Mart 2014 yerel seçimlerinde belediye başkan adayları merkez atamasıyla belirlendi. 30 büyük şehir belediye başkanlığından 6’i (İzmir, Aydın, Eskişehir, Hatay, Muğla, Kırklareli), 51 il belediye 6’sı (Burdur, Çanakkale, Edirne, Sinop, Tekirdağ, Yalova, Zonguldak) kazanılabildi. Toplam 81 il belediye başkanlığından 12’si ancak kazanılabildi. Daha önce CHP’de olan Antalya, Mersin, Ordu büyük şehir belediye başkanlıkları ile Artvin il belediye başkanlığı kaybedildi.

Partinin tarihi ve sosyoloji, partinin referans kaynağıdır. Yol göstericisidir.
CHP, siyasal tarihine ve sosyolojisine uygun davranırsa,
Tarihinde başarılı olduğu seçimlerde izlediği siyaseti örnek ve model alırsa,
Ankara İstanbul başta olmak üzere belediye başkan adaylarını, partiye kayıtlı tüm üyelerin katılımıyla önseçimle halkla birlikte belirlerse,
Gücünü halktan alan bir siyaset yaparsa,
31 Mart 2019’da yapılacak olan seçimlerde başarılı olur.

Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Mersin, Eskişehir, Manisa, Kocaeli Muğla, Aydın büyükşehir belediye başkanlıklarını, il belediye başkanlıklarının çoğunu da kazanır.

Belediye başkan adaylarını:

Tarihinde başarısızlığına kaynaklık eden nedenleri görmezden gelerek/yok sayarak,
Partilileri ve halkı yok sayarak,
Parti içi iktidar hesabı yaparak, merkez atamasıyla belirlerse,
Siyaseti kendisi için yapan kişiler, belediye başkan adayı yapılırlarsa,
Tarih tekerrür eder.
CHP seçimlerde başarısız olur.
Elindeki belediye başkanlıklarını da kaybeder.
Parti üyesi ve eski bir CHP milletvekili olarak bu uyarıyı şimdiden yapıyorum.

Saygılarımla. 16.10.2018

Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili

2003-2011 arası Sosyal Demokrasi Derneği Genel Sekreteri,
2011-2013 arası Genel Başkan Yardımcısı.
Eylül 2011-Mayıs 2010 Arası Ankara İl Sekreteri
Atatürk Sonrası CHP’nin Başarısızlığı Nedenleri ve Sonuçları” kitabını yazarı
(Nisan 2016 Karınca yayınları)