Etiket arşivi: TÜRGEV

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 18 Mayıs 2022

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE                          

MÜRİT

Tayland’da 74 yaşındaki tarikat lideri Tawee Nanlan müritleri ile ormanda bir tören gerçekleştirdi. Törene katılan müritleri Nanlan’ın dışkısını yiyip idrarını içti. Müritlerinden 1’i çocuk 11 kişi öldü.

Bizdekiler henüz yemek artıkları ile idare ediyor…

SATIŞ

Karamollaoğlu, AKP’nin konut kredisi paketinin vatandaşın ev sahibi olması amacıyla değil büyük firmaların konut satması amacıyla çıkartıldığını kaydetti.

Vatandaşa satış yerine vatandaşı satış…

GÜVEN

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, ülkesinin ABD ile imzaladığı Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması’nın kendilerini güvende hissetmeleri için bir araç olduğunu söyledi.

Kendi ulusuna ve onun gücüne güven yoksa güvenlik de, gelecek de yoktur…

DÖNÜŞ

Bahçeli, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın genel af kararının ‘mühim’ ve ‘geri dönüşleri kolaylaştırıcı’ olduğunu söyledi. Bahçeli, ‘Bu kapsamda  hükûmetin uygulayacağı her politikayı sonuna kadar destekleriz’ dedi.

Destekler de tek adamın inadı inat… (AS: “TEK ADAM” ın eli kolu bağlı kendi  hatasıyla)

BEĞENİ

Bartın İl Müftüsü Abdülcelil Çakar, müfettişlerin dört kez kınama cezası verilmesi ve görevden alınması doğrultusundaki raporuna karşın yedi aydır göreve devam ediyor.

Bu devirde böyle başa böyle müftü…

YEĞ

TÜRGEV Yönetim Kurulu Üyesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı olan Kübra Güran Yiğitbaşı Afyonkarahisar Valiliğine atandı.

  • Türkiye’nin ilk başörtülü valisi oldu.

Türbanı değil başı önemsenerek yeğlendiğini umarım…

ACIKLI

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Türkiye’de toplam yabancı sayısının 5,497,733 kişi olduğunu açıkladı. Bu rakamların dışında kaçak, göçek kaç sığınmacı olduğu sorusuna ise
Bunu yüzde 100 kimse bilemez” cevabını verdi.

Vah Türkiye’m!..

YAĞMA

Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin (TDİ) yönetim kurulunda yalnızca bir kişi denizcilikle ilgili bir bölümden mezun. Özelleştirilen liman yönetimlerine de AKP’li eski vekiller, Cumhurbaşkanlığı ve bakanlık çalışanları atanmış durumda.

Han-ı yağma…

DÜNYA

Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin, ”Enflasyon fevkalade ciddi boyutlarda, Türkiye’de enflasyon yüzde 70’e dayandığını biliyoruz, dünyada da öyle.”

Dünya derken, öbür dünya mı acaba?..

HAKİM

Canan Kaftancıoğlu dokuz yıl önce attığı tweetler yüzünden açılan davalarda  mahkum edildi ve siyasetten yasaklandı.

Ankara’da hakimlere hakimler var…

MAĞRUR

Bülent Arınç, Kaftancıoğlu davası ile ilgili olarak, ”Dünün mağdurlarının mağrur ifadelerle yaşanan hukuksuzluklara gözünü yumması kamu vicdanını yaralamaktadır” dedi.

Adres belli…

DEĞİŞ

Yargıtay’ın Balyoz davasında 7 sanık için verilen beraat kararını bozmasının ardından yeniden yapılan yargılamada, bir gün önce değiştirilen duruşma savcısı bozma kararına uyulmasını talep etti.

Bir çizgi film vardı, “Değiş tonton” denince biçim değiştiriyordu…

KAHRAMAN

Nagehan Alçı, 1920 ve 1930’ların CHP’si döneminde olsaydı, CHP muhaliflerini destekleyeceğini söyledi.

Varsayım kahramanlığı…

YASSAH!

Eskişehir Valisi gençlerin festivalini güvenlik gerekçesiyle yasakladı.

KİEV valisi mi?..

BABA

CHP’li Gürsel Tekin, “Burada bir milyon Suriyeli çocuk doğdu. Bunlar bizim çocuklarımız. Onları nasıl entegre ederiz bunu düşünmemiz lazım” dedi.

Suriyeli kadınlarla yakınlığımız yok ki çocuklar bizim olsun…

ŞAHLANIŞ

Akaryakıta yılbaşından bu yana 16 kez zam geldi, benzinin litresi 6 ayda %131 arttı.

Arabasını kullanabilen şahlanır…

HEZİMET

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na sözleşmeli personel alımında KPSS birincisi mülakatla 175’inci yapılırken 172. sıradaki birinci, 214. sıradaki ikinci, 411. sıradaki üçüncü yapıldı.

Sosyal Hezimet Bakanlığı…

BATIŞ

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın sözleri hakkında, “Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerine dair beyanları partimizin görüşlerini yansıtmamaktadır.”

Gemi fazla su almaya başladı…

AYDIN

Perinçek, “Recep Tayyip Erdoğan bir aydındır. Çünkü bir partinin genel başkanı ve aynı zamanda bir devlet başkanıdır. Politikacılar birer aydındır. Siyasetçilerin hepsi öncü konumdadır. Belli bir kitleyi temsil eden yöneticiler aydındır.” dedi.

Bu tanıma göre tarikat, cemaat, terör örgütü liderleri de aydındır.

Çok aydınlandık…

HİZBULLAHÇILAR

Diyarbakır’da Hizbullahçılıktan hükümlü iki okul müdürünün müfettiş raporuna rağmen görevden alınmadığı ortaya çıktı.

Yabancı değiller…

GÜZİDE

AKP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı, SADAT ziyareti sonunda yaptığı açıklamada SADAT’ın “milli ve manevi değerlere önem vererek savunma sanayisi alanında ülkemizi yurt dışında başarı ile temsil eden güzide bir kuruluş” olduğunu söyledi.

FETÖ için de neler demişlerdi..

Boğaziçi öğrencilerinden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık mektup

Boğaziçi öğrencilerinden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık mektup

Boğaziçi Üniversitesi’nin yürekli gençlerinin tümüyle meşru saptama, uyarı ve istemlerine bütünüyle katılarak paylaşıyoruz.. (Dr. Ahmet Saltık)
***

Boğaziçili öğrenciler, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerini hedef alan açıklamalarının ardından açık mektup yayınladı. Öğrenciler,Bizi size koşulsuz itaat edenlerle karıştırmayın. Siz padişah değilsiniz, biz de tebaanız değiliz. Ama madem yürek demişsiniz kısaca ona da cevap verelim. Bizim hiçbir dokunulmazlığımız yok! Sizse 19 senedir bir dokunulmazlık zırhının altında esip gürlüyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Boğaziçi öğrencilerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a açık mektup

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP’de uzun yıllar siyaset yapmış olan Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atamasına yönelik tepkiler sürüyor.

Boğaziçi Dayanışması, açıklamalarıyla kendilerini hedef gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben açık bir mektup yayınladı. Boğaziçi Dayanışması’nın Twitter hesabından, Günlerdir bizleri aracı kanallarla hedef gösteren 12. Cumhurbaşkanına Açık Mektubumuzdur ifadeleriyle paylaşılan mektupta Erdoğan’a Siz padişah değilsiniz, biz de tebaanız değiliz hatırlatması yapıldı.

Eylemlerin nedenleri ve taleplerin sıralandığı açık mektupta yer alan ifadelerin tamamı şu şekilde:

“Daha önce Melih Bulu’ya “Bir Provakatör Üstünde Şiir Denemeleri” şiiriyle yanıt vermiştik. Konunun asıl sorumlusunun siz olduğunuzu anlayıp yanıt vermeniz sevindirici. Bugüne kadar bizimle TÜRGEV aracılığıyla el altından görüşmeler talep ettiniz. Şimdi de bizimle basın aracılığıyla tartışmaya çalışıyorsunuz. Biz aracıları sevmiyoruz, doğrudan ve herkese açık bir şekilde konuşmayı tercih ediyoruz. Umarız siz de böyle devam edersiniz.

Önce size eylemlerimizin nedenini ve taleplerimizi hatırlatalım:

Üniversitemize öğrencileri ve öğretim üyelerini hiçe sayarak bir kayyum atadınız. Yaptığınız yasal mı? Evet her fırsatta tekrar ettiğiniz gibi yasal ama meşru değil. Bu atama, toplumda içinde zerre kadar adalet kırıntısı taşıyanı isyan ettirecek bir atama!

Üstüne üstlük, bir Cuma günü bir gece yarısı kararıyla daha; hocası, öğrencisi, emekçisi tüm kurumu sindirmek adına fakülteler açıyor, dekanlar atıyorsunuz. Üniversitemizi kendi siyasi militanlarınızla doldurma çabanız, içine düştüğünüz siyasi krizin göstergesidir. Krizinizin mağdur ettikleri günden güne büyüyor!

TALEPLERİNİ SIRALADILAR 

Biz kendi anayasal haklarımızı toplumun tüm kesimlerinin maruz bırakıldığınız haksızlığın farkına varması için kullanıyoruz. Taleplerimiz şunlardır:

* Bu süreçte gözaltına alınan, tutuklanan bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!

* LGBTİ+ arkadaşlarımıza ve diğer hedef gösterilen bütün gruplara yönelik itibarsızlaştırma kampanyaları sona ersin!

* Başta bu gözaltılara, tutuklamalara ve hedef göstermelere sebebiyet veren Melih Bulu olmak üzere bütün kayyumlar istifa etsin!

* Üniversitelerde, üniversitenin bütün bileşenlerinin katıldığı demokratik rektörlük seçimleri yapılsın!

‘BİZİ SİZE KOŞULSUZ İTAAT EDENLERLE KARIŞTIRMAYIN’

Yürekleri yetiyorsa diye başlayan bir cümle kurmuşsunuz. Cumhurbaşkanını istifaya çağırmak bir anayasal hak mıdır? EVET! O halde bir anayasal hakkı kullanmak ne zamandan bir cesaret sorunu oldu?

  • Bizi size koşulsuz itaat edenlerle karıştırmayın. Siz padişah değilsiniz, biz de tebaanız değiliz.

Ama madem yürek demişsiniz kısaca ona da cevap verelim. Bizim hiçbir dokunulmazlığımız yok! Sizse 19 senedir bir dokunulmazlık zırhının altında esip gürlüyorsunuz. İçişleri Bakanı dini hassasiyetleri kaşıyan yalanlar söylüyor. Biz kendimize otosansür uygulamayacağımızı söylüyoruz. LGBTİ+ arkadaşlarımıza sapkın diyorsunuz, biz LGBTİ+ hakları insan haklarıdır diyoruz. Parti üyeleriniz Soma’da madencileri tekmeliyor. Biz işçilerin yanında eylemli bir şekilde saf tuttuk, tutacağız.

  • HDP Genel Başkanını hukuksuz bir şekilde hapishanede tutuyorsunuz. Gazetecileri de sendikacıları da…

Bizse gerçekleri korkmadan haykıranlarla biriz, beraberiz, tüm kayyumların karşısındayız diyoruz.

  • Siz Berkin Elvan’ın annesini mitinglerde yuhalatıyorsunuz. Biz Berkin Elvan’ın yanındayız diyoruz.
  • Siz “Osman Kavala‘nın karısı da bu provokatörlerin arasında yer alıyor” diyerek adını bile anmadan Ayşe Buğra’ya sataşıp, hedef gösteriyorsunuz.

Bir kadının bahse değer tek özelliğinin onun eşi olduğuna dair cinsiyetçi boş inancı çiğ bir üslupla dile getiriyorsunuz. Biz ise “Ayşe Buğra kıymetli bir hocamız, ve bir bilim insanıdır” diyoruz. “Ona yapılmış bir saldırıyı kendinize sayarız” diyoruz. (Siz şimdi de bu mektup için suçluyu övmekten, cumhurbaşkanına hakaretten düzinelerce dava açarsınız, biliyoruz ama doğruyu söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz, onu da biliyoruz!)

Kendi atadığınız rektörü okulda tutacak gücünüz olmadığı için, yeni kurulacak fakültelerle, şişirme kadrolarla ayakta tutmaya çalışmak da pek yüreklice bir tutum olmasa gerek. Bu nedenle yürek konusunda söylediklerinizi ciddiye almıyoruz.

Biz farkındayız ki ne Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’nin en önemli kurumu ne de Melih Bulu’nun kayyum olarak başımıza gelmesi Türkiye’nin en önemli sorunudur. İstifanız talebine gelince, biz sizi bu mesele nedeniyle istifaya çağırmayız. NİYE Mİ? Siz istifa edecek olsanız,

  • Hrant Dink katledildiğinde istifa ederdiniz!
  • Soma’da 301 madenci katledildiğinde istifa ederdiniz!
  • Roboski’de 34 Kürt öldürüldüğünde istifa ederdiniz!
  • Çorlu’daki tren kazasından sonra istifa ederdiniz!
  • Başta KHK’lılar olmak üzere, işsiz bıraktığınız ya da iş bulamayan binlerce yurttaşın geçim derdini görüp istifa ederdiniz!

O zaman halkı yoksulluğa mahkum eden ekonomi politikalarınız içinden çıkılmaz hale gelince damadınızı kurban etmek yerine sorumluluğu üstlenirdiniz.

Örnekler çoğaltılabilir fakat siz hiç istifa etmediniz. Sizin tabirinizle yürekli olmak yerine safça kandırılan olarak görünmeyi tercih ettiniz. Şimdi sizi niye istifaya çağıralım? Biz Melih Bulu o koltukta oturduğu sürece protestomuzu boyutlandırarak sürdüreceğiz. Bu konuda gerekeni yapıp yapmamak ise sizin bileceğiniz iştir.

Biz demokratik hak ve özgürlükleri gasp edilenlerin yanındayız!

Bu topraklarda ezilenleri meydanlardan, kürsülerden bağırıp tehdit ederek hedef göstererek susturamayacağınızı anlamanız dileğiyle.”

 

Diyanet ve tarikatların yıkım belgeleri

Diyanet ve tarikatların yıkım belgeleri

Rıza Zelyut
15 Ağustos 2019

Çağdaş toplumu değersizleştirmeye kalkışan… Türkiye’yi Orta Çağ Arap ölçülerine göre şekillendirmeye çalışan… Tarikat tekkelerinde tecavüze uğrayan erkek çocukları savunmak adına tek laf etmediği halde içki satılan yerlerden alışverişi haram gösterip bölücülük yapan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerleri ile savaşı sürüyor. Bunu da, Türkiye’yi ele geçirmiş olan Halidi tarikat örgütleriyle birlikte yürütüyor.

Çok az insan biliyor olmasına karşın Halidilik, Türkiye’nin tek gücü şu an. Çok görüntülü tek bir tarikat var: Bu örgütlenme değişik tekkeler adı altında Sünni toplumu sarıp sarmalamış bulunuyor. İskenderpaşa Tekkesi, İsmailağa Tekkesi, Erenköy Tekkesi, Menzil tekkesi vb. büyük yapılar ile Diyanet İşleri Başkanlığı iç içe geçmiştir. Cumhuriyet düşmanı, Yeşil Kuşak Amerikancısı (anti-komünist), devleti talan etmeye çabalayan bir yıkıcı örgütlenmedir bu. Erbakan’ın Gümüş Motor’una adını veren Gümüşhali tekkesinden çıkma Mehmet Zahit Kotku’nun Halidi talebeleri bugün ülkeyi yönetmektedir.

TEK BÜYÜK ŞEYH
Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu tekkedendir. Konunun ayrıntılarını yeni çıkan “TARİKAT KUŞATMASINDAKİ TÜRKİYE / Halidi Cehennemi” isimli kitabımda (Kaynak Yayınları) verdim. Bütün Halidi tekkelerin genel bir koordinatörü var: Bilal Erdoğan… Bu işi o, babası adına yürütüyor.

Bu çalışmamızda Halidi zihniyetle örgütlendirilmiş vakıf (Ensar, TÜRGEV vb…) ve derneklerin genel bir listesini ve ideolojilerini de ilk kez ortaya koyduk. Bu örgütlenmenin, Milli Eğitim Bakanlığı eliyle Türkiye’nin gençlerine tuzak kurduğunu da gösterdik.

Yine yüzlerce değişik isim altında toplumu sokaklara kadar inerek kuşatan bu örgütlerin AKP’li belediyeler eliyle nasıl beslendiğinin belgelerini sunduk. Örneğin İstanbul Belediyesi’nin hangi yobaz tekkelere ne kadar yardım yaptığını ortaya koyduk. Bunların giderek azgın ensest ilişkilerin ve oğlancılığın bir parçasına dönüştüklerini de belgeledik.

  • Yoksul çocuklarına tarikat yurtlarında yapılan tecavüzlerin bir listesini bile yayımladık.

Ne yazık ki bu ensestçi-oğlancı-yağmacı, cumhuriyet ve Atatürk düşmanı yapı ile bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığı el altından işbirliği yapmaktadır. Diyanet İşleri’nin son yayımlanan “Diyanet’in Tarikatlar Raporu” (Kaynak Yayınları) incelenirse, Halidi tarikat ve bağlı tekkelerin korunduğu anlaşılacaktır.

BİR MASA ETRAFINDAKİ O 4 KİŞİ
Bugün medyada tarikatlar ve tekkeler “cemaat” veya “sivil toplum kuruluşu” gibi gösterilerek acı gerçeklerin üstü örtülmektedir. Türkiye’yi bir “dar-ül harb” (yağmalanacak kâfirler ülkesi) gören, millet malını belediyeler veya AKP’li bakanlıklar eliyle yağmalayan, cumhuriyetin kurucu değerlerine ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ahlaksızca saldıran ve iftiralar atan kişiler hep bu Halidi tekkelerde imal edilmiştir.

Siyasetle ve daha da önemlisi bugünkü iktidarla çok sıkı “Oyumuzu almak için malı ve parayı ver!” ilişkisi bulunan bu tekkelerin tümü Amerikancıdır. Bu örgütün elemanlarından olan Kadir Mısıroğlu 1980’lerde açıkça İngilizler için çalışmış; ABD ve BOP için çalıştığını da itiraf etmiştir. Ve bu tipi, AKP’liler kendilerinin öğretmeni kabul etmişlerdir. Nurcular da aynı ideolojinin aracı olarak bu tuzakta yer almışlardır.

Ve yine çok önemli bir gerçeği kamuoyuna sunduk: Tayyip Erdoğan, Adnan Oktar, Kadir Mısıroğlu ve Kıbrıslı Şeyh Nazım, bir masa etrafında bir araya gelebilmişlerdir. İşte bu mucizenin (!) nasıl ortaya çıktığını da açıkladık.

“TARİKAT KUŞATMASINDAKİ TÜRKİYE/Halidi Cehennemi”ni okuyun; göreceksiniz ki; insanları en vahşi biçimde katleden dünün Hizbullahçıları bile şimdi bu Halidi örgütlenmenin bir parçası olarak AKP ile al gülüm ver gülüm ilişkisi içinde çalışmaktadır.

Okuyun, “Okullardan Andımız kaldırılsın! Atatürk’ün adı çıkartılsın! Ne mutlu Türküm diyene, sözü yasaklansın!” diyenlerin kim olduklarını görüp şaşıracaksınız…

Türkiye Cumhuriyeti’nin bünyesinde metastaz yapan kanserin röntgenini ilk kez bu çalışma ile çekmiş bulunuyoruz. Bu, aynı zamanda asıl AKP’nin röntgenidir.

ÜNİVERSİTELER, MEDRESEYE ÇEVRİLDİ

  • Bugün Türkiye’yi yöneten kadro, işte bu Halidi tarikatından çıkmıştır.

Kendilerini cemaat adı altına saklayan Halidi tekkeler, artık üniversiteleri de ele geçirdiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık “Şu kadar üniversite açtık!” diye övündüğü o üniversiteler Halidi şeyhlerin eline verilmiş medreselerden farksızdır. Bu yüzden de dünyanın ilk 500 üniversitesi içinde bugün 1 tane bile Türk üniversitesi yoktur. Bunun sebebi, üniversitelerin bilim üretmek yerine saltanatçı hilafet ideolojisi üreten Orta Çağ medreselerine çevrilmiş olmasıdır.

  • Türkiye, AKP’yi sırtından atmaz ise;

geleceğin öncü ülkeleri arasında yer alamayacak ve bir yarı sömürge olarak Batılılar tarafından yağmalanıp duracaktır. Bu gerçeğin üstünü beş vakit ezan ve sıkışık zamanlarda okutulan selâlar örtemeyecektir.

CHP’li Haluk Koç’a ‘Bilal Erdoğan’a para transferi’ davasında beraat

(AS: Bizim kapsamlı irdelemememiz yazının altındadır..)

Suudi Arabistan kaynaklı bir hesaptan, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın hesabına, 2012’de yatırılan 99 milyon 999 bin 990 dolarlık bağışı gündeme getiren ve o dönemde CHP sözcüsü olan Ankara milletvekili Haluk Koç’un “iftira ve bankacılık sırlarını açıklama” suçlarından yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, oybirliğiyle Koç’un beraatına karar verdi.

Koç’un avukatı Celal Çelik, “Mahkemenin kararı, Koç’un yolsuzluk açıklamalarının iftira değil, somut olgulara dayalı olduğunu göstermiştir.” dedi.

CHP'li Haluk Koç'a 'Bilal Erdoğan'a para transferi' davasında beraat © T24

CHP’li Haluk Koç’a ‘Bilal Erdoğan’a para transferi’ davasında beraat Alican Uludağ’ın Cumhuriyet’te yer alan haberine göre, 17-25 Aralık döneminde Bilal Erdoğan’ın hesabına yattığı iddia edilenbir para gündeme gelmişti. Dönemin CHP Sözcüsü Haluk Koç, partisinin merkez yönetim kurulu (MYK) toplantısı sonrasında, 5 Şubat 2014’te, yaptığı açıklamada;

  • “Bakın günün biri, tarih 26 Nisan 2012. Vakıflar Bankası’ndaki Necmettin Bilal Erdoğan’ın hesabına Royal Protocol adlı kaynaktan, muhtemelen Orta Doğu ya da Suudi kaynaklı bir yapı… Buradan 99 milyon 999 bin 990 dolar havale geliyor. 100 milyon değil, 10 dolar eksik.10 dolar herhalde havale kesintisi. 5 dakika içinde Bilal Erdoğan’ın hesabından TÜRGEV’in hesabına aktarılıyor para, Vakıfbank’a bu havalenin geliş tarihi 26 Nisan 2012. 100 milyon dolardan bahsediyoruz, bu para neyin karşılığıdır. Rüşvet midir?”

ifadelerini kullanmıştı.

TÜRGEV, bu konuşmalardan sonra Haluk Koç hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcılık, CHP’li Koç hakkında, “dokunulmazlığının kaldırılması” istemiyle fezleke düzenledi. TBMM’de dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından da Haluk Koç’a dava açıldı. Davanın iddianamesinde Koç’un, “saklanması gereken bankacılık sırlarının açıklanması suretiyle 5411 sayılı yasanın 159. maddesine muhalefet” ve “iftira” suçlarından dava açıldı. Koç, yargılama sırasındaki savunmasında, “Söz konusu bilgiler basında yayımlandı. Sır olma özelliği yoktur. Kamu yararı olduğu için konuyu gündeme getirdim” dedi.

Oybirliğiyle beraat

Koç’un yargılandığı karar duruşması geçen hafta perşembe günü yapıldı. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya katılan Haluk Koç’un avukatı Celal Çelik, müvekkilinin beraatını talep etti. TÜRGEV’in avukatları ise “mağdur olduklarını” savunarak, Koç’un cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, yargılama sonucunda Koç’un beraatına karar verdi.

CHP’li Koç’un avukatı Çelik, karara ilişkin şunları söyledi:

“Bilal Erdoğan’ın avukatları, Haluk Koç’un yolsuzluk değerlendirmesinin iftira kapsamında olduğu, gerçek olmadığını iddia etmişlerdi. Savcı da bir anlamda Haluk Koç’un iftira attığını, yolsuzluk olgularının doğru olmadığını iddia ederek, iftiradan dava açtı. Yargılama sırasında 17-25 Aralık dosyasını, dosyaya sunmuştuk. Israrla şunu ifade etmiştik: Bu olguların doğru olmadığı konusunda en ufak bir şüphe varsa ses kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırın. Mahkeme buna gerek duymadı. Haluk Koç’un açıkladığı TÜRGEV’le ilgili bilginin, doğru olgulara dayalı olduğu mahkemece kabul edildi, iftira suçunun oluşmadığı değerlendirildi. Karar, oybirliğiyle verildi.”
===========================================
Dostlar,

KORONA VİRUS NELERE ŞAL, NELERE MERCEK?

İçimiz dışımız “corona virus” oldu..
Oysa Ülkemizin yakıcı sorunları ağırlaşarak sürüyor..
Dolar 6,44 TL’ye tırmandı! Öbür dövizler de yükseliyor..
Üstelik elin ülkesinde de (ABD – AB, UK..) hastalık var, can alıyor onlarca ,yüzlerce.
Sektörler akçalı (mali) bunalımda, ortada döviz kıtlığı var büyük ölçüde dolaşımın (sirkülasyonun) yavaşlamasına bağlı.

Ancak “Küresel AĞA“, kerameti kendinden menkul senyoraj hakkını (!) / hegemonisini pervasızca kullanıyor ve FED, 198 milyar $ nakiti kağıt ve mürekkep bedeli karşılığında basıp piyasaya sürüyor.. (Bu para, 2020 Türkiye bütçesinden yaklaşık %20 daha fazla!?)
ABD’de enflasyon olmuyor, paranın değeri de düşmüyor.. FED fazileri neredeyse sıfırlıyor. Siyasal iktidardan bağımsız, para politikalarını “büyük oyunun kurallarına göre” oynuyor ABD Merkez Bankası FED.. Bizde ise “biat etmedi” diye AKP = Erdoğan tarafından TCMB Başkanı görevden alındı. Üstelik Erdoğan’ın bilim dışı takıntısı ile : Faiz enflasyon doğuruyor!? 

Ekonomist olduğunu savlayan ama gerçek diplomasını bir türlü göremediğimiz AKP = Erdoğan, İktisat 1. sınıf öğrencisinin bile öğrendiği evrensel bilimsel gerçeği ters yüz ederek gerekçe (!) yaratıyor kendine, kamuoyunu yönlendidiyor… Dolayısıyla bu kafayla yönetilen ülkemiz bir türlü belini doğrultamıyor.

Cılız – hastalıklı – çok borçlu – üretmeyen ekonomi, haliyle ulusal parasını da güçlü kılamıyor..

Sürekli olarak yoksullaş-TIRIL-ıyoruz!

Kişi başına ulusal gelir 7 yıl öncekinin altında ve 9 bin doları zor buluyor.. (Dünya ortalaması 11 bin doları aşkın) ve bu iktidar, TEK ADAM eliyle harikalar yaratıyor öyle mi??

Bir de küresel korona salgını eklenince, ekonomi, deyim yerinde ise su kaynatıyor..
Kuşkusuz bu olumsuz gelişmeler günlük yaşama yansıyacak ve yaşamı daha da katlanılmaz kılacak.. Ailece intiharlar unutulmayacak, işsizlik kavuruyor, toplumsal cinnet içindeyiz!

AKP = Erdoğan büyüsü – illüzyonu giderek bozuluyor!

Kuşku yok, hiçbir halk sonsuza dek aldatılamaz, idraki köreltilemez.
Ne var ki, bu süreçte küplerini doldurarak karunlaşaranlar, yolsuzluklarla talan ederek halk yığınlarını yoksullaştıranlar, ülkeyi açıkhava hapishanesine dönüştürenler.. birkaç kuşak çooook varsıllaşmış (zenginleşmiş) oluyorlar. Halkın yaşamı, geleceği çalınıyor haramzade soygunu ile.
****
Korona virus salgını AKP = Erdoğan için bir bakıma “ilaç” gibi geldi..

Tüm yakıcı sorunları, iktidarı bunaltan dertleri öteledik (!)..
Muhalefet yok, eleştiri yok, toplantı yok, gösteri yok, yok, yok, yok.. TBMM bile tatilde!

Bu arada AKP = RTE‘nin sesi de çıkmıyor.. Konuş(a)mıyor.. Karşısına yığma kalabalıkları alıp esip gürleyemiyor.. Ama Erdoğan konuşamdan yapamaz ki; bir yolunu mutlaka ama mutlaka bulacak, dağlarca kibirli mimiklerini – postürünü – giyimini – jestlerini – ses tonunu – edasını – hamasetini… gündemini ne yapıp edip yaratacak ve bizleri daha çok yoksun bırakmayacaktır! Akıllarına hiçbir şey gelmiyorsa, biz söyleyelim; çağırırsınız TRT’yi sarayınıza 1-2 muhabirle, “ULUSA SESLENİŞ” konuşması yaparsınız hiç yoktan, boşalırsınız..
Ama bu arada KORONA SALGINI ile ilgili hesap da vereceksiniz halka, yolu yok!

Peki ne söyleyecek Tek Adam Erdoğan? Kader – fıtrat, bizde hasta çoook az, ölüm yok, Dünya biz hayran.. öyle mi? Karantinaya alınmayıp evlerine yollanan 21 bin Umre ziyaretçisi için ne buyuracak örneğin?

Yaşam adeta durdurulurken, camilerde namaz için ayak sürümeyi, yarım ağız “camiler açık ama evde kılabilirsiniz, toplu gelmeseniz fena olmaz…” fetvalarını nasıl savunacak?

Kapatılan hastanelere yeniden duyulan gereksinime ne buyuracaktır??

31 Aralık’tan bu yana 2,5 ayda hala birkaç merkezde ancak korona testi yapılabilmesine ne buyuracaktır?

  1. Basamak sağlık hizmetlerini felç edişlerine ne buyuracaktır?

Sağlık sektörünü ezici düzeyde piyasalaştırmasına / özelleştirmesine ne buyuracaktır?

Halkın yoksullaştırılmasına, beslenmesinin bozulmasına, yaygın açlığa ne buyuracaktır?

Vahşetle kirletilen çevreye, tarım ve hayvancılığın çökertilmesine, ithalat bağımlılığına ne diyecektir?

Etil alkolde bile stokları birkaç günde tükenen ve dışalıma mahkum ülkemiz 18 yıldır kimin elinde??

Üniversite öğrencilerini apar topar yurttan atıp, yurtları karantina mekanlarına dönüştürme ayıbına ne açıklama sunacaktır?

  • Örneğin camiler bu amaçla / karantina mekanları olarak kullanılsa fena olmaz mı?

TOKİ hızla prefabrik karantina alanları yaratabilir mi? Özellikle büyük kentlerde boş arazi bulabilir mi? Akçalı (mali) gücü buna yeter mi? Ya da satılmayan yüzbinlerce konutunu karantina mekanları olarak kullanmayı aklına getirir / içine sindirir mi??

İyi kotü sosyal medya canlı; orada da AK tiroller ve yandaş – kandaş – candaş yargı mensupları 7/24 görev başındalar.. çizmeyi aşmak yok.. Üstelik salgın hastalık hukuku gündemde bu kez!
*****
Kamusal olanaklar sağlık dahil öylesine sınırlı ki, KORONA SALGINI ile başetmek hiiiiç kolay değil.. Kamu sağlık sektörü olabildiğince küçülmüş.. Ülkedeki 1530 dolayındaki hastanenin yaklaşık 650’si özel sektörün. Hastane yatakları ve yoğun bakım birimlerinin 1/4’ünden çoğu yine özel sektörde. Hemşire sayısı neredeyse hekim sayısına denk, 160 binlerde. Oysa 1 hekime karşılık 4 hemşire uluslararası standart.

Yeterli cerrahi maske yok sağlık çalışanlarına..

TTB Merkez Konseyi Başkanı sevgili meslektaşımız Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın web sitemizde yer verdiğimiz açıklamasında, korona testi negatif gelen hastada 2. kez test istemi yapıldığında “riskli” gibisinden saçma sapan yanıtların geldiği belirtildi. (http://ahmetsaltik.net/2020/03/17/ttb-hekimlerden-aldigimiz-duyumlar-koronavirus-hastasi-sayisinin-daha-fazla-oldugu-yonunde/)

Bilim Kurulu’nun kararları düzenli açıklanmıyor, neden?
Hem Kuran’da – Fıkıhta,şer’i kaynaklarda yeterince hüküm yok mu? Neden bilim kuruluna sarıldınız, hani yaşamın her alanının dininizin kurallarına uydurup öylr yaşayacaktınız 6. Din Şurasında Erdoğan’ın konuşmasına göre??

Neden salgını DİB yönetmiyor da Sağlık Bakanı çırpınıyor??

Demek ki ülkeye 160 bini bulan imam değil, SAĞLIK ÇALIŞANI – HEKİM gerekliymş, haa??
****
Ülkemizde yüz bini aşkın hekimin yasal meslek örgütü Türk Tabipleri Birliği‘nin bilim insanı kimlikli – alanın uzmanı akademisyen temsilcisi neden yok Bilim Kurulunda?

……….
………………….

Sorular, dertlere tercüman ve de hal-i pür melalimize ayna olarak daha da uzatılabilir..

Bu arada, sevgili meslektaşımız Prof. Haluk Koç, 9 yıl sonra, bu yüz milyon dolarlık yurt dışı havaleyi açıklama davasından aklandı. İyi de, bu para kimden ve neden geldi mahdum Bilal Erdoğan‘a? Sıra bunun açıklanmasında değil mi? TÜRGEV yurt dışı kaynaklardan gelen bu muazzam parayı ne amaçlarla kullandı? Bunları bilmek hakkımız değil mi? Türkiye demokratik bir hukuk devleti ise, TÜRGEV, Baba – Oğul Erdoğan’lar kamuoyuna yeterli açıklama yapmak zorundalar. Tersi ise ancak diktatörlükle yönetilen ülkelerde düşünülebilir korkarız!

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 17 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

DEPREM GERÇEĞİ

DEPREM GERÇEĞİ

Mustafa AYDINLI

Yerkabuğundaki kırılmalar nedeniyle birden ortaya çıkan titreşimlerin, dalga dalga yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayını, deprem olarak tanımlıyor bilim insanları.

Dünyanın oluşumdan beri depremler vardır. Ülkemiz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal yitiğine uğrama olasılığımız ne yazık ki bir gerçektir.

“Ülkemiz topraklarının %92’sinin deprem bölgeleri içinde olduğu, nüfusumuzun %95’inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98’i ve barajlarımızın %93’ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Son 58 yılda depremlerde 58.202 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denebilir ki, depremlerden her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.” (www.deprem.gov.tr)

Günümüz  bilim ve teknolojinin depremi önleme olanağı yoktur. Olacağı zamanı önceden kestirme olanağı da henüz yoktur. Ancak fay hatları bilinmekte, çalışan faylar üzerinde bir enerji birikimi olacağı, günü gelincede bunun boşalacağı tahmin edilmekte.

Geçtiğimiz hafta Silivri açıklarında 5.8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş, zaten beklenen İstanbul depremi nedeniyle büyük korku yaratmıştır. Depremin oluşumunu önleme olanağı yok ama depreme karşı alınacak pek çok önlem var. Korunma önlemleri elimizde. Devletin alacağı önlemler var, kişilerin alacağı önlemler var. Can ve mal yitiğini en aza indirme olanağı var. Örneğin Japonya bizden çok daha hareketli deprem kuşakları üzerinde olmasına karşın, baştan alınan pek çok önlemle yitikleri en aza indirebilmekte.

Türkiye olarak Depreme ne ölçüde hazırız?

17 Ağustos 1999 da yaşadığımız Gölcük Depremi ile nelerin eksik olduğu ortaya çıkmıştı. Aradan yirmi yıl gibi oldukça önemli bir süre geçti, hiç kuşkusuz bu süre içinde pek çok önlem alınabilirdi. Bırakalım gerekli altyapı önlemlerini bütünlüklü olarak almayı, örneğin 2000 yılında Bülent  Ecevit hükümeti (57. Kabine) döneminde konan deprem vergileri, 20 yıl boyunca toplanan bu vergiler ortada yok! Sözde çürük yapılar yıkılıp depreme dayanıklı binalar yapılacaktı. Milyarlarca liranın yerinde yeller esiyor. (AS: Bu tutarın Dolar karşılığının 35 milyar Dolara eriştiği anamuhalefet tarafından ileri sürüldü. Son derece önemli bir kaynaktır bu rakam ve İstanbul’da, 2019 fiyatlarıyla, ortalama 200 bin TL giderle 105 bin, TOKİ eliyle ortalama 100 bin TL maledişle 210 bin dairenin yapılması olanaklıydı. Hatta arsa maliyeti söz konusu olmadığından, bu sayı daha da büyüyebilirdi.. Yaklaşık 250 bin daire, en riskli binalarda yaşayan en az 1 milyon insanın depremde can güvenliğini sağlama demektir.. yapılmamıştır, çok yazık olmuştur ve telafi edilip edilemeyeceği tam bir bilinmezlik içindedir..)

Depremden sonra en önemli sorunlardan biri, açık havada toplanma alanlarıdır. İstanbul’un her yanı bina! Buna karşın yine de önceki iktidar döneminde 477 toplanma yeri belirlenmiş ancak son verilerle elde kalan yalnızca 77 adet toplanma yeridir. Ayrılan 400 toplanma yeri, ranta ve yandaşa kurban gitmiştir. Daha açığı talan edilmiştir AKP’li BŞB yönetimince.. 50’ye yakın deprem toplanma alanının iktidar yandaşlarına peş keş çekildiği savları ortalıkta dolaşıyor. İktidar, inandırıcı bir açıklama yap(a)mıyor. Katarlı EMAAR grubuna ve TÜRGEV’e, toplanma alanlarının verildiği biliniyor. Olası bir depremde halk nerede toplanacak??

Yaşadığımız dönemde Merkez Bankası’nın yedek akçesine (bir tür Ülkemizin kefen parasına!) devasa bütçe açıkları yüzünden el koyarak merkezi yönetim bütçesine aktaran AKP iktidarından daha akılcı br adım beklemek zaten saflık olurdu. (AS: 2019 mali yılında AKP = RTE, Merkez bankasının yaklaşık 40 milyar TL yedek akçesine ek, yaklaşık 40 milyar TL kârına da el koyarak damadın Hazinesine aktardı. Gene de bütçe, öngörülen 82 milyar TL yerine 124 milyar TL, toplamda gerçek olarak 205 milyar TL açık verdi. 770 milyar TL öngörülmüştü bütçe 2019 için 82 milyar TL açıkla.. Bunca muazzam açığa ve toplanan acımasız, on milyarlarca Dolar vergilere karşın ülkenin temel sorunları çözüme niçin kavuşturulamıyor! Kimler hortumluyor ulusal servetimizi, kimler hortumlatıyor!? Sorumlu iktidardır!!)

Son 5.8’lik depremde haberleşme ağı felç oldu. Türk Telekom’u Erdoğan’ın dostu (!) Lübnanlı Hariri ailesine peş keş çekenler, yetmiyormuş gibi, bu haramzede aileye bir de üzerine Türk Bankalarından 2,5 milyar Dolara yakın kredi verdirerek ülkeyi katmerli şekilde soydurunlar, hiç ellerini vicdanına koyup düşünüyor mu acaba? Son deprem gösterdi ki, ülkemizde telekomünikasyon altyapısı yoktur!

İstanbul’un seçilmiş BŞB Başkanı İmamoğlu, deprem kriz masasına çağrılmıyor. Sözün bittiği yerdeyiz. Vatandaş can derdinde, iktidar doymak bilmeyen siyasal ve ekonomik rant derdinde. İktidar, hangi başarı ile sistemin ‘sağlıklı çalıştığını‘ (!) söyleyebiliyor, başarı buysa başarısızlık nasıl olacaktı? Kamuoyu, 20 yıldır deprem vergisine özveriyle katlanıyor. Ne denli para toplandı, bu paralar nerede? Yanıtını bilmiyoruz ve isyan ettirecek biçimde, muhalefetin bu yöndeki sorularına AKP = Tek adam RTE,

  • Bu tür sorulara yanıt verecek zamanımız yok..“ diyebiliyor! Dehşet vericidir!Bu, demokrasilerde bir fiyaskodur, skandaldır ve saatler içinde iktidar istifaya zorlanır kamuoyu tarafından. AKP = Erdoğan, topladığı vergilerin hesabını vermeyip neyin hesabını verecektir? Bu hesap er ya da geç mutlaka sorulacaktır.
    ***
    Deprem ülkemizin ve dünyanın jeolojik bir gerçekliğidir.

    Siyasal rant dağıtarak üstesinden asla gelinemez. Deprem önlemleri amaçlı toplanan vergiler bu amaçla harcanmalıdır.
    Depreme vb. afetlere karşı ulusal birlik, beraberlik ve dayanışma örnekleri sergilenerek, seferberlik mantığı ile bilimsel politikalarla yaklaşmalıyız.

    Demokrasilerde iktidarlar saydam ve hesap verebilir olmak zorundadır.
    Ancak bu yaklaşımlarla can ve mal yitiklerini en aza indirebiliriz.

    (AS: Beklenen İstanbul depremi için sürenin 5-10 yıla indiği uzmanlarca bildiriliyor. İktidar elini çooook çabuk tutmalı ve bilim insanları – kurumları rehberliğinde hızla stratejik afet planları geliştirilerek uygulamaya konmalıdır. Fıtrat , kader  vb. safsata ve zırvalarla halkımız kandırılmamalıdır..)