Etiket arşivi: salgın hastalık hukuku

CHP’li Haluk Koç’a ‘Bilal Erdoğan’a para transferi’ davasında beraat

(AS: Bizim kapsamlı irdelemememiz yazının altındadır..)

Suudi Arabistan kaynaklı bir hesaptan, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın hesabına, 2012’de yatırılan 99 milyon 999 bin 990 dolarlık bağışı gündeme getiren ve o dönemde CHP sözcüsü olan Ankara milletvekili Haluk Koç’un “iftira ve bankacılık sırlarını açıklama” suçlarından yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, oybirliğiyle Koç’un beraatına karar verdi.

Koç’un avukatı Celal Çelik, “Mahkemenin kararı, Koç’un yolsuzluk açıklamalarının iftira değil, somut olgulara dayalı olduğunu göstermiştir.” dedi.

CHP'li Haluk Koç'a 'Bilal Erdoğan'a para transferi' davasında beraat © T24

CHP’li Haluk Koç’a ‘Bilal Erdoğan’a para transferi’ davasında beraat Alican Uludağ’ın Cumhuriyet’te yer alan haberine göre, 17-25 Aralık döneminde Bilal Erdoğan’ın hesabına yattığı iddia edilenbir para gündeme gelmişti. Dönemin CHP Sözcüsü Haluk Koç, partisinin merkez yönetim kurulu (MYK) toplantısı sonrasında, 5 Şubat 2014’te, yaptığı açıklamada;

  • “Bakın günün biri, tarih 26 Nisan 2012. Vakıflar Bankası’ndaki Necmettin Bilal Erdoğan’ın hesabına Royal Protocol adlı kaynaktan, muhtemelen Orta Doğu ya da Suudi kaynaklı bir yapı… Buradan 99 milyon 999 bin 990 dolar havale geliyor. 100 milyon değil, 10 dolar eksik.10 dolar herhalde havale kesintisi. 5 dakika içinde Bilal Erdoğan’ın hesabından TÜRGEV’in hesabına aktarılıyor para, Vakıfbank’a bu havalenin geliş tarihi 26 Nisan 2012. 100 milyon dolardan bahsediyoruz, bu para neyin karşılığıdır. Rüşvet midir?”

ifadelerini kullanmıştı.

TÜRGEV, bu konuşmalardan sonra Haluk Koç hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcılık, CHP’li Koç hakkında, “dokunulmazlığının kaldırılması” istemiyle fezleke düzenledi. TBMM’de dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından da Haluk Koç’a dava açıldı. Davanın iddianamesinde Koç’un, “saklanması gereken bankacılık sırlarının açıklanması suretiyle 5411 sayılı yasanın 159. maddesine muhalefet” ve “iftira” suçlarından dava açıldı. Koç, yargılama sırasındaki savunmasında, “Söz konusu bilgiler basında yayımlandı. Sır olma özelliği yoktur. Kamu yararı olduğu için konuyu gündeme getirdim” dedi.

Oybirliğiyle beraat

Koç’un yargılandığı karar duruşması geçen hafta perşembe günü yapıldı. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya katılan Haluk Koç’un avukatı Celal Çelik, müvekkilinin beraatını talep etti. TÜRGEV’in avukatları ise “mağdur olduklarını” savunarak, Koç’un cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, yargılama sonucunda Koç’un beraatına karar verdi.

CHP’li Koç’un avukatı Çelik, karara ilişkin şunları söyledi:

“Bilal Erdoğan’ın avukatları, Haluk Koç’un yolsuzluk değerlendirmesinin iftira kapsamında olduğu, gerçek olmadığını iddia etmişlerdi. Savcı da bir anlamda Haluk Koç’un iftira attığını, yolsuzluk olgularının doğru olmadığını iddia ederek, iftiradan dava açtı. Yargılama sırasında 17-25 Aralık dosyasını, dosyaya sunmuştuk. Israrla şunu ifade etmiştik: Bu olguların doğru olmadığı konusunda en ufak bir şüphe varsa ses kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırın. Mahkeme buna gerek duymadı. Haluk Koç’un açıkladığı TÜRGEV’le ilgili bilginin, doğru olgulara dayalı olduğu mahkemece kabul edildi, iftira suçunun oluşmadığı değerlendirildi. Karar, oybirliğiyle verildi.”
===========================================
Dostlar,

KORONA VİRUS NELERE ŞAL, NELERE MERCEK?

İçimiz dışımız “corona virus” oldu..
Oysa Ülkemizin yakıcı sorunları ağırlaşarak sürüyor..
Dolar 6,44 TL’ye tırmandı! Öbür dövizler de yükseliyor..
Üstelik elin ülkesinde de (ABD – AB, UK..) hastalık var, can alıyor onlarca ,yüzlerce.
Sektörler akçalı (mali) bunalımda, ortada döviz kıtlığı var büyük ölçüde dolaşımın (sirkülasyonun) yavaşlamasına bağlı.

Ancak “Küresel AĞA“, kerameti kendinden menkul senyoraj hakkını (!) / hegemonisini pervasızca kullanıyor ve FED, 198 milyar $ nakiti kağıt ve mürekkep bedeli karşılığında basıp piyasaya sürüyor.. (Bu para, 2020 Türkiye bütçesinden yaklaşık %20 daha fazla!?)
ABD’de enflasyon olmuyor, paranın değeri de düşmüyor.. FED fazileri neredeyse sıfırlıyor. Siyasal iktidardan bağımsız, para politikalarını “büyük oyunun kurallarına göre” oynuyor ABD Merkez Bankası FED.. Bizde ise “biat etmedi” diye AKP = Erdoğan tarafından TCMB Başkanı görevden alındı. Üstelik Erdoğan’ın bilim dışı takıntısı ile : Faiz enflasyon doğuruyor!? 

Ekonomist olduğunu savlayan ama gerçek diplomasını bir türlü göremediğimiz AKP = Erdoğan, İktisat 1. sınıf öğrencisinin bile öğrendiği evrensel bilimsel gerçeği ters yüz ederek gerekçe (!) yaratıyor kendine, kamuoyunu yönlendidiyor… Dolayısıyla bu kafayla yönetilen ülkemiz bir türlü belini doğrultamıyor.

Cılız – hastalıklı – çok borçlu – üretmeyen ekonomi, haliyle ulusal parasını da güçlü kılamıyor..

Sürekli olarak yoksullaş-TIRIL-ıyoruz!

Kişi başına ulusal gelir 7 yıl öncekinin altında ve 9 bin doları zor buluyor.. (Dünya ortalaması 11 bin doları aşkın) ve bu iktidar, TEK ADAM eliyle harikalar yaratıyor öyle mi??

Bir de küresel korona salgını eklenince, ekonomi, deyim yerinde ise su kaynatıyor..
Kuşkusuz bu olumsuz gelişmeler günlük yaşama yansıyacak ve yaşamı daha da katlanılmaz kılacak.. Ailece intiharlar unutulmayacak, işsizlik kavuruyor, toplumsal cinnet içindeyiz!

AKP = Erdoğan büyüsü – illüzyonu giderek bozuluyor!

Kuşku yok, hiçbir halk sonsuza dek aldatılamaz, idraki köreltilemez.
Ne var ki, bu süreçte küplerini doldurarak karunlaşaranlar, yolsuzluklarla talan ederek halk yığınlarını yoksullaştıranlar, ülkeyi açıkhava hapishanesine dönüştürenler.. birkaç kuşak çooook varsıllaşmış (zenginleşmiş) oluyorlar. Halkın yaşamı, geleceği çalınıyor haramzade soygunu ile.
****
Korona virus salgını AKP = Erdoğan için bir bakıma “ilaç” gibi geldi..

Tüm yakıcı sorunları, iktidarı bunaltan dertleri öteledik (!)..
Muhalefet yok, eleştiri yok, toplantı yok, gösteri yok, yok, yok, yok.. TBMM bile tatilde!

Bu arada AKP = RTE‘nin sesi de çıkmıyor.. Konuş(a)mıyor.. Karşısına yığma kalabalıkları alıp esip gürleyemiyor.. Ama Erdoğan konuşamdan yapamaz ki; bir yolunu mutlaka ama mutlaka bulacak, dağlarca kibirli mimiklerini – postürünü – giyimini – jestlerini – ses tonunu – edasını – hamasetini… gündemini ne yapıp edip yaratacak ve bizleri daha çok yoksun bırakmayacaktır! Akıllarına hiçbir şey gelmiyorsa, biz söyleyelim; çağırırsınız TRT’yi sarayınıza 1-2 muhabirle, “ULUSA SESLENİŞ” konuşması yaparsınız hiç yoktan, boşalırsınız..
Ama bu arada KORONA SALGINI ile ilgili hesap da vereceksiniz halka, yolu yok!

Peki ne söyleyecek Tek Adam Erdoğan? Kader – fıtrat, bizde hasta çoook az, ölüm yok, Dünya biz hayran.. öyle mi? Karantinaya alınmayıp evlerine yollanan 21 bin Umre ziyaretçisi için ne buyuracak örneğin?

Yaşam adeta durdurulurken, camilerde namaz için ayak sürümeyi, yarım ağız “camiler açık ama evde kılabilirsiniz, toplu gelmeseniz fena olmaz…” fetvalarını nasıl savunacak?

Kapatılan hastanelere yeniden duyulan gereksinime ne buyuracaktır??

31 Aralık’tan bu yana 2,5 ayda hala birkaç merkezde ancak korona testi yapılabilmesine ne buyuracaktır?

  1. Basamak sağlık hizmetlerini felç edişlerine ne buyuracaktır?

Sağlık sektörünü ezici düzeyde piyasalaştırmasına / özelleştirmesine ne buyuracaktır?

Halkın yoksullaştırılmasına, beslenmesinin bozulmasına, yaygın açlığa ne buyuracaktır?

Vahşetle kirletilen çevreye, tarım ve hayvancılığın çökertilmesine, ithalat bağımlılığına ne diyecektir?

Etil alkolde bile stokları birkaç günde tükenen ve dışalıma mahkum ülkemiz 18 yıldır kimin elinde??

Üniversite öğrencilerini apar topar yurttan atıp, yurtları karantina mekanlarına dönüştürme ayıbına ne açıklama sunacaktır?

  • Örneğin camiler bu amaçla / karantina mekanları olarak kullanılsa fena olmaz mı?

TOKİ hızla prefabrik karantina alanları yaratabilir mi? Özellikle büyük kentlerde boş arazi bulabilir mi? Akçalı (mali) gücü buna yeter mi? Ya da satılmayan yüzbinlerce konutunu karantina mekanları olarak kullanmayı aklına getirir / içine sindirir mi??

İyi kotü sosyal medya canlı; orada da AK tiroller ve yandaş – kandaş – candaş yargı mensupları 7/24 görev başındalar.. çizmeyi aşmak yok.. Üstelik salgın hastalık hukuku gündemde bu kez!
*****
Kamusal olanaklar sağlık dahil öylesine sınırlı ki, KORONA SALGINI ile başetmek hiiiiç kolay değil.. Kamu sağlık sektörü olabildiğince küçülmüş.. Ülkedeki 1530 dolayındaki hastanenin yaklaşık 650’si özel sektörün. Hastane yatakları ve yoğun bakım birimlerinin 1/4’ünden çoğu yine özel sektörde. Hemşire sayısı neredeyse hekim sayısına denk, 160 binlerde. Oysa 1 hekime karşılık 4 hemşire uluslararası standart.

Yeterli cerrahi maske yok sağlık çalışanlarına..

TTB Merkez Konseyi Başkanı sevgili meslektaşımız Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın web sitemizde yer verdiğimiz açıklamasında, korona testi negatif gelen hastada 2. kez test istemi yapıldığında “riskli” gibisinden saçma sapan yanıtların geldiği belirtildi. (http://ahmetsaltik.net/2020/03/17/ttb-hekimlerden-aldigimiz-duyumlar-koronavirus-hastasi-sayisinin-daha-fazla-oldugu-yonunde/)

Bilim Kurulu’nun kararları düzenli açıklanmıyor, neden?
Hem Kuran’da – Fıkıhta,şer’i kaynaklarda yeterince hüküm yok mu? Neden bilim kuruluna sarıldınız, hani yaşamın her alanının dininizin kurallarına uydurup öylr yaşayacaktınız 6. Din Şurasında Erdoğan’ın konuşmasına göre??

Neden salgını DİB yönetmiyor da Sağlık Bakanı çırpınıyor??

Demek ki ülkeye 160 bini bulan imam değil, SAĞLIK ÇALIŞANI – HEKİM gerekliymş, haa??
****
Ülkemizde yüz bini aşkın hekimin yasal meslek örgütü Türk Tabipleri Birliği‘nin bilim insanı kimlikli – alanın uzmanı akademisyen temsilcisi neden yok Bilim Kurulunda?

……….
………………….

Sorular, dertlere tercüman ve de hal-i pür melalimize ayna olarak daha da uzatılabilir..

Bu arada, sevgili meslektaşımız Prof. Haluk Koç, 9 yıl sonra, bu yüz milyon dolarlık yurt dışı havaleyi açıklama davasından aklandı. İyi de, bu para kimden ve neden geldi mahdum Bilal Erdoğan‘a? Sıra bunun açıklanmasında değil mi? TÜRGEV yurt dışı kaynaklardan gelen bu muazzam parayı ne amaçlarla kullandı? Bunları bilmek hakkımız değil mi? Türkiye demokratik bir hukuk devleti ise, TÜRGEV, Baba – Oğul Erdoğan’lar kamuoyuna yeterli açıklama yapmak zorundalar. Tersi ise ancak diktatörlükle yönetilen ülkelerde düşünülebilir korkarız!

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 17 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com