Dünya Engelliler Günün – 2012 : Engelli kardeşlerimize saygıyla..


Dünya Engelliler Günün – 2012 : Engelli kardeşlerimize saygıyla..

Engalliler_gunu_3.12.14

  • Ülkemizde engelli oranı % 12,5’lerde.. Neden böyle yüksek?
    Neden her 8 kişiden 1’inin ortopedik, duyusal,
    mental ya da metabolik bir engeli var??
  • %20’lerde son derece yüksek akraba evlilikleri,
  • kanyollarına dönüşen karayolları trafik kazaları (ve cinayetleri),
  • dünyada öncü olduğumuz iş kazaları (ve cinayetleri!),
  • bölücü örgüt yüzünden yaşadığımız emperyalist şiddet,
  • siyasal iktidarın polis devleti uygulaması ve halka yönelik şiddeti,
  • kan davaları..??
  • NE YAPMALI??

Sevgi ve saygı ile.
03.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Enerji ve Maden İşçilerinin Haklı Mücadelesini Destekliyoruz


Dostlar
,

Maden-İş ve TES-İş Yatağan Şubelerinin enerji ve maden işçilerinin
Ankara’ya yürüyüşlerinin Muğla’da polis tarafından tüm yasalar çiğnenerek engellenmeye çalışıldığını ibretle ve dehşetle izliyoruz..

Bu çırılçıplak FAŞİZMDİR!

Otobüsler akıl dışı tuhaf gerekçelerle engelleniyor, sürücüleri gözaltına alınıyor, ruhsatlara al konuyor, işçilerin kimlikleri alınıyor vs..
Kadın ve çocuklar da ortalıkta; otobüslerden indirilmiş durumdalar..

AKP artık resmen ve iyice saçmalıyor ve hukuku bir kez daha ayaklar altına alıyor.
Olup bitenlerden hiç ders almışa benzemiyor..

Artık aklını başına alması gerek.. Polis – jandarma (Kolluk), bu tür yasal ve uluslararası hukuk ve Anayasa tarafından da (AİHS md. 11 ve Anayasa md. 34) apaçık tanınan
bir hakka zor kullanarak engel oluyor..

Oysa Kolluğun görev tam da tersi!

Yurttaşın bu tür eylemleri YA-PA-BİL-ME-LE-Rİ için gerekli güvenlik önlemlerini almak.

Adı üstünde “güvenlik” güçleri..

  • AKP’nin artık Türkiye’yi normalleştirici adımlar atması gerek..

Yatağan işçileri eşleri ve çocukları ile birlikte gecenin karanlığında YÜ- RÜ -YOR -LAR!

Böyle bir tablo İNSANLIK TARİHİNE GEÇER.. Mahatma Gandhi’nin yürüyüşü gibi..
MAO ve 300 bin yoldaşının 15 yıl süren uzuuun mu uzun yürüyüşü gibi….

Tarih aktörleri yazar ve hükmünü verir; seçim sandığını beklemez ve onun sonucuna da bakmaz.. Başbakan R.T. Erdoğan da artık kendine gelmeli ve ikide bir
30 Mart (2014) seçimini göstererek halkla dalga geçmemelidir..

Siyasal iktidar, Demokrasinin tüm kurum ve kurallarını gecikmeden yaşama geçirmek zorundadır..

Yarın çoook geç olabilir..

  • Ernst Hemingway’in çanları kulaklarımızı sağır ediyor..

AKP’nin yurtsever milletvekillerinin artık ağırlıklarını koyarak
sağduyu ile, sonu karanlık ve de kanlı olabilecek bu akıl dışı gidişe
“dur” demeleri kaçınılmaz olmuştur..

Vebali çoook ağırdır..

Sevgi ve saygı ile.
24 Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==================================

Yatagan_iscileri1


Enerji ve Maden İşçilerinin Haklı Mücadelesini Destekliyoruz

Maden-İş ve TES-İş Yatağan Şubeleri

öncülüğündeki enerji ve maden işçileri,
Muğla’daki termik santral ve kömür ocaklarının
özelleştirilmesine karşı savaşımlarını sürdürmektedir.

İşçiler; iktidarın özelleştirme inadından vazgeçmemesi durumunda,
23 Ocak 2014 perşembe günü Yatağan’dan Muğla’ya yürüyeceklerini
ve buradan hareketle, özelleştirme ihalesine son teklif verme tarihi olan
24 Ocak 2014 Cuma günü Ankara’da olacaklarını açıklamıştır.

Yatagan_direnisi

Vatan, Cumhuriyet ve Emek birlikteliği;

enerji ve maden emekçilerinin haklı mücadelesinin yanındadır
ve iktidara, termik santraller ve kömür ocaklarının özelleştirilmesinden vazgeçilmesi çağrısında bulunmaktadır.

Gün; soygun düzenine karşı çıkma ve dayanışma günüdür.
Bu nedenle;

Emekten yana,
Özelleştirmeye, taşeronlaştırmaya, soygun ve talana karşı olan,
yolsuzluk ve rüşvet düzenine karşı sesini yükseltecek
tüm halkımızı ve örgütleri,
emekçilerin direnişine destek vermeye çağırıyoruz.

24 Ocak Cuma günü saat 10.00 da Toros Sokak Sıhhıye’de
Muğla’dan gelen işçilerimizi karşılayalım.

EMEĞİ KORUMAK, VATANI VE CUMHURİYETİ KORUMAKTIR.

VATAN CUMHURİYET VE EMEK BİRLİKTELİĞİ

Atatürkçü Düşünce Derneği
Birleşik Kamu İş Konfederasyonu
Cumhuriyet Kadınları Derneği
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Engelliler Konfederasyonu
Memleket Sevdalıları Derneği
Müzik Eğitimcileri Derneği
Tüketici Hakları Derneği
Türkiye Gençlik Birliği
Ulusal Eğitim Derneği

Yatagan_iscileri_Ankara'da_23.1.14

Sevgi ve saygı ile.
24 Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

MUSTAFA MUTLU : Cemaat kaç kişi?


Dostlar,

Değerli yazarımız, insan duyarlığı ile de örnek Sayın Mustafa Mutlu‘nun
“Cemaat Kaç Kişi?” başlıklı yazısını paylaşalım…

Sevgi ve saygı ile.
21 Kasım 2013, Bandırma

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

============================================

Cemaat kaç kişi?

AYDINLIK, 21 Kasım 2013

mustafamutlu
Bir süredir devam eden AKP ile Gülen cemaati arasındaki kavga,
Washington’da da izleniyormuş.

Bu haberi BBC vermiş.

Dahası da var:

Aynı haberde, Gülen cemaatinin ABD’deki büyümesinin son yıllarda “baş döndürücü bir hıza ulaştığı” da belirtilmiş.

Özellikle de Kongre üyeleri üzerinde çok etkililermiş.

Ve en önemlisi:

  • ABD’li uzmanlara göre, cemaat üyeleri önümüzdeki seçimlerde bir daha
    AKP’ye oy vermeyecekmiş!

***

İyi de asıl soru şu:

Kaç kişi bu cemaat?

Diyelim ki gerçekten oy vermeyeceklerse, AKP’nin oyu ne kadar azalacak?

Ve bir önemli soru daha:

Geçen seçimlerde “Mezardakilere bile oy kullandırın; AK Parti’yi destekleyin” diye talimat veren Fethullah Gülen, şimdi hangi partiyi işaret edecek?

***

Duyduğunuzu sanmıyorum; Taraf’ın bavulcu yazarı Mehmet Baransu,
13 Ağustos 2013’te yazdığı “Erdoğan, cemaatin oyunu hesaplatıyor” başlıklı yazıda şunları kaleme almıştı:

“AK Parti, cemaatin oy oranıyla ilgili bazı anketler yaptırmış. Anket sonuçları hakkında ser verip sır verilmese de Numan Kurtulmuş‘un bir anket firmasıyla yaptığı görüşmeden kimi ayrıntılar öğrendim. Kurtulmuş, partiye anket yapan bir isimle görüşüp, Cemaatin oylarının ne kadar olduğunu öğrenmek istemiş.
Muhatabına, kendisine göre Cemaatin oy oranının %3 dolayında olduğunu da aktarmış. Anket firması yetkilisi Kurtulmuş’un öngörüsüne karşı çıkıp, Cemaatin oy oranının %8’e, çarpanlarıyla birlikte %16’ya varabileceğini iddia etmiş.
Çarpandan kasıt, Cemaatin etki gücünün sonuçlara yansıması…”

***

Ülkemizdeki seçmen sayısı yaklaşık 52 milyon kişi…

Eğer Cemaatin oy potansiyeli Numan Kurtulmuş’un tahmin ettiği gibi %3 ise; demek ki oy verme yaşındaki Fethullahçılar’ın sayısı yaklaşık 1,5 milyon kişi…

Yok; anket firmasının yetkilisinin dediği doğruysa, yani potansiyel %8’i buluyorsa;
o zaman sayı 4 milyona ulaşıyor!

Bana sorarsanız; bu rakamların hepsi şişirme…

Eğer Cemaatin gerçekten böyle bir gücü olsaydı, televizyon kanallarının reytingleri
bu denli yerlerde sürünmezdi!

***

Neyse, ne… Umarım Cemaat, bugün kavga ediyormuş gibi yaptığı AKP’yi desteklemekten gerçekten vazgeçer de, eti budu neymiş hepimiz görürüz.

Ona bu kadar güç vehmedenler de akıllarını başlarına alırlar!

İSTİSMAR!

Başbakan, Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, “Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldğını göreceğiz” demişti. Bu sözler “genel af”fı çağrıştırdı ve
kamuoyu tepki gösterdi.

Bunun üzerine Başbakan, Diyarbakır’da söylediklerini her zaman yaptığı gibi
Ankara’da unuttu ve “Ben hayallerimden bahsediyorum, siz ‘genel af’ diyorsunuz. Gündemimizde kesinlikle böyle bir şey yok.” diyerek çark etti.

Adalet Bakanı önceki gün açıkladı:

Ülkemizdeki 359 cezaevinde şu anda 140 bin 520 tutuklu ve hükümlü bulunuyor.

Madem “genel af” olmayacak; o zaman bunca insan cezaevlerini nasıl boşaltacak?

Elbette başbakanlar da hayal kurar… Ama hiçbir başbakan, “hayal sömürüsü” yapmaz. Tutukluların, hükümlülerin ve onların hasret çeken yakınlarının duygularını
istismar etmez.

Recep Tayyip Erdoğan’ınki hayal kurmak değil, seçim öncesi hayal istismarı yapmaktır.

Bunu görmemek için de “akıl körü” olmak gerekir!

GÜNÜN SORUSU

Başbakan Meclis Grubu’nda, “Korkuyla büyük devlet olunmaz” dedi; aynı mekânda kendisini izleyen cemaatçi AKP Milletvekili İdris Bal da, “Küçük hesaplarla büyük devlet olunmaz.” diye tweet attı. Sorum Başbakan’a:

Cemaatle daha fazla papaz olmaktan korkmuyorsanız, neden bu isyana sessiz kaldınız? Yoksa korkuyla devlet olunmuyor; ama başbakan olunuyor mu?

Bölücüye ihtiyaç yok!

Başbakan, Diyarbakır’da kullandığı “Kürdistan” sözünü savunurken,
“Osmanlı’da da Doğu ve Güneydoğu, Kürdistan eyaletiydi” diyor.

İyi de bize ne kardeşim Osmanlı’dan?

Sen Osmanlı’nın sadrazamı mısın, yoksa 90 yıl önce dünyada eşi benzeri görülmemiş bir halk savaşıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı mı?

Neymiş; ilk Meclis zabıtlarında da öyle yazıyormuş…

İlk Meclis ne zaman kuruldu? 1920’de…

Cumhuriyet ne zaman ilan edildi? 1923’te…

Madem Doğu ve Güneydoğu bir zamanlar “Kürdistan” eyaletiydi;
o zaman İstanbul’u da Yunanistan’a iade edelim.

Sümer devletini de kurduralım ya da… Likya’ya, Lidya’ya, Hititlere topraklarını
iade edelim!

***

  • Başbakan’ın “Kürdistan” diye tanımladığı topraklar, Misak-ı Milli içindedir ve bir karış toprağını bile ayrıştırmaya kalkmak,
    ihanetlerin en büyüğü, en affedilmezidir!

GÜNÜN İSYANI!

İsyanım bir zamanlar özel görüşmelerde AKP’ye nefretini dile getiren, sonrasında ise bu partiye yanaşan ve “Akil Adamlar” arasına giren Yeşilçam’ın “bitirim”i
Kadir İnanır‘a:

O yerlere göklere sığdıramadığın Başbakan, seni kastederek,

Ahmet Kaya‘ya saldıran sanatçıların bir kısmı şimdi, ‘O esnada dışarıdaydım’ diyor. Ulan hepiniz oradaydınız. Dürüst olun” dedi.

Hani filmlerinde “Uleeeeyyynnn” diye kükrüyordun ya, Başbakan’a bu sözünü iade etme yürekliliğini neden gösteremiyorsun? Yoksa senin delikanlılığın “rol icabı” mıydı?

KADINLAR BAŞKALDIRIYOR : HEM DE KADINLI – ERKEKLİ!


KADINLAR BAŞKALDIRIYOR :

HEM DE KADINLI – ERKEKLİ!

16 Kasım 2013, Cumartesi, 
Saat : 14 : 00, Güvenpark – ANKARA

kadinlar

Bravo Aydınlık kadınlarımıza!

Geleceği onlar inşa edecek..

Öyle ya da böyle..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 15.11.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

TTB : Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor


Dostlar
,

Meslektaşlarımız, TTB (Türk Tabipleri Birliği) Halk Sağlığı Kolundaki
Halk Sağlığı Uzmanı hekim arkadaşlarımıza son derece ciddi ve kapıya dayanmış bir tehlikeye işaret etmekte ve çok yerinde önerilerde bulunmaktadırlar.

Biz de AKP Hükümetini ve özellikle Sağlık Bakanlığını uyarmak isteriz :

TTB açıklaması yerinde ve bilimsel olarak doğrudur.
Gerekli önlemler Sağlık Bakanlığı – Hükümetçe hızla alınmalıdır.
Bir de bu bulaşıcı hastalıklar yüzünden toplum olarak acı faturalar ödemeyelim.
Başta çocuklar olmak üzere engelli – felç kalmasınlar, erkenden yaşamdan kopmasınlar.

Önemli olan bir başka husus da, salt yangın çıkınca söndürmek – söndürmeye çabalamak değil, yangın çıkmaMAsı için koruyucu sağlık hizmetlerini örgütlemektir.
Bu yaz 3200+ kızamık olgusunun kayda alındığı bir “mini – orta boy kızamık salgını” yaşadığımızı anmsayalım- unutmayalım, ders çıkaralım..
Bağışıklama hizmetlerini kesinkes ihmal etmeyelim..

  • Ülkemizdeki Suriye’li sığınmacıların sayısı 1 milyonu hatta
    kimi kaynaklara göre
    2 milyonu aşmış durumdadır!

Bu insanların tüm Türkiye’ye yayılmış, ezici bir çoğunluğu son derece olumsuz
yaşam koşulları içinde ve çok yoksuldurlar. Tablo çok ağır bir insanlık dramıdır ve
başta BM Sığınmacılar (Mülteciler) Yüksek Komiserliği olmak üzere
(UN Refugees High Comissionary) soruna ivedilikle el atmak zorundadırlar.

Önemli bir not                                                 :

  • AKP, bu insanların çaresizliklerini, yaklaşan 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde oya dönüştürme girişimine ASLA yönelmemelidir!
    Bu çok immoral – etik dışı, yasa dışı bir tutum, açık suç olur ve ülkemizde
    seçim güvenliğini kökten kaldırarak iç istikrarımızı ciddi biçimde bozabilir.
  • Bu sığınmacılara ASLA vatandaşlık hakkı verilmemelidir!
  • Her türlü insancıl yardıma EVET ama T.C. Vatandaşlığı o denli ucuz değildir..
  • AKP Suriye’de iç savaş kışkırtıcılığını hatta açık – örtülü iç savaş destekçisi politikalarını derhal bırakmalı ve o ülkede barış için çaba harcamalı, bu talihsiz sığınmacların bir an önce ülkelerine dönmelerinin
    ortamı sağlanmalıdır.


*****
Evrensel, kurtarıcı sağık hizmeti ilkesini anımsatalım :

  • Her-ke-se, hemen, her yerde, sürekli, etkin ve yaygın,
    kamusal koruyucu sağlık hizmeti! 

Henüz başkaca bilimsel ve yönetsel reçete keşfedilmedi!

Üstelik salt bilimsel bir gerçek ve bizlerin önerisi – dileği olmanın ötesinde
pek çok uluslararası hukuk metnine, ülkemizi de bağlayacak biçimde girmiş olarak..
(Bkz. Sağlık Mevzuatı – Turkish Health Legislation başıklı AÜTF ders notlarımız..
http://ahmetsaltik.net/2013/11/04/saglik-mevzuati/)

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 9.11.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=========================================

TTB_logosu

Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor!

Suriye’de çocuklar felçli. Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor.

Türkiye’deki çocuklar da tehdit altında. Hazır mıyız?

TTB Basın Açıklaması, 8 Kasım 2013, Ankara

Emperyalist müdahale ile kışkırtılan Suriye’deki savaş yalnızca silahlarla ölümlere, yaralanmalara yol açmıyor. Gün geçtikçe artan bulaşıcı hastalıklarla da
acı yüzünü gösteriyor. Kızamık, şark çıbanı, sıtma, kuduz, ishaller ile gündeme gelen bulaşıcı hastalıklara bir yenisi daha eklendi: ÇOCUK FELCİ.

Tarihin tozlu sayfalarında yerini almak üzere olan, yirmi beş yıldır Türkiye’de görülmeyen ÇOCUK FELCİ, savaşa bağlı temel sağlık hizmetlerinin çökmesi ile yeniden kapımızda, hem de büyük bir salgınla…

1999’dan beri Suriye’de görülmeyen çocuk felci, bağışıklama hizmetlerinin aksaması ile salgına yol açtı. Bölgeye virüsün nereden geldiği bilinmemesine karşın,
çocuk felcinin endemik olduğu ülkelerden gelenlerle (Pakistan kaynaklı El Kaide – 
El Nusra askerleri vb.) Suriye’ye ve sınır illerimize taşınabileceği olasılığı gündeme alınmalı, mutlaka araştırılmalıdır.

Neyse ki, Sağlık Ocaklarımızın çabası ile Türkiye’den kazınan çocuk felci hastalığına karşı alınması gereken önlemler konusunda deneyimli sağlık çalışanlarımız hala var. Etkili bir aşı var. Yaşanmış başarılar var. Bununla birlikte bizi endişelendiren Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle yaşanan sorunlar.

İki yıldır mücadele ettiğimiz Sıtma ve Kızamık salgınlarında karşımıza çıkan yapısal sorunlar ve Sağlık Bakanlığı’nın salgınları sağlık çalışanlarından ve halktan gizleyen tavrı.

Artık biliyoruz ki, aile hekimlerine kayıt olmamış bebeklerimiz var ve %95’in üzerindeki resmi bağışıklama oranları, kızamık salgınında öğrendiğimiz üzere,
gerçekçi değil.

Buna, sayıları her geçen gün artan Suriye’li sığınmacıları da eklediğimizde,
salgın tehdidine karşı daha özenli, daha hızlı ve daha katılımcı bir çalışma yürütmemiz kaçınılmaz gözüküyor.

  • Savaşa bağlı yıkımının daha da artmaması için Sağlık Bakanlığı’nı gerekli önlemleri ivedilikle alıp uygulamaya, hekimlerimizi hangi basamakta çalışıyor olursa olsun Sağlık Bakanlığı’nın bu görevini yerine getirmesine katkı vermeye, yurttaşlarımızı sağlık örgütünün yürüttüğü önleme çalışmalarına uyumla katılmaya çağırıyoruz.

TTB bu süreçte Halk Sağlığının korunması için katkı ve işbirliğine hazır ve isteklidir.

Son olarak şunu da paylaşmak istiyoruz :

AKP hükümetinin, ülkemizde ve bölgede halkın sağlığına ciddi tehditler oluşturan savaşı körükleyen politikalardan ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan vazgeçme konusunda siyasal sorumluluk göstermesini tarihsel bir adım olarak bekliyoruz.

Salgın tehdidine karşı öncelikli önerilerimiz                     :

1.       Sınır illerimiz başta olmak üzere DSÖ önerileri kapsamında riskli gruplara bağışıklama çalışmalarının bir an önce başlatılması gerekmektedir.

2.       Sağlık çalışanlarının konu ile ilgili bilgilendirilmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Kızamık salgınında 90’a yakın sağlık çalışanı kızamık hastalığına yakalanmıştır. Sağlıklı olmayan hizmet veremez, hizmet verdiklerini de hasta eder.

3.       Sorunun ciddiyetinin kamuoyu ile paylaşılması, semptomların halk arasında önemsenmesini sağlayacak, erken tanı ve sağaltım (tedavi) olanağını artıracaktır.

4.       Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle koruyucu hizmetlerde çalışan
sağlık personeli sayıları yetersiz düzeydedir. Koruyucu hizmetler (bağışıklama,
aile planlaması, çevre sağlığı vb.) kamu ya da özel birçok kurumda atomize olarak sunulmaktadır. Bu nedenle polio ve kızamıkla mücadelede Sağlık Bakanlığı’nın
sağlık örgütünde (Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Halk Sağlığı Müdürlüğü, Devlet Hastaneleri, Eğitim- Araştırma Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Referans laboratuvarları, Özel sektör) eşgüdümü ve Basamaklararası dayanışmayı sağlaması önemlidir. Benzer biçimde yeterli miktarda temiz içme ve kullanma suyu temini konusunda belediyelerle işbirliği sağlanması da mücadele için kritik öneme sahiptir.

5.       Sağlık alanındaki meslek örgütleri ve akademilerle işbirliği sağlanmalıdır.

6.       Savaş nedeniyle zorla yerinden edilenlere yapılacak koruyucu çalışmaların yoğunlaştırılması, özellikle kamp dışı sığınmacıların (mültecilerin) bağışıklama çalışmalarının mahallelerde yapılması sağlanmalıdır. Bu sırada yinlenen (mükerrer) aşılamaları önlemek için kayda dikkat edilmesi gerekmektedir.

7.       Mahallelerde yaşayan sığınmacılara gezici sağlık ekipleriyle düzenli ve sürekli koruyucu sağlık hizmetleri yaşadıkları yerlerde sunulmalıdır.

8.       Bildirimin önündeki bürokratik engeller hafifletilmeli, filyasyon (kaynak bulma) çalışmaları ve temaslı izlenmelerine yönelik sabit ve yeterli sayıda personel görevlendirilmelidir.

9.       Sınır il ve ilçe TSM’ler (Toplum Sağlığı Merkezleri), yönetsel açıdan deneyimli sağlık çalışanları ile desteklenmelidir.

10.   Sınırlardan giriş, çıkışlarda bağışıklama hizmetlerinin güçlendirilmesi,
kaçaklık korkusunu aşan yaratıcı uygulamalar geliştirilmesi gerekmektedir.

11.   ROJOVA’ya ilaç- aşı – gıda ambargosunun bir an önce kaldırılması;
başta kuduz, kızamık ve polio aşıları olmak üzere ROJOVA başta olmak üzere
Suriye hükümetine destek olunması…

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi