Etiket arşivi: Suriye’li sığınmacılar

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 30 Mart 2022

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

TERANE

Bakan Nebati, ”Zaten Türk lirası şu an en zayıf durumda..  Canınızı sıkmayın… Bayrak inmeyecek, ezan susmayacak”

Başarısızlığı kabullenirken bile umursamazlık sergileniyor.

Bayrak-ezan teranesinin modası geçti. Bakan yeni diye yenilmiyor…

YEMEK

RTE, Cumhurbaşkanlığı sarayında 600 AKP’liye yemek verdi. Parası nereden ödendi?

  1. RTE’nin cebinden,
  2. AKP’den,
  3. Cumhurbaşkanlığı ödeneğinden,
  4. Örtülü ödenekten.

Bence kesin “a” seçeneği!..

SÖZ

Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Osman Uzun,

  • Çok uzun kuyruklar oluşuyordu. Bu yüzden et fiyatını artırdık

Bu söz müdürün ağzından değil kuyruktan çıkmış olmalı…
(AS: Onların yerine biz utanıyoruz…)

KUYRUK

% 48 zamma rağmen ESK’da kuyruklar devam ediyor.

Osman Bey görevden alınmasa zam hazırdı…

BAYAT

AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, pide fiyatlarına gelen eleştirilere, “Pide hemen bayatlayan bir üründür biliyorsunuz, somun ekmek hemen bayatlamaz”

..kunu çıkardılar…

MAAŞ

  • Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın yaklaşık 314 bin TL maaş aldığı açıklandı.

Tok açın halinden anlamaz. Pide ucuzlamaz. Kuyruklar kısalmaz…

UYGULAMA

Numan Kurtulmuş, ”Gerçekten büyük bir hayat pahalılığı baskısının vatandaşlarımızın üstünde olduğunu ve bunun da hafifletilmesi için elimizdeki bütün imkanları kullanmanın şart olduğunu görüyor ve bunu uyguluyoruz.” dedi.

Görmüşler de, uygulama nerede?..

YARARLI

Gıda terörünün önlenmesi ile zeytinliklerin katledilmesinin önlenmesi konularında CHP’nin verdiği önergeler AKP-MHP oyları ile reddedildi.

Ülke yararına olacağından kuşkulanmışlardır…

YOBAZ

Okuldaki öğretmenlere gönderdiği yazıda, kız öğrencilerle erkek öğlencilerin birlikte oturmaması talimatı veren Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın görevden alındı.

Mehteran yürüyüşte…

IRKÇI

FETÖ artığı CHP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın’ın bir makalesinde Kemalizm için; ‘en başından beri dışlayıcı’, ‘ırkçılığa yatkın’, ‘azınlıklarla ve farklı etnik kimliklerle bir arada yaşama meselesini çözememiş’ gibi nitelemeler kullandığı açıklandı.

YCHP budur…

GENÇLİK

Bakan Nebati bu ülkede genç olmanın çok tatlı ve güzel olduğunu söyledi.

Elbette. İş yok, güç yok. Yan gel yat, baba parasına takla at…

FİTİL

Kılıçdaroğlu, Ergenekon şehidi Ali Tatar’ın eşini ziyaret etti ve Ergenekon-Balyoz haksızlıklarını yapanların burunlarından fitil fitil getireceklerini söyledi.

Yapsın helalleşirim…

ŞİFADIR

RTE, uyumadan önce tükettiği özel karışımı tarif etti. ”Tavsiye ederim. Şifadır” dedi.

Ayda 500-1000 TL. cik ayırabilenlere…

ÇIĞLIK

Bahçeli CHP’ye, ”Sandıkta imdat çığlıklarını cümle alem duyacaktır” dedi.

Yaşlandı, partileri karıştırıyor…

İMZA

Öğretim Birliği Yasası’na aykırı olarak çıkarılan Diyanet Akademisi kurulması ile ilgili yasaya 22 CHP milletvekili onay verdi.

Güven?…

GÖKÇEK

İ. Melih’in AOÇ ‘ne 801 milyon dolara yaptırdığı ANKAPARK iflas etti.

Milletin parasının hesabı sorula!..

ŞAŞKIN

AKP’nin eski Tokat millet vekili Resul Tosun Suriyeli sığınmacılarla ilgili, “Ücretsiz tedavi olmuyorlar, bedelini bakanlık ödüyor” dedi.

Bunların hepsi mi şaşkın?..

DESTEK

Torba yasa ile gazetecilerin şirketler hakkındaki haberlerine ceza getirilirken, kaçakçılara sağlanan pişmanlık hükümleri genişletiliyor.

AK demokrasi…

DÜNYA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Dünya duysun Irak’ta da huzuru biz getireceğiz, Suriye’de huzuru biz getireceğiz, Afganistan’da da huzuru biz getireceğiz. Batıdan, Amerika’dan Avrupa’dan dünyayı kurtaracağız.”

Geriye hangi dünya kaldı?..
AS: Pardon, bunca muazzam megalomani görmedim!)

ÖZLÜ SÖZLER

Dünyayı kötüler değil, hiçbir şey yapmadan onları seyredenler felakete sürükleyecek.. /
Albert Einstein

Yüksek bir mevkiye yerleşen alçak bir kişiden daha kötü bir şey olamaz.. / Claudianus

Bir insanın şöhretine ve görüntüsüne aldırma, namaz ve niyazına bakma, aklına ve doğruluğuna bak.. / Hz. Ömer

KARA DELİK

KARA DELİK

Suay Karaman

AKP Genel Başkanı’nın ABD gezisi sona erdi ama sonuç nedir, neler oldu, neler yaşanacak henüz bir şey belli değil. Zamanla bunları göreceğiz. Belleklerde bir danışmanın, ABD yetkililerine “sakın deliğe süpürmeyin, kullanın” dediği bulunmaktadır.

2019 yılının Ocak ayında ABD Başkanı’nın sosyal medyadan paylaştığı “Kürtleri vururlarsa Türkiye’yi ekonomik olarak mahvederiz” sözüne gereken tepki verilmemişti. ABD Başkanı’nın dünyanın en köklü devletlerinden biri olan Türkiye’ye karşı savurduğu bu tehdit, her yönüyle kabul edilecek gibi değildi. Ama sineye çekildi, basit sözlerle geçiştirildi. Tıpkı askerlerimizin başına çuval geçirilmesinde olduğu gibi…

Dışişleri Bakanı “stratejik müttefikler sosyal medya üzerinden konuşmazlar” diyerek, ABD başkanına sitem etmekle yetindi. AKP Genel Başkanı da “üzüldüğünü” söyledi. ABD başkanı bir müttefikini mahvetmekten söz ediyor, siyasal iktidarın yetkilileri “stratejik ortaklık” rüyaları görüyor ve üzülüyor. ABD başkanının tehditleri için ana muhalefet partisi sözcüsü “bu tehditler bize sökmez” açıklaması yaptı. Ana muhalefet partisinin genel başkanı da “kimse sokak kabadayısı diliyle Türkiye’yi tehdit edemez” dedi. Boş sözlerle toplumu aldatanlara sormak gerekir: “tehdit edemez” demenin ne anlamı var, adam zaten tehdit etmiş. ABD’nin bu tehdidine karşı etkili olarak ne yapılması gerekirdi, çözüm önerilerini söylemeden, kaçak güreşerek toplumu uyutmaktadırlar.

  • ABD’nin istemleri ile Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarının bağdaştırılabilir tarafı yoktur.
  • Yıllardır ABD güdümünde izlenen politikalar ile ülkemiz emperyalizmin oyuncağı durumuna getirilmiştir.

13 Kasım 2019 tarihindeki ABD ziyaretinden çok büyük beklentisi olanların umutları boşa çıktı. AKP Genel Başkanı Washington’da Türkiye’nin pozisyonunu ABD kamuoyuna açıklama fırsatı buldu ama ABD Başkanı hiçbir konuda geri adım atmadı. Kısaca bu geziyi sorun çözmek için değil yumuşamaya katkıda bulunmak için atılan bir adım olarak değerlendirmek gerekir. Zaten AKP Genel Başkanı da partisinin 19 Kasım 2019 tarihindeki grup toplantısında “istediklerimizi tam alamadık” sözleriyle durumu ortaya serdi.

ABD’deki zirvede Türkiye endişe ve tepkilerini dile getirdi, ABD ise varolan tutumunu değiştirmedi. Müttefiklikle birlikte, PKK-PYD terörüyle ilişkisini de yadsımadığı gibi, YPG’yi terör örgütü olarak görmediğini de söyledi. S-400, F-35, sözde Ermeni soykırımı savlarında ve Suriyeli sığınmacılar konusunda gerçekçi bir çözüm ortaya konulmadı. Fethullah Gülen’in iadesi konusunda da herhangi bir gelişme olmadı. Terör örgütünün Suriye kolu YPG lideri Mazlum Kobani’nin ABD’ye davet edilmesi ile ilgili soruya ABD Başkanı; “sizin Cumhurbaşkanınızla da çalışıyoruz” diyerek her zamanki küstah yanıtlarına bir yenisini ekledi.

Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir konu var: TBMM’de bütçe görüşmeleri yapılırken, Dışişleri Bakanlığı’nın bütçe raporunda terör örgütleri olarak PKK ile FETÖ yer almakta ancak PYD ile YPG bulunmamaktadır. Bu durumda, saklanmaya çalışılan kimi gizli ilişkilerin olduğu gerçeğinin altını çizmek gerekir.

9 Ekim 2019’da ABD Başkanı’nın gönderdiği, diplomatik dilden yoksun ve aşağılayıcı mektubun, ABD Başkanı’na geri takdim edilmesi, mektubun varlığını ortadan kaldırmadı. Zaten ABD Başkanı da “mektubumu geri aldım” demedi. ABD Başkanının ülkemizi ve yönetimi aşağılayan mektubunun gereği yapılacak mı diye saf saf bekleyenler, aynı küstahlığın sürdüğünü gördüler mi acaba?

  • ABD Temsilciler Meclisinde ülkemiz ve Tayyip Erdoğan’ın ailesi aleyhine kararlar alındı.
  • Ancak ABD’nin Tayyip Erdoğan ve ailesine mal varlığı ile gelir kaynaklarının değerine ilişkin herhangi bir yaptırımda bulunacak mı diye bekleyenlere de şunu söylemek gerekir:
  • Deliğe süpürmez, kullanırlar. Bu durumu kullanarak, istedikleri gibi yönlendirirler.

Bunlar hakkında nasıl bir gelişme olacağı henüz bilinmiyor ama bilinen bir şey var ki; ülkemizde

  • gündem değiştirilerek, Erdoğan ailesinin ‘mal varlığı ile gelir kaynakları’ gölgelenmektedir.

Ülkemizin tüm sorunları, yerini CHP‘ye yapılan yeni operasyona bırakmıştır ve gündem şimdilik değiştirilmiş gözükmektedir.

SAUDI ARABIA HAS 100.000 AIR CONDITIONED TENTS ..

SAUDI ARABIA HAS 100.000 AIR CONDITIONED TENTS THAT CAN HOUSE 3 MILLION PEOPLE
SITTING EMPTY YET HAS TAKEN ZERO REFUGEES

WHILE EUROPE TAKES THE BURDEN OF THE
MIGRANT CRISIS

by PAUL JOSEPH WATSON | SEPTEMBER 10, 2015

While European countries are being lectured about their failure to take in enough refugees, Saudi Arabia – which has taken in precisely zero migrants – has 100,000 air conditioned tents that can house over 3 million people sitting empty.

The sprawling network of high quality tents are located in the city of Mina, spreading across a 20 square km valley, and are only used for 5 days of the year by Hajj pilgrims. As the website Amusing Planet reports, “For the rest of the year, Mina remains pretty much deserted.”

The tents, which measure 8 meters by 8 meters, were permanently constructed by the Saudi government in the 1990’s and were upgraded in 1997 to be fire proof. They are divided into camps which include kitchen and bathroom facilities.

The tents could provide shelter for almost all of the 4 million Syrian refugees that have been displaced by the country’s civil war, which was partly exacerbated by Saudi Arabia’s role in funding and armingjihadist groups.

However, as the Washington Post reports, wealthy Gulf Arab nations like Saudi Arabia, Qatar, Kuwait and others have taken in precisely zero Syrian refugees. Although Saudi Arabia claims it has taken in 500,000 Syrians since 2011, rights groups point out that these people are not allowed to register as migrants. Many of them are also legal immigrants who moved there for work. In comparison, Lebanon has accepted 1.3 million refugees – more than a quarter of its population.

While it refuses to take in any more refugees, Saudi Arabia has offered to build 200 mosques for the 500,000 migrants a year expected to pour into Germany.

Saudis argue that the tents in Mina are needed to host the annual Islamic pilgrimage to Mecca, but given that the Arabic concept of Ummah is supposed to offer protection to all Muslims under one brotherhood, surely an alternative location could be found so that Mina can be repurposed to house desperate families fleeing war and ISIS persecution?

While Europe is being burdened by potentially millions of people who don’t share the same culture or religion as the host population, Gulf Arab states refuse to pull their weight, resolving only to throw money at the problem.

The likelihood of the Saudis inviting Syrian refugees to stay in Mina is virtually zero, but the thousands of empty tents serve as a physical representation of the hypocrisy shared by wealthy Gulf Arab states when it comes to helping with the crisis.

Photos credit: Akram Abahre.

http://www.infowars.com/saudi-arabia-has-100000-empty-air-conditioned-tents-that-can-house-3-million-people-yet-has-taken-zero-refugees/

==============================

Dostlar,

Değerli site okurumuz, meslek büyüğümüz Prof. Dr. Siber Göksel’den ulaştı yukarıdaki metin ve fotolar…

Türkçe’ye tümünü çevirmedik..

Ama anlaşılıyor ki, S. Arabistan’ın klimalı yüz bin çadırı altyapısı ile hazır kurulu iken, tüm Hacı adaylarını konuk edebilecekken, böylesine muazzam bir kurulu kapasiteden (3 milyon insanı konuk edebilecek!) Suriyeli sığınmacıları yararlandırmadı! Tek bir kişiyi bile!

Müslüman müslümanın din kardeşi olacak bir de değil mi??
İslamiyet neden böyle geri kaldı acaba, 56 İslam ülkesi hep geri!?

S. Arabistan ilkel ve vahşi bir despot krallıktan başka bir şey değil..
Salt bu yüzden bile uygar Hacı adaylarınca protesto edilerek
Hacca gidilmemeli..

Büyük özverilerle Hacca giden insanların can güvenliğini bile sağlayamayan sefil ve aciz bir yönetim.. Hemen hemen her yıl acı olaylar yaşanıyor ve çok sayıda Hacı adayları canlarından oluyor..
Bu yılki can yitikleri 800’e yaklaşıyor..

Akıl ve bilim dışı yobaz bir dinci ilkellikle yönetimin çok acı faturası Dev bir facia! Bunun da adı ne yazık ki “Şeriat” oluyor! Yazıklar olsun.

Bu birkaç gün önce sitede yer verdiğimiz “HACCIN MATEMATİĞİ” adlı yazıya bakar mısınız lütfen ??

http://ahmetsaltik.net/2015/09/24/haccin-matematigi-2/

Bir de “Hac ölümleri… hekim gözüyle bakış

http://ahmetsaltik.net/2015/09/25/hac-olumleri-hekim-gozyle-bakis/

  • Yakınlarını yitiren hacı adayları uluslararası mahkemelerde maddi ve manevi tazminat davası açmalı mutlaka…

Acaba BM de bir girişim yapar (insiyatif alır) ve yargı kararı aramadan Hac’da ölenlerin yakınlarına Suudi Arabistan’ın maddi – manevi tazminat ödemesine aracı olur mu? ABD’nin, sevgili “maşası” – üssü
bu ilkel ülkeye yaptırım uygulanmasına BM Güvenlik Konseyi‘nden
karar çıkarılabilir mi acaba? Yoksa ABD – İngiltere veto mu eder??

Sevgi ve saygı ile.
26.09.2015, Manavgat

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

TTB : Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor


Dostlar
,

Meslektaşlarımız, TTB (Türk Tabipleri Birliği) Halk Sağlığı Kolundaki
Halk Sağlığı Uzmanı hekim arkadaşlarımıza son derece ciddi ve kapıya dayanmış bir tehlikeye işaret etmekte ve çok yerinde önerilerde bulunmaktadırlar.

Biz de AKP Hükümetini ve özellikle Sağlık Bakanlığını uyarmak isteriz :

TTB açıklaması yerinde ve bilimsel olarak doğrudur.
Gerekli önlemler Sağlık Bakanlığı – Hükümetçe hızla alınmalıdır.
Bir de bu bulaşıcı hastalıklar yüzünden toplum olarak acı faturalar ödemeyelim.
Başta çocuklar olmak üzere engelli – felç kalmasınlar, erkenden yaşamdan kopmasınlar.

Önemli olan bir başka husus da, salt yangın çıkınca söndürmek – söndürmeye çabalamak değil, yangın çıkmaMAsı için koruyucu sağlık hizmetlerini örgütlemektir.
Bu yaz 3200+ kızamık olgusunun kayda alındığı bir “mini – orta boy kızamık salgını” yaşadığımızı anmsayalım- unutmayalım, ders çıkaralım..
Bağışıklama hizmetlerini kesinkes ihmal etmeyelim..

  • Ülkemizdeki Suriye’li sığınmacıların sayısı 1 milyonu hatta
    kimi kaynaklara göre
    2 milyonu aşmış durumdadır!

Bu insanların tüm Türkiye’ye yayılmış, ezici bir çoğunluğu son derece olumsuz
yaşam koşulları içinde ve çok yoksuldurlar. Tablo çok ağır bir insanlık dramıdır ve
başta BM Sığınmacılar (Mülteciler) Yüksek Komiserliği olmak üzere
(UN Refugees High Comissionary) soruna ivedilikle el atmak zorundadırlar.

Önemli bir not                                                 :

  • AKP, bu insanların çaresizliklerini, yaklaşan 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde oya dönüştürme girişimine ASLA yönelmemelidir!
    Bu çok immoral – etik dışı, yasa dışı bir tutum, açık suç olur ve ülkemizde
    seçim güvenliğini kökten kaldırarak iç istikrarımızı ciddi biçimde bozabilir.
  • Bu sığınmacılara ASLA vatandaşlık hakkı verilmemelidir!
  • Her türlü insancıl yardıma EVET ama T.C. Vatandaşlığı o denli ucuz değildir..
  • AKP Suriye’de iç savaş kışkırtıcılığını hatta açık – örtülü iç savaş destekçisi politikalarını derhal bırakmalı ve o ülkede barış için çaba harcamalı, bu talihsiz sığınmacların bir an önce ülkelerine dönmelerinin
    ortamı sağlanmalıdır.


*****
Evrensel, kurtarıcı sağık hizmeti ilkesini anımsatalım :

  • Her-ke-se, hemen, her yerde, sürekli, etkin ve yaygın,
    kamusal koruyucu sağlık hizmeti! 

Henüz başkaca bilimsel ve yönetsel reçete keşfedilmedi!

Üstelik salt bilimsel bir gerçek ve bizlerin önerisi – dileği olmanın ötesinde
pek çok uluslararası hukuk metnine, ülkemizi de bağlayacak biçimde girmiş olarak..
(Bkz. Sağlık Mevzuatı – Turkish Health Legislation başıklı AÜTF ders notlarımız..
http://ahmetsaltik.net/2013/11/04/saglik-mevzuati/)

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 9.11.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=========================================

TTB_logosu

Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor!

Suriye’de çocuklar felçli. Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor.

Türkiye’deki çocuklar da tehdit altında. Hazır mıyız?

TTB Basın Açıklaması, 8 Kasım 2013, Ankara

Emperyalist müdahale ile kışkırtılan Suriye’deki savaş yalnızca silahlarla ölümlere, yaralanmalara yol açmıyor. Gün geçtikçe artan bulaşıcı hastalıklarla da
acı yüzünü gösteriyor. Kızamık, şark çıbanı, sıtma, kuduz, ishaller ile gündeme gelen bulaşıcı hastalıklara bir yenisi daha eklendi: ÇOCUK FELCİ.

Tarihin tozlu sayfalarında yerini almak üzere olan, yirmi beş yıldır Türkiye’de görülmeyen ÇOCUK FELCİ, savaşa bağlı temel sağlık hizmetlerinin çökmesi ile yeniden kapımızda, hem de büyük bir salgınla…

1999’dan beri Suriye’de görülmeyen çocuk felci, bağışıklama hizmetlerinin aksaması ile salgına yol açtı. Bölgeye virüsün nereden geldiği bilinmemesine karşın,
çocuk felcinin endemik olduğu ülkelerden gelenlerle (Pakistan kaynaklı El Kaide – 
El Nusra askerleri vb.) Suriye’ye ve sınır illerimize taşınabileceği olasılığı gündeme alınmalı, mutlaka araştırılmalıdır.

Neyse ki, Sağlık Ocaklarımızın çabası ile Türkiye’den kazınan çocuk felci hastalığına karşı alınması gereken önlemler konusunda deneyimli sağlık çalışanlarımız hala var. Etkili bir aşı var. Yaşanmış başarılar var. Bununla birlikte bizi endişelendiren Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle yaşanan sorunlar.

İki yıldır mücadele ettiğimiz Sıtma ve Kızamık salgınlarında karşımıza çıkan yapısal sorunlar ve Sağlık Bakanlığı’nın salgınları sağlık çalışanlarından ve halktan gizleyen tavrı.

Artık biliyoruz ki, aile hekimlerine kayıt olmamış bebeklerimiz var ve %95’in üzerindeki resmi bağışıklama oranları, kızamık salgınında öğrendiğimiz üzere,
gerçekçi değil.

Buna, sayıları her geçen gün artan Suriye’li sığınmacıları da eklediğimizde,
salgın tehdidine karşı daha özenli, daha hızlı ve daha katılımcı bir çalışma yürütmemiz kaçınılmaz gözüküyor.

  • Savaşa bağlı yıkımının daha da artmaması için Sağlık Bakanlığı’nı gerekli önlemleri ivedilikle alıp uygulamaya, hekimlerimizi hangi basamakta çalışıyor olursa olsun Sağlık Bakanlığı’nın bu görevini yerine getirmesine katkı vermeye, yurttaşlarımızı sağlık örgütünün yürüttüğü önleme çalışmalarına uyumla katılmaya çağırıyoruz.

TTB bu süreçte Halk Sağlığının korunması için katkı ve işbirliğine hazır ve isteklidir.

Son olarak şunu da paylaşmak istiyoruz :

AKP hükümetinin, ülkemizde ve bölgede halkın sağlığına ciddi tehditler oluşturan savaşı körükleyen politikalardan ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan vazgeçme konusunda siyasal sorumluluk göstermesini tarihsel bir adım olarak bekliyoruz.

Salgın tehdidine karşı öncelikli önerilerimiz                     :

1.       Sınır illerimiz başta olmak üzere DSÖ önerileri kapsamında riskli gruplara bağışıklama çalışmalarının bir an önce başlatılması gerekmektedir.

2.       Sağlık çalışanlarının konu ile ilgili bilgilendirilmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Kızamık salgınında 90’a yakın sağlık çalışanı kızamık hastalığına yakalanmıştır. Sağlıklı olmayan hizmet veremez, hizmet verdiklerini de hasta eder.

3.       Sorunun ciddiyetinin kamuoyu ile paylaşılması, semptomların halk arasında önemsenmesini sağlayacak, erken tanı ve sağaltım (tedavi) olanağını artıracaktır.

4.       Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle koruyucu hizmetlerde çalışan
sağlık personeli sayıları yetersiz düzeydedir. Koruyucu hizmetler (bağışıklama,
aile planlaması, çevre sağlığı vb.) kamu ya da özel birçok kurumda atomize olarak sunulmaktadır. Bu nedenle polio ve kızamıkla mücadelede Sağlık Bakanlığı’nın
sağlık örgütünde (Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Halk Sağlığı Müdürlüğü, Devlet Hastaneleri, Eğitim- Araştırma Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Referans laboratuvarları, Özel sektör) eşgüdümü ve Basamaklararası dayanışmayı sağlaması önemlidir. Benzer biçimde yeterli miktarda temiz içme ve kullanma suyu temini konusunda belediyelerle işbirliği sağlanması da mücadele için kritik öneme sahiptir.

5.       Sağlık alanındaki meslek örgütleri ve akademilerle işbirliği sağlanmalıdır.

6.       Savaş nedeniyle zorla yerinden edilenlere yapılacak koruyucu çalışmaların yoğunlaştırılması, özellikle kamp dışı sığınmacıların (mültecilerin) bağışıklama çalışmalarının mahallelerde yapılması sağlanmalıdır. Bu sırada yinlenen (mükerrer) aşılamaları önlemek için kayda dikkat edilmesi gerekmektedir.

7.       Mahallelerde yaşayan sığınmacılara gezici sağlık ekipleriyle düzenli ve sürekli koruyucu sağlık hizmetleri yaşadıkları yerlerde sunulmalıdır.

8.       Bildirimin önündeki bürokratik engeller hafifletilmeli, filyasyon (kaynak bulma) çalışmaları ve temaslı izlenmelerine yönelik sabit ve yeterli sayıda personel görevlendirilmelidir.

9.       Sınır il ve ilçe TSM’ler (Toplum Sağlığı Merkezleri), yönetsel açıdan deneyimli sağlık çalışanları ile desteklenmelidir.

10.   Sınırlardan giriş, çıkışlarda bağışıklama hizmetlerinin güçlendirilmesi,
kaçaklık korkusunu aşan yaratıcı uygulamalar geliştirilmesi gerekmektedir.

11.   ROJOVA’ya ilaç- aşı – gıda ambargosunun bir an önce kaldırılması;
başta kuduz, kızamık ve polio aşıları olmak üzere ROJOVA başta olmak üzere
Suriye hükümetine destek olunması…

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi