SURİYELİ SIĞINMACI BUNALIMI ve DEHŞETİ..


SURİYELİ SIĞINMACI BUNALIMI
ve DEHŞETİ..

Dünya çizerleri kıyıya vuran insanlığı böyle gördü..

 İspanya – Ruben L. Oppenheimer

(Cumhuriyet haber kapısı..)

Dostlar,
Bilindiği gibi “Bla bla” sözlükleri anlamsız laf kalabalığı demek oluyor..
Avrupa ülkelerinin işe yaramayan bir yığın söz etmesi sonucu 2 ve 3 yaşlarındaki Suriyeli çocuklar Aylan ve Galip Kürdi‘nin Bodrum kıyılarına vuran masum ve umarsız cesetleri oldu!

Avrupalılar, topraklarını “işe yaramaz başkaları” ile hele Müslüman Araplarla paylaşmak istemiyor. Ama her yıl düzenli “Göçmen programları” ile Dünyanın her yerinden, yetişmiş sınırlı sayıda insangücünü kaymak sıyırırcasına ülkelerinden kopartıyorlar (yeni sömürgecilik!)
Bu yüzden Ege ve Akdeniz’de her türlü sığınmacı vahşeti işleniyor. İtalya sığınmacı gemilerine ateş açarak karasularına sokmuyor, Yunanistan kıyı koruma görevlileri sığınmacıların botlarını açık denizde delip uzaklaşıyor.. “Uygar Avrupa” nın utandıran ilkel yüzleri.
BM Sığınmacılar (Mülteciler) Yüksek Komiserliği (UNHCR) ise ortalarda yok..
AB-ABD’nin Suriye’de, Irak’ta son yılların Türkiye yönetimlerini de alet ederek başlattıkları
iç savaş, kitlesel (milyonlarca insan!) göçlere yola açtı. Halen Türkiye’de son birkaç yılın ürünü
2+ milyon Suriyeli sığınmacı var. Bunların da bir bölümü Türkiye’yi beğenmeyerek Avrupa’ya göz dikmiş durumda. Şimdi ise majesteleri kale kapılarının payandalarını sıkı sıkı vurmakta. Macaristan’da yakalanan 13 yaşındaki Suriyeli “kaçak” göçmenin sözleri insanlığa ibrettir :

“Siz ülkemizde iç savaş çıkartmayın, biz zaten gelmeyiz..”

*****
Türkiye’nin 20 yıl kadar önce Irak sınırında, 3 yıl kadar önce de sınırda tampon bölge oluşturmasına izin vermeyen AB-ABD, birkaç milyon sığınmacının muazzam giderleri için de parasal destek vermekten kaçınmakta..
Türkiye hem AKP’nin akıl dışı ve fukarası Batı güdümlü dış politikasına yansın
hem de başına sardığı yıllarca çözemeyeceği dev sorunlara..
Bedeli masum bebekler, çocuklar, kadınlar.. ödesin ama asıl sorumlu da kalkıp meydanlarda “Rabia” işaretiyle din sömürgenliği yapsın ve hiç sıkılmadan “onlara ensar olduk” diyebilsin..
Ve Türkiye’de milyonlarca “gariban” bu çirkin politikayı yutsun, AKP gene gene.. iktidar olsun!

İşte BOP‘un ölümcül, kanlı sonuçları.. Ne diyordu Tayyip bey ?

“Biz Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz…
Bu proje Ortadoğu halklarına barış… getirmek içindir..”

Ne dersiniz, BOP’çular da mı kandırdı Erdoğan’ı? Önüne gelen kandırıyor Bay RTE’yi ?!?
Ve böyle bir insan 13 yıldır ülkeyi tek başına yönetiyor, yetmiyor HALİFE – SULTANLIK istiyor, hatta hiç sıkılmadan, 21. yy’da, “Türkiye’yi bir şirket gibi yönetmeyi” önerebiliyor!?
7 Haziran 2015 seçimlerinde % 9 oy yitirerek 276’yı bulamıyor ama yakamızdan düşmüyor.

Çarpıcı atasözüdür :

  • Nush (nasihat) ile uslanmayanın hakkı tekdir (azarlama);
    tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir (dayaktır)!
     

    Anlaşılan o ki, AKP’ye oy veren milyonlarca yurttaşın (son seçimde 18,63 milyon) canı hala dayak istiyor (!) ama ne çare ki, kuru ile birlikte yaş da yanıyor.. 1 Kasım’daki (2015) zoraki yineletilecek seçimde, öncekinde oy kullanmayan 9,1 milyon seçmen bu kez oy kullanırsa,
    AKP ve RTE’den kurtulabileceğiz..
    Yoksa, kaba dayak sonrası sıra, Ahmet Rasim’in “Falaka” sında!İnsanın kulaklarında “akillerden” Orhan Gencebay‘ın
    “Batsın bu dünya!” şarkısı yankılanıyor..

Sevgi, saygı, ACI ve UTANÇLA.
04.09.2015, Datça

 Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmailcom

Yazının pdf biçimi : SURIYELİ_SIGINMACI_BUNALIMI_ve_DEHSETİ

TTB : Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor


Dostlar
,

Meslektaşlarımız, TTB (Türk Tabipleri Birliği) Halk Sağlığı Kolundaki
Halk Sağlığı Uzmanı hekim arkadaşlarımıza son derece ciddi ve kapıya dayanmış bir tehlikeye işaret etmekte ve çok yerinde önerilerde bulunmaktadırlar.

Biz de AKP Hükümetini ve özellikle Sağlık Bakanlığını uyarmak isteriz :

TTB açıklaması yerinde ve bilimsel olarak doğrudur.
Gerekli önlemler Sağlık Bakanlığı – Hükümetçe hızla alınmalıdır.
Bir de bu bulaşıcı hastalıklar yüzünden toplum olarak acı faturalar ödemeyelim.
Başta çocuklar olmak üzere engelli – felç kalmasınlar, erkenden yaşamdan kopmasınlar.

Önemli olan bir başka husus da, salt yangın çıkınca söndürmek – söndürmeye çabalamak değil, yangın çıkmaMAsı için koruyucu sağlık hizmetlerini örgütlemektir.
Bu yaz 3200+ kızamık olgusunun kayda alındığı bir “mini – orta boy kızamık salgını” yaşadığımızı anmsayalım- unutmayalım, ders çıkaralım..
Bağışıklama hizmetlerini kesinkes ihmal etmeyelim..

  • Ülkemizdeki Suriye’li sığınmacıların sayısı 1 milyonu hatta
    kimi kaynaklara göre
    2 milyonu aşmış durumdadır!

Bu insanların tüm Türkiye’ye yayılmış, ezici bir çoğunluğu son derece olumsuz
yaşam koşulları içinde ve çok yoksuldurlar. Tablo çok ağır bir insanlık dramıdır ve
başta BM Sığınmacılar (Mülteciler) Yüksek Komiserliği olmak üzere
(UN Refugees High Comissionary) soruna ivedilikle el atmak zorundadırlar.

Önemli bir not                                                 :

  • AKP, bu insanların çaresizliklerini, yaklaşan 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde oya dönüştürme girişimine ASLA yönelmemelidir!
    Bu çok immoral – etik dışı, yasa dışı bir tutum, açık suç olur ve ülkemizde
    seçim güvenliğini kökten kaldırarak iç istikrarımızı ciddi biçimde bozabilir.
  • Bu sığınmacılara ASLA vatandaşlık hakkı verilmemelidir!
  • Her türlü insancıl yardıma EVET ama T.C. Vatandaşlığı o denli ucuz değildir..
  • AKP Suriye’de iç savaş kışkırtıcılığını hatta açık – örtülü iç savaş destekçisi politikalarını derhal bırakmalı ve o ülkede barış için çaba harcamalı, bu talihsiz sığınmacların bir an önce ülkelerine dönmelerinin
    ortamı sağlanmalıdır.


*****
Evrensel, kurtarıcı sağık hizmeti ilkesini anımsatalım :

  • Her-ke-se, hemen, her yerde, sürekli, etkin ve yaygın,
    kamusal koruyucu sağlık hizmeti! 

Henüz başkaca bilimsel ve yönetsel reçete keşfedilmedi!

Üstelik salt bilimsel bir gerçek ve bizlerin önerisi – dileği olmanın ötesinde
pek çok uluslararası hukuk metnine, ülkemizi de bağlayacak biçimde girmiş olarak..
(Bkz. Sağlık Mevzuatı – Turkish Health Legislation başıklı AÜTF ders notlarımız..
http://ahmetsaltik.net/2013/11/04/saglik-mevzuati/)

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 9.11.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=========================================

TTB_logosu

Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor!

Suriye’de çocuklar felçli. Savaş Bulaşıcı Hastalıklarla da zarar veriyor.

Türkiye’deki çocuklar da tehdit altında. Hazır mıyız?

TTB Basın Açıklaması, 8 Kasım 2013, Ankara

Emperyalist müdahale ile kışkırtılan Suriye’deki savaş yalnızca silahlarla ölümlere, yaralanmalara yol açmıyor. Gün geçtikçe artan bulaşıcı hastalıklarla da
acı yüzünü gösteriyor. Kızamık, şark çıbanı, sıtma, kuduz, ishaller ile gündeme gelen bulaşıcı hastalıklara bir yenisi daha eklendi: ÇOCUK FELCİ.

Tarihin tozlu sayfalarında yerini almak üzere olan, yirmi beş yıldır Türkiye’de görülmeyen ÇOCUK FELCİ, savaşa bağlı temel sağlık hizmetlerinin çökmesi ile yeniden kapımızda, hem de büyük bir salgınla…

1999’dan beri Suriye’de görülmeyen çocuk felci, bağışıklama hizmetlerinin aksaması ile salgına yol açtı. Bölgeye virüsün nereden geldiği bilinmemesine karşın,
çocuk felcinin endemik olduğu ülkelerden gelenlerle (Pakistan kaynaklı El Kaide – 
El Nusra askerleri vb.) Suriye’ye ve sınır illerimize taşınabileceği olasılığı gündeme alınmalı, mutlaka araştırılmalıdır.

Neyse ki, Sağlık Ocaklarımızın çabası ile Türkiye’den kazınan çocuk felci hastalığına karşı alınması gereken önlemler konusunda deneyimli sağlık çalışanlarımız hala var. Etkili bir aşı var. Yaşanmış başarılar var. Bununla birlikte bizi endişelendiren Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle yaşanan sorunlar.

İki yıldır mücadele ettiğimiz Sıtma ve Kızamık salgınlarında karşımıza çıkan yapısal sorunlar ve Sağlık Bakanlığı’nın salgınları sağlık çalışanlarından ve halktan gizleyen tavrı.

Artık biliyoruz ki, aile hekimlerine kayıt olmamış bebeklerimiz var ve %95’in üzerindeki resmi bağışıklama oranları, kızamık salgınında öğrendiğimiz üzere,
gerçekçi değil.

Buna, sayıları her geçen gün artan Suriye’li sığınmacıları da eklediğimizde,
salgın tehdidine karşı daha özenli, daha hızlı ve daha katılımcı bir çalışma yürütmemiz kaçınılmaz gözüküyor.

  • Savaşa bağlı yıkımının daha da artmaması için Sağlık Bakanlığı’nı gerekli önlemleri ivedilikle alıp uygulamaya, hekimlerimizi hangi basamakta çalışıyor olursa olsun Sağlık Bakanlığı’nın bu görevini yerine getirmesine katkı vermeye, yurttaşlarımızı sağlık örgütünün yürüttüğü önleme çalışmalarına uyumla katılmaya çağırıyoruz.

TTB bu süreçte Halk Sağlığının korunması için katkı ve işbirliğine hazır ve isteklidir.

Son olarak şunu da paylaşmak istiyoruz :

AKP hükümetinin, ülkemizde ve bölgede halkın sağlığına ciddi tehditler oluşturan savaşı körükleyen politikalardan ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan vazgeçme konusunda siyasal sorumluluk göstermesini tarihsel bir adım olarak bekliyoruz.

Salgın tehdidine karşı öncelikli önerilerimiz                     :

1.       Sınır illerimiz başta olmak üzere DSÖ önerileri kapsamında riskli gruplara bağışıklama çalışmalarının bir an önce başlatılması gerekmektedir.

2.       Sağlık çalışanlarının konu ile ilgili bilgilendirilmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Kızamık salgınında 90’a yakın sağlık çalışanı kızamık hastalığına yakalanmıştır. Sağlıklı olmayan hizmet veremez, hizmet verdiklerini de hasta eder.

3.       Sorunun ciddiyetinin kamuoyu ile paylaşılması, semptomların halk arasında önemsenmesini sağlayacak, erken tanı ve sağaltım (tedavi) olanağını artıracaktır.

4.       Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle koruyucu hizmetlerde çalışan
sağlık personeli sayıları yetersiz düzeydedir. Koruyucu hizmetler (bağışıklama,
aile planlaması, çevre sağlığı vb.) kamu ya da özel birçok kurumda atomize olarak sunulmaktadır. Bu nedenle polio ve kızamıkla mücadelede Sağlık Bakanlığı’nın
sağlık örgütünde (Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Halk Sağlığı Müdürlüğü, Devlet Hastaneleri, Eğitim- Araştırma Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Referans laboratuvarları, Özel sektör) eşgüdümü ve Basamaklararası dayanışmayı sağlaması önemlidir. Benzer biçimde yeterli miktarda temiz içme ve kullanma suyu temini konusunda belediyelerle işbirliği sağlanması da mücadele için kritik öneme sahiptir.

5.       Sağlık alanındaki meslek örgütleri ve akademilerle işbirliği sağlanmalıdır.

6.       Savaş nedeniyle zorla yerinden edilenlere yapılacak koruyucu çalışmaların yoğunlaştırılması, özellikle kamp dışı sığınmacıların (mültecilerin) bağışıklama çalışmalarının mahallelerde yapılması sağlanmalıdır. Bu sırada yinlenen (mükerrer) aşılamaları önlemek için kayda dikkat edilmesi gerekmektedir.

7.       Mahallelerde yaşayan sığınmacılara gezici sağlık ekipleriyle düzenli ve sürekli koruyucu sağlık hizmetleri yaşadıkları yerlerde sunulmalıdır.

8.       Bildirimin önündeki bürokratik engeller hafifletilmeli, filyasyon (kaynak bulma) çalışmaları ve temaslı izlenmelerine yönelik sabit ve yeterli sayıda personel görevlendirilmelidir.

9.       Sınır il ve ilçe TSM’ler (Toplum Sağlığı Merkezleri), yönetsel açıdan deneyimli sağlık çalışanları ile desteklenmelidir.

10.   Sınırlardan giriş, çıkışlarda bağışıklama hizmetlerinin güçlendirilmesi,
kaçaklık korkusunu aşan yaratıcı uygulamalar geliştirilmesi gerekmektedir.

11.   ROJOVA’ya ilaç- aşı – gıda ambargosunun bir an önce kaldırılması;
başta kuduz, kızamık ve polio aşıları olmak üzere ROJOVA başta olmak üzere
Suriye hükümetine destek olunması…

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi