Etiket arşivi: Kadim SÖYLEV

30 Ağustos’u Doğru Anlamak


Dostlar,

26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’den başatılan Büyük Taarruz sürüyordu günümüzden 91 yıl önce bu gün de..

26 Ağustos’tan başlayarak sitemize konuya ilişkin yazılar koymayı sürdürüyoruz.
9 Eylül 1922’de işgalci Yunan birliklerini silip – süpürme eylemi tamamlanmış olacak.
Mehmetçik, Ege’yi işgalden kurtararak, yalın ayak, sırtında yükü ve elinde silahı – süngüsü ile ama seller gibi İzmir’e akmayı sürdürüyordu 91 yıl öncesinde..

30 ağustos 2004

 

Şimdilerde ise kimi zibidiler türediler,
30 Ağustos Zafer Bayramlarında
Bayrak geçit töreninde ayağa kalkarak
saygı selamı vermiyorlar !?

 

O bayrak ki, muzaffer Başkomutan Mustafa Kenal Paşa 9 Eylül’de (1922)
İzmir Hükümet Konağı’na girerken merdivenlere serilen işgalci ve zalim Yunanların bayrağını çiğnememiş,

  • “Bayrak, bir ulusun onuru ve namusudur, çiğnenemez..”

diyerek kaldırtmıştır.

Günümüzde Bayrak geçit töreninde ayağa kalkmayan kimi kendini bilez soysuzlar, gerçekte kendi namus ve onurlarına saygısızlık etmektedirler. Bu çıplak gerçeğin bile ayırdında ol(a)mayacak denli gafildirler (aymaz) ve dalalet (sapkınlık) içindedirler.

Bunlar, Mustafa Kemal Paşa‘nın Kadim SÖYLEV‘ini bitirirken
GENÇLİĞE SESLENİŞ ile kapanan bölümdeki “.. dahili ve harici bedhahlar..” ın
ta kendisi olsalar gerektir.

Ama mutlaka tepeleneceklerdir!

Aşağıda, Cumhuriyetimizin ağabeyi, 91 yaşındaki bilge insan
Dr. Müh. Ali Neejat Ölçen‘den bir makale sunuyoruz..

  • 30 Ağustos’u Doğru Anlamak

Sayın Ölçen’e teşekkür ederken, tarih çınarının makalesini okuyalım ve 30 Ağustos’u doğru anlayalım.. Ona hürmet kusuru etmeyelim..

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 5.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==========================================

30 Ağustos’u Doğru Anlamak

olcen

Dr. Müh. Ali Nejat ÖLÇEN

30 Ağustos, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yaratılmasını sağlayan temel utkumuzdur (zaferimiz).

“Ulus-devlet” bütünlüğünü karmaşaya sürüklemekte olan siyasal partilerin üyeleri;
eğer Mustafa Kemal Ata­türk, Cumhuriyeti temel alan Devletimizi yaratmış olmasaydı, boyunla­rınızda Haç olacaktı.

Eğer Osmanlı Devleti sürüp gitseydi, Halife ve de Padişah olan kişinin ayaklarına kapanıp el etek öpecektiniz. Meclisi Mebusan’ın mutfağında bulaşıkçısı bile olamayacaktınız.

  • Nankörlüğünüzün utancını ne zaman duyacaksınız?

Ülkeyi karmaşaya sürüklenen, gerici ve emperyalizmin uşağı kadrolara sesleniyorum:

– Eğer adam olduğunuzu sanıyor ve Türkçe konuşabiliyorsanız, Camiye gidip
kötüye kullandığınız dinin gereğini yerine getiriyormuş gibi namaz kılıyorsanız,
bu 30 Ağustos sayesin­dedir.

Ey aydın geçinen ve 30 Ağustos’u kutlayan aydınlarımız sizlere de sesleniyorum.Bugüne dek 30 Ağustos’u aranızda doğru yorumlayan bir kişiye rastlamadım.

Böylesi utkular’ı (zaferler’i) kutlamakla yetinilmez, o utkuların yarattığı kurumlara bilimle, akılla, donanımla sahip çıkmak gerekir. O utkular savaş alanından önce karargâh’ta kazanılır. Utkuyu yaratacak olan o ka­rargâh’ta:1. Hazırlanan savaş stratejisi,
2. Stratejinin planları,
3. O plânların uygulanacağına ilişkin kararın verileceği gün ve saat ,
4. Savaş planlarını uygulayacak asker gücünün yapılanmasındaki tu­tarlılık,
koşul konusudur.

30 Ağustos utkusunun mimarı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa,
bu 4 ko­şulu yürürlüğe koyarken Yunan ordusunu Sakarya meydanına çek­menin
koşul olduğunu görmüş ve onun gerçekleşebilmesi için Eskişehir’in Yunan ordusu tarafından işgalinin gereğine karar vermişti. 30 Ağustos utkusunun kazanılması
bu yanlış sanılan (gerçekte doğru olan) kararın sonucudur.

Ne yazık ki, aydın kesimlerden ve onların örgütlerinden yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yaratılmasına olanak sağlayan 30 Ağustos utkusuna ilişkin coşkusal kutlamaların ötesine geçilmediğini görmenin hüznünü yaşamıştır bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen).

Mustafa Kemal’in Cumhuriyetine sahip çıkacak olan kadrolara 30 Ağustos utkusunun geri planda unutulan yazgısını açık­lamaya gereksinim du­yuyorum:TBMM’nin gizli celsesinde Başkomutan Mustafa Kemal bakınız du­rumu nasıl açıklıyor:“18 Temmuz 1921 günü İsmet Paşa’nın cenubî garbisinde Karacahi­sar’da bulunan karargahına giderek, vaziyeti yakından mülahaza et­tikten sonra, İsmet Paşa’ya
şu direktifi verdim: Orduyu Eskişehir şi­mal ve cenubunda topladıktan sonra,
düşman ordusuyla büyük bir mesafe koymak lazımdır ki, Ordu’nun tanzim, tenkis ve takviyesi mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya şarkına kadar çe­kilmek la­zımdır.”

Başkomutan Mustafa Kemal, savaş utkusunun gereği olan yukarıki 4 ilkeden en önemli olanını; “savaş planının uygulanması için asker gücü­nün yapılanması” koşulunu sağlamak amacıyla İsmet Paşa’nın Karacahisar’daki karargâhına gitmiştir.
Şimdi dikkat ediniz, aldığı ve uygulanması için verdiği direktifi’nin kamuoyunda
yanlış yorumlanaca­ğını da bilerek o kararın gereğini şöyle açıklamıştı:

“Bu tarzı hareketimizin en büyük mahzuru, Eskişehir gibi mühim mevakimizi ve
çok araziyi düşmana terk etmekten dolayı efkarı umumiyede hasıl olacak manevi sarsıntıdır. Fakat az zamanda, is­tihsal edilecek muvaffakiyetli netaiçle,
bu mahzurlar kendiliğinden zail olacaktır.”

30 Ağustos utkusunun kazanılmasını sağlayan karar budur. Düş­manın Eskişehir’de oyalanması gerekiyordu. Bu karar alınmadıkça, Yunan ordusunu Sakarya meydanına çekmek olanaklı değildi. Nite­kim 30 Temmuz 1921 günü TBMM’nin gizli celsesinde “Heyeti Vekile Reisi” Fevzi Çakmak, sorulara şu yanıtı verecektir:

“Eskişehir’in işgali bizi sulha icbar edemez. Zaten Eskişehir’in bizim için mühim olan fabrikaları kısmen buraya (Ankara’ya A.N.Ö.) nakle­dilmiştir. Şimendifer
akşam tahrip edilmiştir. Düşmanın istifadesini mucip hiçbir şey bırakılmamıştır.”

30 Ağustos utkusunu yaratan bu stratejik kararın kimi aydınlarımız tarafından hala
ne denli yanlış yorumlandığına tanık olmaktayız. Ör­neğin, Necati Akgül adlı bir yazar, Eskişehir’e Yunan ordusunun giri­şini İsmet Paşa’nın geri çekilme kararının sonucu olduğunu yazmak­tadır. O’na göre “Sakarya Meydan Savaşında İsmet Paşa yoktur. Çünkü O, Altıntaş bozgununa neden olmuş ve bir tahta sandalya üze­rinde uyuya kalmış”! Böyle yazıyor kitabında. Bu kişi, Sakarya Meydan Sa­vaşını Başkomutan Mustafa Kemal’dan çok iyi biliyor olmalı! Ger­çek dışı art niyet ürünü bu yazıların
hiçbiri için kitabında tek bir satır dipnota rastlayamazsınız.

Yukarıya aktardığım bilgiler, TBMM’nin gizli celselerindeki görüşmeleri temel alarak hazırlanmış ve 20 yıldır yayınlamakta olduğum Türkiye Sorunları kitap dizisinin 71. sayısında (Ocak 2008) yer almıştı.

Ali Nejat Ölçen