HIRSIZLAR TESLİM OLUN!

HIRSIZLAR TESLİM OLUN!

Image result for aV. Erol Ertuğrul 

Erol Ertuğrul
Hukukçu 

Türk Devriminin ideologlarından Kuşadası doğumlu Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk’ün önce İktisat Bakanı, daha sonra Adalet Bakanı olmuştur. Atatürk, kendisine “Türk Devrimini yaz”, dediğinde de “Lider emrederse o emir hemen yerine getirilir”, diyerek Türk Devriminin tarihini yazmıştır.

Mahmut Esat Bozkurt, bir Bakanın yolsuzluğu nedeni ile 13 Aralık 1930 tarihli “Halk Dostu” adlı gazetede yazdığı “Hırsızlar teslim olun” başlıklı yazısında özetle, “Bugünün hırsızları daha cesur, şebekeleri daha geniştir. Bunlar çete halindedirler” diyerek yolsuzluklara cesurca karşı çıkar.

Hırsızların üzerine, onlar Bakan da olsalar korkmadan giden o kuşaktan sonra, çalan çırpan Bakanlara, devlet yöneticilerine gelmek bize acı veriyor. Üç Bakanın evlerinden çıkan para sayma makinalarını, bulaştıkları yolsuzlukları unutmadık. Zarrab adlı bir rüşvetçi, Bakanlara ne kadar rüşvet verdiğini açıkladı. Üstelik bu yolsuzluklar ayrıntıları ile telefon görüşmelerine yansıdığında, devleti yönetenler hiç utanıp sıkılmadan “Yolsuzluk hırsızlık değildir. Biz devletten bir şey çalınmış mı ona bakarız. Hırsızlık yoksa, yolsuzluk suç değil” diyerek kendi rüşvetlerini aklamaya çalışmışlardı. Bu yolsuzlukları yapanlar soruşturulup yargılanmadıkları gibi ödüllendiriliyorlar. Onlardan birisi “Her Cuma Bakara makara” diye mesajlar attığını söyleyerek ve halkımızın kutsal din duyguları ile alay etmişti. Prag büyükelçiliğimize atandı. (AS: Egemen Bağış) Diplomatlık çok önemli bir meslektir. Bu dönemde ne acı ki bu kurum da AKP’li yöneticiler tarafından çürütüldü. Dış dünyadaki yalnızlığımız bunun sonucudur.

Büyükşehir belediyelerinde AKP’nin yaptığı akıl almaz yolsuzluklardan sonra Sayıştay raporları ile SGK’nin ve öteki kamu kurumlarının nasıl soyulduğunu şaşkınlıkla ve acı içinde öğreniyoruz. Elazığ depremi ile deprem için toplanan 66 milyar TL’nin AKP tarafından başka yerlerde kullanıldığı anlaşıldı. Bay Erdoğan, bu konuda kimseye hesap vermeyeceğini söylüyor.

  • Ensar Vakfı ile kol kola Kızılay’da yapılan yolsuzluklar utanç vericidir.

Cumhuriyet tarihimizde böyle bir şey yoktur. Kimin adı yolsuzluklara karışmış olursa olsun, bunları yapanlardan, görevleri ne olursa olsun hesabı sorulurdu. Yüce Divan’da yargılanmış Bakanları, Başbakanları unutmadık.

Ulusumuz bunları hak etmiyor

AKP’den ayrılanlar yeni partiler kurarken, birbirlerinin ipliğini pazara çıkarıyorlar.

  • Ülke yönetimine gelirken hiç mal varlığı bulunmayanların bugün dünyanın en varlıklı devlet adamları arasına girmiş olmaları şaşırtıcıdır.

Bu durum, ülke olarak saygınlığımıza gölge düşürüyor. Suriye’de yürütülen Barış Pınarı Harekâtı sırasında, ateşkesin sağlanması aşamasında Bay Erdoğan’a ABD tarafından baskı yapıldığı, şantaj yapıldığı dile getirilmişti. Bu şantaj ne olabilir diye düşünürken, ABD’den gelen haberlerle bu durum açıklığa kavuştu. ABD Temsilciler Meclisine sunulan bir tasarıya göre,

  • Bay Erdoğan’ın ve ailesinin mal varlıkları ve gelirlerinin araştırılıp bu yolda bir rapor hazırlanmasının istendiği ortaya çıktı.

Rıza Zarrab’ın, Ankara’da kimlere ne miktarda rüşvet verdiği konusunda da listeler hazırlandığı anlaşıldı.

Böyle bir durum uygar, çağdaş bir hukuk devleti olan ülkelere karşı uygulanamaz.

Böyle bir durum ancak 3. sınıf, demokrasiden ve hukuk devletinden payını alamamış ülkelere karşı uygulanabilir. Güzel yurdumuzun böyle bir duruma düşürülmüş olması son derece üzüntü vericidir. Böyle bir nedenle bir ülkeye, o ülkenin yöneticilerine şantaj yapılabiliyorsa, o yöneticiler böyle bir duruma düşmüşlerse ve böyle bir koz oluşmuşsa, o ülke her şantajı kabul etmek zorunda kalacaktır demektir. Nitekim öyle oluyor. ABD karşısında her isteneni kabul etmek zorunda kalıyoruz. ABD Senatosu’nda sözde Ermeni soykırımı tasarısının kabul edilmiş olması da zincirin bir halkasıdır. Dünya kamuoyuna haklılığınızı nasıl anlatacaksınız? Bu işi iyi bilen ve çekirdekten yetişmiş diplomatlarınızla. Siz yürekli ve bilgili diplomatlarınızı “monşer” diyerek küçümserseniz, onların yerine şeriatçı kadınları, adı yolsuzluklara karışmış eski Bakanları atarsanız başarılı olamazsınız.

Türkiye hiçbir dönemde böylesine yalnız kalmamıştı. Haklı iken böylesine haksız duruma düşmemişti. Tüm arşivler açık olduğu halde, ortada soykırıma ilişkin hiçbir belge bulunmadığı halde nasıl olur da ülkemiz, olmamış bir soykırım ile suçlanabilir? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, geçen yıllarda ortada bir soykırım olmadığı yolunda sayın Doğu Perinçek’in açmış olduğu davada açık, net ve kesin bir karar verdi. Bu önemli karardan yararlanmak ve bunu dünya kamuoyuna anlatmak da mı akla gelmiyor?

Bu Ulus bunları hak etmiyor…

Suriye gerçeği: Her operasyon yenisini doğurdu!

Suriye gerçeği:
Her operasyon yenisini doğurdu!

Mustafa BALBAY
ankcum@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet, 04.02.2020

Haftaya İdlib’den gelen şehit haberiyle başladık. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ülkemize başsağlığı diliyoruz. Bölgede uzun süredir askerlerimizin güvenliğini de tehdit eden gelişmeler vardı. İdlib Suriye’nin düğüm noktası oldu. Önümüzdeki günlerde buradan gelecek haberler Suriye’deki iç savaşın bundan sonraki seyri konusunda da ipucu verecek.

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş ne yazık ki AKP iktidarının öngördüğü şekilde seyretmedi. Türkiye 2016’da, kendi güvenliği için bu ülkeye operasyon düzenlemek durumunda kaldı. 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı operasyonu başladığında şu saptamayı yapmıştık:

Dileğimiz, isteğimiz elbette çevremizde Türkiye’yi tehdit eden terör örgütlerinin olmaması. Böyle bir durumda Türkiye gereğini yapar. Ancak bu tür operasyonlarla kalıcı sonuç almak çok zordur. Bu operasyon büyük olasılıkla yeni bir operasyonu gerektirecektir.

Fırat Kalkanı operasyonu 7 ay sürdü. 29 Mart 2017’de sonuçlandı. Sonra ne oldu?

20 Ocak 2018’de Zeytin Dalı adıyla yeni bir operasyon başlatıldı. Bu operasyon da 24 Haziran 2018’de sonuçlandı.

Aradan bir yıl geçti, yeni bir operasyon gerekti; 9 Ekim 2019’da Barış Pınarı başladı. 17 Ekim’e kadar süren bu operasyon sonrasında hem ABD hem de Rusya ile “mutabakat” imzalandı. Bunlar da bölgeye barış gelmesine, Türkiye’nin güvenlik kaygılarının sona ermesine yetmedi. Zira, başta ABD ve Rusya olmak üzere bölgeyle ilgili herkesin başka hedefleri var.
***
Her üç operasyon sonrasında yapılan açıklamalara göre, hedefe ulaşıldı, herkes dize getirildi. ABD bir tarafa Rusya öteki tarafa yatırıldı. Sonuç?

İdlib’den gelen haberlere göre, Şam yönetimi tüm Suriye’de varlığını kabul ettirmek için askerlerimize saldırı dahil her türlü yöntemi kullanıyor.

Soralım : Şam yönetimi Rusya’nın bilgisi dışında adım atabilir mi? Mümkün değil…

O zaman hedef ne?

Yaklaşık bir ay kadar önce Ankara’ya ulaşan bilgilere göre, Putin, Esad’a şunu söyledi:

– İdlib’de de hâkimiyeti kur, burada bir daha Türkiye’nin adını duymayacağım bir dönem başlasın.

Son yaşanan gelişmeler, Rusya’nın Şam yönetimine böyle bir hedef göstermiş olabileceğini gösteriyor. Rusya bunu neden yapıyor?

Güney komşumuz olarak Rusya, Suriye’de kontrolü dışında başka bir güç istemiyor. Erdoğan ile Putin’in arası çok iyi olsa bile Suriye başka iş!

Bu gelişmeler ABD açısından ne anlama geliyor? Türkiye ile Rusya’nın arasını açacak her gelişme ABD için iyidir!
***
Konunun uluslararası boyutu deştikçe başkalaşır. Bizi doğrudan ilgilendiren boyuta gelirsek… Şehit haberlerinin özellikle sosyal medyadaki yansımasının bir boyutu da şu:

  • Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınanlar hayatlarını rahatça sürdürürken bizim askerlerimiz şehit düşüyor.

Bu çok tehlikeli bir fay hattı! Ne kadar şiddetli bir sosyal deprem yaratacağını kestiremezsiniz. Aylardır yeri geldikçe endişeyle paylaştığımız şu saptama bir kez daha gündeme oturuyor:

  • Bir gün Suriye sorunu bitecek, ama Türkiye’nin Suriyeliler sorunu bitmeyecek.

İktidar, saldırıya misliyle yanıt verildiğini açıkladı. Türkiye’nin güvenliği için atılması gereken her adım elbette atılmalı. Ancak Suriye’de başından beri yapılan yanlış hesap bizi bu noktalara getirdi. Bunu göz ardı edip salt içeriyi sakinleştireceği düşünülen adımlar atmak bizi yeni çıkmazlara sokabilir.

5 milyonu aşkın Suriyeliye ek olarak İdlib’den gelenlerin de olacağı tartışılırken hiç değilse bundan sonrası için “aman dikkat” diyoruz. Gerçekçi yol haritası çok yalın:

  • Sınırdaşlarımızla aramıza başka güç sokmamak!

NEYİN PAÇASI KURTARILACAK?

NEYİN PAÇASI KURTARILACAK?

Ahmet TAKAN
KORKUSUZ, 04.02.2020

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

İdlib’den gelen  şehit haberleri ile pazartesi sabahına acı içinde uyandık. Dişlerimizi sıka sıka en hafif ifadeyle; Türkiye’yi şamar oğlanına çevirdiler!. Birinden tokadı yiyince öbürünün kucağına, ondan da şaplağı yiyince eskisinin kucağına koşan ülke haline geldik!.. Savruldukça savruluyoruz… Bedelini, Mehmetçik, onların masum ana, baba, eş ve çocukları ile günahsız bir millet ödüyor… Daha doğrusu; birilerinin paşa keyifleri için ÖDETTİRİLİYOR!..

Muhteremlerden her zamanki gibi içi boş hamasi nutuklar… Asla, aslı astarı olmayan dümenden efelenmeler… Sokak kabadayısı raconları ile yürütülen dış politika ve

  • hiçbir stratejik öngörüsü olmayan hesapsız kitapsız askeri hamleler…

Kod adı, “Yeni Türkiye” !..

Soruyu tekrarlıyorum : Ne oldu Barış Pınarı Harekatına?.. Neden durdurulmuştu?… Neden üstüne yatılmaya  çalışıldı?.. Neden birden bire o harekat hiç yapılmamış gibi oldu?..

Devam ediyorum : AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Afrika gezisi dönüşünde, ”Astana süreci diye bir şey kalmadı. Rusya, Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil” dedi. Neden?.. Yeni miydi, Rusya ve desteklediği Suriye rejimin İdlib’de gerçekleştirdiği kanlı operasyonlar?.. Bir haftadır mı İdlib’de ortalık karışık?.. Ne ayları?.. Yıllardır bir tarafımızı yırtıyoruz!..

Dikkat edin; hani o muhteşem “dostum” hamaseti var ya… Erdoğan’ın Afrika dönüşü çıkışı sonrasında Rusya Devlet Başkanı Putin muhatap alıp da tek satır cevap vermedi. Erdoğan’a yanıtlar sağdan soldan, yanlardan geldi… Her 5 dakikada bir Putin ile yapılan telefon görüşmeler ile yapılan yalaka güzellemelerinin yerini yeller aldı!.. Şu satırların kaleme alındığı anda, ortalıkta bir telefon görüşmesi haberi yoktu. Şehitlerimiz var, telefon açıp da dostun Putin’e bir şeyler söylemeyeceksen ne zaman söyleyeceksin?.. Yoksa Putin telefonlara çıkmıyor mu?.. Peki, neden?..

FETÖ’den boşalan dış politika alanına oturan, Saray’da büyük ağırlığı ile bilinen SETA, son ABD gezisi dahil hemen hemen her dış gezide mutlaka olan başkanı Burhanettin Duran’ın 1 Şubat’ta Sabah Gazetesi’nde yazdığı makaleye bakalım. Esasında, “AB ve ABD, İdlib’de devreye girmeli” başlığı her şeyi izah ediyor;

“…Washington ve Brüksel’in harekete geçerek Moskova üzerinde baskı oluşturması lazım. Erdoğan-Putin diplomasisi sayesinde İdlib krizi bu zamana dek artısıyla eksisiyle bir şekilde yönetildi. Gelinen noktada ateşkes işlemiyor. Esad rejimi sadece sahadaki askeri güçten anlıyor. İdlib’deki çatışma halinin başka bölgelere sıçrama ihtimali de var. Bu haliyle Astana süreci durdu, Cenevre sürecinin adı bile edilemez. Erdoğan’ın önerdiği gibi önce Astana sonra Cenevre sürecinin canlandırılması için ABD ve AB’nin devreye girmesi gerekir. Gerekirse İdlib’den sürülen siviller için askeri güç kullanımı seçenekler arasında olmalı. Erdoğan’ın, ‘sınırdan 30-40 km içeride’ mülteciler için barınaklar yapma fikri bir tür güvenli bölge kurmak için başlangıç olabilir. Merkel elini çabuk tutmalı. İdlib’de Rusya’yı dengeleme yükünü sadece Ankara kaldıramaz. Denge çöktüğünde Avrupa da ciddi zarar görür.”

Kısacası; ABD ve NATO Türkiye’ye çağrılıyor!..

★★★
Uyarıları hep haklı ve doğru çıkan 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek’ten gelinen son durumu değerlendirmesini istedim. Dilek, son zamanlarda, ABD’den İdlib’de Türkiye’yi destekleyen Rusya’ya karşı çıkan açıklamaların içeriğine işaret etti. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in, geçen hafta yaptığı “Erdoğan’ın yanındayız. Her türlü yardıma hazırız” mahiyetindeki açıklamasına dikkat çekti. Dilek, geçen hafta içinde bazı yerel kaynaklardan kendilerine ulaşan, “ABD, İdlib’de Türkiye’nin de desteklediği bazı yerel gruplara yeniden desteğe başladı”,  “İdlib üzerinde ABD İHA’ları uçuyor” haberlerini hatırlattı ve İncirlik üssüne ek ABD’lilerin geldiğini sözlerine ekledi. Cahit Armağan Dilek, “ABD, Türkiye’nin İdlib’de direnmesini istiyor “dedi. “Neden” diye sorunca da Dilek şunları söyledi;

  • “Esad’ın ve Rusya’nın kazanmasını istemiyorlar. Eğer Esad ve Rusya İdlib’i kontrol ederse ağırlığı bundan sonra Fırat’ın doğusuna verecek ve oradan ABD’nin çıkması için daha rahat hareket eder hale gelecek.

ABD, bizi yerel güç gibi kullanıyor. Neticede bir havuç uzatıyor. ABD’liler, Türkiye’nin kendilerine yardım isteyecek bir konuma düşmesini istiyorYarın bir gün, Suriye’den daha çok saldırı gelirse, doğrudan İdlib’e gelmeseler bile bizim sınırımıza yeni savunma sistemlerinin konuşlandırılması gündeme gelebilirİdlib’de stratejik önemi olan M-4 Karayolu’nun kuzeyini ‘güvenli bölge ilan ettik’ diyebilirler. Eğer amaç ABD ve NATO’yu bizim sınır hattımıza getirmekse, bu çatışmalar sürer. Hatay’da veya İdlib’in kuzeyinde bir yer verilebilir.

Cahit Armağan Dilek, Türk askerine son saldırının İdlib’in doğusunda bulunan İran’lı Şii milisler tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini belirterek, “Erdoğan’ın ‘Astana, Soçi bitti’ sözlerini İran tehdit olarak algıladı” dedi. Stratejist Cahit Armağan Dilek, “Türkiye bir daha nereye doğru savruluyor” soruma ise şu cevabı verdi;

Bu işin mantıklı cevabı şu an için yok”..

Küçük bir not düşme ihtiyacı hissediyorum!.. Ortadoğu bataklığında içinde bulunduğumuz bu kahredici durumun tek başına sorumlusu Tayyip Erdoğan ve SETA’cılar değil. 2002-2003 yıllarında bizzat benim de tanık olduğum, bildiğim gerçekler var.

  • Bugün gelinen feci tablonun baş mimarları, Tayyip Erdoğan’ın o zamanki akıl hocaları
  • Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan..Şimdi kenara geçmişler particilik oynuyorlar. Bunlar, Türkiye’yi kurtaracak!.. Öyle mi?..
    ===============================
    Dostlar,

    SURİYE BUNALIMI ve
    AKP = ERDOĞAN REJİMİNİN
    AĞIR TARİHSEL SORUMLULUĞU

    Gelinen aşamada acı süreci irdeleyecek çeşitli değerlendirmeler yapılabilir.
    Türkiye’nin askeri birliklerinin egemen bir devlet olan Suriye topraklarındaki varlığı uluslararası hukuka, BM Andlaşması’nın 51 ve ilgili maddelerine dayandırılabilir.
    Ne var ki bu hukuksal dayanak biçimseldir.
    Özünde, Suriye’de Esad yönetimine karşı ABD – AB emperyalizminin başlattığı iç savaş vardır.
    Türkiye, ne yazık ki, kadim komşu Suriye’de emperyal planlara alet edilmiştir AKP = Erdoğan rejimi tarafından.

    Suriye’nin içişlerine BM hukukunun (BM Ana Sözleşmesinin) en temel ilkeleri olan İÇİŞLERİNE KARIŞMAMA ve SINIRLARIN DEĞİŞMEZLİĞİ ilkeleri (1648 tarihli Westphalia Barışı gereği, devletler kesin sınırlara sahiptir ve sınırları içindeki ahali
    üstündeki iktidarları mutlaktır..) çiğnenerek müdahale edilmiş, Türkiye de Batı emperyalizmince kimi vaatlerle istismar edilerek kullanılmıştır. Oysa BM Antlaşması’nın  m. 1/2, 55 ve 76. maddeleri, bir ülkenin halkları içinde kendi geleceğini belirleme (self determinasyon)  hakkını kullanmaları durumunda bile sınırların değişmezliği ilkesini benimsemiştir.

    BM Antlaşması‘nın 1. ve 55. maddesinde; uluslararası alanda, halkların eşitliği ve kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi ilkesine saygı üzerine kurulmuş dostça ilişkiler geliştirmek ve dünya barışını güçlendirmek için gerekli uygun önlemleri alınması kararlaştırılmıştır. (Charter of the United Nations, https://www.un.org/en/charter-united-nations/, erişim 04.02.2020)

  • Dolayısıyla Suriye’nin nasıl yönetileceğine Suriye halkı dışında hiç kimsenin karar verme hak ve yetkisi yoktur.Karşımızda, egemen – bağımsız ve BM tarafından tanınan – BM üyesi bir ülke vardır. Kabul edilsin ya da edilmesin, gerçek budur. Ayrıca bu ülkenin topraklarında askeri varlığımız söz konusudur. Suriye resmi güçleri, bu varlığı işgal olarak kabul etmekte ve eylemlerini meşru görmektedir. Kuşku yok, Rusya’nın açık onayı olmaksızın Suriye bu saldırıyı yapamazdı. Dolayısıyla kritik kırılma noktası tam da buradadır. Salt İran ile şimdiki Suriye politikasını / düşmanlığını AKP = Erdoğan rejiminin sürdürme olanağı yoktur.****
    Şehit edilen asker ve sivil yurttaşlarımızın acıları yüreğimizdedir. Yakınlarına başsağlığı ve sabır dilemek klişedir ve kolaydır. Yaralılara acil şifa dilemek de öyle.. Hatta bu dilekleri dinci hamaset sözcükleri ile bezmek de.. Tıpkı iktidarın başı ve öbür kimi yetkililer ve yalaka basın gibi.. Asıl olan ise, Büyük ATATÜRK‘ün YURTTA BARIŞ – DÜNYADA BARIŞ ilkesini dış politikada şaşmaz eksen edinmek ve ulus üyelerinin burnunu bile kanatmamaktır.

Bu acı sonuç ile önceki Suriye operasyonlarında verilen şehitlerin, yaralıların, maddi yıkımların sorumlusu çok net ve tartışmasız biçimde AKP = Erdoğan iktidarıdır. Öylesine boş sözler ve hamasi, duygu sömürüsüne dönük girişimlerle bu yürek yakan sorumluluk perdelenemez.

Bahçeli‘nin, Suriye’de rejim değişmedikçe rahat yok… içerikli sözleri bir başka talihsizliktir. Suriye’de rejimi değiştirmek kimsenin haddi değildir. Suriye’de uluslararası hukuka göre egemen ve meşru bir devlet ve yönetim vardır. Onu beğenmeyebilirsiniz ama İHVANCI bir rejimi bu ülkede kurma heveslerinin bedeli işte böyle ağır olur..

Önemli bir nokta da İSTANBUL KANALI bağlantısıdır… Bu Kanal Rusya’nın güvenliğini olağanüstü düzeyde tehdit edicidir ve bu ülke tarafından kabulü olanaklı değildir. Dolayısıyla, bu Kanal girişimleri gündeme geldiğinden bu yana Rusya – Putin, Türkiye’ye açık – dolaylı iletiler vermektedir. Daha önceki bir yazımızda da konuya değinmiştik.

AKP = Erdoğan rejimi, kendi aklınca ABD – AB – Rusya’yı (+ İran’ı) yönlendirebileceği boş hayallerini kurmuştur. Sonuç hüsrandır. Yapılacak şey YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ politikasına sarılmak ve büyük güçler arasında denge stratejisine yönelmektir.

AKP = Erdoğan rejimi, gelinen çok kritik yerde, bu ağır sorun üzerinden iç politikaya dönük gündem oyunları ve kısır oy hesaplarına asla ve asla girmemelidir. TBMM ivedilikle toplanarak kapalı oturumda ulusal politikalar belirlenmeli ve kamuoyu bilgilendirilerek, saplanılan bataklıktan geri çekilmeye çalışılmalıdır.

Erdoğan bunu yap(a)mayacaksa, bir biçimde çekilmeli / istifa etmeli ve ülkemizi hızla büyüyebilecek kanlı ve çok tehlikeli serüvenlere sürüklemekten kaçınmalıdır.

Batı’nın emperyal abanmaları, Rusya ile önemli ölçüde dengelenebilirdi..
Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretinde açıkça Rusya’yı karşısına alan irrasyonel girişimleri, sorunun tuzu biberidir.
Çok yazık oldu..
Türkiye bir kez daha, çok dezavantajlı koşullarda, örneğin çok ağır borç yükü – ekonomik bunalım konjonktürü içinde… Batı emperyalizminin kucağına sürüklenmiştir.

SONUÇ                                             :

Siyasal tarihte bu denli akıl ve bilim dışı, ülkesine çok ağır zararlar veren bir dış politika örneği anımsamıyoruz..

Dinci – gerici -baskıcı AKP = Erdoğan rejiminin Türkiye’ye kestiği en ağır son fatura bu paralizi olsa gerektir. 17+ yıldır vahşetle dayatılan değerler erozyonu ve ekonomik talana ek olarak..

Sahi, 4+ milyon Suriyeli Türkiye’de iken ve bir o kadarı sınırın hemen güneyinde iken Suriye ile bir sıcak çatışma nasıl göze alınabilir ki??!

  • Bir kez daha yenildiniz..
  • Kabul edecek ve usulünce geri çekileceksiniz..
  • Masum vatan evlatlarının kanını daha fazla dökmeyeceksiniz..

    Sevgi, saygı ve ACI ile. 04 Şubat 2020, Ankara
    Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

    Hekim, Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 27 Kasım 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 27 Kasım 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

İHALE
TCDD tarafından Ulusal Demiryolu Sinyalizasyon Projesi’nde Tesisler Kontrolorü olarak görevlendirilen Veysel Karani Babacan’ın, Kamu İhale Kanunu’na (KİK) aykırı şekilde, 1 milyon 584 bin 64 TL bedelindeki 32 adet sinyalizasyon ihalesini, eşi Sündüs Babacan’ın üzerine kurulu paravan şirkete verdiği ortaya çıktı.
Normal AKP yöneticisi…

AYDINLIK
21 Kasım manşeti, RTE’nin açıklaması,” Milli paraya dönüyoruz
SABAH’tan erken kalkmış…

HARAM
AKP, torba yasa teklifi ile Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara aileleri ile birlikte ömür boyu ücretsiz sağlık bakımı getiriyor.
Vergisini helal eden?…

YARDIM
Bakanlığın izni ile 15 Temmuz şehit yakınları ve gazilerine 309 milyon TL yardım parası toplayan vakıf, bakanlığın verdiği adreste bulunmadı.
Bir hortum / cukka kokusu daha…

İRFAN
MEB Selçuk ”İrfanı hür nesiller yetiştireceğiz”
Tarikatlar ışığında!..

MUSLUK
İBŞB Başkanı İmamoğlu “Kamu bankaları musluğu kapattı”
Ancak yandaşlara yetiştirebiliyorlar…

GÜZELLİK
Milletvekilleri bakmakla yükümlü olmadıkları anne-babalarına da ömür boyu bedava sağlık hizmeti getirme hazırlığında.
Milletin parası deniz, yiyen?…

SEÇİM
Seçimden önce İstanbul’un su sorununu 2040 yılına dek çözdüklerini söyleyen Erdoğan, seçimi yitirince İstanbul’un 3 ay sonra susuzluk yaşayacağını söyledi.
Suyu bile sulandırdı…

PKK
Haber; Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinin karışışında bulunan ve Barış Pınarı Harekatı ile teröristlerden temizlenen Suriye’nin Resulayn ilçesinde terör örgütü PKK/YPG tarafından yine bombalı araç patlatıldı. Saldırıda 17 kişi öldü, 20 kişi yaralandı.
Pınar kurumuş…

YANDAŞ
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş‘a sahte senet iftirası atan iş adamı Necmettin Kesgin, çocuklara ilişkin müstehcen görüntü bulundurmak suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Böyle yandaşı olanın sırtı yere gelmez!…

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Kasım 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 20 Kasım 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

CEHALET
RTE, Osmanlı döneminde okur yazarlığın yüksek olduğunu, savaşlar nedeniyle azaldığını, Harf Devrimi ile sıfırlandığını söyledi.
Kadınlar hesaba katılmadığına göre kısmen doğru…

ENNNN
RTE, Cumhuriyet tarihinde en çok hizmetin kendi döneminde yapıldığını söyledi.
Çatlayacak…

AAAA!
A Haber TV Kanalı,
 “TSK ve Suriye Milli Ordusu’nun Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG terör unsurlarına yönelik Barış Pınarı Harekatı başlattığında Ankara’da dünyaya gözlerini açan Aras bebeğin asker selamı doğum fotoğrafçısı tarafından görüntülendi” şeklinde görüntülü haber verdi.
Hakikaten “A, aaaa!

ABD
RTE’nin ABD ziyareti;
Gittim, döndüm…

TAKDİM
RTE, “Mektupları Trump’a takdim ettim”
Aferiiin…

TAKKE
Kadıköy İHL’nde takkeli eğitim
e başlanırken karma eğitime son verilmiş.
Cüppeliye az kalmış…

HASTANE
Şehir Hastaneleri ile haksız kazanç yaratıldığını, 25 yılda 142 milyar $ yük getirileceğini CHP’li vekiller TBMM’nde açıkladı.
Yönetim hastanelik…

YALAN
Tarım Bakanlığı Mecliste “2018’de nohut ithal etmedik” dedi. TÜİK kayıtlarına göre 117 milyon dolarlık ithalat yapılmış.
Biri yalancı…

BATIK
RTE, İskandinav ülkelerinin EYT yüzünden battığını söyledi.
Ya batıkla Baltık’ı karıştırdı ya batmakla refahı…

MÜSLÜMAN
Kahramanmaraş’ın AKP’li  Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, Trabzonlu bir kadına “Sizi biz Müslüman yaptık” dedi.
Osmanlı takıntılı salaklık…

DEVRİYE
Bizim birlikler ABD ve Rus askerleri ile devriye yapadursun, ABD-Rusya Üs Bölgesi değiştiriyor; ABD, YPG’ye üs bölgesi veriyor.
Dolambaçlı işler…

İŞSİZLİK
RTE “İşsizlik oranımız %14 gibi yüksek bir seviyededir. Eskiden ülkemizde çalışma çağına gelen nüfusun bir kısmı iş aramadığı veya aile şirketlerinde çalıştığı için istidam istatistiklerine girmiyordu…İşsizlikte artışın sebebi bizim istihdam oluşturmadığımızdan değildir.
Mesele, iş gücüne katılım oranının eskisine göre fevkalade yükselmiş olmasıdır”

Çözüm önerilerim :
a. İşe başvuranları ailelerine gönderelim,
b. Damat Bakan, söz verdiği 2.5 milyonu istihdam ettiğini açıklasın
3. Eğitim düzeyini düşürmeyi sürdürelim
4. İHL kökenli olmayanları FETÖCÜ diye içeri tıkalım…