Suriye gerçeği: Her operasyon yenisini doğurdu!

Suriye gerçeği:
Her operasyon yenisini doğurdu!

Mustafa BALBAY
ankcum@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet, 04.02.2020

Haftaya İdlib’den gelen şehit haberiyle başladık. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ülkemize başsağlığı diliyoruz. Bölgede uzun süredir askerlerimizin güvenliğini de tehdit eden gelişmeler vardı. İdlib Suriye’nin düğüm noktası oldu. Önümüzdeki günlerde buradan gelecek haberler Suriye’deki iç savaşın bundan sonraki seyri konusunda da ipucu verecek.

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş ne yazık ki AKP iktidarının öngördüğü şekilde seyretmedi. Türkiye 2016’da, kendi güvenliği için bu ülkeye operasyon düzenlemek durumunda kaldı. 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı operasyonu başladığında şu saptamayı yapmıştık:

Dileğimiz, isteğimiz elbette çevremizde Türkiye’yi tehdit eden terör örgütlerinin olmaması. Böyle bir durumda Türkiye gereğini yapar. Ancak bu tür operasyonlarla kalıcı sonuç almak çok zordur. Bu operasyon büyük olasılıkla yeni bir operasyonu gerektirecektir.

Fırat Kalkanı operasyonu 7 ay sürdü. 29 Mart 2017’de sonuçlandı. Sonra ne oldu?

20 Ocak 2018’de Zeytin Dalı adıyla yeni bir operasyon başlatıldı. Bu operasyon da 24 Haziran 2018’de sonuçlandı.

Aradan bir yıl geçti, yeni bir operasyon gerekti; 9 Ekim 2019’da Barış Pınarı başladı. 17 Ekim’e kadar süren bu operasyon sonrasında hem ABD hem de Rusya ile “mutabakat” imzalandı. Bunlar da bölgeye barış gelmesine, Türkiye’nin güvenlik kaygılarının sona ermesine yetmedi. Zira, başta ABD ve Rusya olmak üzere bölgeyle ilgili herkesin başka hedefleri var.
***
Her üç operasyon sonrasında yapılan açıklamalara göre, hedefe ulaşıldı, herkes dize getirildi. ABD bir tarafa Rusya öteki tarafa yatırıldı. Sonuç?

İdlib’den gelen haberlere göre, Şam yönetimi tüm Suriye’de varlığını kabul ettirmek için askerlerimize saldırı dahil her türlü yöntemi kullanıyor.

Soralım : Şam yönetimi Rusya’nın bilgisi dışında adım atabilir mi? Mümkün değil…

O zaman hedef ne?

Yaklaşık bir ay kadar önce Ankara’ya ulaşan bilgilere göre, Putin, Esad’a şunu söyledi:

– İdlib’de de hâkimiyeti kur, burada bir daha Türkiye’nin adını duymayacağım bir dönem başlasın.

Son yaşanan gelişmeler, Rusya’nın Şam yönetimine böyle bir hedef göstermiş olabileceğini gösteriyor. Rusya bunu neden yapıyor?

Güney komşumuz olarak Rusya, Suriye’de kontrolü dışında başka bir güç istemiyor. Erdoğan ile Putin’in arası çok iyi olsa bile Suriye başka iş!

Bu gelişmeler ABD açısından ne anlama geliyor? Türkiye ile Rusya’nın arasını açacak her gelişme ABD için iyidir!
***
Konunun uluslararası boyutu deştikçe başkalaşır. Bizi doğrudan ilgilendiren boyuta gelirsek… Şehit haberlerinin özellikle sosyal medyadaki yansımasının bir boyutu da şu:

  • Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınanlar hayatlarını rahatça sürdürürken bizim askerlerimiz şehit düşüyor.

Bu çok tehlikeli bir fay hattı! Ne kadar şiddetli bir sosyal deprem yaratacağını kestiremezsiniz. Aylardır yeri geldikçe endişeyle paylaştığımız şu saptama bir kez daha gündeme oturuyor:

  • Bir gün Suriye sorunu bitecek, ama Türkiye’nin Suriyeliler sorunu bitmeyecek.

İktidar, saldırıya misliyle yanıt verildiğini açıkladı. Türkiye’nin güvenliği için atılması gereken her adım elbette atılmalı. Ancak Suriye’de başından beri yapılan yanlış hesap bizi bu noktalara getirdi. Bunu göz ardı edip salt içeriyi sakinleştireceği düşünülen adımlar atmak bizi yeni çıkmazlara sokabilir.

5 milyonu aşkın Suriyeliye ek olarak İdlib’den gelenlerin de olacağı tartışılırken hiç değilse bundan sonrası için “aman dikkat” diyoruz. Gerçekçi yol haritası çok yalın:

  • Sınırdaşlarımızla aramıza başka güç sokmamak!

SURİYE SORUNU

SURİYE SORUNU

Rifat Serdaroğlu

Sayın Cumhurbaşkanı;

Siyasette her olay, sonucuyla ölçülür.
Ülke yöneten kişi olarak, “Türkiye, 17 yıllık mücadelenin sonunda artık küresel düzeyde oyun kuracak bir devlet haline geldi” deyip, ülkenin “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesiyle özetlenebilecek dış politikasını kaldırıp atarsanız, uyguladığınız yeni politikanın hesabını Türk Milletine “Şahsınız olarak” vermek zorunda kalırsınız.

Sistemin adı, ister “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” ister “Parlamenter Sistem” olsun, eğer demokratik rejim içinde yönettiğinizi iddia ediyorsanız, mutlaka hesap vermek zorundasınız.
“Bizim abdestimizden şüphemiz yok, biz yalnızca Allah’a hesap veririz” veya “Biz Suriyeliler için 40-45 Milyar Dolar harcadık” gibi belirsiz ve saçma ifadeler, sizin doğru ve ahlaklı bir yönetim sergileyemediğinizin ifadesidir.

“Bir hafta sonra Şam Emevi Camisinde Cuma namazı kılacağız” diye başlattığınız Suriye politikasında geldiğimiz nokta şudur :
-Sayıları 5 milyona varan Suriyeli-Iraklı kaçakların tüm giderleri, Erdoğan Ailesinin değil, bizlerin yani Türk Milletinin sırtına yüklendi.
Sizden başka, kaçaklara kaç para harcandığını, paranın bütçenin hangi faslından tüketildiğini, Avrupa Birliği ve öbür ülkelerden gelen paraların tutarını, paraların nerelere harcandığını, bu harcamaların belgelerinin nerede olduğunu ne bir AKP’li Bakan bilmekte ne de AKP’li bir Milletvekili!
Daha ne denli paramızın harcanacağını, başka kaçakların gelip gelmeyeceğini, paraları veren Türk Milleti olarak biz bilmiyoruz.
Yalnızca siz ve siyasal sorumluluğu olmayan danışmanlarınız biliyor.
Ya Türk Milletine açık ve tek-tek hesap verin ya da bundan böyle kendi paranızdan Suriyeli kaçakları besleyin.

  • “Ben seçimle geldim, Türk Milleti bana yetki verdi, her istediğini yaparım” diyemezsiniz!

Eğer seçim propagandası sırasında bugün uyguladığınız Suriye politikasını açıklasaydınız, asla seçilemezdiniz. Aksini iddia ediyorsanız, Suriyeliler kalsın mı, gönderilsin mi diye bir halk oylaması yapın, sonucunu birlikte görelim!

-İşin maddi yönünden daha fecisi, önümüzdeki on yıllar boyunca Türk Milletinin başına
bela olacak olan, vatandaş yapılan Suriyeliler ve
Türkiye’de doğmuş ve doğacak çocukların sorunudur.

AKP ne denli uğraşsa, Türk Milletinin demografik yapısını değiştiremez.

  • Vatikan’ın, emperyalist devletlerin tümünün yüzyıllar boyu yapamadığını, AKP’mi yapacak?

Hiçbir güç bu vatanda Türklüğün yerine Arapçılığı yerleştiremez. Bu gerçeği ilk seçimde sizler de göreceksiniz.

  • AKP’nin Suriye serüveni sırasında şehit olan evlatlarımızın hesabını
    kim Türk Milletine verecek?

PKK/PYD terörünü önlemek için Suriye’ye girdiğinizi söylediniz. Ne oldu?
PKK/PYD Amerika 32 bin TIR silah desteğiyle, Büyük Kürdistan Devletinin ikinci parçasını kurdu! Terörü önlemek için girdiğinizi söylediğiniz Suriye’de yeni bir “Terör Devleti” kuruldu. Bunun adı, tam bir rezalettir
***

Sayın Cumhurbaşkanı;

İnat tarlasında ayrık otu biter. Lütfen Türk Milleti ile, bilimle, muhalefet partileriyle, sizin gibi düşünmeyen vatandaşlarınızla kavga etmeyin.
İlme, teknolojiye saygı duyun!
Tutturdunuz Kanal İstanbul, diye!
Buraya harcayacağınız ve bizleri borçlandırarak bulacağınız parayı, bilim insanlarının karşı çıktığı “Kanal İstanbul” projesi yerine yıllardır engellediğiniz GAP’a harcayın.

  • GAP, emperyalist devletlerin karşı çıktığı, Türk Milletinin yararına olan en büyük projedir.
  • GAP, planlandığı gibi bitirildiğinde özellikle Güneydoğu Bölgemize zenginlik ve huzur gelecektir, terör büyük ölçüde duracaktır.

Gelin;
– doğayı tahrip eden,
– ülke kaynaklarını har vurup harman savuran,
– ülke topraklarını Araplara satan,
– Türk vatandaşlığını 250 bin dolara pazarlayan kişi

diye anılmak yerine;

doğayı koruyan ülkeyi zenginleştirecek projeyi tamamlayan kişi olarak tarihe geçin…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 24 Aralık 2019