ABD Temsilciler Meclisi, Ermeni ‘soykırımı’ tasarısını ve Türkiye’ye yaptırımları kabul etti… Erdoğan’ın mal varlığı araştırılacak

ABD Temsilciler Meclisi, Ermeni ‘soykırımı’ tasarısını ve Türkiye’ye yaptırımları kabul etti…

Erdoğan’ın mal varlığı araştırılacak

ABD Temsilciler Meclisi, Ermeni ‘soykırımı’ tasarısını ve Türkiye’ye yaptırımları kabul etti… Erdoğan’ın mal varlığı araştırılacak

ABD Temsilciler Meclisi Ermeni soykırımı iddialarını resmen tanıyan karar tasarısını ve Türkiye’ye Suriye’nin kuzeyine yönelik Barış Pınarı Harekatı’ndan dolayı yaptırımlar öngören tasarıyı kabul etti.

Ermeni soykırımı iddialarını tanıyan karar tasarısı Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ile Demokrat Senatör Bob Menendez tarafından Meclise sunulmuştu.

Temsilciler Meclisi’nde, Ermeni Soykırımı karar tasarısını nihai oylamaya götüren usul oylaması 223’e karşı 191 oyla kabul edildi. Usul oylamasına Demokratlar destek verirken Cumhuriyetçiler karşı çıktı.

TÜRKİYEYE YAPTIRIMLAR KABUL EDİLDİ

ABD Temsilciler Meclisini Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik operasyonuna ilişkin Türkiye’ye bazı yaptırımlar getirilmesini öngören yasa tasarısını oy çokluğu ile kabul etti.

Temsilciler Meclisindeki, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda düzenlediği Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Türkiye’ye yaptırımlar getirilmesini öngören yasa tasarısı bugün oylandı.

Tasarıya 403 vekil “evet” oyu kullanırken, “hayır” oyları 16’da kaldı.

Twitter hesabı üzerinden kararı değerlendiren Çavuşoğlu, “Projeleri hüsrana uğrayanlar raflardaki köhne tasarılara sarıldılar. Bizden bu yolla intikam alacaklarını sananlar yanılıyorlar. Tarihi siyasete alet edenlerin bu utanç verici kararı; Hükümetimizin ve Halkımızın gözünde yok hükmündedir.” dedi.

ERDOĞAN’IN MAL VARLIĞINA İLİŞKİN RAPOR HAZIRLANACAK

Yasanın kabulünden sonra en geç 120 gün içinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien ile istişare içinde Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin net mal varlığı, gelir kaynakları ve iş ilişkilerine dair bir rapor hazırlanmasını şart koşuyor.

Tasarı ABD Başkanı Trump’ın, Milli Savunma Bakanı Akar dahil Barış Pınarı Harekatı’nda payı olan Türk yetkililere vize yasağı ve mal varlığı dondurma gibi tedbirler getirmesini öngörürken ayrıca, Trump’ın Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasından dolayı CAATSA yaptırımlarını yürürlüğe koymasını gerektiriyor.

(https://www.abcgazetesi.com/abd-temsilciler-meclisi-ermeni-soykirimi-iddialarini-taniyan-tasariyi-kabul-etti-51684)

Güvenilmez ABD’yle güvenli bölge kurulur mu?

Güvenilmez ABD’yle güvenli bölge kurulur mu?

Barış Doster
Cumhuriyet, 17.8.19

Suriye’nin kuzeyinde kurulacak güvenli bölge konusunda ABD’yle pazarlıklar sürse de, Türkiye, en yetkili ağızlardan ABD’ye güvenmediğini dillendiriyor. Ülkemizi yönetenler, ABD’nin Türkiye’yi oyaladığı yönündeki endişelerini saklamıyorlar. Bizzat Dışişleri Bakanı, “Münbiç gibi olmasına, ABD’nin oyalamasına izin vermeyiz” diyor. Deneyimli komutanlar; güvenli bölge tanımı, güvenli bölgeye ilişkin beklentileri, PKK terör örgütü ve uzantılarına yönelik tutumları taban tabana zıt olan iki ülkenin güvenli bölge konusunda uzlaşmasının hayal olduğunu söylüyorlar. 
Bu noktada temel soru şu:

Türkiye, Suriye’nin bütünlüğünü, Suriye’yi bölmek isteyen ABD’yle mi sağlayacak; Suriye’nin bütünlüğünü savunan Suriye devletiyle mi?

PKK terör örgütü ve uzantılarına karşı çok haklı ve meşru bir mücadele yürüten Türkiye, bu terör örgütlerine “kara gücüm” diyen, onları Türkiye’ye karşı koruyan ABD’yle güvenli bölgenin derinliğine ilişkin kilometre hesabında uzlaşsa bile, esas meseleyi görmezden mi gelecek? 
Bu sorulara yanıt ararken, hiç uzağa gitmeden, yakın dönemin yakıcı gündem maddesi olan S-400 konusunda ABD’nin bize neler dediğini anımsayalım. Anımsayalım ki, bugün ve gelecekte karşılaşacağımız soruları yanıtlamak kolay olsun.

S- 400 pazarlıklarından ders alındı mı?
ABD, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemi almasını engelleyemeyince, önce Türkiye’yi F-35 savaş uçaklarının üretim sürecinden çıkardı. Hemen sonra, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’nı (CAATSA) gündeme aldı. Ardından da Türkiye’ye, “S-400’leri aldın, bari aktif hale getirme” demeye başladı. Türkiye’yi ikna etmek için de vaatlerini sıraladı. 
S-400’leri aktif hale getirmezsen, serbest ticaret anlaşması yaparım; Obama döneminde satmadığım Patriot füzelerini satarım; seni yeniden F-35 savaş uçaklarının üretim sürecine dahil ederim. 
ABD’nin etkili düşünce kuruluşlarından olan, ülkenin müesses nizamıyla derin ilişkileri bilinen Atlantik Konseyi’nin üyesi, Rand Corporation uzmanı Hans Binnendijk ise daha ileri gidip dış politika, savunma ve güvenlik çevrelerinin etkili yayın organı Defence News için kaleme aldığı yazıda özetle şunları önerdi:

Türkiye, NATO’nun S-400 sisteminden yararlanmasını sağlayabilir. S- 400 sistemini kullanacak kadro, çokuluslu hale getirilebilir, NATO personelinin kullanımına açılabilir. F-35 savaş uçakları, S-400 radarına girdiğinde, S-400 sisteminin çalıştırılması yasaklanabilir. S-400 savunma sisteminin hem NATO savunma ağı hem F-35 savaş uçaklarının bilgisayarıyla bağı koparılabilir. Böylelikle, S- 400’ler daha etkisiz bir hava savunma sistemine dönüşür, fakat bu, Erdoğan’ın ödemek durumunda kalacağı fiyatın bir parçası olur. (“A last chance for Turkey? There could still be time to fix the S-400 issue”, www.defencenews.com; 29 Temmuz) 
Soru kısa ve acı. Türkiye, şimdiye dek pek çok konuda ABD’den yediği kazıkları unutup güvenli bölge konusunda ABD’ye nasıl güvenecek?