KAR YOK, YAĞIŞ YOK…  KURAK MEVSİMLERE YELKEN AÇTIK !

KAR YOK, YAĞIŞ YOK…
KURAK MEVSİMLERE YELKEN AÇTIK !

(AS: Bizi katkımız yazının altındadır..)
***
Endüstri devrimi öncesi Gezegenimizin ortalama sıcaklığı 14 C derece ve atmosferdeki CO2 yoğunluğu ise 300 ppm* kadardı; ancak sera etkisi yaratan fosil yakıtların (Kömür, petrol, doğal gaz (metan)) kullanılmaya başlandığı endüstri devriminden bu yana, 200 yıllık sürede atmosfere aşırı miktarda CO2 salımı yapılmıştır.
Öyle ki Gezegenimizin ortalama sıcaklığı, 1800’ler öncesi ~14 C dereceyken, insan etkisiyle 2020’de sıcaklık ortalama 15,5 C dereceye ve Atmosferdeki CO2 yoğunluğu da 415 ppm’ye yükseldi.
Bilim adamlarının zorlamasıyla, uluslararası çözüm bulmak için hemen her yıl iklim konferansları düzenlendi, güzel sözler, alkışlar duyduk, ancak o kadarla kaldı. Toplantıların “yaptırım gücü” yoktu ne yazık ki… “mutatis mutandis” mantığıyla (AS: değiştirilmesi gerekenler değiştirildi) imzalanan belgelere uymak ülkelerin keyfine, iyi niyetine bırakılmıştı.
En son 5 yıl önce dünyadaki hemen bütün ülkelerin katılımıyla imzalanan ve çevrecilerin son umut gördüğü Paris antlaşması da (AS: COP 2015) fiyaskoyla bitti; hatta Dünyanın en büyük kirleticisi ABD, Trump döneminde bu Anlaşmadan çekildi. (Dünyada kişi başına en çok, 18 ton/yıl CO2 salımı yapan ülke ABD’dir)
***

Değerli arkadaşlar,

Atmosfere yılda adam başı salınan CO2 miktarı, dünya ortalaması ~5 tondur; yani toplamda ~40 milyar ton CO2!! salınıyor. Bunun ancak yarısını, Ormanlar fotosentez yoluyla dengeleyebiliyor; kalanı okyanuslarda ve atmosferde birikiyor (yılda ~2,7 ppm) ve bu birikim sera etkisiyle küresel ısınımı hızlandırıyor.

Türkiye de, adam başı yaklaşık 5 ton CO2 salımıyla (yılda 400+ milyon ton) bu kollektif (AS: ortaklaşa) suçtaki payını alıyor. 200 bin km2 kadar olan Türkiye ormanları, bu CO2 salımının ancak dörtte birini (!) dengeleyebilecek durumdadır; yani Türkiye nüfusunu yarıya indirirse ve Orman varlığını 2 katına çıkarabilirse, ancak o zaman Karbon dengeli (carbon neutral) bir ülke olabilir! Bunun için de adam başına 1 hektar orman gerekli.
***
15 Aralık 2020 günü Ankara’da hava sıcaklığı 8 C derece ! 😲
Oysa 2010 öncesi 40 yılın ortalaması 3 C derece olurdu… Oldukça ılıman geçen bir kış, yakıcı ve kurak bir yaz mevsiminin işareti olabilir..
Bir yandan “insanlığın kıyameti olabilecek küresel ısınımın temel nedeni CO2, Metan (doğal gaz) üreten Fosil yakıtlardır” diyoruz, bir yandan da bu fosil yakıtları yer altından çıkarmak, sahiplenmek ve kullanmak için didişiyor, hatta savaşları göze alıyoruz.
Ne yaman bir çelişki !
Sevgilerimle. æ
________________
* ppm (part per million) milyonda 1 kısaltılmış şekli
Görüntünün olası içeriği: şunu diyen bir yazı '16 14 12 ANKARA'DA 1970-2010 ARASI SICAKLIK DEĞERLERİ ORTALAMASI Yıl Ortalaması 14°C 10 20 Ocak EKİM KASIM ARALIK OCAK ŞUBAT MART NİSAN MAYIS Kaynak: Met. Gn. Md'
===========================
Dostlar,Öncelikle, böylesine yakıcı küresel sorunları gündemde tutarak bilimsel yetkinlikle işleyen çok değerli öğretmenimiz Sn. Prof. Dr. D. Ali ERCAN’a şükran borçluyuz.
***
Artık KÜRESEL ISINMA (Global warming) ve onun türevi olarak İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ (Climate change) kavramı yerine İKLİM FACİASI (Climate Disaster) kavarmı kullanılmakta!
Dünyada tüm türler azalırken insanlar hala, tavşanlar gibi çoğalmakta!
Bu sorumsuz – bilinçsiz davranış sürdürülemez.
Hem günümüz koşullarında olanaklı değil hem de gelecek kuşakların yaşam hakkını çalıyoruz.Dünya sonlu, sonsuza dek çoğalmamız biyolojik olarak da olanaksız.
Daha da çok geç kalmadan aklımızı başımız almalıyız.

HER AİLEYE 1 ÇOCUK!

Hiç başka yolu yok, hem de hemen uygulayarak..
Çok tasarruflu / YEŞİL bir yaşam ile..

Karbon ayak izi” mizi en düşük tutarak..

Dönüşümsüz evreye girmek üzereyiz!

Unutulmasın; KOVİT-19 salgını da aynı aymazlığımızın ürünü!

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 20 Aralık 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik 

TÜRKİYE 3 HAFTA SONRA DÜZE ÇIKABİLİR !

TÜRKİYE 3 HAFTA SONRA DÜZE ÇIKABİLİR !

Değerli arkadaşlar,
Korktuğumuz başımıza gelmeyecek, çok büyük olasılıkla İtalya veya İspanya gibi olmayacağız ve ülkemizde Corona olgu sayısı, medyada abartıldığı gibi öyle yüz binler olmayacak; olgu sayısı bu gidişle 70-80 bin arasında, ölüm sayısı da 3-4 bin arasında kalacaktır..

Önlemlerde gevşeklik olmaz, insanlar evde kalmaya devam eder, hijyen titizlikle sürüdülürse, yani olgu sayısı şimdiki biçimiyle şekliyle hesapladığım grafikteki mavi çizgiyi takip ederse, en geç 15 Mayısta “kontrollü normal” yaşamımız başlayabilir…
Maske, eldiven kullanımı ve sınırlı, mesafeli sosyal yaşam yıl sonuna dek (aslında etkin ilaç ve aşı üretilene dek) devam edebilir…
Fotoğraf açıklaması yok.
Dünya genelindeki olgu artış hızında da belirgin bir yavaşlama gözleniyor; günlük artış böyle giderse ve Hindistan, Afrika ve Güney Amerika’da görece çok düşük olan olgu sayılarında (şimdilik bu üçünün toplamı yaklaşık 60 bin) bir patlama yaşanmazsa, kabaca Mayısta tüm kuzey yarı kürede biraz rahat nefes almak olanaklı olacak gibi görünüyor…
Umarız bu arada G. Amerika, Afrika ve Hindistan’da enfeksiyon patlaması yaşanmaz.

Şu anda ölüm sayısı en yüksek olan ülkeler İtalya (17 bin) İspanya (14 bin) ABD (12 bin) ve Fransadır (10 bin). Krizi en iyi yöneten ülkeler olarak başta Çin olmak üzere, Almanya, Kore, Japonya ve Rusya öne çıkıyor.

Daha önce de yayınladığım gibi, kaba ölüm olasılığını Dünya geneli için [milyonda 25-50] hesaplamıştım. Tabii Dünya derken 7,8 milyar tüm nüfusu kastediyorum; buna göre ölüm sayısı da büyük olasılıkla200-400 bin arasında olabilir.* Hele bir de Hindistan, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde geçerli ılımlı, hızlı olmayan enfeksiyon durumu sürerse ölüm sayısı çok daha aşağıya düşebilir. Şimdilik Dünya genelinde ölüm sayısı 81 bindir.

Tüm arkadaşlarıma sağlıklı günler diliyorum. 07 Nisan 2020
Sevgilerimle.æ
____________
*ABD’de ölüm sayısının 200 binlere çıkacağının, medyada hatta Beyaz Sarayda dile getirilişini ben politik bir manevra olarak yorumluyorum. ABD sonuçta bu salgını büyük olasılıkla 20 bin ölümle atlatacaktır; sonra aradaki fark politik kazanç olarak yazılacaktır …æ

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE’nin ÇAĞIMIZIN SORUNLARINA ÇÖZÜM YOLU

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE’nin
ÇAĞIMIZIN SORUNLARINA ÇÖZÜM YOLU


Dostlar,

04.05.2018 akşamı Sayın Prof. Dr. ALİ ERCAN ileAtatürkçü Düşünce’nin Çağımızın Sorunlarına Çözüm Yolu” konulu söyleşisini izledik. Çok yararlandık her zamanki gibi. Yansılarını bizimle paylaştı Ali hocamız ve sitemiz izleyicilerinin ilgi ve bilgisine sunuyoruz. Lütfen tıklayınız power point yansılarını izlemek için (4,6 MB):

Ataturkcu_Dusunce’nin_Cagimizin_Sorunlarina_Cozumu_Ali_ERCAN

Sn. Prof. Ercan bir nükleer fizik profesörü. Doktorasını Almanya’da yapmış ve uzun yıllar o ülkede çalışmış. Ülkemize gelince üstlendiği son görev Savunma Sanayisi Müsteşarlığı oldu ve o görevden emekliye ayrıldı. Kendisi ile ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Merkezinde öncül – ardıl (halef- selef) olduk; biz, Genel Başkan Yardımcılığı görevimizi kendilerine devrettik (2006). Ardında ise dostluğumuz giderek pekişti; O hep saygın ağabeyimiz oldu. Birlikte pek çok AYDINLANMA konferansı verdik.

Ali hocamız 80’ine merdiven dayadı. Dün 1,5 saat coşku ile ve hüner ile ayakta sunum yaptı. Üstelik kendi uzmanlık alanının dışında, siyaset bilimi kulvarlarında.. Yine de çok başarılıydı! (Bu değerlendirmeyi bizim yapma hakkımız belki de vardır Mülkiye’de “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” lisans eğitimi almış olmamız nedeniyle??)

Ancak Ali hoca asıl gücünü – etkinliğini, olaylara – sorunlara – süreçlere tümüyle “pozitif bilim” yaklaşımı ile sağlıyor. Nükleer Fizik eğitiminin – doktorasının sağladığı yüksek Matematik bilgisini siyaset bilimi alanında öngörü üretmek için ustaca kullanıyor. Keşke öbür siyaset bilimciler de böyle yapabilse, Matematik kullanabilse, giderek Matematik Modellemeler kurabilse! Ankara Üniversitesi SBF’de (Mülkiye) lisans eğitimimiz sırasında ODTÜ Matematik mezunu bir genç akademisyenin (henüz Doktora düzeyinde) siyaset bilimi felsefesi derslerine girmesi bizde çok coşku yaratmıştı. Evrenin dili kesin olarak Matematik! Okullarımızda Matematik eğitimi bu çerçevede verilmeli ve somut sorun çözümlerinde nasıl kullanılacağı örneklenmeli. Ali hocamız hep bunu yapıyor.. Bu sitede O’nun çok sayıda makalesine, sunumuna yer verdik keyifle. Sürmesini de dileriz.. Face’de izleyenlerinin – paylaşanlarının daha da çoğalmasını dileriz.

Bir biyolojik – kronolojik gerçeklik var ki, Sn. Prof. Ercan 80 yaşına dayandı. Bu gün yaptığımız telefon görüşmesinde Türkiye nüfusunun % 98’inin kendisinden daha genç olduğuna dikkat çekti. Sn. Prof. Ercan hocamız halen ADD Genel Merkezi Bilim – Danışma Kurulu üyesi. (2006-2010 arasında kendileri Kurul Başkanı, biz de Kurul Yazmanı olarak üretken biçimde çalıştık..)

Bir başka veri de biz sunalım : Ülkemizde 80+ yaş 1,5 milyonun üstünde. Oran olarak %2 gibi küçük algılanabilir ama 1,5 milyonu aşkın insanımızın 80 yaş üstünde olduğunu anımsayalım. Dünya Sağlık Örgütü 60-75 yaş arasını “genç yaşlı olarak” niteliyor. Artık Aile Hekimleri 72, Üniversite öğretim üyeleri 75 yaşına dek çalışabiliyorlar (67 sonrası sözleşmeli, emeritus..). Ali hocamız 100 yaşını da bulsun geçsin ve Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün Türkiye’sine aydınlanma hizmeti versin dileriz. Mustafa Kemal Paşa’ya borcumuzu nasıl öderiz yoksa!? Ancak gene de, O’ndan yararlanmak isteyenler acele etse, sıraya girse.. iyi olabilir.. Biz Tıp Fakültemizde konuk öğretim üyesi olarak kendisini dinledik..

Evet, dostlar.. YAŞAMDA EN GERÇEK YOL GÖSTERİCİ BİLİM ve TEKNİK’tir!
Başkaca yol gösterici aramak aymazlık-şaşkınlık (gaflet) ve sapkınlıktır (dalalet)..

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün evrensel ideolojisi KEMALİZM, gerçek gücünü bu olgudan almaktadır.

Bu web sitesi de kendisine, kurulduğundan bu yana, şaşmaz pusula olarak BİLİMSEL AKILCILIĞI seçmiştir.

Sevgi ve saygı ile. 05 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com   www.ahmetsaltik.net

 MUSTAFA KEMAL’İ ANLAMAK

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Değerli arkadaşlar,
Aradan 90 yıl geçmesine karşın, Mustafa Kemal Atatürk’ü hala anlamamış olmak, daha da kötüsü, anlamak istememek ve O’nun gösterdiği yolun tam tersine yönelmek Türkiye’nin utanç verici en büyük yanlışıdır.
Bugün Türkiye, Dünya Bilim ve Teknolojisine zerre kadar katkısı olmayan, Kapitalizmin boyunduruğunda, yaşamsal varlıklarını satarak geçinen, Gelecek kuşakların yaşamını ipotek altına sokarak ayakta kalmaya çalışan 3. sınıf bir ülke ise, bunun tek nedeni Mustafa Kemal’i anlamamış olması, O’nun gösterdiği yoldan birlik ve bütünlük halinde gitmemiş olmasıdır.Mustafa Kemal, arkasında Dogmatik bir Ezber sistemi değil, ülkede ve tüm dünyada (doğayla uyumlu) Barış içinde, insanca bir yaşamın altın anahtarını bıraktı :

  • “Hayatta en gerçek yol gösterici Bilimdir” dedi…
Ancak Ülkeyi yöneten, Yönetici geçinen kadrolar bu kısa öğüdü algılayamadılar, bu “zor yolun” gereğini yerine getir(e)mediler, Devrimleri koru(ya)madılar, Tören ve Görüntü Atatürkçülüğünü, Halk goygoyculuğunu, işbirlikçiliği yeğlediler… Eğitimci geçinen kadrolar
  • Aklı hür, Vicdanı hür, İrfanı hür nesiller
yetiştiremediler; kolaycılığı, kopyacılığı yeğlediler. “Başarısızlığın otomatik Mazereti” daima hazırdı; kahrolası Emperyalizm

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, yazıUmarız ki, Mustafa Kemal’i anlamış ve kendini Bilimin aydınlık yolunda Millete adamış genç insanlarımız, mazeret üretmeden, cesaretle sorunların üstesinden gelir, yılmadan çalışarak arayı kapatır, Emperyalizmin tuzaklarına takılmadan ülkemizi yeniden Aydınlığa çıkarırlar.

Tek umudumuz, durumdan Görev çıkaracak bilinçli Gençliktedir. æ

 

================================
Dostlar,

Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan hocamız bu sitede çok sayıda konuk olmuştur..
Yukarıdaki yazısı ve görseli de son derece özlü, hatta çarpıcıdır.
Face sitesinde önemli katkıları olmaktadır.
ADD’de Genel Başkan Yardımcılığı görevimizi kendisine devir – teslim etmiştik..
Gerçek bir aydın – derinliğine bir entellektüeldir ve elbette Cumhuriyet’in ürünüdür.
Sitemizde yer alan çok sayıda değerli katkısının örneğin adıyla çağrılarak okunması, paylaşılması, arşivlenmesi çok yerinde ve yararlı olur..
Öyle ki; bu çaba Mustafa Kemal Paşa’nın

  • Aklı hür, Vicdanı hür, İrfanı hür nesiller
yetiştirme çabası ile büyük ölçüde örtüşür..
Sayın Ercan’a teşekkür ve şükran doluyuz.. O’ndan öğrenmeyi sürdüreceğiz..
Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Dönem 5’te verdiğimiz “KüreselleşTİRme ve Halk Sağlığı” dersimizde başlangıç yansısının altında Mustafa Kemal ATATÜRK‘ümüzün çok önemsediğimiz bir sözü yer alıyor :

  • «Gençliği yetiştiriniz, onlara bilim ve irfanın pozitif fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.» Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Ve derslerimizin ilk yansılarında genellikle yer verdiğimiz bir Latince söz veriş, vaat ediş var:

  • “Mutadis mutandis”.. Değiştirilmesi gerekenler değiştirildi..

Ders notları güncellenmiştir.. Olanaklı olan en güncel içeriktedir..

Ancak Erdoğan salt “dindar…” demedi..

  • “… Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik” dedi (19 Şubat 2012). Salt “dindar” değil, “kindar, kin güden, kin tutan kinini unutmayan” bir gençlik yetiştirmekten söz etti. Sıradan bir insan bu sözlerin çok daha hafifini söyleyip – yazsa, Türk Ceza Yasasında pek çok hükmü çiğnemiş olabilir, Savcılar dava açabilirdi (örn. md. 216).

Öte yandan, hiçbir dinin “kin, kincilik, kin gütme kindarlık” duygu – düşünce – eylemine izin verdiği, bu davranışları bir “değer – erdem” olarak tanımladığını bilmiyoruz.. İslamiyet de dahil.. Bu durumda, değinilen sözleri eden Başbakan Erdoğan’ın davranışı din dışıdır! İslamiyete karşıdır, günahtır, dindarlıkla, Müslümanlıkla bağdaşmaz. Bu nedenle de bu istek yerine getirilemez. Ayrıca etik, ahlak ve hukuk dışıdır. Hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı olamaz!

DİB ağzını açıp “dinimizde kin – kindar – kinci – kin gütme – kin tutma.. gibi kavramlar yoktur demedi, diyemedi.. Bu durum ülkemizde Devletin kimlerce ele geçirildiğini ve kimlerce yönetildiğini bir kez daha kanıtlamaktadır ve kimse darılmasın, siyasal İslamcılığın sefaletidir..

  • Ne yazık ki Ülkemiz bir İslamcı faşizme doğru sürüklenmektedir

Din ve dince kutsal değerlerin siyasete alet edilmesi Türk Ceza Yasasında yasaklandığı gibi (md. 216), siyasal etik ve genel ahlak da böylesi bir söylemi ve eylemi dışlar.

Cumhuriyetin 89. yılında, 2012’de T.C.’nin Başbakanı “dindar – kindar/kinci” kuşaklar yetiştirme hedefi koyarken; Cumhuriyet’in kurtarıcısı – kurucusu ise

  • Aklı hür, Vicdanı hür, İrfanı hür nesiller
yetiştirmeyi temel hedef koymaktadır. Arada 90 yıllık bir zaman farkı var.
Karşılaştırmak her bakımdan çok abes olacaktır, geçelim!
Ancak tek başına bu sözü bile Mustafa Kemal ATATÜRK‘ü insanlık tarihinin en büyük özgürlükçü önderi yapmaya yeter de artar da…
Bir de Atatürkçülüğü, Cumhuriyeti “tek tipçi” ilan eden ve eleştirip suçlayanlara anımsatmak isteriz bu yaman çelişkiyi..
Sevgi ve saygı ile. 04 Mart 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

22 Mart Dünya Su Günü…


22 Mart Dünya Su Günü…

Dunya_Su_Gunu_22_Mart_2015

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Amman…. 1 damla suyu bile telef etmeyelim..

Veriler hiç ama hiç iç açıcı değil…

1 milyarı dolayında insan sağlıklı  içme – kullanma uyuma erişemiyor ve birkaç milyon insan, çoğu çocuk olmak üzere her yıl salt bu nedenle ölüyor

Düyanın tüm sularını 5 Lt’lik bir kaba koysak, içilebilir olan 1 çorba kaşığı ölçüsünde..
Yaklaşık 15 cc (ml).. Toplam Dünya suyunun 300’de 1’i bile değil..
Kirlenmiş su kaynaklarını arıtmak çok pahalı..
İşte Ankara.. 5 milyonluk Başkent bu olanaktan yoksun…
***
Türkiye de su zengini değil!..
Dünya nüfusunun % 1,1’i bu toptraklarda ama su payımız % 0,2!
Enerji kaynakları payımız % 0,6! (Prof. Dr. Ali Ercan..)
Dünyada 1 km2 toprağa 50 kişi düşerken bu sayı Türkiye’de 100!

Nüfus artışına kesin fren gerek…

HER AİLEYE 1 ÇOCUK!

Tüm  musluklar fotoselli olmalı ve su basınçları standart, makul (optimal) ayarlanmalı.

Su tasarrufu içi halkı bilinçlendirmek üzere
TV’lerde kamu aydınlatma iletileri yayımlanmalı..
Ulusal planlar yapılmalı yakın – orta – uzun erimli..
İlgili Bakanlık ne yapmakta?? Seçime mi kilitli tüm iktidar, Devlet??

Yazık…

Küresel ısınma ve iklim değişikliği çooooom ciddi bir tehdit oluşturuyor..

Sevgi ve saygıyla.
22.3.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com