Dicle Üniversitesinin Kadın Rektörünün 2 Yüzü


Dicle Üniversitesinin Kadın Rektörünün 2 Yüzü 

Dostlar,

Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nin kadın rektörü, meslektaşımız
Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç‘ın 2 yüzünün öyküsünü aşağıda haziiiiin hazin izliyoruz..

Tarihe not düşüyoruz.. Bereket dün, 10 Nisan Laiklik gününde yapılmadı bu hamle.. Üniversite Genel Sekteri bir başka Profesör de “takdimi” üstlenmişti..
Şimdiye dek erteleme bile kadın rektörün sorumlu bir özverisi idi..

Maaaşallah, maaşalllahh..

Bizce Jale hanım kara çarşaf giymeli, öncü olmalı.. İlk olarak YÖK başkanı,
belki daha sonra Milli Eğitim Bakanı olur, önü iyice açılır gider taa doruğa dek..

CHP Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu dostumuz da herhalde bir muhasebe yapar tam da burada..

Bir yandan bir maşanın fiziksel saldırısına uğradığı için gönülden şifa diler ve
geçmiş olsun derken; saldıranı ve özellikle saldırtanları nefretle kınarken, bu olayda bütünüyle kendisinin yanındayken.. öbür yandan da TÜRKİYE’de TÜRBAN SORUNU YOK – LAİKLİK TEHLİKEDE DEĞİL.. söylemiyle ülkemizin
nerelere sürüklendiğini değerlendirmesini dileriz.

Hala yapılabilecek kaldı ise??

Belki konu son zamanlarda “ümit veren” (?!) Anayasa Mahkemesi’ne bir kez daha taşınabilirse??? İyi polis – kötü polis senaryosunu da aklımızdan atamazken..

Bu “moda” da geçer elbet..
İnsanlığın bebeklik – emekleme çağı hala sürüyor..
Değişim – dönüşüm.. AYDINLANMA çok ama çok yavaş ve oldukça sancılı oluyor..

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün AYDINLANMA DEVRİMİ’ni sürdürme zamanıdır..

Sn. Prof. Dr. Ali Ercan hocamızın kısa irdelemesi ve fotoğraflar aşağıda..

Sevgi ve saygı ile.
11 Nisan 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===================================

Değerli arkadaşlar,

Aşağıdaki kamera şakası bana Türkiye’deki “iki yüzlü” görünümleri hatırlattı.
Ayşegül Jale Saraç AKP’den 2007’de Diyarbakır’dan milletvekili olamayınca,
teselli olarak 2008’de Diyarbakır Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştı.
Rektör seçiminde %15 oyla 3. sırada olan Saraç, 2. kez, 2016’ya dek yine Rektör…

Hayırlara vesile olur inşallah. æ

Dicle_Universitesi_Rektoru_Aysegul_Sarac_turbanli_11.4.14

Dicle Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. med. Ayşegül Jale Saraç (1959) 
‘hidayete’ erdikten sonraki….
 
Dicle_Universitesi_Rektoru_Aysegul_Sarac_turbansiz_11.4.14
ve …Milletvekili adayı olmadan ve Rektör seçilmeden önceki yüzü

 

Çevre Sorunları ve Siyaset


Dostlar
,

Bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nin
geleneksel Cumartesi konferansları sürüyor..
Bu hafta sonu, 12 Nisan Cumartesi saat 14:00 – 16:00 arasında..
İlgi ve bilginize sunarız..
Konuşmacı tam da bu konuyu derinlemesine işleyebilecek yetkinlikte..

Sn. Prof. Dr. Ali ERCAN..
Duyuru Posteri aşağıda..

Sevgi ve saygı ile.
9 Nisan 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==========================================

Ulusal Eğitim Derneği Cumartesi Konferansı


Çevre Sorunları ve Siyaset

Portresi_gulumseyen

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
C. Konf. Ali Ercan+

 

TÜİK Başkan Yardımcısı’na Mektup

Dostlar,

Sayın Prof. Dr. Ali Ercan‘ın Nüfus (Demografi) konularındaki duyarlık ve katkısını
bu siteden sizler de biliyor ve izliyorsunuz. Özellikle 2000 – 2007 arasında 7 yılda nüfusun toplam 2,8 milyon, yılda ortalama 400 bin artışını pek haklı olarak sorgulamakta. Bu 7 yılda nüfusun yaklaşık 1 milyon / yıl ortalama ile 7 milyon dolayında artışı beklenirken yaklaşık 4,2 milyon eksik verilişi ve sonraki sayımlarda bu
yitik nüfusun “yedirilmesi” (iadesi!) çabası elbette açıklanmak zorundadır.
Bu arada yerel – genel seçimler yapılmış ve Yüksek Seçim Kurulu bu verilere dayalı Seçmen Kütükleri hazırlamıştır.

Sorunu  biz de, bu sitede yazdığımız yazılarda sorgulamıştık.

Sayın Prof. Ercan’ın TÜİK Başkan Yrd. Enver Taştı’ya mektubunu ve ekindeki
çok öğretici pp yansılarını paylaşmak istiyoruz.

TUIK_Bsk_Yrd._Enver_Tasti’ya_sunum_8.3.14

Emekleriniz ve paylaşımınız için teşekkürler Sayın Ercan..

*****

Sayın Enver Taştı
TÜİK Başkan Yardımcısı  

Hatırlarsınız,  Aralık 2013’te “Temiz Seçim Platformu” adına 5 kişilik bir heyetle sizleri ziyarete gelmiş, Türkiye’deki seçmen sayısı ve dolayısıyla nüfus konusunda yararlı bir görüşmede bulunmuştuk. Bu görüşmenin gerçekten çok yararlı olduğunu söylemeliyim, özellikle benim açımdan. Seçim, Enerji, Çevre konulu söyleşilerimde ister istemez nüfus konusuna değinmek zorunda kalıyordum; eski DİE verileri temelinde hesapladığım projeksiyonlarda Türkiye’nin nüfusu şimdi sizin ADNKS temelinde verdiğiniz rakamlardan ~5 milyon daha yüksek çıkıyordu.

2007 sonrası TÜİK bilgilerinin doğru ve güvenilir olduğu yönündeki açıklamalarınızı ikna edici buldum ve bu nedenle son zamanlardaki söyleşilerimde TÜİK nüfus verilerini bire bir kullanıyorum. Sizlerle yaptığımız bu toplantıdan sonra ben Demografi Daire Başkanınız Sayın Ş. Canpolat’ı da ayrıca ziyaret ederek görüş alış verişinde bulundum. Şebnem hanımla paylaştığım birtakım teknik ayrıntıyı sizinle de paylaşmak isterim.

Öncelikle “Ortalama ömür” konusundaki algı yanlışlığına dikkatinizi çekmek istiyorum. TÜİK bildiriminde yayınladığınız  “yaş dağılım grafiği”nden görüldüğü kadarıyla
Türkiye’de Ortalama insan ömrü ~61 yıldır. Yani 2014 yılı içinde “ölen insanların
ölüm yaşlarının ortalaması” 61’dir. Tabii ki, bunun 2014 yılında doğanlar için “beklenen ömür”le bir ilgisi yok. 2014 yılında doğan çocuklarımızın bekledikleri ortalama yaşam süresi benim kestirimlerime göre ~ 80 yıldır; bir başka anlatım ile  2094 (2014 + 80) yılında Türkiye’de ortalama ömür 80 yıl olacaktır. Ancak pratikte önemli olan ömür süresi ‘beklenen’ değil, ‘gerçekleşen’ ömür süresidir ki bu da 2014’te 61 yıldır. Zaten yalnızca doğum-ölüm olaylarının gerçekleştiği normal dağılımlı bir popülasyonda, yani (yurt dışına-içine) göçlerin etkisi ihmal edilebilir düzeyde kaldıkça, Ortalama yaşam süresi (ortalama ömür) ortalama yaşın 2 katından büyük olamaz.

“Ortalama yaş” ise bildiğiniz gibi halen “yaşayanların yaşlarının ortalaması”dır ki,
yine bu grafiğin analizinden Ortalama yaşı ~31 yıl buluyorum (61<2×31).
Ortanca Yaş (medyan yaş) genelde ortalama yaştan biraz küçüktür.

Bir başka konu, “kadın başına çocuk sayısı” dır ki, Yıllık nüfus artış hızı c ve
ortalama yaşam süresi y ile basit bir şekilde bağıntılıdır;

d ≈ c x y + 2,05.

Örneğin yıllık nüfus artış hızı 0,011 ve ortalama yaşam süresi 61 yıl olduğuna göre 2014 yılında kadın başına (ömür boyu ortalama) çocuk sayısı 0,011×61+2,05=2,7 bulunuyor. Bu şu demektir: Türkiye’deki bütün kadınlara (yaşları ne olursa olsun!)
“kaç çocuğu olduğu” sorulduğunda verecekleri yanıtların ortalaması 2,7’dir.
Sizin hesaplamalarınızda bu algoritmanın kullanılmadığını; yalnızca doğurganlık dönemi 15-49 yaş arası kadınların dikkate alındığını biliyorum. Dolayısıyla
kadın başına çocuk sayısı, yıl içinde doğan çocukların doğurganlık dönemindeki
kadın sayısına bölünmesi ve doğurganlık süresine normalize edilerek elde edilen “doğurganlık (fertility)” kavramından farklıdır.

Ancak, yaş dağılım grafiğinizde, 15-49 yaş arası kadın nüfusuna baktığımda,
bu verilerin doğurganlık rakamıyla uyumlu olduğunu söylemek maalesef olanaklı değil.

Değerli Enver Bey,

Söyleşilerimde kullandığım nüfus konusuna ilişkin yansıları da ekte gönderiyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Saygılarımla. 8.3.14
Prof. Dr. D. Ali Ercan

*****

Bu arada, TÜİK’in; nüfusun hızlı yaşlanıp yaşlanmadığı, Başbakan R.T. Edoğan‘ın
en az 3 çocuk isteyişinin ve açık – örtük teşvikler verişinin (pro-natalist demografi politikası) ve bu bağlamda Türkiye’nin halen içinde bulunduğu Demografik Fırsat Penceresi … gibi olguların tartışılması için bir,

ULUSAL NÜFUS SORUNLARI KURULTAYI  toplaması önerimizi yineliyoruz..

Anayasa’nın AİLE PLANLAMASI hakkındaki 41. maddesini
aynen anımsatmakta büyük yarar görüyoruz.

  • Anayasa madde 41 – … Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle
    ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar…. 

Sevgi ve saygı ile.
9 Mart 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Türkiye’nin Yönetsel Yapısı ve Seçim Yasası


Türkiye’nin Yönetsel Yapısı ve Seçim Yasası

Portresi_gulumseyen

 

Prof. Dr. Ali Ercan

 


Değerli arkadaşlar,

İstanbul Yüksek Ticaret / Marmara Üniversitesi, İİBF Mezunlar Derneği Ankara Şubesi ile Ankara Barosu’nun 28 Şubat 2014 günü ortaklaşa düzenledikleri

“Türkiye’nin idari yapısı ve Seçim Kanunu” konulu Panel yoğun ilgi gördü.

Ankara Barosu konferans salonunu dolduran kalabalık bir izleyici kitlesi önünde
ve Sabri Tümer yönetiminde gerçekleştirilen Panel’de İzmir Milletvekili
Prof.Dr. Birgül Ayman Güler
, Türkiye Ziraat Mühendisleri Odasını temsilen
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bülent Gülçubuk
ve ADD Bilim Kurulunu temsilen ben birer konuşma yaptık.

Prof. Güler son yıllarda ard arda çıkarılan yasalarla

– Türkiye’nin Ulus Devlet yapısının sistematik bir şekilde nasıl kırıldığını,

Etnik bölücülerin istekleri doğrultusunda ve Küresel sömürüye daha da açık
bir yapıya dönüştürülmesi amacıyla merkezi yönetimin başat yetkilerini
yerel yönetimlere devreden yasaların çıkarılışı

– ve bunlara karşın Muhalefetin başvurularına karşın Anayasa Mahkemesi’nin
nasıl seyirci kaldığını örnekleriyle anlattı.

Prof. Gülçubuk, son çıkarılan belediye yasası ile yüz binlerce dönümlük
verimli tarım alanlarının nasıl ranta açıldığını, Toprak ve Su gibi temel
Yaşam kaynaklarımızın kamunun elinden alınarak Türkiye’nin nasıl bir yaşamsal
sorun ile karşı karşıya bırakıldığını çarpıcı örnekleriyle anlattı.

Ben de tüm bu sıkıntıların ve yakınılan sosyo-ekonomik sorunların üstesinden,
yine de Ulus-Devlet yapımızı, yani Ulusun birliği, Ülkenin bütünlüğünü gözeten
bir Demokratik rejim içinde kalınarak gelinebileceğini anlattım.

Temiz, saydam ve adil bir seçimi kazanarak Ülkeyi yönetmek yetkisine sahip olmak gerekliliğini vurguladım.

Eldeki seçim yasamızın maalesef bu beklentilere yanıt veremeyecek ölçüde yanlışlıklarla dolu olduğunu, çarpık bir mantıkla kurgulandığını, seçimlerden örnekler alarak anlatmaya çalıştım. Çağdaş demokratik Ülkelerde benzerine rastlanmayan düzeyde

– “%10 Baraj”,
– İlleri “bağımsız eyalet” gibi gören bir mantıkla, “her İl’e otomatik +1 MV tahsisi”
ve
yönetimde istikrar için oransal sonuç vermeyen (A.S. Temsilde adalet sağlamayan!)  “d’Hondt sayım sistemi”

gibi kısıtlarla sandıkta üç bir yandan kıstırılmış ulsal iradenin yönetime
adil yansımadığının matematik kanıtını ortaya koymaya çalıştım;
sonuçta özetle şunları söyledim;

“Eldeki seçim yasası değiştirilmediği ve en azından bu üç kısıt kaldırılmadığı sürece, %35 üzerinde oy alan 1. konumdaki bir Parti 2015 seçiminde de tek parti iktidarını sürdürecektir ve bizler burada ‘havanda su dövmüş’ olacağız.

Başta CHP olmak üzere muhalefet Milletvekilleri ne yapıp, ne edip  önümüzdeki
1-2 ay içinde AKP milletvekillerini de yakın markaja alarak, bu yasanın çıkarılmasını sağlamalılar.

Seçmen kütüklerinin şeffaf, denetlenebilir oluşu, parmak boyamak yöntemi vs. güvenlik önlemleri de unutulmamalıdır. 

– “Her İl’e otomatik +1 MV”  kuralı kaldırılmalı,
– d’Hondt sayım sistemi yerine “Ulusal artıklı (Milli Bakiyeli) Oransal Sayım” sistemi getirilmeli,
– “Seçim barajı %5”e indirilmelidir. Muhalefetin öncelikli ve en önemli görevi budur”

Değerli arkadaşlar,

Bu söyleşimin yansılarını ve notlarını ekte gönderiyorum.

Seytan_Ucgeninde_Demokrasi_Oyunu.æ_28.2.14

Sevgilerimle. æ

KURAKLIK ALARM VERİYOR!


KURAKLIK ALARM VERİYOR!

Dostlar,

Elle duyumsanır – gözle görünür biçimde deneyimliyor, yaşıyoruz.

Şubat ayı içinde Nisan sıcaklarını görüyoruz ve yağmur hala yok!

Barajlarda kalan su düzeyi alarm veriyor..
Baraj çevreleri hızla ağaçlandırımalı, HES projeleri gözden geçirilmeli..

Hükümet yolsuzlukları örtme derdinde, çünkü başı ciddi biçimde ağrıyor
ve 30 Mart 2014 yerel (gerçekte genel!) seçimleri çok yaklaştı.
Telaş, etekleri başa geçiriyor neredeyse..

Ama ülke çok ağır bedelleri olabilecek bir kuraklığa doğru sürükleniyor.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu Allahlık.. Desteksiz konuşuyor..
A, B hatta C planlarının olduğunu, İstanbul’u susuz bırakmayacaklarını buyuruyor ama bir türlü bu planların içeriğine girmiyor!? Devlet sırrı sanki..

İvedilikle uzmanları toplayıp

OLAĞANÜSTÜ DURUM İLAN ETMEK ve
BİLİMSEL ÇÖZÜMLER ARAMAYA BAŞLAMAK İÇİN GEÇ KALINIYOR..

Bulutlara yağmur bombaları gibi kimi meteorolojik girişimler..

TV’lerde, basında, duyuru panolarında..
su tasarrufu hakkında sık sık ciddi çağrılar veuyarılar yapılmalı..

Kademeli artan, tüketim düzeyine uyarlı fiyatlama..
Kamu kurumlarından başlayarak fotoselli musluklar..

WC rezervuarlarının 2 bölmeli yapılması (büyük ve küçük tuvalet için).

Hemen tüm WC’lerde su rezervuarlarının içine
1 ya da 2 tane yarım litrelik içi su dolu pet şişe koymalıyız.

Susuz pisuvarlar
 yaygınlaştırılmalı..

Deniz suyundan içme – kullanma suyu üretimi için AR-GE çalışmaları..

Yeraltı su sondajları..

Az su gereksinimli tarım ürünlerine geçme..

ORMAN alanlarını gözü gibi koruma, 3. Havaalanı için orman kıyımını durdurma.
B2 arazilerini tarıma açıp köylüye satma (Türk usulü bütçe açığı kapatma!)
yerine yeniden ormanlaştırma..

Toplu taşımacılığı – metro ve demiryollarını geliştirme, bisiklet ve yürümeyi teşvik..

Rekreasyon alanlarında, WC’lerde yarı arıtılmış geri kazanılan su kullanımına geçmeliyiz.

Uzmanlar, kanıta dayalı olarak KISA – ORTA – UZUN ERİMLİ seçenekleri belirlemeli ve tüm Türkiye olarak hemen uygulamaya geçmeliyiz..

MUTLAKA TASARRUF!
     MUTLAKA TASARRUF!
          MUTLAKA TASARRUF!

Nüfus artışını frenleme.. HER AİLEYE 1 ÇOCUK!

Sevgi ve saygı ile.
20 Şubat 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================

KURAKLIK TEHLİKESİ KAPIDA!

Ali_Ercan_portresi

 

Prof. Dr. Ali ERCAN

 

 

 

Değerli arkadaşlar,

Bu yaz Kuraklık kapıda !

Kentler arası “Su Savaşları” başlayabilir.

kuraklik_feci

***

BASINDAN

Ülke genelinde kurak bir dönem yaşanırken, barajlardaki su düzeyi de giderek düşüyor. İstanbul’daki barajların doluluk oranı %31’e, Ankara’da ise %36’ya geriledi.

Barajlardaki son durum

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) verilerinden derlenen bilgiye göre, İstanbul’daki Ömerli Barajı %42, Pabuçdere Barajı % 0,2 Sazlıdere Barajı %17, Büyükçekmece Barajı % 29, Alibeyköy Barajı %21, Terkos Barajı % 41, Kazandere Barajı %15,
Elmalı Barajı %7, Darlık Barajı %30 ve Istrancalar Barajı %13 dolulukla hizmet veriyor. İl genelindeki barajların toplam doluluğu ise %31 olarak belirlendi.

Kemerburgaz_baraji_kurumus_Subat_2014

ANKARA’DA DURUM

Ankara’daki Kavşakkaya Barajı ise %13, Akyar Barajı % 16, Eğrekkaya Barajı %31, Çubuk Barajı % 32, Çamlıdere Barajı % 36 ve Kurtboğazı Barajı %61 doluluğa sahip bulunuyor. Başkentteki barajların doluluk oranı %36’ya geriledi.

İZMİR’DE DURUM

İzmir’deki Balçova Barajı %47, Güzelhisar Barajı % 58, Tahtalı Barajı %61,
Ürkmez Barajı %61, Gördes Barajı % 20;

Bursa’da Nilüfer Barajı %62, Doğancı Barajı %26 dolulukla hizmet veriyor.