ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE’nin ÇAĞIMIZIN SORUNLARINA ÇÖZÜM YOLU

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE’nin
ÇAĞIMIZIN SORUNLARINA ÇÖZÜM YOLU


Dostlar,

04.05.2018 akşamı Sayın Prof. Dr. ALİ ERCAN ileAtatürkçü Düşünce’nin Çağımızın Sorunlarına Çözüm Yolu” konulu söyleşisini izledik. Çok yararlandık her zamanki gibi. Yansılarını bizimle paylaştı Ali hocamız ve sitemiz izleyicilerinin ilgi ve bilgisine sunuyoruz. Lütfen tıklayınız power point yansılarını izlemek için (4,6 MB):

Ataturkcu_Dusunce’nin_Cagimizin_Sorunlarina_Cozumu_Ali_ERCAN

Sn. Prof. Ercan bir nükleer fizik profesörü. Doktorasını Almanya’da yapmış ve uzun yıllar o ülkede çalışmış. Ülkemize gelince üstlendiği son görev Savunma Sanayisi Müsteşarlığı oldu ve o görevden emekliye ayrıldı. Kendisi ile ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Merkezinde öncül – ardıl (halef- selef) olduk; biz, Genel Başkan Yardımcılığı görevimizi kendilerine devrettik (2006). Ardında ise dostluğumuz giderek pekişti; O hep saygın ağabeyimiz oldu. Birlikte pek çok AYDINLANMA konferansı verdik.

Ali hocamız 80’ine merdiven dayadı. Dün 1,5 saat coşku ile ve hüner ile ayakta sunum yaptı. Üstelik kendi uzmanlık alanının dışında, siyaset bilimi kulvarlarında.. Yine de çok başarılıydı! (Bu değerlendirmeyi bizim yapma hakkımız belki de vardır Mülkiye’de “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” lisans eğitimi almış olmamız nedeniyle??)

Ancak Ali hoca asıl gücünü – etkinliğini, olaylara – sorunlara – süreçlere tümüyle “pozitif bilim” yaklaşımı ile sağlıyor. Nükleer Fizik eğitiminin – doktorasının sağladığı yüksek Matematik bilgisini siyaset bilimi alanında öngörü üretmek için ustaca kullanıyor. Keşke öbür siyaset bilimciler de böyle yapabilse, Matematik kullanabilse, giderek Matematik Modellemeler kurabilse! Ankara Üniversitesi SBF’de (Mülkiye) lisans eğitimimiz sırasında ODTÜ Matematik mezunu bir genç akademisyenin (henüz Doktora düzeyinde) siyaset bilimi felsefesi derslerine girmesi bizde çok coşku yaratmıştı. Evrenin dili kesin olarak Matematik! Okullarımızda Matematik eğitimi bu çerçevede verilmeli ve somut sorun çözümlerinde nasıl kullanılacağı örneklenmeli. Ali hocamız hep bunu yapıyor.. Bu sitede O’nun çok sayıda makalesine, sunumuna yer verdik keyifle. Sürmesini de dileriz.. Face’de izleyenlerinin – paylaşanlarının daha da çoğalmasını dileriz.

Bir biyolojik – kronolojik gerçeklik var ki, Sn. Prof. Ercan 80 yaşına dayandı. Bu gün yaptığımız telefon görüşmesinde Türkiye nüfusunun % 98’inin kendisinden daha genç olduğuna dikkat çekti. Sn. Prof. Ercan hocamız halen ADD Genel Merkezi Bilim – Danışma Kurulu üyesi. (2006-2010 arasında kendileri Kurul Başkanı, biz de Kurul Yazmanı olarak üretken biçimde çalıştık..)

Bir başka veri de biz sunalım : Ülkemizde 80+ yaş 1,5 milyonun üstünde. Oran olarak %2 gibi küçük algılanabilir ama 1,5 milyonu aşkın insanımızın 80 yaş üstünde olduğunu anımsayalım. Dünya Sağlık Örgütü 60-75 yaş arasını “genç yaşlı olarak” niteliyor. Artık Aile Hekimleri 72, Üniversite öğretim üyeleri 75 yaşına dek çalışabiliyorlar (67 sonrası sözleşmeli, emeritus..). Ali hocamız 100 yaşını da bulsun geçsin ve Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün Türkiye’sine aydınlanma hizmeti versin dileriz. Mustafa Kemal Paşa’ya borcumuzu nasıl öderiz yoksa!? Ancak gene de, O’ndan yararlanmak isteyenler acele etse, sıraya girse.. iyi olabilir.. Biz Tıp Fakültemizde konuk öğretim üyesi olarak kendisini dinledik..

Evet, dostlar.. YAŞAMDA EN GERÇEK YOL GÖSTERİCİ BİLİM ve TEKNİK’tir!
Başkaca yol gösterici aramak aymazlık-şaşkınlık (gaflet) ve sapkınlıktır (dalalet)..

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün evrensel ideolojisi KEMALİZM, gerçek gücünü bu olgudan almaktadır.

Bu web sitesi de kendisine, kurulduğundan bu yana, şaşmaz pusula olarak BİLİMSEL AKILCILIĞI seçmiştir.

Sevgi ve saygı ile. 05 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
profsaltik@gmail.com   www.ahmetsaltik.net

Mudanya Antlaşması…


Dostlar,

Sayın Ahmet Gürel ile ADD Genel Yönetim Kurulu‘nda birlikte görev yaptık.
Halen ADD Bilim – Danışma Kurulu‘nda birlikteyiz. Başarılı bir İnşaat Mühendisi olan sevgili adaşımız, aynı zamanda derinlemesine bir Cumhuriyet tarihi araştırmacısı ve usta bir fotoğraf sanatçısıdır. Yüzlerce görsel Aydınlanma konferansı sunmuş (olasılıkla bizim 1450’yi bulan rakamımızı geçmiştir??), filmler çekmiş, sergiler açmıştır. Yaklaşık 10 yıldır da İzmir’de Uşakizade Latife Hanım Köşkü müdürüdür.

Görüldüğü gibi, Cumhuriyet tarihimiz bakımından son derece ciddi ve parlak bir başarı olan Mudanya Ateşkes Antlaşması‘nın 91. yılında, Cumhuriyet gazetesine başkaca makale yazan çıkmamıştır!?

Sevgili Gürel aşağıda bu tarihsel olayı ustaca özetlemiş. Biz yinelemeyelim.
Ancak şunu anımsatalım ki, Mudanya Ateşkesi bir anlamda Mondros Silah “Bıraktırması” Antlaşması’nın bit tür rövanşıdır. [“Bıraktırması” dedik, gerçek budur, çünkü tek yanlı olarak Osmanlı ordusuna silah bıraktırılmıştır.] Ardından Lozan Barış Antlaşması görüşmeleri başlatılmış ve izleyen yıl içinde, 1 yıl dolmadan,
6 Ekim 1923’te İstanbul, üzerinde  güneş batmayan imparatorluk olan (o zamanın ABD’si!) İngiltere’nin işgalinden kurtarılmıştır. Sultan Mehmet’in, 100 Yıl Savaşları ile iyice zayıflayarak içinden çürümüş Bizans’ın başkenti Konstantinapolis’i almasında, resmi tarihin alaladığı ölçüde bir fevkaladelik yoktur. Varsa bile, aynı Osmanlı, başkenti İstanbul’u bile işgalden koruyamamıştır.

İstanbul’u 2. kez ve gerçekten fetheden, Gazi Mustafa Kemal Paşa olmuştur.. ;
Bu tarihsel gerçeği yeni-Osmanlıcılar görmezden gelmek yerine saygı ve şükranla karşılamalıdırlar.

Sevgi ve saygı ile.
11.10.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================

Mudanya Antlaşması…

portresi

AHMET GÜREL 
Latife Hanım Köşkü Müdürü

 

 

“Büyük Taarruz” sonucunda İzmir’in Yunan işgalinden kurtarılmasıyla Türk ordusu Trakya ve İstanbul’a yöneldi. Aynı anda Türk ve İngiliz birlikleri çatışma noktasına geldiler. O sırada Gazi, İzmir’de Uşakizade köşkündedir. Köşk, başkomutanlık karargâhıdır. Yabancı devlet adamlarının biri gidip diğeri gelmektedir. 18 Eylül 1922 günü Fransız Yüksek Komiseri General Pelle, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın karargâhtaki konuğudur.

Yapılan görüşmeleri Paris’in “Le Temps” gazetesi başyazarı şöyle yorumlar: 

“General Pelle ve Amiral Dumesnil’in İzmir’de Mustafa Kemal Paşa’yla buluşmaları, durumun aydınlığa kavuşmasına çok yardım etti. Çeşitli kaynaklardan alınan çelişkili haberlerin aksine, Mustafa Kemal Paşa görüşünü değiştirmemiş. Misakı Milli’de belirtilen isteklere bağlı olduğu kanısına varıldı. Öte yandan Mustafa Kemal Paşa’nın siyasal bir gerçekçi olduğu ve Doğu sorununa barışçı çözüm bulmaya çalıştığı anlaşıldı.”

23 Eylül 1922 günü, Başbakan Poincore’nin mesajını getiren Fransız devlet adamı Franklin Boullion köşke gelecektir. Boullion’un getirdiği mesajda, “Mudanya’da bir ateşkes toplantısı yapılması”önerilmektedir. Gazi Mustafa Kemal Paşa, 29 Eylül 1922 günü “Müttefik” devletlere Mudanya ateşkes görüşmelerini kabul ettiğini bildirir.
İnönü Savaşları ve Batı Cephesi’nin muzaffer komutanı İsmet Paşanın,
3 Ekim 1922 tarihinde başlayacak görüşmelerde TBMM hükümetini temsili kararlaştırılır. Fevzi ve Refet Paşalar da görüşme boyunca heyette yer alırlar.

Ateşkes

İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy, İtalya’yı da General Mombelli’nin temsil ettiği Mudanya görüşmelerinde, ateşkesle doğrudan ilgili durumda bulunan Yunan delegeler, görüşmelere katılmayıp açık denizde
bir İngiliz gemisinde beklemişlerdir.

Generallere Mudanya görüşmelerinin ilk gününü İsmet Paşa şöyle anlatır:

“Heyeti kabul ettim, masada yer gösterdim. Harrington’u sağıma aldım.
Fransa temsilcisini karşıma, İtalyan generali de soluma oturttum. Fakat ben generallere yer gösterirken onlar biraz şaşırdılar. Meğer başkanlığı ve müzakereyi yönetmeyi, kendileri için düşünmekteymişler.”

İsmet Paşa, ev sahibi durumunda müttefik devletler generallerine masada
yer gösterince, toplantıya kimin başkanlık yapacağı kendiliğinden çözüme kavuşur. Zaman zaman gergin anların yaşandığı, hatta görüşmelerin kesilmesi tehlikesinin doğduğu safhalar yaşanır. İsmet Paşa’nın masaya yumruk attığı ve Türk ordusunun yeniden harekât hazırlıklarına giriştiği görüşmeler, 11 Ekim 1922 tarihinde
uzlaşmayla sonuçlanır.

  • Mudanya’da TBMM siyasal bir zafer kazanmış ve Kurtuluş Savaşı
    fiilen sona ermiştir.

İstanbul, Boğazlar, Doğu Trakya savaşsız kurtarılmıştır. İstanbul’un TBMM hükümetine bırakılmasıyla Osmanlı devleti de başkentsiz kalmıştır. Böylece Türk yurdunun paylaşılması tasarıları sona ermiştir. 30 Ekim 1918 tarihinde “Mondros” Ateşkes Antlaşması’nın başlattığı yenilgi süreci, Mudanya’da geçerliliğini yitirmiştir.
Türk tarafına Lozan’da “bir barış antlaşmasının yapılması” için öneride bulunulmuştur. Atatürk’ün deyişiyle “milletin makûs talihini yenen” kader arkadaşı İsmet Paşa’nın Mudanya’daki bu başarısı, O’nun yalnızca bir asker olmayıp,
iyi bir diplomat olduğunun da kanıtıdır.

Osmanlı Devletinin 1897 Savaşı’nda Yunanistan’a karşı galip gelmesine karşın,
Batılı devletler masada Yunanistan sınırını hep büyütmüşlerdir. İlk kez, emperyalist ülkelerin öncülüğünde Anadolu’ya çıkan Yunanistan, Anadolu’da 1212 gün kalmış
ve Anadolu’nun her yanı kan gölü olmuştur. Bu kez, Mudanya’da müttefik işgalcilerin karşısında teslimiyetçi Osmanlı yerine küllerinden doğan TBMM ordularının komutanları vardır.

Sonuç

Mudanya Ateşkes Antlaşması, emperyalist ülkeler karşısında verilen Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bize eşit koşullar sağlamıştır. Tam bağımsızlığı, “kayıtsız koşulsuz egemenlik” ilkesiyle elde etmenin büyük başarısıdır. İnönü, Mudanya’daki kazanımı, Lozan’da “yedi düvele” karşı sürdürerek, tarihteki onurlu yerini almıştır.