Dünya Tabipler Birliği’nden 5. madde açıklaması: Utanç verici!

Dünya Tabipler Birliği’nden 5. madde açıklaması: Utanç verici!

Dünya Tabipler Birliği (DTB), TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda kabul edilen “Sağlık Torba Yasası”nda yer alan ve Türkiye’de hekimlerin mesleklerini yapma özgürlüğünü kısıtlayan yeni adımı “utanç verici” olarak niteleyerek, gelişmeyi kınadı.

Sağlık Torba Yasası ile ilgili gelişmeleri yakından izleyen DTB, bugün de (8 Kasım 2018) konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Yeni düzenlemeyle birlikte Türkiye’deki Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde kamu hizmetinden çıkarılan binlerce doktordan bir kısmının 600 gün boyunca hekimlik yapamayacağı, öbürlerinin ise özel hastanelerin büyük çoğunluğunda çalışamayacağı ifade edildi. Ayrıca, bu doktorlar tarafından hazırlanan tıbbi raporların da yargı ve idare organları nezdinde geçerli sayılmayacağı kaydedildi.

Tasarının, son şeklini almak üzere TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceği bilgisinin de paylaşıldığı açıklamada, DTB Başkanı Dr. Ardis Hoven’in değerlendirmesine de yer verildi.

Dr. Hoven, TTB’nin hekimlerin mesleklerini yapmasının engellenmesinin salt Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde tıp mesleğinin icrasına yönelik açık saldırı anlamına geldiği yönündeki saptamasını güçlü biçimde desteklediklerini bildirdi.

Dr. Hoven şu görüşleri kaydetti:

Tasarı utanç vericidir. Binlerce doktorun çalışma hakkına yönelik açık bir ihlaldir. Doktorlar çalışma yaşamının dışına itilirken hastası, yoksulu, engellisi ve yaşlısı başta olmak üzere Türkiye halkı gereksinim duyduğu hizmetlerden yoksun kalacaktır. Bir hükümet neden binlerce doktorunu çalışmaktan men eder ki?

Dr. Hoven, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a gönderdiği mektupta da şu ifadelere yer verdi:

“Tıp mesleğini ve sağlık hizmetleri sunumunu tehdit eden uygulamaları büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Tıp mesleği, tıbbi tarafsızlık dâhil olmak üzere açık ve kabul edilmiş etik ilkeleri rehber alır; uygulamalarda ‘bilinç ve vicdanla, saygınlıkla ve örnek tıbbi uygulamalar doğrultusunda hareket eder’ (WMA Cenevre Bildirgesi) ve meslek üyeleri gereksinimi olanlara gerekli bakımı sağlama görevlerini böyle yerine getirir. Tasarı ise tıp mesleğine sınırlama getirerek kaygı verici ölçüde ters yönde gitmektedir.”
*****
Dünya Tabipler Birliğinin açıklaması :

http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=789494a2-e361-11e8-b159-336a7b2d6c99


The World Medical Association has condemned as ‘shameful’ a new move by the Turkish authorities to restrict the freedom of Turkish physicians to practice medicine.

Under a new law approved yesterday by Turkey’s Health Commission, thousands of physicians will be barred from working in either the public sector or in private hospitals operating through contract with the Social Security Agency, effectively putting them out of work.

Dr. Ardis Hoven, Chair of WMA Council, said the WMA strongly supported the claim from the Turkish Medical Association that this was ‘nothing less than a blatant assault on the profession of medicine, not only in Turkey but throughout the world’.

The Bill bars thousands of doctors, who were dismissed from public service during Turkey’s State of Emergency, from practicing medicine, some from all practice for a period of 600 days, others from most private hospitals. In addition, medical reports prepared by these physicians will have no validity before judicial and administrative bodies.

The Bill will now be discussed by the Parliament’s Grand Assembly for final approval.

Dr. Hoven said: ‘This Bill is shameful. It is a blatant violation of the right to work for thousands of physicians. It will force them out of work, depriving the Turkish people – the ill, the poor, the handicapped and the elderly being the most exposed – of the health care they need. Why would any Government want to throw thousands of its doctors out of work?’

In a letter to the President of the Grand Assembly, Dr. Hoven writes: ‘We deplore any practices threatening the medical profession and the provision of health-care services. The medical profession is guided by clear and recognised ethical principles, including the principle of medical neutrality, and to practice “with conscience and dignity and in accordance with good medical practice” (WMA Declaration of Geneva), so that they can fulfil their duties to provide care for those in need. By attempting to restrain the medical profession, the bill is moving in the opposite direction alarmingly.

‘We consider the proposal dangerous and irresponsible. We urge you to take all the necessary steps so that it is withdrawn immediately’.
*****
Bildirinin çevirisi :

WMA, DOKTORLARIN ÇALIŞMASINA YASAK GETİREN ‘UTANÇ VERİCİ’ ADIMI KINADI

Dünya Tabipler Birliği, iktidar tarafından atılan ve Türk doktorların mesleklerini yapma özgürlüğünü kısıtlayan yeni adımı ‘utanç verici’ olarak niteleyip kınadı. Dün Sağlık Komisyonu’ndan geçen yeni yasa tasarısı binlerce doktorun kamu sektöründe ya da Sosyal
Güvenlik Kurumu ile sözleşmeli faaliyet gösteren özel hastanelerde çalışmasını engellemekte,
doktorları fiilen işsiz bırakmaktadır. WMA Konsey Başkanı Dr. Ardis Hoven, Türk Tabipleri Birliği’nin söz konusu tasarıyla ilgili “yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada tıp mesleğine yönelik açık saldırı” tespitini bütünüyle desteklediğini açıkladı.
Yeni düzenlemeyle birlikte Türkiye’deki Olağanüstü Hal döneminde kamu hizmetinden çıkarılan binlerce doktordan bir bölümü 600 gün boyunca hekimlik yapamayacak, öbürleri ise özel hastanelerin büyük çoğunluğunda çalışamayacaktır. Ayrıca, bu doktorlar tarafından hazırlanan tıbbi raporlar da yargı ve idare organlarında geçerli sayılmayacaktır.
Tasarı son biçimini almak üzere Büyük Millet Meclisi’nde tartışılacaktır.
Dr. Hoven konuya ilişkin şu görüşü dile getirdi: ‘Tasarı utanç vericidir.

  • Binlerce doktorun çalışma hakkına yönelik açık bir ihlaldir.
  • Doktorlar çalışma yaşamının dışına itilirken hastası, yoksulu, engellisi ve yaşlısı başta olmak üzere Türk halkı gereksinim duyduğu hizmetlerden yoksun kalacaktır.

Bir hükümet neden binlerce doktorunu çalışmaktan men eder ki?
Dr. Hoven TBMM Başkanına yazdığı mektupta da şunları söyledi:
“Tıp mesleğini ve sağlık hizmetleri sunumunu tehdit eden uygulamaları büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Tıp mesleği, tıbbi tarafsızlık dâhil olmak üzere açık ve kabul edilmiş etik ilkeleri rehber alır; uygulamalarda ‘bilinç ve vicdanla, saygınlıkla ve örnek tıbbi uygulamalar doğrultusunda hareket eder’ (WMA Cenevre Bildirgesi) ve meslek üyeleri, gereksinimi olanlara gerekli bakımı sağlama görevlerini böyle yerine getirir. Tasarı ise tıp mesleğine sınırlama getirerek kaygı verici ölçüde ters yönde gitmektedir. “Yasa tasarısını tehlikeli ve sorumsuzca olarak değerlendiriyoruz.

Sizi, tasarının hemen geri çekilmesi için gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz.”
===================================

TTB : “Meslek Örgütümüzü İşlevsiz Kılmaya Yönelik Girişimlere Son Verilmelidir!”

“Meslek Örgütümüzü İşlevsiz Kılmaya Yönelik Girişimlere Son Verilmelidir!”

  • 06/03/2018 14:50
    http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=40517e38-2139-11e8-82e9-5e6c03ccf873 

Aralarında Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) de bulunduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına yönelik müdahale ve biçimlendirme yönündeki açıklama ve girişimlere karşı TTB Merkez Konseyi’nce bir basın toplantısı düzenlendi. 06 Mart 2018, Salı günü 12.30’da İstanbul Tabip Odası Cağaloğlu binasında gerçekleştirilen basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, TTB Genel Sekreteri Dr. Sezai Berber, Merkez Konsey Üyeleri Prof. Dr. Taner Gören ve Dr. Bülent Nazım Yılmaz katıldılar. Basın açıklamasını Prof. Dr. Raşit Tükel kamuoyuyla paylaştı. Açıklamanın tam metni aşağıdadır:

Meslek Örgütümüzü İşlevsiz Kılmaya Yönelik Girişimlere Son Verilmelidir!

Bir süredir, medyada yer bulan haberlerden, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarına yönelik “müdahale ve biçimlendirme” çalışmalarının yürütüldüğü anlaşılmaktadır.  Açıklamalarda isim değişikliği, birden fazla meslek kuruluşu kurulması, serbest meslek icrasında üyelik koşulunun kaldırılması, seçim sistemlerinin değiştirilmesi öne çıkmıştır. Bu tür müdahaleler, mesleğin insan ve toplum yararı gözetilerek uygulanmasına değil; mesleğin nasıl icra edileceğine bir yetkenin karar vermesine yönelik sonuçlar doğuracaktır.

Meslek Örgütleri Toplumdan Doğmuş, Demokrasi İle Büyümüştür…

Hekimlik, avukatlık, mimar ve mühendislik gibi kökleri insanlık tarihi kadar eski mesleklerin örgütlerinin bugünkü anlamda özerk ve mesleğe ilişkin yetkilere sahip olmalarının tarihi yaklaşık dört yüzyıl geriye gitmektedir. Tarihsel süreçte toplumsal bir olgu olarak var olmuş olan meslek örgütlerinin zaman içinde temel işlevleri; meslek etiğini belirleme, mesleki denetim ve yaptırım uygulama, mesleğin toplum yararı ile birlikte uygulanıp sürdürülmesini sağlama şeklinde belirginleşmiştir.

Ülkemizde ise, hekimler yönünden merkezi düzeyde 1857’de Türk Tıp Cemiyeti olarak kurulan meslek örgütü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra 1929’da Etibba Odaları, 1953 yılında Türk Tabipleri Birliği adını almıştır.

Kaynağını Anayasa’dan alan kamu kurumu niteliğine sahip, bütün organları seçimle işbaşına gelen, özerk, demokratik bir meslek kuruluşu konumundaki Türk Tabipleri Birliği, sağlık alanına ilişkin kamusal görev ve yetkilerle donatılmıştır. Anayasa’nın 135. maddesi uyarınca hekimlik mesleğini toplum yararına geliştiren, hekimlik uygulamaları ve denetlenmesine dair görevleri olan meslek birliğimiz, hekimlerin davranış kurallarını belirlemiş; hekimlerin kendi aralarında ya da toplumla ilişkilerinde bu kuralların geçerli olması için çalışmalar yürütmüş; hekimler kadar kamunun çıkarını sağlamayı amaç edinmiştir. Yasayla tanımlanan meslek birliğimizin kamusallığı, hekimlerin haklarını korumakla sınırlı olmayıp tüm toplumun sağlık hakkının sağlanmasına yöneliktir. Türk Tabipleri Birliği, meslektaşlarımız kadar toplum açısından da önemli olan, bilimsel çalışmalar ve eğitim ile edinilen bilgiye ve tarihsel süreç içinde geliştirilen meslek ahlâkına dayanan bir hekimlik uygulaması için çaba göstermektedir.

Meslek Örgütlerinin Özellikleri

Anayasanın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları devlet hiyerarşisi altında bulunmayan özerk kuruluşlar olarak düzenlenmiştir. Bu özerklik hizmetin kendisine ait bir özelliktir. Anayasa Mahkemesi’nin vurguladığı gibi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının işlevi sadece meslektaşlar arasındaki ilişkileri düzenlemekle sınırlı değildir; bu kuruluşlara çoğulcu demokratik ortamın gelişimine ilişkin rollerinin önemi nedeniyle kamusal nitelik kazandırılmıştır.

Meslek kuruluşlarında Deontoloji başta olmak üzere meslek uygulamalarının düzenlenmesinde ve benzeri kamusal görevlerin yürütülmesinde, kapsayıcılığın ve bağlayıcılığın korunması ve geliştirilmesi amacıyla zorunlu üyelik sisteminin sürdürülmesi gerekir. Kişilerin mesleklerini icra edebilmeleri için o meslekle ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşuna üye olmaları sağlanmalıdır. Zorunlu üyelik olmadığında ya da aynı meslek alanında birden çok meslek kuruluşunun kurulmasına olanak verildiğinde, meslek disiplininin kim tarafından sağlanacağı belirsizleşecek, her kuruluş kendi başına davranacaktır. Bunun sonucunda da meslek kuruluşlarının kendi mesleklerine ilişkin ihtiyaçlar, meslek etiği vb. konularında karar alabilmeleri mümkün olamayacak, kararların merkezi düzeyde alınması meslek kuruluşları üzerinde ciddi bir tahribata neden olacaktır.

Meslek Kuruluşlarına Neden Müdahale Edilir?

Meslek kuruluşlarına müdahale, Türk Tabipleri Birliği’nin insan yaşamının korunmasına yönelik hekimlik bilgilerini ve tutumunu anımsattığı açıklamasından sonra gündeme getirilmiştir. Bununla birlikte bu müdahale girişimi ne yenidir ne de Türk Tabipleri Birliği ile sınırlıdır. Yakın tarihimiz meslek örgütlerinin etkisizleştirilmesine yönelik birçok müdahaleye sahne olmuştur. Devletlerin mesleklere ve meslek kuruluşlarına müdahalesinin tarihi eskiye gider. Demokrasinin sorunlu olduğu dönemlerde devletler, meslek kuruluşlarının kendi politikalarını eleştirmemesini, desteklemesini hatta bir devlet organı gibi hareket etmesini istemekte; bunu sağlamak için de müdahalelerde bulunabilmektedir. Bu müdahaleleri engellemek için, Dünya Tabipler Birliği, ulusal hekim birliklerinin üye olarak kabul edilebilmesi için herhangi bir devlet kurumu veya kuruluşuna tabi olmaması veya bir devlet kurumu veya kuruluşu tarafından kontrol edilmemesi koşulunu getirmiştir. Türk Tabipleri Birliği, DTB’nin kurucu üyesidir.

Meslek örgütlerinin faaliyetlerinin devlet/hükümet politikaları ile çatıştığı hallerde kullanılan bir diğer müdahale türü ise, meslek kuruluşlarının güçsüzleştirilmesi ve etkisizleştirilmesidir.  Meslek örgütlerinin öteden beri temel işlevi, mesleğin insancıl bir biçimde insan ve toplum yararına uygulanmasını sağlamaktır. Hekimliğin iyi icrası için hastanın hekime güven duyması çok önemlidir. Toplum nezdinde mesleğe güven duygusu, mesleğin etik kurallarının belirlenmesi ve mesleki denetimle mesleğin biçimlendirilmesi yolu ile olur. Bu nedenle devletin, meslek kuruluşlarının bu işlevlerini yapmasını zorlaştıracak, etkisizleştirecek müdahalelerden kaçınması, toplumsal ve demokratik bir zorunluluktur.

Türk Tabipleri Birliği’ne Müdahalenin Nedenleri

Kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olması nedeniyle, Türk Tabipleri Birliği, hekimlik mesleğinin geliştirilmesi, hekimlerin haklarının korunması ve ortak ihtiyaçlarının karşılanması, meslek disiplininin sağlanması, hekimlerin birbirleriyle ve halkla ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin hakim kılınması, kamu hizmetinin düzeyinin korunması gibi işlevler üstlenmiştir.

Türk Tabipleri Birliği, bu işlevlere bağlı olarak, hekimlik uygulamalarının ve sağlık hizmetinin insan haklarına, etik değerlere uygun, bilimsel bilgiye dayanarak yerine getirilmesini sağlamak üzere talep ve öneriler geliştirmektedir. Türk Tabipleri Birliği, Anayasa ile tanımlanmış işlevlerini yerine getirmesi ve geliştirmesinin demokratik bir ülkede mümkün olduğunu göz önünde bulundurmaktadır.

Türk Tabipleri Birliği, sağlık hizmetinin gereklerine, hekimlik etik ilkelerine, hekimlerin hukuken sahip oldukları haklara aykırı düzenlemelere karşı yargı yoluna gitmektedir. Bu başvurular sonucu Anayasa Mahkemesi, Danıştay, İdare Mahkemeleri kararları ile hukuka aykırılığı saptanmış sayısız düzenleme, işlem bulunmaktadır. Bunlardan biri de, Türk Tabipleri Birliği’ne “tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlama” görevini veren Kanun maddesini 2 Kasım 2011 tarihinde değiştiren 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır.

Türk Tabipleri Birliği sağlığın, fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olduğunu hep akılda tutarak;

  • Herkese ihtiyacı olan sağlık hizmetlerine parasız ulaşma hakkını,
  • Herkese sosyal güvenlik hakkını,
  • Yeterli bilgi ve deneyim ve becerinin kazandırıldığı çağdaş tıp ve tıpta uzmanlık eğitimini,
  • Hekimlere, şiddetten uzak, insancıl, güvenli, sağlıklı çalışma ortamını,
  • Madenlerde, işyerlerinde kâr hırsı, denetimsizlik ve gerekli önlemlerin alınmayışı nedeniyle ortaya çıkan iş cinayetleri ve meslek hastalıklarının önlenmesini,
  • Sağlıklı, yaşanabilir bir çevrenin hak olarak hayata geçirilmesini,
  • Çocuk istismarının, kadın cinayetlerinin önlenmesini,
  • İnsan eli ile yaratılan her türlü şiddetin nedenlerinin ortadan kaldırılmasını, barış içinde yaşama hakkının ve sosyal iyilik halinin sağlanmasını talep etmekte ve bu taleplerin karşılanması için mücadele etmektedir.

Türk Tabipleri Birliği, bir bütün olarak sağlık çalışanlarının işlerini severek, iyi bir eğitim alarak, barışçıl çalışma ortamında, işbirliğini özendiren bir çalışma ve ücretlendirme modeli içinde, her türlü sosyal hakka sahip olarak çalışmalarını istemektedir.

Meslek Örgütümüzün Uluslararası Temsiliyeti

Türk Tabipleri Birliği’nin ülkemizi temsil ettiği Dünya Tabipler Birliği, Avrupa Hekimler Daimi Komitesi gibi uluslararası hekim örgütleri, evrensel hekimlik ilkelerine sahip çıkmanın toplumlar açısından öneminin ve değerinin farkındadır. Güçsüzleştirilmiş, hükümetin kontrolü ya da etkisi altındaki meslek kuruluşlarının dünya halkları nezdinde itibarının olamayacağı açıktır.

Meslek Örgütümüzü İşlevsiz Kılmaya Yönelik Girişimlere Son Verilmelidir!

Meslek örgütlerimizin isimlerinde yer alan Türk” ve “Türkiye ibareleri, Anayasa gereğince, bu mesleklerin hizmet verdikleri alanda, tüm toplumu kapsayan, kamusal yarar taşıyan hizmetleri nedeniyle verilmiştir. Meslek kuruluşlarının isimlerinden Türk ve Türkiye ibarelerinin kaldırılması yönündeki girişimler; bu kuruluşların toplumsal kapsayıcılığını ortadan kaldırmaya, meslek uygulama alanlarında toplum adına bilgi üretme, mesleği geliştirme ve toplumsal denetim işlevlerini yok etmeye yöneliktir. Meslek birliğimiz üzerinde bu yönde yapılacak müdahaleler halkın sağlık hakkına yönelik faaliyetler üzerinde ciddi bir tehdit durumundadır.

Varlık koşullarımızı ortadan kaldırarak mesleğimiz, meslektaşlarımız, toplum ve ülkemiz için geri dönülemez zararlara yol açacak bu girişimlerin geri çekilmesini istiyor; yetkilileri ve tüm kamuoyunu bu gelişmeler konusunda duyarlı davranmaya davet ediyoruz. Yine bu çerçevede siyasal iktidarı, Türk Tabipleri Birliği’ne karşı kullandığı dili ve kabul edilemez uygulamalarını gözden geçirmeye çağırıyoruz. Türk Tabipleri Birliği, hekimlerin mesleklerini demokratik değerler, etik ilkeler ışığında sürdürmekte ısrar ettikleri bir kurum olarak, Odaları ve üyeleri ile birlikte gerekli demokratik mücadeleyi sürdürecektir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
========================================
Dostlar,

Biz de meslek örgütümüz TTB’nin bu son derece dengeli, ağırbaşlı, sorumlu ve kararlı basın açıklamasını bütünüyle paylaşıyoruz.

AKP iktidarı ve Erdoğan’ı da serinkanlılığa, sağduyuya, demokratik çoğulcu düzene tahammül etmeye ve karşıt kurum ve görüşlere de saygılı olarak onlardan öğrenmeye, yararlanmaya; sonuç olarak çoğunlukçu (majorite) değil çoğulcu (pluralist) davranmaya bir kez daha çağırıyoruz.

İdare Hukuku uzmanı Prof. Dr. Metin Günday ve ark. ca hazırlanan (2013) “Kamu Kurumu Niteliğinde Meslek Kuruluşları Raporu” başlıklı bilimsel raporu (32 sayfa) paylaşmak istiyoruz. Bu bilimsel raporun özenle okunması, söz konusu Kamu Kurumu Niteliğinde Meslek Kuruluşlarının nitelik ve işlevlerinin daha iyi kavranmasını sağlayacaktır. AKP’lilerin ve Saray danışmanlarının… buna çok gereksinimleri olduğu kanısındayız. Lütfen tıklayınız :

KAMU_KURUMU_Niteliginde_Meslek_Kuruluşu_RAPORU_Prof._Gunday

Sevgi ve saygı ile. 06 Mart 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
TTB Ankara Tabip Odası Üyesi
TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi (199296)

Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

Uluslararası Hekim Örgütlerinin Yöneticilerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Mektup

Uluslararası Hekim Örgütlerinin Yöneticilerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Mektup

Sayın Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi
06560 Beştepe Ankara
Faks: (+90 312) 525 58 31
mail: contact@tccb.gov.tr
(30 Ocak 2018, https://www.istabip.org.tr/site_icerik/2018/subat/uluslararas%C4%B1-orgutlerden-mektup-son.pdf)

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan,

24 Ocak 2018 tarihinde yapılan ve savaşın çevreye zarar verip genel anlamda toplumun
yaşamını tehdit eden bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan basın açıklamasından bu
yana Türk Tabipler Birliği’ni (TTB) hedef alan ve sürmekte olan kampanya nedeniyle
duyduğumuz derin kaygıları size iletmek istiyoruz. TTB, tıp mesleği mensuplarının uluslararası saygınlığa sahip kuruluşları olan Dünya Tabipler Birliği’nin ve Avrupa Hekimler Daimi Komitesi’nin üyesidir.

  • TTB’yi hedef alan sindirme kampanyasını şiddetle kınıyoruz.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı 29 Ocak’ta TTB için soruşturma başlatmış, TTB merkezi aranmıştır. Ayrıca, TTB yöneticileri hakkında açılan bir başka davada kuruluşun görev alanı dışına çıktığı gerekçesiyle yöneticilerin görevden alınmaları istenmektedir. Bilebildiğimiz kadarıyla bu mektup yazılırken 11 TTB yöneticisi gözaltında tutulmaktaydı.

TTB’nin barış çağrısına verilen böylesine bir tepki bizi tam anlamda dehşete düşürmüştür.
Kuruluşlarımız tüm dünyada milyonlarca hekimi temsil etmektedir ve üyelerimiz mesleksel
açıdan tıp etiğine, insan haklarına ve barışa bağlılık içindedir. Şiddeti kınama,
hükümetlerimizi ve öbür karar vericileri savaşın ve silahlı çatışmaların sağlık üzerindeki kısa
ve uzun dönemli ağır sonuçlarına karşı uyarma, Türkiyeli meslektaşlarımız gibi, temsil
ettiğimiz tüm hekimlerin görevidir.

Türk Tabipleri Birliği, insan haklarını ve barışı destekleyen görüşünü açıklamak dışında başka bir şey yapmamıştır. Bu, suç oluşturan bir fiil değildir. Dahası, ifade özgürlüğünün barışçı biçimde kullanılması üzerine TTB hakkında soruşturma başlatılması, Türkiye tarafından 2003 yılında onaylanan, dolayısıyla hükümlerinin bağlayıcılığı kabul edilmiş olan Uluslararası Sivil ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nde belirtildiği gibi insan haklarının ağır ihlali niteliğindedir. Dolayısıyla Türk makamlarına aşağıdaki konularda çağrıda bulunuyoruz:

 Türk Tabipleri Birliği yöneticilerinin hemen serbest bırakılması
 Yargı alanındakiler dahil, Türk Tabipleri Birliği’ne yönelik her tür taciz edici ve
sindirmeye yönelik fiillere derhal son verilmesi
 Türkiye tarafından da benimsenen uluslararası insan hakları standartları ve belgelerine
uygun olarak insan haklarına ve temel özgürlüklere her durum ve koşulda saygının
sağlanması.

Söz konusu temel evrensel insan hakları ve değerleri doğrultusunda acilen gerekli girişimlerde
bulunacağınıza inanıyoruz.

Saygılarımızla

Dr. Yoshitake Yokokura, Başkan, Dünya Tabipler Birliği (WMA)
Donna McKay, Genel Direktör, İnsan Hakları İçin Hekimler (PHR)
Dr. Jacques de Haller, Başkan, Avrupa Hekimler Daimi Komitesi (CPME)
Danışman Leah Wapner, Genel Sekreter Avrupa Tabip Birlikleri Forumu (EFMA)
Victor Madrigal, Genel Sekreter, Uluslararası İşkence Mağdurları Rehabilitasyon Konseyi
(IRCT)

Bilgi için
Başbakan Sayın Binali Yıldırım, Vekâletler Caddesi Başbakanlık Merkez Bina, 06573
Kızılay / Ankara; Tel: (0312) 422 10 00; Faks: +90 312 403 62 82; Email
ozelkalem@basbakanlik.gov.tr
Dışişleri Bakanı Sayın Mevlut Çavuşoğlu, Dr. Sadık Ahmet Cad, No: 8 Balgat / Ankara
– Türkiye 06100; Tel : +90 (312) 292 10 00
Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül, 06659 Kızılay, Ankara; Tel: +90 (312) 417 77 70
Faks: +90 (0312) 419 33 70; E mail:info@adalet.gov.t
İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, Ankara; Tel: +90 (312) 422 40 00; Fax: 90 312
418 1795; Email: mustesarlik@icisleri.gov.tr // ozelkalem@icisleri.gov.tr
Sağlık Bakanı Sayın Ahmet Demircan; +90(312) 585 67 33, eposta@saglik.gov.tr
Büyükelçi Sayın Faruk Kaymakçı, Türkiye Avrupa Birliği Brüksel Diplomatik Misyonu,
Avenue des Arts 36 38, 1000 Bruxelles, Belgium; Fax: + 32 2 511 04 50
Büyükelçi Sayın Naci Koru, Türkiye Birleşmiş Milletler Cenevre Daimi Misyonu
Chemin du Petit Saconnex 28B 1211 Geneva 19, Tel: +41 22 918 50 80; Fax: +41 22 734
0859; Email: mission.turkey@ties.itu.int
==============================================
Dostlar, değerli meslektaşlarımız;

Çağrı içeriğine ve istemlerine biz de katılarak metni paylaşıyoruz..

Sevgi ve saygı ile. 03 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
TTB Ankara Tabip Odası Üyesi  –  Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Avrupa Hekimler Daimi Komitesi Türk Tabipleri Birliği yöneticilerinin gözaltına alınmasını kınadı. 

Avrupa Hekimler Daimi Komitesi Türk Tabipleri Birliği Yöneticilerinin Gözaltına Alınmasını KınadıAvrupa Hekimler Daimi Komitesi Türk Tabipleri Birliği yöneticilerinin gözaltına alınmasını kınadı

AVRUPA HEKİMLER DAİMİ KOMİTESİ BASIN AÇIKLAMASI

Avrupa Hekimler Daimi Komitesi (CPME) Başkanı Dr. Jacques de Haller,
– Türk Tabipleri Birliği (TTB) yöneticilerinin gözaltına alınmasını,
– fiziksel şiddet tehditlerini ve
– TTB hakkında suç duyurusunda bulunulmasını kınadı.

“CPME, savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğu yönünde kamuoyuna açıklamada bulunan Türkiyeli meslektaşlarına tam destek vermektedir.

Türk Tabipleri Birliği’nin insan haklarını ve barışı destekleme gibi bir görevi bulunduğu konusunda dünya tıp camiasıyla aynı görüşü paylaşıyoruz; son gözaltı işlemleri ve suç duyurusundan büyük kaygı duyuyoruz.  Meslektaşlarımızla birlikte, ifade özgürlüğüne yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz.

Dünya Tabipler Birliği ile birlikte, Türkiye makamlarına TTB yöneticilerinin derhal serbest bırakılması ve sindirme kampanyasına son verilmesi çağrısında bulunuyoruz. Avrupa’daki ulusal tabip birliklerini sağlık, örgütlenme ve ifade hak ve özgürlükleri dahil olmak üzere Türkiye’nin insani ve insan hakları alanındaki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi için gerekli girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz.” (http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=511f8330-0673-11e8-8aa4-0cab391de218 30 Ocak 2018)

Basın Açıklamasına Çağrı: TTB Merkez Konseyi Üyeleri Acilen Serbest Bırakılmalıdır

Adıyaman, Gökalp ve Horasan Serbest Bırakıldı

İYİ HEKİMLİK DEĞERLERİ YARGILANAMAZ!


İYİ HEKİMLİK DEĞERLERİ YARGILANAMAZ!

Dostlar,

Biz de basın açıklamasında Ankara adliyesi önünde meslektaşlarımızla birlikteydik.
(Hemen ardından, ADD’nin sözde İÇ GÜVENLİK yasası hk. basın açıklamasına katıldık..)
Türkiye’de hala yargıçlar olduğu için sevinçliyiz.

Davayı rededen mahkemeye ve sayın yargıca, adil ve hukuka uygun kararı için teşekkür ederiz.
Gezi direnişi sırasında AKP’nin zulmüne uğrayan, ilk ve acil yardım gereksinimi duyan
çaresiz yurttaşlara hekimliğin evrensel gereklerine uygun destek veren meslektaşlarımızı
saygı ve şükran ile selamlıyoruz.

Davaya emek veren kişi ve kurumlara da sağolsunlar diyoruz..

Sevgi ve saygı ile,
21.02.2015

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

İyi Hekimlik Değerleri Yargılanamaz

http://ato.org.tr/haberler/detay/254#/haberler/detay/298

Sağlık Bakanlığı tarafından Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Onur Kurulu üyelerinin, “Gezi Parkı” protestoları süresince “hukuka aykırı olarak yetkisiz ve kontrolsüz revir adı altında sağlık hizmet birimleri oluşturarak amaçları dışında faaliyet gösterdiği”
iddiasıyla görevlerinden alınmaları istemiyle açılan dava 3. duruşmasında reddedildi.
20 Şubat 2015 saat 09.45’te 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada;
CHP Milletvekilleri Levent Gök, Aylin Nazlıaka, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan,
dönemin Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, Dr. Aytuğ Balcıoğlu ve Gezi Direnişi sırasında yaralanan ve gönüllü hekimlerin müdahalesi sonucu kalıcı hasar almaktan kurtulan Akın Can, Kazım Arslan, Duran Eren Şahin tanık olarak dinlendi.

İyi hekimlik değerlerine sahip çıkmak ve Ankara Tabip Odası’na destek olmak adına
CHP Milletvekilleri Aylin Nazlıaka, Levent Gök, Mahmut Tanal, Orhan Düzgün ve
HDP Milletvekili Demir Çelik, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu,
TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, dönemin Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık,
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Dr. Metin Bakkalcı, Kaya Güvenç,
Dünya Tabipler Birliği, Norveç Tabipler Birliği ve Avrupa Birliği Daimi Hekimler Komitesi adına Björn Hoft, İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü (PHR) temsilcisi Dede Dunevant ve demokratik kitle örgütlerinin yönetici ve üyeleri, hekimler ve çok sayıda tıp öğrencisi katıldı.

Duruşmadan önce düzenlenen basın açıklamasını okuyan ATO Başkanı Dr. Çetin Atasoy;

Ankara’nın, İstanbul’un, İzmir’in, Adana’nın meydanları kan ve gözyaşıyla yıkanırken, ambulanslar gösteri alanlarına gitmiyorken, hekimler eli kolu bağlı, duracaklar mıydı? Kuşkusuz, hayır! Hayır, çünkü, “halk sağlığını korumak” Türk Tabipleri Birliği’ne ve tabip odalarına yasa ile verilmiş bir görevdir. Hayır, çünkü, yeminlerine ve etik değerlerine göre hekimler sağlık yardımına gereksinim duyanlara hiçbir ayrım gözetmeden yardım etmekle yükümlüdür” diye konuştu. Atasoy sözlerini şu şekilde noktaladı: “Yaşasın iyi hekimlik değerlerimiz, yaşasın hekimlerin halktan yana örgütlülüğü, yaşasın halktan yana örgütlerin dayanışması!”

ATO Başkanı Dr. Çetin Atasoy’un ardından söz alan İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü İletişim Direktörü DeDe Dunevant da tüm dünyadaki doktorların etik görevlerinin acil durumlarda sağlık hizmeti sunmak olduğunu ve Bakanlığın suçlamalarına karşı Dünya Tabipler Birliği, İngiliz Tabip Odası ve Alman Tabip Odası gibi pek çok örgütle birlikte TTB ve ATO’ya uluslararası destek verdiklerini vurguladı.

Konuşmaların ardından duruşmaya geçildi ve tanık ifadelerindeki ortak söylem gönüllü sağlık hizmeti veren hekimlerin ve bu bağlamda iyi hekimlik değerlerinin yargılanamayacağı oldu.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ifadesinde, Gezi Direnişi esnasında
Sağlık Bakanlığı’nın ambulanslarından dahi gaz atıldığını ifade ederken,

“Mülkiyeliler Birliği’nde kurulan revirde polislere müdahale etmemiş olsaydık avukatların, yaralıların ve gönüllü hekimlerin içinde olduğu Mülkiyelilerde neredeyse ikinci Madımak vakası yaşanacaktı. Mevzuata göre Bakanlık bu tarz olaylarda çadır kurmalıyken, sıhhiye bulundurmak zorundayken görevini yerine getirmedi. Hekimlik ve insanlık görevini yerine getiren hekimlere dava açmak değil ödül vermek gerekir.” diye konuştu.

CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka ise,

“Yaralananlar fişlenme korkusu ile hastaneye gitmek istemiyordu. Sert müdahale sonucu

– 9 kişinin hayatını kaybettiği,
– 10 bin kişinin yaralandığı,
– 19 kişinin gözünü kaybettiği

günlerde Sağlık Bakanlığı ambulansları çok yetersizdi. Gönüllü hekimler olmasaydı tablo
çok daha kötü olabilirdi. Gezi’de gönüllü hekimlik yapanlar ve yapamayanlar diye bir ayrıma gitmemek gerekir. Hekimler Gezi direnişinde insan ve hekim olarak hekimlik yaptı” sözlerini kaydetti.

Gezi direnişinde yaralanan Akın Can, Kazım Arslan, Duran Eren Şahin ifadelerde,
polisin hedef gözeterek attığı gaz kapsülü sonucunda yaralandıklarını
ve saatlerce ambulans beklediklerini; gönüllü hekimlerin müdahalesi sayesinde
kalıcı hasar kalmadığını söylediler.

Tanık ifadelerinin ardından ATO’nun Avukatı Ziynet Özçelik savunmasında,

“Gezi direnişinde Sağlık Bakanlığı görevlendirmesi ile revir tespiti yapılmaya çalışıldı.
Sağlık Bakanlığı personeli, revir olmadığını kayıtlara geçti. Anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere verilen sağlık hizmeti ilk yardımdır. Bakanlığın iddia ettiği gibi düzenli sağlık hizmeti sunan bir kuruluş yoktur. Sağlık Bakanlığı yeterli hizmeti vermediği için gönüllü hekimler ilk yardım hizmeti sundu.” diyerek davanın reddini talep etti.

Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın reddine karar verildi.

Duruşma sonrası Adliye önünde açıklama yapan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Atasoy,

“Gezi Parkı protestoları sırasında, Sağlık Bakanlığı yaralılara müdahalede etkisiz kalmıştır.
Bu dava ile ‘iyi hekimlik’ değerlerinin yargılanamayacağı kanıtlandı. Bizler acil durumlarda hiçbir merciden izin almak zorunda değiliz. Özgür hekimlik ve iyi hekimlik adına hayırlı olsun.”
dedi.

TTB Başkanı Dr. Bayazıt İlhan da “ İnsanlık yararına hekimlik değerleriyle toplumun buluşması engellenmeye çalışıldı ama boşa çıktı. İnsanlık yararına hekimlik yapmak suç ilan edilemez” diye konuştu.

Basın açıklamasının tam metni için aşağıdadır.

==================================================

TTB_logo

Yargılanan Ankara Tabip Odası Değil, “İyi Hekimlik Değerleri”dir!
Saldırı Hekimlere Değil, Halkın Sağlık Hakkınadır!

 http://ato.org.tr/haberler/detay/254#/basin-aciklamalari/detay/379

Ankara Tabip Odası – Türk Tabipleri Birliği Ortak Basın Açıklaması

Yargılanan Ankara Tabip Odası Değil, “İyi Hekimlik Değerleri”dir!
Saldırı Hekimlere Değil, Halkın Sağlık Hakkınadır!

Sağlık Bakanlığı Ankara Tabip Odası’nı Haziran Direnişi sırasında göstericilere sağlık yardımı sağlamakla suçlamakta ve Yönetim ve Onur Kurullarının görevden alınmasını talep etmektedir.

Anımsanacağı üzere, yurttaşlarımızın yaşam alanlarının rant uğruna talan edilmesine karşı başlattığı Haziran Direnişi sırasında Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi Ankara’da da kolluk kuvvetlerinin yoğun şiddeti sonucu binlerce kişi yaralanmış, biber gazının zararlı etkilerine maruz kalmıştır. Yaralı sayısı Türkiye’de 8163 kişiye, Ankara’da 1549 kişiye ulaşmıştır.  Yaralanmaların önemli bir kısmı tazyikli suyun ölçüsüz kullanımı, biber gazının doğrudan göstericilerin üzerine sıkılması, biber gazı kapsüllerinin göstericilere fırlatılması, plastik mermilerin yakın mesafeden ateşlenmesi sonucu gerçekleşmiştir. Çok sayıda yurttaşımız hayatını kaybetmiştir.

Gezi Parkı eylemlerinde, anayasa ve evrensel sözleşmeler tarafından korunan barışçıl toplanma ve gösteri hakkını kullanan yurttaşlarımıza uygulananlar bütün Dünyanın da kabul ettiği gibi haksızdır, orantısızdır ve vahşet boyutundadır. Öyle ki, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bile, hükümeti şiddeti durdurmaya çağırmıştır. Ama hiç oralı olunmamış, tencere-tava çalmak bile suç sayılmış; doktorlar, avukatlar, gazeteciler, hatta “duran adam”lar gözaltına alınmış, kötü muameleye maruz bırakılmıştır. Şiddet giderek büyütülmüştür. Olayların yaygınlığı ve niceliksel büyüklüğünün de etkisiyle Sağlık Bakanlığı yaralılara müdahalede etkisiz kalmıştır.

Bütün bunlar yaşanırken, Ankara’nın, İstanbul’un, İzmir’in, Adana’nın meydanları kan ve gözyaşıyla yıkanırken, ambulanslar gösteri alanlarına gitmiyorken, hekimler eli kolu bağlı, duracaklar mıydı? Kuşkusuz, hayır! Hayır, çünkü, “halk sağlığını korumak” Türk Tabipleri Birliği’ne ve tabip odalarına yasa ile verilmiş bir görevdir. Hayır, çünkü, yeminlerine ve etik değerlerine göre hekimler sağlık yardımına gereksinim duyanlara hiçbir ayrım gözetmeden yardım etmekle yükümlüdür. Haziran Direnişi’nde olduğu gibi, tıbbi yardım ihtiyacının çok açık ve acil olduğu durumlarda bu gereksinimi görmezden gelemeyiz, yoksa mesleki ve etik sorumluluklarımızı ihmal etmiş oluruz. Evet, hekimler ihtiyaç olan her yerdeydi. Pencereleri kırılarak içlerine göz yaşartıcı gaz atılan acil sağlık noktalarındaydı. Acil sağlık hizmeti verilen noktaları basıp yaralıları dövmenin cezasız kaldığı bu ülkede, o noktalarda kendi güvenliğini hiçe sayıp can kurtarmaya çalışmak suç ise, kabul, bu “suç” işlenmiştir. Bu “suç” ve bu dava, hekimliğin ve o hekimlerin onur plaketidir.

Dünya Tabipler Birliği’nin Cenevre Bildirgesi’nde hekimlerin kendi yaşamlarını insanların hizmetine adayacaklarına dair yemin etmesi öngörülmüştür. Hekim yeminindeki başlıca değerler merhamet, adanmışlık ve yardıma hazır olmaktır. Türk Ceza Kanunu acil durumlarda temel yardımı herkes için bir zorunluluk saymıştır. Türk Tabipleri Birliği’nin Meslek Etiği Kuralları’nda, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nde ve Dünya Tabipler Birliği’nin çeşitli bildirgelerinde acil durumlarda ilk yardımda bulunmak hekimin açık bir yükümlülüğü olarak tanımlanmıştır. Dünya Tabipler Birliği’nin bildirgelerine göre hekimlerin görevlerini yapmaları suç sayılamaz, hastalarının çıkarlarını savunabilmek adına hekimlerin mesleki özerkliği güvenceye alınmalıdır. Sağlık Bakanlığı hekimlerin adanmışlıklarına, mesleki özerkliklerine karşı giriştiği bu saldırı ile sorumlu olduğu yaşam hakkını tehlikeye attığının farkında mıdır?

Hatırlayalım, Sağlık Bakanlığı o günlerde hastanelere yaralı eylemcilerin kaydedileceği özel formlar göndermişti. Fişleneceği kaygısıyla yaralılar hastanelere başvurmaktan kaçınmışlardı. Böylelikle yaralılara neredeyse “hastaneye gelme” diyen bakanlık, bugün onlara ilk yardımı dışarıda veren hekimleri yargılamaya kalkıyor. Hem suçlu, hem güçlü! Daha doğrusu, onlar suçlu, biz haklı; onlar zayıf, biz güçlü!

Hatırlayalım, Haziran Direnişi’nde hekimler hizmet sundukları sırada darp edilmiş, gözaltına alınmışlardı. Bugün daha da ileri gidiyorlar, tek tek hekimleri değil, hekimliği bütünüyle tutsak etmeye çalışıyorlar. TOMA’lardaki suya kattıkları ilacın hesabını vermeyenler, hekimliğe ruhsat soruyorlar. Hekimliği izine, emire bağlamak istiyorlar. Hekimliği tehdit ediyorlar. Buna boyun eğmeyeceğiz.

Tıpkı bugün burada özgür ve iyi hekimliğe savaş açanlara “hodri meydan” dediğimiz gibi, bu ülkenin insanları ülkede giderek yükselen şiddete, otoriterleşmeye, gericileşmeye karşı direnmeye devam ediyor. TMMOB’u etkisizleştirmeye çalışan düzenlemelere, baskıyı daha da artıracak İç Güvenlik Yasa Tasarısı’na, Özgecan’ın canına mal olan kadın düşmanı, gerici politikalara teslim olmayacağız.

Bu dava ile “iyi hekimlik” değerleri yargılanmakta, hekim örgütleri toplumsal sorunlara duyarsız kılınmak istenmektedir. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları Sağlık Bakanlığı’nın bu baskıcı tutumu karşısında yılmayacaktır. Çünkü, bizce, halkın sağlık hakkını umursamayan hekimlik “iyi hekimlik” değildir.

Bu davada uluslararası hekim ve insan hakları örgütleri Türkiye’deki hekimlerin, Ankara Tabip Odası’nın yanındadır, temsilcileri buradadır. Türkiye’deki emek ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve milletvekilleri mesleğinin gereğini yapan hekimlerin yanındadır. Türk Tabipleri Birliği ve Ankara Tabip Odası olarak bu utanç davasında bizlere desteğini sunan duyarlı tüm kişi ve kurumlara teşekkür ederiz.

Yaşasın iyi hekimlik değerlerimiz, yaşasın hekimlerin halktan yana örgütlülüğü, yaşasın halktan yana örgütlerin dayanışması!

Saygılarımızla, 20.02.2015

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi