Dünya Tabipler Birliği’nden 5. madde açıklaması: Utanç verici!

Dünya Tabipler Birliği’nden 5. madde açıklaması: Utanç verici!

Dünya Tabipler Birliği (DTB), TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda kabul edilen “Sağlık Torba Yasası”nda yer alan ve Türkiye’de hekimlerin mesleklerini yapma özgürlüğünü kısıtlayan yeni adımı “utanç verici” olarak niteleyerek, gelişmeyi kınadı.

Sağlık Torba Yasası ile ilgili gelişmeleri yakından izleyen DTB, bugün de (8 Kasım 2018) konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Yeni düzenlemeyle birlikte Türkiye’deki Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde kamu hizmetinden çıkarılan binlerce doktordan bir kısmının 600 gün boyunca hekimlik yapamayacağı, öbürlerinin ise özel hastanelerin büyük çoğunluğunda çalışamayacağı ifade edildi. Ayrıca, bu doktorlar tarafından hazırlanan tıbbi raporların da yargı ve idare organları nezdinde geçerli sayılmayacağı kaydedildi.

Tasarının, son şeklini almak üzere TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceği bilgisinin de paylaşıldığı açıklamada, DTB Başkanı Dr. Ardis Hoven’in değerlendirmesine de yer verildi.

Dr. Hoven, TTB’nin hekimlerin mesleklerini yapmasının engellenmesinin salt Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde tıp mesleğinin icrasına yönelik açık saldırı anlamına geldiği yönündeki saptamasını güçlü biçimde desteklediklerini bildirdi.

Dr. Hoven şu görüşleri kaydetti:

Tasarı utanç vericidir. Binlerce doktorun çalışma hakkına yönelik açık bir ihlaldir. Doktorlar çalışma yaşamının dışına itilirken hastası, yoksulu, engellisi ve yaşlısı başta olmak üzere Türkiye halkı gereksinim duyduğu hizmetlerden yoksun kalacaktır. Bir hükümet neden binlerce doktorunu çalışmaktan men eder ki?

Dr. Hoven, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a gönderdiği mektupta da şu ifadelere yer verdi:

“Tıp mesleğini ve sağlık hizmetleri sunumunu tehdit eden uygulamaları büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Tıp mesleği, tıbbi tarafsızlık dâhil olmak üzere açık ve kabul edilmiş etik ilkeleri rehber alır; uygulamalarda ‘bilinç ve vicdanla, saygınlıkla ve örnek tıbbi uygulamalar doğrultusunda hareket eder’ (WMA Cenevre Bildirgesi) ve meslek üyeleri gereksinimi olanlara gerekli bakımı sağlama görevlerini böyle yerine getirir. Tasarı ise tıp mesleğine sınırlama getirerek kaygı verici ölçüde ters yönde gitmektedir.”
*****
Dünya Tabipler Birliğinin açıklaması :

http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=789494a2-e361-11e8-b159-336a7b2d6c99


The World Medical Association has condemned as ‘shameful’ a new move by the Turkish authorities to restrict the freedom of Turkish physicians to practice medicine.

Under a new law approved yesterday by Turkey’s Health Commission, thousands of physicians will be barred from working in either the public sector or in private hospitals operating through contract with the Social Security Agency, effectively putting them out of work.

Dr. Ardis Hoven, Chair of WMA Council, said the WMA strongly supported the claim from the Turkish Medical Association that this was ‘nothing less than a blatant assault on the profession of medicine, not only in Turkey but throughout the world’.

The Bill bars thousands of doctors, who were dismissed from public service during Turkey’s State of Emergency, from practicing medicine, some from all practice for a period of 600 days, others from most private hospitals. In addition, medical reports prepared by these physicians will have no validity before judicial and administrative bodies.

The Bill will now be discussed by the Parliament’s Grand Assembly for final approval.

Dr. Hoven said: ‘This Bill is shameful. It is a blatant violation of the right to work for thousands of physicians. It will force them out of work, depriving the Turkish people – the ill, the poor, the handicapped and the elderly being the most exposed – of the health care they need. Why would any Government want to throw thousands of its doctors out of work?’

In a letter to the President of the Grand Assembly, Dr. Hoven writes: ‘We deplore any practices threatening the medical profession and the provision of health-care services. The medical profession is guided by clear and recognised ethical principles, including the principle of medical neutrality, and to practice “with conscience and dignity and in accordance with good medical practice” (WMA Declaration of Geneva), so that they can fulfil their duties to provide care for those in need. By attempting to restrain the medical profession, the bill is moving in the opposite direction alarmingly.

‘We consider the proposal dangerous and irresponsible. We urge you to take all the necessary steps so that it is withdrawn immediately’.
*****
Bildirinin çevirisi :

WMA, DOKTORLARIN ÇALIŞMASINA YASAK GETİREN ‘UTANÇ VERİCİ’ ADIMI KINADI

Dünya Tabipler Birliği, iktidar tarafından atılan ve Türk doktorların mesleklerini yapma özgürlüğünü kısıtlayan yeni adımı ‘utanç verici’ olarak niteleyip kınadı. Dün Sağlık Komisyonu’ndan geçen yeni yasa tasarısı binlerce doktorun kamu sektöründe ya da Sosyal
Güvenlik Kurumu ile sözleşmeli faaliyet gösteren özel hastanelerde çalışmasını engellemekte,
doktorları fiilen işsiz bırakmaktadır. WMA Konsey Başkanı Dr. Ardis Hoven, Türk Tabipleri Birliği’nin söz konusu tasarıyla ilgili “yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada tıp mesleğine yönelik açık saldırı” tespitini bütünüyle desteklediğini açıkladı.
Yeni düzenlemeyle birlikte Türkiye’deki Olağanüstü Hal döneminde kamu hizmetinden çıkarılan binlerce doktordan bir bölümü 600 gün boyunca hekimlik yapamayacak, öbürleri ise özel hastanelerin büyük çoğunluğunda çalışamayacaktır. Ayrıca, bu doktorlar tarafından hazırlanan tıbbi raporlar da yargı ve idare organlarında geçerli sayılmayacaktır.
Tasarı son biçimini almak üzere Büyük Millet Meclisi’nde tartışılacaktır.
Dr. Hoven konuya ilişkin şu görüşü dile getirdi: ‘Tasarı utanç vericidir.

  • Binlerce doktorun çalışma hakkına yönelik açık bir ihlaldir.
  • Doktorlar çalışma yaşamının dışına itilirken hastası, yoksulu, engellisi ve yaşlısı başta olmak üzere Türk halkı gereksinim duyduğu hizmetlerden yoksun kalacaktır.

Bir hükümet neden binlerce doktorunu çalışmaktan men eder ki?
Dr. Hoven TBMM Başkanına yazdığı mektupta da şunları söyledi:
“Tıp mesleğini ve sağlık hizmetleri sunumunu tehdit eden uygulamaları büyük üzüntüyle karşılıyoruz. Tıp mesleği, tıbbi tarafsızlık dâhil olmak üzere açık ve kabul edilmiş etik ilkeleri rehber alır; uygulamalarda ‘bilinç ve vicdanla, saygınlıkla ve örnek tıbbi uygulamalar doğrultusunda hareket eder’ (WMA Cenevre Bildirgesi) ve meslek üyeleri, gereksinimi olanlara gerekli bakımı sağlama görevlerini böyle yerine getirir. Tasarı ise tıp mesleğine sınırlama getirerek kaygı verici ölçüde ters yönde gitmektedir. “Yasa tasarısını tehlikeli ve sorumsuzca olarak değerlendiriyoruz.

Sizi, tasarının hemen geri çekilmesi için gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz.”
===================================

“Savaş; Göç ve Sağlık: Hekimler Ne Yapmalı”

“Savaş; Göç ve Sağlık: Hekimler Ne Yapmalı” Sempozyumu 26-27 Şubat’ta İstanbul’da…sgs

Ülkemizin yanı başındaki coğrafya “mülteciliğin olağanlaştığı” bir bölge haline geldi. Suriye’de çatışmadan iç savaşa dönen kriz tüm dünyayı sarsıyor.

Türk Tabipleri Birliği yaşanan bu büyük krizin sağlık ve hekimlik alanında yarattığı sorunları Dünya Tabipleri Birliği’nin (DTB) gündemine taşıdı ve bu insanların sağlık alanında yaşadıkları sorunların ve çözüm önerilerinin ülkelerin ulusal tabip birliklerinin gündemine getirilmesinin önemini vurguladı. Bu çabaların bir sonucu olarak
Dünya Tabipler Birliği Ekim 2015’te Moskova’da yapılan 66. Genel Kurul toplantısında bu konuyla ilgili

 – Küresel Mülteci Kriziyle ilgili DTB (Dünya Tabipleri Birliği) Kararı”
başlıklı bir tutum belgesini kabul etti.  Dünya Tabipler Birliği şimdi de, 26-27 Şubat 2016’da İstanbul’da

“Savaş, Göç ve Sağlık: Hekimler Ne Yapmalı?” başlıklı bir sempozyum düzenliyor.

Türk Tabipleri Birliği’nin katkısıyla düzenlenecek bu sempozyumda konu ile ilgili uluslararası uzmanların yanı sıra farklı ülkelerden tabip birlikleri temsilcileri de
kendi ülke deneyimlerini aktarma fırsatı bulacaklardır. Sempozyumda;

– “Savaş, göç ve sağlığın sosyal belirleyenleri”,
– “Göç kaynaklı sağlık sorunları”,
– “Ortadoğu’da savaşlar ve göç: Türkiye’nin deneyimi ve TTB’nin etkinlikleri”, – “Ülkelerin ve kurumların göç politikaları: Eleştirel bir değerlendirme”,
– “Kadın ve savaş” ve
– “Ulusal tabip birliklerinin sunumları”

başlıklarında oturumlar gerçekleştirilecek.

“Savaş, Göç ve Sağlık: Hekimler Ne Yapmalı?” başlığını taşıyan sempozyum
tüm hekimlerin katılımına açık. Ayrıntılı program ve organizasyon bilgili önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacak. Sempozyum ile ilgili tüm ayrıntılara http://warmigrationhealth.com/ bağlantısından erişilebilir.

===================================

Dostlar,

Konu önemli..
TTB’nin sorunu Dünya Tabipleri Birliği’nin (DTB, World Medical Association) gündemine taşıyabilmesi değerlidir. Keşke Türkiye’nin ilgili kamu ve özel sektördeki kurumları nesnel bir sorumlulukla sürece destek verse ve katılsa..

Devlet aklı da kısır AKP – RTE siyasesinin ipoteğinden sıyrılarak “orada” olsa..
Ulaşılan sonuçlar, yönetimbilimi yöntemleriyle irdelenerek değerlendirilse ve
son yıllarda yaşanagelen çok boyutlu yakıcı sorunların çözümünde politika üretimi için kullanılabilse..

Dileriz TTB ve içindeki kimi etnik yönelimli kesimler, toplantının nesnel – bilimsel doğrultusunu dar ideolojk beklentiler içinde yönlendirmeye çalışmazlar..

Sorun salt Halk Sağlığı ile sınırlı değil. Dış politikadan istihdama, temel insan hak ve özgürlüklerinden ekonomiye, bölgesel barıştan küresel topluma dek açılımları var. Türkiye’de yaşayan 3 milyona yakın Suriyeli ve Irak’lı kitle son derece önemli
kısa – orta ve uzun erimli yansımaları olan ve olacak olan kritik bir sorundur.
Bu sorunu yönetmek üzere uygun bir Bakanlığa bağlı Müsteşarlık düzeyinde
kamusal bir örgütlenme çok yerinde olur.

Bu insanlar ülkelerine önümüzdeki birkaç yılda ciddi oranda dön(e)meyecekse,
-ki öyle görünüyor- bu kitlenin Türkiye toplumu ile bütünleşmesinin (entegrasyonunun) sağlanmasına çaba gösterilmelidir. Bu kitlenin sorunları artan nüfusları, büyüyen çocukları ve yaşlanan insanlarıyla, beklentileriyle.. giderek boyutlanmaktadır.
AKP – RTE’nin dış güdümlü emperyalist maşası Ortadoğu politikalarının ürünü olarak ülkemizin başına bu ağır sorunu dert etmişlerdir. Bu saptama hiç akıldan çıkarılmayacak ve tarih ile Ulusumuz sorumluları asla unutmayacak ve bağışlamayacaktır..

Sevgi ve saygı ile.
20 Ocak 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Bilimsel Araştırma Hukuku ve Mevzuatı / Scientific Research Law and Regulation

bilimsel_arastirma_hukuku_ve_mevzuati